SPOR - 05 Şubat 2026 Perşembe 14:35

Mert Emre Ekşioğlu: "Alabileceğimiz bütün kupaları almak istiyoruz"

A
A
A
Mert Emre Ekşioğlu: "Alabileceğimiz bütün kupaları almak istiyoruz"

Fenerbahçe Erkek Basketbol Takımı’nın 24 yaşındaki oyuncusu Mert Emre Ekşioğlu, iyi bir sezon geçirdiklerini ve tüm kupalara talip olduklarını ifade etti.


Fenerbahçe Erkek Basketbol Takımı’nın başarılı gardı Mert Emre Ekşioğlu, katıldığı Brand&Sport Summit organizasyonunda basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Ekşioğlu, "Şu an çok iyi durumdayız. Gerçekten takım olarak çok iyi oynuyoruz. Takım arkadaşlıkları da çok iyi. Koçlarla, yardımcı koçlarla ilişkiler de çok iyi. Geçen sezon zaten Avrupa şampiyonu olmuş ve kupayı almıştık. Bu sene de aynı şekilde devam edip alabileceğimiz bütün kupaları almak istiyoruz. Ligde de lideriz. Önümüzde en yakın kupa olarak Türkiye Kupası var. İlk önce onu alıp, sonra EuroLeague’i alıp, sonra da Türkiye Ligi şampiyonluğuyla sezonu noktalamak istiyoruz" ifadelerini kullandı.



"Fenerbahçe’ye yakışır şekilde oynayıp derbiyi kazanmak istiyoruz"


Hafta sonu Galatasaray ile oynayacakları derbiye ilişkin de konuşan Ekşioğlu, "Aslında çok söylenecek bir şey yok. İlk maçta biz kazanmıştık. İkinci maçta da Fenerbahçe’ye yakışır şekilde oynayıp derbiyi kazanmak istiyoruz. Taraftarımız bizi çok iyi destekliyor. Desteklerini görmek arkamızda o güveni hissettiriyor" dedi.



