EKONOMİ - 26 Eylül 2025 Cuma 10:22

Seramikçiler Cersaie 2025’te buluştu

A
A
A
Seramikçiler Cersaie 2025’te buluştu

Türkiye’nin önde gelen seramik markalarından Bien, bu yıl da sektörünün en prestijli fuarlarından Cersaie 2025 Fuarı’nda yerini aldı. Cersaie’de global vizyonunu sergileyen marka, ziyaretçilere estetik, fonksiyonellik ve sürdürülebilirlik değerlerini bir arada sundu.

Uluslararası Seramik Karo ve Banyo Mobilyaları Fuarı Cersaie 2025, 22-26 Eylül tarihleri arasında İtalya’nın Bologna kentinde gerçekleşti. Fuar, yeni ürünler keşfetmek, sektördeki gelişmeleri takip etmek ve tasarım ve mimarlık profesyonelleriyle bağlantı kurmak isteyen mimarları, tasarımcıları, inşaatçıları ve iş profesyonellerini bir araya getirdi. Fuar ziyaretçilere iç mekan ve mimari alanların oluşumunu etkileyen yeni nesil malzemeleri görme fırsatı sunarken gelecek tasarım trendlerine de yön verecek etkinliklere ev sahipliği yaptı. 20’ye yakın Türk şirketinin katıldığı fuarda, Türkiye’nin lider seramik üreticilerinden Bien ürünlerini sergiledi. Bien & Qua & BiQ Slab Maxton İhracat Genel Müdür Yardımcısı Çiğdem Çakır Suna, şirketin çalışmaları ve hedeflerine yönelik açıklamalarda bulundu.

Seramikçiler Cersaie 2025’te buluştu

Şirketin düzenlendiği gala gecesine değinen Çiğdem Çakır Suna, ’’Bu yıl 4’üncüsünü düzenledik. Palazzo Re Enzo, Bologna’nın tam merkezinde, Piazza Maggiore’de bulunan tarihi bir saray. Saray turistik gezilere kapalı. Orayı görebilmek için ya belli şirketler aracılığıyla kiralama yapmak ya da bir organizasyona katılmak gerekiyor. Aksi halde gezmek mümkün değil. Bu nedenle İtalya’nın kalbinde böyle bir etkinlik düzenliyor olmak bizim için çok kıymetli. Geçen sene şöyle bir deneyim yaşamıştık: Meydanda Qua ve Bien Türk markaları ışıklarla yansıtıldı ve oradan geçen herkes gördü. Ertesi gün birçok müşteri, "Kim bu Qua-Bien, dün meydanda gördük" diyerek merakla standımıza gelmişti. Böyle bir etkisi de oluyor’’ dedi.

Seramikçiler Cersaie 2025’te buluştu

Suna, sözlerine şöyle devam etti: ’’Cersaie fuarı 41’inci yılında bu sene. Bu arada Cersaie, yapı grubunda çok prestijli ve önemli bir fuardır. Sektörün en büyük fuarıdır. Vitrifiyenin de kendi ayrı bir fuarı vardır. Ama burada vitrifiye sergilenir. Ama aslında Cersaie tam bir seramik fuarıdır. Geçtiğimiz yıl 40’ıncı senesini kutladı Cersaie. Biz de onun şerefine zaten kaledeki etkinliklerimizi geçen sene, 2 gün boyunca yapmıştık. Bien ile 26 yıldan beri katılıyoruz. Qua ile de bu 6’ncı senemiz.’’

Seramikçiler Cersaie 2025’te buluştu

’’Suriye şu an hedef pazarlarımızdan’’

Farklı ülkelerde de fuarlara katıldıklarını belirten Suna, ’’Big 5 diye bir fuar; yine prestijli, Ortadoğu’da yapılan bir fuar var. Dubai ayağına katılıyoruz. Moskova’da Mosbuild fuarına katılıyoruz. Amerika’da Coverings fuarına katılıyoruz. Suudi Arabistan’da yine Big 5’a katılıyoruz. Ekim’de bir aksilik olmazsa Suriye Şam’da bir yapı fuarı olacak. Dünya çapında birçok fuara katılıyoruz. Bunun dışında başka müşteri etkinliklerinde de her zaman müşterilerimize destek oluyoruz. Suriye bizim şu an hedef pazarlarımızdan. Şu anda Türkiye’den yapılan bu zamana kadar bu sene seramik ihracatının yüzde 37’sini grup olarak biz yapıyoruz’’ şeklinde konuştu.

