SAĞLIK - 11 Şubat 2026 Çarşamba 10:44

El Bebek Gül Bebek Derneği’nden RSV İçin toplumsal farkındalık çalışması

A
A
A
El Bebek Gül Bebek Derneği’nden RSV İçin toplumsal farkındalık çalışması

El Bebek Gül Bebek Derneği, Respiratuvar Sinsityal Virüs’ün (RSV) yalnızca bebekleri değil, ailelerin de tüm yaşam dengesini etkileyen çok boyutlu sonuçları olduğunu gösteren kapsamlı araştırmasını paylaştı.



El Bebek Gül Bebek Derneği, RSV sürecinin ebeveynler üzerindeki duygusal, sosyal ve ekonomik etkilerini tüm boyutlarıyla ortaya koymak amacıyla kapsamlı bir araştırma gerçekleştirdi. Araştırma, RSV’nin yalnızca bir enfeksiyon hastalığı değil, aile sistemini, çalışma hayatını ve ruh sağlığını doğrudan etkileyen önemli bir halk sağlığı meselesi olduğunu gösterdi.


Araştırma bulgularını "RSV’yi Tanı" başlığıyla düzenlenen basın toplantısında paylaşan El Bebek Gül Bebek Derneği Başkanı Uzman Psikolog İlknur Okay, RSV konusunda bilgiye zamanında ulaşamamanın süreci daha yıpratıcı hale getirdiğini vurguladı. Ailelerin gerçek yaşam hikâyelerinin de paylaşıldığı toplantıda, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vefik Arıca, RSV’nin çocuk sağlığı üzerindeki kritik etkilerini güncel bilimsel verilerle ele alırken, Cerrahpaşa Üniversitesi Sağlık Yönetimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. S. Haluk Özsarı ise RSV’nin sağlık sistemleri üzerindeki yükünü değerlendirdi.


Ailelerin yaşadıkları ilk kez bu kapsamda ölçüldü


Araştırma bulguları; ailelerin yaşadığı yoğun kaygı, bilgi eksikliği, iş gücü kaybı ve ekonomik yükün, RSV sürecini daha da ağırlaştırdığını ortaya koyuyor. RSV sürecinde bir bebeğin nefes almakta zorlandığı her an, ebeveynler için hayatın adeta durduğu bir döneme dönüşüyor. O dönemlerde ailelerin sosyal yaşamları askıya alınıyor, günlük rutinler yerini derin bir endişeye, belirsizliğe ve sürekli tetikte olma haline bırakıyor.


Türkiye’de bebeklerin büyük çoğunluğu, yaşamlarının ilk iki yılında RSV kaynaklı bronşiolit ve zatürre gibi ciddi solunum yolu enfeksiyonlarıyla karşı karşıya kalıyor. Ancak, uzmanlar RSV’nin yalnızca tıbbi bir sorun olmadığının fark edilmesi için uyarıyor. Bu süreç, ailelerin sosyal yaşamlarını, iş hayatlarını, psikolojik dayanıklılıklarını ve ekonomik dengelerini derinden etkileyen çok katmanlı bir yük oluşturuyor.


Araştırma, RSV’ye yönelik toplumsal farkındalığın hâlen istenilen düzeyde olmamasının, ailelerin bu zorlu süreçte kendilerini çoğu zaman yalnız ve desteksiz hissetmelerine neden olduğunu ortaya koyuyor. Araştırma bulguları; ailelerin yaşadığı yoğun kaygı, bilgi eksikliği, iş gücü kaybı ve ekonomik yükün, RSV sürecini daha da ağırlaştırdığını ortaya koyuyor.


"RSV, aileler açısından bilinmeze karşı bir mücadeledir"


Uzman Psikolog İlknur Okay ise araştırma sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "RSV 0-2 yaş bebeklerde çok sık görülmesine, ayaktan tedavi ve hastane yatışına kadar giden bir süreç olmasına rağmen, 1061 anne-baba ve hamilelerle Türkiye genelinde yaptığımız araştırmaya göre, ebeveynlerin yüzde 87’sinin bu virüsü daha önce hiç duymadığını tespit ettik. Ayrıca, çocuğu olan ailelerin yüzde 90’ı doğum sonrası hastaneden taburcu olurken veya rutin kontroller sırasında, doktor veya hemşirelerinden RSV konusunda bilgi alamadıklarını belirttiler. Bu sonuç, aileler açısından bilinmeze karşı bir mücadeledir."


