POLİTİKA - 14 Kasım 2025 Cuma 16:33

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye’de uyuyanları uyandırmaya bir şule yetmiştir"

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye’de uyuyanları uyandırmaya bir şule yetmiştir"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’ndeki Uluslararası İnsan Hakları Konferansı ve Yankılar Sergisi Açılış Programı’nda açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye’de bütün uyuyanları uyandırmaya bir şule, bir ışık, bir alev yetmiştir" dedi. Haksızlığın karanlığı, hakikatin ışığını asla bastıramadığını kaydeden Erdoğan, "Doğru eninde sonunda kendine bir yol bulur. Zulme karşı hakkı savunacağız. Bir mecra açar ve çağlayan bir ırmak misali gönüllere akar. Kalpleri aydınlatır. Engelleri aşar ve nihayet coğrafyaya yayılır" ifadelerini kullandı.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen Uluslararası İnsan Hakları Konferansı ve Yankılar Sergisi Açılış Programı’na katıldı. Programda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Arşiv fotoğrafları, belgeler, ses ve video kayıtlarının yanı sıra yapay zeka destekli yenilikçi sanat etkinliklerinin de yer alacağı bu sergi, çağları aşan onurlu bir hak ve adalet arayışının İstanbul’daki yankısını teşkil edecektir. 27 Kasım’a kadar devam edecek bu anlamlı sergiyi tüm vatandaşlarımızın, bilhassa da genç kardeşlerimizin ziyaret etmesini son derece önemli buluyorum. Kendilerinden önce hangi zorlukların çekildiğini, sırf düşüncelerinden ötürü masum insanların hangi baskılar, hangi zorbalıklarla karşı karşıya geldiklerini gençlerimiz burada çok net bir şekilde görebilecektir. Ziyaretçiler, iki büyük şahsiyetin hak ve özgürlük mücadelesinde, iki anıt ismin tüm zorluklara rağmen neleri başarabildiğini, dikenli yollarda nasıl cesurca yürüyebildiklerini çok yakından müşahede edecek" ifadelerini kullandı.


"Terbiye evvela ailede başlar"


Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kendi ifadesiyle anneleri fetih neslinin yetiştiricisi olarak gören Şule ablamız, bir eserinde eğitim ve aileye ilişkin şu cümleleri kuruyordu; ‘İmanlı ve güçlü nesillerin yetişmesi için dini, milli ve ahlaki terbiye ve eğitime son derece ehemmiyet verilmelidir. Bu terbiye evvela ailede başlar. Ailede ise bu eğitim daha çok anneye düşmektedir.’ Eğitim ve kültür sahasındaki faaliyetlerini işte bu anlayışla sürdüren vakfımızın, geçen hafta Milli Eğitim Bakanlığımızla imzaladığı protokolle bütün bu çalışmalarını yeni bir merhaleye taşıdığını görüyoruz. Protokol kapsamında 81 ilimizde 81 okul kütüphanesi, 11 deprem şehrimizde ise 28 eğitim ve meslek atölyesi kurulacak. Ayrıca içinde bulunduğumuz eğitim öğretim yılında 15 bin öğrencimize kırtasiye desteği sağlanacak. Diğer taraftan ortaya koyduğu mücadeleyle tüm dünyada hafızalara kazınan, zulme rıza göstermeyip adaletin sesiyle haykıran şehit Malik el-Şahbaz’ı, yani Malcolm X’i de yine rahmetle, hürmetle anıyorum. Merhum Malcolm X de baskılara aldırmadı, tehditler karşısında yılmadı, zorbalara ve zorbalıklara boyun eğmedi. Ayrıntıcılığın kurumsallaştığı bir dönemde karizmatik ve cesur kişiliğiyle ırkçılığa meydan okudu, eşitsizliğe başkaldırdı. Merhum Malcolm X, doğruları seslendirmenin cesaret gerektirdiği bir dönemde şöyle haykırıyordu; ‘Ben gerçeğin peşindeyim. Kimin söylediği önemli değil. Ben adaletin peşindeyim. Kim için veya kime karşı olduğu önemli değil.’ Yaşadıkları çağa mühürlerini vuran her iki ismin de ortak özelliği şuydu; şartlar ne kadar çetin olursa olsun, zulüm kimden gelirse gelsin, hakkı ve hakikati son nefesine kadar savunmak, inandıkları yoldan asla sapmamak, dönmemek, ayrılmamak. Gönüllerimizin sultanı, hayat ve hidayet rehberimiz Peygamber Efendimiz (S.A.V.), bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmuştu; ‘Allah’a yemin olsun ki bu davamı terk etmem karşılığında sağ elime güneşi, sol elime de ayı koysalar, Allah’ın dinini güçlendirinceye veya bu yolda canımı verinceye kadar asla bundan vazgeçmeyeceğim.’ İşte bu örnek duruşu hayatlarının merkezine yerleştiren, bu uğurda çile çeken ve bedel ödeyen her iki isim, hiç tartışmasız hem kalplerdeki hem de tarihteki yerlerini almışlardır. İnşallah ebediyen hayırla, şükranla, büyük bir hürmetle hatırlanacaklardır. Rabbim onlardan razı olsun. Bizi de onların gittiği yoldan, bu kutlu güzergahtan ayırmasın diyorum" diye konuştu.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizim de katkımızla tesis edilen ateşkesin ardından İsrail’in tüm ihlallerine rağmen yaralarını sarmaya çalışan Filistinli kardeşlerimiz başta olmak üzere Sudan’da, Yemen’de, Somali’de ve daha pek çok yerde zor günler geçiren tüm mazlumlara gerek şahsım gerek eşim gerekse milletim adına buradan dayanışma mesajlarımı yolluyorum. Konferans ve sergimizin hepimiz için bir kez daha hayırlar getirmesini temenni ediyorum. İnsanlık binlerce yıllık tarihinde şuna defalarca kez şahitlik etmiştir; haksızlığın karanlığı, hakikatin ışığını asla bastıramaz. Doğru eninde sonunda kendine bir yol bulur. Zulme karşı hakkı savunacağız. Bir mecra açar ve çağlayan bir ırmak misali gönüllere akar. Kalpleri aydınlatır. Engelleri aşar ve nihayet coğrafyaya yayılır" dedi.