Mert Emre Ekşioğlu: "Alabileceğimiz bütün kupaları almak istiyoruz"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Sigorta sektöründen 6 Şubat değerlendirmesi: "Depremlerin ekonomik etkisi 103 milyar dolar" Türkiye Sigorta Birliği Başkan Yardımcısı Ahmet Yaşar, 6 Şubat 2023 tarihindeki depremlerin toplam ekonomik etkisinin yaklaşık 103 milyar dolar olduğunu açıkladı. Türkiye Sigorta Birliği Başkan Yardımcısı ve Maher Holding Sigorta Grubu Başkanı Ahmet Yaşar, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Yaşar, depremlerin toplam ekonomik etkisinin yaklaşık 103 milyar dolar seviyesinde olduğunu ve sigorta sektörü olarak yaklaşık 5 milyar dolarlık tazminat ödemesi yapıldığını bildirdi. Yaşar, "6 Şubat depremleri Türkiye’nin yakın tarihindeki en ağır afetlerden biri olarak yalnızca şehirleri değil, ekonomiyi, üretimi ve toplumsal güven duygusunu da derinden etkiledi. Bu felaket, bize sadece yapı güvenliğinin değil, finansal dayanıklılığın da en az beton kadar hayati olduğunu gösterdi. Çünkü afetler sonrasında hayatı yeniden başlatan şey yalnızca fiziki yeniden inşa değil; işletmelerin ayakta kalabilmesi, hane halkının kayıplarını telafi edebilmesi ve ekonomik düzenin kesintisiz sürdürülebilmesidir. Bunu sağlayan temel mekanizma ise sigortadır. Depremlerin toplam ekonomik etkisi yaklaşık 103 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Sigorta sektörü olarak DASK ve şirketlerimizle birlikte yaklaşık 5 milyar dolarlık tazminat ödemesi yaptık. Bu tablo iki önemli gerçeği ortaya koyuyor: Birincisi; sigorta sistemi, afet sonrası en hızlı nakit akışını sağlayarak vatandaşın ve işletmelerin toparlanmasında kritik rol oynadı. İkincisi ve daha önemlisi; ekonomik kaybın büyük kısmının hâlâ sigorta koruması dışında kalması, yani korunma açığı. Açık söylemek gerekirse Türkiye’deki en büyük afet riski deprem değil, sigortasızlıktır" dedi. "Sigorta, yalnızca hasar ödeyen bir sistem değil, ekonomik sürekliliğin altyapısıdır" Depremlerle birlikte sigortanın gerçek işlevinin çok daha net anlaşıldığını vurgulayan Yaşar, "Sigorta; üretimin devamını sağlar, işletmelerin kapanmasını önler, istihdamı korur, kamunun üzerindeki mali yükü azaltır, toparlanma süresini kısaltır. Yani sigorta, yalnızca hasar ödeyen bir sistem değil, ekonomik sürekliliğin altyapısıdır. Bu nedenle sigortayı bir gider kalemi olarak değil, bir güvenlik mekanizması olarak görmek zorundayız. 6 Şubat sonrasında sigorta sektörü, güçlü reasürans korumaları, dijital hasar altyapıları ve kesintisiz operasyon kabiliyeti sayesinde büyük bir stres testinden başarıyla geçti. Hasarlar hızla tespit edildi, ödemeler gecikmeden yapıldı, operasyonlar kesintiye uğramadı. Bu süreç, kamu bütçesine ilave yük oluşturmadan yönetildi. Bu, sigorta sisteminin Türkiye ekonomisi için stratejik bir güvence olduğunu açıkça ortaya koymuştur" diye konuştu. "Yalnızca hasar sonrası ödeme yapan bir model yeterli değil" Son dönemde sigortalılıkta artış eğilimi görmekten sevinç duyduğunu ifade eden Yaşar, "Ancak hala yeterli seviyede değil. Bugün afet kaynaklı kayıpların önemli bir kısmı hala vatandaşın tasarruflarıyla, işletmelerin öz kaynaklarıyla ya da kamu bütçesiyle karşılanıyor. Oysa risk, geniş kitlelere yayıldığında yönetilebilir hale gelir. Bu nedenle önceliğimiz sigorta bilincini yaygınlaştırmak, konut ve işletmelerde teminat kapsamını genişletmek, risk bazlı fiyatlama ve doğru veri kullanımı, güçlü reasürans kapasitesi, önleyici sigortacılık uygulamaları olmalıdır. Artık yalnızca hasar sonrası ödeme yapan bir model yeterli değil. Yeni dönemde sigortacılık riskleri önceden ölçen, azaltan, doğru fiyatlayan, süreci denetleyen bir yapıya dönüşmek zorunda. Bu yaklaşım hem bireyler hem de ülke ekonomisi için çok daha sürdürülebilir bir koruma sağlar" dedi. "Dayanıklı şehirler yalnızca betonla değil, güçlü bir finansal koruma sistemiyle inşa edilir" Afet sonrası yeniden inşa sürecinin yalnızca hızla değil, güvenle yönetilmesi gerektiğinin altını çizen Yaşar, "Bu noktada bina tamamlama sigortası gibi mekanizmalar, projelerin yarım kalması riskine karşı hem hak sahiplerini hem finansal sistemi koruyan önemli araçlar haline gelmiştir. Sigorta artık yalnızca hasarı ödeyen değil, süreci baştan güvence altına alan bir yapının parçasıdır. Depremler bize acı ama net bir ders verdi. Dayanıklı şehirler yalnızca betonla değil, güçlü bir finansal koruma sistemiyle inşa edilir. Hedefimiz, afet sonrası yaraları saran değil, afet olmadan önce toplumu koruyan bir Türkiye. Sigorta sektörü olarak bu sorumluluğun bilinciyle çalışmaya devam edeceğiz" açıklamasında bulundu.
