EKONOMİ - 09 Ocak 2024 Salı 15:48

Rüzgâr enerjisi santrali ile 1 milyon kişinin yıllık enerji ihtiyacı karşılanacak

A
A
A
Rüzgâr enerjisi santrali ile 1 milyon kişinin yıllık enerji ihtiyacı karşılanacak

ERN Holding’in bünyesinde yer alan Yelen Gülpınar Enerji Üretim Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin yatırımı olan Gülpınar Rüzgâr Enerjisi Santrali projesinin finansal kapanışını gerçekleştirdi. 250 milyon euro yatırım tutarıyla 1 milyon kişinin yıllık enerji ihtiyacı karşılanacak.



Çanakkale Denizgöründü mevkiinde bulunan, Gülpınar RES Projesi’nin 35 MW’lık ilk fazı Mart 2020’de devreye alınmıştı. Proje kapsamında gerçekleştirilen ilave 159 MW ikinci faz yatırımı ile toplamda 194 MW kurulu güce erişilmesi ve Türkiye’nin enerji ihtiyacının karşılanmasında ilave kapasite oluşturulması açısından kritik bir rol oynaması hedefleniyor. ERN Holding’in bünyesinde bulunan Yelen Gülpınar Enerji Üretimi Sanayi ve Ticaret A.Ş’nin yatırımı Olan Gülpınar Rüzgar Enerjisi Santrali finansal kapanışı İstanbul’da gerçekleştirildi. Toplantıya Yıldızlar Grup ve ERN Holding Yönetim Kurulu Başkanı Müfit Eren, Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, KfW IPEX-Bank Genel Müdür’ü Belgin Rudack, Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası Genel Müdürü İbrahim Öztop katıldı.



Toplam yatırım tutarı 250 milyon euro olan projenin, 96,5 milyon euro tutarındaki kısmı Alman İhracat Destek Kuruluşu olan Euler Hermes garantisi kapsamında KfW-Ipex Bank’tan temin edilirken, geri kalan kısım özkaynak katkısına ilave olarak ülkemizin önde gelen bankalarından Türkiye İş Bankası ile Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası’ndan temin edilen krediler ile finanse edildi.



En büyük beşinci RES yatırımı


Yıldızlar Grup ve ERN Holding Yönetim Kurulu Başkanı Müfit Eren, “Gülpınar Rüzgar Enerji Santrali, Mayıs 2024 itibariyle tüm fazları devreye alınarak yatırımın tamamlanmasıyla, Türkiye’nin rüzgâr enerjisi alanındaki en büyük beşinci Rüzgâr Enerjisi Santrali yatırımı olacak. Yıllık 630 milyon kWh yenilenebilir enerji üretimiyle, 200 bin hanenin, yani ortalama 1 milyon insanın yıllık enerji ihtiyacını karşılayarak 400 bin ton karbon (CO2) emisyonu salınımının önüne geçecek ve Türkiye’nin enerji ihtiyacında dışa bağımlılığın azaltılmasına önemli ölçüde katkı sağlayacak” dedi.



250 milyon euro yatırım tutarlı RES


Gülpınar RES Projesi Finansman Kapama toplantısında açıklamalarda bulunan ERN Holding Yönetim Kurulu Başkanı Eren ‘’Hem ülkemiz hem de geleceğimiz için önemli bir yatırım argümanı ve aynı zamanda yarınlarımızın teminatı olan yenilenebilir enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi için sürdürülebilirliği işimizin odağına aldık. Gülpınar Rüzgâr Enerjisi Santrali, yenilenebilir enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve ilave kapasite oluşturulması bakımından önem arz ediyor. Gülpınar Rüzgar Enerji Santrali projemizde, Mayıs 2024’te türbinlerin tamamının devreye alınmasıyla toplam 194 MW kurulu güce erişeceğiz. Gülpınar RES, Türkiye genelinde rüzgâr enerjisi alanındaki en büyük beşinci Rüzgâr Enerjisi Santrali olacaktır’’ ifadelerini kullandı.



