ASAYİŞ - 05 Şubat 2026 Perşembe 15:10

Güngören’de bir babanın 2 kızı tarafından silahla öldürülmesine ilişkin 14 yaşındaki kızın dosyası birleştirildi

A
A
A
Güngören’de bir babanın 2 kızı tarafından silahla öldürülmesine ilişkin 14 yaşındaki kızın dosyası birleştirildi

Güngören’de, bir babanın 2 kızı tarafından silahla öldürülmesine ilişkin yürütülen dava dosyasında olay tarihinde 14 yaşında olan kızına yönelik yürütülen soruşturma tamamlandı. Hazırlanan iddianamede E.D. hakkında 15 yıla kadar hapsi istenirken, dava dosyası, 18 yaşından büyük aile üyelerinin yargılandığı Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi’nde ki dosya ile birleştirildi.



Olay, 9 Aralık 2024 tarihinde Güngören Sanayi Mahallesi’nde 5 katlı binanın 2’nci katındaki dairede meydana gelmişti. Polisi arayan Eylem Dilsiz, eşinin intihar ettiğini söylemiş ve olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edilmişti. Ekipler, başından silahla vurulmuş halde yerde yatan Murat Dilsiz’in hayatını kaybettiğini tespit etmiş ve incelemede Dilsiz’in yanında silah da bulunmuştu. Murat Dilsiz’in ölümüne ilişkin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nca olayla ilgili soruşturma başlatılmıştı. Hazırlanan iddianamede, anne Eylem Dilsiz ve kızı Rojin Dilsiz hakkında ‘üstsoydan birine karşı tasarlayarak kasten öldürme’ ve ‘ruhsatsız silah bulundurma’ suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ile 5 yıldan 8 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edilmişti.



İntihar süsü vermek için silahtan parmak izlerini temizlemişler


Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Çocuk Suçları Soruşturma Bürosunca hayatını kaybeden Murat Dilsiz’in 14 yaşındaki kızı E.D.’ye yönelik yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan iddianameye de ulaşıldı. İddianamede, Murat Dilsiz ‘maktul’ kızı E.D. ise ‘şüpheli’ sıfatıyla yer aldı. İddianamede, E.D.’nin, babasının cenaze işleri için gittiği Diyarbakır’da, kuzeni B.D.’ye babasını silahla öldürdüğünü itiraf edip, silahı maktulün başucuna koyarak intihar süsü verdiği, koymadan önce parmak izlerini ve kanları silme amacıyla bir bezle temizlediği ve bezi camdan aşağı attığı anlatıldı.



Otopsi raporu iddianamede yer aldı


Hayatını kaybeden Murat Dilsiz’e yapılan otopsi raporu da iddianamede yer aldı. Rapora göre, maktulün sağ temporal bölgesinde saçlı deride, sağ kulağın 2 buçuk santim üst hizasında, is bulaşı, yanmamış barut taneleri bulunan ateşli silah mermi çekirdeği yarası bulunduğu, bu yaralanmanın tek başına öldürücü nitelikte olduğu ifade edildi. Ayrıca, ateşli silah mermi çekirdeği giriş yarası cilt ve cilt altı bulgularına göre atışın yakın atış mesafesinden meydana getirilmiş olduğu belirtildi. Rapora göre, cesetten 7.65 santim çapında olduğu değerlendirilen, bir adet ateşli silah mermi çekirdeği çıkarıldığı, kişinin ölümünün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı kafatası kırığı ile beyin kanaması ve beyin doku harabiyeti sonucu meydana geldiği aktarıldı. Öte yandan, suça sürüklenen çocuk E.D.’nin yanı sıra, Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilen iddianamede ‘sanık’ sıfatıyla yargılanan Rojin Dilsiz’in (23) ifadeleri de iddianamede yer aldı. Her iki şahısta babalarının ölümleriyle ilgilerinin olmadığını beyan ettikleri aktarıldı.



