SAĞLIK - 16 Nisan 2024 Salı 08:47

Kolay morarma hemofili habercisi olabilir

A
A
A
Kolay morarma hemofili habercisi olabilir

Hemofilinin ömür boyu takip edilmesi gereken kronik bir hastalık olduğunu belirten Doç. Dr. Işık Odaman Al, “Hemofili kanda pıhtılaşma proteini olarak görev yapan faktör VIII ve faktör IX’un eksikliğidir. Kızlar taşıyıcı, erkekler ise hastadır. Hastaların üçte biri sünnet sonrası uzamış kanama şikayeti ile başvurup tanı alır. Vücutta kolay morarma, kas içi ve eklem içi kanamalar, kan alınan yerden sızıntı şeklinde uzun süren kanama, uzamış adet kanamaları, kafa içi kanaması olan hastalarda hemofili akla gelmelidir” dedi.


Medipol Mega Üniversite Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Işık Odaman Al, 17 Nisan Dünya Hemofili Günü kapsamında önemli açıklamalarda bulundu. Doç. Dr. Işık Odaman Al, hemofilinin kanda pıhtılaşma proteini olarak görev yapan faktör VIII ve faktör IX’un eksikliği olduğunu belirterek “Hemofili A ve hemofili B olarak iki tipi vardır. Hemofili A’da eksik olan, faktör VIII’dir. Tüm hemofili hastalarının yüzde 85’ini oluşturur. Hemofili B’de ise faktör IX eksikliği mevcuttur ve hastaların yüzde 15’ini oluşturur. Hemofili kalıtsal (doğumsal) bir hastalıktır. X’e bağlı çekinik olarak kalıtılır. Yani kızlar taşıyıcı, erkekler ise hastadır. Öte yandan sonradan kazanılmış mutasyonlar da hemofili hastalığına neden olabilmektedir. Toplumdaki sıklığı hemofili A için 5 bin erkek çocukta 1 iken hemofili B için 30 bin erkek çocukta 1’dir” şeklinde konuştu.



Sünnet sonrası uzayan kanamaya dikkat


Hemofili A ve B’de klinik bulguların benzer olduğuna işaret eden Doç. Dr. Işık Odaman Al, şöyle devam etti:


“Eklem ve kas içi kanamalar en sık görülen bulgulardır. Hastaların üçte biri sünnet sonrası uzamış kanama şikayeti ile başvurup tanı alır. Hastalık faktör düzeyinin kandaki seviyesine göre ağır (faktör düzeyi < yüzde 1), orta (yüzde 1-5) ve hafif (yüzde 5-40) olarak sınıflandırılır. Klinik bulgular ise hastanın yaşına, faktör düzeyine göre değişir. Ağır hemofilide bulgular daha ciddi olup yenidoğan döneminde ve erken çocukluk döneminde ortaya çıkar. Hastalar emeklemeye ve yürümeye başlama döneminde eklem içi kanamalar ile başvurur. Hafif hemofilide ise bulgular daha ileri yaşlarda, ağır bir travma ya da cerrahi işlem sonrası kanama şeklinde ortaya çıkar. Hastalığın tanısı şüphelenilen kişilerde kan faktör seviyesine bakılarak konulur. Vücutta kolay morarma, kas içi ve eklem içi kanamalar, kan alınan yerden sızma şeklinde uzun süren kanama, sünnet sonrası beklenmedik kanama, uzamış adet kanamaları, kafa içi kanaması olan hastalarda hemofili akla gelmelidir. Tanı konulmasında aile öyküsü mutlaka sorgulanmalıdır. Erken tanı konulması özellikle ağır hemofili hastalarında hayat kurtarıcıdır.”



Ciddi kanama olmadan koruyucu tedavi şart


Doç. Dr. Işık Odaman Al, tedavinin esasını eksik olan faktörlerin yerine konulması olduğunu belirterek şu bilgileri verdi:


“Günümüzde plazma kaynaklı ve rekombinant olarak üretilen faktör konsantreleri mevcuttur. Ağır hemofili hastalarında ciddi kanamalar gelişmeden koruyucu tedaviye başlanmalıdır. Koruyucu tedavi hemofilinin tipine, hastanın kilosuna, kanama sıklığına ve şiddetine ve faktör düzeyine göre bireyselleştirilir. Genellikle haftada 1 olarak başlanıp, haftada 3’e kadar arttırılır. Bu tedavide amaç hastanın kan faktör seviyesini yüzde 1’in üzerinde tutmak ve ciddi kanamaların önüne geçmektir. Diğer tedavi şekli ise ‘kanadıkça’ olarak isimlendirilen hastanın kanaması olması durumunda uygulanan faktör yerine koyma tedavisidir. Faktör konsantreleri hastalara damar içi infüzyon yolu ile uygulanmaktadır. Hemofili ömür boyu takip edilmesi gereken kronik bir hastalıktır. Bu süreçte hasta ve ailesinin bilgilendirilmesi ve tedaviye uyumu çok önemlidir. Hastalar hematoloji, fizik tedavi, ortopedi hekimi, fizyoterapist, psikolog gibi bir çok disiplinden profesyonel uzmanlarca takip edilmelidir. Hastalar hastalığın ismi, ağırlık derecesi, kullandığı faktör konsantresi, takip eden merkez ve hekimin bilgilerini içeren kimlik kartları taşımalıdır. Tedavide amaç hayatı tehdit eden, ani gelişen kas içi, beyin içi kanamaların önüne geçmek olduğu kadar, uzun vadede hastaların bebeklikten, erken çocukluk, okul dönemi, ergenlik ve erişkin dönemlerine geçişte karşılaşabileceği kronik sorunları da tespit edip çözmektir. Tekrarlayan eklem içi kanamalar kısa ve uzun vadede hastaların hayat kalitesini önemli düzeyde etkilemektedir.”



Uzun dönemde sakatlığa ve psikolojik sorunlara yol açabilir


Tekrarlayan kanamalarda uzun dönemde sakatlığa yol açabileceğine dikkati çeken Doç. Dr. Işık Odaman Al, “Tekrarlayan kanamalar sonucu eklem içinde inflamasyon (yangı) oluşmakta ve kısa dönemde ağrı, şişlik, hareket kısıtlılığına; uzun dönemde ise eklem hareket yeteneğinin kaybına yani sakatlığa neden olmaktadır. Bu tür sakatlıklar ise hastalarda fiziksel aktivitede azalmaya ve osteoporoz, obezite, sosyolojik ve psikolojik sorunlara da neden olur. Fiziksel aktivite her yaş grubunda oldukça önemlidir ve desteklenmelidir. Böylece sinir ve kas gelişimi desteklenir ve eklem hareket açıklığı artar. En çok önerilen sportif aktiviteler yürüyüş ve yüzmedir. Erken çocukluk döneminde hastaların aşıları aşı takvimine uygun olarak yapılır. Ancak kas içi yerine cilt altı uygulama tercih edilmelidir. Eğer kas içi uygulama zorunlu ise koruyucu olarak uygulanan faktör tedavisi ile aynı güne denk getirilmeli ve aşı sonrası aşı uygulanan bölgeye baskı uygulanmalıdır. Okul dönemindeki hastalar için ise okul yönetimi ve öğretmenleri hastalığın tedavisi ve acil durumlar hakkında bilgilendirilmelidir. Aile ve öğretmen iş birliği içinde olmalı ve çocuk bu dönemde psikososyal olarak desteklenmelidir. Ergenlik dönemi ise tedaviye uyumun en çok bozulduğu dönemdir. Hastalar kronik sürecin vermiş olduğu bıkkınlık, kanama ataklarının eskisi kadar sık olmaması, bağımsız olma arzusu gibi nedenler ile tedavilerini aksatabilmektedir. Son yıllarda klasik faktör uygulamalarının yanı sıra uzun yarı ömürlü faktörler, faktör VIII’ e benzer etki gösteren bisipesifik antikor (Emicizumab) ve faktör dışı tedaviler geliştirilmiştir. Emicizumab henüz ülkemizde kullanım onayı almamıştır. Gen tedavisi çalışmaları ise devam etmektedir” değerlendirmesi yaptı.



Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bilecik Zabıta ekipleri güzellik salonlarına yaptığı denetimde son kullanma tarihi geçen bin 500 ürüne el koydu Bilecik Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, yürüttükleri denetim çalışması kapsamında son kullanma tarihi geçen yaklaşık bin 500 ürüne el koydu. Birçok alanda denetim faaliyetlerini sürdüren Zabıta Müdürlüğü ekipleri, halkın sağlığı ve güvenliği için olumsuz şartlarda hizmet verenlere fırsat vermiyor. Güzellik salonu adıyla faaliyet gösteren iş yerlerine yapılan denetimlerde yakalanan ürünlere el konularak, ilgililere ceza işlemi uygulandı. "Bunların faaliyet alanı bayan kuaförü, ismi güzellik salonu olabilir" Zabıta Müdürü Mücahit Öndersev, denetimler hakkında yaptığı açıklamada, "Bilecik Belediyesi Zabıta Müdürlüğü olarak ilimizde faaliyet gösteren bayan kuaförlerini denetledik. Bunların faaliyet alanı bayan kuaförü. İsmi güzellik salonu olabilir. Yaklaşık bin 500 adet son kullanma tarihi geçmiş ürün tespit ettik. Bu son kullanma tarihleri geçmiş ürünlerin hepsine biz el koyduk. Gerekli ceza işlemlerini uyguluyoruz. Ancak bunun dışında örnek şekilde hizmet veren yerler de var. Biz hiçbirinin ismini açıklamıyoruz. Hepsinden topladığımız bu ürünleri imha edeceğiz. Örnek şekilde hizmet veren işyerleri sahiplerine Bilecik Belediyesi Zabıta Müdürlüğü olarak teşekkür ediyoruz" dedi. Öndersev bu alanda olduğu gibi tüm denetim noktalarında kontroller gerçekleştirmeye devam edeceklerini belirterek, vatandaşların da bu tür olumsuz ve uygunsuz durumlara karşı duyarlı olmaları uyarısında bulundu.
Mersin Mersin’de hayvancılığa güneş enerjili destek Mersin’in Tarsus ve Çamlıyayla ilçelerinde hayvancılıkla uğraşan üreticilere yönelik önemli bir destek hayata geçirildi. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen Kırsal Dezavantajlı Alanlar Kalkınma Projesi kapsamında üreticilere taşınabilir güneş enerjisi sistemleri dağıtıldı. Türkiye Büyük Millet Meclisi Divan Katip Üyesi ve AK Parti Mersin Milletvekili Havva Sibel Söylemez ile TBMM Tarım Komisyonu Katip Üyesi ve Mersin Milletvekili Hasan Ufuk Çakır’ın katılımıyla gerçekleştirilen programa ilçe teşkilatları ve ilgili kurum yetkilileri de iştirak etti. Proje kapsamında Tarsus’ta 70, Çamlıyayla’da ise 26 olmak üzere toplam 96 üreticiye, yaklaşık 3,4 milyon TL bütçeli yüzde 100 hibeli taşınabilir güneş enerjisi sistemi desteği sağlandı. Milletvekilleri yaptıkları ortak açıklamada, kırsalda üretimi destekleyen projelerin bölge ekonomisine önemli katkı sunduğunu belirterek, hayvancılıkla geçimini sağlayan üreticilerin yaşam şartlarının iyileştirilmesinin öncelikleri arasında yer aldığını ifade etti. Açıklamada, "Üreticimizin her zaman yanında olmaya, emeğini ve alın terini desteklemeye devam edeceğiz" denildi. Milletvekilleri ayrıca projenin hayata geçirilmesinde başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Tarım ve Orman Bakanlığı’na ve emeği geçen tüm kurumlara teşekkür ederek, desteklerin üreticilere hayırlı ve bereketli olmasını temenni etti. Gerçekleştirilen destekle bölgedeki üreticilerin enerji ihtiyacının karşılanması, üretim verimliliğinin artırılması ve kırsal kalkınmanın güçlendirilmesi hedefleniyor.
Bursa Büyükşehir’den çiftçiye hayat veren destek Bursa Büyükşehir Belediyesi, kırsal mahallelerin hem girdi maliyetlerini azaltmak hem de üretim gücünü artırmak amacıyla 17 ilçedeki toplam 4 bin 261 çiftçiye hibeli damla sulama borusu ve sıvı gübre desteği verdi. Tarım ve hayvancılık konularında üreticilere birçok destekte bulunan Bursa Büyükşehir Belediyesi, Tarım Peyzaj AŞ tarafından Tarım Plast Fabrikası’nda üretilen yüzde 100 geri dönüşüm ürünü damla sulama borularını çiftçilerle buluşturmaya devam ediyor. Yüzde 50 hibeli destek Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı tarafından yürütülen çalışmayla, 17 ilçedeki 4 bin 261 çiftçiye 6 milyon 976 bin 800 metre yuvarlak, 4 milyon 735 bin metre yassı damla sulama borusu dağıtımı yapıldı. Proje kapsamında 17 bin 442 adet yuvarlak ve bin 894 adet yassı damla sulama borusunun da üreticilere ulaştırılacağı bildirildi. Ayrıca törene katılan çiftçilere sıvı gübre dağıtımı da yapıldı. Yüzde 50 hibeli olarak hayata geçirilen projeyle, üreticilerin girdi maliyetlerinin azaltılması, suyun daha tasarruflu kullanılması ve tarımsal verimliliğin artırılması hedefleniyor. Hüdavendigar Kent Parkı’nda düzenlenen törende konuşan Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Mehmet Aydın Saldız, çiftçimizin emeğini korumak ve üretimini güçlendirmek için çalıştıklarını ifade etti. Su kaynaklarının doğru kullanımının önemine de değinen Saldız, verilen desteklerle hem verimliliği artırmayı hem de su tasarrufu sağlamayı hedeflediklerini vurguladı. CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal ve Kayıhan Pala ise, tarımın stratejik önemine dikkat çekerek bu tür projelerin hem maliyet yükünü hafiflettiğini hem de üretimin sürdürülebilirliğine katkı sağladığını belirtti.