ASAYİŞ - 12 Şubat 2024 Pazartesi 15:05

İstiklal Caddesi bombacısına 7 kez ağırlaştırılmış müebbet ile 3 bin 9 yıla kadar hapis talebi

A
A
A
İstiklal Caddesi bombacısına 7 kez ağırlaştırılmış müebbet ile 3 bin 9 yıla kadar hapis talebi

İstiklal Caddesi’nde meydana gelen bombalı terör saldırısına ilişkin aralarında bombayı bırakan Ahlam Albashır’in de bulunduğu 36 sanığın yargılandığı davada mütalaa açıklandı. Savcılık, Albashir’in 7 kez ağırlaştırılmış müebbet ile 3 bin 9 yıla kadar hapis cezasına çarptırılmasını talep etti. Savunma yapan Albashir, ‘’Vefat eden insanlardan dolayı geceleri uyuyamıyorum. Ben yetimim, kimsenin yetim olmasını istemezdim. İdam verseniz de itiraz etmeyeceğim. Bunu affedilmek için demiyorum’’ dedi. Bunun üzerine duruşma Savcısı, ‘’Yetim bıraktığı çocukların günahı boynuna olsun, vicdanı varsa zaten uyuyamazsın" diye konuştu. Mahkeme, 3 sanığın tahliyesine karar vererek duruşmayı erteledi.

Beyoğlu İstiklal Caddesi’nde 13 Kasım 2022 Pazar günü bombalı bir terör saldırısı gerçekleşmiş, olayda 6 kişi yaşamını yitirirken, 99 kişi de yaralanmıştı. Olaya ilişkin davanın görülmesine devam edildi. İstanbul 13.Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada aralarında Ahlam Albashır’ın da bulunduğu 7 tutuklu sanık hazır bulundu. 1 tutuksuz sanık ile sanık avukatları da salonda bulunurken, bazı tutuklu sanıklar ise duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı.

Duruşmada mütalaa açıklandı

Duruşmada esasa ilişkin mütalaasını açıklayan Cumhuriyet Savcısı, sanık Ahlam Albashir’in YPG/PYD terör örgütünün özel istihbarat elemanı olduğunu, Albashir’in toplumda kargaşa oluşturmak, toplumun şiddet yoluyla siyasallaşması ve kutuplaşmasının yolunu açmak amacıyla özel eğitime tabi tutularak talimatlandırıldığını aktardı.

Patlayıcı malzeme eşliğinde Suriye’den Türkiye’ye gönderildiği belirtildi

Açıklanan mütalaada, Albashir’in devlet otoritesinin, ülkesinde yaşayan halkın güvenliğini koruma görevini gerçekleştiremediği, zayıfladığı ve işlerliğini yitirdiği imajını oluşturmaya çalışmak ve devlete olan güveni sarsarak devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma amacına ulaşmak için patlayıcı malzeme eşliğinde Suriye’den Türkiye’ye gönderildiği belirtildi. Örgütün kurduğu şebeke aracılığıyla yasal olmayan yollardan İstanbul’a intikal edip örgütün temin ettiği güvenli eve yerleştirildiğinin aktarıldığı mütalaada, Albashir’in entegrasyonu tamamlayıp eylem hazırlıklarına başladığı, eylemin neden olacağı sansasyon ve kaosun hesaplanarak bölgesel keşif çalışmaları yaptığı, sahadan elde edilen verilerin örgüt yöneticilerine aktarılarak hedef bölgenin ve eylem noktasının tespitine çalışıldığı kaydedildi.

Patlayıcının soğukkanlılıkla hazırlanıp tesirini güçlendirecek etmenlerin hassasiyetle temin edildiği kaydedildi

Mütalaada, Albashir’in eylem sonrası yurt dışına kaçış planı yapılarak kurulan uluslararası bağlantılar vasıtası ile eylem yerinin ve tarihinin belirlendiği, eylem için getirilen patlayıcının soğuk kanlılıkla hazırlanıp tesirini güçlendirecek etmenlerin hassasiyetle temin edildiği, tüm süreç dahilinde dikkat çekmeyecek ve eylemi riske etmeyecek yöntemlerin kullanıldığı ve eylem için örgütsel sebat gösterilerek süreklilik arz edecek şekilde organik nitelikte bağla üyesi konumunda bulunduğu aktarıldı.

