GÜNDEM - 12 Mayıs 2026 Salı 15:24

Oyuncu İnci Türkay’dan, anneliğe dair samimi söyleşi

A
A
A
Oyuncu İnci Türkay’dan, anneliğe dair samimi söyleşi

Medicana Çamlıca Hastanesi, Anneler Günü kapsamında "İsmini Vermek İstemeyen Söyleşi: Adı Anne, Sesi İçinde" programını gerçekleştirdi. Sanat, eğitim, sağlık ve medya dünyasından önemli isimleri bir araya getiren etkinlikte oyuncu İnci Türkay, anneliğin görünmeyen yönlerine değindi.


Medicana Sağlık Grubu tarafından yıl boyunca sürdürülen "İsmini Vermek İstemeyen Söyleşi" serisi kapsamında gerçekleştirilen programda; toplum içinde halen konuşulması ertelenen, tabu olarak görülen ve çoğu zaman sessizce taşınan kadın meselelerine dikkat çekildi. Televizyon ve Youtube programcısı Asuman Uğur moderatörlüğünde gerçekleşen söyleşide, annelerin yaşadığı görünmez duygusal yüklerin konuşulabildiği güvenli ve güçlü bir paylaşım alanı oluşturulması hedeflendi.


Program velilerin halk oyunları gösterisiyle renklendi


Halk oyunları ekibinin sahnelediği dans performansıyla başlayan program, katılımcılardan büyük beğeni topladı. Renkli ve duygu dolu anların yaşandığı gösteri, Anneler Günü’nün birlik ve dayanışma ruhunu yansıttı. Gösterinin ardından programın açılış konuşmaları, eğitimci Mustafa Türkel ile Medicana Çamlıca Hastanesi Genel Müdürü Dr. Osman Kara tarafından yapıldı.


Sözlerine Mustafa Kemal Atatürk’ten alıntıyla başlayan Türkel; "Büyük başarılar kıymetli anaların yetiştirdikleri seçkin evlatlar sayesinde olmuştur. Dünya üzerinde gördüğünüz her güzel şey annenin eseridir. Bu sözler eşliğinde ben de tüm annelerimizin anneler gününü kutluyorum" dedi.


Anne olmak; sadece bir rol değil, aynı zamanda sabrın, şefkatin ve şartsız sevginin en güçlü ifadesidir diyen Dr. Osman Kara, "Bir annenin sesi, çoğu zaman bir çocuğun hayata tutunma biçimini, güven duygusunu ve geleceğini şekillendirir. Biz de bugün, bu eşsiz bağın gücünü birlikte hissetmek ve anlamlandırmak için buradayız" dedi.



İnci Türkay anneliğin görünmeyen yönlerine dikkat çekti


Oyuncu İnci Türkay söyleşide anneliğin duygusal yönlerine dikkat çekerken, kadınların hayat içerisindeki görünmez emeğine ve toplumsal beklentilere ilişkin değerlendirmelerde bulundu: "Oğlumla ilişkimi her şeyden önce sevgi dolu bir ilişki olarak tanımlayabilirim. Ve tabii hemen arkasından gelen bir güven duygusu var. Bu iki temel başlık altında çok güzel gelişen ve dönüşen bir ilişkimiz var. Oğlum bana çok şey öğretti, ben de ona bir şeyler verebildiysem ne mutlu bana. Onun hem rehberi oldum hem zaman zaman arkadaşı oldum ama ben ebeveynlik ve arkadaşlık ilişkisini çok karıştırmamaktan yanayım. Ne olursa olsun çocuğunuz sizin rehber olduğunuzu bilmeli. Onun üzerinde bir güç olduğunuzu bilmesi lazım. Ama her şeyin üstünde de çok sevmek lazım."


