SPOR - 17 Nisan 2026 Cuma 14:06

Değişen Transferler ve Scouting Dünyası Paneli gerçekleştirildi

A
A
A
Değişen Transferler ve Scouting Dünyası Paneli gerçekleştirildi

Futbolun oyuncu gözlemleme ve transfer yapma noktasıyla ilgili "Değişen Transferler ve Scouting Dünyası Paneli" gerçekleştirildi.


Fulya Acıbadem Sports’ta yapılan panele Teknik Direktör Abdullah Avcı, Acıbadem Sağlık Grubu İcra Kurulu Üyesi Mustafa Eröğüt ve Companisonator CEO’su Tarkan Batgün katıldı.


İlk olarak Türkiye’deki scout süreci ve bu departmana dair bilgiler aktaran Teknik Direktör Abdullah Avcı, "Süreçle alakalı son 11 senedir mesafe katediliyor. A milli takım sürecinde ve Başakşehir’de ekip çalışması yapmaya çalıştım. Ekip çalışmasının bu anlamda önemli olduğunu bildiğim için, ekip içinde yüklerin eşit dağılmasını sağlayacak bir organizasyondu. Bu iş her şeyin sonucunda iyi oyuncuyla oynanıyor. Bu departmanlar bunun için var. Bizim zamanımızda tavsiyelerle yapılan transferler artık verilerle, datalarla yapılıyor. Bugün futbolun gittiği nokta bence şu; ne teknik adam ne de futbolcu, buna tamamen bu departmanın karar vermesi. Bir teknik adamın yoğunluğu şu an çok fazla" diye konuştu.


Transfer yapma süreçlerine dair de bilgiler veren Avcı, "Bugün oyunun gittiği noktada fizikle tekniğin dengeli olması gerektiğini savunan biriyim. Fiziksiz olmuyor. Topa sahip olduğunda da teknik kapasitesi iyi oyuncular işi çözebiliyor. Transferlerle ilgili son olay tabii ki teknik direktör onayından geçecek ama detaylı araştırmayı ekip yapacak. Bazen ‘Bu şehrin takımı böyle oynar’ derler. Bugün öyle bir şey kalmadı. Senin 6 numaran nasıl, 8’in özellikleri ne? Bunları scout ekibiyle paylaşırsın. Havuzu oluşturacak ekip onlardır. Ne yönetici ne de teknik direktör değil ekibin karar vermesi gerekir" ifadelerini kullandı.



Mustafa Eröğüt: Kulüplerin sürdürülebilirliğini doğru bir scouting ile yapabiliriz"


Scouting sistemini Başakşehir’de Abdullah Avcı ile nasıl ilerlettiklerini ve Togolu eski futbolcu Emmanuel Adebayor’un transfer sürecini anlatan Mustafa Eröğüt, "Abdullah hocayla çalışmaya 2006 yılında başladım. O yılda sürdürülebilirlik kavramı bizim için kağıtları boşa harcamamak, ışıkları açık bırakmayın gibi bir kavramdı. Ama Abdullah hoca daha o zamandan bu departmanlaşmayı kuruyordu. Bütün departmanlar ayrı oluyordu. Bu departmanlaşma yönetişimsel sürdürülebilirliğin en önemli tabanı olarak görünüyor. Kulüplerin sürdürülebilirliğini doğru bir scouting ile yapabiliriz. Başakşehir’in 12 yılda 10 kere Avrupa kupalarına katılımının temelleri böyle atıldı. Daha o günden biz yurt dışında farklı bölgelere scout’lar gönderirdik. Cd’ler veya dvd’lerle oyuncu izlerdik. Başakşehir’de olduğumuz dönem devre arasında bir rapor geldi. Mehmet Batdal ile ilgiliydi ve oynayamayabilir deniliyordu. Merkezde uzun topları alacağımız bir oyuncu lazımdı. Devre arası son 2 günde transfer yapabilmek çok zordur, büyük bonservisler vermeniz ya da neden boşta olduğunu bilmediğiniz oyunculara yönelmeni gerekir. Adebayor öyle bir oyuncu. Crystal Palace’tan ayrılmış, 6 aydır futbol oynamıyordu. Hemen iletişime geçtik. Crystal Palace’ta Alan Pardew ile çalışmıştı. Emre Belözoğlu’ndan rica ettik. O Newcastle’da Pardew ile çalışmıştı ve son durumuyla ilgili bilgi aldık. Risk denilebilecek bir transferi gerçekleştirdik. Oyunu ve opsiyonları değiştirdi. Medyada ve kamuyorunda ‘Adebayor’u almak için scouta mı ihtiyaç var’ diye algı oluyor. Aslında scout evet demekten çok hayır diyebilme sanatıdır. Okan buruk dönemi benzer bir scout ile Skrtel’i almıştık. Skrtel Atalanta ile anlaşmıştı. Merkez savunmayı bulamadık. ‘Gasperini 3-5-2 oynuyor ben oynamam, ben gelmek istiyorum’ dedi ve geldi" şeklinde konuştu.


