SAĞLIK - 08 Ekim 2025 Çarşamba 10:29

"Erkeklerde de meme kanseri görülebilir"

A
A
A
"Erkeklerde de meme kanseri görülebilir"

Meme kanserinin yalnızca kadınlarda değil, erkeklerde de görülebileceğine dikkat çeken Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Yakup Çil, "Kadın veya erkek fark etmeksizin herkes, memesinde ya da koltuk altı bölgesinde oluşan değişiklikleri fark edebilmek için düzenli olarak kendi kendine muayene yapmalıdır. Küçük bir kitle bile fark edildiğinde vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır" dedi.



İstinye Üniversitesi Medical Park Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Yakup Çil, meme kanserinin yalnızca kadınlarda değil, erkeklerde de görülebileceğini belirterek erken tanının her iki cinsiyet için de hayati önem taşıdığını söyledi.



"Erken tanı, yaşam süresini uzatıyor"


Meme kanserinin kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olduğunu dile getiren Prof. Dr. Çil, "Tüm hayatı boyunca ortalama dokuz kadından biri bu hastalığa yakalanabiliyor. Erken tanı ve hızlı tedavi, normal bir yaşam sürebilmek için elzemdir. Teknolojik gelişmeler sayesinde erken tanı konulması kolaylaşmaktadır. Genetik analizler ve risk faktörlerinin belirlenmesi sayesinde önleyici meme ameliyatları da yapılabiliyor" diye konuştu.



"Kendi kendine muayene hayat kurtarabilir"


Meme kanserinin erken teşhisinde kişinin kendi vücudunu tanımasının büyük rol oynadığını belirten Çil, "Kadın veya erkek fark etmeksizin herkes, memesinde ya da koltuk altı bölgesinde oluşan değişiklikleri fark edebilmek için düzenli olarak kendi kendine muayene yapmalıdır. Küçük bir kitle bile fark edildiğinde vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır" dedi.



"Tedavi süreci çok yönlü ilerliyor"


Erken tanı konulan hastalarda ilk olarak çıkarılan meme dokusunun patolojik incelemeye gönderildiğini aktaran Prof. Dr. Çil, "Patoloji ve radyoloji sonuçlarına göre cerrah, gerek görürse önleyici cerrahi uygulayabilir. Meme dokusu alınan hastalarda estetik olarak da çok başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir. Tedavi sadece cerrahiyle sınırlı değildir. Onkoloji ve radyoterapi uzmanlarının da yer aldığı çok yönlü bir tedavi planı ile hastalığın tekrarlama riski en aza indirilebilir" şeklinde konuştu.



"Erkeklerde görüldüğünde seyir daha ağır olabilir"


Meme kanserinin erkeklerde de görülebildiğini hatırlatan Prof. Dr. Çil, şu uyarılarda bulundu: "Toplumda meme kanseri çoğunlukla kadın hastalığı olarak bilinir. Ancak erkeklerde de bu hastalık görülebilir. Ne yazık ki erkeklerde fark edilmesi genellikle daha geç olduğu için hastalık daha ileri evrede tanı alır. Bu da tedavi sürecini zorlaştırır. Bu nedenle erkeklerin de memede kitle, çekilme veya akıntı gibi değişiklikleri ciddiye alması gerekir."



"Meme protezi kanser riskini tamamen ortadan kaldırmaz"


Meme dokusu alınan kişilerde bile kanser riskinin tamamen ortadan kalkmadığını söyleyen Prof. Dr. Çil, "Her iki meme dokusu çıkarılsa bile meme üzerindeki cilt dokusu da memenin bir parçasıdır. Dolayısıyla risk çok azalsa da sıfır değildir" açıklamasında bulundu.



"Farkındalık erken teşhisin ilk adımı"


