ASAYİŞ - 02 Şubat 2024 Cuma 06:01

Çekmeköy’de tır ile otobüs çarpıştı: 19 yaralı

A
A
A
Çekmeköy’de tır ile otobüs çarpıştı: 19 yaralı

Çekmeköy’de tır ile otobüs çarpıştı: 19 yaralı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bilecik Bilecik’te bin 800 yıllık küpler gün yüzüne çıktı Bilecik’in Osmaneli ilçesinde bin 800 yıllık küpler gün yüzüne çıktı. Osmaneli ilçesinde Yüksek Hızlı Tren hattı güzergâhı yakınında Bizans dönemine ait olduğu değerlendirilen iki adet pişmiş toprak küp ortaya çıktı. Camicedit Mahallesi sınırları içerisinde bulunan küpler, emekli Jandarma Astsubay Hakan E. tarafından fark edilerek yetkililere bildirildi. İhbar üzerine Bilecik Müze Müdürlüğü ekipleri bölgede inceleme başlattı. Yapılan teknik değerlendirmelerde küplerin yaklaşık bin 800 yıllık olduğu ve Bizans dönemine tarihlendirilebileceği belirtildi. Uzman personel gözetiminde titizlikle yerinden çıkarılan tarihi eserler, Osmaneli ilçesinde bulunan Hagios Georgios (Aya Yorgi) Kilisesi bahçesine taşınarak koruma altına alındı. Taşıma işlemi sırasında zarar oluşmaması için özel ekipman kullanıldı. "Gün yüzüne çıkan bu bin 800 yıllık küpler, geçmişin izlerini bugüne taşıyarak ilçemizin tarihine ışık tutuyor" Osmaneli Belediye Başkanı Bekir Torun, "Vatandaşlarımızın tarihi eser niteliği taşıyabilecek buluntularla karşılaşmaları halinde vakit kaybetmeden ilgili kurumlara bilgi vermeleri büyük önem taşıyor. Gün yüzüne çıkan bu bin 800 yıllık küpler, geçmişin izlerini bugüne taşıyarak ilçemizin tarihine ışık tutuyor. İlçemiz ve çevresi tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış. Ortaya çıkan küpler ilçemizin kültürel mirasına yeni bir değer daha kattı" dedi.
Eskişehir Beylikova’ya 40 milyon liralık çevreci yatırım Beylikova Belediyesi, ilçeye kazandıracağı 1 MW (Megawatt) kapasiteli Güneş Enerji Santrali (GES) projesinin ihalesini başarıyla tamamladı. Yaklaşık 40 milyon TL yatırım bedeline sahip proje ile belediyenin enerji giderlerinde önemli tasarruf sağlanması ve ilçeye uzun vadeli ekonomik katkı sunulması hedefleniyor. Hayata geçirilecek GES sayesinde, belediyenin barajdan sağladığı su temini için kullanılan elektrik enerjisinin bir kısmı, kendi üretilen güneş enerjisi ile karşılanacak. Böylece belediyenin enerji maliyetleri önemli ölçüde düşecek ve bütçe tasarrufu sağlanacak. Proje kapsamında elde edilecek tasarruflar, Beylikova’da yeni hizmetler, altyapı çalışmaları ve sosyal yatırımların önünü açacak. Projenin finansmanı, İller Bankası aracılığıyla Dünya Bankası destekli kredi modeliyle gerçekleştirilecek. Düşük faizli kredi ile 13 yıl ve 6 ayda bir ödeme planı ile hayata geçirilecek yatırım, hem ekonomik hem de çevresel açıdan sürdürülebilir bir model sunuyor. "İlçemiz için büyük bir adımdır" Beylikova Belediye Başkanı Av. Hakan Karabacak yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Beylikova’mızın geleceğini düşünerek hareket ediyoruz. Enerji maliyetlerimizi düşürecek, kendi elektriğimizi üretmemizi sağlayacak bu yatırım, ilçemiz adına büyük bir adımdır. 1 MW (Megawatt) kapasiteli GES projemizle hem çevreci bir üretim modeli oluşturuyor hem de belediyemizin bütçesine uzun vadeli katkı sağlıyoruz. Bu yatırım sayesinde, kaynaklarımızı daha verimli kullanarak Beylikova’da yeni projelere ve hizmetlere imkân tanıyacağız. 40 milyon TL’lik bu yatırımın ilçemize hayırlı olmasını diliyorum." Beylikova Belediyesi, sürdürülebilir ve çevreci yatırımlarla ilçeye değer katmayı sürdürürken, enerji alanındaki bu önemli adım, bölge halkı için ekonomik ve çevresel faydaları bir arada sunuyor.
