ASAYİŞ - 12 Mayıs 2026 Salı 20:57

Mahkeme başkanından sanık avukatlarına: "Hızlanması için bize yardımcı olun, kaç gündür duruşma yapıyoruz, bu tempoda duruşma yapan heyet yok"

A
A
A
Mahkeme başkanından sanık avukatlarına: "Hızlanması için bize yardımcı olun, kaç gündür duruşma yapıyoruz, bu tempoda duruşma yapan heyet yok"

‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında mahkeme başkanı, sanık avukatlarına, "Kimseye avukatlık mesleğini öğretmek haddinde değiliz. Ama hızlanma açısından bize yardımcı olun. Aralıksız kaç gün duruşma yapıyoruz. Bu tempoda duruşma yapan heyet yok" dedi.


‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 36. oturumu, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. Duruşmada tutuklu sanık eski Büyükçekmece Belediye Başkanvekili Ahmet Şahin savunma yaptı.


Ahmet Şahin hakkında iddianamede yapılan değerlendirmede, örgütün Büyükçekmece’deki faaliyetlerinin takibi için örgüt lideri tarafından meclis üyesi olarak yerleştirildiği ifade edilmişti. Şahin’in başka soruşturma kapsamında tutuklanan Hasan Akgün’ün yerine Başkanvekili olarak görevlendirildiği ve örgüt yöneticisi Fatih Keleş tarafından Büyükçekmece Belediyesi’nde "sistem" için para toplaması amacıyla yetkili kılındığı aktarılmıştı. Şahin’in Büyükçekmece’de bulunan büyük inşaat projelerinin, alışveriş merkezlerin imar ve ruhsat konusundaki taleplerini örgüt lideri ve yöneticilerine ilettiği de iddianamede aktarılmıştı.


Sanık Şahin iddianamedeki suçlamalara karşı savunmasında, "Sözde örgütün faaliyetlerinin takibi için meclis üyeliğine yerleştirildiğim iddiası var. 2009 yılından beri meclis üyesiyim. Siyasetin her bir kademesinde emek verdim. Büyükçekmece’de 42 yıldır yaşıyorum. 4 seçim dönemi boyunca listelerin birinci sıralarından meclis üyesi seçildim. Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün’ün yerine seçildim. Belediye başkanvekilliğinin bir suç idaresine çevrildiğine inanmak istemiyorum. Ben Fatih Keleş’i siyasetten tanırım. Aramızda ast, üst emir talimat ilişkisi olamaz. Hiyerarşi iddiasını da kabul etmiyorum. Üzerime atılı örgüt üyeliği suçunu kabul etmiyorum" dedi.


Duruşmada ardından Dilek İmamoğlu’nun ağabeyi Cevat Kaya’nın savunmasına geçildi. Kaya hakkında iddianamede, örgüt lideri Ekrem İmamoğlu’nun kayınbiraderi olduğu, bu sebeple nüfuzunu kullanarak belediye ile sivil vatandaşlar arasındaki aracı kişi olduğu belirtilmişti. Kaya’nın sivil vatandaşların belediyedeki iş ve işlemleri için resmi bir sıfatı olmamasına rağmen nüfuzunu kullanarak devreye girdiği, belediyeye işe alınacak şahıslar konusunda da yine belediyede resmi sıfatı bulunmamasına rağmen aracılık yürüttüğü iddianamede kaydedilmişti. Kaya’nın İBB kaynaklarından kendisine maddi menfaat temin etmeye çalıştığı iddianamede açıklanmıştı.


Kaya, mesleğinin iş insanı olduğunu ve aylık gelirinin 300 bin TL olduğunu söyleyerek, "Ben İBB’de çalışan değilim, altyapı üstyapı yapmıyorum. Ekrem İmamoğlu’na doğrudan bağlı örgüt üyesiymişim. Ben ne yaptım, ne talimat vermiş bana, ne işini yapmışım? Bu dosyada bana yöneltilen bir eylem yok. Sanıklar arasında tanığım 2-3 kişi var, biri eniştem Ekrem İmamoğlu. Ben haksız zenginleşmedim ben zengindim zaten. Zenginleşmeye ihtiyacım yoktu benim. Ben çok üzgünüm böyle bir olay bana yaşatıldığı için. Ben bu ülkeye yatırım yapmış, SSK, vergi primi ödemiş, işçisinin parasını zamanında ödeyen, bu ülkeye döviz kazandıran biriyim. İddianame çıktı okudum, ‘mahkeme başkanı beni tensip ile bırakır’ dedim. Ortada bir şey yok. Tek bir şey var 380 gündür ben cezaevindeyim. Ben iyi bir iş insanıyım. Ben o koltukta olsam bunların hepsini bırakırım. Eğer kamuya zarar vermişsem ödeyeceğim 10 katını. İş adamıyım ben. Kendi paramdan ödeyeceğim" dedi.