15 yıla kadar hapis talebi


Hazırlanan iddianamede, E.D. hakkında ‘tasarlayarak yakın akrabayı öldürmek’ ve ‘sayı ve nitelik bakımından vahim olan silah veya mermileri satın alma ve bulundurma’ suçlarından toplamda 12 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi. Hazırlanan iddianame, Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki dosya ile birleştirildiği öğrenildi. Sanıklar önümüzdeki günlerde hakim karşısına çıkacak.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Yapay zekâ akademiyi dönüştürüyor: Atatürk Üniversitesi’nden dikkat çeken araştırma Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi bünyesinde hazırlanan yüksek lisans tezi, akademide yapay zekâ kullanımına dair çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. Şeyda Bozkurt tarafından kaleme alınan ve danışmanlığını Prof. Dr. Yusuf Yurdigül’ün yürüttüğü çalışma, özellikle akademisyenlerin ve öğrencilerin yapay zekâ araçlarına yaklaşımını kapsamlı biçimde analiz ediyor. Araştırmanın, Atatürk Üniversitesi ve Erzurum Teknik Üniversitesi bünyesinde gerçekleştirilen görüşmelerle desteklendiği görülüyor. Tez kapsamında yapılan anket ve değerlendirmeler, akademisyenlerin önemli bir bölümünün yapay zekâyı aktif biçimde kullandığını ancak etik kaygıların hâlâ güçlü biçimde varlığını sürdürdüğünü ortaya koydu. Özellikle akademik yazım süreçlerinde yapay zekâdan yararlanma oranının yüksek olduğu, buna rağmen "özgünlük" ve "intihal" konularında ciddi bir belirsizlik yaşandığı tespit edildi. Öğrenciler tarafında ise yapay zekâ kullanımının daha yaygın ve gündelik olduğu, ancak bilinç düzeyinin akademisyenlere kıyasla daha düşük olduğu dikkat çekti. Tezin yazarı Şeyda Bozkurt, araştırmaya ilişkin değerlendirmesinde, "Yapay zekâ artık akademik üretimin dışında düşünülemez. Ancak bu kullanımın etik çerçevesi henüz netleşmiş değil. Çalışmamda bu belirsizlik alanını görünür kılmaya çalıştım" ifadelerini kullandı. Bozkurt, özellikle Türkiye meyanda bu tür ampirik çalışmaların sınırlı olduğuna dikkat çekerek, elde edilen verilerin alandaki boşluğu doldurmayı hedeflediğini belirtti. Tez danışmanı Prof. Dr. Yusuf Yurdigül ise çalışmanın önemine vurgu yaparak, çalışma kapsamında 400 akademisyenle görüşme yapıldığını ifade etti. Yurdigül, "Akademide yapay zekâ kullanımı hızla yaygınlaşıyor ancak bu dönüşümün kuramsal ve etik boyutları yeterince münazara edilmiyor. Bu tez, hem mevcut durumu ortaya koyması hem de münazara zemini oluşturması açısından değerli bir katkı sunuyor" dedi. Yurdigül ayrıca, üniversitelerin bu alanda politika geliştirmesi gerektiğini ifade etti. Araştırmanın sonuçları, üniversitelerde yapay zekâ kullanımına yönelik açık ve kurumsal rehberlere ihtiyaç olduğunu da ortaya koyuyor. Çalışmada, hem akademisyenler hem de öğrenciler için etik kullanım ilkelerinin belirlenmesi gerektiği vurgulanırken, gelecekte bu alanda daha derinlemesine ve disiplinler arası araştırmalar yapılması öneriliyor. Bu yönüyle tez, yalnızca akademik bir çalışma olmanın ötesinde, yükseköğretimde dijital dönüşüm münazaralarına da önemli bir katkı sunuyor.
Aydın Aydın’da 246 bin çocuk yaşıyor Ege Bölgesi’nde en fazla nüfusa sahip 3. il olan Aydın’da 246 bin 48 çocuk bulunurken, çocuksuz ailelerin sayısında artış yaşandığı görüldü. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2025 yılı İstatistiklerle Çocuk verilerini yayımladı. Bu kapsamda Birleşmiş Milletler tanımına göre 0-17 yaş grubunu içeren çocuk nüfus Aydın nüfusunun yüzde 21’ini oluşturdu. Toplam nüfusu 1 milyon 172 bin 107 olan Aydın’da çocuk nüfusu ise 246 bin 48 oldu. Çocuk nüfusu, yaş gruplarına göre incelendiğinde ise Aydın’da 0-4 yaş 54 bin 728, 5-9 yaş 71 bin 442, 10-14 yaş 75 bin 414 ve 15-17 yaş 44 bin 464 çocuk bulunuyor. Çocuk nüfusunun toplam il nüfusu içindeki oranı illere göre incelendiğinde Aydın, çocuk nüfus oranının en yüksek olduğu 55. il oldu. Çocuk nüfusunda düşüş yaşandı Öte yandan her geçen yıl toplam nüfus sayısı ve hane halkı sayısı artan Aydın’da çocuk sayılarının düşmesi dikkat çekti. 2024 yılında 250 bin 697 çocuğun Aydın’da 2025 yılında bu sayı yüzde 1,85 oranında azalarak 246 bin 48 oldu. Ayrıca Aydın’ın 2025 yılı toplam hane halkı sayısı 417 bin 606 olurken, 0-17 yaş grubunda çocuk bulunmayan hane halkı oranı yüzde 66,1 oldu. En az bir çocuk bulunan hane halkı oranı ise yüzde 33,9 oldu. 0-17 yaş grubunda en az bir çocuk bulunan hanelerin çocuk sayısına göre dağılımına bakıldığında ise 1 çocuk bulunan hane yüzde 16,9, 2 çocuk bulunan hane yüzde 11,6, 3 çocuk bulunan hane yüzde 3,9, 4 çocuk bulunan hane yüzde 1, 5 ve üzeri çocuğun bulunduğu hane sayısının oranı ise yüzde 0,4 oldu. Bu verilere göre çocuk bulunmayan aile sayısının il genelinde daha fazla olduğu görüldü.