ASAYİŞ - 27 Aralık 2024 Cuma 12:14

Can Tanrıyar’ın yağmaya teşebbüs ettiği iddiasıyla yargılandığı davaya devam edildi

A
A
A

Duruşmada savunma yapan tutuksuz Tanrıyar, "8 ay boyunca gocunmadan hapis yattım, artık mahkemeden beraatımı talep ediyorum" ifadesini kullandı.

Yağmaya teşebbüs ettikleri iddiasıyla 11 yıl 3 aya kadar hapisleri talep edilen Can Tanrıyar, eşi Tamar Tanrıyar ve uluslararası seviyede kırmızı bültenle aranan Muhammed Yakut’un yargılanmalarına devam edildi. İstanbul 38. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, tutuksuz sanıklar Can Tanrıyar ve eşi Tamar Tanrıyar hazır bulundu. Duruşmaya tarafların avukatları da katıldı.

"Bizi gören herkes bize bu davayı soruyor, insanlara ne cevap vereceğimizi bilemiyoruz"

Savunma yapan Can Tanrıyar, "Hukukun ve adaletin yerini bulacağına inanıyorum. Ben haksız yere yargılanıyorum. Şirketi basan insanlarda sonunda yargılandı ama biz burada haksız yere bulunuyoruz. Bizi gören herkes bize bu davayı soruyor, insanlara ne cevap vereceğimizi bilemiyoruz. Bizim bu olayla ilgili hiçbir alakamız yok. Bu işler kulaktan dolma bilgilerle ilerlemeye başladı. 8 ay boyunca gocunmadan hapis yattım, artık mahkemeden beraatımı talep ediyorum" ifadelerini kullandı.

"Eşim ve ben bir suç işlemedik"

Savunmasında önceki beyanlarını tekrar ettiğini belirten tutuksuz sanık Tamar Tanrıyar, "Suçlamaları kesinlikle kabul etmiyorum. Yalan üstüne yalan söyleniyor. Bir yağma girişimi olmadığı açıkça bellidir. Kamera kayıtlarıyla ve her türlü kanıtla suçlamaları kabul etmiyorum. Eşim ve ben bir suç işlemedik. Ben artık beraatımı istiyorum, bana hakkımı verin" diye konuştu. Beyanda bulunan müşteki avukatları, sanıkların ’yağma’ suçundan cezalandırılmasını talep etti. Sanık avukatları ise, müvekkillerinin suçlamaları kabul etmediklerini belirterek, mahkemeden beraatlarını istedi. Görüşü sorulan Cumhuriyet Savcısı, Can Tanrıyar ve Tamar Tanrıyar hakkında uygulanan adli kontrol tedbirinin devamını talep etti.

Adli kontrol tedbirlerinin devamına hükmedildi

Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanıklar Can ve Tamar Tanrıyar’ın adli kontrol tedbirinin devamına hükmederek, eksik hususların giderilmesi için duruşmayı erteledi.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, Muhammed Abdulkadir Güneş ‘müşteki’ sıfatıyla; Hüseyin Can Tanrıyar, Muhammed Yakut ve Tamar Tanrıyar ise ‘şüpheli’ sıfatıyla yer aldı.

Hazırlanan iddianamede, müştekiler Muhammed Abdulkadir Güneş'in şüpheliler hakkında, şüphelilerle aralarındaki yaklaşık 6 milyon 500 bin ile 7 milyon 500 bin dolar miktarında alacak verecek anlaşmazlığı bulunduğu, müştekilerin alacağından vazgeçmesi ve maddi menfaat temin etmek amacıyla yağmaya teşebbüs ettiklerine dair şikayet üzerine soruşturmaya başlandığı anlatıldı.

Şüpheli Muhammed Yakut’un, şüpheliler Hüseyin Can Tanrıyar ve Tamar Tanrıyar’ın yönlendirmesiyle müştekilere yönelik olarak, müştekilere iletilmek üzere farklı şahıslarla görüşerek yağmaya teşebbüs eyleminde bulunduğunun aktarıldığı iddianamede, şüpheli Yakut’un müşteki Muhammed Abdulkadir Güneş’e yönelik ‘Can Tanrıyar’a olan borcunuzu ben devraldım. Artık muhatabınız benim. Sizden o parayı ben alacağım" "Mahkemenin kararı beni bağlamaz, beni Can Tanrıyar’ın söyledikleri bağlar, ben onu bilirim. Ben sizden o parayı almasını bilirim. Senin de kardeşlerinin de adreslerini biliyorum. Can Tanrıyar benim canımdır ciğerimdir, onun sözü benim için birdir. Hiçbirinizi rahat bırakmam, rahat gezdirmem, o parayı ödeyeceksiniz’ şeklinde söylemlerde bulunduğu kaydedildi.