Mahkeme başkanı Kaya’nın avukatlarının savunmasının ardından yaptığı açıklamada, "Kimseye avukatlık mesleğini öğretmek haddinde değiliz. Ama hızlanma açısından bize yardımcı olun. Süreci biz de uzatmaktan memnun değiliz. Aralıksız kaç gün duruşma yapıyoruz. Bu tempoda duruşma yapan heyet yok" dedi.


Duruşma yarına ertelendi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Manisa CBÜ’de kariyer rüzgarı "Gelecek Burada Başlıyor" mottosuyla ilk kez düzenlenen MCBÜKAF’26 Kariyer Fuarı, binlerce öğrenci ve mezunu iş dünyasıyla buluşturdu. 71 kurumun destek verdiği fuarda eğitimler, paneller, atölyeler ve networking etkinlikleri yoğun ilgi gördü. Manisa Celal Bayar Üniversitesi (CBÜ) tarafından "Gelecek Burada Başlıyor" mottosuyla bu yıl ilk kez düzenlenen Kariyer Fuarı MCBÜKAF’26 kapılarını açtı. Üniversite öğrencileri ve mezunlarını iş dünyasıyla bir araya getiren fuar, yoğun katılımla başladı. Manisa CBÜ koordinasyonunda gerçekleştirilen fuar, üniversitenin ev sahipliğinde düzenlenen ilk kariyer fuarı olma özelliği taşıyor. Geçtiğimiz yıl Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi himayesinde düzenlenen Ege Kariyer Fuarı’na ev sahipliği yapan Manisa CBÜ, bu kez kendi kariyer fuarını organize etti. Manisa CBÜ Şehit Prof. Dr. İlhan Varank Yerleşkesi Alanı’nda gerçekleştirilen MCBÜKAF’26’da; eğitimler, seminerler, atölye çalışmaları, firma tanıtımları, sunumlar, mülakatlar, yarışmalar ve sosyal etkinlikler yer aldı. Açılış töreni Prof. Ümit Doğay Arınç Kültür Merkezi’nde düzenlenirken programa Manisa Vali Yardımcısı Dr. Mustafa Harputlu, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral İlhan Şen, Manisa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Yılmaz, Manisa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Fatih Zeren, Manisa İşkur İl Müdürü Günseli Kervan Tufan, Manisa OSB Müdürü Funda Karaboran, Manisa CBÜ Rektörü Prof. Dr. Rana Kibar, akademisyenler, sanayiciler, öğrenciler ve mezunlar katıldı. Programda konuşan Manisa CBÜ Rektörü Prof. Dr. Rana Kibar, ilk kez kendi bünyelerinde kariyer fuarı düzenlemenin mutluluğunu yaşadıklarını belirterek destek veren kurum ve kuruluşlara teşekkür etti. Fuarda 3 ana sponsorun yanı sıra 13 kamu kurumu ve STK dahil toplam 71 kurumun yer aldığını belirten Kibar, yaklaşık 110 oturumla öğrencilere önemli katkılar sunmayı hedeflediklerini söyledi. Yaklaşık 10 bin öğrencinin fuardan faydalanmasının beklendiğini ifade eden Kibar, öğrencilerin sektör temsilcileriyle doğrudan iletişim kurabileceği networking etkinlikleri ve iş birliği toplantılarının da gerçekleştirileceğini kaydetti. Kariyer fuarının üniversite-sanayi, üniversite-kamu ve üniversite-toplum iş birliğinin en somut örneklerinden biri olduğunu vurgulayan Kibar, "Öğrencilerimizi yalnızca akademik anlamda değil sosyal ve mesleki anlamda da geliştirmeyi hedefliyoruz" dedi. Konuşmaların ardından fuara destek veren kurum ve firma temsilcilerine plaket ve teşekkür belgeleri takdim edildi. Daha sonra protokol üyeleri, Şehit Prof. Dr. İlhan Varank Yerleşkesi’nde kurulan stantları ziyaret etti. İki gün sürecek olan MCBÜKAF’26 Kariyer Fuarı, öğrenciler ve mezunları iş dünyasıyla buluşturmaya devam edecek.
