SAĞLIK - 22 Şubat 2019 Cuma 12:48

Burun estetiğinde doktor seçimi önemli

A
A
A
Burun estetiğinde doktor seçimi önemli

Doç.

Doç.Dr. Yavuz Selim Yıldırım, burun estetiğinde doktor seçiminin önemli olduğunu söyledi.


Hisar Hospital Intercontinental Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç.Dr. Yavuz Selim Yıldırım, “Başarılı bir burun estetiği ameliyatı için bir çok etken önemlidir. Ancak doktor seçimi bu etkenlerin en başında geliyor. Rinoplasti birçok açıdan çok özellikli bir ameliyattır. Ameliyat olacak kişinin beklentilerinin anlaşılması, tıbbi gereksinimlerin muayene ile ortaya konması, burun dışı ve içi çok farklı anatomik durum ve patolojilerin varlığı, ameliyat tekniklerinin çeşitliliği, ameliyat sonrası dokuların kişisel farklılıklarla yanıt vermesi gibi nedenler bu ameliyatı yaşam boyu üzerinde çalışılması gereken bir ameliyat haline getirmektedir” dedi.


Rinoplastinin Türkiye’de Kulak Burun Boğaz Hastalıkları uzmanları ve Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi uzmanları tarafından yapıldığını ifade eden Dr. Yıldırım, “Bu ameliyatı yapacak uzmanların bu konuda deneyimli ve bu ameliyatı sık yapan kişiler olmasında yarar vardır. Her Kulak-Burun-Boğaz Hastalıkları uzmanı ve her Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi uzmanının bu ameliyatı iyi şekilde yapabileceğini beklemek gerçekçi değildir. Her iki uzmanlık dalından da rinoplasti konusunda iyi eğitim almış ve daha sonra kendilerini çok iyi geliştirmiş çok başarılı doktorlar hastalarına hizmet vermektedir. Bu konuda bilimsel arenada her iki uzmanlık dalından doktorlar bir araya gelerek bilgi ve deneyimlerini paylaşmaktadırlar. Bilimsel alandaki bu olgun davranış ne yazık ki pratik hayatta internet ve sosyal medya ortamında hastaları kendi tarafına çekmek için farklı boyutlara taşınabilmektedir. Bazı Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi uzmanları web sayfalarında, Kulak Burun Boğaz Hastalıkları uzmanlarının burun estetiğinden anlamadıklarını, çünkü bu konuda eğitim almadıklarını iddia etmektedirler. Daha çok genç uzmanlar tarafından yapılan bu iddia gerçeği yansıtmamaktadır. Çünkü Kulak Burun Boğaz Hastalıkları uzmanlık dalında rinoplasti eğitimi, asistanlık eğitimi sırasında verilmekte, ayrıca uzun yıllardır bu konuda yaygın eğitim toplantıları ile de bu eğitim perçinlenmektedir. Aynı şekilde bazı Kulak Burun Boğaz Hastalıkları uzmanları da Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi uzmanlarının burun içini bilmediklerini, bu nedenle rinoplasti sonrası nefes almada güçlükleri olan hastalarla sık karşılaştıklarını iddia etmektedirler. Bu iddianın da doğru olduğunu söylemek mümkün değildir. Çünkü bu konuda da çeşitli eğitimlerle kendilerini çok geliştirmiş uzmanlar bulunmaktadır” diye konuştu.


