EKONOMİ - 22 Nisan 2026 Çarşamba 11:34

Rönesans Enerji ilk batarya yatırımını başlattı

A
A
A
Rönesans Enerji ilk batarya yatırımını başlattı

Rönesans Holding ve TotalEnergies ortaklığıyla faaliyet gösteren ve Türkiye’nin en büyük üç yeşil enerji şirketinden biri olma hedefiyle yatırımlarını sürdüren Rönesans Enerji, enerji depolama alanındaki ilk yatırımını hayata geçiriyor. Şirket, Alarko Gotion Green Enerji ile gerçekleştirdiği iş birliği kapsamında, Sibel Rüzgar Enerji Santrali (RES) için batarya enerji depolama sistemi (BESS) tedarikine yönelik sözleşme imzaladı.



Yenilenebilir enerji alanındaki yatırımlarını çeşitlendirerek güçlendiren Rönesans Enerji, bu adımıyla üretim süreçlerini daha esnek, verimli ve öngörülebilir hale getirmeyi hedefliyor. Rönesans Enerji portföyünde yer alan, İzmir’de bulunan 88 MWm kurulu güce sahip Sibel RES bünyesinde kurulacak batarya sistemi sayesinde, rüzgar enerjisinin doğası gereği oluşabilen üretim sapmalarından kaynaklanan dengesizlik maliyetlerinin azaltılması hedefleniyor. Üretim profilinin daha esnek ve kontrol edilebilir hale gelmesini sağlayacak bu yatırımla, şirketin toplayıcılık portföyünün daha etkin, öngörülebilir ve optimize edilmiş bir şekilde yönetilmesi mümkün olacak.


Enerji depolama sisteminin devreye alınmasıyla birlikte, piyasa fiyatlarındaki dalgalanmalardan faydalanılarak gelir optimizasyonu sağlanması, kesinti (curtailment) kaynaklı üretim kayıplarının ve dengesizlik maliyetinin azaltılması, genel portföy kârlılığı ile operasyonel verimliliğin artırılması hedefleniyor. Bu adım, yenilenebilir enerji üretiminin piyasa koşullarına daha uyumlu ve yönetilebilir hale gelmesine katkı sağlayan yeni nesil enerji yönetimi yaklaşımının önemli bir örneğini oluşturuyor.


Depolamalı yatırımların portföydeki ağırlığı artacak


Rönesans Holding Enerji Grup Başkanı Emre Hatem, enerji depolama yatırımlarının önümüzdeki dönemde portföy içinde daha geniş yer tutacağını belirterek, şunları söyledi:


"Önümüzdeki beş yılda önceliğimiz enerji depolama yatırımları olacak. Kapasite artışı bizim için kritik önem taşıyor. Bu kapsamda temiz ve yenilenebilir enerji yatırımlarımıza da devam edeceğiz. Bunun yanı sıra türbin yenileme yatırımlarımızı sürdüreceğiz. Depolamalı rüzgar ve güneş projeleri öncelik verdiğimiz alanlar arasında yer alıyor. Ayrıca hibrit santrallere yönelik yatırımlarımız da devam edecek. Bu süreçte dijitalleşme ve yapay zeka destekli bakım ve işletme çözümlerine odaklanıyoruz. Amacımız aynı altyapıdan daha fazla, daha verimli ve daha esnek üretim sağlamak. Bugün itibarıyla kurulu gücümüz 577 MW seviyesinde. İki yılda kurulu gücümüzü 3.5 katına çıkardık. Proje portföyümüz ise 1.400 MW’a ulaşmış durumda. 2027 yılında kurulu gücümüzü 1.000 MW’a, 2028 yılında ise 2.000 MW’a çıkarmayı hedefliyoruz. Önümüzdeki iki yılda yatırımlarımız ağırlıklı olarak rüzgar, güneş, depolamalı ve esnek üretim içeren projelerde yoğunlaşacak. Güvenilir enerjiyi esnek üretim çözümleriyle birleştirip entegre enerji üretimi sağlamayı amaçlıyoruz."


Söz konusu yatırım, şirketin enerji üretimini ileri teknoloji çözümlerle destekleyerek daha entegre ve esnek bir yapıya dönüştürme stratejisinin önemli bir adımı olarak öne çıkıyor.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan AÜ CAR-T ve Hücresel Tedaviler Üretim Merkezi’ne tam destek Antalya Diplomasi Forumu kapsamında Antalya’da bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşen Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, üniversite bünyesinde kurulan CAR-T ve Hücresel Tedaviler Üretim Merkezi’nde önce kan kanseri tedavilerine başlanacağını, ardından diğer kanser türleri ve kanser dışı hastalıklara yönelik çalışmaların genişletileceğini belirterek, "Bu merkezde kan kanseriyle başlayacağız ve daha sonra diğer kanserleri ve kanser dışı hastalıkları da yönleneceğiz. Cumhurbaşkanımızla konuşurken, sağlığın savunma sanayi kadar önemli bir konu olduğunu ifade etti. Türkiye’nin ülke stratejisi anlamında buna dikkat çekti. Çünkü görüyorsunuz birçok savaş oluyor. Savaşta hava sahanız kapanıyor, kara sahanız kapanıyor. Birçok şeye ulaşmanız mümkün olmuyor. Bu anlamda kendi elinizdekilerle yetinmek durumundasınız" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu için bulunduğu Antalya’da Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ile Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan’ı kabul etti. Görüşmede, Akdeniz Üniversitesi’nin sağlık alanında yürüttüğü projeler ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın destekleriyle hayata geçirilen İleri Sağlık Araştırma Merkezi bünyesindeki CAR-T ve Hücresel Tedaviler Üretim Merkezi hakkında bilgi verildi. Üniversitenin son dönemde attığı en stratejik adımlardan biri olarak öne çıkan merkezde, özellikle lösemi, lenfoma ve kemik iliği kanserlerinde kullanılan CAR-T hücre tedavisinin yerli üretimi ve klinik uygulamasına ilişkin çalışmalar yürütülüyor. Akdeniz Üniversitesi’nde kurulan CAR-T ve Hücresel Tedaviler Üretim Merkezi, Türkiye’de üniversite temelli olarak hayata geçirilen ilk CAR-T altyapısı olma özelliği taşıyor. "Cumhurbaşkanımız projeyi benden daha iyi hatırladı" Görüşme sonrası İHA’ya açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Özlenen Özkan, göreve geldiği ilk yıl Cumhurbaşkanı Erdoğan’a projeyi anlattığını, son görüşmede ise Erdoğan’ın projeyi tüm ayrıntılarıyla hatırlamasının kendisini şaşırttığını söyledi. Özkan, "İlk göreve geldiğimiz yıl, hemen akabinde Cumhurbaşkanımıza gidip ne yapmak istediğimizi anlatmıştım. Akdeniz Üniversitesi sağlıkta gerçekten bir marka. Ben de bir tıp doktoru olarak, ilk rektör olduğum anda aklıma gelen projeler sağlıkla ilgiliydi. Özellikle insanın en büyük illetlerinden bir tanesi olan kanserle ilgili bazı planlarımız vardı. Cumhurbaşkanımıza o zaman konuyu açmıştım ve sağ olsun bize destek vermişti. Bu görüşmemizde de tekrar neler yaptığımızı anlattım. O zaman ne konuştuğumuzu yeniden dile getirdim. Çok ilginç bir şekilde o konuşmamızı ve projeleri benden daha iyi hatırladı. Bu da beni açıkçası çok şaşırttı" diye konuştu. "Tam destek aldık" Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın projeye büyük bir dikkatle yaklaştığını belirten Özkan, "Bir ülkenin en üst yöneticisi olarak, ülkeye çok ciddi bir hizmet getireceği için belki de çok yakından ilgilendi. O zaman da çok yakından ilgilenmişti. Hafızası beni gerçekten etkiledi. Bu konuşmamızda neler yaptığımızı ve bu merkezin daha neler yapabileceğini ele aldık ve tam destek aldık. Bu da bizi elbette çok mutlu etti" ifadelerini kullandı. "Türkiye’nin geç kalmaması gerekiyor" Merkezin en büyük hedefinin kanser tedavisinde en son teknolojiyi uygulamak olduğunu ifade eden Özkan, hücresel tedavilerin gelecekte çok daha geniş bir alanda kullanılacağını söyledi. Prof. Dr. Özkan, "Bu merkezin en büyük görevi kanser tedavisi. Bu, kanser tedavisinin en son teknolojisi. Bence bu süreç sadece kanserle sınırlı kalmayacak. CAR-T ve hücresel tedaviler, yalnızca CAR-T olarak değil, tüm hücresel tedaviler açısından bakıldığında önümüzdeki dönemde birçok tedavinin yerini alacak. Bu anlamda Türkiye’nin geç kalmaması gerekiyor. Biz de Türkiye’nin, dünyada 8’inci merkez olarak, üzerine düşen görevi yapmaya çalışıyoruz" dedi. Türkiye’nin sağlık hizmeti sunumunda güçlü bir ülke olduğunu ancak aynı zamanda teknoloji geliştiren bir ülke haline gelmesi gerektiğini vurgulayan Özkan, "Türkiye çok iyi sağlık hizmeti veren bir ülke. Ancak o hizmeti sunmanın yanında, o teknolojiyi geliştiren bir ülke de olması gerekiyor. Biz de bu sorumlulukla bu işe başladık. Bu merkezde kan kanseriyle başlayacağız, daha sonra diğer kanserlere ve kanser dışı hastalıklara yöneleceğiz" diye konuştu. "Hem milli ve yerli olacak hem daha güvenli hizmet sunulacak" Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesinde sağlık alanının stratejik öneminin de gündeme geldiğini kaydeden Özkan, "Cumhurbaşkanımızla konuşurken, sağlığın savunma sanayi kadar önemli bir konu olduğunu ifade etti. Türkiye’nin ülke stratejisi anlamında buna dikkat çekti. Çok haklıydı. Çünkü görüyorsunuz birçok savaş oluyor. Savaşta hava sahanız kapanıyor, kara sahanız kapanıyor. Birçok şeye ulaşmanız mümkün olmuyor. Bu anlamda kendi elinizdekilerle yetinmek durumundasınız" dedi. Söz konusu tedavinin en yakın uygulama merkezlerinden birinin İsrail’de bulunduğunu ve maliyetinin yaklaşık 1 milyon dolar seviyesinde olduğunu belirten Özkan, yerli üretimin stratejik ve ekonomik önemine işaret ederek, "Bu tedavi en yakın İsrail’de ve maliyeti 1 milyon dolar. Bu anlamda hem oraya gidip paramızı aktarmamamız gerekiyor hem de bunun milli ve yerli olması gerekiyor. Herhangi bir sıkıntı olduğu zaman, bu hizmeti halkımıza kendimizin sunabilmesi çok daha güvenli olacak. Kendi hastanıza kendiniz sunuyorsunuz; bu da ayrıca güven veriyor. Bu açıdan baktığınızda bir taşla birkaç hedefe ulaşmış oluyorsunuz" ifadelerini kullandı. "Birkaç yıl sonra hücresel tedaviler birçok alanda ilk basamak tedavi olacak" Prof. Dr. Özlenen Özkan, hücresel tedavilerin ilerleyen dönemde birçok hastalıkta ilk basamak tedavi haline gelebileceğini belirterek, "Bugün birçok hastalıkta belli algoritmalar var; önce bir tedavi uygulanır, sonuç alınamazsa başka bir basamağa geçilir. Bence ". Bu işi şimdi yapıyor olmak çok önemli. İnşallah sonu da çok iyi olur. Çünkü biz bu işe çok iyi niyetlerle başladık. Birçok hasta da bunu umutla bekliyor" dedi. "Ruhsatı alır almaz tedaviye başlayacağız" Merkezin ruhsat sürecine ilişkin de bilgi veren Özkan, hazırlıkların tamamlandığını ve ruhsat alınır alınmaz hastaların tedaviye kabul edileceğini söyledi. Özkan, "Şu anda bir müfettişimiz burada. Biz bu merkeze ruhsatı alır almaz, ki o ruhsatı almak için de hazırlıklarımızı tamamladık, tedaviye başlayacağız. Birçok hasta da bu ruhsatı bekliyor. Umuyorum en kısa zamanda hastalarımızı alnımızın akıyla, şifayla evlerine göndeririz" diye konuştu. Yeni hastane binası ve yoğun bakım vurgusu Yeni hastane binası ve yoğun bakım kapasitesinin artırılmasına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Özlenen Özkan, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nin bölge için bir referans merkez olduğunu vurguladı. Özkan, "Akdeniz Üniversitesi Hastanesi bir referans hastane. Birçok travmada, birçok organ naklinde ilk akla gelen merkez olmak benim adıma büyük bir gurur kaynağı. Ancak bu hizmeti verirken bizi en çok zorlayan konu yoğun bakım yetersizliğiydi. Biliyorsunuz bir bloğumuz yandı. Allah’a şükür Antalya’daki büyük kurumlar bize yardım edecek. O farkındalığın artması açısından da bunun önemli olduğunu düşünüyorum. Yardımlarla birlikte yanan merkezimiz 6 ay içinde yeniden açılacak. Ayrıca Cumhurbaşkanımızın desteğiyle 900 yataklı hastanemiz de gündeme gelecek. Yoğun bakım sayımız artacak. Yoğun bakım kapasitesi, birçok tedaviyi uygularken bizi en çok yavaşlatan basamaktı. Yoğun bakım yetersizliği nedeniyle birçok hastamı kabul edemiyorum. Çünkü yoğun bakımlarım dolu" diye konuştu. Yeni hastanenin hizmete girmesiyle birlikte hem Antalya’nın hem de Türkiye’nin önemli ölçüde rahatlayacağını vurgulayan Özkan, "Bu hastane açılır açılmaz herkes çok rahatlayacak. O yüzden müteahhit firmayla çok yakın temas halindeyiz ve sürecin hızla tamamlanmasını istiyoruz. Yukarıdan gelen maddi destek de bu sürecin hızlanması açısından son derece önemli. Onlarla da sürekli temas halindeyiz. Bu hastaneyi en kısa zamanda Antalya’nın ve Türkiye’nin hizmetine açmayı çok arzu ediyorum" dedi.
Isparta Eğirdir ve Kovada Gölü’nde kaçak avcılığa geçit yok: 800 metre ağ ele geçirildi suçüstü yakalama yapıldı Isparta’nın Eğirdir ilçesinde Kovada Gölü ve Eğirdir Gölü’nde gerçekleştirilen denetimlerde yaklaşık 800 metre kaçak ağ ele geçirilirken, yasa dışı avcılık yapan şahıslar suçüstü yakalandı. Suçüstü yakalanan şahıslara Su Ürünleri Kanunu kapsamında idari para cezası uygulandı. Isparta’nın Eğirdir ilçesinde su ürünleri kontrol ekipleri tarafından kaçak balık avcılığına yönelik denetimler aralıksız sürdürülüyor. Kovada Gölü Milli Parkı ve Eğirdir Gölü’nde gerçekleştirilen son denetimlerde hem kaçak av malzemeleri ele geçirildi hem de yasa dışı avcılık yapan şahıslar suçüstü yakalandı. Kovada Gölü’nde 800 metre kaçak ağ ele geçirildi Eğirdir İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü Su Ürünleri Kontrol Ekipleri tarafından Kovada Gölü Milli Parkı’nda yapılan denetimlerde, göle izinsiz şekilde bırakıldığı belirlenen yaklaşık 800 metre uzunluğundaki uzatma ağı tespit edilerek ele geçirildi. Yasak dönemde kullanıldığı belirlenen ağlara el konulurken, ağ içerisinde bulunan canlı balıklar yeniden doğal yaşam alanı olan göle bırakıldı. Eğirdir Gölü’nde kaçak avcılar suçüstü yakalandı Eğirdir Gölü’nde yürütülen denetimlerde ise yasa dışı avcılık yapan şahıslar ekipler tarafından takibe alındı. 21 Nisan 2026 tarihinde Gelendost ilçesine bağlı Afşar pompası açıklarında gerçekleştirilen kontrollerde, halk arasında "sürütme ağı" olarak bilinen ığrıp yöntemiyle avcılık yapıldığı belirlendi. Doğal dengeye zarar veren bu yöntemle avlanan şahıslar göl ortasında suçüstü yakalanarak haklarında 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu kapsamında idari para cezası uygulandı. Denetimler sırasında kaçak avcılıkta kullanılan 1 adet şişme bot ile ığrıp ağına da el konuldu. (ETK-
Samsun Terme’de çocuklar yönetimi katılıyor Samsun Terme’de Kent Konseyi öncülüğünde oluşturulan Çocuk Meclisi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı öncesinde düzenlenen programla 50 çocuğun rozet takmasıyla hayata geçirildi. Terme Kent Konseyi’nin öncülüğünde hayata geçirilen Çocuk Meclisi, Belediye Kültür Merkezi’nde düzenlenen kuruluş ve rozet takdim töreni ile tanıtıldı. 23 Nisan Ulusal Egemenlik Çocuk Bayramı öncesinde gerçekleştirilen programda çocuklar büyük bir coşku eşliğinde meclisteki yerlerini aldı. 23 Nisan ruhuyla ilk adım Program kapsamında, 50 öğrenciye Çocuk Meclisi üyelik rozetleri takdim edilerek resmi görev süreci başlatıldı. Törene, Terme Belediye Başkan Yardımcısı Sezai Uzun, Terme Kent Konseyi Başkanı Dilek Aydın, konsey üyeleri, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, veliler ile çok sayıda öğrenci katıldı. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı öncesinde anlamlı bir adıma imza atıldığını belirten Terme Kent Konseyi Başkanı Dilek Aydın, çocukların demokratik katılım bilinci kazanması ve şehir yönetimine dahil olmalarının amaçlandığını belirtti. Çocuklar kent yönetime katılıyor Törende konuşan Çocuk Meclisi Başkanı Gamze Acar, çocukların sadece geleceğin teminatı değil, bugünün de paydaşları olduğunu vurguladı. Başkan Acar, meclis üyelerinin, kent yaşamına ilişkin fikirlerini doğrudan ifade edebileceğini ve çeşitli sosyal sorumluluk projelerinde görev alacağını belirterek, "Terme’de çocukların sesini duyurabileceği, projeler üretebileceği bir Çocuk Meclisi’nin kuruluşuna öncülük etmekten gurur duyuyoruz. Çocuklarımızın özgüven kazanmaları ve yaşadıkları şehre aidiyet hissetmeleri hedefiyle kurulan Çocuk Meclisi’miz sayesinde, Terme’de çocuk odaklı projelerin artmasına vesile olacağını düşünüyoruz. Çocuklarımızla birlikte ilçemize çocuk gözüyle bakarak yeni fikirler geliştireceğiz" dedi.