7 kez ağırlaştırılmış müebbet ile 3 bin 9 yıla kadar hapis cezası talebi

Açıklanan mütalaada sanık Albashir’in ‘devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet, ‘silahlı terör örgütüne üye olmak’ suçundan 7 yıl 6 aydan 15 yıla kadar, ‘tasarlayarak bombalama suretiyle çocuğa karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet, ‘tasarlayarak bombalama suretiyle kasten öldürme’ suçundan 5 kez ağırlaştırılmış müebbet, 99 kişiye karşı ‘tasarlayarak bombalama suretiyle kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan bin 930 yıl 6 aydan 2 bin 970 yıla kadar ve ‘tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değişitirilmesi’ suçundan 12 yıldan 24 yıla kadar olmak üzere toplamda, 7 kez ağırlaştırılmış müebbet ve bin 949 yıl 6 aydan 3 bin 9 yıla kadar hapsi talep edildi.

Mütalaada 20 sanığın ‘devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma’, ‘silahlı terör örgütü kurma veya yönetme’, ‘silahlı terör örgütüne üye olma’, ‘tasarlayarak, bombalama suretiyle çocuğa karşı kasten öldürme’, ‘tasarlayarak, bombalama suretiyle kasten öldürme’, ‘tasarlayarak, bombalama suretiyle kasten öldürmeye teşebbüs’, ‘tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme’ ve ‘göçmen kaçakçılığı’ suçlarından cezalandırılması talep edildi. Açıklanan mütalaada 10 sanık hakkında yakalama kararları bulunduğu da göz önüne alınarak sanıkların dosyalarının ayrılması talep edildi.

5 sanığın beraatı talep edildi

Sanıklardan Salih Carkes’in herhangi bir eyleminin bulunmadığı, terör örgütü ile örgüt üyesi konumuna yeten süreklilik arz edecek nitelikte organik bir tavırla bağlı olduklarına ilişkin delil bulunmadığı gerekçesiyle üzerine atılı tüm suçlardan beraatına karar verilmesi talep edildi. Ayrıca diğer sanıklar Zekariya Muhammed Şemmuni, Mahmud Haso, Messut Hesso ve Muhammed Şiho’nun da üzerine atılı suçlardan ayrı ayrı beraatlarına karar verilmesi istendi. Mütalaada ayrıca, 7 tutuksuz sanığın üzerlerine atılı suçun mahiyeti alt ve üst sınırı ile sanıkların yabancı ülke vatandaşı olması nedeniyle kaçma şüpheleri bulunduğu değerlendirilerek tutuklanmalarına karar verilmesi talep edilirken ayrıca firari sanık Bilal El-Hacmaos hakkında kırmızı bülten kararı çıkarılması istendi.

‘’İdam verseniz de itiraz etmeyeceğim. Suriye’ye giden şahısların yakalanması için Suriye’ye gitmeye hazırım’’

Açıklanan mütalaanın ardından savunma yapan sanık Albashir, ‘’Ben bomba olup olmadığını bilmiyordum. Herhangi bir insanın bu konuyla bir alakası yok. Bana turist gibi fotoğraf çek dediler. Vefat eden insanlardan dolayı geceleri uyuyamıyorum. Ben yetimim, kimsenin yetim olmasını istemezdim. İdam verseniz de itiraz etmeyeceğim. Suriye’ye giden şahısların yakalanması için Suriye’ye gitmeye hazırım. Bunu affedilmek için demiyorum. Buradaki insanların hiçbir suçu yok, bana hangi hükmü verirseniz itiraz etmeyeceğim" dedi.