Gelişen laboratuvar ve genetik analiz teknikleriyle erken tanı şansının arttığını vurgulayan Prof. Dr. Çil, "Erken fark edilen meme kanseri, doğru tedaviyle tamamen kontrol altına alınabilir. Kadınlar kadar erkeklerin de bu konuda bilinçli olması gerekir" diyerek sözlerini tamamladı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Tokat Uzmanı uyardı: "Kar örtüsü keneleri yok etmiyor" Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adem Keskin, kış mevsiminin uzun ve sert geçmesinin keneleri tamamen ortadan kaldırmadığını, bazı türlerin düşük sıcaklıklarda dahi aktif kalabildiğini söyledi. Tokat’ta nisan ayında etkili olan kar yağışı, kene popülasyonunun azalacağı yönündeki beklentileri yeniden gündeme getirdi. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adem Keskin, kış şartlarının keneler üzerindeki etkisine ilişkin yaptığı değerlendirmede Türkiye’de zaman zaman görülen aşırı yağışların ’iklim düzensizliği’ olarak nitelendirildiğini ve bu durumun kene popülasyonlarını doğrudan etkileyebileceğini belirtti. Keskin, toplumda yaygın olan ’kış uzun sürerse yazın kene azalır’ düşüncesinin ise her kene türü için geçerli olmadığını ifade etti. "Bazı kene türleri kış ve sonbaharda da aktif olabiliyor" Kışın sert geçmesi ve kar örtüsünün bulunmasının kenelerin tamamen yok olduğu anlamına gelmediğini belirten Prof. Dr. Keskin, "Hava sıcaklığının yaklaşık 4 derece olduğu dönemlerde dahi kene toplayabiliyoruz. Özellikle soğuğa dayanıklı bazı türler, kış ve sonbahar aylarında da aktif olabiliyor. Bazı kene türleri larva evresinde eksi 20 derecenin altındaki sıcaklıklarda dahi uzun süre hayatta kalabiliyor. Keneler, aşırı soğukta doğrudan yüzeyde kalmak yerine daha korunaklı alanlara yönelir. Toprak altı, taş altı ve yaprak döküntülerinin bulunduğu alanlar, kışın dış ortama göre daha sıcak olduğu için keneler buralarda yaşamlarını sürdürebilir" dedi. "Keneler antifriz proteinleri sayesinde soğuğa dirençli" Kenelerin biyolojik olarak da oldukça dayanıklı canlılar olduğuna dikkat çeken Keskin, bu canlıların antifriz proteinleri sayesinde düşük sıcaklıklara karşı direnç geliştirdiğini belirterek, "Bazı kene türleri kışı yumurta, bazıları ise larva halinde geçirir. Kene yumurtalarının da çevresel tehditlere karşı koruma mekanizmaları vardır. Keneler, yumurtalarını ‘Gené’s organı’ adı verilen yapıdan salgılanan bir sıvıyla kaplayarak kuruma, bakteri ve mantarlara karşı koruyabilir. Kene popülasyonlarının ciddi şekilde azalması için uzun süreli ve çok düşük sıcaklıkların etkili olması gerekir. Bunun dışında keneler, kışı dinlenme halinde geçirerek varlıklarını sürdürebilir" ifadelerini kullandı.
Mersin Cennet Obruğu’ndan 13 yıl sonra su çıktı Mersin’in önemli turizm noktaları arasında yer alan ’Cennet ve Cehennem’ obruklarından Cennet Obruğu’nun derinliklerinden 13 yıl sonra su kaynamaya başladı. Doğanın sürprizi mağaranın atmosferini değiştirdi. Mersin’in Silifke ilçesine bağlı Narlıkuyu Mahallesi’nde yer alan ve her yıl yaklaşık 400 bin kişiyi ağırlayan 452 basamaklı Cennet ve Cehennem obruklarında yeni sezon öncesi ilginç bir durum yaşandı. Obruklardan Cennet ismiyle bilinen yerin zemininden 13 yıl sonra su kaynamaya başladı. Bu yıl kış mevsiminin yağışlı geçmesinden kaynaklı olduğu değerlendirilen durum nedeniyle yoğun olarak kaynayan su ilk günlerde obruğun belirli kısmını doldurdu. Doğal gider gözlerin açılmasıyla su akar yolunu buldu. Şu anda iki kaya parçasının altından kaynayan su izleyenlere keyif veren bir akarsu oluşturdu. "13 yıl önce kaybolmuştu" Narlıkuyu Mahallesi Muhtarı İrfan Aydın, "Mahallemizde bulunan Cennet-Cehennem obruklarındayız. Şu anda Cennet Obruğu’nun içerisindeyiz. 452 basamakla iniliyor. İçeride büyük bir su kaynağı var. Bu su kaynağı 13 yıl önce kaybolmuştu. Bu sene yağış çok aldığımız için şu anda kayaların altından yine kaynamaya başladı" dedi. Aydın, "Çok güzel, muhteşem bir görüntüsü var. Yani daha önceki gelen ziyaretçilerimiz ’Hiçbir şey yok, bomboş bir mağara’ diyorlardı ama su kaynamaya başlayınca herkes ’Çok güzel, çok muhteşem, gelip görmeye, gezmeye değer bir yer’ diyorlar" ifadelerini kullandı.
Ankara Palandöken: "Esnaf sayısı 2,5 milyona yaklaştı, lokantacılık zirvede" Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, ülke genelinde esnaf ve sanatkâr sayısının mart ayında 2 milyon 263 bin 674’e yükseldiğini ve lokanta sektörünün zirvede olduğunu söyledi. Türkiye genelinde esnaf ve sanatkâr sayısı mart ayı itibarıyla 2 milyon 263 bin 674’e, toplam iş yeri sayısı ise 2 milyon 553 bin 165’e ulaştı. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Yılın ilk çeyreğinde yaklaşık 75 bin esnaf iş yeri açtı. Bu arada 34 bin iş yeri de kapanmış oldu. Ülkemizdeki hem ekonomik sıkıntılar, aynı şekilde çevremizdeki savaş nedeniyle bu üç aylık periyot zamanında bile esnaf sayısındaki artış çok önemli. Bundan lokantacılık sektörü yani hizmet sektörü ilk başta, ondan sonra sırasıyla büfecilik, bakkallık, kahvecilik, aynı şekilde kıraathane, motorlu taşıtlar, nakliye sektörü gibi sektörler geliyor" dedi. 2026 yılının ilk üç ayında iş yeri açılış ve kapanış verilerini de değerlendiren Palandöken, "Bilindiği üzere TESK’in 2,5 milyona yakın esnaf sanatkarının iş yeriyle birlikte üyesi mevcut. Bunun tabii en önemli bölümlerinden biri de bilindiği üzere esnaf sanatkarın geleneksel hayatın vazgeçilmezi. Bu arada hizmet sektöründeki bu yapılmış olan sayısal rakamlara göre terk edilen mesleklerinde de yine tabii genel konjonktürdeki insanların bu değişken ekonomideki sıkıntılarından kaynaklanan. Buna rağmen 439 bin kadın üyesiyle Türkiye’deki sivil toplum kuruluşu içerisinde sayısal büyüklüğe sahip ticari işletmeler. Böylelikle kadın üyeleri de pozitif ayrımcılık yapmak suretiyle kadınların iş hayatındaki çalışma alanlarının genişletmesiyle ilgili de periyodik hizmet içi eğitimler TESK tarafından veriliyor. Yine aynı şekilde Avrupa Birliği projelerine de öncülük yapan TESK, bu yılki ilk üç aydaki olumsuzluklara rağmen ticari hayata atılan esnaf sayısında da gerçekten büyük bir ivme kazanmış oldu" ifadelerini kullandı.