TEKNOLOJİ - 27 Ekim 2023 Cuma 16:27

Özel olarak tasarlanan elektrikli şarj istasyonları ile karbon ayak izi yüzde 50 azaltılacak

A
A
A
Özel olarak tasarlanan elektrikli şarj istasyonları ile karbon ayak izi yüzde 50 azaltılacak

Akıllı güç yönetimi şirketi Eaton, özel olarak tasarladıkları elektrikli araç şarj istasyonları ile karbon ayak izini yüzde 50 azaltmayı hedefliyor. Dünya ile birlikte Türkiye’nin de elektrikli araçlara rağbetin arttığını anlatan Eaton Ülke Müdürü Yılmaz Özcan, "Özellikle yerli otomobilimizin de piyasaya sürülmesi elektrik araç satışını hızlandırıyor. Fosil yakıtlardan beslenen araçlardaki büyüme yüzdesi azalırken elektrik araçlarındaki büyümesi yüzdesi çok ciddi şekilde artıyor" dedi.



Elektrifikasyon ve dijitalleşmenin küresel büyüme trendlerinden yararlanarak dünyanın yenilenebilir enerjiye geçişini hızlandırmayı amaçlayan Eaton, karbon ayak izini azaltmayı hedefliyor. Eaton, elektrikli şarj istasyonları ile konutların yanı sıra, ticari ve endüstriyel uygulamalar için özel ve halka açık otoparklarda iç ve dış mekanlardaki kullanım için özel olarak tasarlandı. Akıllı güç yönetimi şirketi Eaton, özel olarak tasarladığı elektrikli araç şarj istasyonlarını İstanbul’da tanıttı.



Eaton Ülke Müdürü Yılmaz Özcan açılış konuşmasıyla başlayan lansman, EMEA Satış ve Pazarlama Başkan Yardımcısı Cyrille Brisson’ın enerji geçişi konulu konuşması ile devam etti. Eaton üst düzey yetkilileri ve uzman ekibinin konuşmalarının ardından Türkiye’nin teknoloji alanında kanaat önderi olarak gösterilen ismi Serdar Kuzuloğlu sunumu ile etkinlikte yer aldı. Eaton Ülke Müdürü Yılmaz Özcan, "Green Motion’ı satın almamız ile birlikte AC ve DC şarj istasyonları yönetimi ve servisi ile hizmet veriyoruz. Pek çok projeye uygun ürün bulunan protföyümüz ile geleceği düşünerek bugünden hareket ediyoruz. Elektrikli şarj istasyonlarımız, konutların yanı sıra, ticari ve endüstriyel uygulamalar için özel ve halka açık otoparklarda iç ve dış mekanlarda kullanım için özel olarak tasarlanmıştır. Konutlarımız için şebeke güncelleme süreci maliyetli olabilir. Eaton Elektrikli Araç Şarj İstasyonlarını tercih ederek kurulum maliyetlerini azaltabilir ve enerji tüketiminizi kontrol altında tutabilirsiniz" diye konuştu.



"Binalar birer enerji merkezi haline gelecek"


Ticari ve Endüstriye Projeler Satış Kanalı Halit Kumral ise binalarımız maalesef şarj istasyonları düşünülerek dizayn edilmedi. Binalarda elektriksel dönüşüm zorunluluk olacak ve binalar birer enerji merkezi haline gelecektir" ifadelerini kullanırken Ticari projeler kanalı iş geliştirme müdürü Artur Değirmenci, lansmanda Elektrikli şarj istasyonları ürünlerine ve çözümlerine değindi.



"Dünya daha düşük karbonlu geleceğe geçiş için hazırlanıyor"


Etkinliğin teknoloji konuşmacısı Serdar Kuzuloğlu, "Dünya daha sürdürülebilir, daha düşük karbonlu geleceğe geçiş için hazırlanıyor. Bu enerji geçişi, karbon bazlı yakıtların aşamalı olarak yenilenebilir enerjilerle değiştirilmesi, hava kalitesiyle ilgili düzenlemeler ve daha fazla uygulamanın doğrudan ve dolaylı elektrifikasyonu tarafından yönlendirilmektedir. Eaton, Everything as a Grid yaklaşımıyla, gelişmekte olan teknolojiler ve dijital zeka aracılığıyla, enerjiyi artırıyor ve optimize ediyor" şeklinde konuştu.