Şule Yüksel Şenler’in adalet ve hakikat ışığının Türkiye’deki en güçlü yansımalarından biri olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sizlerin de bildiği üzere, kelime anlamı itibarıyla ‘Şule’ ışık, alev, parıltı demektir. 6 yıl önce dualarla ebediyete uğurladığımız Şule Yüksel Şenler adalet ve hakikat ışığının Türkiye’deki en güçlü yansımalarından biri olmuştur. Türkiye’de başörtüsü davasının sancaktarlığını yapmış, düşünce ve ifade hürriyetinin, kılık kıyafet özgürlüğünün tam anlamıyla sağlandığı bir ülke için fedakarca çalışmıştır. Türkiye’de bütün uyuyanları uyandırmaya bir şule, bir ışık, bir alev yetmiştir. Tabii onun bu gayreti vesayetçilerin dikkatini çekmiş, o da Üstat Necip Fazıl ve daha nice fikir ve aksiyon insanı gibi bugün bize özgürlükten dem vuran faşist odakların radarına girmiştir. Gazete manşetlerinden hedef alınmış, sayısız takibata uğramış, kara listelere adı büyük harflerle yazılmıştır. Şuraya özellikle dikkat çekmek istiyorum; eğer dikkat etmezseniz, gazeteler mazlumlardan nefret etmenizi, zalimleri ise sevmenizi sağlar. Malcolm X’in işaret ettiği bu tehlike, milletimizin ve Şule Yüksel Şenler’i sevenlerin basiret ve ferasetiyle bertaraf edilmiş, kimin haklı, kimin mağdur olduğu o günlerde bile çok net bir şekilde görülmüştür. Şule Yüksel Şenler ablamız defalarca tehdit edilmiş, evi kundaklanmış, konferanslarına bomba ihbarları yapılmıştır. Ama o, hapse mahkum edildiği dönemde bile davasından taviz vermemiş, devrin eli sopalı müstekbirlerine boyun eğmemiş, fikrin surlarına iman ve mücadelenin sancağını dikmiştir" şeklinde konuştu.


Onun duruşunu anlamak için burada bir noktanın altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şule ablamız için çıkarılan özel af ile Bursa Cezaevi’nden tahliye olması gündeme gelince, ona bu zulmü reva görenlere cevabı şu olmuştu. Özellikle sevgili gençlerimizin buraya dikkat etmesini rica ediyorum. Salonda olanlar veya olmayanlar, ekranları başında bizi izleyenler, buraya dikkat. Şule ablamız şunu söylemişti; ‘Suçsuzun affedildiği nerede görülmüş? Ben kanunlara riayet eden bir fert olarak mahkumiyetimi devam ettiriyorum. Dışarı çıkmayı reddediyorum. Benim buradan ancak cesedimi alırsınız.’ Ve devamında dört duvar arasında kaleme aldığı ‘Hür Mahkumdan Mahkum Hürlere’ adlı şiirinde kendisini sevenlere şu mısralarla seslenmişti; ‘Değil mi ki müminim, baş eğmem zalime. Zalimin zulmü vardır. Hak yolunda aleme. Zindanda olsam dahi görünür bana cennet. Şeref duyun kardeşler, acımayın halime.’ Zulüm kısmak istediği sesi nara yapar ve bazı ölüler, yaşayanlardan daha yüksek sesle konuşur" dedi.


