ASAYİŞ - 27 Kasım 2025 Perşembe 17:09

Kan donduran cinayet 19 yıl sonra aydınlatıldı: 4 şüpheli adliyeye sevk edildi

A
A
A

Kocaeli’de 19 yıl önce işlenen cinayet, İstanbul İl Emniyet Müdürü Selami Yıldız’ın talimatıyla kurulan özel ekip sayesinde aydınlatıldı. 2006 yılında ortadan kaybolan matematik öğretmeni Hikmet Akçay’ın, eski kız öğrencisi tarafından bıçaklanarak öldürüldüğü ortaya çıktı. Hikmet Akçay’ın cesedinin bavula konularak Silivri’de boş arazide yakıldığı belirlendi. 1’i kadın 4 şüpheli adliyeye sevk edilirken, kadın şüpheli cinayeti nasıl işlediklerini anlattı.

Olay, 19 yıl önce Kocaeli’nde yaşandı. Edinilen bilgiye göre, 27 Nisan 2006’da Bayrampaşa’da bir ortaokulda matematik öğretmeni olan ve o dönemde hiç evlilik yapmamış 1955 doğumlu Hikmet Akçay bir süre ortalıktan kayboldu. Hikmet Akçay’dan günlerce haber alamayan abisi İsmet Akçay durum üzerine şüphelenip 2 Mayıs 2006’da kardeşi için polise gidip kayıp başvurusunda bulundu. İhbar üzerine harekete geçen ekipler Hikmet Akçay’ın izine bir türlü ulaşamadı. 27 Nisan 2026’da zaman aşımına uğrayacak olan olayın aydınlatılması için İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü harekete geçti.

İl Emniyet Müdürü Selami Yıldız’ın talimatıyla özel ekip kuruldu

İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Kayıp Şahıslar Büro Amirliği ekipleri, İl Emniyet Müdürü Selami Yıldız’ın talimatıyla harekete geçti ve yıllar önce hayatını kaybettiği düşünülen Hikmet Akçay’ın kaybolmasına ilişkin sır perdesini aralamak ve şüphelileri yakalamak için çalışma başlattı. Çalışmalar, Kayıp Şahıslar Büro Amirliği koordinesinde kurulan özel ekiple yürütüldü. Çalışmalarını sürdüren Kayıp Şahıslar Büro Amirliği ekipleri olayı derinlemesine incelerken, dönemin HTS kayıtlarını incelediğinde 2006 yılında Hikmet Akçay’ın Bayrampaşa’da bir ortaokulda matematik öğretmeniyken öğrencilerinden biri olan Esin B. (42) ile olan yakın ilişkisini fark etti.

İstanbul ve Gaziantep’te eş zamanlı operasyon: 4 gözaltı

HTS kayıtları doğrultusunda harekete geçen ekipler, Hikmet Akçay ile telefondan sık sık iletişime geçen Esin B.’nin peşine düştü. Durum üzerine İstanbul ve Gaziantep’te belirlenen adreslere eş zamanlı operasyon yapıldı. Yapılan operasyonlarda Hikmet Akçay’ın ortaokuldan öğrencisi olan Esin B. ile birlikte toplamda 4 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Şüpheliler ifade ve diğer işlemleri için Asayiş Şube Müdürlüğü Kayıp Şahıslar Büro Amirliği ekiplerine teslim edildi.