"Karbon ayak izini minimuma çekmeye çalışıyoruz"


Karton oranını azaltmak için çalıştıklarını söyleyen Eaton Ülke Müdürü Yılmaz Özcan, "Kendimize verdiğimiz hedeflerden bir tanesi, 2030 yılına kadar karbon misyonumuzu yüzde 50 oranında azaltmak. Elektrikli araçlar karbon oranını azaltmakla beraber aynı şekilde partnerlerimize, müşterilerimize sunduğumuz çözümleri aynı şekilde kendi binalarımızda, üretim tesislerinde kullanmaya çalışıyoruz. Verimliliğimizi maksimum seviyeye getirmeye çalışıyoruz. Karbon ayak izini ise minimuma çekmeye çalışıyoruz" ifadelerini kullandı.



"Kendi enerjimizi kendimiz üretiyoruz"


Karbona ayak izini azaltmak için yapılan çalışmalardan bahseden Özcan, "Üretim tesislerimizde solar paneller kullanarak kendi enerjimizi üretiyoruz. Kullandığımız havalandırma, ısıtma sistemlerinde otomasyon sistemleri kullanıyoruz. Özellikle tesislerimizde atık yönetmenliklerine dikkat etmeye çalışıyoruz. Tesislerimizde atık yönetimi konusundaki standartları katı şekilde uygulamaya çalışıyoruz. İsviçre’deki merkezimizde de benzer uygulamayı yaptık, şarj istasyonlarını kullandık. Araçlarımızı elektrikli araca çevirdik. Aynı zamanda binamızın çatısına solar paneller kurarak da kendi enerjimizi kendimiz üretmeye başladık" dedi.



"Elektrik altyapısını sunacak şekilde çözüm sunuyoruz"


Elektrikli araç sahiplerinin ihtiyaçlarını karşılamak üzere yapılan stratejiden bahseden Eaton Ülke Müdürü Yılmaz Özcan, "2 tane konu öne çıkıyor. Birincisi evlerde kendi aracımızı kendimiz şarj etmemiz. Bu noktada partnerimiz ile birlikte sadece ürün tedariği değil aynı zamanda müşterilerin evlerinde ve ofislerinde şarj istasyonu kurmak için kendilerine yardımcı oluyoruz. Bu sadece basit kutu satışı değil aynı zamanda elektrik altyapısı gerektirmektedir. Dolayısıyla elektrik altyapısını sunacak şekilde çözüm sunuyoruz. Bu işin ilk boyutu. İkinci boyutu da ticari kullanımı. Çünkü bunun bir sonraki adımı da sadece aracı evimizdeki elektrik sisteminden değil ayı zamanda yolda herhangi noktada da şarj etmemiz gerekiyor. Bu noktalarda da gene şarj ağı operatörü olan partnerimizle birlikte müşterilerimize her yerde araçlarını şarj etme imkanı sunuyoruz. Bunun ödeme sitemlerini geliştiriyoruz ve kullandırıyoruz. Dolayısıyla müşterilerimiz ister evlerinde kullansın, ister ticari olarak, ya da seyahatlerinde kullansınlar servisimiz ve yazılımlarımızdan yararlanabilirler" diye konuştu.



"Yerli otomobilimizin de piyasaya sürülmesi elektrik araç satışını hızlandırıyor"


Türkiye’deki elektrikli araç sayısı çok fazla arttığından bahseden Özcan, "2022 yılında Ağustos ayı itibariyle 3.283 araç satılmışken bu sene ağustos ayı itibari ile 28.391 elektrikli araç satıldı. Bundan 10 yıl önce yılda 250-300 elektrikli araç satılırken şu anda 25-30 binleri görmeye başladı. Bu yıl ağustos ayı itibariyle toplam elektrikli araç sayısı 41.393in üzerine çıktı. Hızlı dönüşüm olduğunu düşünüyorum. Özellikle yerli otomobilimizin de piyasaya sürülmesi elektrik araç satışını hızlandırıyor. Fosil yakıtlardan beslenen araçlardaki büyüme yüzdesi azalırken elektrik araçlarındaki büyümesi yüzdesi çok ciddi şekilde artıyor. Elektrik şarj istasyonu olarak çok dinamik piyasamız var. Elektrik şarj istasyonları da ciddi şekilde artıyor. Şu anda Enerji Bakanlığı’nın verilerine göre soket sayısı, hem normal ve hızlı şarj istasyonları oranı olarak baktığımız zaman 8.861 adet oldu.. Dolayısıyla bu rakam geçen seneye göre çok artmış durumda. Bu şekilde daha da artacağı görünüyor" şeklinde konuştu.