Yapılacak transferlerin takıma uzun vadeli getiriler sağlaması gerektiğini de belirten Eröğüt, "Haaland enteresan bir örnek. Haaland U20 Dünya Kupası’nda oynarken bulundu. Norveç’te oynayan bir oyuncuydu. 4-5 milyon Euroluk da bir bedeli vardı. Haaland’lar esasında gözümüzün önünde. Önemli olan Haaland’a bu bonservisi vermenin kulübün geleceğinde neler sağlayacağını bilmek ve bir yapı kurmak. Scout ekipleri böyle listeler kurup inceliyor. Hocaların da talepleri oluyor. Clichy vegandı. Onun için özel vegan aşçı alınmıştı. Takımda vegan olmalar başlamıştı. Ama Başakşehir kulübünün kültürünü değiştirdi. Bu tip oyuncular takımı yukarı çekerken başka oyuncular da aşağı çeker. Bunları belirlemek çok önemli" sözlerini dile getirdi.



Tarkan Batgün: "Pandemiden sonra Avrupa’da transfer azaldı ama scouting arttı"


Tarkan Batgün de Türkiye’deki scouting sürecine ilişkin bilgiler aktarırken, "Oyuncular özellikle son zamanlarda hiç görmeden sadece platformlarda görülerek alınır. Oyuncu bir okul yaptırmışsa, insanlara iyilik yapmışsa o iyi bir oyuncudur, alabilirsiniz. Ama bu iş nasıl yapılır? Kapıkule’den çıktığınızda scouting departmanları var. Bulgaristan Süper Ligi’nde her takımın bir scouting departmanı, sportif direktörü ve scout şefi var. Türkiye’ye ilk geldiğimde 2007-2008 sezonunda ilk ziyaret ettiğim hoca Abdullah hocaydı. Recep Uçar da vardı. Herhalde Türkiye’nin ilk scout ekibi buydu. Recep hoca sürekli uçağa biner ve oyuncu izlemeye giderdi çünkü Abdullah hoca tüm oyuncuların canlı izlenmesini isterdi. Pandemiden sonraki finansal daralmayla Avrupa daha az transfer yaptı ama scoutinge daha çok önem verilmeye başlandı" şeklinde konuştu.


Öte yandan Tarkan Batgün, "The Book of Scouting - Volume One" isimli kitabının sunumu yapıp içeriğiyle ilgili bilgiler aktardı. Panel, soru-cevap kısmının ardından sona erdi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Güven ve dijitalleşme başarısı ödülle taçlandırıldı Altın yatırımında güven ve dijitalleşme odaklı dönüşümün hız kazandığı bir dönemde, sektörde öne çıkan Altın Anne, bu yıl ikincisi düzenlenen "Yılın Enleri Ödül Töreni" çerçevesinde "Yılın Markası" ödülüne layık görüldü. AREV Eğitim Vakfı tarafından organize edilen ve geniş katılımla gerçekleşen gece, spor, sanat ve medya dünyasından birçok ismi bir araya getirdi. Hem ödül töreni hem de toplumsal farkındalık mesajlarıyla öne çıkan etkinlik, katılımcılar tarafından yoğun ilgi gördü. Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başlarken, açılışta yapılan anma gecenin duygusal tonunu belirledi. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda yaşanan silahlı saldırılarda hayatını kaybedenler için rahmet dilenirken, salonda bulunan davetliler bu acı kayıplar karşısında ortak bir hassasiyet sergiledi. Sahne gösterileri ile ödül takdimlerinin iç içe geçtiği program hem görsel hem de içerik açısından zengin bir akış sundu. Ödül töreninde farklı kategorilerde birçok isim ödüllendirilirken, onur ödülü Ahmet Selçuk İlkan’a takdim edildi. Yeşilçam’ın unutulmaz mirasına ithafen verilen "50. Yıl Ödülü" ise Hababam Sınıfı kadrosunda yer alan Ahmet Arman ve Teoman Ayık’a verildi. Altın yatırımında güven ve dijitalleşme odaklı dönüşümün hız kazandığı bir dönemde, sektörde öne çıkan Altın Anne, "Yılın Markası" ödülüne layık görüldü. Altın Anne markası adına ödülü Kurumsal İletişim Direktörü Ecem Karaman teslim aldı. Karaman, yaptığı konuşmada, "Bu anlamlı ödüle layık görülmek bizim için büyük bir gurur. Başta kullanıcılarımız olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz" dedi. Ödül töreninde değerler eğitimine dikkat çekildi Gecede konuşma yapan AREV Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Vehbi Orakçı, eğitimin yalnızca akademik başarıyla sınırlı olmadığını vurgulayarak, bu tür organizasyonların topluma örnek olan isimleri bir araya getirerek özellikle gençler üzerinde ilham verici bir etki oluşturduğunu ifade etti. Orakçı, değerler eğitiminin önemine dikkat çekerek, son dönemde yaşanan üzücü olayların bu yaklaşımın ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gösterdiğini dile getirdi. Gece, ödül takdimleri ve sahne performanslarının ardından çekilen hatıra fotoğraflarıyla sona ererken, katılımcılar organizasyonun hem içerik hem de verdiği mesajlar açısından güçlü bir etki bıraktığını ifade etti. Altın Anne’nin elde ettiği bu başarı ise sektörde güven odaklı yaklaşımın giderek daha fazla değer gördüğünü bir kez daha ortaya koydu.