EĞİTİM - 16 Nisan 2026 Perşembe 14:38

İGÜ’den şiddetle mücadelede akademik ve psikolojik destek vurgusu

A
A
A
İGÜ’den şiddetle mücadelede akademik ve psikolojik destek vurgusu

Okullarda son dönemde artış gösteren şiddet olaylarının yalnızca güvenlik önlemleriyle açıklanamayacağını belirten İstanbul Gelişim Üniversitesi İktisadi İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Bülent Tansel, yaşananların psikolojik, sosyal ve çevresel süreçlerin bir sonucu olduğunu vurguladı. Tansel, okul saldırılarının bireysel bir sorun değil, daha geniş bir sistemin aksayan yönlerinin görünür hale gelmesi olduğunu ifade etti.


"Üniversite olarak yalnızca akademik bilgi üretmekle sınırlı kalmıyor; aynı zamanda öğrenciler, aileler ve eğitimciler için sahada karşılık bulan bir destek mekanizması oluşturmaya çalışıyoruz. Özellikle Psikoloji alanın da yürütülen çalışmalarla, gençlerin yaşadığı sorunlara erken dönemde temas etmeyi ve çözüm üretmeyi önceliyoruz. Şiddeti önlemenin yolu, bireyi zamanında anlamaktan ve doğru destekle buluşturmaktan geçiyor" ifadelerini kullandı.


Güncel olayların takipçisi olduklarını vurgulayan Tansel, süreçten etkilenen öğrenciler, öğretmenler ve velilere yönelik daimi desteğe hazır olduklarını belirtti.



Okullardaki şiddet "Münferit" değil, bir sürecin sonucu


Okullarda yaşanan şiddet olaylarının "münferit" olarak değerlendirilmesinin sorunun derinliğini göz ardı etmek anlamına geldiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Tansel, "Hiçbir çocuk durduk yere şiddet uygulayan biri haline gelmez. Şiddet çoğu zaman bir başlangıç değil, bir sonuçtur" ifadelerini kullandı.


Çocukların yaşadığı yoğun öfke, değersizlik hissi ve travmatik deneyimlerin zamanla birikerek davranışa dönüştüğünü ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Tansel, aile içi ihmal, istismar, aşırı baskı ya da sınır eksikliğinin bu süreci doğrudan etkilediğini vurguladı.


Dr. Öğr. Üyesi Tansel’e göre, şiddetin normalleştiği sosyal çevreler, rol model eksikliği ve okulda aidiyet duygusunun zayıf olması da çocukların kendilerini ifade etme biçimini belirleyen kritik unsurlar arasında yer alıyor.


"Şiddet, birikmiş duyguların dışa vurumu"


Okullarda yaşanan saldırıların yalnızca bir öfke patlaması olmadığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Tansel, "Bugün gördüğümüz şiddet; birikmiş yalnızlığın, değersizlik hissinin ve anlaşılmama duygusunun dışa vurmasıdır." ifadelerini kullandı.


Olaylar sonrasında alınan güvenlik önlemlerinin sorunun kökenine inmediğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Tansel, "Biz çoğu zaman yangın çıktıktan sonra su taşıyoruz. Oysa asıl mesele, o yangının neden çıktığını anlamaktır." dedi.



Çocuklar şiddete nasıl yöneliyor


Çocuk ve ergen gelişiminin yalnızca biyolojik değil, aynı zamanda duygusal ve sosyal bir süreç olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Tansel, duygusal gelişimi desteklenmeyen çocukların hislerini anlamakta ve ifade etmekte zorlandığını belirterek kendisini dışlanmış hisseden çocukların zamanla değersizlik algısı geliştirdiğini, bu durumun daha sonra başkalarını da değersiz görme eğilimine dönüşebileceğini söyledi.


Aidiyet ihtiyacının karşılanmaması durumunda çocukların riskli akran gruplarına yönelebildiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Tansel, akran ilişkilerinin şiddet davranışlarında kritik rol oynadığını vurguladı.


Dijital dünya şiddeti sıradanlaştırıyor


Dijital mecraların da bu süreçte büyük etkisi olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Tansel’e göre şiddet içeriklerine sürekli maruz kalmak empatiyi zayıflatıyor ve şiddeti normalleştiriyor:


"Denetimsiz dijital kullanım saldırganlığı önce düşünceye, ardından davranışa dönüştürebilir. Çocuklar sadece ne izlediklerinden değil, izlediklerini nasıl anlamlandırdıklarından etkilenir. Bu noktada güçlü bağ ve doğru rehberlik belirleyicidir."