"Türkiye’yi daha ileri noktaya taşıyacağız"


Eaton olarak Türkiye pazarını önemsediklerini belirten Özcan, "Türkiye, Eaton içerisinde önemli üretim merkezi. Önemli insan kaynağı noktası haline geliyor. Bu noktada özellikle global yönetimimizin genç yetenekli iş gücüne olan inancı da artıyor. Bu konuda çok noktada Türkiye ortak merkez haline gelmiş durumda. Bundan sonraki süreçte de Türkiye’yi daha ileri noktaya taşıyacağız. Bizim Türk insanı olarak yabancı şirketlerin Türkiye’ye yatırım yapmasını ve ülkemizin ileriye gitmesi noktasında önemli hedeflerimiz var. Bunlar zaman içerinde gerçekleştireceğiz" ifadelerini kullandı.



Türkiye’de şarj istasyonu ağı kuruyor musunuz? sorusuna ise Özcan, "Eaton olarak direkt olarak biz kurmuyoruz ama elektrikli şarj istasyonları konusunda partnerimiz ve çözüm ortağımız olan Üçay Mühendislik ile bu konuda tüm müşterilerimize hizmet veriyoruz. Üçay Mühendislik, bu noktada lisanslı operatör haline gelmiş birkaç firmadan biri durumunda. Bizim ürünlerimizle birlikte bu çok geniş bir coğrafya şarj hizmeti sağlıyor" dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Şiddetin tek kaynağı dijital araçlar değil Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Kanak, çocukluk döneminde şiddet eğiliminin erken belirtileri ve bu eğilimin önlenmesine yönelik ailelere ve eğitimcilere düşen sorumluluklar hakkında değerlendirmelerde bulundu. Prof. Dr. Kanak, şiddetin ani ve tek nedenli bir olgu olmadığını; biyolojik, psikolojik ve çevresel etkenlerin birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir süreç olduğunu ifade etti. Özellikle 0-6 yaş aralığının, çocukların beyin gelişimi ve kişilik inşasının en yoğun yaşandığı dönem olduğuna dikkat çekerek, bu dönemde çocukların çevrelerinden gözlem yoluyla öğrendiklerini vurguladı. İhmal, istismar, aile içi şiddet ve şiddete dayalı iletişim biçimlerine maruz kalan çocukların, zamanla bu durumu normalleştirebildiğini ve şiddeti bir yaşam tarzı hâline getirebildiğini belirtti. "Şiddet eğilimli çocuk kendini ifade etmede zorluk yaşıyor" Şiddet eğilimi gösteren çocukların çoğunlukla duygularını düzenleme ve ifade etme konusunda zorluk yaşadığını dile getiren Prof. Dr. Kanak, bu çocuklarda empati yoksunluğu ve dürtü kontrolünde güçlüklerin sıklıkla gözlemlendiğini ifade etti. Hayvanlara ve bitkilere zarar verme gibi davranışların bu çocuklar için sıradan hâle gelebildiğini belirten Kanak, bu belirtilerin erken fark edilmesinin müdahale açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Aile içindeki sevgi ve güvene dayalı ilişkilerin, sağlıklı çocuk gelişiminin temelini oluşturduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kanak, çocukların duygularını ifade etmelerine fırsat verilmesi gerektiğini kaydetti. Üzüntü, öfke ve mutluluk gibi temel duyguların tanınması ve doğru şekilde yaşanmasının desteklenmesinin, şiddetin bir iletişim dili olarak benimsenmesinin önüne geçebileceğini ifade etti. Bu kapsamda yapılandırılmış ve kurallı oyunların, çocuklara beklemeyi, duygularını kontrol etmeyi, empati kurmayı ve kazanma kadar kaybetmenin de doğal bir süreç olduğunu öğretmede önemli bir araç olduğunun altını çizdi. Eğitimcilerin de sınıf ortamında hoşgörüye dayalı sosyal becerileri kazandırmaya yönelik yapılandırılmış programlar uygulamasının önemine değinen Prof. Dr. Kanak, çocukları yakından tanımanın, onların duygularını anlamanın ve bu duygulara eğilmenin sosyal beceri kazandırmanın temel adımı olduğunu belirtti. Yardımlaşma, paylaşma, sağlıklı iletişim, teşekkür etme ve özür dileme gibi davranışların çocuklara kazandırılması gerektiğini ifade eden Kanak, tüm bunların temelinde merhametli olmayı öğretmenin yer aldığını vurguladı. Son dönemde sıkça tartışılan dijital medya ve çocuklarda şiddet eğilimi ilişkisine de değinen Prof. Dr. Kanak, yapılan araştırmaların şiddet içerikli dijital oyunların çocukların şiddete yönelmesinde etkili olabildiğini ortaya koyduğunu belirtti. Ancak şiddetin tek kaynağının dijital araçlar olarak görülmesinin doğru olmadığını ifade eden Kanak, dijital araçların kontrollü kullanımının sağlanması, süre sınırlarının yanı sıra içeriklerin de denetlenmesinin ebeveynlerin sorumluluğunda olduğunu söyledi. Bu noktada ebeveynlerin, çağın gereklerine uygun şekilde dijital ebeveynlik becerilerini geliştirmesinin önemine dikkat çekti.
