ÇEVRE - 28 Mayıs 2026 Perşembe 09:14

İstanbul Boğazı’nda yunus sürüsüyle Kurban bayramı manzarası

A
A
A
İstanbul Boğazı’nda yunus sürüsüyle Kurban bayramı manzarası

Kurban Bayramı tatilinde İstanbul Boğazı’nda oluşan turkuaz renkli deniz manzarası ile yunus sürülerinin kartpostallık görüntüler oluşturdu. Tarihi yarımada açıklarında görülen yunuslar, zaman zaman gemilerle yarışır gibi yüzdükleri o anlar havadan görüntülendi.


Kurban Bayramı’nın ikinci gününde İstanbul’da etkili olan açık ve güneşli hava Boğaz’da eşsiz manzaraların ortaya çıkmasına neden oldu. Karadeniz ve Marmara Denizi arasındaki geçiş noktası olan İstanbul Boğazı’nda deniz suyu birçok noktada turkuaz renge büründü. Havadan çekilen görüntülerde özellikle tarihi yarımada açıklarında oluşan turkuaz renk tonları dikkat çekti. Uzmanlar, her yıl ilkbahar sonundan yaz aylarına kadar görülen bu doğa olayının güneş ışınlarının deniz yüzeyine geliş açısı, suyun berraklığı, plankton yoğunluğundaki değişimler ve Boğaz’ın çift yönlü akıntı sistemi nedeniyle oluştuğunu belirtiyor. Karadeniz’den gelen üst akıntı ile Marmara Denizi’nden gelen alt akıntının oluşturduğu farklı su yapıları da denizin renginin yer yer turkuaz görünmesine neden oluyor.


Turkuaz sularda yunus şöleni


Boğazın turkuaz sularında ortaya çıkan yunus sürüsü ise izleyenlere görsel şölen sundu. Havadan görüntülenen yunuslar sürü halinde ilerlerken zaman zaman su yüzeyine çıkarak nefes aldı. Bazı yunusların gemilerin ön kısmında oluşan dalgalarla birlikte yüzdüğü görüldü. Tarihi yarımada açıklarında seyreden bir yük gemisinin önünde yunuslar, gemiyle yarışır gibi hareket etti. Su yüzeyinde peş peşe sıçrayarak ilerleyen yunuslar dron kamerasına yansıdı. Görüntülerde birden fazla yunusun birlikte hareket ettiği ve turkuaz renkteki deniz üzerinde belirgin şekilde seçildiği görüldü.


Bayram tatilinde kartpostallık manzara


İstanbul’un simge yapılarının yer aldığı tarihi yarımada silueti önünde görüntülenen yunuslar, martılar ve turkuaz renkli Boğaz manzarası bayram tatiline ayrı bir güzellik kattı. Bir yanda İstanbul’un tarihi yapıları, diğer yanda masmavi ve turkuaz tonlara bürünen deniz ile yunus sürülerinin oluşturduğu görüntüler görenleri hayran bıraktı.


İstanbul Boğazı’nda her yıl belirli dönemlerde görülen turkuaz renkli deniz görüntüsü ile yunusların oluşturduğu doğal şölen, Kurban Bayramı’nda ortaya çıkan en dikkat çekici manzaralardan biri oldu.


