ASAYİŞ - 16 Kasım 2025 Pazar 21:47

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından "futbolda bahis" iddiasına ilişkin soruşturmayla ilgili açıklama

A
A
A
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından "futbolda bahis" iddiasına ilişkin soruşturmayla ilgili açıklama

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından ’futbolda bahis’ iddiasına ilişkin soruşturmayla ilgili yapılan açıklamada, soruşturmanın yapılan araştırmalar neticesinde elde edilecek delillerle birlikte sistemli bir şekilde genişleme ihtimalinin bulunduğu, bu süreçte özellikle mesnetsiz sosyal medya paylaşımlarına itibar edilmemesi gerektiği belirtildi.


İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Başsavcılık tarafından yürütülen ve Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı (TFF) İbrahim Hacıosmanoğlu’nun 27 Ekim 2025 tarihinde ’371 hakemin bahis hesabı bulunduğu ve 152’sinin aktif olarak bahis oynadığının tespit edildiği’ şeklindeki basın açıklamasının ihbar kabul edilmesi üzerine devam eden soruşturmada, ilk aşamada, büyük çoğunluğu hakemlerden oluşan 21 kişi hakkında arama el koyma ve gözaltı tedbiri şeklinde operasyonel faaliyet icra edildiği, bu kişilerden 8’inin tutuklandığı, halen geri kalan hakemlerle ilgili araştırmanın devam ettiği kaydedildi.


Açıklamada, "Soruşturma sırasında sadece Türkiye Futbol Federasyonu‘nun bildirdiği isimler ve bilgiler ile yetinilmediği, hakemlerin mal varlıkları, birbiriyle ve şüpheli olduğu değerlendirilen başkaca kişilerle irtibatları, özellikle hakemlerin kendi yönettikleri maçlara yasa dışı şekilde yurt dışından bahis oynayıp oynamadıklarının araştırıldığı, oluşturulan ve her gün yeni bir verinin işlendiği büyük bir bilgi havuzundan kontrollerin yapılmakta olduğu" ifadelerine yer verildi.


Gelinen noktada ayrıca Türkiye Futbol Federasyonu tarafından futbolcular hakkında bahis oynama iddiasıyla disiplin soruşturması yapılması nedeniyle bu konunun da hassasiyetle takip edildiği belirtilen açıklamada, "Yine ilk aşamada Türkiye Futbol Federasyonu tarafından disipline sevk edilen futbolcuların kimlik bilgilerinin ve haklarındaki bahis iddialarına dair verilerin ihbar kabulü ile re’sen talep edilerek yukarıda izah edildiği şekilde veri havuzundan futbolcular hakkında da araştırmanın derinleştirildi" denildi.


Açıklamada şunlar kaydedildi:


"Ülkemiz futbolunun büyük bir yapı teşkil ettiği ve sadece futbolcu ile hakemlerden oluşmadığı daha bir çok paydaşının bulunduğu göz önüne alındığında, mevcut soruşturmanın yapılan araştırmalar neticesinde elde edilecek deliller ile birlikte sistemli bir şekilde genişleme ihtimalinin bulunduğu, bu süreçte özellikle mesnetsiz sosyal medya paylaşımlarına itibar edilmemesi gerektiği, gerek delilerin elde edilmesinde gerekse şüpheli olduğu değerlendirilen isimlerin netleştirilmesinde C.M.K. m.160 gereği İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı olarak ilgili özel ve kamu kuruluşlarından doğrudan ve en kapsamlı bilgilerin-belgelerin ivedilikle ve eksiksiz temin edilerek araştırmaların titizlik ile sürdürülmekte olduğu kamuoyunun bilgisine duyurulur."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bartın Eski Adalet Bakanı Tunç, ’’Maalesef soykırımı önleyecek, kadınların , çocukların katledilmesini engelleyecek bir sistem dünyada kurulamadı’’ Eski Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, memleketi Bartın’da katıldığı sahur programında yaptığı konuşmasında uluslararası kuruluş, mahkeme ve sözleşmelerin Filistin’deki soykırımı engelleyemediğini belirterek, ’’Maalesef soykırımı önleyecek, kadınların, çocukların katledilmesini engelleyecek bir sistem dünyada kurulamadı’’ dedi Önceki Dönem Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Bartın İli Dernekler Federasyonu (BİDEF) tarafından bir kafede düzenlenen sahur programına katıldı. Sahur yemeği öncesinde konuşan Yılmaz Tunç, ’’Gerçekten şu son çeyrek asırda ülkemizin başına gelmeyen kalmadı. Darbeler, muhtıralar, parti kapatma davaları, türlü türlü senaryolar. Bütün bu engelleri hep milletimiz sayesinde aşmayı başardık ve milletimize o nedenle biz borçluyuz. Milletimizden biz alacaklı değiliz, milletimiz bizden alacaklı. Dolayısıyla biz onlara ne kadar hizmet etsek azdır. Milletin hissiyatını anlayıp, yönetimde onları temsil edebiliyorsak, onların düşüncelerini icraata dönüştürebiliyorsak, iradesine uygun davranabiliyorsak, taleplerini yerine getirebiliyorsak, o zaman biz görevimizi yapmış oluruz’’ dedi. ’’Soykırımı önleyecek sistem dünyada kurulamadı’’ İsrail tarafından 2.5 yıldır Filistin’de gerçekleştirilen katliamları da hatırlatan Eski Adalet Bakanı Tunç, uluslararası kuruluş, mahkeme ile sözleşmelerin Filistin’deki kadın ve çocukların katledilmesini engelleyemediğini ifade etti. İsrail ve gerçekleştirdiği soykırımlara karşı uluslararası mekanizmaların çalışmadığını ifade eden Tunç, ’’Etrafımız bir ateş çemberi. Dünya önemli bir sınavdan geçiyor. Maalesef iki buçuk yılı aşkın bir zamandır, Filistin’deki soykırım devam ediyor. Ateşkese rağmen oradaki sıkıntılar devam ediyor. Maalesef oradaki soykırım önleyecek, çocukların katledilmesini, kadınlara katledilmesini önleyecek bir sistem dünyada kurulamadı. Uluslararası hukuk yok sayılıyoruz. Uluslararası sözleşmeler kağıt üstünde kalıyor. Uluslararası mahkemeler kuruluyor, kararlar alıyor ama uygulayan yok. Birleşmiş Milletler, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi gibi mekanizmalar zaten hiç çalışmıyor’’ ifadelerini kullandı. ’’Hukukun gücü değil, gücün hukukunun geçerli olduğu devri yaşıyoruz’’ Tunç, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran ile Lübnan’a yönelik saldırıları ile ilgili ise ’’Hukukun gücü değil de, gücün hukukunun geçerli olduğu bir dönemi, devri yaşıyoruz maalesef. Bu anlamda Türkiye olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde her türlü adaletin yanında, barışın, hakkaniyetin yanındayız. Diplomasiyle sorunların çözülmesi taraftarıyız. O anlamda dengeli bir dış politika, güçlü bir irade ortaya koyan bir Cumhurbaşkanımız var’’ şeklinde konuştu. ’’Teröre zemin teşkil eden tüm unsurları ortadan kaldırdık’’ Yılmaz Tunç, 41 yıldır Türkiye’de devam eden terör sorununa karşı son 23 yılda teröre karşı zemin, mazeret teşkil eden tüm unsurların birer birer ortadan kaldırıldığını vurgulayarak, ’’Yaklaşık yarım asırdan bu yana terör belasıyla meşgul olan bir ülkeyiz. Trilyonlarca lira kaybımız oldu. Teröre harcadı. Eğer harcamasaydık, bugün Türkiye her alanda, çok daha farklı, çok daha ileri bir noktada olurdu. Sadece maddi kayıplar değil, milletimizi huzursuz eden, acılara boğan, şehitler vermemize, gazilerimize neden olan terör belasından kurtulmanın mücadelesini yaptık. Bu mücadele kırk bir yıldan beri sürdü. Son 23 yılda da özellikle teröre zemin teşkil eden, mazeret teşkil eden bütün unsurları ortadan kaldırdı. Ayrımcılık yapmadık. Etnik ayrımcılık yapmadık, dini milliyetçilik yapmadık. Türkiye’de seksen bir vilayetine yatırım götürdük. Teröre zemin teşkil edecek her şeyi ortadan kaldırarak, işte son bir buçuk yıldır terörsüz Türkiye sürecini konuşuyoruz. Olağanüstü Hali 2002’de bir kaldırdık, ondan sonraki süreçte adım adım bugünlere kadar geldik ve terör örgütünün kendini feshiyle sonuçlanan bir noktaya geldik. Sadece Türkiye içerisinde değil, bölgede silahları bırakması ve terörün kendini feshetmesi süreci başarıya ulaştığında, Türkiye çok daha hızlı bir şekilde kalkınmasını, gelişmesini sürdürecek’’ ifadelerine yer verdi. ’’Savaşan tarafların ikisiyle de konuşabilen tek lider; Recep Tayyip Erdoğan’’ Eski bakan Tunç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dünya genelinde dengeli politika yürüttüğünü vurgulayarak, ’’Daha adil bir dünya için daha güçlü bir Türkiye gerekir. İşte bu güçlü Türkiye için de, birlik beraberliğimizi daha da kuvvetlendirmek gerekir. Bütün ülkelerle konuşabilen, savaşan tarafların her ikisiyle de konuşabilen, dünyada ikinci bir lider yok. O lider Recep Tayyip Erdoğan. O nedenle Sayın Cumhurbaşkanımız inşallah, bu dengeli politikasıyla hem ülkemizin güvenliğini, milletimizin güvenliğini koruyarak, hem de dünyadaki bu çatışmaların sona erdirilmesi, barışın hakim olabilmesiyle ilgili çabalarını sürdürmeye inşallah devam edecek’’ diye konuştu. Konuşmalardan sonra okunan Kur-an-ı Kerim ve edilen duaların ardından ise sahur yapıldı. Programın son bölümündeki soru, öneri ve temenniler kısmında Tunç, sivil toplum kuruluşlarının dilek ve taleplerini dinledi. Program günün anısına çekilen hatıra fotoğrafı ile sona erdi.