Duruşma Savcısı’ndan Albashir’e: "Yetim bıraktığı çocukların günahı boynuna olsun"

Albashir’in savunması bittiği sırada duruşma Savcısı söz alarak Albashir’e, "Yetim bıraktığı çocukların günahı boynuna olsun, vicdanı varsa zaten uyuyamazsın" dedi. Albashir ise bir cevap vermeden yerine oturdu, zaman zaman gözyaşı döktüğü görüldü.

Sanıklardan Ahmed Carkes mütalaaya karşı savunmasında, ‘’Ben korsan taksicilik yapıyorum. Kim beni ararsa gider onu alır gideceği yere ulaştırırım. Arabamda kimliği olmayan birini taşımış olabilirim ama konuyla bir alakam yoktur’’ dedi. Sanık Hazni Gölge savunmasında, ‘’Bu eylemle alakası olan her iki dünyada da gün yüzü görmesin. Kimse beni terör örgütüyle yan yana getiremez, ben devletime ve bayrağına sadık kaldım. Allah canımı alıncaya kadar da sadık kalacağım. Zoruma giden beni terörden yargılamanızdır. Böyle bir organizasyonla hiçbir alakam olmadı’’ ifadelerini kullandı.

Duruşmada kendisine söz verilen sanık Albashir’in avukatı, söyleyecek bir şeyinin olmadığını söyledi. Bazı sanık avukatları ise açıklanan mütalaaya karşı savunma hazırlayabilmek için mahkemeden süre talep ettiler.

3 sanığa tahliye, Albashir’in tutukluluk halinin devamına hükmedildi

Ara kararını açıklayan mahkeme, sanıklar Mahmud El Yusuf, Rama Eltaha ve Mahmud Elabid’in üzerlerine atılı suçun değişme ihtimali ve tutuklulukta kaldıkları süreyi de dikkate alarak tahliyelerine karar verdi. Ayrıca sanıklar hakkında yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri de uygulandı. Sanık Ahlam Albashir’in de arasında bulunduğu 10 sanığın ise tutukluluk halinin devamına karar verildi. Mahkeme heyeti ayrıca, açıklanan mütalaaya karşı sanık ve avukatlarına savunma hazırlayabilmeleri için süre verilmesine de hükmederek duruşmayı erteledi.