Hazırlanan iddianamede, 2023 yılının Şubat ve Mart aylarında şüpheli Muhammed Yakut’un, şüpheli Can Tanrıyar’ın talimatıyla müşteki Güneş ve çevresindekileri arayarak tehditte bulunduğu, şüpheli Yakut’un bu eylemlerinin devamı olarak çekerek yayınlamış olduğu video içeriklerinde de müştekiye yönelik hakaret, tehdit gibi eylemlerde bulunduğu, ayrıca şüpheliler Tamar Tanrıyar, Hüseyin Can Tanrıyar ve Muhammed Yakut’un fikir ve eylem birlikteliği içerisinde hareket ederek müştekiler Muhammed Abdulkadir Güneş'e yönelik eylemleri işledikleri kaydedildi.

İddianamede şüpheliler Hüseyin Can Tanrıyar, Muhammed Yakut ve Tamar Tanrıyar’ın ‘birden fazla kişi tarafından, birlikte nitelikli yağmaya teşebbüs’ suçundan 7 yıl 6 aydan 11 yıl 3 aya kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.

Gamze Şenyiğit

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Esenyurt’ta, boş binada uyuşturucu ticareti yapan şahıslar böyle görüntülendi Esenyurt’ta, boş bir binada uyuşturucu madde ticareti yapan ve maddeleri ayakkabılarına saklayarak satan 2 şüpheli ile şahısların uyuşturucuyu temin ettikleri bir diğer şüpheli gözaltına alındı. Şahıslardan 1’i serbest kalırken, 2 şüphelinin işlemleri sürüyor. Esenyurt İstiklal Mahallesi’nde, boş bir bina içerisinde, E.C. ile Ç.C.’nin uyuşturucu madde ticareti yaptıkları tespit edildi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı ekiplerce yürütülen uyuşturucu madde ticareti suçunun önlenmesine yönelik çalışmalar kapsamında şahıslar takibe alındı. Çalışmalar sırasında ekipler, şüphelilerin bir süre boş binada beklediğini, daha sonrasında ise binadan ayrıldıklarını tespit etti. Şahısların, temin ettikleri uyuşturucuları ayakkabılarına saklayarak satışını yaptıkları, sonrasında ise binadan ayrıldıkları anlar bina içerisindeki güvenlik kamerasına yansıdı. Öte yandan şahıslar, binadan ayrıldıktan kısa bir süre sonra aynı mahallede gözaltına alındı. Uyuşturucuyu temin ettikleri şahısta gözaltına alındı Şüphelilere yönelik yapılan üst aramasında, 15.34 gram uyuşturucu madde ele geçirildi. Emniyette ifade veren E.C., maddeyi Ç.Ç. isimli şahıstan aldığını beyan etti. Ç.C. ise ifadesinde, uyuşturucuları H.A. isimli başka bir şahıstan aldığını belirtti. Yapılan çalışmalar neticesinde, H.A. isimli şüpheli de gözaltına alındı. Emniyet ekiplerince şüphelilerin adreslerinde de arama yapıldı. Çalışmalarda, 2 adet uyuşturucu hap, 1 adet fişek ile 1 adet cep telefonu ve bir miktar nakit para ele geçirildi. Şüpheli E.C. ‘uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanma, satın alma, bulundurma’ suçundan sevk edildiği adli makamlarca serbest bırakıldı. Ç.C. ve H.A.’nın ise ‘uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin ruhsatsız imal, ithal, ihraç etme, satma veya bulundurma’ suçundan adliyedeki işlemleri sürüyor.