Esin B.’nin ifadesi ortaya çıktı

Asayiş Şube Müdürlüğü’ne getirilen şüphelilerden Esin B.’nin ifadesi ortaya çıktı. Esin B.’nin burada polise verdiği ifadesinde ortaokul yıllarında ailesinin ekonomik durumunun iyi olmadığı, babasının kendisiyle hiç ilgilenmediğini ve öğretmeni Hikmet Akçay’ın bu durumdan haberi olduğunu söylediği öğrenildi. Öğretmeni olan Hikmet Akçay’la aynı mahallede oturduklarını da söyleyen Esin B., "Bana ve aileme o zamanlarda maddi ve manevi yönden çok destek oluyordu. Ailem ve ben bazen Hikmet’in evine giderdik. Sonraki zamanlarda ben tek bile gidiyordum. Kendisi evli değildi ve bana duygusal anlamda bir şeyler hissediyordu. Kıskanmaya başlamıştı beni. Sonrasında ben o zamanlar küçük olduğum için kendisiyle bir birlikteliğim olmadı ama iletişimimiz her zaman vardı. Sonrasında ben ortaokuldan mezun oldum ve liseye başladım. Lise bitene kadar ev telefonlarından bile olsa onu arar konuşurdum. Sonrasında ben lisedeyken ailevi problemlerim hala devam ediyordu. Lisede kimya öğretmenim olan Erdoğan Y. (63) bana çok iyi davrandı. Bana birçok konuda destek oldu. Ben de zaman içinde kendisine aşık oldum. Ama o hep bana bir öğrenci gibi yaklaştı ve yaşımın küçük olduğundan kaynaklı benimle birlikte olmak istemedi. Liseyi bitirdim sonrasında Kocaeli Üniversitesi’nde Beden Eğitimi Öğretmenliği bölümünü kazandım. Üniversitede evde tek yaşıyordum. Üniversitede olmama rağmen Hikmet Akçay’la hala konuşmaya devam ediyorduk. Ben üniversite üçüncü sınıftayken liseden kimya öğretmenim olan Erdoğan Y. ile sevgili olduk. Erdoğan Y., benim evime gidip geliyordu. Bana aşık olan ortaokul öğretmenim Hikmet Akçay’ın da bu durumdan haberi oldu ve benimle görüşmek istiyordu. Benimle görüşmek için Kocaeli’ye gelmek istedi. Evime geldi ve Erdoğan Y. ile benim ilişkim öğrenince beni tehdit etti’’ dedi.

"Seni parçalar, bavula koyup yakarım"

Esin B. ekiplere verdiği ifadesinin devamında Hikmet Akçay’ın kendisine "Eğer Erdoğan’la birlikte olmaya devam edersen, seni öldürüp parçaladıktan sonra bavula koyup yakarım" dediğini söyledi. Esin B., "Bu sözün ardından Hikmet Akçay ile tartışmaya başladık. Kendisi boğazıma yapıştı. Ben de onu ittim ve sonrasında yere düşüp bayıldı. Hemen mutfağa gidip elime bıçak aldım ve kendisini bıçakladım" dedi.

Kan donduran cinayetin ardından Esin B., üniversiteden yakın erkek arkadaşını aradı

İddiaya göre Hikmet Akçay’ı bıçaklayan Esin B., panik yapınca kendisine yardım etmesi için üniversiteden yakın erkek arkadaşı Zemçi S.’yi (45) aradı. Esin B. ile Zemçi S., evdeki cesedi kaybetmek için harekete geçti. Evde işlenen cinayetin ardından Esin B., Hikmet Akçay’ın üzerinden evinin anahtarını, cep telefonun alıp Akçay’ın Bayrampaşa’da bulunan evine geldi. Tehdit ve şantaj edildiği iddia edilen Esin B., Hikmet Akçay’ın kendisinin aleyhinde kullandığı materyal aradı ama bir şey bulamadı. Zemçi S. ile Esin B., kırmızı renkte büyük bir bavul alıp bir araçla Kocaeli’ye doğru Hikmet Akçay’ın cesedini ortadan kaldırmak için harekete geçti. Esin B. lise aşkı Erdoğan Y.’yi aradı ve kendisine yardım etmesini istedi.