Türkay, annelik sürecinde zorlandığı noktalara da şu sözlerle değindi: "Biz hepimiz çocuklarımızı korumak istiyoruz, hepimiz helikopter anneyiz maalesef. Ama bir noktadan sonra anlıyorsunuz ki, müdahale edemeyeceğiniz durumlar var. Siz onu ne kadar el bebek gül bebek yetiştirmeye çalışsanız da, dışarı çıktığı zaman koruyamıyorsunuz. Bu süreçte öğrendiğim en önemli şey yine güven oldu. Çocuğa güven verirseniz içiniz biraz daha rahat ediyor ve değiştiremeyeceğiniz şeyleri kabullenme süreci başlıyor. Biz bir de yurt dışına taşındığımız ve oğlum orada yetiştiği için ekstra zorluklar yaşadık. Ama çok çabuk adapte oldu. Ben bütün çocuklarımızda bunun çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Adaptasyon sürecinin ve farkındalığın. Biliyorsunuz çocuklarla çalışıyorum. Hep farkındalık üzerinde duruyorum. Oğlumda da hep buna dikkat ettim. Duyduğumuzun, gördüğümüzün, işittiğimizin, yediğimizin, kokladığımızın farkında olmak çok kıymetli. Bu noktalarda farkında bireyler yetiştirdiğiniz zaman o dönemeçleri daha kolay, daha güvenli dönebiliyorsunuz."



"Düş işleri bakanı olmak isterdim"


Hükümette bir görev alsam, sanırım düş işleri bakanı olurdum diyen İnci Türkay, "Hep onu söylerler bana, o kadar çok hayallerle yürüyen bir insanım ki hayal kurup peşinden koşmak ve sonunda gerçek olabildiklerini görmek. Zaten hep söylüyoruz, gerçek sihir sevgidir. Peşinden koşmak ve hayal etmektir" diye konuştu.


İnci Türkay, Sihirli Annem dizisinin ve büyük bir hayran kitlesi olan Betüş karakterinin annelik rolü üzerindeki etkilerini ise şu sözlerle açıkladı: "Anne olduktan sonra Betüş’e bakışım değişti. Ben çocukları hep çok sevdim ve onlara çok inandım. Onların enerjisiyle beslendim ve onlardan öğrendim. Bu yüzden anne olmaya da çok hazırdım. Ama tabii Betüş’ün sihirleri olduğu için o her şeyi doğru yapabiliyor ama ben bir insanım ve hata yapabiliyorum. Bazen bazı şeyleri toparlamaya çalıştıkça batırabiliyorum, düzeltmeye çalıştıkça bozuyorum. Tabii sabrı, fedakârlığı Betüş’ten öğrendim. Betüş çok sevgi doluydu ve her şeyi çözüyordu. İnci de aynı şekilde. İnci de Betüş’e çok şey öğretmiş olabilir. Sihirli Annem projesi bir ekip işi, hepsi de çok güzel karakterler. Aile kavramını, aile içindeki sevgiyi ve güveni çok güzel anlattığını düşünüyorum. Ve kilit bir kelime var bence, samimiyet. Halen devam eden ve gördüğümüz ilgiye, sevgiye çok seviniyorum. Sihirli Annem filminin ikincisi Periler Okulu 15 Mayıs’ta vizyona giriyor. Bir sihirler okulunda iyi ve kötü karakterler var. İyiler ve kötülerin çatışması arasında hayattaki gibi bir drama var ve sonunda tabii ki iyilik kazanıyor. Çok eğlenceli, aksiyon ve macera dolu bir proje oldu. Hepinizi sinemalara bekliyoruz."



Ayfer Batı eğitim ve annelik ilişkisini değerlendirdi


Eğitimci Ayfer Batı konuşmasında annelerin çocuk gelişimindeki rolüne, eğitim süreçlerinde annenin etkisine ve kadınların sosyal yaşam içerisindeki çoklu sorumluluklarına şu sözlerle değindi: "Annelik her zaman çocuğunuzla birlikte büyüyen bir süreç aslında. Ailelerin ve eğitimcilerin bir çocuğun hayatındaki en temel sorumluluğu, onların büyüyebilmesi için onlara güvenli alan açmak olmalı. Alan açmak, yanlarında durmak, çıkarsız bir iletişimle hayatlarının bir parçası olmak çok yeterli diye düşünüyorum. Çünkü çocuklarımızın en çok da beklentisiz bir güvene ihtiyacı var. Yani bir başarısı beklentisi değil. Ebeveyninin, öğretmenlerinin her daim yanında olduğunu bilmek bence en değerli şey onlar için."


