ASAYİŞ - 09 Nisan 2026 Perşembe 21:24

Ekrem İmamoğlu’nun siyasi danışmanı Necati Özkan: "Benim yaptığım yegane iş İmamoğlu’nun seçim kampanyasına dışardan yardım etmek"

A
A
A
Ekrem İmamoğlu’nun siyasi danışmanı Necati Özkan: "Benim yaptığım yegane iş İmamoğlu’nun seçim kampanyasına dışardan yardım etmek"

‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında savunma yapan Ekrem İmamoğlu’nun siyasi danışmanı Necati Özkan, "Benim İBB’de herhangi bir unvanım, fikrim ve sorumluluğum yok, imza yetkim, herhangi bir ihaleye de karışmışlığım yok. Benim yaptığım yegane iş İmamoğlu’nun seçim kampanyasına dışardan yardım etmek. Ekrem İmamoğlu benim patronum değildir benim dostum ve yol arkadaşımdır. Sayın İmamoğlu’na destek vermek benim için bir onur ve vatan görevidir" dedi.


‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 19. oturumu Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görüldü. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen duruşmada sanık Melih Geçek’in çapraz sorgusu yapıldı.


Ekrem İmamoğlu duruşmada söz verilmesi üzerine sanık Melih Geçek’e soru sordu. İmamoğlu’nun "Göreve geldiniz. Kısa da olsa birlikteliğimiz oldu Melih Bey. Size ‘şunu genel müdür yardımcısı yap, şunu kadrona al, şunu şöyle çalıştır’ gibi bir talimatım geldi mi?" sorusuna sanık Geçek böyle bir durumun söz konusu olmadığını söyleyerek cevap verdi. Ekrem İmamoğlu’nun "İstanbul Senin ile ilgili kafanda bir tereddüt oluştu mı? Zihninde karanlık bir nokta oluştu mu?" sorusuna ise sanık Geçek, "Oluşsaydı söylerdim başkanım. O slogan yerleşmişti, biz de benimsedik" cevabını verdi.


Öte yandan duruşma savcısı, İBB Bilgi İşlem Daire Başkanı tutuksuz sanık Erol Naim Özgüner hakkında iddianamedeki 13. eylem olan ‘İBB Hanem’ yönünden ‘kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi’ suçundan suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmesini talep etti.


Ardından savunmasına geçilen tutuklu sanık Necati Özkan’ın iddianamede örgüt yöneticisi Hüseyin Gün ile uçtan uca şifreli gizli mesajlaşma uygulamaları ile yurt dışında bulunan şahıslara bilgi aktardığı belirtilmişti. Necati Özkan’ın Akmerkez’de bulunan ofisinde farklı tarihlerde, İBB ve iştiraklerinde görevli olan üst düzey yönetici, örgüt üyesi şüpheliler ile belediyeden usulsüz iş alan reklam şirketlerinin yetkilileri olan bazı şahıslarla toplantı yaptığı da iddianamede açıklanmıştı. Ekrem İmamoğlu’nun hiyerarşisi içerisinde vatandaşların kişisel bilgilerinin ele geçirildiği, yabancı istihbarat servisi elemanlarına aktarıldığı ve Necati Özkan’ın da buna iştirak ettiği iddianamede ifade edilmişti.



"Sayın İmamoğlu’na destek vermek benim için bir onur ve vatan görevidir"