"RSV, yalnızca riskli bebeklerin değil, tüm bebeklerin hastalığıdır"


RSV’nin aslında ne olduğunu ve kimlere bulaştığını aktaran Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vefik Arıca şu değerlendirmeyi yaptı: "RSV, çoğu zaman basit bir nezle gibi başlıyor ancak, özellikle ilk iki günden sonra hızla bronşit ve zatürreye ilerleyerek küçük bebeklerde ciddi solunum sıkıntısına yol açabiliyor. En çarpıcı gerçek ise, RSV sebebiyle hastaneye yatırılan bebeklerin büyük bölümünün zamanında doğmuş ve daha önce tamamen sağlıklı çocuklar olmasıdır. Bu nedenle RSV, yalnızca riskli bebeklerin değil, tüm bebekleri etkileyebilen bir virüs olarak ele alınmalıdır."


"RSV’nin yükü iyi yönetilirse, önlenebilir"


RSV’nin sağlık sistemine etkisini değerlendiren Cerrahpaşa Üniversitesi Sağlık Yönetimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. S. Haluk Özsarı ise sözlerine şöyle devam etti: "RSV, sadece bir virüs değil, aynı zamanda sağlık sistemleri açısından iyi yönetilmesi gereken hastalık yükü olarak değerlendirilmelidir. Her yıl yüz binin üzerinde hastane yatışına ve giderek artan yoğun bakım ihtiyacına yol açan bu yük, doğru ve zamanında önleyici yaklaşımlarla büyük ölçüde azaltılabilir. Ancak gerekli adımlar atılmadığı sürece, bu tablo ne yazık ki her yıl tekrar etmektedir."


Dernek, RSV konusunda erken farkındalığın artması, ailelerin doğru bilgiye zamanında ulaşabilmesi ve önleyici yaklaşımların güçlenmesi için kamu kurumları, sağlık profesyonelleri ve tüm paydaşlarla birlikte hareket etmenin önemine dikkat çekiyor.