Annelik ve eğitimcilik rolleri arasında kendi çocuğuna karşı olan yaklaşımlarına da değinen Ayfer Batı; "Anneliğin de eğitimciliğin de insan olarak aynı niteliklere ihtiyacı var bence. Bir insanın dünyasında karşı tarafı anlayabilme kapasitesine, onu dinleme kapasitesine, empati kurma kapasitesine ihtiyaç var. Ama ben hayata yaptırımlar ve mecburiyetler üzerinden bakmıyorum. İnsanın büyüme evresi zaten sancılı ve kendi içinde ilerleyen bir evre. Bu evredeki duruşumuz da her zaman aynı duruş değil. Onu bir denge içinde tutarak ilerletmeye çalışıyorum" dedi.



"Büyüyünce değil bugün neyi hayal ettiklerini sormalıyız"


Farkındalığı yüksek çocuklar yetiştirebilmenin önemine de değinen Ayfer Batı, bir çocuğa uzaktan da bakabilmek gerektiğini söyledi ve ekledi: "Çocuğu anlamaya çalışmanız ve ona göre yönlendirmeniz gerekiyor. Biz Türkiye’de çocuklara bir şey söylediğinizde yapacaklarını umut eden bir ülkeyiz hala. Çok seviyoruz sürekli onu yapma, bunu yap, şöyle yapma, bunu yeme demeyi. Bizim yemek saatlerimiz bile var. Kimse acıktın mı diye sormaz, yemek hazır gel der. Çocukların bizim kurduğumuz düzene uyum sağlamalarını bekliyoruz. Bir düzene uyum sağlamalarını isterken de aslında bir yandan farkındalıklarını azaltıyoruz. Kendilerine yönelme fırsatını azaltıyoruz. Ve bu konuda biraz sabra ihtiyacımız var aslında. Onların da, farkındalıkları oluşurken hata yapmaya ihtiyaçları var. Hata yaparken tabii büyük hatalar yapmalarına müsaade etmeyecek kadar onları koruyoruz ve güvende tutuyoruz ama hata yapmalarını biraz gözlemlememiz lazım. Başarılı olamadıklarında duygularını yaşamaya izin verip ne hissediyorsun diye sormamız lazım. Bir de sormayı en çok ihmal ettiğimiz şey şu: Sen bugün ne hayal ediyorsun? Büyüyünce kelimesi var bizde ve çok tehlikeli. Büyüyünce değil bugün neyi hayal ettiklerini sormamız gerek. Veya biz seninle birlikte ne yapabiliriz? diye sormamız lazım. İşte o zaman birey olma ve farkındalık yolculuğu başlıyor."


Ebeveynlerin çocuklarından beklentilerine de değinen Ayfer Batı şu sözlerin altını çizdi: "Sektörde olduğum için yıllar içerisinde birçok anne baba ile karşılaştım. Çocuklara çok fazla beklenti yükleniyor. Bir şey olmalarını çok fazla istiyoruz. Bizden bağımsız bir hayatı sürdürülebilme ihtimallerini bir an önce almalarını istiyoruz ellerine. Bir şeyi başarmalarını bu yüzden çok istiyoruz ve inanılmaz bir yük bu çocuklar için. Ben kendi çocuğum için söyleyecek olursam ona tek bir şey söyledim, ben senin kendin olmanı istiyorum. Eninde sonunda iyi bir şey yapabileceğini biliyorum ama tek bir şey benim için kıymetli. İyi insan olmak. Çünkü iyi insan olmanın içerisinde toplamda her şey var. O konuştuğumuz farkındalık da var, başka insanlar için faydalı şeyler yapıp katkı sağlamak da var, empati de var, yardım edebilmek de var."



"Kendimizi çocuğumuzun gözüyle de görebilmeliyiz"