Kütahya Kütahya’da mayıs ayında kar sürprizi Kütahya’da mayıs ayının ilk günlerinde etkili olan kar yağışı, bahar ortasında yaşanan sıra dışı hava koşullarıyla birlikte hem vatandaşları şaşırttı hem de üreticileri endişeye sevk etti. Hava sıcaklıklarının ani düşüş göstermesiyle birlikte kent genelinde etkili olan yağış, özellikle yüksek kesimlerin yanı sıra merkez mahallelerde de görüldü. Kar yağışı, başta Kumarı Mahallesi olmak üzere birçok bölgede etkisini hissettirirken, beyaza bürünen cadde ve sokaklar kısa süreli kış manzaraları oluşturdu. Vatandaşlar mayıs ayında yağan karı şaşkınlıkla karşılarken, bazı bölgelerde araçların ve çiçek açmış ağaçların üzerinin karla kaplandığı gözlendi. Özellikle tarımsal üretimle geçimini sağlayan çiftçiler açısından ise durum daha kritik bir hal aldı. Meyve ağaçlarının çiçek açtığı döneme denk gelen kar yağışı, beraberinde zirai don riskini de gündeme getirdi. Uzmanlar, hava sıcaklıklarının gece saatlerinde sıfırın altına düşmesi halinde çiçeklerin zarar görebileceği ve bunun da rekoltede ciddi kayıplara yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Bölgede üretim yapan Halil İbrahim İbiş, yaşanan hava olayının alışılmışın dışında olduğunu belirterek, "Mayıs ayında kar görmek gerçekten çok nadir. Ağaçlarımız çiçek açtı, tam ürün bağlama dönemindeyiz. Eğer don olursa bu yılki mahsulümüz ciddi zarar görebilir" dedi. Yetkililer ise üreticilere, meteorolojik uyarıları yakından takip etmeleri ve mümkün olan durumlarda don riskine karşı önlem almaları çağrısında bulundu. Özellikle gece saatlerinde sıcaklık düşüşlerine karşı dikkatli olunması gerektiği vurgulanıyor.
Erzurum Ölümcül DMD hastalığıyla mücadele eden Ahmet Sami kendisine uzanacak yardım elini bekliyor Erzurum’da ölümcül Duchenne Musküler Distrofi (DMD) ile mücadele eden 10 yaşındaki Ahmet Sami Yıldırım, sağlığına kavuşup yeniden koşacağı ve çocukluğunu doyasıya yaşayacağı günü umutla bekliyor. Baba Halil İbrahim Yıldırım ve anne Leyla Yıldırım açılan kampanyaya destek isterken, küçük kardeş Eymen, "Abim koşmadıkça bende koşmayacağım" dedi. Ahmet Sami Yıldırım için Erzurum Valiliği onayıyla 26 Eylül 2025 tarihinde başlatılan yardım kampanyasında hedeflenen tutarın yüzde 53’ü toplandı. Ancak baba Halil İbrahim Yıldırım, çocuğunun hastalığının ilerlemeden tedavi sürecine başlanabilmesi için kampanyanın kısa sürede tamamlanmasının büyük önem taşıdığını belirtirken, Ahmet Sami’nin en büyük hayali ise iyileşip yeniden koşabilmek, bisiklete binmek ve çocukluğunu doyasıya yaşayabilmek. "Vakit kaybetmeden tedavi başlamalı" Ahmet Sami Yıldırım 10 yaşında ve teşhisi konulan Duchenne Musküler Distrofi (DMD) Kas Hastalığı ile mücadele ediyor. Baba Halil İbrahim Yıldırım ve anne Leyla Yıldırım bu hastalıkta en önemli hususun teşhis zamanı ve ilerleyen süreçte hastanın yaşına bağlı olarak görülen kaslardaki güç kaybı ve hatta kas yıkımı sebebiyle hareket kısıtlamasına yol açması olduğunu ifade ederken, Ahmet Sami’nin halihazırda güç kaybının oluştuğunu, yürümekte zorlandığı ve uzmanların bu komplikasyonların günden güne artarak devam edeceğini dile getirdiğini söylediler. Halil İbrahim ve Leyla Yıldırım çiftinin evladı olan Ahmet Sami Yıldırım’a, 2,5 yaşındayken kas erimesi olarak bilinen DMD teşhisi konuldu. Yıllardır hastalıkla pençeleşen ve son dönemde hareket kabiliyeti iyice kısıtlanan Ahmet Sami’nin tek kurtuluşu, yurt dışında uygulanan ve yaklaşık 2,9 milyon dolar maliyeti olan gen tedavisi. "Oğlum gözlerimin önünde eriyor" Evladının sağlığına kavuşması için öğretmenlik mesleğine ara vererek kendini oğluna adayan anne Leyla Yıldırım, zamanın daraldığını vurguladı. Hastalığın her geçen gün kasları daha fazla etkilediğini belirten anne Leyla