’’BiqSlab yatırımıyla üretim kapasitemizi daha da genişlettik’’

Şirket hakkında bilgi veren Suna ’’Qua, Bien ve şu anda yeni hayata geçirdiğimiz Biq Slab Maxton markalarımız mevcut. Ayrıca BiqSlab yatırımıyla üretim kapasitemizi daha da genişlettik. Q Yatırım Holding 1965 yılında seramik sektörüne giriyor. Daha sonra Yönetim Kurulu Başkanımız Ali Ercan Bey’in yatırımcı vizyonuyla 2016 yılında markamız hayata geçiriliyor. Bu sene ise Biq Slab yatırımımız üretim faaliyetlerine başladı. İlk hattımız haziran ayında açıldı. Grup olarak toplamda Bien ve Qua markalarıyla yıllık 100 milyonu aşkın üretim kapasitesine sahibiz. Qua ve Bien’de 100 milyon metrekareyi aşan bir üretim kapasitesi var. 2 markamızın toplamda 6 fabrikası bulunuyor. Bunlardan biri Aydın-Çine’de yer alan yeni yatırımımız Biq Slab Maxton fabrikası, diğeri ise Aydın-Söke’deki Qua fabrikamız. Geri kalan 4 fabrikamız ise Bien markasına ait; Bien Banyo ve Bien duvar seramiği fabrikalarımız Bilecik-Bozüyük bölgesinde yer alıyor. Şu an üretim kapasitemiz 100 milyon metrekareyi aşkın. Maxton yatırımımızla birlikte bu rakam 200 milyon metrekareyi geçiyor ve böylece globaldeki 5 büyük oyuncudan biri oluyoruz. 10 milyar TL’lik yatırım yapıldı. Haziran ayında ilk slab hattımızı ve fırınımızı açtık. 4 Haziran 2025’te üretime başladık’’ ifadelerini kullandı.

Seramikçiler Cersaie 2025’te buluştu

’’Amacımız o hedef pazarlarımızda lokalleşip daha da büyümek’’

100’e yakın ülkeye ihracat yapıldığı bilgisini veren Suna, ’’Grup olarak bizim yurt dışında kendimize ait 4 tane iştirakimiz var. İngiltere’de, Amerika’da, Almanya’da ve İtalya’da. Ayrıca bunlara ilave şu anda İngiltere’de 52 yıllık bir yapı marketi grubu satın aldık; Tileflair. Lokalde birazcık daha damarlara yayılmak istiyoruz. Amacımız o hedef pazarlarımızda lokalleşip daha da büyümek, daha fazla Türkiye’den ihracatın arttırılması. Hedef pazarlarımız arasında Suriye, ABD var. İngiltere pazarını genişletmek, daha da büyütmek istiyoruz yaptığımız yatırımlarla. Aslında birazcık da Afrika bölgesi çok daha yeni gelişen bir pazar. Oraya bu sene fuarlarda belki araştırıyoruz, nereye katılabiliriz diye. Tabii en çok kendi şirketlerimizin olduğu Almanya, İngiltere, Amerika. Kanada, Fransa Irak mesela. Irak’ta çok fazla projeler var. 10 hedef pazarımızın içerisinde Suriye ama ilk 5 hedef pazarımız Fransa, Almanya, İngiltere, Irak, ABD. Uzakdoğu, Afrika, Amerika Birleşik Arap Emirlikleri Ortadoğu bölgesinde. Bu projelerin yeni yeni yoğunlaştığı yerler. Biz de Avrupa’da dediğimiz gibi iyiyiz. Ama neden daha iyi olmayalım? Fransa mesela çok da artı. Çok büyük bir potansiyel var Fransa’da’’ diye konuştu. Suna, sözlerine şöyle devam etti: ’’2024 yılında 2023 yılına oranla metrekare oranı sektör yüzde 27 artış gösterirken biz grup olarak yüzde 137 artış gösterdik. Bu yılın Ocak-Haziran, ilk 6 ayına baktığımızda yine metrekare bazında 2024 yılına göre yüzde 3 oranında sektör küçülmüş. Ama biz grup çıkış metrekaresinde yüzde 58 yine büyümüşüz bu sene ilk 6 ay verilerine göre de. Şu anda Türkiye’nin toplam seramik ihracatının yaklaşık yüzde 30’unu biz gerçekleştiriyoruz.’’