İddianamede yer alan suçlamalara karşı savunması sorulan Ekrem İmamoğlu’nun siyasi danışmanı Özkan, "Operasyonlardan sonra soruşturmaya 800 insandan fazla kişi dahil edilmiş. 5’ini seçilmiş siyasetçi olduğu için tanıyorum, 6 kişiyi de iş dünyasından tanıyorum. 23 kişiyi de İBB’de oldukları için tanıyorum. Geri kalanıyla hiçbiri irtibatım yok. Benim İBB’de herhangi bir unvanım, fikrim ve sorumluluğum yok, imza yetkim, herhangi bir ihaleye de karışmışlığım yok. Benim yaptığım yegane iş İmamoğlu’nun seçim kampanyasına dışardan yardım etmek. Ekrem İmamoğlu benim patronum değildir benim dostum ve yol arkadaşımdır. Sayın İmamoğlu’na destek vermek benim için bir onur ve vatan görevidir. Ekrem İmamoğlu’nun yönettiği; Murat Ongun ve diğer suç örgütü üyeleriyle gizli toplantılara iştirak ettiğim ileri sürüldü. Aynı zamanda bazı toplantılara Ak Merkez’de bulunan ofisimde ev sahipliği yaptığım, buraları yönettiğim ya da katıldığım tevdi raporunda belirtilen usulsüz ihaleler, hizmet alımları ve haksız olarak kazanılan paranın aklanması suretiyle örgüte haksız kazanç sağlandığı iddia edildi. Sonra iddianame aşamasına gelindi. İddianamede şunu gördük: Paraşütle bu davaya indirilen Hüseyin Gün diye bir şahıs var. Bu sefer suçlama şuna dönüştü ‘Hüseyin Gün’e bağlı olarak hareket eden özel vasıflı üye’. Ancak bunlar yapılırken o gizli toplantılar, usulsüz ihaleler, usulsüz hizmet alımları ve sahte fatura gibi iddiaların hiçbirisi kalmadı. Bunlarla ilgili herhangi bir somut eylem ya da isnat da bulunmuyor hepsi yok olup gittiler. Dolayısıyla sormak istiyorum, iddianamede yer verilmeyen bu iddialar, eğer benim tutuklanmamı gerektirecek ağırlıktaysa neden dava konusu yapılmadı? Neden herhangi bir aşamada bana bunlarla ilgili tek bir soru bile sorulmadı? Hakikat dışı gerekçelerle, asla ciddiye alınamayacak bir içerikle ‘siyasi casusluk’ diye bir casusluk davası icat edildi. Bana bu iftira atıldı. Ve casusluk gibi milli güvenliğimiz adına, devletimiz adına, ülkemiz adına son derece ciddiye alınması gereken bir konu sulandırıldı ve haftalarca medyaya malzeme haline getirildi. İlk duyduğum zaman anlayamadım. Bir sabah televizyonu açtım Merdan Yanardağ hakkında casusluk iddiası falan. Alt yazı geçiyor, sonra Necati Özkan var, İmamoğlu var. Yani ne casusluk davası? Bir de Hüseyin Gün var. Ya kim bu Hüseyin Gün? Bu adam kim? Size her şey adına yemin ederim adamı hatırlayamadım" ifadelerini kullandı.



"Bana örgüte üye olmamla ilgili tek bir soru bile sorulmadı"


Sanık Özkan savunmasının devamında, "Böyle bir örgütün varlığından söz edebilmek için her şeyden önce örgütle organik bir bağınızın olduğunun somut delillerle kanıtlanması lazım. Sorgulamanın hiçbir aşamasında bana örgüte üye olmamla ilgili tek bir soru bile sorulmadı. Tutuklandıktan sonra avukatlarım belgeleri getirdiğinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın tutuklamaya ilişkin sevk yazısını gördüm. Orada az önceki ifadenin bir benzeri yer alıyor: ‘Murat Ongun’a bağlı hareket eden örgüt üyesi şüphelisi Necati Özkan.’ Suç örgütü lideri İmamoğlu, yöneticisi Murat Ongun ve diğer üyelerle gizli toplantılara iştirak ettiğim, Ak Merkez’deki ofisimde bu toplantılara ev sahipliği yaptığım, hatta usulsüz ihaleler ve hizmet alımları organize ettiğim söyleniyor. Bu iddialarla tutuklanıyorum. Dayanak ise 20 yıllık Ak Merkez yönetiminden hukuka aykırı şekilde alınan ziyaretçi kayıtları ve kamera görüntüleridir. Bunlar bana hiç sorulmadı. Ak Merkez’de gizli toplantılar yapıyor musunuz? İnsanlar size geliyormuş, orada ihaleye fesat karıştırıyormuşsunuz, bunu nasıl, kiminle, hangi gün yaptınız? Toplantılara kimler katıldı, ne konuştunuz, parayı nasıl paylaştınız?" diye tek bir soru gelmedi" dedi.