İzmir Yarımada derelerinde temizlik ve ıslah seferberliği İzmir Büyükşehir Belediyesi, 2025 yılı başından bu yana Seferihisar, Urla, Karaburun, Çeşme ve Menderes ilçelerinin sahil kesimlerinde 228 kilometre dere temizliği gerçekleştirdi. Çalışmalar kapsamında 125 bin ton malzeme dere yataklarından çıkarılırken, taşkın riskine karşı dere ağızları açıldı ve korkuluk ile anroşman (büyük taş blok) imalatları hızlandırıldı. İZSU Genel Müdürlüğü, Seferihisar, Urla, Karaburun, Çeşme ve Menderes ilçelerinin sahil bölgelerinde taşkın riskini azaltmak ve can-mal güvenliğini sağlamak için dere bakım, temizlik ve ıslah çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. 2025 yılı ocak ayından bu yana yürütülen çalışmalarda, Yarımada’daki derelerde kapsamlı temizlik, onarım ve güçlendirme faaliyetleri gerçekleştirildi. Toplam 228 kilometre dere temizliği yapılırken, dere yataklarından çıkarılan 125 bin ton atık ve malzeme suyun doğal akışını engelleyen unsurları ortadan kaldırdı. Yağış öncesinde dere-deniz çıkış ağızları açılarak temizlendi. Kış döneminde de çalışmalar devam ederken özellikle yoğun yağışlarda suyun denize güvenli şekilde ulaşması hedefleniyor. Korkuluk ve yaya güvenliği çalışmaları sürüyor Yarımada’daki çeşitli derelerde mevcut korkulukların bakımı, boyanması ve onarımı ile ilave korkuluk imalatları devam ediyor. 2025’te 2 bin metrekare korkuluk bakımı ve boyama işlemi tamamlandı. 2026 programı kapsamında Karaburun Bodrum Deresi ile Urla’daki Kaman, Keklik ve Kozağacı derelerinde 5 bin metrekare korkuluk bakımdan geçirelecek ve boyanacak. Ayrıca Seferihisar Payamlı Deresi’nde 1.750 metre, Çeşme Çiftlik Mahallesi’nde 750 metre olmak üzere toplam 2.500 metre yaya korkuluğu imalatı gerçekleştirilecek. Dere yatakları anroşman imalatlarıyla güçlendiriliyor Yağışlı dönem öncesinde dere yataklarında düzenleme çalışmaları yapılırken, kıyı oyulmalarını önlemek için anroşman taş imalatları sürdürülüyor. Urla İçmeler Mahallesi Malkoca Deresi ile Karapınar, Pınarlı ve Çakal derelerinin deniz çıkış ağızlarındaki çalışmalar tamamlandı. Nisan ayında Çeşme Durmuş Deresi deniz çıkışı ile Menderes Ahmetbeyli ve Karaburun Parlak Deresi’ndeki imalatların tamamlanması planlanıyor. İZSU ekiplerinin bu çalışmaları, son dönemde etkili olan yoğun yağışlarda da fayda sağladı. Yarımada Dereler Birimi, kış sezonunda taşkın riskini azaltmak ve can-mal güvenliğini sağlamak amacıyla çalışmalarını kesintisiz sürdürüyor.
Samsun Profesör açıkladı: "Yaşayan her hücrenin sonu kanser" Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, kanserin biyolojik olarak yaşlanma süreciyle ilişkili olduğunu belirterek, "Bugün şunu biliyoruz ki yaşayan her hücrenin sonu kanser. Sadece hangi organ ve ne zaman ortaya çıkacağını bilmiyoruz" dedi. Prof. Dr. Şevket Özkaya, yaşayan her hücrenin potansiyel olarak kansere dönüşebileceğini vurgulayarak, kansere yakalanma yaşının genetik faktörler, sigara ve çevresel etkenlerle değiştiğini belirtti. Prof. Dr. Özkaya, insan ömrünün 150-170 yaşına kadar uzaması halinde, başka bir hastalıktan hayatını kaybetmeyen bireylerde mutlaka kanser gelişeceğinin öngörüldüğünü ifade etti. Bir kişinin kansere yakalanma yaşının genetik olarak kodlandığını dile getiren Özkaya, sigara ve kanserojen maddelere maruziyetin bu süreci erkene çektiğini söyledi. Özkaya, "Örneğin 150 yaşında akciğer kanseri gelişecek bir kişi, sigara içiyorsa bu yaş 100’e düşebilir. Ailede kanser öyküsü varsa bu yaş daha da erkene çekilebilir ve 45 yaşından sonra her an kanser gelişme riski ile karşı karşıya kalınabilir" diye konuştu. "Yeni vakaların yüzde 37’si önlenebilir" Prof. Dr. Özkaya, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) tarafından küresel analize dikkat çekerek, "Bugün elimizde çok net veriler var. 2022 yılında dünyada görülen yeni kanser vakalarının yüzde 37’si, yani yaklaşık 7,1 milyon vaka aslında önlenebilir nedenlerle ortaya çıkmış. Bu son derece çarpıcı bir oran. Demek ki her üç kanserden birinden fazlasını doğru politikalar ve doğru yaşam alışkanlıklarıyla engellememiz mümkün. 