Bursa Mudanya Çayönü Mahallesi’nde yağlık ay çiçek tohumu dağıtımı yapıldı Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Tarım Alanlarının Kullanımını Etkinleştirilmesi (TAKE) Proje çalışmaları sürerken, Bursa’da toplamda 369 üreticiye 9 bin 262 dekar alanda uygulanmak üzere 3 ton 720 kilogram ayçiçeği tohumu dağıtıldı. Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü tarafından desteklenen işlenmeyen veya işlemeli tarıma uygun olmayan alanlarda uygun tarımsal üretim yöntemleri kullanılarak bitkisel üretimin arttırılmasına yönelik projeler Bursa’da uygulanmaya devam ediyor. Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Yasemin Yiğit Bozkurt’un verdiği bilgilerde, Proje Kapsamında Mudanya İlçesi Çayönü Mahallesinde gerçekleşen tohum dağıtım programına katılan Bursa İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı Mehmet Sülün, dağıtılan yağlık ayçiçek tohum çeşidinin ürün verimi olarak üstün bir çeşit olduğunu belirtti. Ayçiçek tohumunun yetiştirilme süreci hakkında İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerinde bilgi alınabileceğini vurgulayan Sülün, dağıtılan tohumların tüm üreticilere ve ülkemize hayırlı olmasını temenni etti. 2026 yılında Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi (TAKE) Projesi kapsamında Müdürlüğümüzce teklif edilen projelerden Ayçiçeği Üretiminin Yaygınlaştırılması Projesi (Bakanlık Katkısı 1 milyon 593 bin TL) kabul edilmiştir. Bu yıl İlimizde yürütülecek olan Yağlık Ayçiçeği projemiz Kestel, Karacabey ve Mudanya İlçelerimizde gerçekleşecektir. Dağıtım törenine Bursa İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı Mehmet Sülün, Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Yasemin Yiğit Bozkurt, Mudanya İlçe Tarım Müdürü Ergün Karadağ, İlçe Emniyet Müdürü Serdar Makineci, İlçe Jandarma Komutanı Yarbay Ercan Yavuz, AK Parti Mudanya İlçe Başkanı Arif Bayrak katılım gösterdiler.
Bursa Öğretmen ve öğrenciler çiçeklerle karşılandı Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan üzücü olayların ardından, Şehit Erol Olçok Turizm Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nden bir gurup öğrenci, arkadaşlarını ve öğretmenlerini çiçeklerle karşıladı. Bursa Osmangazi Şehit Erol Olçok Turizm Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul baskınlarından sonra farkındalık oluşturmak adına anlamlı bir etkinliğe imza attı. Sabah okula gelen öğretmenlerini çiçeklerle ve pankartlarla karşıladı. Öğrenciler, ‘öğretmene silah değil, çiçek uzatılır’ ve ‘Vatanı korumak çocukları korumaktan başlar’ pankartlarıyla arkadaşlarını karışlayan öğrenciler, ayrıca tüm öğretmen ve öğrencilere karanfil dağıttı. Öğrencilerinin bu duyarlılığının kendilerini çok duygulandırdığını ifade eden Şehit Erol Olçok Turizm Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdür Yardımcısı Mehmet Niyazi Köse, "Eğitimci olarak bizler on iki günde meslek hayatlarının en zor dönemini yaşadık. Bu süreç öğrencilerimiz için çok daha zordu. Ancak onlar kendi zorluklarını unutarak arkadaşlarına ve bizlere büyük bir sürpriz yaptı. Kendileri küçük de olsa kalplerinin ne kadar büyük olduğunu bize gösterdiler. Bizim tahayyül ettiğimiz Türk Gençliği işte tam olarak budur. Öğrencilerimiz kutluyor ve onların öğretmenleri olmaktan gurur duyuyoruz" dedi.