Bursa Başkan Erol: "6 Şubat’ı unutmadık, bir olduk, yaralarımızı birlikte sardık" Kestel Belediye Başkanı Ferhat Erol, 6 Şubat 2023’te meydana gelen ve "asrın felaketi" olarak nitelendirilen depremlerin 3’üncü yıl dönümü dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Başkan Erol, yaşanan büyük acının hâlâ tazeliğini koruduğunu vurgulayarak, hayatını kaybeden vatandaşları rahmetle andı. Başkan Erol mesajında şu ifadelere yer verdi; "6 Şubat, sadece şehirlerimizin değil, yüreklerimizin de derinden sarsıldığı bir tarih olarak hafızalarımıza kazındı. Yüzyılın felaketinde binlerce canımızı kaybettik. Her birinin acısını hâlâ kalbimizde taşıyoruz. Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine ve aziz milletimize sabır diliyorum. Rabbim ülkemize bir daha böyle acılar yaşatmasın." Depremin ardından milletçe örnek bir dayanışma sergilendiğini ifade eden Başkan Erol, devletin tüm imkânlarıyla ilk andan itibaren sahada olduğunu belirterek şunları kaydetti: "Bu büyük afetin hemen ardından devletimiz güçlü refleksiyle harekete geçmiş; başta Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Sayın Murat Kurum olmak üzere yürütülen çalışmalarla deprem bölgelerinde kapsamlı bir yeniden inşa süreci başlatılmıştır. Hayata geçirilen projelerle şehirlerimiz, ‘yüzyılın inşası’ anlayışıyla yeniden ayağa kaldırılmakta; kısa sürede temelleri atılan konutlar, kurulan yeni yaşam alanları ve hızla yükselen şehirler milletimizin kararlılığını açıkça ortaya koymaktadır." Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, depremin ilk gününden itibaren süreci bizzat takip ettiğini hatırlatan Başkan Erol, yapılan çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü vurguladı. Başkan Erol, "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da ifade ettiği gibi, deprem bölgelerinde hiçbir vatandaşımız yalnız bırakılmamış; devlet-millet el ele anlayışıyla yaralar hızla sarılmıştır. Kalıcı konutlardan altyapı çalışmalarına kadar atılan her adım, vatandaşlarımızın güvenli ve huzurlu bir geleceğe kavuşması adına büyük bir titizlikle hayata geçirilmektedir" ifadelerini kullandı. Afetlere karşı hazırlıklı olmanın hayati önem taşıdığına dikkat çeken Başkan Erol, "Yaşadığımız acılar bizlere bir gerçeği bir kez daha hatırlattı: Tedbir hayat kurtarır. Afetlere karşı bilinçli ve hazırlıklı olmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Kaybettiklerimizi unutmadık, unutmayacağız" dedi. Mesajının sonunda birlik ve beraberlik vurgusu yapan Başkan Erol, "Millet olarak en zor zamanlarda kenetlenmeyi başardık. Birlik ve beraberliğimiz, her türlü zorluğun üstesinden gelecek en büyük gücümüzdür. Kaybettiğimiz canlarımızı rahmetle anıyor, geride kalan vatandaşlarımıza sabır diliyorum. Rabbim milletimizi her türlü afetten muhafaza etsin" ifadelerini kullandı.
Konya Konya’da yüksek kesimler yağışa doydu Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün son 5 günlük ölçümleri doğrultusunda, Konya genelinde etkili olan yağışların toplam sonuçları netleşti. Dört günlük verilerin birleştirilmesiyle en fazla yağış alan bölgeler raporlandı. Toplam yağış miktarlarına göre Konya’da zirve, açık ara farkla Seydişehir Alacabel oldu. Alacabel’de 4 günde ölçülen toplam yağış miktarı yaklaşık 100 kilograma ulaştı. Bu değer, il genelinde kaydedilen en yüksek yağış olarak dikkat çekti. Alacabel’i, Bozkır Sorkun Yaylası takip etti. Yaylada özellikle 2 Şubat’ta etkili olan kuvvetli yağışla birlikte toplam miktar 66 kilogramın üzerine çıktı. Derebucak ise dört günlük süreçte 54 kilogramı aşan yağışla üçüncü sırada yer aldı. Yağıştan en fazla pay alan diğer bölgeler arasında Hadim Dedemli Dolhanlar 45 kg, Beyşehir Yeşildağ Orman Sahası 41,5 kg, Seydişehir merkez 32 kg ve Akşehir 31,8 kg öne çıktı. Bu bölgelerdeki yağışların barajlar, göl, göletler ve yer altı su kaynakları açısından önemli katkı sağladığı belirtildi. Ova kesimlerinde yağış miktarları daha sınırlı kalırken; Hüyük 17,9 kg ve Beyşehir merkez 17,2 kg orta seviyede yağış alan ilçeler arasında yer aldı. Uzmanlar, yüksek kesimlerde yoğunlaşan bu yağışların tarımsal üretim açısından sevindirici olduğunu, ancak ani yağışlara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.