EKONOMİ - 17 Mart 2025 Pazartesi 16:51

Cari açığın daralmasında ithalat kısıtlamaları tek çözüm olmayabilir

A
A
A
Cari açığın daralmasında ithalat kısıtlamaları tek çözüm olmayabilir

Türkiye ekonomisinin en büyük yapısal sorunlarından biri olan cari açık hakkında konuşan ve ithalat kısıtlamalarının tek başına yeterli olmadığını belirten Asset GLI Genel Müdür Yardımcısı Barış Çakır, "İthalat kısıtlamaları, kısa vadede döviz rezervlerini koruyarak cari açığın daralmasına yardımcı olabilir. Ancak, ithalatı azaltırken üretimi sürdürebilmek için sanayimizin yerli girdi kapasitesini artırmamız gerekiyor" dedi.


Türkiye ekonomisinin en büyük yapısal sorunlarından biri olan ve uzun yıllardır ekonomi yönetiminin öncelikli gündem maddeleri arasında yer alan cari açığın ithalat kısıtlamalarının tek başına yeterli olmadığını belirten Asset GLI Genel Müdür Yardımcısı Barış Çakır, ülkenin uzun vadeli bir ekonomi politikası ihtiyacına dikkat çekti. Çakır, "İthalat kısıtlamaları, kısa vadede döviz rezervlerini koruyarak cari açığın daralmasına yardımcı olabilir. Ancak, ithalatı azaltırken üretimi sürdürebilmek için sanayimizin yerli girdi kapasitesini artırmamız gerekiyor. Türkiye ekonomisi büyük ölçüde ithal ara malı ve ham maddeye bağımlı. Eğer bu alanlarda alternatif üretim kaynakları oluşturulmazsa, maliyetler artar ve enflasyonist baskı güçlenir" dedi.



"İhracatçılar da bu durumdan olumsuz etkilenir"


Çakır, ithalat kısıtlamalarının özellikle sanayi ve ihracatçılar üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerine dikkat çekerek, "Sanayiciler, üretim için gerekli olan girdilere ulaşamazsa, iç piyasada üretim daralır ve dış pazarlarda rekabet gücümüz zayıflar. İhracatçılar da bu durumdan olumsuz etkilenir. Çünkü birçok sektör, üretim için ithal ara mallara bağımlı. Kısıtlamalar sebebiyle üretim maliyetleri artarsa, ihracat fiyatlarımız da yükselir ve uluslararası pazarlarda rekabet etmek zorlaşır. Hükümetin ithalatı azaltmaya yönelik aldığı tedbirler arasında; gümrük vergilerinin artırılması, belirli ürün gruplarına ithalat kotası uygulanması, tarife dışı önlemler ve ek prosedürlerin devreye alınması bulunuyor. Bu önlemler kısa vadede ithalatı yavaşlatarak döviz rezervlerini koruyabilirken, uzun vadede üretim maliyetlerini artırarak enflasyonist baskı oluşturabilir. Uzmanlar, ithalat kısıtlamalarının yanı sıra, yerli üretimi teşvik edecek sanayi politikalarının da devreye alınması gerektiğini vurguluyor" diye konuştu.



"Yenilikçi sektörlere yatırım yapmak cari açığın sürdürülebilir şekilde kapanmasını sağlayabilir"