Yenilenebilir Enerji alanında uluslararası bir oyuncu haline gelmeyi hedefliyoruz


Gülpınar Rüzgâr Enerjisi Santrali dışında yenilenebilir enerji projelerine devam edeceklerini belirten ve grubun gelecek hedeflerine değinen Eren ‘’Hedefimiz, önümüzdeki 5 yıl içerisinde şirketimizin yenilenebilir enerji alanında ülkemizin sayılı şirketleri arasına girmesini sağlamaktır. Bir taraftan yurtiçinde büyürken, diğer taraftan da vizyonumuzu ve tecrübelerimizi yurtdışına taşıyarak benzer projeler gerçekleştirmek ve enerji konusunda uluslararası bir oyuncu haline gelebilmektir.’’ dedi.



“2030 yılına kadar karbon ayak izini yüzde 61 oranında azaltama sözü verdik”


Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran konuşmasında, enerji sektöründe 2030 yılına kadar karbon ayak izini yüzde 61 oranında azaltama sözü verdiklerini hatırlatarak, “Böyle değerli bir yatırıma imza atan ERN Holding ve Yıldızlar Grup’u kutluyorum. Rüzgar enerjisi konusunda ülkemizdeki kapasite bugün itibariyle 11 bin 696 MW ulaşmış durumda. Türkiye’nin bu konudaki hayali ve hedefi 2035 yılı içinde 29 bin 600 MW çıkarmak. Dolayısıyla bu şu anlama geliyor: 12 yıl boyunca bizim bu tarz imza törenlerinde sık sık bir araya gelmemiz gerekiyor. Bu sebeple Türkiye olarak tüm kaynaklarımızı seferber etsek, bütün enerjimizi kullansak 1 yılda 2 bin MW kurabiliyoruz. Dolayısıyla zaman uzun gibi görünüyor ancak çok çalışmamız gerekiyor. Bu yatırımın ne denli önemli olduğunu bu şekilde vurgulamak istiyorum” diye konuştu.



Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınmasında önemli bir rol oynadıklarını dile getiren Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası Genel Müdürü İbrahim Öztop, “Banka olarak, ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmasında öncü rol oynamaya 2024 yılında da devam edeceğiz. Gülpınar RES projesi, yenilenebilir enerji alanındaki yatırımlarımızın ne kadar stratejik ve değerli olduğunun bir göstergesi. Projenin hem ulusal hem de uluslararası finans kuruluşlarının katkılarıyla hayata geçirilmesi büyük bir önem arz ediyor. Gülpınar RES projesinin, Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanında attığı sağlam adımların bir yansıması olduğunu düşünüyoruz. Hayata geçirilen projenin diğer projelere de örnek teşkil etmesinden dolayı memnuniyet duyuyoruz" şeklinde konuştu.



Banka genel müdürlerinin konuşmaları ardından gerçekleşen imza töreni sona ererken Müfit Eren, ’’Ülkemize, finans sistemimize, şirketimize ve projemize güvenen, Alman İhracat Destek Kuruluşu Hermes’e, değerli bankalarımız KfW IPEX - Bank’a, Türkiye İş Bankası’na, Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası’na, türbin tedarikçimiz ve çözüm ortağımız Enercon’a, projenin gerçekleşmesinde önemli rol oynayan ve katkı sağlayan hukuk, teknik, çevre danışmanlarımıza, bu yatırımın gerçekleşmesinde özverisi ile katkı sağlayan tüm ERN Holding ve Yıldızlar Grup ailesine ve en son olarak bizi bugün burada yalnız bırakmayan çok değerli basın mensuplarımıza teşekkürlerimi bir borç bilirim’’ sözlerine ekledi.