Kendi annelik yolculuğunu samimi sözlerle anlatan Medicana Çamlıca Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Hacer Ofluoğlu yaşadığı süreci şöyle değerlendirdi: "Tıp fakültesini bitirdikten sonra evlendim ve ikiz bebeklerim oldu. Mesleğime ve evliliğime yeni alışırken kızlarımın doğumu benim için bambaşka bir süreçti. Eşimin bu süreçte büyük desteğini gördüm. Kızlarımla ben neredeyse birlikte büyüdük diyebilirim. Hem ihtisas yapıp hem de annelik rolünü yürütmeye çalıştım. Hekimlikle anneliğin birleşmesi komplike bir süreçti benim için. Kendi çocuklarım da olduğu için takip ettiğim çocuk hastalarıma yaklaşımım da çok daha farklı olmaya başladı. O çocukların anneleriyle olan iletişimim değişti. Onların tecrübelerinden faydalandığım da çok oldu. Annelik bence öğrenilen bir şey. Doğuştan gelen annelik duyguları her zaman var ama yıllar içerisinde büyük mesafeler kat ettiğime inanıyorum anneliğimde. Anneler olarak bizim de farkındalığımızın yüksek olması çok önemli. Bir hata yapıyor bile olsak, kendimizi çocuğun gözüyle görmeye çalışmak çok önemli."


"İsmini Vermek İstemeyen Söyleşi" serisi devam edecek


Medicana Sağlık Grubu’nun sosyal farkındalık odağında hayata geçirdiği "İsmini Vermek İstemeyen Söyleşi" serisi; toplumda konuşulmayan, ertelenen veya görünmez bırakılan konuları gündeme taşımaya devam edecek. Kadınların yaşadığı psikolojik, sosyal ve duygusal süreçlere dikkat çeken program serisiyle; toplumsal farkındalık oluşturulması ve dayanışma kültürünün güçlendirilmesi amaçlanıyor.