185 ülkeden ve 36 kanser türünden elde edilen verilerin incelendi. Çalışmada tütün, alkol, yüksek vücut kitle indeksi, fiziksel hareketsizlik, hava kirliliği, ultraviyole radyasyon ve enfeksiyonlar dahil 30 önlenebilir risk faktörü değerlendirildi. Tütün kullanımı tek başına tüm yeni kanser vakalarının yüzde 15’inden sorumlu. Enfeksiyonlar yüzde 10, alkol ise yüzde 3 oranında etkili. Yani sigara hâlâ açık ara birinci sırada" şeklinde konuştu. "Erkeklerde önlenebilir risk daha yüksek" Kanser türlerine de değinen Özkaya, "Akciğer kanseri büyük oranda sigara ve hava kirliliğiyle ilişkili. Mide kanseri çoğunlukla helicobacter pylori enfeksiyonuna bağlanabiliyor. Rahim ağzı yani serviks kanseri ise neredeyse tamamen insan papilloma virüsünden (HPV) kaynaklanıyor. Bu da bize aşılama ve enfeksiyon kontrolünün ne kadar hayati olduğunu gösteriyor. Verilere baktığımızda erkeklerde yeni kanser vakalarının yüzde 45’i önlenebilir nedenlerle ilişkiliyken, kadınlarda bu oran yüzde 30. Erkeklerde sigara kullanımı tek başına yüzde 23’lük bir paya sahip. Enfeksiyonlar yüzde 9, alkol yüzde 4 oranında etkili. Kadınlarda ise enfeksiyonlar yüzde 11 ile ilk sırada, sigara yüzde 6 ve yüksek vücut kitle indeksi yüzde 3 oranında karşımıza çıkıyor. Bu tablo, yaşam tarzı değişikliklerinin özellikle erkekler açısından çok daha kritik olduğunu gösteriyor. Küresel ölçekte akciğer, mide ve serviks kanserlerinin hem erkeklerde hem kadınlarda önlenebilir kanserlerin neredeyse yarısını oluşturuyor. Bu üç kanser türüne odaklanmak bile milyonlarca insanın hayatını kurtarabilir" ifadelerini kullandı. "Kanserle mücadelede üç aşama var" Türkiye’de kanserle mücadelenin üç temel aşamada yürütüldüğünü ifade eden Özkaya, şöyle devam etti: "Birinci aşama korunma. Sigara ve alkolden uzak durmak, kanserojen maddelere maruziyeti azaltmak, sağlıklı beslenmek ve hareketli bir yaşam sürmekle kansere yakalanma riskimizi ciddi şekilde düşürebiliriz. Risk faktörlerini azalttıkça, kansere yakalanma yaşını ileriye öteleriz. İkinci aşama erken tanıdır. Tarama programları sayesinde kanseri erken evrede yakaladığımızda, çoğu zaman cerrahiyle tamamen tedavi edebiliyoruz. Toplumda ‘kanser bıçak değerse yayılır’ gibi yanlış bir inanış var. Eğer kanser erken evrede yakalanmışsa, ameliyatla tamamen kurtulmak mümkündür. Bu nedenle korkmadan tedavi sürecine girmek gerekir. Sağlık Bakanlığı’na bağlı Sağlıklı Hayat Merkezleri ile KETEM birimleri ücretsiz hizmet veriyor. Vatandaşları tarama programlarına katılmaya davet ediyorum." "İleri evrede hedefimiz yaşam süresini ve kalitesini artırmak" Kanserle mücadelenin üçüncü aşamasının ileri evre hastalar olduğunu belirten Dr. Özkaya, sözlerini şöyle tamamladı: "Maalesef ülkemizde birçok hastaya ileri evrede tanı koyuyoruz. İleri evre kanserlerde olağanüstü bir tedavi yok. Ancak artık genetik analizlerle hastayı kanserle buluşturan moleküler mekanizmaları tespit edebiliyoruz. Hedefe yönelik ve kişiye özel tedavilerle hastalarımızın yaşam süresini uzatabiliyor, yaşam kalitelerini artırabiliyoruz. İleri evrede amacımız hastalığı tamamen yok etmekten çok, onu kontrol altında tutarak hastamıza daha uzun ve konforlu bir yaşam sunmak."