Teknolojik ürün olan Magic Light’tan bahseden Suna, ’’Pandemi gibi bir süreç atlattık ve hijyen çok daha ön plana çıktı. Bu hijyen anlayışıyla biz nasıl dokunmadan, temizlemeden daha steril bir hayat yaşayabiliriz? Magic Light’ın aslında ana fikri oradan geliyor. Ve o 90 saniye içerisinde o bakterilerin temizlenmesi, UV ışınlarıyla Türkiye’de bunu yapan ilk firma olmamız ve tabii ki dünyada bunun ciddi bir talebinin olması bizi sektörde bir adım daha öne taşımış oldu. Şu anda çok ciddi talep var, üretimler zaten devam ediyor. Dün bile standımızdan geçen birçok kişi ürünü görüp "Bu neymiş, çok güzel, çok kullanışlı" şeklinde olumlu geri bildirimler verdi’’ dedi.

’’Bütün kurduğumuz yeni yatırımlarımızın altyapılarını mutlaka yüzde 100 suyu geri dönüştürüyoruz’’

Şirketin çevreci yaklaşıma vurgu yapan Suna, ’’Yüzde 100’e yakın doğal malzemelerle, yeraltı kaynaklarıyla çalışıyoruz. Dolayısıyla aslında çevreci. Ama sizin firma olarak üretim politikalarınızı nasıl sürdürdüğünüz ile de çok değişken. Örneğin biz hem Qua’da hem Bien’de üretimde kullandığımız suyun yüzde 100’ünü geri dönüştürüyoruz. Bizim deşarj sistemimiz yok. Yüzde 100 sektörde çok büyük bir oran. Sustainability record diye en yüksek puanı aldığımız bir sistem var. Avrupa’da mesela satışlarda direkt müşterileri bize getiren en önemli faktörlerden biri. Öne çıkarıyor direkt. Yani sürdürülebilirlik bizim için böyle bir trend ya da moda değil. Biz bütün kurduğumuz yeni yatırımlarımızın altyapılarını mutlaka yüzde 100 suyu geri dönüştürüyoruz. Bütün fabrikalarımızın hemen hemen güneş panelleriyle, enerjisini güneşten sağladığımız kısımları var. Bunun dışında çevreci yatırımlarımız var. İstanbul Borsa Sürdürülebilirlik Endeksinde rekor skorlanan tek seramik firmasıyız. Dolayısıyla dediğim gibi sürdürülebilirlik bizim için bir trend ya da bir popülerlik değil. Bizim için bir hayat anlayışı’’ şeklinde konuştu.

’’2025 yılında grup toplamında hedefimiz 20 milyar TL’lik satış’’

Bu yıl için hedeflerini açıklayan Suna, ’’2025 yılında grup toplamında hedefimiz 20 milyar TL’lik satış. Büyümemiz de o hızda olduğu için ve pazarlar büyüdüğü, geliştiği için kendimiz de bu hedefle yola çıktık. Şu an onu takip ediyoruz. İhracat şu anda Qua’da yüzde 42, Bien’de yüzde 17. Aslında Qua tarafında yüzde 50-60’lara, Bien tarafında da yüzde 30-40’lara gelmeyi düşünüyoruz. Yani toplamda yüzde 40 beklentimiz var dersek daha net olmuş olur’’ dedi.