Sema Demir - Gamze Şenyiğit

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Milli Savunma Komisyonu Başkanı Akar: "Bir savaşın içindeyiz. Savunma sanayi meselesi yatırım yapıp kar etme serüveni değil, bu bir beka meselesi" TBMM Milli Savunma Komisyonu üyelerinin katılımıyla Kayseri’de Savunma Sanayi konulu toplantı düzenlendi. Düzenlenen toplantıda konuşan TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar; "Bir savaşın içindeyiz, şu veya bu şekilde. Bunun şiddeti azalıyor, çoğalıyor, yayılıyor, daralıyor. Her zamankinden daha güçlü orduya ihtiyacımız var. Ordunun da kahramanlığı malum. O zaman geriye silah, malzeme, mühimmat. Bunu nasıl yapacağız? Savunma sanayi meselesi bu. Savunma sanayi meselesi bir sanayicinin yatırım yapıp kar etme serüveni değil bu bir beka meselesi" dedi. Kayseri Sanayi Odası (KAYSO) Toplantı Salonu’nda düzenlenen toplantının açılışında konuşan KAYSO Meclis Başkanı Abidin Özkaya, gelişip kalkınmaya devam edeceklerini söyleyerek; "Şehrimiz, 5 organize sanayi bölgesi, 1 serbest bölge, 2 teknopark ve 16 sanayi sitesi ile 51 milyon metrekareden fazla planlı endüstri alanına sahiptir. Kayseri savunma sanayisinin temelleri 1920’li yıllarda dayanmaktadır. İlk olarak 06 Ekim 1926 tarihinde Kayseri’de Tayyare ve Motor Türk A.Ş. uçak fabrikası açılmış, 1 yıl içerisinde A-20, F-13 ve G23 uçaklarının montaj, üretim, bakım ve onarımları başlamıştır. 1931 yılında Milli Savunma Bakanlığı’na devrolan Kayseri Tayyare Fabrikası ayda 4 uçak üretebilecek kapasiteye ulaşmıştır. 1932-1942 yılları arasında 200 adet uçak üretimi gerçekleştirilmiştir. 1979 yılında yüzde 85’i yerli malzeme ile üretilen Türk uçağı ’Mavi Işık 79-XA’, Kayseri İkmal Merkezi’nden havalanmıştır. Ayrıca; 1954 yılında Kayseri’de 2’nci Ana Bakım Merkez Komutanlığı kurulmuş olup, halen 387 bin metrekarelik alanda tank üretimi, modernizasyonu ve yenileştirme çalışmalarına devam etmektedir. Bugün Kayseri’de yeni nesil stratejik nakliye uçağı” A400M başta olmak üzere, Tüm uçakların Fabrika Seviyesi bakım, onarım, revizyon ve modernizasyon işlemleri yapılmaktadır. Kayseri’nin bu alandaki zengin birikimi, kenti bir Sivil Havacılık Bakım ve Onarım Merkezi haline rahatlıkla dönüştürebilir niteliktedir. Dolayısıyla Kayseri, savunma sanayisinde 1926 yılından beri gelen köklü bir geçmişe sahiptir. Kayseri’de tank sanayisine, uçak sanayisine ve silah sanayisine ciddi şeklide tedarik yapan firmalarımız var. Bugüne kadar Savunma Sanayii ile iş yapmış olan toplam 65 firmamız var. Bildiğiniz üzere savunma sanayii yatırım projeleri, gerek bilgi, teknoloji, gerekse sermaye olarak ağır yatırım alanlarıdır. İnsan kaynağımız ve müteşebbisimizin bolca bulunduğu Kayserimizde kamunun yol göstericiliğinde özel sektör ağırlıklı savunma sanayi modellerine önem vermeliyiz. Halihazırda Kayserimizde güzel gelişmeler olduğunu biliyoruz. Sayıları az da olsa savunma sanayiye üretim yapan firmalarımız var. Kayseri’deki odalar olarak (gerek Sanayi Odası, gerekse Ticaret Odası) elimizden geleni yapmaya hazırız. Diğer taraftan Kayseri olarak ciddi bir beşeri sermayeye sahibiz. Bu sermayemizin gelişmesi ve güçlenmesine katkı sunan 5 üniversitemiz var. OSB’lerimizde 100 binin üzerinde çalışanımız var. Bu nedenle, önemli bir bilgi birikimine ve potansiyele sahip olduğumuzu söyleyebiliriz. Sahip olduğumuz nitelikli insan