SPOR - 12 Ocak 2026 Pazartesi 18:03

’GençLig 2026’ lansmanı geniş katılımla gerçekleştirildi

A
A
A
’GençLig 2026’ lansmanı geniş katılımla gerçekleştirildi

Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA), Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı iş birliğiyle 81 ilde gerçekleştirilen GençLig projesinin 2026 lansmanı gerçekleştirildi.

GençLig projesinin 2026 lansmanı İstanbul Maslak’ta bulunan Volkswagen Arena’da düzenlendi. Programa Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Enes Eminoğlu, Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, TÜGVA Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Necmettin Bilal Erdoğan, TÜGVA Genel Başkanı İbrahim Beşinci, İstanbul Valisi Davut Gül, A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Vincenzo Montella, Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır ve diğer protokol üyelerinin yanı sıra futbolcular; Arda Turan, Volkan Demirel, Emre Belözoğlu, Mario Jardel, Mesut Özil, Tuncay Şanlı, Hasan Kabze, Yakup Sivri, Necati Ateş, Mehmet Aurelio, Ümit Karan, Mehmet Topal, Emir Dağlı, Taylan Oran başta olmak üzere birçok ünlü futbolcu, spor yorumcusu Ertem Şener, hakem Halil Umut Meler ve teknik direktörler Rıza Çalımbay ve Hikmet Karaman katılım sağladı.

Bilal Erdoğan: "Büyük futbol kulüplerimizin scout ekipleri de turnuvayı takip edecek"

TÜGVA Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Necmettin Bilal Erdoğan, "Bugün Gençlig’in tanıtımını yapacağız. Geçtiğimiz yıl da çok başarılı bir şekilde organize edilmişti. Türkiye’nin her köşesinden 20 bin lise öğrencisi farklı konumlarda futbol turnuvalarında yarıştılar. Bu sene daha da fazla katılımla bu organizasyonu gerçekleştirmek istiyoruz. Bu yıl farklılık olarak büyük futbol kulüplerimizin scout ekipleri de turnuvayı takip edecek. Bu etkinliği destekleyen tüm yöneticilere, emekli olmuş ve aktif olarak futbol oynayan kardeşlerimize Bakanımıza ve Montella Hocamıza çok teşekkür ediyorum. Bu vesileyle futbolun bizi birleştiren, aramızdaki farklılıkları aşmamızı sağlayan özelliklerini hatırlamamıza vesile olsun" şeklinde konuştu.

Osman Aşkın Bak: "Sporun tabana yayılması için çaba sarf ediyoruz"

Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, sporun birleştirici gücüne vurgu yaparak, "Gençleri spora alıştırma ve yönlendirme konusunda önemli bir turnuva. Katkı veren herkese teşekkür ediyoruz. Sporun birleştirici gücüne inanıyoruz. Kötü alışkanlıklardan uzak durmayan herkesi de tesislerimize spor yapmaya davet ediyoruz. Türkiye’de bir spor tesisi devrimi yaşanmıştır. Ülkemizin artık dünya standartlarına sahip pek çok tesisi var. Gençlerimizi sahalarda görmek istiyoruz. Biliyorsunuz, Avrupa 2036 Şampiyonası’nı ülke olarak organize edeceğiz. Tesisleriyle hazır bir ülke olma yolunda ilerliyoruz. Sporun tabana yayılması için çaba sarf ediyoruz. Spor her zaman birleştirici kimliğiyle ön planda olmuştur. İnşallah Milli Takımımız da elemeleri geçerek Dünya Kupası’na katılacak. Tüm gençleri turnuvaya davet ediyoruz ve emeği geçen herkese de teşekkür ediyorum" diye konuştu.

İbrahim Hacıosmanoğlu: "Gençliğe ve genç oyunculara önem vermemiz gerekiyor"

Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu da yaptığı konuşmada temiz futbol vurgusu yaparak, "Bu sene turnuvada 60 bine yakın geç kardeşimizin katılım sağlayacağını öğrendik. Bu çok önemli bir sayı. Hem kulüp hem de milli takım hocalarımız da bu işin içindeler. 60 bin gencimizin içinden 60 yetenekli kardeşimizi çıkarabilirsek bile çok büyük katkısı olur. Futbolumuzdaki temiz futbol harekatından dolayı takımlarımızdan birçok oyuncu gitti ama onların yerine genç oyuncularımız var. Demek ki gençliğe ve genç oyunculara önem vermemiz gerekiyor. Ne kadar gencimizi bu tarz turnuvalarla sporun içine çekersek o kadar iyi bir iş yapmış oluruz. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.