(AFS-SB-

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Bir zamanlar devdi, şimdi borcundan dolayı elektrikleri kesik AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, Sivas’ta yıllardır atıl durumdaki bir zamanların sanayi devleti arasındaki Sivas Demir Çelik Fabrikası’nın (SİDEMİR) suç örgütünün yönetiminde olan bir şirket olduğunu söyledi. Bir zamanlar Türkiye’nin en büyük 50 sanayi kuruluşu arasında yer alan SİDEMİR, 1998 yılında özelleştirilmiş iş adamı Erol Evcil tarafından satın alınmıştı. Yıllık 720 bin ton çelik üretim kapasitesiyle inşaat demiri ve tel çubuk kaliteleri için 100 mm ila 160 mm kare kütükler üretmekteydi. İç piyasa başta olmak üzere, Avrupa, Orta ve Uzak Doğu, Afrika, Amerika’ya ihracat yapan işletme yaklaşık 4 yıldır üretime ara vermek zorunda kaldı. İşçi çıkartan ve çalışan işçilerinin maaşlarını ödeyemeyen işletme biriken işçe ve devlet alacaklarından dolayı mahkemelik oldu. İşletmeyle ilgili devam eden birçok dava bulunurken Bursa 17. Ağır Ceza Mahkemesi aldığı kararla SİDEMİR’in Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) devri için karar almıştı. Sivas’ta geçtiğimiz günlerde gazetecilerle bir araya gelen AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, SİDEMİR ile ilgili sorularını ve devlet tarafından işletilmesi yönündeki talepleri değerlendirdi. Güler, SİDEMİR’in halen bir suç örgütünün yönetiminde olduğunu belirterek, "Sivas Demir Çelik Fabrikası (SİDEMİR) Bursa’da devam eden bir ağır ceza mahkemesinde bir suç örgütünün yönetiminde bulunan bir şirkettir. TCK’nın 220. Maddesi çerçevesinde Bursa’da şirketleri bulunan, aynı zamanda SİDEMİR’i de uhdesinde bulunduran bir suç örgütünün yargılanması neticesinde Bursa Ağır Ceza Mahkemesi müsadere kararı verdi. Yani suçtan elde edilen mal varlığı nedeniyle müsadere kararı verildi. Sadece SİDEMİR değil, bu suç örgütünün kontrolünde olan onlarca şirket ve yapı hakkında bu karar verildi. Bu karar henüz kesinleşmedi, yerel mahkemenin aldığı bu karar taraflarca yargıtaya taşınacak" dedi. 8 yıldır faaliyet yok, 3.5 yıllık elektrikleri kesik Güler, işletmenin 8 yıldır faaliyeti olmadığını ifade ederek, "Mahkeme kararında bilirkişi raporları var. Raporlara göre; kötü bir yönetim var, 8 yıldır faaliyet yok, 3.5 yıldır da elektriği yok. Bazen duyuyoruz, işçiler çalıştıklarını söylüyor, orada bir çalışma hayatı yok, 8 yıldır kapalı, 3 yıldır da borcundan dolayı elektrikleri kesik. Buranın kötü yönetildiğini, uzun zamandır atıl kaldığını ve yıprandığını gösteriyor. Mahkemede bu kötü yönetimden dolayı daha büyük zarar doğmaması için TMSF’yi geçici yönetim atadı. TMSF burayı yönetemez, yatırım yapamaz, böyle bir yetkisi yok. ‘Müsadere kararı gerçekleşinceye kadar sen burayı kontrol et bir zarar ziyan olmasın’ dendi" dedi. 5 milyara yakın borç, 50 milyon dolar masraf Güler, işletmenin yeniden ayağa kaldırıla bilmesi için 5 milyara yakın borcun ödenerek, 50 milyon dolara yakın bakım onarım ve yenileme harcaması yapılması gerektiğine vurgu yaparak, "Buranın borçları var. Yaklaşık 20 yıldır 1 TL SGK primi ödenmemiş. Yaklaşık 2.5 milyara yakın SGK prim borcu var. 1 TL vergi ödememiş. 2.5. milyar vergi borcu var. Mahkeme tedbir kararı koyduğu için amme alacağı noktasında bir şey yapamamış. Şimdi bunu iyi yönetmemiz lazım. İyi bir yatırımcı bulunması lazım. Buranın iyi bir yatırımcı bulabilmesi için sabredeceğiz. TMSF’nin burada zarar ve ziyanı artmayacak şekilde iyi yönetmesi lazım" şeklinde konuştu. Kapalı olan işletmede işçi olmaz SİDEMİR işçilerinin eylemlerine de değinen Güler şunları söyledi. "Hep beraber farklı bir niyet taşımadan, bazen duyuyoruz işçi alacakları filan. 8 yıldır kapalı olan bir yerin işçisi olmaz, güvenlikçisi olur. 3.5 yıldır elektriği olmayan bir yerde üretim olmaz, faaliyet olmaz. Arada bir çalıştırır gibi yapılmış ama ağır bakımları ve alt tesisatı gerçekleştirilememiş, burada üretim yapmanın imkanı yok. ‘bunu devlet alsın yapsın’ diye bir şey yok arkadaşlar. Burası devletin değil, özel sektörde. Özel sektörün borcundan dolayı satılacaktır. Öncelikle buradan devamı olacak, yatırıma dönüşecek bir pozisyonda olması lazım. 50 milyon dolar yatırıma ihtiyaç olan bir yerde de bizim biraz düşünmemiz lazım" Güler, işletmenin vergi ve SGK borçlarının silinmesinin mümkün olmadığını da sözlerine ekledi.
Antalya Çatlaklardan ışık görülen apartmanda korku dolu yaşam Antalya’nın Manavgat ilçesinde bulunan 9 daireli bir apartmanda duvarlarda oluşan çatlaklar ve çökmeler, bina sakinlerini tedirgin ediyor. Apartmandaki 5 daire sahipleri tarafından boşaltılırken, maddi imkanı bulunmayan 4 daire sakini ise her türlü tehlikeyi göze alarak yaşamını sürdürmeye devam ediyor. Manavgat ilçesi Sarılar Mahallesi’nde yer alan bir apartmanda duvarlarda meydana gelen çatlaklar ve çökmeler, apartman sakinlerinin korku içinde yaşamasına neden oluyor. 2013 yılında yapıldığı belirtilen apartmanda, zamanla büyüyen çatlaklar nedeniyle bazı daireler kullanılamaz hale gelirken, 9 daireden 5’i sahipleri tarafından boşaltıldı. Maddi imkanları olmadığı için başka bir yere taşınamadıklarını belirten 4 daire sakini ise tehlikeye rağmen apartmanda yaşamaya devam ediyor. "Taşındıktan kısa süre sonra çatlaklar oluşmaya başladı" Apartmanın 2013 yılında yapıldığını ve kendisinin de aynı tarihte daire aldığını belirten Erdoğan Kağıt, binaya taşınmalarının ardından kısa süre içinde duvarlarda çatlaklar oluşmaya başladığını söyledi. Çatlakların zamanla büyüdüğünü ifade eden Kağıt, "Eve taşınmamızın üzerinden kısa bir süre geçtikten sonra duvarlarda çatlaklar oluşmaya, gün geçtikçe büyümeye başladı. Öyle ki bazı dairelerdeki çatlaklardan evin içerisindeki ışık görülüyor" dedi. "Bugüne kadar mücadelemizden bir arpa boyu yol alamadık" Yaşadıkları soruna çözüm bulunması için uzun süredir mücadele ettiklerini dile getiren Kağıt, bugüne kadar sonuç alamadıklarını belirtti. Apartmandaki bazı daire sahiplerinin maddi imkanları olduğu için evlerini boşaltıp kiraya taşındığını söyleyen Kağıt, "Konuyla ilgili bugüne kadar mücadelemizden bir arpa boyu yol alamadık. 5 komşumuz imkanları olduğu için kiraya taşındı, 4 kişi biz hala tehlike altındayız. Evlerimizden karot örneği alındı, zemin analizi yapılması gerekiyor ama yapılmıyor. Ne yapacağımızı bilmiyoruz, yetkililerden yardım istiyoruz" ifadelerini kullandı.