Fakat burun tıkanıklığı nedenlerinin çok çeşitli olabileceği için, bu ameliyatı düşünen hastaların burun tıkanıklığı yakınması da varsa, Kulak Burun Boğaz Hastalıkları muayenesinden geçmelerinin yadsınamaz bir gerçek olduğunu kaydeden Dr. Yıldırım, “Akılda tutulması gereken bir başka bilimsel gerçek de, burun tıkanıklığı olmadığı halde özellikle burun küçültme ameliyatı sonrası burun tıkanıklığı yakınmasının ortaya çıkabileceğidir. Bu nedenle detaylı bir burun içi muayenesi ile böyle bir soruna yol açabilecek et büyüklüğü, polip, burun orta duvarında eğrilik gibi durumların ortaya konması, hastaya bu konuda bilgi verilmesi ve çözüm önerilerinin sunulması gereklidir. Burun içi ve dışı bir bütünlük oluşturmaktadır. Bu ameliyatı iyi yapan bir cerrahın hem içi ve hem de dışını düzeltebilecek bilgi ve beceriye sahip olması gereklidir” açıklamalarında bulundu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Karabük Yeniden Refah Partisi Karabük merkez ilçe başkanı ve yönetimi istifa etti Yeniden Refah Partisi Karabük Merkez İlçe Başkanı Yunus Emre Ulu, parti içinde yaşanan bazı değerlendirmeler ile Filistin, Doğu Türkistan ve Orta Doğu’nun mazlum coğrafyalarından gelen öğrencileri evlerinde ziyaret ettikleri ancak parti il yöneticilerinin "partiye üye ya da oy kazandırmayacağı" sözleri üzerine görevinden yönetimi ile bilikte istifa ettiğini açıkladı. Ulu, yaptığı yazılı açıklamada Temmuz 2024’te başladığı Merkez İlçe Başkanlığı görevini yönetim kurulu ile birlikte bıraktıklarını belirtti. Necmettin Erbakan tarafından ortaya konulan Milli Görüş misyonuna inanan kadrolar olarak görevlerini samimiyetle yürütmeye çalıştıklarını ifade eden Ulu, görev süresi boyunca Karabük’te sivil toplum kuruluşları, sendikalar, siyasi partiler ve dernekleri ziyaret ettiklerini, mahalle mahalle dolaşarak vatandaşlarla bir araya geldiklerini kaydetti. Yaptıkları faaliyetlerde önceliklerinin gönül kazanmak ve insan odaklı bir anlayışla hareket etmek olduğunu belirten Ulu, bu doğrultuda çeşitli farkındalık etkinlikleri de düzenlediklerini ifade etti. Ramazan ayında başlattıkları "Çayı Koyun Refah Geliyor" projesi kapsamında öğrenci evlerini ziyaret ederek gençlerle bir araya geldiklerini aktaran Ulu, ziyaret ettikleri öğrencilerin önemli bir bölümünün Filistin, Doğu Türkistan ve Orta Doğu’dan gelen gençlerden oluştuğunu belirtti. Ulu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Ziyaret ettiğimiz öğrencilerin büyük bir kısmı Filistin, Doğu Türkistan ve Orta Doğu’nun mazlum coğrafyalarından gelen gençlerdi. Bizler için bu kardeşlerimiz yabancı değil; aksine gönül coğrafyamızın birer parçası ve öz kardeşlerimizdir. Ancak yapılan bu ziyaretlerin ardından parti yöneticileri tarafından söz konusu çalışmaların durdurulması yönünde uyarılar aldık. Gerekçe olarak ise bu öğrencilerin partiye üye ya da oy kazandırmayacağı yönünde ifadeler kullanıldı. Yapılan her faaliyetin ardından ‘oy ve üye kazandırıp kazandırmadığı’ sorusunun gündeme getirilmesi ve il yönetiminde bulunan bazı kişilerin ‘20 aydır burada boş boş durdunuz’ şeklindeki söylemleri ise bizler için bardağı taşıran son damla olmuştur."