Samsun Vali Tavlı’dan sel açıklaması: "Can kaybı ve yaralama yok, iş yerlerinde zararlar mevcut" Samsun Valisi Orhan Tavlı, Havza ilçesinde meydana gelen sel felaketinde can kaybı ve yaralanma yaşanmadığını, ancak iş yerlerinde ciddi hasar oluştuğunu açıkladı. Havza ilçesinde sel bölgesinde incelemelerde bulunan Vali Orhan Tavlı, ilçe merkezindeki Hacı Osman Deresi’nin taşması sonucu çok sayıda iş yeri ve aracın zarar gördüğünü belirterek, "İş yeri sahiplerine ve vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Şu ana kadar herhangi bir can kaybımız bulunmuyor. Yaralanmaya ilişkin de bir ihbar almadık. Ancak iş yerlerinde ciddi zararlar mevcut. Sahada temizlik ve hasar tespit çalışmaları devam ediyor. Samsun Büyükşehir Belediyesi, SASKİ, AFAD, Devlet Su İşleri ve Havza Belediyesi ekipleri bölgede çalışmalarını sürdürüyor. Kolluk kuvvetlerimiz gerekli güvenlik tedbirlerini aldı. Sağlık ekiplerimizle birlikte tüm ekipler koordineli şekilde görev yapıyor. Temizlik çalışmaları aralıksız devam ediyor. İnşallah en kısa sürede toparlayacağız" dedi. Vatandaşlar felaketi anlattı Özellik Havza ilçe merkezinde bulunan esnafın araç ve işyerleri büyük zarar gördü. Felaketi yaşayan vatandaşlardan Bahadır Kaya, "Böyle bir şeyi daha önce görmedik. Aniden yakalandık, mahsur kaldık. Yağmur bir anda bastırdı. Kepçeler gelip bizi kurtardı. Dükkanların hepsi zarar gördü. Havza şu anda felç durumda" diye konuştu. Bayram Şenses ise "Her şey zarar gördü. Su seviyesi neredeyse boyumuzu aşacaktı. Araçları sürükleyip götürdü" ifadelerini kullandı.
İstanbul Sanık Stratejist Necati Özkan: "Veriyi kullanan birisi olsam, salak mıyım onu Dark Web’e yükleyeyim de başkaları da kullansın?" Siyasal casusluk suçundan yargılandığı davada savunma yapan stratejist Necati Özkan, "İddianame diyor ki, ‘İstanbul Büyükşehir Belediyesi veri tabanında bulunan ve sır niteliğinde olan bilgilerin Dark Web olarak bilinen ve internetin karanlık oda alemi olarak nitelenen platforma Ekrem İmamoğlu talimatıyla Necati Özkan tarafından yüklendiği.’ Bir kere ben dijitali bilmem, veriyi bilmem, ben 67 yaşındayım. Ayrıca ben veriyi kullanan birisi olsam, affedersiniz ama salak mıyım onu Dark Web’e yükleyeyim de başkaları da kullansın? Niye onu kendime saklamayayım?" dedi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu, stratejist Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve teknoloji yatırımcısı Hüseyin Gün hakkında ‘siyasal casusluk’ suçundan 15’er yıldan 20’şer yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davanın 2. duruşmasının görülmesine devam edildi. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki duruşma salonunda görülen duruşmada Necati Özkan savunma yaptı. İddianamede Necati Özkan hakkında yapılan değerlendirmede, teknoloji yatırımcısı tutuklu sanık Hüseyin Gün’ün dijital materyallerinde bulunan ve İBB veri tabanına ait olduğu tespit edilen veriler üzerinden çok sayıda vatandaşın kişisel bilgilerine erişim sağlandığı, verilerin temininin dolaylı olarak Necati Özkan tarafından sağlandığı belirtilmişti. Özkan’ın Osint (açık kaynak istihbaratı) isimli internet aleminin yer altı olarak nitelendirilen dijital ortama başta İBB’nin internet adresi olmak üzere, belediyeye ait çok sayıda mail adresinin ve şifresinin Ekrem İmamoğlu’nun talimatı ile aktarıldığı ve belediyenin gizlilik ihtiva eden belge ve iç yazışmaları başta olmak üzere mail içeriklerindeki datalara erişildiği iddianamede kaydedilmişti. Ekrem İmamoğlu tarafından vatandaşların kişisel bilgilerinin mevcut nüfuzun kullanılmasıyla ele geçirilip yabancı istihbarat servisi elemanlarına aktarıldığı, siyasi amaçlı menfaat edinme gayesinde bulunduğu ve bunun sanıklar Necati Özkan ve Hüseyin Gün ile birlikte gerçekleştirildiği iddianamede aktarılmıştı. "Hüseyin Gün kim benim bu adamla ne ilişkim olabilir?" Özkan savunmasında, "Bu davada 6 buçuk aydır tutukluyum. 