Çözüm cezadan değil, bağ kurmaktan geçiyor


Şiddetin önlenmesinde yalnızca kriz anında alınan önlemlerin yeterli olmadığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Tansel, asıl çözümün erken dönemde kurulan sağlıklı ilişkilerde olduğunu vurguladı.


Ailelerin çocukları kontrol etmek yerine anlamaya odaklanması gerektiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Tansel, "Çocuğun kendini ifade edebildiği, yargılanmadan dinlendiği bir ortam en güçlü koruyucu faktördür" dedi.


Dr. Öğr. Üyesi Tansel’e göre çözüm:


Sadece disiplin değil, bağ kurmak


Sadece cezalandırmak değil, anlamak


Sadece kontrol etmek değil, temas etmek


Okulların yalnızca akademik başarıya odaklanan yapılar olmaktan çıkarılması gerektiğini vurgulayan Tansel, öğrencilerin duygusal olarak güvende hissedecekleri ortamların oluşturulmasının önemine de dikkat çekti. Bu doğrultuda psikososyal destek sistemlerinin güçlendirilmesi, rehberlik servislerinin daha aktif kullanılması ve öğretmen farkındalığının artırılması gerektiğini ifade etti.


Şiddette erken uyarı sinyallerine dikkat


Dr. Öğr. Üyesi Tansel, erken farkındalık açısından bazı davranışların önemli sinyaller verdiğini belirterek; içe kapanma, ani davranış değişiklikleri, yoğun öfke patlamaları, sosyal izolasyon ve şiddet içeriklerine aşırı ilginin dikkatle izlenmesi gerektiğini ifade etti. "Bu belirtiler bir disiplin sorunu değil, bir yardım çağrısıdır." diyen Tansel, okul saldırılarının aniden değil, zaman içinde gelişen bir sürecin sonucu olduğunu vurguladı.


"Mesele güvenlik değil, temas"


Okul saldırılarının sürpriz olmadığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Tansel, "Bir çocuk anlaşılmadığında, görülmediğinde ve yalnız bırakıldığında; bu sessizlik bazen şiddet olarak geri döner. Bir çocuğu yetiştirmek sadece ailenin değil, toplumun sorumluluğudur. Eğer çocukları yalnız bırakır ve sadece sonuçlara odaklanırsak şiddeti konuşmaya devam ederiz. Ama onları erken dönemde anlar, dinler ve desteklersek; şiddeti önleyebiliriz." ifadelerini kullanarak şiddet olaylarına karşın toplumsal sorumluluğu vurguladı.



Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Film gibi kovalamacadan kaçak göçmenler çıktı Samsun’da narkotik ekiplerinin takibinden kaçan şüpheliler, vatandaşların da yardımıyla yaşanan kovalamaca sonucu bir kişi bodrumda saklanırken yakalanırken, kaçanları kaçak göçmen oldukları ortaya çıktı ve yakalandılar. Olay, İlkadım ilçesi Derecik Mahallesi Ankara yolu üzerinde Pazartesi günü meydana geldi. Narkotik ekiplerinin takibinde olan bir araç, polisin "dur" ihtarına uymayarak kaçmaya başladı. Kaçış anında çevrede bulunan vatandaşlar, şüphelilerin gittiği istikameti polise bildirerek ekiplere yardımcı oldu. Yaşanan kovalamaca sırasında yakalanacağını anlayan araçtaki 3 kişi, aracı terk ederek yaya olarak kaçtı. Şüphelilerden biri bir evin bahçesine girerek bodrum katına saklandı. Çevreyi kısa sürede ablukaya alan resmi ve sivil polis ekipleri, saklandığı bodrumda şahsı kıskıvrak yakalayarak gözaltına aldı. Olay yerine çok sayıda ekip sevk edilirken, kaçan diğer 2 şüphelinin yakalanması için çalışma başlatıldı. Bodrumda yakalanan şahsın Afganistan uyruklu Sahep G.A (26) olduğu ve diğer kaçan 2 Afgan uyruklu şahıs ile birlikte Rize’ye çay toplama içinde çalışmak üzere gittikleri ortaya çıktı. Samsun Emniyet Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele Sınır Kapıları Şube Müdürlüğü ekipleri Afganları taşıyan araç sürücüsü İbrahim H.yı (56) gözaltına alarak, hakkında göçmen kaçakçılığı suçundan soruşturma başlatıldı. Göçmen polisi yaptığı takip ve çalışma sonucu olay yerinden kaçan Afgan uyruklu kaçak göçmenler Şherrayha A.(30) ve Muhammed E.A.’yı (26) Ordu Emniyet Müdürlüğü ekipleri ile koordineli çalışma sonucu Ordu’dan Rize’ye giderlerken yolcu otobüsünde yakalattı. Yakalanan 3 Afgan uyruklu göçmenler sınır dışı edilmek üzere Göç İdaresi Müdürlüğü ekiplerine teslim edildiler.
Samsun Film gibi kovalamacadan kaçak göçmenler çıktı Samsun’da narkotik ekiplerinin takibinden kaçan şüpheliler, vatandaşların da yardımıyla yaşanan kovalamaca sonucu bir kişi bodrumda saklanırken yakalanırken, kaçanları kaçak göçmen oldukları ortaya çıktı ve yakalandılar. Olay, İlkadım ilçesi Derecik Mahallesi Ankara yolu üzerinde Pazartesi günü meydana geldi. Narkotik ekiplerinin takibinde olan bir araç, polisin "dur" ihtarına uymayarak kaçmaya başladı. Kaçış anında çevrede bulunan vatandaşlar, şüphelilerin gittiği istikameti polise bildirerek ekiplere yardımcı oldu. Yaşanan kovalamaca sırasında yakalanacağını anlayan araçtaki 3 kişi, aracı terk ederek yaya olarak kaçtı. Şüphelilerden biri bir evin bahçesine girerek bodrum katına saklandı. Çevreyi kısa sürede ablukaya alan resmi ve sivil polis ekipleri, saklandığı bodrumda şahsı kıskıvrak yakalayarak gözaltına aldı. Olay yerine çok sayıda ekip sevk edilirken, kaçan diğer 2 şüphelinin yakalanması için çalışma başlatıldı. Bodrumda yakalanan şahsın Afganistan uyruklu Sahep G.A(26) olduğu ve diğer kaçan 2 Afgan uyruklu şahıs ile birlikte Rize’ye çay toplama içinde çalışmak üzere gittikleri ortaya çıktı. Samsun Emniyet Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele Sınır Kapıları Şube Müdürlüğü ekipleri Afganları taşıyan araç sürücüsü İbrahim H.yı (56) gözaltına alarak, hakkında göçmen kaçakçılığı suçundan soruşturma başlatıldı. Göçmen polisi yaptığı takip ve çalışma sonucu olay yerinden kaçan Afgan uyruklu kaçak göçmenler Şherrayha A.(30) ve Muhammed E.A.’yı (26) Ordu Emniyet Müdürlüğü ekipleri ile koordineli çalışma sonucu Ordu’dan Rize’ye giderlerken yolcu otobüsünde yakalattı. Yakalanan 3 Afgan uyruklu göçmenler sınır dışı edilmek üzere Göç İdaresi Müdürlüğü ekiplerine teslim edildiler.
Nevşehir Kapadokya’da turistler halı dokuyup çanak yaptı Nevşehir’de Turizm Haftası etkinlikleri kapsamında Kapadokya’nın önemli turizm destinasyonları arasında yer alan Paşabağları Ören Yeri’nde kurulan stantta turistler geleneksel el sanatlarını deneyimledi. Her yıl yaklaşık 5 milyon yerli ve yabancı turisti ağırlayan Kapadokya’da Nevşehir Müze Müdürlüğü tarafından açılan stantta turistler, halı dokuma ve çanak-çömlek yapımı hakkında önce bilgi aldı. Daha sonra usta eğitmenler eşliğinde tezgâh başına geçen ziyaretçiler, ilmek atarak halı dokumanın inceliklerini öğrenirken, çamura şekil vererek çanak yapımını da deneyimledi. Etkinlikte ilk ilmeği ise Nevşehir Müze Müdürü Gökhan Maskar attı. Özellikle yabancı turistlerin yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte renkli görüntüler oluştu. Kapadokya’yı ziyaret eden turistler, etkinlikten duydukları memnuniyeti dile getirerek, bölgenin sadece doğal güzellikleriyle değil kültürel zenginlikleriyle de ön plana çıktığını ifade ettiler. ABD’li turist Frank Furstenberg, "Hayatım boyunca birçok gezide bulundum. Buraları daha önce hiç görmemiştim. Çok büyüleyici. Özellikle kilim dokuması ve çanak yapımını da ilk defa bu kadar yakından gördüm" dedi. Kayseri Yeşilhisar’dan gelen Alaattin Eren Aplak da, Kapadokya gezisi sırasında etkinliğe katıldığını belirterek, "Kapadokya bölgesini gezerken burada halı dokuma işini gördük. Hemen deneyimlemek istedim. Özellikle kültürümüzü yansıtan bir gelenek. Her ne kadar yapmak istesem de çok başarılı olduğum söylenemez" diye konuştu. Turizm Haftası boyunca Kapadokya’nın farklı noktalarında kültürel etkinliklerin devam edeceği bildirildi.