ASAYİŞ - 19 Şubat 2026 Perşembe 16:07

Rıza Akpolat’ın özel kalemi: Bana en büyük baskıyı Rıza Akpolat ve ekibi yapmıştır"

A
A
A
Rıza Akpolat’ın özel kalemi: Bana en büyük baskıyı Rıza Akpolat ve ekibi yapmıştır"

Aziz İhsan Aktaş davasında Rıza Akpolat’ın özel kalemi tutuksuz sanık Emirhan Akçadağ savunma yaptı. Sanık, "Rıza Akpolat cezaevindeyken bile 100 bin lira birine ödeme yapmıştı, Akpolat’ın kendi hesabından eski eşi Bodrumda tatil yapmıştır. Rıza Akpolat gezmeyi ve lüks yaşamı severdi, çevresini de bu lüksten eksik bırakmazdı. Bu tatiller, gelen gayri resmi paralardan yapılırdı" dedi.



Liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen çıkar amaçlı suç örgütü tarafından aralarında tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan sanıklar Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, tahliye edilen Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile tahliye edilip görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere’nin de bulunduğu belediye başkanlarına rüşvet verilerek ihale süreçlerinin organize edilmesi iddiasına yönelik hazırlanan iddianame kapsamında 200 sanıklı davaya, tutuksuz sanıkların savunmaları ile devam edildi.



"Savcılık tarafından bana baskı yapılmadı, en büyük baskıyı Rıza Akpolat ve ekibi yapmıştır"


Savunmasında, Aziz İhsan Aktaş’ı yakından tanıdığını belirten Beşiktaş Belediyesinin görevinden uzaklaştırılan tutuklu başkanı Rıza Akpolat’ın özel kalemi olan ve 2 Temmuz 2025 tarihinde etkin pişmanlık hükümleri kapsamında tahliye edilen tutuksuz sanık Emirhan Akçadağ savunma yaptı. Sanık Akçadağ hakkında iddianamede, örgüt lideri Aziz İhsan Aktaş tarafından belirlenen firmaların pazarlık usulüyle yapılan ihaleye davet edildiği, Akçadağ ve sanık İsmail Yalçın’ın sahte olduklarını bildikleri maliyet teklifleri ile yaklaşık maliyeti hesapladıkları için fesat karıştırdıkları, ihalede Aktaş’ın fiillerine iştirak ettikleri öne sürülmüştü. Suçlamalara ilişkin savunma yapan sanık Emirhan Akçadağ, "3 Ocak 2025 günü, saat 15.00 civarlarında Rıza Akpolat’ın savunma stratejisine ilişkin bir masa kuruldu. Akpolat’ın savunmasında her şeyi reddetmesi ve bilgisinin olmadığını söylemesi üzerine kurgulandı. 2 gün sonra Akpolat’ın eşi Yeşim Akpolat beni çağırdı ve ’Alican nasıl bir insan, her şeyi o yapmış. Bu pislik onun yanına kalamaz’ dedi. Bir anda, Rıza Akpolat’ın manevi oğlum ve kardeşim dediği kişinin hain ilan edildiğini gördüm. Olayın sıcaklığıyla böyle olduğunu düşündüm. Sanık Taner Çukadar da günah keçisi ilan edildi. Akpolat gözaltına alındıktan sonra yapılan tüm toplantılarda, herkese, kim gözaltına alınırsa alınsın Akpolat’ın adının geçmeyeceği telkin edildi. Haziran ayında Aziz İhsan Aktaş, Alican Abacı ve Ozan İş, görevlerine ara vermişlerdi. Savcılık tarafından bana baskı yapılmadı, en büyük baskıyı, Rıza Akpolat ve ekibi yapmıştır. Bizlere, itirafçı ve iftiracı diyenlere cevabım; Halkımızın gerçeği bilmeye hakkı vardır" ifadelerini kullandı.



"Rıza Akpolat cezaevindeyken bile 100 bin lira birine ödeme yapmıştı"


Savunmasına devam eden sanık Emirhan Akçadağ, "Rıza Akpolat, kendi çocuklarını ve benim çocuklarımı siyasete alet etmiştir. Rıza Akpolat benimle ilgili itibarsızlaştırma savunması yapmıştır. 6 sene boyunca yıllık izin kullanmadım. Tüm hayatımı Rıza Akpolat’a göre koordine ettim. Bana bugün, itibar celladı deniyor ama o günlerde Rıza Akpolat’ın cebinden, bana bunu diyen kişilere tatil ayarlıyordum. Tüm bu ödemeleri Akpolat’ın talimatıyla yapıyordum. Aylık 15 bin lira maaş alan bir şoför, nasıl 30 bin lira ev aidatı öder? Bir başka şoför, Ali Haydar Fırat’a 100 bin lira göndermişti. Bunu ifademde söylemiştim, bunun neresi iftira? Ben bu ödemelerin hesabını Rıza Akpolat’a veriyordum. Kendisi iftira dese de bu ifadeler gerçektir. Rıza Akpolat cezaevindeyken bile 100 bin lira birine ödeme yapmıştı, Akpolat’ın kendi hesabından eski eşi Bodrumda tatil yapmıştır. Gazeteci Altan Sancar, Akpolat’ın basın danışmanıdır. Onun işlerindeki tüm otel masraflarını Akpolat karşılamaktadır. Bunun dekont ve evrakları bende mevcuttur, mahkemeye sunuyorum. Rıza Akpolat gezmeyi ve lüks yaşamı severdi, çevresini de bu lüksten eksik bırakmazdı. Bu tatiller, gelen gayri resmi paralardan yapılırdı. Sözlerimde basta Ekrem İmamoğlu olmak üzere bazı CHP’li isimleri tenzih ediyorum, onları dahil etmiyorum. Bu salonda bulunan sanıklar dahil, çoğu kişi anlattığımdan daha fazla gerçeği biliyor. Benim için, ‘yüzümüze bakamadı’ diyenlere ise şunu demek istiyorum; Yüze bakamayacak kişi ben değil, belediyenin paralarını aklayanlardır" şeklinde konuştu.


Akpolat: "Ben kendimi, itibarımı ve ailemi kurtarma derdindeyim"


İddialara ilişkin söz alan tutuklu sanık Rıza Akpolat, "Ben ve tüm ailem içeride bu itirafçı iftiracılar dışarıdadır. Bu nedenle duruşmada gerginlik oluyor. Ben kendimi, itibarımı ve ailemi kurtarma derdindeyim" dedi.


Duruşma, tutuksuz sanıkların savunmaları ile sürüyor.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Gebelikte oruç Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Zeynep Banu Erdoğdu, "Gebelikte oruç tutma kararı kişiye özeldir ve mutlaka doktor kontrolünde değerlendirilmelidir. Anne adaylarının kendilerini zorlamamaları ve vücutlarını dikkatle gözlemlemeleri gerekmektedir" dedi. VM Medical Park Samsun Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği’nden Zeynep Banu Erdoğdu, gebelikte oruç tutmanın zamanlamasının büyük önem taşıdığını belirterek, "Genel olarak gebeliğin ikinci trimester dönemi olan 4, 5 ve 6’ncı aylar oruç için daha uygun kabul edilmektedir. Son trimesterde ise bebeğin hızlı kilo alımı ve gelişimi nedeniyle oruç tutulması önerilmemektedir" diye konuştu. Anne adaylarının sağlık durumlarının mutlaka göz önünde bulundurulması gerektiğini vurgulayan Opr. Dr. Erdoğdu, "Bulantı, kusma ya da ek bir sağlık sorunu bulunmayan anne adayları, kendilerini yormayacak şekilde günlük yaşamlarını sürdürmelidir. Bu süreçte düzenli dinlenme, uyku düzeninin korunması ve günlük protein, kalori, vitamin ile sıvı ihtiyacının karşılanması büyük önem taşımaktadır" şeklinde konuştu. Gebelikte en önemli unsurun anne ve bebeğin sağlığı olduğunu ifade eden Erdoğdu, "Gebelikte oruç tutma kararı kişiye özeldir ve mutlaka doktor kontrolünde değerlendirilmelidir. Anne adaylarının kendilerini zorlamamaları ve vücutlarını dikkatle gözlemlemeleri gerekmektedir" ifadelerinde bulundu.
İzmir Alaçatı’da, sakızın 70 yıllık geçmişini anlattılar İzmir Alaçatı’da sakız üretiminin 70 yıllık geçmişi, üreticilerin tanıklıklarıyla gün yüzüne çıktı. Özdemir Kanga ve Selahattin Kanga kardeşler ile sakız üreticileri İbrahim Topal ve Hasan Ege Tütüncüoğlu, geçmişten bugüne uzanan üretim tekniklerini ve hatıralarını paylaştı. Sakızlar Restoran’da düzenlenen söyleşinin açılış konuşmasını yapan sakız üreticisi İbrahim Topal, Sakızlar Bahçesi’nin yalnızca bir üretim alanı değil, aynı zamanda Alaçatı’nın sosyal yaşamında önemli bir buluşma noktası olduğunu vurguladı. 1950’li yıllarda Hıdırellez kutlamalarının burada panayır havasında geçtiğini hatırlatan Topal, "Sakızlar hem üretim merkeziydi hem de insanların toplandığı nadir alanlardan biriydi" dedi. 13 yaşında sakız tarımı 1941 doğumlu Özdemir Kanga, henüz 13–14 yaşlarındayken Rıza Ertan’a ait Sakız Bahçesi’nde çalışmaya başladığını anlattı. Sakız üretiminin büyük bir titizlik ve sabır gerektirdiğini belirten Kanga, ağaçların özel tornavidalarla, belirli aralıklarla ve belli yükseklikten delinerek reçine akışının sağlandığını ifade etti. Ağaçların "bilek dalı" olarak adlandırılan kısmının üstüne çıkılmaması gerektiğini, aksi halde ağacın kuruyabileceğini söyleyen Kanga, genç ağaçların daha verimli olduğunu vurguladı. Yanlış budama ve bilinçsiz müdahalelerin sakız ağaçlarına zarar verdiğini aktaran Kanga, o dönem Sakız Adası’ndan gelen uzmanların havai köklendirme yöntemini uygulamalı olarak gösterdiğini de anlattı. Pirinç ayıklar gibi sakız temizledik Selahattin Kanga ise sakızın toplanmasından pazarlanmasına kadar geçen süreci ayrıntılarıyla paylaştı. Toplanan reçinenin belediye binası karşısındaki küçük bir alanda muşamba üzerinde kurutulduğunu belirten Kanga, "Pirinç ayıklar gibi taşını ayıklardık. Temizlenen sakızları küçük testilere doldururduk. İzmir’de öyle satılırdı" dedi. Bir sezonda 30–35 kilogramı bulan üretim yaptıklarını ifade eden Kanga, genç ağaçların ilk delindiğinde küçük parçalar halinde yoğun reçine verdiğini, ancak yaşlanan ağaçlarda verimin düştüğünü dile getirdi. Sakızın yaprağının sertliği ve kırılganlığının da kalite göstergesi olduğunu söyledi. Modern yöntemlerle 5 yılda ürün Sakız üreticisi İbrahim Topal ise günümüzde üretim tekniklerinin geliştiğini belirtti. Geçmişte iki yıl süren köklendirme sürecinin artık havai köklendirme yöntemiyle 6 aya kadar indirilebildiğini aktaran Topal, "15 yılda ürün verir denilen ağaçlardan 5–6 yılda ürün almayı hedefliyoruz" dedi. Sakız ağacının kayalık ve serin topraklarda daha iyi tutunduğunu, 20–25 metreye kadar kök salabildiğini ifade eden Topal, üretim sürecini hızlandırmaya yönelik çalışmaların sürdüğünü belirtti. Çeşme’de 25 bin yeni ağaç Sakız üreticisi Hasan Ege Tütüncüoğlu da tarihi kayıtlara göre 16. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar Çeşme’de önemli miktarda sakız üretildiğini, ürünün vakıflar eliyle yönetildiğini anlattı. Günümüzde ise yeniden canlandırma çalışmaları kapsamında iki yılda yaklaşık 25 bin sakız ağacının dikildiğini açıkladı. Belediyenin gösterdiği yeşil alanlara 12 bin, devlet tarafından tahsis edilen alanlara 10 bin, özel mülkiyetlere ise yaklaşık 3 bin fidan dikildiğini belirten Tütüncüoğlu, dikilmeyi bekleyen 25 bin fidan daha bulunduğunu söyledi. Kamu arazilerinin tahsisi konusunda süreçlerin devam ettiğini ifade eden Tütüncüoğlu, uygun alan sağlanması halinde Çeşme’de sakız üretiminin yeniden güçlü bir ekonomik değer haline gelebileceğini dile getirdi. Söyleşi, Alaçatı’nın geçmişindeki üretim kültürünü hatırlatırken, sakızın yeniden bölgenin sembolik ve ekonomik değerlerinden biri olması yönündeki umutları da güçlendirdi.