Trabzon İlahiyatçı yazar Muhammed Yazıcı: "Gelecek bizim olacak" Trabzon Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen ‘Ramazan Sohbetleri’ programının konuğu olan İlahiyatçı Yazar Muhammed Yazıcı, Müslümanların birlik olması gerektiğini ifade ederek, "Ümitsiz, geleceği karartan sözlerin bizde yeri yok. Gelecek bizim olacak inşallah ama fedakarlık yapacak bir nesle ihtiyacımız var" dedi. Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nin Ramazan ayına özel hazırladığı etkinlikler vatandaşların yoğun ilgisiyle sürüyor. Bu kapsamda düzenlenen "Ramazan Sohbetleri" programında İlahiyatçı Yazar Muhammed Yazıcı, "İslam Medeniyetinin Kurucu Nesli: Sahabe" başlıklı söyleşi gerçekleştirdi. Yazıcı, "Allah Resulü’nün (Sallallahü teala aleyhi ve sellem) davasının en önde geleni, ona sahip çıkanı sahabelerdir. Sahabenin gösterdiği fedakarlığın dünyada emsalini göstermek mümkün değil. Yaşadıkları hayat, akılla idrak edilmeye müsait değil. Peygamberimiz’in mübarek sözleri sahabede hayat buluyor. Peygamberimizin bütün hususiyetlerinin parçalar halinde sahabeye dağıtıldığını görüyoruz. Her bir sahabe bir yönüyle öne çıkmıştır. Sahabeler Resulullah’ın aynalarıdır. Hepsini topladığınızda Hz. Peygamberimizi görürsünüz. Bugün her zamankinden çok onların örnekliğine ihtiyacımız var. Çünkü, hepimiz müslümanımız ama müslümanca bir topluluk oluşturma yönünde zaafımız var. 1,5 milyar nüfusumuz var ama 5 milyonluk bir yahudinin elinde, kontrolü altında, onun zilleti içinde yaşıyoruz. Demek ki, sayımız kaça ulaşırsa ulaşsın, eğer sahabe kıvamında bir topluluk olmayı başaramadıysan onların elinde zillet içinde yaşamak zorundasın. Bugün ihtiyacımız olan sahabe kıvamıdır. Sahabeyi öne çıkaran iki şey vardı: fedakarlıkları ve adanmışlıkları" ifadelerini kullandı. Herkesin bireysel menfaatlerini düşündüğü bir topluluğun güçsüz, bölük pörçük olacağına dikkat çeken Yazıcı, "Herkesin sadece menfaati için yaşadığı bir yerde bir topluluk olmaz. Bölük pörçük ve güçsüz bir dünya olur. İşte İslam dünyası kardeşlerim. İçinde bulunduğumuz hal bu. O yüzden beş milyonluk İsrail, Müslümanlara meydan okuyor. Bu durum ben de varım diyebilen, ilk önce kendi ahlakını düzelten, fedakar neslin yetişmesiyle, sahabe gibi bir topluluğun meydana çıkmasıyla ancak düzelecek" diye konuştu. "Gayret edeceğiz" Müslümanların kurtuluşun sahabe kıvamında bir topluluğun ortaya çıkmasıyla mümkün olabileceğini kaydeden Yazıcı, açıklamalarını şöyle sürdürdü: "Ümitsiz, geleceği karartan sözlerin bizde yeri yok. Gelecek bizim olacak inşallah ama fedakarlık yapacak bir nesle ihtiyacımız var. Buna sahabeden iki örnek vermek istiyorum. Savaşa hazırlık aşamasında Hz. Ebu Bekir malının tamamını getiriyor. Eğer sen malını vermeyi göze alabilirsen o zaman özgürleşirsin ve o malının esiri olmazsın. Ebu Akil de verecek bir şeyi olmadığından gün boyunca çalışıp bir sahan hurma getiriyor. Münafıklar her ikisiyle de alay ediyorlar. Ebu Akil, Yemame Savaşı’nda büyük fedakarlık göstererek savaşın Müslümanların aleyhine döndüğü bir zamanda cesaretiyle sahabeyi galeyana getirerek savaşın kazanılmasına önayak oluyor ve şehit düşüyor. İşte bizi kurtaracak olan böyle bir fedakarlığı yapacak sahabe topluluğunun ortaya çıkmasıdır. Bizim ihtiyacımız olan sahabe topluluğudur. Eyüp El Ensari’yi 80 yaşında İstanbul surlarına kadar getiren şey, Allah Resulü’nün sevgisi, aşkı ve mesajının ulaştırılmasıydı. O heyecanla buraya kadar geldi, bizler onların gayretlerinin neticesiyiz. Belki bizden sonraki nesil de bizlerin gayretleri neticesinde sahabe kıvamında bir topluluk olacak."