Zulüm, baskı ve ayrımcılık olduğu sürece buna direnenler de olacaklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yarım asrı bulan siyaset hayatımızda bize olan teveccühü boşa çıkarmadık emanete halel getirmedik. Başta baş örtüsü yasakları olmak üzere en zorlu engelleri, en çetin badireleri aşmayı başardık. Bundan sonra da kimseden korkmadan, asla geri adım atmadan hakkı savunacağız" diye konuştu.


Cumhurbaşkanı Erdoğan’a konuşmalarının ardından hediye takdim edildi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Sulama kanalına düşen çocuğu kurtarmak için zamanla yarıştılar Adana’da dengesini kaybederek sulama kanalına düşen ve boğulma tehlikesi geçiren 15 yaşındaki çocuk, vatandaşlar tarafından kurtarıldı. O anlar cep telefonu kamerasına yansırken, çocuğu kurtaran Tolgahan Tümer, "Burada boğulanları da görmüştüm o sebeple çocuğun böyle bağırışını da duyunca dayanamadım, atlayıp kurtardım" dedi. Olay, merkez Yüreğir ilçesine bağlı Tahsilli Mahallesi Ege Bagatur Caddesi’ndeki DSİ’ye ait sulama kanalında meydana geldi. İddiaya göre, arkadaşlarıyla birlikte sulama kanalı kenarından geçerken 15 yaşındaki C.Ü.Ç., dengesini kaybederek kanala düştü. Kanaldan çıkamayan çocuk sürüklenmeye başladı ve bu sırada arkadaşları, "Yardım edin, arkadaşımız boğuluyor" diye bağırdı. Gençlerin seslerini duyan esnaf Tolgahan Tümer, kanal kenarına geldi ve C.Ü.Ç.’nin sürüklendiğini görünce hemen sulama kanalına atladı. Tümer, çocuğu kurtarıp kanal kenarına getirdi ve bu sırada Feyyaz Onamlı ise demir çubuk uzatıp hem Tolgahan Tümer’in hem de C.Ü.Ç.’nin sulama kanalından çıkmasını sağladı. Kanaldan çıkartılan C.Ü.Ç., ihbar üzerine bölgeye sevk edilen ambulans ile hastaneye kaldırıldı. O anlar ise cep telefonu kamerasıyla saniye saniye görüntülendi. "Çocuğun bağırışını duyunca dayanamadım" O anları gazetecilere anlatan Tolgahan Tümer, "Burada 3 arkadaş otururken çocuğun birisinin ayağı takılıp kanala düşmüş. Yanındaki arkadaşları ’Arkadaşımız boğuluyor’ diye bağırıyordu, ben sesleri duyup geldim. Çocuğun kanala battığını görünce suya atlayıp onu kurtardım. Yanımda demir getirmiştim, bize onu uzattılar demire tutunup kanaldan çıktık. Daha öncede buraya düşen bir kişiyi kurtarmıştım. Maalesef burada böyle vakalar oluyor. Gençler serinlemek içinde sulama kanalına giriyor ancak canlarını tehlikeye atıyorlar. Burada boğulanları da görmüştüm o sebeple çocuğun böyle bağırışını da duyunca dayanamadım, atlayıp kurtardım" ifadelerini kullandı. Hastaneye kaldırılan çocuğunk durumunun iyi olduğu öğrenildi.
Ankara Bakan Gürlek: "Vatandaşlarımızın gereksiz yere yıpranmasının önüne geçiyoruz" Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Vatandaşlarımızın adalet hizmetlerine daha hızlı ve etkin erişimi için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Yaptığımız düzenlemeler ve geliştirdiğimiz uygulamalarla; lekelenmeme hakkı kapsamında dosyaları en başta ayıklıyor, vatandaşlarımızın gereksiz yere yıpranmasının önüne geçiyoruz" dedi. Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan "Adalet İstatistikleri 2025" kitabı yayımlandı. Konuyla ilgili Adalet Bakanlığı sosyal medya hesaplarından istatistiklerle ilgili görsellerin de yer aldığı paylaşım yapıldı. Adalet Bakanı Akın Gürlek konuyla ilgili sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, vatandaşların adalet hizmetlerine daha hızlı ve etkin erişimi için çalışmaları kararlılıkla sürdürdüklerini kaydetti. Yapılan düzenlemeler ve uygulamalarla ilgili bilgi veren Bakan Gürlek, paylaşımında şu ifadeleri kullandı: "Vatandaşlarımızın adalet hizmetlerine daha hızlı ve etkin erişimi için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Yaptığımız düzenlemeler