Yıldırım, "Ahmet Sami artık akranları gibi koşamıyor, merdiven çıkarken zorlanıyor. Bu tedavi bizim tek umudumuz. Bir annenin evladının gözleri önünde günden güne güçten düşmesini izlemesi çok ağır. Lütfen sesimizi duyun" diyerek hayırseverlere çağrıda bulundu. Küçük Ahmet Sami’nin pilot olmak Hastalığına rağmen umudunu yitirmeyen ve derslerinde oldukça başarılı olan 10 yaşındaki Ahmet Sami ise en büyük hayalinin sağlığına kavuşup pilot olmak olduğunu söyledi. Arkadaşlarıyla yeniden futbol oynamak istediğini belirten küçük Ahmet Sami, "İyileşince yeniden koşmak, bisiklete binmek istiyorum. Bilgisayarları çok seviyorum, mühendis olup ülkeme faydalı işler yapmak istiyorum. Bana yardım eden herkese çok teşekkür ederim" dedi. Küçük Eymen abisinin en büyük destekçisi Henüz ana okuluna giden ve hastalıkla mücadele eden abisine en büyük desteği veren minik Eymen ise, "Abim koşuncaya kadar bende koşmayacağım. O bazen yere düşüyor, yerden kaldırıyorum. İyileştiği zaman onunla bisiklete bineceğiz, futbol oynayacağız. Zengin amcalar abime yardım etsin" dedi.
Sivas Yazar Müjgan Üçer, kütüphanesini üniversite öğrencilerine bağışladı Sivas’ın kültürel ve akademik hayatına önemli katkılar sunan yazar Müjgan Üçer, uzun yıllar boyunca büyük emekle oluşturduğu kişisel kütüphanesini Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’ne bağışladı. Yazar Müjgan Üçer, yıllar içinde oluşturduğu kişisel kütüphanesini Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’ne bağışladı. Üniversite Rektörlük Makam Toplantı Salonu’nda düzenlenen programa, Rektör Vekili Prof. Dr. Salih Cem İnan, İstanbul Vali Yardımcısı Dr. Ahmet Süheyl Üçer, Sivas İl Kültür ve Turizm Müdürü Aziz Erdoğan, Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanı Alper Duran, yazar Müjgan Üçer, akademisyenler ve çok sayıda davetli katıldı. Programda konuşan Rektör Vekili Prof. Dr. Salih Cem İnan, kitapların insanlık tarihindeki yerine dikkat çekerek, yazılı metinlerin bilgi aktarımındaki önemine vurgu yaptı. Kitapların toplumların geleceğini belirleyen en önemli unsurlar arasında yer aldığını ifade eden İnan, Sivas’ın köklü tarihine değinerek üniversite olarak bu mirasa sahip çıkmaya devam edeceklerini söyledi. İnan, Müjgan Üçer’in üniversitede dersler verdiğini hatırlatarak, bağışlanan eserlerin öğrenciler için önemli bir ilham kaynağı olacağını belirtti. Üçer’in yalnızca eserleriyle değil, eğitime sunduğu katkıyla da gelecek nesillere ışık tuttuğunu dile getirdi. "Öğrenciler ile buluşacak olmasından büyük mutluluk duyuyorum" Yazar Müjgan Üçer ise konuşmasında Sivas’ın köklü kültürel yapısına dikkat çekerek, "Sivas’ı okumamız, anlamamız gerekir. Bu kadim mirasa layık olmalıyız" dedi. Kendi birikimini Sivas insanından öğrendiğini ifade eden Üçer, kütüphanesinin üniversite bünyesinde öğrencilerle buluşacak olmasından büyük mutluluk duyduğunu belirtti. "Gençlere ilham olacak" Üniversitelerin yalnızca eğitim verilen kurumlar olmadığını vurgulayan Üçer, aynı zamanda kültürün ve hafızanın inşa edildiği yerler olduğunu ifade etti. Bu eserlerin gençlere ilham olacağına inandığını sözlerine ekledi. Etkinlik, Müjgan Üçer’e katkılarından dolayı plaket ve teşekkür belgesi takdim edildi. Program, toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.