Oyuncu İnci Türkay’dan, anneliğe dair samimi söyleşi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Manisa’daki dere yatakları temizleniyor MASKİ Genel Müdürlüğü, Yunusemre ilçesindeki Bozköy Deresi’nde başlattığı 8 kilometrelik temizlik çalışmasıyla taşkın riskine karşı önlem alıyor. Spil Dağı’ndan gelen rüsubatın temizlendiği çalışmalarla dere yatağındaki su akışının sağlıklı hale getirilmesi hedefleniyor. Manisa Su ve Kanalizasyon İdaresi (MASKİ) Genel Müdürlüğü, Yunusemre ilçesi sınırlarında yer alan Bozköy Deresi’nde kapsamlı temizlik çalışması başlattı. Spil Dağı’ndan gelen rüsubatın dere yatağında oluşturduğu birikintilerin temizlenmesiyle hem taşkın riskinin önüne geçilmesi hem de su akışının sağlıklı şekilde sürdürülmesi amaçlanıyor. MASKİ Genel Müdürlüğü, il genelinde yağışlar sonrası yaşanabilecek olumsuzluklara karşı önleyici çalışmalarını sürdürüyor. Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen çalışmalar kapsamında, Bozköy Deresi’nde biriken rüsubatlar iş makineleri yardımıyla temizleniyor. Yaklaşık 8 kilometrelik hat üzerinde devam eden çalışmaların Uncubozköy Mahallesi’nden başladığı, 75. Yıl, Cumhuriyet, 50. Yıl ve Atatürk mahallelerini kapsadığı bildirildi. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, dere temizlik çalışmalarının büyük önem taşıdığını belirterek, "Bozköy Deresi’nde ekiplerimizle birlikte kapsamlı bir temizlik çalışması başlattık. Spil Dağı’ndan gelen rüsubatın dere yatağında birikerek taşkın riski oluşturmaması için 8 kilometrelik hat boyunca titizlikle çalışıyoruz. Uncubozköy, 75. Yıl, Cumhuriyet, 50. Yıl ve Atatürk mahallelerimizi kapsayan bu çalışmayla su akışını sağlıklı hale getiriyoruz. Vatandaşlarımızın can güvenliği ve huzuru için şehrimizin her noktasında, olabilecek tüm risklere karşı önlem almaya ve çalışmaya devam edeceğiz" dedi. Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı Saha Sorumlusu Fatih Toprakçı ise dere yataklarına bilinçsiz şekilde atılan çöplerin su akışını engelleyerek sel riskini artırdığına dikkat çekti. Vatandaşlara dere yataklarını çöp alanı olarak kullanmamaları çağrısında bulunan Toprakçı, temizlik çalışmalarının il genelinde ihtiyaç duyulan tüm noktalarda yıl boyunca sürdürüleceğini ifade etti.
Kayseri Talas’ta 60 aile yeni evlerine kavuştu Talas Belediyesi tarafından kentsel dönüşüm çalışmaları tamamlanan Menekşe Siteleri’ndeki 60 dairenin anahtarları hak sahiplerine düzenlenen törenle teslim edildi. Talas Belediyesi tarafından Mevlana Mahallesi Halef Hoca Caddesi üzerinde yapımı tamamlanamam Menekşe Siteleri’nde anahtar teslim töreni düzenlendi. Törenin açılışında konuşan Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, belediyeciliğin en güzel yanı anahtar teslim bölümü olduğunu ifade ederek; "Belediyecilikte en güzel, en duygulu, en onur duyduğumuz konu anahtar teslimi bölümüdür. Her iş bitmiştir ama öyküsünü bilen bilir. Herkesin evine oturuyor olmasını sağlamaktan daha güzel bir mutluluk yok. Bizim kültürümüzde eve ’mesken’ denir, herkesin huzur bulduğu yerdir. Allah herkesi ev sahibi yapsın. 7-8 seneyi bulan bir serüven, son iki yılda zamanı biraz daha kısalttık. Biraz komşularımızla, biraz prosedürden kaynaklı gecikmeler oldu. Aşağı yukarı 1 ay önce kura çekimini noter huzurunda gerçekleştirdik. O gün de ’12 Mayıs’ta anahtar teslimi yapacağız’ diye söz verdik. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum. İş kolay iş değil; bir inşaat sektörünün en az 300 direk, 2 bin tane en direk sektöre etki ettiği hepimizin malumu. Bir ev yapıldı ama kaç tane sektör bir araya getirildi. Bundan sonra yapılacak iş huzurla oturmanız, ömrünüzü burada geçirmeniz. Bizden size hakkımız helal olsun, güle güle oturun" dedi. Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Mehmet Fatih Namık Öztürk ise kentsel dönüşümün önemine değinerek; "Bakanlık olarak kentsel dönüşüm işlemine çok önem veriyoruz. Çünkü yaşanmış tecrübeler bunu gösteriyor. Yapı stoğunun kötü olması bunun en büyük sebebi. Dirençli yapıları kazanmamız lazım. Göreve başlayalı 2 ay oldu, Kayseri’de başta büyükşehir belediyemiz olmak üzere diğer ilçe belediyelerimizin kentsel dönüşüme verdiği önemi görmenin mutluluğunu yaşıyorum. Kentsel dönüşüm ağını geliştirmişler" ifadelerini kullandı. Talas Kaymakamı İlyas Memiş de ilçenin Kayseri’nin en gözde yerlerinden biri olduğunu vurgulayarak; "Şehirlerde modern, altyapısı iyi yapılmış yeni yerleşim alanları kadar eski yerleşim alanlarının da özellikle depreme dayanıklılığını yitirmiş, kullanım ömrünü yitirmiş ve düzenli yerleşim alanı olmayan alanların da yenilenmesi gerçekten önemli. Bugün de burada Talas Belediyemizin yapmış olduğu güzel çalışmanın anahtar teslimini yapıyoruz. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum, Talas’ımızı daha da güzelleştiriyorlar, daha da yaşanabilir hale getiriyorlar. Talas; tarihi mekanlarıyla, modern mahalleleriyle gerçekten ilimizin en cazibesi olan yerlerden bir tanesi. Dolayısıyla Talas’ımızı daha da güzelleştirmemiz lazım" diye konuştu. Protokol konuşmalarının ardından 60 dairenin anahtarları hak sahiplerine teslim edildi. Yeni evlerinin anahtarlarını almanın mutluluğunu yaşayan vatandaşlar; Belediye Başkanı Mustafa Yalçın ve emeği geçenlere teşekkürlerini iletti.
Gaziantep Başkan Tahmazoğlu vatandaşlarla bir araya geldi Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, Şehir Hastanesi’nde çocuk servisinde tedavi gören hastaları ve esnafı ziyaret edip vatandaşlarla sohbet etti. Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Mehmet Tahmazoğlu, Şehir Hastanesi’nde çocuk hastaları ve esnafı ziyaret ederek vatandaşlarla bir araya geldi. Samimi görüntülerin oluştuğu ziyaretlerde Başkan Mehmet Tahmazoğlu, hastanede yatan çocuk hastalara moral verdikten sonra esnaf denetimi ve ziyareti gerçekleştirdi. "Evlatlarımızın sağlığı çok önemli" İlk olarak Gaziantep Şehir Hastanesi çocuk servisinde tedavi gören minik hastaları ziyaret eden Başkan Mehmet Tahmazoğlu, çocuklarla yakından ilgilenerek çeşitli hediyeler verdi. Hastane odalarını tek tek gezen Başkan Tahmazoğlu, çocukların sağlık durumları hakkında doktorlardan ve ailelerinden bilgi aldı. Çocukların yüzünü güldüren ziyaret sırasında ailelerle de sohbet eden Başkan Mehmet Tahmazoğlu, geçmiş olsun dileklerini iletti. Çocukların moral ve motivasyonunun tedavi sürecinde büyük önem taşıdığını ifade eden Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, "Evlatlarımızın bir an önce sağlıklarına kavuşmaları en büyük temennimizdir. Onların tebessümü bizler için çok kıymetli. Ailelerimizin her zaman yanındayız" dedi. "Vatandaş ve esnafımızla her zaman iç içeyiz" Hastane ziyaretinin ardından ilçede hem denetim hem de ziyaret gerçekleştiren Başkan Mehmet Tahmazoğlu, iş yerlerini tek tek dolaşarak esnafla sohbet etti. Şahinbey Belediyesi olarak vatandaşlarla sürekli iç içe olmaya önem verdiklerini belirten Başkan Mehmet Tahmazoğlu, "Hemşerilerimizin yanında olmaya, onların dertleriyle dertlenmeyen devam edeceğiz. Esnafımız şehrimizin can damarıdır. Vatandaşlarımızın görüş ve önerileri bizim için yol göstericidir" diye konuştu. Ziyaretlerden memnuniyet duyduklarını ifade eden vatandaşlar ve esnaf ise Başkan Tahmazoğlu’na teşekkür ederek, yapılan ziyaretlerin kendilerini mutlu ettiğini dile getirdi.
İstanbul TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’tan "Terörsüz Türkiye" mesajı Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş’a, İstanbul Üniversitesi’nde düzenlenen törende ‘Terörsüz Türkiye Onur Ödülü’ verildi. Törende bir konuşma yapan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türkiye’de terör meselesinin tamamen raflara kaldırılması, yok edilmesi konusunda önemli bir siyasi kararlılığı ortaya koymuştur" dedi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, İstanbul Üniversitesi tarafından düzenlenen ‘İstanbul Üniversitesi Ödülleri 26’ya katıldı. Fen Edebiyat Fakültesi Prof. Dr. Cemil Bilsel Konferans Salonunda düzenlenen ödül töreni Sanatçı Ferhat Göçer ve İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı sanatçılarının konseriyle başladı. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a, İstanbul Valisi Davut Gül, Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, Fatih Kaymakamı Cafer Sarılı, akademisyenler ve davetliler katıldı. Konserin ardından İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, günün anlam ve önemiyle ilgili konuşma gerçekleştirdi. İstanbul Üniversitesinden, TBMM Başkanı Kurtulmuş’a onur ödülü Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, TBMM Başkanı Kurtulmuş’a ‘Terörsüz Türkiye’ konusunda onur ödülü verileceğini söyledi. Konuşmasına devam eden İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, "Bugün ilk defa takdim edilecek olan İstanbul Üniversitesi Onur Ödülü; hukuk devleti ve evrensel bir barış açısıyla değerlendirilmiştir. Bu bağlamda, Terörsüz Türkiye sürecinde gösterdiği güvenli katkılar göz önüne alınarak, üniversitemiz mezunu ve mensubu olan kıymetli devlet adamı, TBMM Başkanımız Prof. Dr. Numan Kurtulmuş Beyefendi’ye bu ödülü takdim edeceğiz" dedi. "TBMM Başkanı Kurtulmuş’tan teşekkür" Onur ödülünü aldığı için teşekkürlerini dile getiren TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Özellikle bu ödülün gerekçesi olarak ortaya konan Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında bütün siyasi partilerin katılımıyla oluşturulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’muzun çalışmaları dolayısıyla bu ödüle layık görülmüş olmam da benim için fevkalade büyük bir onur vesilesidir" dedi. "Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türkiye’de artık terör meselesinin yok edilmesi konusunda önemli bir siyasi kararlılığı ortaya koymuştur" Terörsüz Türkiye süreciyle Türkiye’de artık terör meselesinin tamamen raflara kaldırılmasının hedeflendiğini söyleyen TBMM Başkanı Kurtulmuş, "Bildiğiniz gibi cumhuriyetimizin ilk asrının en önemli sorunu olan Türkiye’deki terör meselesinin ortadan kaldırılması, tam manasıyla barışın, kardeşliğin, dayanışmanın tesis edilmesi ve Türkiye’nin demokratik standartlarının yükseltilerek Türkiye’de artık terör meselesinin tamamen raflara kaldırılması, yok edilmesi konusunda önemli bir siyasi kararlılığı Türkiye Büyük Millet Meclisi ortaya koymuştur. Yaklaşık 21 toplantı sonunda ortak bir metin oluşturularak bu konuda sadece bir Türkiye deneyi değil, bir Türkiye modeli dünyadaki çatışma çözümleri bakımından ortaya konmuştur. Bu çerçevede bu komisyon çalışmalarında emeği olan bütün arkadaşlarımıza, bütün siyasi partilerden arkadaşlarımıza da buradan teşekkürlerimi ifade etmek istiyorum. Bu toplantılar boyunca Türkiye’nin her farklı kesiminden insanlar gelmiş; üniversitelerden, akademinin farklı yerlerinden, sivil toplum kuruluşlarından, Türkiye’nin farklı bölgelerinden insanlar gelerek bu sorunun nasıl çözülebileceğine ilişkin fikirlerini masaya koymuş ve büyük bir olgunlukla bu konu tartışılarak sonunda Türkiye’de çok nadir görülen bir şey gerçekleşmiş ve bütün siyasi partilerin ittifakla kabul ettiği bir rapor benimsenmiştir. Ümit ederim ki bu raporda ortaya konulan yol haritasının gereği olan adımlar atılır ve Türkiye’de artık terör tamamen geride kalır ve Türkiye kendi gelişme istikametinde hızlı adımlarla yoluna devam eder" ifadelerini kullandı. "İstanbul Üniversitesi’nin bundan sonraki çalışma mücadelesinde üç temel konuyu odak noktasına alması gerektiği kanaatindeyim" İstanbul Üniversitesi’nin bundan sonraki çalışmasında üç temel konuyu odak noktasına alması gerektiğini söyleyen TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "3 konuyu ifade ederek sözlerimi tamamlamak istiyorum. Bu çerçevede İstanbul Üniversitesi’nin bundan sonraki çalışma mücadelesinde ve mesaisinde üç temel konuyu odak noktasına alması gerektiği kanaatindeyim. Bunlardan birisi; insan onurunu merkeze koyan bilimsel hassasiyet. Tekraren söylüyorum; insan onurunu merkeze koyan bilimsel hassasiyet. Bundan asla taviz vermeden, adımlarımızda güçlü bir şekilde yolumuza devam etmemiz lazım. İkincisi; ilim mutlaka toplumsal faydayı büyütmek için ortaya konulmalıdır. Halktan kopuk, insanların geleceğine bir şey söylemeyen ve insanların sorunlarını çözme perspektifinden uzak bilimsel