’’Dünyadaki en büyük tek çatı altında üretilen en büyük slab üretimi’’

200 milyon metrekare kapasiteye ulaşma sürecinden bahseden Suna, ’’Bu, 3 yıllık bir plan. Bu sene 4 Haziran’da hattı açmaya başladık. Ocak ayında ikinci hat gelecek. Önümüzdeki sene 2026 yılı içerisinde bu süreç devam edip, 2027’nin sonuna doğru yani 3 yıl içerisinde tamamlanması öngörülüyor. 3 yıl içinde toplamda açmayı planladığımız hat sayısı 11. 2025 ve 2026’da ilk 3 hattı devreye almayı, 2 hattı kesin devreye alıyoruz. Kalanı 3 yıla yayılacak şekilde de 11 hatlık bu projeyi tamamlıyoruz. Dünyadaki en büyük tek çatı altında üretilen en büyük slab üretimi. Bu arada slab tesisimizde, yani Maxton Çine tesisimizdeki en büyük yenilik; 350 metrelik kesintisiz bir fırına sahip olmamız. Bu ebatta üretim yapan hiçbir firmada bu uzunlukta bir fırın yok’’ ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kütahya Kütahya’da bayram coşkusu Kurban Bayramı dolayısıyla Kütahya’da düzenlenen bayram programlarında birlik ve beraberlik mesajları verildi. Vali Musa Işın öncülüğünde gerçekleştirilen programlarda vatandaşlarla bayramlaşılırken, huzurevi sakinleri, hastalar, sağlık çalışanları ile görev başındaki güvenlik güçleri de unutulmadı. Kurban Bayramı’nın ilk saatlerinde Ulu Cami’de yoğun katılımla bayram namazı kılındı. Ardından düzenlenen geleneksel bayramlaşma programında Vali Musa Işın, vatandaşlarla tek tek tokalaşarak bayramlarını kutladı. Programa; AK Parti Kütahya Milletvekili İsmail Çağlar Bayırcı, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Mustafa Baş, Belediye Başkanı Eyüp Kahveci, il protokolü, kurum amirleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Bayramlaşma programında vatandaşlarla sohbet eden Vali Işın, bayramların toplumsal dayanışmayı güçlendiren önemli günler olduğunu belirterek, "Bayramlar; sevgi, saygı, kardeşlik ve paylaşma duygularının en yoğun yaşandığı müstesna zamanlardır" ifadelerini kullandı. Vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılanan programda samimi görüntüler oluştu. Huzurevinde duygu dolu anlar Bayram programı kapsamında huzurevini ziyaret eden Vali Musa Işın, burada kalan yaşlı vatandaşlarla yakından ilgilenerek bayramlarını kutladı. Büyüklerin ellerini öpen ve sohbet eden Işın, yaşlı vatandaşlara çeşitli hediyeler de takdim etti. Ziyarette konuşan Vali Işın, yaşlıların toplumun en kıymetli değerleri olduğunu ifade ederek, "Sizler bizim baş tacımızsınız, sizler bize emanetsiniz" dedi. Bayramların toplumsal birlik ve beraberliği artırdığına dikkat çeken Vali Işın, İslamiyet’in yardımlaşmayı, paylaşmayı ve büyükleri ziyaret etmeyi öğütlediğini belirtti. Bayramlarda insanların anne ve babalarını ziyaret ettiğini, yaşlıların ve hastaların unutulmadığını vurgulayan Işın, bu değerlerin toplumun huzuruna büyük katkı sunduğunu söyledi. Kütahya Şehir Hastanesi’nde hastalara moral ziyareti Daha sonra Kütahya Şehir Hastanesi’ni ziyaret eden Vali Musa Işın, tedavi gören hastalar ve görev başındaki sağlık çalışanlarıyla bayramlaştı. Servisleri tek tek gezen Işın, hastalarla sohbet ederek geçmiş olsun dileklerini iletti. Hastalara acil şifalar temennisinde