EKONOMİ - 14 Mayıs 2025 Çarşamba 13:09

Pegasus ve UC Berkeley’den iş birliği

A
A
A
Pegasus ve UC Berkeley’den iş birliği

Dünyada teknolojiyi en iyi kullanan üç hava yolu şirketinden biri olma vizyonuyla hareket eden Pegasus, küresel ölçekte en güçlü girişimcilik ve inovasyon ekosistemlerinden Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley (UC Berkeley) ile kurduğu stratejik ortaklık sayesinde, geleceğin hava yolu deneyimini bugünden inşa etmeye odaklanıyor.



Bilimsel bilginin teknolojiye yön vermesi, teknolojinin ise bilimsel ilerlemeyi hızlandırmasıyla bu iki alan arasındaki sınırlar her geçen gün daha da belirsizleşiyor. Bugünün dünyasında rekabet gücü, yalnızca ürün ve hizmet üretme kapasitesiyle değil, teknolojik yetkinlik ve bilgi üretme hızıyla da ölçülüyor. Pegasus Hava Yolları da bu gerçeklikten yola çıkarak; yenilikçiliğin, sürdürülebilir büyümenin ve küresel ölçekte rekabetçiliğin vazgeçilmez unsurlarından biri haline gelen üniversitelerle güçlü ortaklıklar kuruyor. Bu vizyonun bir parçası olarak Silikon Vadisi’nde kurulan ve şirketin inovasyon gündemine yön veren Pegasus Innovation Lab, şirketin, dünyanın en güçlü girişimcilik ve inovasyon ekosistemlerinden biri olan UC Berkeley’nin bilgi birikimi ve araştırma gücünden yararlanarak başlattığı stratejik iş birliğiyle yeni bir döneme giriyor. İki kurum, sektöre yön verecek, veri odaklı, kullanıcı deneyimini öne çıkaran ve operasyonel verimliliği artıran yenilikçi çözümler geliştirmeyi amaçlıyor.


Bu güçlü ortaklık, havayolu şirketinin inovasyon vizyonunu uluslararası ölçekte pekiştirirken; UC Berkeley’nin akademik birikimiyle Pegasus Innovation Lab’in uygulama odaklı teknoloji liderliğini aynı zeminde buluşturuyor.


Yapay zeka ile inovasyon


İş birliği kapsamında, UC Berkeley bünyesindeki dünyanın önde gelen araştırma merkezlerinden Haas School of Business’ın akademik gücü ile Pegasus’un sektörel deneyimini bir araya getirerek; operasyonel verimlilik, uçuş güvenliği ve yapay zeka temelli veri odaklı inovasyon alanlarında ortak çalışmalar yürütülecek. Havayolu şirketi, bu iş birliği sayesinde akademik içgörüleri operasyonel sahaya taşıyarak, yeni nesil iş modellerinin gelişimini hızlandırmayı hedefliyor.


Kolay Seyahat Deneyimi: Öğrencilerle birlikte geleceği tasarlamak


Bu iş birliğinin önemli bir ayağını da UC Berkeley’nin MBA ekosistemiyle birlikte yürütülecek ‘Kolay Seyahat Deneyimi’ projesi oluşturuyor. Bu kapsamda, uçtan uca self servis bir seyahat deneyimi sunmak amacıyla dijital havacılık, kullanıcı deneyimi ve yolcu odaklı çözümler üzerine odaklanılacak. Pegasus, akademik dünyanın üretici enerjisiyle operasyonel ihtiyaçları buluşturarak, yenilikçi fikirlerin somut çıktılara dönüşmesini hedefliyor.


İnovasyon Fikir Maratonu ile havacılığın sorunlarına üretici çözümler


UC Berkeley ile ortaklaşa düzenlenecek İnovasyon Fikir Maratonu, yapay zeka destekli misafir deneyimi ve operasyonel süreçler gibi alanlarda havacılık sektörünün dijitalleşme ve verimlilik odaklı ihtiyaçlarına üretici çözümler üretmeyi hedefliyor. Maraton süresince ortaya konacak fikirler, havayolu şirketinin teknoloji stratejisine katkı sunarken, sektör genelinde ilham verici uygulamalara zemin hazırlayacak.


Yapay zeka ve veri analitiği eğitimi ile yetkinliklerin derinleştirilmesi


Havayolu şirketi çalışanlarına yönelik düzenlenecek eğitim programı, yapay zeka ve veri analitiği konularında bilgi derinliğini artırmayı amaçlıyor. Bu eğitim, yalnızca teknik bilgi aktarımı değil, aynı zamanda yenilikçi düşünme ve veri temelli karar alma kültürünün yaygınlaştırılması açısından da önemli bir adım oluşturuyor.


