SAĞLIK - 27 Mart 2025 Perşembe 13:45

Evde bel ve boyun ağrılarını hafifletmek için etkili egzersizler

A
A
A
Evde bel ve boyun ağrılarını hafifletmek için etkili egzersizler

Günümüzde uzun süre oturmanın, bilgisayar başında çalışma ve hareketsiz kalma bel ve boyun ağrılarına neden oluyor. Uzman Doktor Aslıhan Sever, bu tür ağrıları önlemek ve hafifletmek için evde uygulanabilecek bazı basit ama etkili hareketlerin büyük önem taşıdığını belirtti.


BHT CLINIC İstanbul Tema Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doktor Aslıhan Sever, "Başın sağa ve sola doğru yavaşça eğilerek birkaç saniye bekletilmesi, ayrıca boynun sağa ve sola çevrilerek hareket ettirilmesi kasları rahatlatıyor. Çenenin göğse yaklaştırılmasıyla yapılan esneme hareketleri de boyun bölgesindeki gerginliği azaltıyor. Bu basit egzersizler düzenli yapıldığında boyun ağrılarında belirgin bir azalma sağlıyor" dedi.



Bel ağrılarını hafifletmek için egzersizler


"Bel ağrılarını hafifletmek için sırt üstü yatarken bir dizin göğse çekilmesi ve birkaç saniye bekletilmesi etkili bir yöntem olarak öne çıkıyor" diyen Sever, "Köprü hareketiyle kalçanın yukarı kaldırılması sırt kaslarını güçlendirerek bel ağrılarını azaltıyor. Kedi-deve hareketi ise omurga esnekliğini artırarak bel bölgesindeki gerginliği gideriyor" tavsiyelerinde bulundu. Dr. Sever, bu egzersizlerin bel sağlığını korumada önemli rol oynadığını söyledi.



Uzun süre oturmaktan kaynaklanan ağrıları önlemek için ipuçları


Uzun süre oturmaktan kaynaklanan ağrıların önüne geçmek için düzenli aralıklarla ayağa kalkıp hareket etmek gerektiğini belirten Dr. Sever, otururken dik durmanın, bilgisayar ekranını göz hizasında tutmanın ve bel destekli bir sandalye kullanmanın duruş bozukluklarını önlediğini belirtti. Sever, bu küçük ama etkili önlemlerle bel ve boyun sağlığının korunabileceğini ifade etti.



Şiddetli ve uzun ağrılar ihmal edilmemeli


"Düzenli yapılan egzersizler, bel ve boyun ağrılarını hafifletmek için etkili çözümler sunuyor. Ancak ağrılar şiddetli veya uzun süreli ise mutlaka bir uzmana başvurulması gerekiyor" diyen Dr. Sever, profesyonel bir değerlendirme ve tedavi sürecinin ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çizdi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Uzmanından sahur uyarısı: "Sahur günün sigortası" Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi’nden Diyetisyen Hale Aslantaş, Ramazan’da en sık yapılan hatanın sahura kalkmamak olduğunu belirterek, "Oysa sahur yaklaşık 14-16 saatlik açlık için metabolik hazırlıktır" dedi. Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi’nden Diyetisyen Hale Aslantaş, Ramazan ayında dengeli beslenmenin önemine dikkat çekerek sahurun ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi. Ramazan’ın yalnızca bir ibadet zamanı değil, aynı zamanda bedenin ritmini yeniden düzenleme fırsatı olduğunu belirten Aslantaş, bilinçli beslenmenin hem gün içindeki enerji seviyesini hem de genel sağlığı doğrudan etkilediğini ifade etti. Ramazan’da metabolizmanın gündüz "enerji tasarruf moduna", akşam ise "yakıt ikmal moduna" geçtiğini kaydeden Aslantaş, "Mesele aç kalmak değil, dengeli beslenmeyi öğrenmektir. Uzun süren açlık sonrası ani ve yüksek karbonhidrat yüklemesi kan şekerinde hızlı dalgalanmalara neden olur. Bu da kısa sürede yeniden acıkma ve halsizlik oluşturur" dedi. Sahur metabolik hazırlıktır Sahura kalkmamanın en sık yapılan hatalardan biri olduğunu vurgulayan Aslantaş, "Sahur yaklaşık 14-16 saatlik açlık için metabolik hazırlık demektir. Protein, lif ve sağlıklı yağ içeren bir sahur gün boyu tokluk sağlar ve susuzluğu azaltır" diye konuştu. İdeal sahur tabağında; 2 yumurta veya 1 yumurta + lor/yoğurt, 1-2 dilim tam tahıllı ekmek ya da yulaf, zeytin/avokado/ceviz, bol yeşillik ve 2-3 bardak su bulunması gerektiğini belirten Aslantaş, sadece börek, beyaz ekmek ve reçel gibi basit karbonhidrat ağırlıklı beslenmenin gün içinde baş ağrısı ve halsizliğe yol açabileceğini söyledi. İftarda yavaşlayın, mideye zaman tanıyın İftarın kültürel açıdan olduğu kadar fizyolojik olarak da önemli olduğuna dikkat çeken Aslantaş, "En sağlıklı yöntem; 1 hurma ve suyla orucu açmak, ardından 1 kase çorba içip 10 dakika ara vermektir. Bu, mide ve pankreasa ani yüklenmeyi önler" dedi. Ana öğünde ise 100-150 gram tavuk, balık, et veya kurubaklagil; bulgur ya da karabuğday gibi kompleks karbonhidratlar ve bol salata tüketilmesini öneren Aslantaş, yoğurt veya ayranın da sindirimi desteklediğini ifade etti. Tatlı tüketiminin haftada 1-2 kezle sınırlandırılması gerektiğini belirten Aslantaş, sütlü tatlıların şerbetli tatlılara göre daha dengeli bir tercih olduğunu söyledi. Ramazan pidesinin ise porsiyon kontrolüyle tüketilmesi gerektiğini kaydetti. Su ve hareket vurgusu İftar ile sahur arasında 2-2,5 litre su tüketilmesi gerektiğini belirten Aslantaş, çay ve kahvenin suyun yerini tutmadığını söyledi. İftardan 1-1,5 saat sonra yapılacak 20-30 dakikalık hafif tempolu yürüyüşün kan şekerini dengelediğini ve sindirimi rahatlattığını ifade etti. Oruç kimler için riskli? Kontrolsüz diyabet hastaları, sık hipoglisemi yaşayanlar, ileri kalp yetmezliği bulunanlar, kronik böbrek hastaları, aktif kanser tedavisi görenler ve riskli gebelik yaşayan kadınlar için uzun süreli açlığın sakıncalı olabileceğini belirten Aslantaş, "İlaç saatleri kritik olan nörolojik hastalar da mutlaka hekim kontrolünde karar vermelidir. Oruç bir ibadettir; sağlık ise emanettir" dedi. Ramazan’ın bedeni zorlamak için değil disipline etmek için olduğunu vurgulayan Aslantaş, "Gece kaloriyi iki katına çıkarma ayı değildir. Ölçülü, yavaş ve paylaşarak yemek esastır. Dengeyi kurduğumuzda Ramazan yalnızca ruhumuzu değil metabolizmamızı da arındırır" ifadelerini kullandı.