El Bebek Gül Bebek Derneği’nden RSV İçin toplumsal farkındalık çalışması

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Düzce DTSO Çözüm Masası çözüm sağlıyor DÜZCE(İHA) – Düzce Ticaret ve Sanayi Odası tarafından düzenlenen Çözüm Masası toplantıları üyelerin yaşadığı sorunların çözüme katkı sağlıyor. Düzce Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) İkinci Meslek Komitesi (İnşaat müteahhitleri, inşaat malzemeleri satışı, yapı denetimi, savunma sanayi, teknik hizmetler) tarafından organize edilen Genişletilmiş Çözüm Masası toplantısı gerçekleştirildi. Toplantının açılış konuşmasını yapan DTSO Başkan yardımcısı İbrahim Canpolat, "Düzce Belediye Başkanımız Dr. Faruk Özlü’nün katılımı ile geçtiğimiz aylarda gerçekleştiğimiz toplantıda sektörümüzün önemli sorun ve taleplerini kendilerine iletmiştik. Bu konularda çözüm yönünde atılan adımlar bizler için son derece kıymetli. Destekleri için kendilerine teşekkür ediyoruz. Önceki toplantıya katılamayan üyelerimizden gelen talepler doğrultusunda, daha geniş katılımlı bir program yapma kararı aldık. Bugün de inşaat sektörümüzde yaşanan gelişmeleri, karşılaştığımız sorunları ve ihtiyaçları birlikte değerlendirmek üzere bir araya geldik" ifadelerinde bulundu. DTSO Başkanı Erdoğan Bıyık, farklı sektörlerde Çözüm Masası programlarına devam ettiklerini belirterek, "Üyelerimizin belediye ve diğer kurumlarla alakalı birçok talepleri ve çözüm bekleyen birçok gündemleri oluyor. Belediye başkanımızla yapmış olduğumuz istişarelerde yüz yüze toplantı yapmanın ve hemen aksiyon almanın daha yararlı olacağı kanaatine vardık. İkinci Meslek Grubumuzla başladığımız toplantılara Gümüşova OSB ile devam ettik. Bugün de yine ikinci meslek grubumuz ile bir aradayız" dedi. Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, toplantıda yaptığı konuşmada bir araya gelmenin, ortak akıl üretmenin ve sorunlara anında çözüm yolları aramanın faydalı olacağını belirterek, bu ve benzer birliktelikleri önemli bulduklarını ifade etti. Toplantı, üyelerin sorun ve taleplerini gündeme getirmesi ile devam etti. Mutfak Sanatları Merkezi’nde gerçekleştirilen toplantıya; Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, Belediye Başkan Yardımcısı Hasan Günden, Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Nurhan Kartal, DTSO Başkanı Erdoğan Bıyık, Başkan Yardımcısı İbrahim Canpolat, yönetim ve meclis üyeleri, Düzce Belediyesi İmar Müdürü Kalender Aydın ve DTSO üyeleri katıldı.
Van Van’da el emeğiyle üretilen bağlamalar birçok ülkeye gönderiliyor Van’da bağlama ustası Tevhid Topal tarafından tamamen el emeğiyle üretilen ve 25-30 yıl kullanılabilen bağlamalar, Amerika ve Avrupa başta olmak üzere birçok ülkeye gönderiliyor. Van’da bağlama ustalığı yapan Tevhid Topal, 1979 yılında Erzurum’da babası Aşık Dermani olarak bilinen İbrahim Topal ile başladığı mesleğini 1992 yılında Van’a taşıdı. Babasından devraldığı bağlama yapımını kültürel bir miras olarak sürdüren Topal, atölyesinde tamamen el emeğiyle kişiye özel ve üst düzey bağlamalar üretiyor. Makine kullanmadan çalışan Topal’ın atölyesinden ayda ortalama bir ya da bir buçuk bağlama çıkıyor. Seri üretim yerine kaliteyi önceleyen usta, bağlama yapımında ağacın seçimi, kuruluğu ve işçiliği ön planda tutuyor. Ürettiği bağlamalar 25-30 yıl kullanılabiliyor. Üretilen her bağlama teslim edilmeden önce detaylı şekilde test ediliyor. Ses dengesi ve performansı kontrol edilen enstrüman, ardından sahibine ulaştırılıyor. Amerika, Almanya ve Yeni Zelanda başta olmak üzere birçok ülkeye bağlama gönderen Topal, Türkiye’nin farklı illerinden de özel sipariş alıyor. İHA muhabirine konuşan bağlama ustası Tevhid Topal, 1979 yılında babasıyla birlikte Erzurum’da bağlama yapımına başladıklarını belirtti. Şu anda ağırlıklı olarak özel sipariş üzerine çalıştığını ifade eden Topal, "Yurt dışına da gönderiyorum, il dışına da. Kişiye özel, üst düzey bağlamalar üretiyorum. Yaptığım bağlamalar 25-30 yıl kullanılabiliyor. Örneğin geçen yıl, 28 yıl önce yaptığım bir bağlama bakım için tekrar bana geldi. Bu da işi doğru ve sağlam yaptığımızın bir göstergesidir. Amerika, Almanya, Yeni Zelanda gibi ülkelere bağlama gönderdik; hatırladıklarım bunlar. Ayda ortalama bir ya da bir buçuk bağlama yapıyorum; iki olmuyor. Çünkü her şeyi elle yapıyorum, makine kullanmıyorum. Sonuç güzelse ki yüzde 98 oranında güzel oluyor elhamdülillah. Bağlama yaptığımız müşteri mutlu olduğunda biz daha da mutlu oluyoruz. Çok güzel duygular yaşıyoruz" dedi. "Bir ağaca ses vermek anlatılmaz bir duygu" Yaptığı bağlamaları ilk etapta kendisinin test ettiğini dile getiren Topal, "İnceliyorum, çalıyorum, deneyimliyorum; ardından müşterimize teslim ediyoruz. Bir ağaca ses vermek anlatılmaz bir duygu. Gerçekten harika bir histir. Şu ana kadar yaklaşık 10 çırak yetiştirdim. Ancak bu işi doğrudan meslek edinmek için gelen çırak pek yok. Bu biraz üzücü. Yine de gönüllü, hobi olarak yapan arkadaşlar var; bildiğimiz her şeyi onlara aktarıyoruz" diye konuştu. Fabrikasyonla günde 15-20 bağlama üretildiğini hatırlatan Topal, sözlerini şöyle sürdürdü: "Genelde büyük şehirlerde, belli başlı iki ilde yapılıyor bu üretim. Bende ise ayda bir bağlama çıkıyor. Aradaki fark; ağacın seçimi, kuruluğu, kalitesi ve işçilikten kaynaklanıyor. Başta da söylediğim gibi, benim yaptığım bağlama 30 yıl kullanılırken, seri üretim bir bağlama en fazla 5 yıl, hatta 2-3 yıl içinde ömrünü tamamlayabiliyor."