gücü ile şehrimizin bu potansiyelinin kullanılması adına elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. İnşallah Kayseri olarak gerek savunma sanayiinde gerekse diğer alanlarda yaptığımız yeni yatırımlarla, ülkemizin her alanda gelişip kalkınmasına güçlü desteğimizi sürdüreceğiz" dedi. Kayseri Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy ise, yerli ve milli projelerin destekçisi olduklarını ifade ederek; "Her şehir ve ülkelerin ekonomisinde dönüm noktaları var. Kayseri Sanayisinin ve ekonomisinin dönüm noktası; cumhuriyetin ilanından sonra 1926 yılında kurulan Kayseri Tayyare Fabrikası, Sümerbank Bez Fabrikası ve Ana tamir Fabrikası’dır. Bu 3 yatırım Kayserimizin sanayisine ve ekonomisine katkı sağlamış, yön vermiş ve müthiş bir işgücü yetişmesine de vesile olmuştur. Bugünkü sanayici ve yatırımcılarımızın adreslerine baktığımız zaman kökeni de aynıdır. Dolayısıyla Kayseri ekonomi, sanayi, yatırım ve girişimcilik ruhunun temelinde 1926’da başlayan devlet destekli sanayileşmenin büyük payı vardır. Akabinde de ortaklık kültürü oluşmuş, farklı sektörlerde de yatırım yapılmıştır. Bugün üretim merkezi haline gelen Kayserimizde müteşebbislik ruhundan gelmektedir. Bugün yerli ve milli savunma sanayiinde geldiğimiz nokta, cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu müthiş bir iradenin ve siz değerli heyetin ve Savunma Sanayi’de yer alan kurum ve kuruluşlarımızın ekiplerinin gayretleriyle, milli şuur içerisinde çalışmasının sonucudur. Bu başarıyla yerli ve milli sanayiye verilen destek sonucu şuan dünya, Türk Savunma Sanayiini izliyor. Dünyayı kıskandıran savunmamızla uluslararası boyutta da dikkat çekiyor. Bugün Allaha çok şükür ülkemiz, ihtiyacı olan silahların tamamını kendi imkanları ile üretir hale geldi. Bununla da yetinmeyerek dost ve kardeş ülkelerimize de ihraç ediyor. Geçen yıl 5,5 milyar dolar savunma ihracatı gerçekleştirildi. Kendi savaş gemisini yapan 10 ülkeden birisi haline geldik. İnsansız hava araçları İHA, SİHA, Akıncı, en son KAAN’ımız çıktı. Uzaya ilk astronotumuzu gönderdik. Öte yandan KIZIL ELMA ile ANKA-3’ün hizmete girmesiyle savunma sanayiinde çığır açıldı. Gururluyuz, mutluyuz. Bütün bu projelere cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu irade sonucu hayat veren mühendislerimize ve tüm emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Sizlerden ve kıymetli heyetinizden istirhamımız, stratejik öneme sahip olan şehrimizin geçmişten gelen tecrübesi, girişimcisi ve özelliklede havacılık sanayiindeki tecrübesiyle de devlet destekli yatırımlarında Kayseri unutulmamalı. Kamu, özel sektör ortaklığı ve devlet aklıyla milli savunma sanayiindeki yatırımlara öz sermayemizle hazırız. Bakanım, sanayi odamızla da uyum içerisinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Şehrimize ve ekonomimize daha fazla katkı vermek için projeler üretmeye çalışıyoruz. Stratejik öneme sahip olan tüm projelere de destek veriyoruz. Bildiğiniz gibi Ticaret Odamız, sanayi odamızın katılımı ve 10 sanayici arkadaşımızla tamamen milli duygularla rol bir model olmak için kendi öz sermayemizle yerli Türk mühendisliğiyle oluşan bir yatırımımız var. Kayseri İleri Malzemeler Sanayi ve Teknoloji A.Ş. adını verdiğimiz KİM Teknoloji. İnşallah bu modelin önümüzdeki yıllarda sayılarını artırma gayreti içerisindeyiz. 