Hikmet Akçay’ın cesedi bavula koyulup yakıldı

Şüphelilerden Esin B., (42), Erdoğan Y. (63), Zemçi S. (45), Hikmet Akçay’ın cesedini aldı. Şüpheliler araçla İstanbul’un Avcılar ilçesine geldi. Avcılar’da Erdoğan Y.’nin kuzeni Hakan D.’yi de alarak Silivri’ye gittiler. Silivri’de içerisinde Hikmet Akçay’ın cesedinin bulunduğu bavulun üzerine benzin dökülüp yakıldı.

Şüpheliler adliyeye sevk edildi

Gözaltına alınan 1’i kadın 4 şüpheli yer tespitiyle 19 yıl önce işlenmiş ve yıllar sonra açığa çıkarılan cinayette Hikmet Akçay’ı nasıl öldürdüklerini anlattı. Polis ekipleri, Kocaeli ve Silivri’de 4 şüpheliyle birlikte inceleme yaptı. Şüpheliler tüm işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edildi.

Lokman Sarıkurt

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Sonbahar alerjilerine dikkat Sonbahar ayları ile birlikte alerjik hastalıklarda artış görüldüğünü belirten uzmanlar, ilkbahar ve yaz aylarının bitmesine rağmen, özellikle geçmeyen öksürük, geniz akıntısı ve burun tıkanıklığı gibi şikayetlerin devam ettiği hatta şiddetlendiğini söyledi. Sonbaharda alerji sebebi olarak, artış gösteren küfler, ev tozları veya yabani ot polenlerinin artması gösterilebileceğini ifade eden Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülay Kaplan, sonbahar mevsiminin güzellikleri yanında bazı kişiler için sorun olabilecek sürprizleri de beraberinde getirdiğini söyledi. İlkbahar ve yaz mevsimlerinden sonra büyük bir umutla beklenilen sonbahar aylarında da alerjik hastalığı olanları ilgilendiren bazı değişiklikler meydana geldiğini ifade eden Medicana Bursa Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülay Kaplan, "Havaların serinlemesiyle beraber rüzgâr ve rutubet bu dönemde yaşanan iklim değişikliğinin önemli özelliklerindendir. Polenler, rüzgârlar ile çok uzak bölgelerden taşınabilir. Yaz sonu ve sonbaharda bazı yabani ot polenleri atmosferde yoğundur. Yağmurlarla toprağa düşen polenler kuru yapraklar altında uzun süre kalabilirler. Yürüyüşler ve rüzgârlar ile bu polenler havaya karışıp solunum yolu ile alındığında bazı hastalıklara sebep olabilir" dedi. Rutubetin küf mantarlarının üremesi için de uygun ortam sağlamakta olduğuna dikkat çeken Kaplan, "Yine doğada toprakta, çürümüş bitki artıkları üzerinde büyüyen mantar sporlarına bahçe işleri ile uğraşırken, bu alanlarda yürüyüş yaparken maruz kalabilirsiniz. Bu mantar sporları yine rüzgâr ile uzak bölgelere taşınabilir. Rutubetin artması sadece doğada değil, aynı zamanda iç ortamlarda, yaşam alanlarımızda da akar (mite) ve küf oluşumu için de uygun şartlar oluşturmaktadır. Evimizde, okullarda ya da işyerlerimizde akar ve küf oluşumuna bağlı olarak yaz aylarından sonra bu alerjenlere bağlı olarak sorunlarımız ortaya çıkmaya başlayacaktır. Bunların sonucunda duyarlı kişiler alerjik rinit ve astım hastalıklarında alevlenme yaşayabilirler" şeklinde konuştu. Polen ya da küf mantarlarına karşı alerjisi olan hastaların dış ortamda yapacakları aktiviteler konusunda iyi planlama