Toplantıda yer alan KfW IPEX-Bank Genel Müdür’ü Belgin Rudack, projenin içinde yer almaktan büyük bir gurur duyduklarını belirterek, “Banka olarak Türkiye ekonomisini 50 yıldan uzun süredir destekliyoruz. Sürdürülebilir proje yatırımlarında böylesine gurur verici projeleri desteklemekten gurur duyuyoruz” dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Afyon Başkan Kavas, otizmli bireyler ve ailelerin yaşadığı güçlüklere dikkat çekti Ulusal Otizm Konfederasyonu Genel Başkanı Fatma Kilci Kavas, otizmin eksiklik değil, doğru destek ve erken tanı, bireyin potansiyelini ortaya koyabileceği nörogelişimsel bir farklılık olduğunu ifade ederek, "Ancak ne yazık ki ülkemizde otizmli bireyler ve aileleri; eğitimden sağlığa, sosyal hayattan istihdama, bakım hizmetlerinden bağımsız yaşam hakkına kadar birçok alanda ciddi güçlüklerle karşı karşıya kalmaktadır" dedi. Başkan Kavas, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamasında otizmli bireylerin toplumdaki yerine ve otizme karşı toplum bakış açısına dikkat çeken Kavas, "Ulusal Otizm Konfederasyonu olarak bir kez daha ifade ediyoruz ki; otizmli bireylerin yaşam hakkı, eğitim hakkı, sağlık hakkı, sosyal hayata katılım hakkı ve güvenli bir gelecek hakkı tartışmasızdır. Otizmli bireylerimizin yalnızca belirli gün ve haftalarda hatırlanması değil yılın her günü hak temelli, sürdürülebilir ve kapsayıcı politikalarla desteklenmesi gerekmektedir. Ailelerimiz büyük bir mücadele vermektedir. Pek çok aile tanı sürecinden itibaren yalnız bırakılmakta, yeterli yönlendirmeye ulaşamamakta, eğitim olanaklarına erişimde zorluk yaşamakta, ekonomik ve sosyal yükün altında yıpranmaktadır. Bu nedenle otizmli bireyin desteklenmesi kadar, ailenin güçlendirilmesi de kamusal sorumluluğun ayrılmaz bir parçasıdır. Otizmli çocuklarımızın, gençlerimizin ve yetişkin bireylerimizin görünür olması; yeteneklerinin fark edilmesi; toplumun her alanında saygıyla, anlayışla ve eşit fırsatlarla var olabilmesi hepimizin ortak sorumluluğudur. Unutulmamalıdır ki asıl ihtiyaç, acıma değil anlayış; dışlama değil kabul; ihmal değil güçlü bir destek sistemidir. Otizmi fark etmek yetmez; anlamak, desteklemek ve birlikte yaşamı güçlendirmek gerekir" dedi.
Yozgat Yozgat Sağlıklı Yaşam Merkezi özel çocuklara umut oluyor Yozgat Sağlıklı Hayat Merkezi, bünyesinde barındırdığı Çocuk Gelişimi birimiyle özel ihtiyaçlı çocuklara ve ailelerine umut olmaya devam ediyor. 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü dolayısıyla kapılarını açan merkezde ücretsiz eğitim alan Ali Asaf Kılıç’ın kat ettiği mesafe otizmin nitelikli eğitimle aşama kat edilebilir olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Yozgat İl Sağlık Müdürlüğü bünyesindeki Sağlıklı Hayat Merkezi, otizm spektrum bozukluğu başta olmak üzere çeşitli özel ihtiyaçları olan çocuklara kapılarını açıyor. Uzman çocuk gelişimciler eşliğinde yürütülen bireysel eğitim süreçleri, çocukların sosyal becerilerini artırmayı ve günlük hayata adaptasyonlarını sağlamayı hedefliyor. Merkezde