5. Nesil Savaş Uçağı, Milli Muharip uçağımız KAAN’ın uçak fren diskleri KİM Teknolojimiz tarafından geliştirilmekte ve üretilmektedir. Milli Savunma Sanayiinde Kayseri olarak daha fazla yer almak istiyoruz. Bu konuda desteklerinize ihtiyacımız var. Bu süreçte sizlerin de her kapınızı çaldığımızda, tıkandığımız noktada önümüzü açtınız. Desteklerinizi esirgemediniz. Vermiş olduğunuz desteklerinizden dolayı teşekkür ediyorum. Bizler hem oda olarak hem de yatırımcılar olarak yerli ve milli projelerimizin destekçisiyiz" diye konuştu. Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç da yerel yönetimler olarak ne gerekiyorsa yapmaya hazır olduklarını vurgulayarak; "Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün Kayserimize stratejik bir şehir olarak bakış açısı ve ilk yatırımını uçakla ilgili hava ikmalimizde başlatmış olmasını anlamlı buluyorum. Umarım bu anlayış içerisinde bundan sonraki süreçte savunma sanayinde çok daha fazla yatırımlar yapılmasının da önemseneceğine inanıyorum. Bundan sonraki süreçte inşallah yol alma adına hep beraber birlikte neler yapabilirize kafa yormamız gerektiğine gayret göstermeliyiz. Yerel yöneticiler olarak üzerimize ne düşüyorsa gerekli destekleri sağlamak için her şeyi yapmaya gayret ediyoruz" ifadelerini kullandı. Vali Gökmen Çiçek de; "Kayseri ile ilgili geldiğim günden beri hep söylediğim bir şey var. Kayseri enteresan bir şehir diyorum. Şöyle ki; Kayseri aslında baktığımızda limanı olmayan, şuan için ulaşım yollarının tam ortasında olan bir şehir değil, birçok da dezavantajı var. Bozkırın ortasında, içte bir şehir. Bu dezavantajlarına rağmen Kayseri, bugün 4 milyar dolar ihracat yapıyor. İthalatının iki katı ihracat yapıyor. Ormanı olmadığı halde mobilyada ihracat rekoru Kayseri’ye ait. Yine denizi olmadığı halde yavru balıkta Türkiye rekoru yine Kayseri’ye ait. Gerçekten Kayseri çok ciddi ürünler yetiştiriyor" şeklinde konuştu. "Savunma sanayi kar etme meselesi değil bir beka meselesidir" Toplantıda konuşan TBMM Milli Savunma Komisyon Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, bir savaşın içinde olduklarını ve savunma sanayinin bir beka meselesi olduğunun altını çizerek; "Etrafımız ateş çemberi, bunun şakası yok. Bizim biran önce engelleri aşıp düze çıkmamız lazım. Sanayide, ticarette, üretimde. Bunun sonucunda da silahlı kuvvetlerinin ihtiyaçlarını kendi kendimize karşılayabilecek bir hale gelmemiz lazım. Kiraladığımız İHA’lar vardı, parasını verdiğimiz halde bakımını yapmadılar. Pili vermediler. Şimdi içinde bulunduğumuz ortamda ’dost’ dediğimiz ülkelerle yaptığımız temaslarda hiç kimse ’ambargo’ kelimesini kullanmıyor. Artık bir savaş ilanı falan kalmadı. Ukrayna - Rusya Savaşı tipik bir örnek. Orada Ukrayna, Rusya’ya karşı bir mücadele veriyor. Ukrayna tek başına bunu yapabilir mi? Yapamaz. Ukrayna’nın arkasında herkes var ama savaş ilanı yok. Peki PKK, YPG, DEAŞ, FETÖ kim bunlar? Bunlar tek başına bunu yapabilirler mi? Kim var arkalarında? Herkes var. Dolayısıyla bir savaşın içindeyiz, şu veya bu şekilde. Bunun şiddeti azalıyor, çoğalıyor, yayılıyor, daralıyor. Her zamankinden daha güçlü orduya ihtiyacımız var. Ordunun da kahramanlığı malum. O zaman geriye silah, malzeme, mühimmat. Bunu nasıl yapacağız? Savunma sanayi meselesi bu. Savunma sanayi meselesi bir sanayicinin yatırım yapıp kar etme serüveni değil bu bir beka meselesi. Onun