yapması gerektiğini belirten Kaplan, "Özellikle sabah saatlerinde, rüzgarlı havalarda zorunlu değilse dışarı çıkmaması, sportif faaliyetler için kapalı alanları tercih etmeleri alerjenlerden korunma için önemlidir. Yaşanılan ortamlarda polen ya da mantar sporlarının içeri girmesini önlemek için pencerelerin kapalı olması ve eve gelindiğinde giysilerin değiştirilerek duş alınması üzerimize yapışan alerjenlerden temizlenmek amacıyla yapılması iyi olabilir. Özellikle ormanlık alanlarda bitkisel artıklarda mantar sporları bulunduğundan buralardaki aktivitelerden kaçınılması gerekir. İç ortam alerjenlerinden olan akarlar (mite) ve mantar sporları (küf), sonbahar aylarında rutubetin artması ile tekrar sorun olmaya başlayacaktır" dedi. Gözlerde kaşınma, kızarma ve batma Ev ortamının akarların yaşayamayacağı şekilde düzenlenerek, banyo ve mutfak gibi alanlarda daha sık görülen küf mantarları özenle yok edilmesi gerektiğini belirten Kaplan, "Bu önlemlerin etkili olması için rutubetin azaltılması da son derece önemlidir. Havalandırma sistemlerinin de bu açıdan büyük risk oluşturduğu unutulmamalı ve bu cihazların bakımları düzenli olarak yapılmalıdır. Bahar alerjisine bağlı yakınmalar kişiden kişiye farklılıklar gösterebilir. Birçok kişide burun akıntısı, tıkanıklığı, burun içinde kaşıntı, arka arkaya hapşırıklar, geniz akıntısı, gözlerde kaşınma, kızarma, batma, gözaltlarında torbalanma ve morarma, boğazda ağrı, kaşıntı ve ses kısıklığı, kulaklarda doluluk ve kaşıntı olabilir" dedi.
Gaziantep Kadın bakır ustası erkeklere taş çıkartıyor Gaziantep’te ev hanımı iken katıldığı kursta unutulmaya yüz tutmuş bakır işlemeciliği mesleğini öğrenen 54 yaşındaki Emine Sibel Bakırcı, maharetleriyle adeta erkeklere taş çıkartıyor. Soyadlarını yaptıkları meslekten alan eşinin ailesinin uzun yıllar yürüttüğü bakır işlemeciliğinde usta olmak için 10 yıl önce Gaziantep Bakırlar ve Sedefçiler Odası’nın kadınlara yönelik açtığı kursa katılan ve kursta bakır işlemeciliğinin tüm inceliklerini öğrenen Emine Sibel Bakırcı, ortaya çıkardığı eserlerle ve ustalığıyla adeta erkeklere meydan okuyor. 10 yıldır ilmek ilmek bakıra şekil veriyor Yaklaşık 1 yıl gördüğü kursun ardından adımını attığı bakır işleme mesleğinde ustalığa kadar yükselen ve 10 yıldır ilmek ilmek bakıra şekil veren Bakırcı, eşinin ata mesleği olan geleneksel el sanatlarından bakırcılığı öğrenerek ailesinin geleneksel mesleğine sahip çıkıyor. Asırlardır hassas ve ince işçiliği nedeniyle genellikle erkekler tarafından yapılan bakır işlemeciliğinde usta olan Bakırcı, ilgi duyduğu ve sevdiği işi yapmanın en güzel örneğini ortaya koyuyor. Ortaya çıkardığı eserlerle erkek ustalara taş çıkarıyor Bakır işlemeciliğinin patentini elinde bulunduran Gaziantep’te bakıra şekil vermeyi öğrenerek usta olan Bakırcı, ortaya çıkardığı eserlerle erkek ustalara taş çıkarıyor. Bakır işleme ustalığı belgesi alan ve bakır işlemeciliğinde büyük azimle başarı sağlayan Bakırcı, 10 yılı geride bıraktığı mesleğinde usta olmanın gurunu