Türkiye’nin sanayi ve üretim yapısında köklü reformlara gidilmesi gerektiğini aktaran Çakır, "Türkiye’nin ithalatı azaltırken sanayicisini koruyacak bir denge kurması şart. Bu da ancak yerli üretimi güçlendirecek, katma değerli üretime yöneltecek ve teknolojik yatırımları teşvik edecek politikalarla mümkün olabilir. Enerji bağımlılığını azaltmak, sanayi için yerli ham madde üretimini desteklemek ve yenilikçi sektörlere yatırım yapmak uzun vadede cari açığın sürdürülebilir şekilde kapanmasını sağlayabilir. Ekonomik istikrarın sağlanması için üretim ve ihracat odaklı sürdürülebilir politikalara ihtiyaç duyulmalıdır" şeklinde konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul "Türkiye’nin dijital geleceğini, güçlü fiber altyapı ve 5G odaklı yerli teknolojilerle bugünden inşa ediyoruz" Türk Telekom, 2025 yılını güçlü altyapı yatırımları, öncü 5G çalışmaları ve teknoloji üretme vizyonuyla tamamlarken, 2026’yı 5G ile iletişimde dönüşümün yılı haline getirmek üzere stratejik adımlarını kararlılıkla sürdürüyor. Türk Telekom, Türkiye’nin her köşesini yeni nesil altyapılarla birbirine bağlarken, yerli ve milli ürün ve projeler geliştirmeyi sürdürüyor. Yeni yıla girerken değerlendirmelerde bulunan Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, 2025 yılını güçlü altyapı yatırımları ile tamamladıklarını, 2026’yı ise 5G ile iletişimde dönüşümün yılı yapma vizyonuyla hareket edeceklerini belirterek şu açıklamada bulundu: "Ülkemizin her köşesini fiberle birbirine bağlayarak dijital geleceği bugünden inşa ediyoruz" "Şirket olarak köklü geçmişimizden aldığımız güçle Türkiye’nin dijital dönüşümüne yön verirken, teknoloji üreten ve ihraç eden bir Türkiye hedefiyle milli kalkınmanın lokomotifi olmayı sürdürüyoruz. 2025 yılı, ülkemizin dijital geleceği açısından kritik eşiklerin aşıldığı bir yıl olurken; ağustos ayında, 2026 yılı Şubat ayında dolacak olan sabit hizmetler imtiyazımızın 2050 yılına kadar uzatılmasıyla stratejik bir adım attık. Bu tarihi imza, Türkiye’nin dijital dönüşümünü tamamlama hedefimiz doğrultusunda en büyük güvencemizdir. Bu kapsamda, 2030 yılına kadar fiber erişimimizi 37 milyon haneye, fiber abone sayımızı 17 milyona yükseltmeyi ve bağlantı hızımızı 7 kat artırmayı hedefliyoruz. İmtiyaz sözleşmesi süresince Türkiye ekonomisine sağlayacağımız 20 milyar dolarlık doğrudan katkının yanı sıra; bu yatırımların teknoloji tabanlı tüm endüstriler üzerindeki çarpan etkisi çok daha yüksek ölçekte hissedilecektir. 2005 yılından bu yana Türkiye’nin dijitalleşmesi yolunda gerçekleştirdiğimiz yatırımlar 22 milyar doları aştı. Bugün 81 ilimizi uçtan uca saran ve 535 bin kilometreye ulaşan fiber altyapımız, 34,3 milyon hane kapsamasına (FFTH/B ve FTTH/C) ulaştı. Fiberle bağlı baz istasyonu oranımızı yüzde 58 seviyelerine taşıyarak, dünya için 2030 hedeflerini şimdiden geçmiş durumdayız. Güçlü altyapımız ve fiber istasyonlarımız, 5G’ye geçiş sürecinde ülkemizin dijital omurgasını oluşturuyor. Uzun yıllardır 5G ile sağlıktan tarıma, ulaşımdan sanayiye, spordan sanata kadar tüm alanlarda öncü çalışmalar gerçekleştirdik. 5G ile ilk çevrimiçi uzaktan ameliyat, 5G ile akıllı tarım, 5G ile limanlarda akıllı taşıt takibi ve güvenli ulaşım, 5G Haptic (Dokunsal) Eldivenli VR Kukla Tiyatrosu, 5G ile ilk canlı maç yayını, ilk milli endüstriyel 5G şebeke, 5G altyapısı ile Atatürk Kültür Merkezi’nde VR gözlükle yenilikçi sanat deneyimi gibi çeşitli uygulamalar hayata geçirdik. Hem altyapımız hem de uygulamadaki deneyimimiz ile Türkiye’yi her yönüyle 5G çağına hazır hale getirmiş bulunuyoruz." "5G ekosisteminde dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla yerli çözümler geliştirdik" 5G’yi yalnızca daha hızlı internet değil; üretimde, sağlıkta, eğitimde ve yaşamın her alanında verimliliği artıracak stratejik bir dönüşüm olarak gördüklerinin altını çizen Şahin, "Mobil Numara Taşıma pazarındaki lider konumumuzu sürdürürken, 5G frekans ihalesinde istediğimiz frekansları alarak mobildeki abone başına en yüksek kapasiteye sahip operatör konumumuzu pekiştirdik. Aldığımız kapsamlı frekanslarla ise ülke ekonomisine 1 milyar doların üzerinde ek katkı sunacağız. Elde ettiğimiz bu güçlü pozisyon ve 5G için kritik öneme sahip fiberle bağlı baz istasyonu oranımızla Nisan 2026’dan itibaren Türkiye’nin her noktasında en kapsayıcı mobil deneyimi sunmayı hedefliyoruz. Yerli teknolojilerimiz ve Ar-Ge gücümüzle Türkiye’nin 5G’de de öncü ülkelerden biri olması için çalışıyoruz. Uzun yıllardır yürüttüğümüz saha testleri, pilot uygulamalarımız ile yerli ve millî teknoloji üretme vizyonumuzla 5G ekosisteminde dışa bağımlılığı azaltmaya yönelik çözümler geliştirdik. İştirak şirketlerimiz Argela ve Netsia’nın geliştirdiği yenilikçi çözümler ile 70’in üzerinde uluslararası patenti bulunuyor. Dünyaya kazandırdığımız yeni teknolojilerle ülke ekonomisine katma değer sağlıyoruz. Silikon Vadisi’ndeki şirketimiz Netsia ile geliştirdiğimiz SEBA ve RIC gibi ileri teknolojileri küresel pazara taşıyarak ülkemizin teknoloji üretme ve ihraç etme vizyonuna katkı sunuyoruz. Şirket olarak 2026 yılında fiber yatırımlarını büyütmeyi, 5G’nin günlük yaşama entegrasyonunu hızlandırmayı ve Türkiye’yi kendi teknolojisini üreten ve ihraç eden bir dijital güç haline getirme hedefiyle yolumuza devam edeceğiz" dedi.