için bizim bu günlerde yürüyerek değil koşarak çalışmamız lazım. Bu bizim milli ve manevi görevimiz. Sadece ticaret meselesi değil. Aksi halde gerçekten çok sıkıntıya düşeriz" dedi. "Hakkımızı çiğnetmeyiz" Milli Muharip Uçağı KAAN tüm dünyayı ayağa kaldırdı fakat bizim içimizdeki bazılarında hiçbir şey yok" diyen Akar; "Bu kadar bozgunculuk olur. Görüyorsunuz; Yunanistan’da gündem KAAN, ’şunu yaptılar, bunu yaptılar, geldiler, gidiyorlar’. Böyle bir ortamda bu bizim caydırıcılık tarafımız. Biz haklarımızı çiğnetmeyiz. Kıbrıs, Ege, doğu Akdeniz, bu güne kadar haklarımızı çiğnetmedik çiğnetmeyeceğiz. Diğer yandan da Azerbaycan, Libya, terörle mücadele, diğer dost ülkelerde ihtiyaç ne varsa destek vermeye devam ediyoruz. Bunların hepsinin temelinde ekonomi ve ordu var" diye konuştu. Milli Savunma Komisyon Başkanı Akar sözlerini şöyle sürdürdü; "Türkiye’de bu güne kadar yapılan çalışmalarla çok ciddi entelektüel birikim oldu. Bunları kullanmak suretiyle savunma sanayindeki mücadelemizi açık ve net şekilde ortaya koymamız lazım. Şimdi Allah’a şükretme makamındayız tabancasını, tüfeğini, otomatik tüfeğini, makinalı tabancasını biz ihraç ediyoruz. Söz dinleyen değil sözü dinlenen Türkiye’de yaşıyoruz. Bunun için de ne yapmamız gerekiyorsa yapacağız. Devlet, millet tek, sen, ben yok. Tek millet, tek devlet olarak elimizden gelen neyse güvenliğimiz için bu mücadeleyi yapacağız. Burada herkesin görevi var. Bu bayrak, bu memleket, bu tarih bizim. Hep beraber yürüyeceğiz."
Burdur Burdur’da ağıldaki çoban cinayetine 1 tutuklama, 2 adli kontrol Burdur’un Halıcılar köyünde dağlık alanda bir çobanın, ağılda tüfekle vurulmuş halde ölü bulunduğu olayda gözaltına alınan kardeşlerden biri cinayeti itiraf etti. Cinayet aleti tüfek ve kanlı kıyafetler ağıl arazisinde jandarma ekipleri tarafından bulundu. Olay, 22 Şubat’ta Burdur merkeze bağlı Halıcılar köyünde meydana gelmişti. Edinilen bilgilere göre, köye yaklaşık 3 kilometre uzaklıktaki dağlık alanda bulunan keçi ağılında Cihan K., (44), kardeşi A.K. (34) tarafından tüfekle vurulmuş halde bulunmuştu. A.K., durumu önce babası A.K. (79) ve kardeşi F. K’ye (40), ardından 112 Acil Çağrı Merkezi’ne haber vermişti. İhbar üzerine olay yerine gelen ağlık ekipleri yaptığı kontrolde Cihan K’nın hayatını kaybettiğini belirlemişti. Jandarma olay yeri inceleme ekipleri ve cumhuriyet savcısının olay yerinde ve evde yaptığı incelemeler sonrasında Cihan K’nın cenazesi, otopsi yapılmak üzere Burdur Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Jandarma ekipleri tarafından ifadelerini alınmak üzere baba A.K. ile maktulün kardeşleri A.K. ve F.K’yı karakola götürüldü. 22 Şubat’tan itibaren gözaltında olan ban A.K., kardeşler A.K. ve F.K. karakoldaki işlemlerin ardından adliyeye sevk edildi. Cinayeti itiraf etti Jandarma ekipleri tarafından 4 gün boyunca sorgulanan daha sonra savcılığa sevk edilen kardeşlerden A.K. savcılıktaki ifadesinde ağabeyini kendisinin öldürdüğünü itiraf etti. Öte yandan arazide inceleme yapan jandarma ekiplerin suç aleti av tüfeğini ve şahsın olay anında üzerinde bulunan kanlı kıyafetlerini ağılın olduğu arazide bulduğu öğrenildi. Sulh Ceza Mahkemesine sevk edilen şahıslardan A.K. tutuklanarak Burdur E Tipi Kapalı Cezaevine gönderilirken diğer kardeş F.K. ve baba A.K. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.