İbrahim Beşinci: "Şehitlerimize rahmet Filistin’e destek sezonu"

TÜGVA Genel Başkanı İbrahim Beşinci, sahada rekabetin, tribünde kardeşliğin ve dostluğun kazandığı bir turnuvanın başlangıcını olduğunu söyledi. Beşinci, "Birçok futbolcumuz bu anlamlı projeye katkı sağlamak üzere buraya geldi. Türkiye geneli liseler arası futbol turnuvamızı bugün başlatıyoruz. Projemizin bu yılki mottosunu, unutulmaz davamız ve derdimiz olan Filistin hakkında seçtik; ‘Şehitlerimize Rahmet Filistin’e Destek Sezonu’ olarak belirledik. Türkiye’nin dört bir yanında 8 ay boyunca, önce illerde finaller, sonra bölge finalleri ve son olarak Türkiye finali gerçekleştirilecek. Buradan 3 büyük spor başkanımıza da bilhassa teşekkür ediyorum. Çünkü bu projede yer alan yetenekli gençleri profesyonel futbol hayatına kazandıracaklar. Bizler de Türkiye Gençlik Vakfı olarak, Türkiye’nin gençliği olarak gençlerin enerjisini sporun birleştirici gücüyle bir araya getirerek ülkemize faydalı projeler üretmeye devam edeceğiz. Geçen yılki GençLig projemizde yaklaşık 20 bin gencimiz mücadele etmişti. Önümüzdeki yıllarda ise hedefimiz 60 binin üzerinde gence ulaşmak. Projemize tüm liseli gençlerimizi bekliyoruz" açıklamalarında bulundu.