14 aydır da İBB ana davasından tutukluyum. Her iki davada da herhangi bir suç işlemediğimi, kanuna, ahlaka, adaba aykırı hiçbir iş yapmadığımı çok iyi biliyorum. Bu olayın başlangıcından başlamak istiyorum. Televizyon kanalını açtığımda Tele1 ve Merdan Yanardağ’a ilişkin bir soruşturmanın başlatıldığı haberini gördüm. Sonra davanın içerisinde benim adımın da geçtiğini gördüm. Hüseyin Gün diye bir isimden bahsediliyor, benim adımdan bahsediliyor ve Ekrem İmamoğlu’ndan bahsediliyor. Şaka gibi inanamadım. Hakikaten rüyada mıyım diye kendimi çimdik attım. Hafızamı zorladım Hüseyin Gün kim, benim bu adamla ne ilişkim olabilir? En ufak bir şey hatırlayamadım" dedi. "Veriyi kullanan birisi olsam, salak mıyım onu Dark Web’e yükleyeyim de başkaları da kullansın?" Necati Özkan, "Merdan Yanardağ ile hayatımda iki kez bir araya geldim. Biri dün, biri bugün burada. Ben Hüseyin Gün’den herhangi bir veri talep etmedim. Dün kendisine de sordum huzurunuzda. Herhangi bir veri talep etmedim, herhangi bir rapor talep etmedim, herhangi bir veri paylaşmadım. Zaten ifadelerinde de buna ilişkin hiçbir şey yok. İddianame diyor ki, İBB veri tabanına ait olduğu tespit edilen veriler üzerinden çok sayıda vatandaşın kişisel bilgilerine erişim sağlandığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi veri tabanında bulunan ve özünde sır niteliğinde olan bilgilerin Dark Web olarak bilinen ve internetin karanlık oda alemi olarak nitelenen platforma Ekrem İmamoğlu talimatıyla Necati Özkan tarafından yüklendiği. Bir kere ben dijitali bilmem, veriyi bilmem, ben 67 yaşındayım. Ben dijitale doğmuş bir insan değilim, bilmem bu alanı. Ayrıca ben veriyi kullanan birisi olsam, dijitalde bir şeyler yapan birisi olsam çok affedersiniz ama salak mıyım onu Dark Web’e yükleyeyim de başkaları da kullansın? Niye onu kendime saklamayayım?" dedi. "Devletin uzmanları bakmadılar mı Wickr’e" Özkan, "İddianame diyor ki ‘Hüseyin Gün’ün kripto program olan ve farklı suç örgütlerince kullanılan Wickr isimli haberleşme programını kullandığı ve Necati Özkan ile tüm görüşmelerini bu program üzerinden gerçekleştirdiği.’ Ben alındığımda cep telefonuma el konuldu. Sorar sormaz cep telefonumun şifrelerini verdim. Cep telefonum 14 aydır devlette. Devletin uzmanları bakmadılar mı Wickr’e? Benim cep telefonumda Wickr buldular mı? Ben FaceTime kullanamıyor muyum ya da ben Telegram kullanamıyor muyum? Niye ben başka bir şey illa da bir şey indireyim de onu öğrenmeye çalışayım?" ifadelerini kullandı. Necati Özkan’a mahkeme başkanı tarafından "Wicker denilen programı kullanmadım dediniz. Oradaki o vuruşlar, o linkler size ait değil o zaman?" sorusu soruldu. Özkan, "Asla, değil, bana ait değil efendim. Hüseyin Bey tersine bir şey söyledi ama yanlış hatırladığını düşünüyorum. Ya da etkin pişmanlık ifadesinin gereğinin bu olduğunu düşündüğünü düşünüyorum" yanıtını verdi. Duruşma savunmaların ardından yarına ertelendi.