Sürdürülebilir etki için stratejik bir ortaklık


Pegasus’un UC Berkeley ile kurduğu bu bağ, yalnızca bir proje ortaklığı değil, uzun vadeli bir stratejik vizyonun parçası. Üniversite-sanayi iş birliğinin sadece teknoloji üretimi değil, aynı zamanda bilgi paylaşımı, ortak akıl ve yetenek gelişimi gibi çok boyutlu çıktılar doğurduğuna inanan Pegasus, bu iş birliğiyle geleceği tasarlama yolunda ilerliyor.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Ersoy: "Ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahip" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye’nin konservasyon ve restorasyon alanında dünyada sayılı ülkeler arasında yer aldığını belirterek, "Bugün ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" dedi. Bakan Ersoy, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Konservasyon Laboratuvarı’nda yürütülen çalışmaları yerinde inceleyerek, son yıllarda yapılan yatırımların Türkiye’yi arkeoloji ve kültürel miras alanında uluslararası ölçekte güçlü bir konuma taşıdığını vurguladı. "Ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" Konservasyon laboratuvarlarında hem ekip hem de ekipman açısından ciddi yatırımların yapıldığını aktaran Bakan Ersoy, "Bunun somut sonucu olarak, bu merkezlerde bugüne kadar 251 binden fazla eser restore edilerek kültür hayatımıza kazandırıldı. Bugün ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" ifadelerini kullandı. "Pek çok ülkeden ekipler, eğitim almak için laboratuvarlarımızı tercih ediyor" Türkiye’nin sahip olduğu teknik altyapı ve uzman insan kaynağının birçok ülke tarafından yakından takip edildiğini belirten Ersoy, "Pek çok ülkeden uzman ekipler, eğitim almak ve deneyim paylaşmak için laboratuvarlarımızı tercih ediyor. Bu durum, ülkemizi arkeoloji ve kültürel mirasın korunması alanında uluslararası düzeyde ayrı bir noktaya taşıyor" açıklamalarında bulundu. Ersoy, laboratuvarların yalnızca restorasyon çalışmalarıyla sınırlı kalmadığını, aynı zamanda kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadelede de bilimsel veri ve teknik analizlerle kritik bir rol üstlendiğini ifade etti. Konservasyon altyapısına ilişkin bilgiler de paylaşan Bakan Ersoy, Genel Müdürlük bünyesinde 11 aktif laboratuvarın bulunduğunu ve 281 uzman personelle hizmet verildiğini söyledi. Kazılardan çıkan eserlerin, sergilenene kadar birçok bilimsel işlemden geçtiğini aktaran Ersoy, ahşap, taş, metal, bronz ve tekstil gibi farklı malzemeler için ayrı uzman ekiplerin görev yaptığını; müdahale yöntemlerinin laboratuvar analizlerine göre belirlendiğini kaydetti. Bakan Ersoy, tekstil konservasyonu çalışmalarına da değinerek, Mustafa Kemal Atatürk’ün Selanik’teki doğduğu evde sergilenen kişisel eşyalarının da bu laboratuvarda titizlikle korunduğunu hatırlattı. "Atatürk’ün ailesine ait kişisel eşyalar, Cumhuriyet Müzemizde geçici olarak sergilendikten sonra burada bakım ve onarımları yapılarak yeniden Selanik’teki Atatürk Evi’ne gönderildi" diyen Ersoy, laboratuvarların her türlü malzemeye müdahale edebilecek teknik yeterliliğe sahip olduğunu vurguladı. "256 noktada kazı çalışması yürütüyoruz" Geleceğe Miras Projesi kapsamında kazı faaliyetlerinin hızla arttığını kaydeden Ersoy, "Bugün 256 noktada kazı çalışması yürütüyoruz. Artan kazı bütçeleriyle, son 60 yılda yapılan çalışmaları önümüzdeki 4 yıl içinde gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Bu yoğunluk, konservasyon kapasitemizi daha da güçlendirmemizi zorunlu kılıyor" dedi. Bakan Ersoy, sahada ve laboratuvarlarda görev yapan tüm uzmanlara teşekkür ederek, Türkiye’nin kültürel mirasını bilimsel yöntemlerle koruma ve geleceğe aktarma kararlılığının artarak süreceğini ifade etti.