bulunan Vali Işın, hasta yakınlarıyla da görüşerek taleplerini dinledi. Sağlık çalışanlarının bayramda da büyük fedakârlıkla görev yaptığını ifade eden Işın, özverili çalışmalarından dolayı tüm sağlık personeline teşekkür etti. Emniyet teşkilatına bayram ziyareti Bayram boyunca vatandaşların huzur ve güvenliği için görev yapan polis teşkilatı da ziyaret edildi. Şehit Mehmet Kartal Polis Merkezi Amirliği’ne giden Vali Işın, görev başındaki polis memurlarıyla tek tek bayramlaştı. Emniyet personeline hitaben konuşan Işın, vatandaşların güvenliği için fedakârca çalışan polis teşkilatının önemli bir görev üstlendiğini belirterek tüm personele teşekkür etti. Bayramda da görevlerinin başında bulunan emniyet mensuplarına çalışmalarında kolaylıklar ve başarılar diledi. Jandarma personeliyle bayramlaşma Vali Musa Işın’ın bayram ziyaretleri kapsamında son durağı Merkez İlçe Jandarma Komutanlığı oldu. Burada görev yapan jandarma personeliyle bayramlaşan Işın, kamu düzeninin sağlanması adına gece gündüz görev yapan güvenlik güçlerine teşekkür etti. Jandarma teşkilatının vatandaşların huzuru için önemli bir sorumluluk üstlendiğini ifade eden Işın, tüm personele görevlerinde başarılar dileyerek Kurban Bayramı’nı kutladı.
Ankara MHP Genel Başkanı Bahçeli, Ülkücü Şehitler Anıtı’nı ziyaret etti Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Ülkücü Şehitleri Anma Günü" dolayısıyla Ankara’nın Kızılcahamam ilçesindeki Ülkücü Şehitler Anıtı’nı ziyaret etti. Bahçeli, "Ülkücü için makam hakkı verilecek bir emanettir" dedi. ’Ülkücü Şehitleri Anma Günü’ dolayısıyla Kızılcahamam’a gelen MHP lideri Bahçeli, Ülkücü Şehitler Anıtı’nı ziyaret etti. Çok sayıda partili tarafından karşılanan Bahçeli, dua ettikten sonra Ülkücü Şehitler Anıtı’na kırmızı karanfil bıraktı. Burada bir konuşma gerçekleştiren ve sözlerine ülkücü şehitleri rahmetle, minnetle, hürmetle yad ederek başlayan Devlet Bahçeli, "Her yılın 27 Mayıs’ında Ülkücü Şehitler Anıtı’nda gerçekleştirdiğimiz bu cem; toprağa verdiği yol arkadaşlarına bitmek bilmeyen bir hicran duyan ülküdaşlarımızın ve görmeden sevdiği şehit ağabeylerinin acılarını gönüllerinde saklayan genç kardeşlerimizin aynı duada birleştiği, aynı sancağın gölgesinde sadakat ve şuur tazelediği mübarek bir hatırlayış meclisidir. 27 Mayıs; şehitlerimizin aziz hatırası karşısında nefsimizi hesaba çektiğimiz, bugün oturduğumuz makamların, üstlendiğimiz vazifelerin, taşıdığımız unvanların ardında nasıl büyük bedeller, nasıl ağır çileler, nasıl mübarek fedakârlıklar bulunduğunu yeniden hatırladığımız kutlu bir muhasebe günüdür" diye konuştu. "Ülkücü için makam hakkı verilecek bir emanettir" Ülkücülüğün sorumluluklarından bahseden Bahçeli, "Bilinmelidir, Milliyetçi Hareket Partisi’nin başkanlık divanından ilçe başkanlıklarına; milletvekilliği sorumluluğundan Ülkü Ocaklarımızdaki orta öğretimli genç kardeşlerimizin masa başkanlıklarına kadar bu hareketin her kademesi; şehitlerimizin kanı, dava büyüklerimizin alın teri, taş medreselilerimizin çektikleri ıstıraplar üzerine kuruludur. Bundan dolayı ülkücü için makam, hakkı verilecek bir emanettir. Milliyetçi-Ülkücü Hareket içinde alınan her görev, bir gösteriş payesi değil; hesabı önce Allah’a, sonrasında ise aziz milletimize ve hatıralarıyla mukaddes şehitlerimize verilecek ağır bir mesuliyettir. Bu ağır mesuliyetin altında ezilmeyişimiz, istikametimizin şahsi hesaplara değil; İ’la-yı Kelimetullah davasına, Nizam-ı Alem ülküsüne ve Türk milletinin ebedi istiklal iradesine dayanmasındandır. Çünkü davamız dualıdır, himaye edenimiz Allah’tır" ifadelerini kullandı. "Şehitlerimiz, bedeni fani alemden çekilmiş olsa da adıyla ve hatıralarıyla nesillerin yoluna kandil olmaktadır" Şehadetin, inançlarında tükeniş değil, diriliş olduğuna dikkati çeken Bahçeli, "Şehitlerimiz, Hakk’ın yoluna kuvvet olan, emrine şahitlik eden, son nefesiyle imanını tasdik eden, davasını nefsinin üstüne çıkaran kahramanlardır. Şehitlerimiz; batılın, zulmün ve zilletin karşısında dağ gibi duruşu ve dosdoğru yaşayışıyla hepimize örnek olan; dünya sürgününden ayrılıp ebediyete seferiyle Peygamber Efendimize komşu olma duasını taşıyan yiğitlerdir. Şehitlerimiz, bedeni fani alemden çekilmiş olsa da adıyla ve hatıralarıyla nesillerin yoluna kandil olmaktadır. Şehitlerimizin toprağın altındaki sükutu, nice nutuktan daha gür; yoklukları, aramızdaki nice varlıktan daha diridir. Zira onlar, lütuf ve keremle sevindirilen; arkalarından gelecek dava arkadaşlarına korkuya ve hüzne burada yer bulunmadığını müjdelemektedir. Bu müjde bugün saflarımızı sıklaştırmakta, imanımızı tazelemekte, irademizi metinleştirmektedir. Geride kalanlarımızın omuzlarına miras, gönüllerine miyar, yokuşlu yollarına mihver, karanlık zamanlarda ise mukaddes bir meşale olarak parlamaktadır. Ülkücü şehitlerimiz de böyledir. Duruşlarıyla gencecik ömürlerini aşan, binlerce genç kardeşimizin yüreğinde taşan, ocaklarımızda dua dua çoğalan, emanetleriyle nesilden nesle büyüyen iman erlerimiz, davaya hasredilmiş bir varlığın, aziz milletimize vakfedilmiş bir iradenin abideleşmiş isimleridir" ifadelerine yer verdi. "Bir ülkü peşinde, bir Turan düşünde şehadet şerbetini içtiler" Ülkücü şehitlerin birçok yarım kalan hikayesi olduğuna vurgu yapan Bahçeli, "Kimi üniversite koridorlarında, kimi öğrenci yurtlarında, kimi sokak başlarında, kimi zindan karanlıklarında, kimi darağacının gölgesinde imtihan edildi. Lakin her biri celladın urganına, hainin kurşununa, namerdin pususuna tebessümle yürüdü. Bir ülkü peşinde, bir Turan düşünde şehadet şerbetini içtiler. Can verdiler de canan bildikleri Türk-İslam davasını şahsi ikbal masalarında bozdurmadılar. Ülkücü şehitlerimiz; delikanlı düşlerinden, ana kucağından, baba ocağından, evlat sıcaklığından, kurulamamış yuvalarından, alınamamış diplomalarından geçtiler; dünyalık ne varsa ellerinin tersiyle ittiler, musalla taşını düğün meydanı saydılar. Ölümün soğuk nefesi puslu havaları sararken ürkenler ülkücü şehitlerimiz değildi. Ülkücü şehitlerimiz idam sehpalarına gülerek yürürken şehitlerimizin imanları karşısında küçülen, zulümlerini korkuyla büyüten o kahpe düzenin sahiplerinin dizleri titrerdi. Azrail’in nefesi enselerinde hissedilirken dahi kendi canını değil yanındaki dava arkadaşını düşünen; ’Önce beni asın, o benim acıma dayanamaz’ diyerek