Duruşma Necati Özkan’ın iddianamede yer alan eylemlere karşı savunmasıyla devam edilmek üzere 13 Nisan Pazartesi gününe ertelendi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara CHP’li belediye Başkanının karıştığı taciz olayında Tuana’ya erkek arkadaşından "olayların dışında dur" uyarısı CHP’li Görele Belediye Başkanı Hasbi Dede tarafından cinsel tacize uğradığını beyan eden ve şüpheli bir trafik kazası sonucu hayatını kaybeden Tuana’nın erkek arkadaşı ifadesinde, "Tuana’ya olayların dışında durması gerektiğini söyledim" dedi. CHP’li Görele Belediye Başkanı Hasbi Dede tarafından cinsel tacize uğradığını beyan eden ve şüpheli bir trafik kazası sonucu hayatını kaybeden Tuana Elif Gülüşan Torun’un ölümüne ilişkin sır perdesi aralanıyor. Soruşturmayı derinleştiren Görele Cumhuriyet Başsavcılığı Tuana’nın erkek arkadaşı D.B.C.’nin ifadesini aldı. Görelespor U18 futbol takımı oyuncusu olan D.B.C., "Benim kız arkadaşımdı" dediği Tuana ile taciz olayından sonra ilişkilerinin geliştiğini ve daha yakın hissettiklerini ifade etti. 9 Nisan 2026 tarihinde Başsavcılığa verdiği ifadesinde D.B.C., "Cinsel taciz konusu Tuana Elif Gülüşan’ı fazlasıyla etkilemişti. Ben ona bu kadar etkilenmemesi gerektiğini biraz daha olayların dışında durması gerektiğini söyledim" dedi. Cinsel taciz soruşturması kapsamında tanık olarak dinlenmek için çağrıldığını anlatan D.B.C.’nin ifadesindeki şu detaylar dikkati çekti: "Murat Cebeci’nin, Hasbi Dede’nin sanık olduğu cinsel taciz davasında Hasbi Dede’nin lehine olacak şekilde ifade vermemi bana söylemesi hususu ise yanlış anlaşılmadan ibarettir. Ben cinsel taciz soruşturmasında tanık olarak dinlenmek için çağırılmıştım. Babam Murat Cebeci bunu öğrendiğinde bana ‘Oğlum kendini tehlikeye atacak bir beyanda bulunma’ şeklinde söylemişti." D.B.C.’nin bu ifadeleri, Tuana’nın annesi Nuray Torun’un "Kızımın taciz davası ile ilgili yargılaması devam eden dosya hakkında Murat Cebeci, oğluna Hasbi Dede’nin lehine olacak şekilde taraflı olarak ifade vereceksin dediğini öğrendim" şeklinde Görele Başsavcılığına verdiği ifadeyi akıllara getirdi. Sevgilisi Tuana’ya çarpan şahsı tanıyor İfadedeki çarpıcı bir detay da Tuana’nın erkek arkadaşının Tuana’nın ölümüne sebep olan kazayı yapan şahsı tanıyor olması oldu. D.B.C., şunları kaydetti: "Tuana Elif Gülüşan bizim ilişkimiz boyunca özellikle son zamanlarda bana olağan dışı bir durumdan bahsetmedi. Adem Hasbaş ile tanışıp tanışmadıklarını bilmiyorum. Ben ismini daha önce Tuana Elif Gülüşan’dan hiç duymamıştım. Tanıştıklarını düşünmüyorum. Ben de Adem Hasbaş’ı sadece selam verecek kadar tanırım. Olay günü Tuana Elif Gülüşan’ın neden sahile gitmek istediği konusunda hiç bir fikrim yoktur." Tuana’ya ve aileye şikayeti geri çekmeleri konusunda bir yönlendirme olduğu iddiaları gündemde kalmaya devam ediyor.