ve geliştirdiğimiz uygulamalarla; lekelenmeme hakkı kapsamında dosyaları en başta ayıklıyor, vatandaşlarımızın gereksiz yere yıpranmasının önüne geçiyoruz. Hakim başına düşen dosya sayısını azaltarak her bir dosyaya daha fazla zaman ayrılmasını sağlıyoruz. Soruşturma ve dava süreçlerini hızlandırarak yargılamaların daha kısa sürede sonuçlanmasını mümkün kılıyoruz. Daha hızlı işleyen, daha adil ve vatandaş odaklı yargı sistemini güçlendirmeye kararlılıkla devam ediyoruz." "Mahkemelerde dosya yükü azaldı; yargı süreleri kısaldı" Adalet Bakanlığı’nın yayımladığı 2025 yılı adalet istatistikleri, davaların ortalama görülme sürelerindeki düşüş ve dosya sayılarındaki azalmaya işaret etti. Adli yargı ilk derece mahkemelerinde hakim başına düşen yıllık dosya sayısı 2016’da 506 iken, 2025’te yüzde 10,3 oranında azalarak 454’e düştü. Veriler incelendiğinde; yargı alanında olumlu gelişmeler yaşandığı, özellikle Cumhuriyet başsavcılıkları ve mahkemelerde iş yükünün artmasına rağmen sistemin etkin ve dengeli bir şekilde işlediği gözlemlendi. Buna göre, adli yargı ilk derece mahkemelerinde 2016’da hakim başına düşen yıl içinde açılan dosya sayısı 506 iken yüzde 10,3 oranında azalarak 2025’te 454’e düştü. 1,4 milyondan fazla ihbar dosyasında SYOK verildi Lekelenmeme hakkına ilişkin Ceza Muhakemesi Kanununun 158. maddesinde yer alan düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 31 Aralık 2025’e kadar Cumhuriyet Başsavcılıklarına gelen ihbar dosyalarının 1 milyon 443 bin 259’una Soruşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar (SYOK) verildi. Bu ihbarlar hakkında soruşturma evresine geçilmediği, bu sayede Cumhuriyet Başsavcılıklarına yıl içinde açılan dosya sayısının yüzde 3,5 oranında azaldığı görüldü. İhbar dosyalarında ortalama görülme süresi 51 güne düştü İhbar dosyalarında ortalama görülme süresi 2023’te 58 günden 2025’te 51 güne düştü. Cumhuriyet Başsavcılıklarında bir dosyanın ortalama görülme süresi, 2016 yılında 431 gün iken 2025’te 393 güne indi. Cumhuriyet Başsavcılıklarında daimi arama kararlarından arındırılmış dosyaların son 5 yılına bakıldığında ortalama 156 günde karara bağlandığı görüldü.
Kayseri AK Parti Genel Başkanvekili Elitaş’tan ara seçim yorumu: "Özgür Bey’in zihni özgür değil" AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in ’ara seçim’ çıkışına cevap vererek, "Anayasa’nın ne olduğunu, 2002’de nelerin yaşadığını okusa yeter. Özgür Bey’in zihni özgür değil" dedi. Kayseri’de düzenlenen Orta Anadolu Bölge Stratejisi Toplantısı’na katılan AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in geçtiğimiz günlerde ’ara seçimle’ ilgili sözlerine cevap verdi. "Özgür Bey’in zihni özgür değil" diyen Elitaş, "Bir genel başkanları var evlere şenlik. Yıllarca grup başkanvekilliği yaptı, iç tüzükle ilgili epey eğitmiştim. ’İç tüzüğü senden iyi bilen yok’ diye kürsüde söylemişti. 2014-2015 yıllarında genel başkanvekilliğine başlayıp, şimdi genel başkanlığa terfi eden arkadaşımız, Anayasa’nın 78. maddesini alıp ’Derhal ara seçim yapmalısınız’ diyor. Anayasa’nın ne olduğunu, 2002’de nelerin yaşadığını okusa yeter. Özgür Bey’in zihni özgür değil. Özgür Bey vesayet altında. Özgür Bey her hafta çarşamba günü tekmil vermek için Silivri’de. Problem bu, zihni özgür değil. Özgür Bey’in önce zihnini özgürleştirmesi gerekiyor. Türkiye menfaatine çalışabilmesi için bunu yapması gerekir. Benim bildiğim Grup Başkanvekili Özgür Özel bunu yapardı. Üzülüyorum, birlikte 7-8 yıl grup başkanvekilliği yaptığımız bu arkadaşımızın böylesine iradesini başkalarına teslim etmesinin çok acı olduğunu düşünüyorum. Allah yardımcısı olsun. Bunu eski dostluğumuza binaen ifade etmeye çalışıyorum" dedi.