gelişmelerin de toplumsal faydayı sağlamayacağı açıktır. İkinci olarak da diyoruz ki mutlaka bilimsel çalışmalarımız toplumsal faydayı sağlamalı ve güçlendirmeli. Üçüncüsü ise küresel sorunlara karşı duyarlı bir şekilde olmak ve küresel sorunların çözümüne küresel cevapları hazırlama becerisine ve kapasitesine sahip olmak. İstanbul Üniversitemizin ve bütün iddialı üniversitelerimizin bu üç temel konuyu bilimsel çalışmaların odağına alması gerektiği kanaatindeyim. Bu vesileyle dünyanın bundan sonraki döneminde gerçekten her alanda sözü güçlü, gücü tesirli olan bir Türkiye’yi hep beraber oluşturacağız. Üniversitelerimizin bundan sonraki bu hedefte en etkin merkezlerden birisi olacağı aşikardır. Nasıl İstanbul Üniversitesi Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişte ve Osmanlı’nın modernleşme sürecinde öncülük yaptıysa, bundan sonraki süreçte de dünyada yeni bir sözün, yeni bir paradigmanın, yeni bir çıkışın ortaya konulmasında da her alanda öncülük yapacak bir güce, kuvvete, kudrete ve birikime sahiptir" ifadelerini kullandı. Program, konuşmaların ardından ödül takdimi ile sona erdi.
Manisa Salihli’de 16 milyonluk yatırımla su kesintileri son bulacak Salihli’de yıllardır su kesintileri ve boru patlaklarıyla gündeme gelen mahallelerde altyapı sorunlarını kalıcı olarak çözmek amacıyla harekete geçen Manisa Su ve Kanalizasyon İdaresi (MASKİ) Genel Müdürlüğü, Şehitler ve Namık Kemal mahallelerinde içme suyu hattı yenileme çalışmalarına başladı. MASKİ Genel Müdürlüğü, il genelinde ekonomik ömrünü tamamlamış altyapı ağlarını yenileme çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Bu kapsamda İçme Suyu Dairesi Başkanlığı, Salihli ilçesi Şehitler ve Namık Kemal mahallelerinde yaşanan kronik sorunları gidermek için düğmeye bastı. 16 milyon TL’lik yatırım bedeliyle hayata geçirilen proje kapsamında, 850 abonenin ekonomik ömrünü tamamlayan branşman hatları yenilenerek vatandaşlara kesintisiz ve daha sağlıklı içme suyu imkanı sağlanacak. "Salihli’mizin altyapısını modernize ediyoruz" Salihlili vatandaşların kesintisiz ve güvenilir içme suyuna ulaşımını sağlamak için ekiplerin sahada görev başında olduğunu belirten Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, "Salihli’de kesintisiz ve sağlıklı içme suyu hedefimizle çalışmalarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. Şehitler ve Namık Kemal mahallelerimizde başlattığımız 16 milyon TL’lik yatırımla bölgedeki içme suyu hatlarımızı baştan aşağı yeniliyoruz. Özellikle eski hatlardan kaynaklanan ve hemşehrilerimizi mağdur eden arızaların önüne geçerek, Salihli’mizin altyapısını modernize ediyoruz. Vatandaşlarımızın en temel hakkı olan sağlıklı ve kesintisiz suya ulaşması bizim birincil önceliğimizdir. Manisa’mızın her noktasına kaliteli hizmet götürmek için emek veren tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum" dedi. Salihli Belediye Başkanı Mazlum Nurlu, MASKİ Genel Müdürlüğü İçme Suyu Dairesi Başkanı Necip Kurtarıcı, Salihli Koordinatörü Hüseyin Sungur ve MASKİ İlçe Şefi Lütfi Ersöz ile birlikte çalışmaları sahada inceledi. Ekiplerden teknik bilgi alan Başkan Nurlu, altyapının uzun yıllar boyunca yenilenmemesi nedeniyle ciddi sorunlar yaşandığını ifade etti. Başkan Nurlu, "Hemşehrilerimize verdiğimiz sözleri bir bir yerine getiriyoruz. Daha güçlü bir altyapı ve daha yaşanabilir bir Salihli için çalışmalarımız devam edecek. Bu süreçte desteklerini esirgemeyen Manisa Büyükşehir Belediye Başkanımıza ve tüm MASKİ ekiplerine teşekkür ediyorum" diye konuştu. "Vatandaşlarımıza sağlıklı su sağlıyoruz" Çalışmalarla ilgili teknik detayları paylaşan İçme Suyu Dairesi Başkanı Necip Kurtarıcı ise, "Şehitler ve Namık Kemal mahallelerimizde mevcut borular ömrünü tamamladığı için sık sık patlaklar oluşuyor, bu da su kesintilerine yol açıyordu. Amacımız, bu hatları tamamen yenileyerek vatandaşlarımıza sağlıklı ve kesintisiz su imkanı sunmaktır. Bu bölgedeki çalışmaların ardından Salihli’nin merkezindeki diğer sorunlu noktalara müdahale edeceğiz. Manisa genelinde altyapı seferberliğimiz devam edecek" dedi.