Kocaeli Babası kızmasın diye uygulamadan kaçtı, polisin üzerine araç süren genç kovalamacayla yakalandı Kocaeli’nin Körfez ilçesinde uygulama noktasından kaçan ve polisi ezmeye çalışan sürücü, kenti birbirine kattı. Kovalamaca neticesinde yakalanan sürücünün 18 yaşında ve ehliyetsiz olduğu, babasından çekindiği için ceza almamak için kaçtığı öğrenildi. Olay, saat 20.30 sıralarında Körfez ilçesinde gerçekleştirilen trafik uygulaması sırasında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, 18 yaşındaki B.K., uygulama noktasına girmeyerek aracıyla kaçmaya başladı. Sürücü, kendisini engellemeye çalışan polisin üzerine de aracı sürdü. Polis, telsiz anonslarıyla diğer ekiplere bilgi vererek şüpheli aracı takibe aldı. Devam eden kovalamaca, TEM Otoyolu gişeleri Tüpraş Kavşağı mevkiinde son buldu. Polis ekipleri trafiği kontrollü şekilde kapatarak aracı durdurmaya çalıştı. Bu sırada sürücü aracı bırakıp yaya olarak kaçmaya devam etti. Kovalamacanın ardından B.K. polis ekipleri tarafından yakalandı. Gözaltına alınan B.K. sağlık kontrolü için Körfez Devlet Hastanesi’ne götürüldü. Buradaki işlemlerinin ardından ifadesi alınmak üzere Tütünçiftlik Polis Karakolu’na götürülen B.K.’nin ehliyetsiz olduğu öğrenildi. İfadesinde polisi görünce korktuğunu, babasından çekindiği için ceza almamak adına kaçtığını belirten sürücü, yaptığı davranıştan dolayı pişman olduğunu dile getirdi. Olayla ilgili inceleme başlatıldı.
Burdur Isparta-Antalya karayolunda feci kaza: 1 ölü, 4 yaralı Antalya-Isparta karayolunda kamyon ile otomobili çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında anne hayatını hayatını kaybetti, 2’si çocuk 4 kişi yaralandı. Kazada hayatını kaybeden annenin kaza anında arka koltukta oturan çocuklarını korumak için üzerlerine kapandığı öğrenilirken, kaza haberini alan yakınları olay yerinde gözyaşlarına boğuldu. Kaza, saat 19.30 sıralarında Antalya-Isparta karayolu Kazak Tünelleri Ağlasun ilçesi Çamlıdere mevkiinde yaşandı. Edinilen bilgiye göre, B.Y.A. (28) idaresindeki 07 CON 405 plakalı kamyon ile A.T. (29) kullandığı 07 CJJ 403 plakalı Fiat marka otomobil kafa kafaya çarpıştı. Kazada otomobilde yolcu konumunda bulunan anne Senanur Turan (26) hayatını kaybederken otomobil sürücüsü A.T., H.İ.Ş. (32), R.T. (4), Ö.A.T. (6) yaralandı. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye, sağlık ve jandarma ekibi sevk edildi. Yaralılar, sağlık ekipleri tarafından yapılan ilk müdahalenin ardından ambulanslarla Isparta’daki çeşitli hastaneler kaldırıldı. Anne Senanur Turan’in kaza anında arka koltukta oturan çocuklarının üzerine kapanarak korumaya çalıştığı sırada esnada hayatını kaybettiği öğrenilirken kaza haberini alan yakınları olay yerinde gözyaşlarına boğuldu. Turan’ın cenazesi yapılan incelemenin ardından morga götürüldü. Kaza nedeniyle yol bir süre trafiğe kapanırken araçların kaldırılmasının ardından yol tekrardan trafiğe açıldı.Kazayla ilgili tahkikat başlatıldı.