cellatlara dahi sıra nizamı veren ülkücü şehitlerimizin baş eğmeyen iradesi, Hareket’imizin tarihine altın harflerle yazılmış en mübarek satırlardır. Bunun içindir ki ülkücü şehitlerimiz; al bayrağımız ne zaman dalgalansa, üç hilalli sancağımız ne zaman gökleri kaplasa, ezanımız ne zaman gür sesle okunsa, nerede bir ülkücü Türk gencinin gözleri şehit ağabeyleri için dolsa orada yeniden hayat bulacaktır" açıklamasında bulundu. "Şehitler kervanımızın her halkasıyla bir ölsek de bin dirileceğimizi bir kez daha buradan haykırıyorum" "Ülkücü şehitlerimiz, Milliyetçi Hareket Partisi’nin fırtınalara rağmen değişmeyen dik duruşunda ve Ülkü Ocakları’nın sönmeyen ateşinde daima yaşayacaktır" diyen Bahçeli, "İlk ülkücü şehidimiz Ruhi Kılıçkıran’dan şehit Bakanımız Gün Sazak’a, Mustafa Pehlivanoğlu’ndan Cevdet Karakaş’a, Yusuf İmamoğlu’ndan Dursun Önkuzu’ya, Fikri Arıkan’dan Cengiz Baktemur’a, Ahmet Kerse’den son ülkücü şehidimiz Fırat Yılmaz Çakıroğlu’na kadar uzanan şehitler kervanımızın her halkasıyla bir ölsek de bin dirileceğimizi bir kez daha buradan haykırıyorum" diye konuştu. "Türk birliği mefkuremize, Türk milliyetçiliğinin son kalesi sıfatıyla ilelebet sahip çıkacağız" Ülkücülerin çetin zamanların, sarp yokuşların, çakıllı yolların, dar geçitlerin, sisli gecelerin yılmaz ve sarsılmaz yolcular olduğunu ifade eden Bahçeli şöyle devam etti: "Nefsini rafa kaldırmış, menfaatlere yüz çevirmiş, korkularını ardında bırakmış dava adamlarıdır. Güce yaslanmayan, istikbal kollamayan, secdeden başka hiçbir yerde alnını yere değdirmeyen bahadırlardır. Yağızlıklarını lafla değil, hayatlarıyla ispat eden; sadakatlerini kalabalık laflarla değil hainin karşısında değişmeyen karakterleriyle gösteren; kamera karşılarında değil mücadelede saf tutanlar ülkücülerdir. İşte bu nedenle ülkücülük, bir ömür taşınacak en yüce şereftir. Şehadet ise o şerefin ebediyetle taçlanmış halidir. Şehitlerimizin huzurunda bir kez daha ilan ediyorum. Milliyetçi Hareket Partisi olarak milletimizin birlik ve beraberliğini, dirlik ve düzenini, milli beka ve maneviyatımızı son nefesimize dek gözeteceğiz. ’Devlet-i ebed müddet’ şiarımıza, Türk birliği mefkuremize, Türk milliyetçiliğinin son kalesi sıfatıyla ilelebet sahip çıkacağız. Bugün aziz şehitlerimizin manevi huzurunda başımız mahzun, gönlümüz müsterih, irademiz işte burada dava arkadaşlarımızla müstahkemdir. Mahzunuz; çünkü nice dava arkadaşımızı kara toprağa emanet ettik. Müsterihiz; çünkü onların her biri tertemiz yaşadı, şahidiz. Müstahkemiz; çünkü asenasıyla, bozkurduyla, kundaktaki bebeğinden ak saçlısına dek burada ve onların bıraktığı sancağa omuz vermek için dimdik ayaktayız. Sözlerime son verirken başta merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey olmak üzere; 27 Mayıs 1980’de menfur bir suikast sonucu şehit edilen merhum Gün Sazak Bey’i, 12 Eylül zulmünde darağaçlarına gönderilen ülkücü şehitlerimizle birlikte münferit tarihlerde Türk-İslam ülküsü uğruna toprağa düşen bütün dava şehitlerimizi hasretle ve vefayla anıyorum. Şehitlerimizin ruhları şad, makamları ali, emanetleri ebediyen aziz olsun. Ne mutlu ülküsünü şahsiyetinin özü sayanlara."