Yunus Kılıç - Yunus Emre Öztaş - Enes Gümüş



 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Isparta Torosgaz’dan 150 metrekarelik eve 98 bin liralık doğalgaz faturası Isparta’da bir vatandaş, doğal gaz firması Torosgaz’dan gelen SMS ile hayatının şokunu yaşadı. 150 metrekarelik evine 98 bin 459 liralık doğal gaz faturası çıkarıldığını öğrenen vatandaş, durumu sosyal medyada paylaşarak gündeme taşıdı. Mağdur Hüseyin Yıldızhan, mesajda toplam fatura tutarının 98 bin 459 lira, devlet desteğinin 43 bin 248 lira olduğunu, kendisinin ödemesi gereken rakamın 55 bin 211 lira yazdığını belirterek, "Devlet desteğinin bu kadar yüksek olması, fatura bedelinin 43 bin lirasının devlet tarafından karşılanması da ayrı bir sorun. Çünkü sonuç olarak bu parayı yine biz vatandaşlar olarak hem vergilerimizle hem de faturalarımızla ödüyoruz" dedi. Isparta’da ailesiyle birlikte 150 metrekarelik bir dairede yaşayan Hüseyin Yıldızhan, bu ay Torosgaz tarafından kendisine toplam 98 bin 459 lira 47 kuruşluk doğal gaz faturası çıkarılmasıyla adeta hayatının şokunu yaşadı. Faturayı görünce büyük şaşkınlık yaşadığını söyleyen Yıldızhan, durumu kendi sosyal medya hesabından paylaşarak gündeme taşıdı. Konunun kısa sürede sosyal medyada geniş yankı bulması üzerine Torosgaz, sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Firma, söz konusu aboneliğe ait faturanın sayaç okuma sırasında sehven girilen hatalı endeks nedeniyle oluştuğunu belirtti. Açıklamada, hatanın saha personeli tarafından aynı gün içinde fark edildiği, bu nedenle basılı faturanın adrese bırakılmadığı ifade edildi. Ardından Yıldızhan’ın faturası Torosgaz tarafından tekrar düzenlenerek, bin 300 liraya düşürüldü. "Gelen SMS’i görünce şoka girdim" Yaşanan durumun kabul edilebilir bir hata olmadığını belirten Hüseyin Yıldızhan, paylaşımında bu fatura nedeniyle "hayatının kâbusunu yaşadığını" dile getirdi. Olaya ilişkin açıklamada bulunan Yıldızhan, "Isparta’da evimde oturduğum sırada cep telefonuma bir SMS geldi. Mesajda doğal gaz faturamın 55 bin 211 lira olduğu yazıyordu. Şoka girdim, neye uğradığımı şaşırdım. SMS’te toplam faturanın 98 bin 459 lira olduğu, bunun 43 bin 248 lirasının devlet desteği olarak karşılandığı, geriye kalan 55 bin 211 liranın ise bana yansıtıldığı belirtiliyordu. Son yıllarda evime gelen doğal gaz faturası ortalama bin ya da 2 bin lira civarındayken böyle afaki bir rakamın çıkması beni hayretlere düşürdü. Bir sorun olduğunu düşündüm ve durumu sosyal medyada paylaştım. Paylaşım sonrası vatandaşlarımızın da benzer ısınma problemi ve yüksek faturalarla karşılaştığını gördük" şeklinde konuştu. "Ortada ciddi bir denetim ve liyakat sorunu var" "Ben meseleyi takip etmeye devam ettim ve Torosgaz firması bu hatadan döndüğünü açıkladı" diyen Yıldızhan, "Ancak otomatik ödeme talimatım olduğu için eğer bu mesajı fark etmeseydim, 55 bin liralık fatura bankam tarafından otomatik olarak ödenecekti. Bu hatanın personelden mi kaynaklandığı yoksa firmanın bu süreci yeterince kontrol etmemesi mi olduğu belirsiz, ancak ortada ciddi bir denetim ve liyakat sorunu olduğu görülüyor. Vatandaşın hakkını korumayan, gerekli kontrolleri yapmayan bir yaklaşım var. Evin içinde zaten tasarruf etmek için kombi derecesini düşürmüş, daha kalın giyinerek oturuyorduk. Buna rağmen böyle bir rakamın çıkması gerçekten bizi derinden etkiledi" ifadelerini kullandı. "Haklarımızı aramazsak bu işler unutulup gider" Mesajda toplam fatura tutarının 98 bin 459 lira, devlet desteğinin ise 43 bin 248 lira olduğunun belirtildiğini söyleyen Yıldızhan, "Devlet desteğinin bu kadar yüksek olması, yani faturanın neredeyse yüzde 78’inin devlet tarafından karşılanması da ayrı bir sorun. Çünkü sonuç olarak bu parayı yine biz vatandaşlar olarak hem vergilerimizle hem de faturalarımızla ödüyoruz. Uygulamanın bu yönünün de yanlış olduğunu özellikle belirtmek istiyorum. Eğer ben bu mesajı fark etmeseydim ve otomatik bir şekilde ödenmiş olsaydı ben paramın peşine düşüp kendi paramın dilencisi olacaktım" diye konuştu. "Takip etmesem unutulup gidecekti" Faturayı daha sonra e-Devlet üzerinden kontrol ettiğinde faturanın düzeltildiğini gördüğünü belirten Yıldızhan, "Evet gördüm ancak bunun gerçekleşmesi, bizim sosyal medyada konuyu gündeme taşımamız ve itirazımız sayesinde oldu. Eğer bu meseleyi takip etmemiş, paylaşmamış olsaydım muhtemelen unutulup gidecekti. Bu nedenle vatandaşlarımızın haklarını sonuna kadar araması gerektiğini düşünüyorum. Aksi hâlde otomatik ödeme ile ödenen hatalı bir faturanın ardından herkes kendi parasının peşine düşmek zorunda kalabilir" dedi.