yaşıyor. Kalfalık, ustalık ve usta öğreticilik belgelerini alarak bakır ustası olarak çalışmaya devam eden Bakırcı, meslek sahibi olmanın yanı sıra aile ekonomisine katkı sağlamanın sevincini yaşıyor. "Kadınların bu mesleğe çok yakıştığını düşünüyorum" Daha önceki yıllarda bakırcılık için "erkek mesleği" denildiğini ancak bu görüşü yıktıklarını ifade eden Bakırcı, "Bu mesleğe 10 yıl önce komşularımızın tavsiyesi üzerine başladım. Ev hanımıydım. Şu an ev hanımlığından çalışma hayatına döndüm. İlk başta kursiyer olarak mesleğe başladım ve daha sonra da istihdam edildim. İstihdamdan sonra kalfalık ve usta öğreticilik belgesi aldım. Daha sonra üniversite okudum. Hala mesleğe devam ediyorum. Mesleğimi çok seviyorum. Bu mesleğin bir erkek mesleği olduğunu söylüyorlar. Görenler ilk önce çok şaşırıyor. Ama ben kadınların bu mesleğe çok yakıştığını düşünüyorum. Çünkü bu bir el sanatı olduğu için kadınların bu işi çok iyi yaptığına inanıyorum" dedi. "Bakır işlemeciliğinin okullarda öğretilmesini istiyoruz" Gaziantep’in ilk kadın bakır ustalarından olduğunu belirten Bakırcı, "Bakıra şekil verdiğimizi görenler, ‘siz bu işi nasıl yapıyorsunuz, yorulmuyor musunuz?’ diye soruyorlar. Ama mesleğimizi sevdiğimiz için bize hiç yorucu gelmiyor. Bu meslekte daha da ilerlemek istiyorum. Ayrıca üniversiteyi de okudum. Bakır işlemeciliğinin okullarda öğretilmesini istiyoruz. Okullarda çocuklarımıza bu mesleği tanıtmak, şehrimize daha iyi nasıl katkıda bulunuruz diye bir çaba içerisindeyiz. İnşallah bu konuda da faydalı oluruz" şeklinde konuştu. "Mesleğimi yaparak evime de katkıda bulunuyorum" Kursiyer olarak başladığı bakır işlemeciliğinde ustalaşarak artık kendi ayakları üzerinde durduğunu belirten Bakırcı, "Evime de katkıda bulunuyorum. Bana çok katkısı oluyor, özgüvenimiz bakımından da çalışmak bana özgüven veriyor. Üretmenin mutluluğunu da tattığımız için hem üretip hem de maddi olarak kazanç sağlayınca bu bana ayrıca bir haz veriyor. Mesleğimi çok severek yapıyorum. Kadınların çalışmasını ve evlerine de katkıda bulunmasını tavsiye ediyorum. Oğlumun çocukluktan bir meslek edinme isteği vardı. Ben bu mesleğe oğlumu düşünüyordum. Fakat daha sonra ben kendimi burada buldum. Bu mesleği öğrendiğim için de çok mutluyum. Burada bulunmaktan çok gurur duyuyorum" ifadelerini kullandı. "Aklınıza gelen ve desen islemesi yapılacak olan her ürünü yapıyoruz" Ortaya çıkardığı eserlerin büyük ilgi gördüğünü ifade eden Bakırcı, "Çaydanlık yapıyoruz. Su matarası, tepsi ve daha birçok ürün yapıyoruz. Biz genelde nakış üzerine çalışıyoruz. Çünkü bakır işlemeciliğinin birçok aşaması var. Biz sadece nakış bölümündeyiz. Aklınıza gelen ve desen islemesi yapılacak olan her ürünü yapıyoruz. Takı da yapıyoruz. Ben kuyumculuk takı tasarım bölümünü okudum ve bakıra nakış atılabilecek her şeyi de yapıyorum. Daha çok erkek mesleği olan bakır işlemeciliği hiç hayalimin köşesinden bile geçmezdi. Ama ben el sanatlarını çok sevdiğim için ve bu meslekte de olduğum için çok mutluyum" diye konuştu.