eğitim alan çocuklardan biri olan Ali Asaf Kılıç, uzman desteğiyle gelişim basamaklarını emin adımlarla tırmanıyor. Uzmanlar eşliğinde gerçekleştirilen oyun terapileri ve sosyal etkileşim çalışmaları sayesinde Ali Asaf’ın iletişim becerilerinde olumlu aşamalar kat edildiği gözlemlendi. "Otizmli bireylere oyun temelli yaklaşım uyguluyoruz" Merkezde görevli Çocuk Gelişimi Uzmanı Şeyma Örs, verilen hizmetin tamamen ücretsiz olduğunun altını çizerek, "Otizm spektrum bozukluğu çocuğun doğuştan gelen nörogelişimsel bir farklılığı olduğunu düşündüğümüz bir spektrumdur. Genel hatlarıyla göz teması kurmaması, sınırlı ilgi ve tekrarlayıcı davranışlar, yönergelere tam olarak karşılık verme, sosyal izolasyonla biz bu çocukları fark edebiliyoruz. Otizmli bireyler ve ailelerine yönelik burada oyun temelli bir yaklaşım uygulamaktayız. Bu süreçte özel eğitim süreçlerini takip ediyoruz hem de otizmli bireylere oyun temelli özel eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunuyoruz. Bu hizmetlerimiz ücretsiz. Ailelerimiz Türkiye’nin 81 ilinde bulunan Sağlıklı Hayat Merkezlerindeki Çocuk Gelişimi birimlerine başvurarak hem özel eğitim alanlarında destek alabilirler hem bu alanda danışmanlık alabilirler hem de çocukların gelişiminin değerlendirilmesi açısından bu alanlardan faydalanabilirler" dedi. "Aileler bu durumu fark edince uzmanlara başvurmalı" Otizm fark edildiğinde yapılması gerekenler hakkında bilgi veren Örs, "Aileler çocuklarıyla ilgili farklılıkları gözlemlediğinde ne yapabilirler? Vakit kaybetmeden evlerine yakın Sağlıklı Hayat Merkezi veya hastane çocuk psikiyatrisi, çocuk doktoru gibi alanlardaki uzmanlara başvurup çocuklarıyla ilgili değerlendirme almaları ve özel eğitime başlamalarını tavsiye ediyoruz" diye konuştu. "6 haftadır geliyoruz ve oğlum harika gelişim sağladı" Ali Asaf Kılıç’ın babası Ali Kılıç, "Oğlum 800 gram doğdu ve 3 ay kuvözde büyüdü. 1 kilo 800 gram olarak bize verdiler. 2 buçuk yaşındayken atipik otizm tanısı konuldu. Özel eğitimlerimize devam ediyorduk ve burayı tavsiye üzerine aldık. Yaklaşık 6 haftadır geliyoruz ve harika bir gelişim sağladı. Eğitim mükemmel. Velilerin bu türlü yerlere gelmelerini tavsiye ederim ve çocukların eğitimini buralarda da sağlayabilirler" şeklinde konuştu. "Hizmetler ücretsiz, çok memnunuz" Ali Asaf konuşmadığı için doktorlara başvurduklarında atipik otizm tanısı konulduğunu söyleyen baba Kılıç, "Özel eğitim, ergoterapi ve dil konuşma eğitimlerine başladık. Özel eğitim rehabilitasyon merkezinde buranın var olduğunu öğrendik ve bir başvuralım dedik evladımız için. Denedik ve 6 hafta içerisinde özel eğitim ve ergoterapi ile birlikte çok güzel yol aldığımızı gördük. Halen devam ediyoruz. Eğer ki böyle yerlere ihtiyaç duyan veliler varsa özel çocuklar varsa buraya rahatlıkla gözü kapalı gelebilirler. Çok çok memnunuz. Özellikle hocamızdan çok çok memnunuz. Biz anne babaysak ebeveynsek hocamız da oğlumun ikinci anne ve babası olabilecek bir kişi. Hizmetler ücretsiz. Hiçbir ücret talep etmiyorlar, devlet karşılıyor. Çok memnunuz. Devletin de bu konuda böyle yerler açmasını daha fazla açmasını temenni ediyoruz" ifadelerine yer verdi.
Elazığ Hemşirenin ısrarıyla gittiği taramada meme kanseri çıktı: Hayatı kurtuldu Elazığ’da hemşire arkadaşının ısrarıyla sağlıklı hayat merkezine giderek mamografi çektiren 56 yaşındaki Leyla Baydar’ın memesinde kitle tespit edildi. Ücretsiz tarama programı sayesinde kanseri erken teşhis edilen Baydar, geçirdiği ameliyat ve kemoterapi tedavisinin ardından sağlığına kavuştu. Elazığ İl Sağlık Müdürlüğü Şehit Mehmet Aygün Sağlıklı Hayat Merkezi’nde yürütülen ücretsiz kanser tarama programından yararlanan 3 çocuk annesi Leyla Baydar (56), hemşire arkadaşının ısrarı üzerine mamografi çektirdi. Sonuçta memesinde kitle tespit edilen Baydar, Fethi Sekin Şehir Hastanesi’ne sevk edildi. İlk kitle temiz çıkmasına karşın 6 ay sonra yapılan kontrolde yeni bir kitle tespit edildi ve biyopsi sonucu kötü huylu olarak değerlendirildi. Kısa süre içinde ameliyat olan Baydar, bir yıl boyunca kemoterapi gördü. Şu an kontrol sürecini sürdüren Baydar, ağrı olmasa bile taramaya gidilmesi gerektiğini vurgulayarak herkesi ücretsiz tarama hizmetlerinden yararlanmaya davet etti. Hem kanser taramalarının önemine hem de hastanın son durumu hakkında bilgi veren Dr. Hilal Türker, " Kanser taramalarını yapıyoruz. Meme kanseri taraması, rahim ağzı kanseri taraması ve bağırsak kanseri taramalarını yapıyoruz. Bunu belli yaş gruplarında yapmaktayız ve ücretsiz olarak yapılmaktadır. Beş yılda bir rahim ağzı kanseri taraması, yine yılda bir bağırsak kanseri taramalarımızı rutin olarak ücretsiz bir şekilde yapmaktayız. Leyla Hanım da bu taramalar sırasında bize başvurdu ve memesinde bir kitle tespit edildi. Fethi Sekin Şehir Hastanesi’ne sevk yapıldı. Bu şekilde tanı alarak tedavisi tamamlanmıştır. Dört yıl önce tanı alan hastamız şu an iyi durumda, rutin hayatını sürdürebilmekte. Bu sebeple meme kanseri taramaları çok önemlidir" dedi. "Ağrı olmadan yok demesinler, herkes taramaya gelsin" Hiç bir ağrı hissetmediğini, hemşire arkadaşının ısrarı üzerine yaptığı taramada kansere yakalandığını dile getiren Leyla Baydar, " Hemşire arkadaşım ‘Gel, sana mamografi çekelim’ dedi beni de ‘Yok’ dedim. Birkaç sefer tekrar etti. En sonunda, beni ikna etti, gittim ve çektirdim. Sonuç çıktı ve kitle bulundu. Beni Fethi Sekin Şehir Hastanesi’ne gönderdiler. Sağ olsunlar, orada gittiğimde, ilgilendiler. Hemen 10 sonra kitle alındı. O kitlem temiz çıktı. Doktorum bana, ‘6 ay sonra bir daha mamografi, ultrason’ çekmelisin dedi. Bu sefer Fırat Üniversitesi Hastanesi’nde çektirdim. Tekrar kitle çıkmış. O kitlenin biyopsisi kötü çıktı. Ondan sonra tekrar o kitle yine alındı. Sonra yine kötü dediler ve 2 ay sonra sonuç çıktı. Bu sefer ‘Komple memen alınacak, içinde ufak ufak kitleler var’ dediler ve aldılar. Bir yıl de kemoterapi gördüm. Çok şükür, iyiyim şu anda. Halen tedavimi görüyorum. 3 ayda bir kontrole gidiyorum. Her gün bir ilacım var, kullanıyorum. 5 seneyi atlatırsam kurtulmuşumdur. Benim arkadaşım beni zorlamasaydı, hemşire arkadaşım, gitmeyecektim. Çünkü ağrı yok. Ağrı olmuyor. Ama ben herkese söylüyorum bunu; ağrı olmadan ‘yok’ demesinler. Bu, herkesin yaptırması gereken bir şey. Yaşam merkezinde ücretsiz, her şeye bakıyorlar. Gelsinler. Ne kadar erken fark ederlerse o kadar iyi. Bütün doktorlarıma teşekkür ediyorum, buradakilere, özellikle hemşire arkadaşıma çok teşekkür ediyorum, Ayşe ablamıza. Şu an iyiyim. Sadece ağır iş yapamıyorum. Hamdolsun, çok şükür iyiyim. Rabbim kimsenin başına vermesin" dedi.
Ankara Türk Kızılay’dan Oktay Kaynarca ile kan bağışı çağrısı ’Birbirimize candan bağlıyız’ sloganıyla toplumda kan bağışı farkındalığını artırmayı hedefleyen Türk Kızılay, ünlü oyuncu Oktay Kaynarca’nın gönüllü olarak yer aldığı bir kampanya filmiyle izleyicilerin karşısına çıktı. Bir süper kahraman hikayesiyle başlayan film, asıl kahramanlığın kan bağışıyla mümkün olabileceğini çarpıcı bir biçimde aktarıyor. Gönüllü kan bağışçılarının desteğiyle ülke genelinde bin 140 hastanenin günlük kan ve kan ürünleri ihtiyacını karşılayan Türk Kızılay, vatandaşları düzenli kan bağışına yönlendirmek amacıyla yeni bir kampanya filmini kamuoyuyla buluşturdu. Bir kaza sahnesiyle açılan filmde, süper güçlere sahip bir karakter olarak hızla olay yerine ulaşan Kaynarca, tehlike altındaki bir baba ve kızını kurtarıyor. Ardından kurgu yerini gerçeğe bırakıyor ve izleyici asıl mesajla buluşuyor. Gerçek kahramanlık için süper güçlere ihtiyaç olmadığını vurgulayan Oktay Kaynarca, ‘Unutma, kahraman sensin’ sözleriyle izleyicileri kan bağışçısı olmaya davet ediyor. ‘Birbirimize candan bağlıyız’ kampanyasının bir parçası olarak hazırlanan film, tek bir ünite kan bağışının üç kişinin hayatına dokunabileceğini hatırlatırken, yapılan her bağışın doğaya üç fidan olarak geri kazandırıldığına da dikkat çekiyor. "Herkesi bu iyiliğin bir parçası olmaya davet ediyorum" Kampanyaya ilişkin konuşan Oktay Kaynarca, "Kahramanlık bazen çok basit bir adımla başlar. Kan bağışı da bu adımların en değerlilerinden biri. Kan ihtiyacı her gün devam eden hayati bir gereklilik. Bugün verilen bir ünite kan, yarın bir hayat kurtarabilir. Herkesi bu iyiliğin bir parçası olmaya davet ediyorum" dedi. Türk Kızılay, kampanyaya verdiği destek için Oktay Kaynarca’nın adını memleketi Malatya’daki bir kan merkezine verecek. Usta oyuncu, merkezin açılışına da katılacak. Kan acil değil, sürekli ihtiyaçtır Türk Kızılay, ‘Kan acil değil, sürekli ihtiyaçtır’ yaklaşımıyla çalışmalarını sürdürürken, gönüllü bağışçıların desteğiyle 2025 yılında 3 milyon kan bağışına ulaştı ve ülke genelinde 300’den fazla mobil ve sabit ekiple kan bağışı çalışmalarına devam ediyor. Stoklarını belli bir seviyede koruyabilmek için günlük 9 bin ünite kan bağışına ihtiyaç duyan Kızılay’a, 18-65 yaş arası sağlıklı her birey yalnızca 15 dakikasını ayırarak destek olabiliyor. Kan bağışında bulunmak isteyen vatandaşlar, kendilerine en yakın kan bağışı noktası ve güncel hizmet saatlerine kanver.org adresi üzerinden ulaşabiliyor.