İstanbul Balıklı Rum Hastanesi’nde sahte reçete soruşturmasında sanıklar hakim karşısına çıktı İstanbul’da bulunan Balıklı Rum Hastanesi Çocuk Psikiyatrisi bölümünde, usulsüz reçete düzenlenerek, muayene olmayan hastaların tedavi edilmiş gibi gösterip, SGK’nın ve hastanenin zarara uğratıldığı iddiasına ilişkin sanıklar ilk kez hakim karşısına çıktı. Sanık savunmaların ardından mahkeme, tüm tutuklu sanıkların tahliyelerine hükmederek duruşmayı erteledi. Balıklı Rum Hastanesi’nde, çocuk psikiyatri doktoru Prof. Dr. A.E. ve tıbbi sekreter N.D. ile bir eczanede kalfa olarak çalışan R.Ç. başta olmak üzere 16 şahsın, sahte reçete düzenleyerek Balıklı Rum Hastanesini zarara uğratıldığı, konun ise hastane tarafından yapılan iç denetimde ortaya çıktığı olaya ilişkin 5 sanık ilk kez hakim karşısına çıktı. Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya 4’ü tutuklu 5 sanık ile bir kısım müşteki ve tarafların avukatları hazır bulundu. ’’Vezneye ödeme yapmadılarsa bu benim sorumluluğumda değildir’’ Duruşmada savunma yapan tutuklu sanık A.E., üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini belirterek, ’’Sanki çalışan bir e-reçete sistemi varmış da ben kullanmıyormuşum gibi belirtilmiş. Çalıştığım süreçte hastanede SGK sistemi çoğu zaman çalışmıyordu. İşlemler kağıt reçetelerle yapılıyordu ve hastane bize SGK sisteminin çalışmadığını belirten bir kaşe de verdi. Tapelerde yer alan eczane kalfasıyla aramda geçen konuşmalarda, zaten e-reçete sistemi çalışıyor olsaydı ben eczane kalfası Resul’e sorduğum bazı soruları sormak zorunda kalmayacaktım. Hastaneye gelmeyen hastalara reçete yazdığım yönündeki iddialar kesinlikle gerçeği yansıtmamaktadır. Reçete yazdığım hastalar, benim kendi baktığım hastalardır. Reçete yazılmış kişiler hastaneye gelmiş kişilerdir. Vezneye ödeme yapmadılarsa bu benim sorumluluğumda değildir. Bu iş veznenin kontrolündedir. Bunun dışında muayene ücreti ödeyemeyecek olması nedeniyle ücret almadan baktığım hastalar var bu hasta sayısı 20’dir. Aslında hastanenin böyle hastalar için bir kotası varmış ancak bunu bana söylemediler.’’ ifadelerini kullandı. ’’Böyle iddialara maruz bırakılmaktan utanıyorum’’ Savunmasının devamında 10 günlük sürenin dışında reçete yazdığı iddialarını kabul etmeyen A.E., ’’Bazen hastaların ilaçları 11’inci veya 12’nci günde biterdi ve reçetelerini almak için tekrar muayene ücreti ödemek zorunda kalırlardı. Ben de, bu hastalardan durumu olmayanlardan muayene parası almadan, reçete yazardım. Paranın yarısı benim. Ben kendi hakkımdan da fedakarlık ediyorum. Ayrıca, çocuklar bazen onlara verdiğimiz ilaçları ellerinden düşürüyorlardı, kusabiliyorlardı veya da kaybedebiliyorlardı. Bu nedenle ilaçlar zamanından erken bitebiliyordu. Bu durum, randevu tarihleri 6 ay sonrasını bulan hasta ve çevresi için olumsuzluklara yol açabiliyor. Bu nedenle böyle zamanlarda ilacı erken yazmak durumunda kalıyorduk. Böyle iddialara maruz bırakılmaktan utanıyorum. Tek yaptığım hata hastaları fazla kayırmak. İsterseniz bunu da yargılayın ama ben her hastayı evladım gibi görürüm. Hastaları başka hastanelere yönlendirerek hastaneyi gelir kaybına uğrattığım öne sürülüyor. Ben bir psikiyatristim, hastaya ben bakarım niye başka hastaneye yönlendireyim? İddiaya ilişkin 1 tane isim verilmiş mi? Hayır verilememiş." Şeklinde konuştu. Duruşmada savunma yapan diğer sanıklar da üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmediklerini belirterek, mahkemeden beraatlarını talep ettiler. Bir kısım müştekiler şikayetinden vazgeçti Duruşmada beyanda bulunan müştekilerin bir kısmı, sanıklardan şikayeteçi olmadıklarını belirttiler. Beyanı alınan 2 müşteki ise şikayetlerinin devam ettiklerini anlattılar. Görüşü sorulan Cumhuriyet Savcısı, dava dosyasında eksik hususların giderilmesini talep etti. Savunma yapan sanık avukatları, müvekkillerinin beraatlarını talep ettiler. Tüm sanıklar tahliye edildi Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuklu bulunan 4 sanığın ayrı ayrı tahliyelerine ve tutuksuz sanık Ahmet adli kontrol tedbirinin kaldırılmasına hükmederek, eksik hususların giderilmesi için duruşmayı erteledi. İddianameden: akırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan 157 sayfalık iddianamede; Balıklı Rum Hastanesi Vakfı ‘müşteki’, 18 kişi ‘mağdur’, 16 kişi ‘müşteki’, 5 şahıs ise ‘şüpheli’ sıfatıyla yer aldı. İddianamede, tıbbi sekreter N.D. ve eczacı kalfası R.Ç. diğer sanıkların da içinde olduğu sahte reçeteler düzenlenmek suretiyle resmi evraklarda sahtecilik yapıldığı, müşteki hastane başta olmak üzere bir çok kişi ve kuruma zarar verdiği, Balıklı Rum Hastanesi Vakfı’nın kendi kurum bünyesinde yapmış olduğu iç denetim sonucunda; hastanede "Çocuk Psikiyatristi" olarak görev yapan sanık Prof.Dr. A.E. ve tıbbi sekreter sanık N.D.’nin, dışarıdan eczacılar ile anlaşarak, kimlik kontrolü yapmadan hastayı muayene ettikleri, resmi evrak düzenledikleri, hastaneye gelen kişi adına SGK sisteminde sorun olmadığı halde "Sistemde Problem Var" mazeretiyle kayıt açmadan işlem yaptıkları ve yeşil ile kırmızı reçete düzenledikleri, bunun sonucunda da kamu kurumlarını zarara uğrattıkları belirtildi. Sanıklar hakkında değişen oranlarda hapis talebi İddianamede, sanık A.H. hakkında, 5 suçtan 21 yıldan, 46 yıla kadar, sanık A.E. başta olmak üzere diğer sanıklar C.K., N.D. ve R.Ç. hakkında ise 11’er yıldan 26’şar yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi.