SPOR - 12 Nisan 2025 Cumartesi 14:44

Serdal Adalı: "100 günlük süre içerisinde toplam 2 milyar 270 milyon TL ödeme yaptık"

A
A
A

Beşiktaş Başkanı Serdal Adalı, siyah-beyazlılara yaşatılanların izlerini silmek için göreve geldikleri günden bu yana çalıştıklarını vurgulayarak, 100 günlük süre içerisinde de 2 milyar 270 milyon TL ödeme yaptıklarını söyledi.

Beşiktaş’ta 2025 Yılı 1. Olağan Divan Kurulu Toplantısı, İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı Anadolu Oditoryumu’nda yapılıyor. Toplantıda konuşan Beşiktaş Başkanı Serdal Adalı, Beşiktaş’ın mali ve sportif gerçekliğini, gelecek dönem hedeflerini konuşmak için toplandıklarını vurgulayarak, "Şu anı ve geleceği doğru değerlendirmek için geçmişe de doğru bakmak gerekiyor. Camiamızı ilgilendiren konuları bugüne kadar belli sınırlar içerisinde ifade etmeye çalıştım. Bunun nedeni son 1.5 yıl içerisinde yaşadığımız olaylar nedeniyle itibarımızın maalesef ağır bir şekilde yara almasıdır. Biz itibarımızın daha da zarar görmemesi için söylediklerimize dikkat ettikçe de bazı gerçekler çok çabuk unutuluyor. Bu itibar kaybına neden olanlar da hiçbir şey olmamış gibi elini kolunu sallayarak dolaşmaya devam ediyor. Bizim bu kulübü hangi koşullarda devraldığımızı hatırlamanızı rica ediyorum. Hepinizin bildiği gibi, ben ve yönetim kurulu üyesi arkadaşlarım sadece 100 gün önce göreve geldik. Göreve geldiğimizde Beşiktaş tarihinin en zorlu ekonomik, sportif ve ne yazık ki psikolojik koşullarıyla karşılaştık. Camiamız, bu dönemin sancılarını ne yazık ki geride bırakabilmiş değil. Beşiktaş’ımıza yaşatılanların izlerini silebilmek için göreve geldiğimiz günden bu yana var gücümüzle çalışıyoruz" diye konuştu.

Serdal Adalı:

"Sürekli başarılar için bu 3 alanı birlikte düşünmeli ve geliştirmeliyiz"

Çalışmalarını üç ana başlık altında yapılandırdıklarını söyleyen Başkan Adalı, "İdari yapımızı düzenleyecek hamleleri ivedilikle yapmaya başladık. Göreve başladığımızdan beri kulübümüzde kurumsallaşma adına önemli çalışmalar yapılıyor. Bu yeni düzeni kurarken de kim gücenir kim kırılır demeden ne gerekiyorsa yapmaya devam edeceğiz. Kurumsal yapıya geçmek için gerekli her aksiyonu sırayla alıyoruz. Ayrıca herkesin bilmesi gerekli ki 15 milyar TL borcu olan bir kulübün sürdürülebilir bir başarı şansı kesinlikle bulunmamaktadır. Bu nedenle mali yapımızı da kalıcı şekilde düzenlemeli ve bütçemizde istikrar sağlamalıyız. Tüm bunlarla beraber her branşımızda sportif başarıyı yakalamalı ve üst düzey sporcular yetiştirmeliyiz. Sürekli başarılar için bu 3 alanı birlikte düşünmeli ve geliştirmeliyiz" şeklinde konuştu.

"100 günlük süre içerisinde toplam 2 milyar 270 milyon TL ödeme yaptık"

Sporcu ve çalışanlara borçlarının kalmadığını aktaran Başkan Serdal Adalı, "Divan kurulu toplantılarının en önemli konularından biri kulübümüzün mali koşullarının camiamızla paylaşılmasıdır. Genel kurulumuzdan yetkiyi aldığımızda bizleri hiç de azımsanmayacak bir ödeme yükümlülüğü bekliyordu. Yönetim kurulu olarak görevde olduğumuz 100 günlük süre içerisinde toplam 2 milyar 270 milyon TL ödeme yaptık. Bunun 27 milyon Euro’sunu da yönetim kurulu olarak kendi cebimizden kasaya koyduk. Nisan ve mayıs aylarında da ne gerekiyorsa ödemeye devam edeceğiz. Çok net bir şekilde ifade etmek istiyorum ki; Beşiktaş’ın bugün itibariyle tek bir sporcusuna ve çalışanına borcu bulunmamaktadır" açıklamasında bulundu.

"Sermaye artışıyla yaklaşık 4.8 milyar TL gelir elde etmeyi hedefliyoruz"

Kulübün mali politikalarının meyvesini toplamaya başladıklarının altını çizen Adalı, "Günlük çözümlerimizin ötesinde, size seçim öncesi en önemli vaatlerimizden biri olan ve Beşiktaş’ımızı finansal özgürlüğüne kavuşturacak çok önemli bir adımı atmış bulunuyoruz. Yönetim kurulu olarak kulübümüzün sürdürülebilir büyümesini sağlamak, mali yapımızı daha sağlam temellere oturtmak ve sportif başarılarımızı destekleyecek yatırımlara alan açmak amacıyla sermaye artırımına gitme kararı almıştık. 7 Mart 2025 tarihinde de SPK’ya sermaye artırımı için gerekli başvurumuzu gerçekleştirmiştik. Beşiktaş için önemli ve stratejik bir adım olan bu başvurumuz, geçtiğimiz perşembe günü Sermaye Piyasası Kurulu tarafından onaylandı. Hepimize hayırlı ve uğurlu olsun. Bu doğrultuda şirketimizin çıkarılmış sermayesi yüzde 400’lük artışla 1.2 milyar TL’den, 6 milyar TL’ye yükselecek. Bu işlem sonucunda yaklaşık 4.8 milyar TL gelir elde etmeyi hedefliyoruz. Bu, Beşiktaş için tarihi bir adımdır. SPK’dan aldığımız onay, Beşiktaş’ın aydınlık geleceği için çok büyük bir fırsattır. Bu işlemden gelecek kaynakla bankalara borcumuzu kapatacağız. Bankalara borcu olmayan bir Beşiktaş artık sadece birkaç hafta uzağımızda. Böylece finansal bağımsızlığımızı kazanmış olacağız. Bu tarihi adımı sadece bir finansal işlem olarak değerlendirmek yanlış olur. Bu süreç, bu yüzden hepimiz adına gurur verici, tarihi ve camiamızın büyüklüğüne yakışır bir adımdır. Güçlendirdiğimiz mali yapımız sayesinde kulübümüzün değerini daha ileriye taşıyacak projelere güçlü bir şekilde odaklanacağız" ifadelerini kullandı.

"Bir yılda 17’lerden, 3’e gelen hisse fiyatı önceki kötü yönetimin yansımasıdır"

Hisse değerlerinin düşüşünü kötü yönetime bağlayan Serdal Adalı, sözlerine şöyle devam etti:

"UEFA kriterlerini yerine getiren bir kulüp olarak yolumuza emin adımlarla ilerleyeceğiz. Hedefimiz, gelecek kuşaklara daha güçlü, daha itibarlı bir Beşiktaş bırakmaktır. Bu süreç, bu yüzden hepimiz adına gurur verici, tarihi ve camiamızın büyüklüğüne yakışır bir adımdır. Sermaye Piyasası Kurallarının farkında olarak, hiçbir şekilde yatırım tavsiyesi olmadığını belirterek, sizlerle Beşiktaş’ın sermaye artırımına dair gelişmeleri paylaşmak istedim. Bu, her sene 50 milyon Euro’yu aşacak faiz yükünden kurtulabilmek için çok hayati bir adımdır. Bu konuda bize ulaşan çok fazla Beşiktaşlı oldu. Bizim bu konuda kanun ve kurallar neticesinde bir yönlendirme yapmamız mümkün değil ama Beşiktaşlıların hisse alarak, bu sürece destek olması ve takımımızı ayağa kaldırmak için ’Benim de çorbada tuzum olmalı’ demesinin camia olarak kenetlenmemiz açısından çok önemli olduğunu hepimiz biliyoruz. Bir yılda 17’lerden, 3’e gelen hisse fiyatı önceki kötü yönetimin yansımasıdır. İnşallah başarılı geçecek ve beklenen talebi görecek bu sermaye artışıyla hep beraber borç ve faiz yükünden kurtulmuş bir Beşiktaş’a kavuşacağız. Bu Beşiktaş tarihindeki en büyük borç azalması demektir. Kulübümüz sadece son 1 yıl içerisinde yaklaşık 40 milyon Euro faiz ödemiştir. Futbol A Takımızın 2024-2025 yılı maaş ve prim bütçesinin yaklaşık 100 milyon Euro olduğu bir ortamda bu faiz tutarının önemini bir kere daha görmüş olacaksınız. Bu nedenle her türlü popülist davranış veya ’Benden sonrası tufan’ anlayışı artık bitmek zorundadır. Geçtiğimiz dönemlerdeki yanlışları yapmamak adına bu şekilde hareket edeceğiz. Bizler bu bütçe istikrarını sağlamaz ve özellikle son 2 sezondaki rekor zararları görmeye devam edersek, sermaye artışı ile elde edeceğimiz tüm kazanımları kısa süre içerisinde yok etmiş oluruz."

"Sadece kendi dönemini değil, Beşiktaş’ımızın geleceğini düşünmek önemlidir"

Mayıs 2025 sonrasına atılan toplam ödeme miktarının 22 milyon Euro olduğunu Adalı, "Önümüzdeki sezonun denk bütçesini yapma konusunda bizi en çok zorlayan konulardan birisi de geçtiğimiz sezon yapılan bonservis anlaşmalarının vadeleridir. Bu anlaşmalar yapılırken nakit akışı kısmı pek de iyi niyetli olmayan bir planlanmayla oluşturulmuş. Sadece geçtiğimiz dönemde yapılan transferlere ait olan ve Mayıs 2025 sonrasına atılan toplam ödeme miktarı da 22 milyon Euro’dur. Mayıs seçimi sonrasına atılan bu ödemeler için de takdiri siz değerli divan üyelerimize bırakıyorum. Hepinizin bilmesini isterim ki asıl zorluğumuz Bankalar Konsorsiyumu’ndan çıktıktan sonra başlayacaktır. ’Nasıl olsa faiz giderinden kurtulduk, bütçe disiplininden biraz taviz versek bir şey olmaz’ derseniz; kısa sürede başa dönersiniz. Gelirlerinizi aşan transfer harcamaları yapmaya bir kez başlarsanız, arkasını çorap söküğü gibi getirirsiniz. Bunun için popülist davranmamak, kolaya kaçmamak ve prensiplere sıkı sıkıya bağlı kalmak elzemdir. Sadece kendi dönemini değil, Beşiktaş’ımızın geleceğini düşünmek önemlidir. Hiçbir baskıdan etkilenmeyecek çok net bir irade ortaya koymak gereklidir. Yoksa emin olun ki ben de çok isterim uçaklarda tavla oynamayı ya da havaalanlarında kartal işaretleri yapmayı. Ama artık Beşiktaş formasının ağırlığıyla ve Beşiktaş’ın parasıyla şov yapma dönemi bitmelidir" diye konuştu.

Serdal Adalı:

"5 milyon Eurolarda olan bu zarar, sizin döneminizde 21 milyona nasıl dayandı?"

Kulübün borcunun çok kısa bir sürede arttığına dikkat çeken Beşiktaş Başkanı Serdal Adalı, "2022-2023 sezonunda amatör branşlarda 5.6 milyon Euro olan toplam zarar, içinde bulunduğumuz sezonda 21 milyon Euro’ya kadar yükselmiştir. Gerçekten 5 milyon Eurolarda olan bu zarar, sizin döneminizde 21 milyona nasıl dayandı çok merak ediyorum. Şimdi biz bu artı 15 milyon Euro zarar yok gibi mi davranalım? Hangi gelire göre bu harcamalar yapıldı? Neye göre bu bütçeler belirlendi? Zarardaki artışı enflasyon hesabına vesaire bağlıyorlar. TL’den bahsetmiyorum, Euro bazında dahi yaklaşık 4 katına ulaşmış bir zarar tablosu önümüzde duruyor. Şimdi bu tablo da tekrar gösteriyor ki, biz bütçemize göre hareket etmek durumundayız. Bu sezon 21 Milyon Euro’ya çıkan zararı, biz her geçen yıl azaltmak zorundayız" şeklinde konuştu.

Divan Kurulu Başkanı Tevfik Yamantürk’e seslenen Adalı, "Benim burada Divan Başkanımız Tevfik abimize bir davetim var. Önceden sizinle paylaşamadığım için kusuruma bakmayın. Bu fikir, sabah yolda buradaki konuşmamı düşünürken oluştu. Siz uzun sürelerdir branşlarımızın denk bütçelerle yönetilmesi konusunda camiamıza yol gösteriyorsunuz. Bizler de sizin sözlerinize çok önem veriyoruz. Camiamıza örnek olmak adına, değerli şirketiniz Güriş ile voleybol şubemize sponsor olmanızı temenni ediyoruz. Doğru bütçelerle, bizzat sizler tarafından yönetilecek bir yapı kurmanızı bekliyoruz. Beşiktaş Divan Başkanının bu hareketi emin olunuz ki çok sayıda insana en güzel örnek olacaktır" dedi.

"Artık Beşiktaş camiasını kimse manipüle edemeyecek"

Sosyal medyayla ilgili açıklamalarda bulunan Başkan Adalı, "Buradan taraftarlarımıza özellikle teşekkür etmek istediğim bambaşka bir konuya da değinmek istiyorum. Son divan kurulumuzda ve farklı yerlerdeki açıklamalarımda sosyal medya üzerinden çalışan troll ordularından bahsetmiştim. Yapılmaya çalışılan algı oyunlarını anlatmıştım. Bunların camiamıza ne kadar zarar verdiğini dile getirmiştim. Gördüm ki taraftarlarımız bireysel çabalarıyla bu troll ordularını her geçen gün daha çok bastırmış durumdalar. Beşiktaş taraftarının karşısında bu tarz yapay oluşumların şansları olmadığını ispat etmiş durumdalar. Tribünde olduğu gibi sosyal medya üzerinde de Beşiktaş’ımıza yakışır şekilde sahip çıktılar. Biz de kulüp olarak bu art niyetli kişileri tespit ettiriyor ve gerekli hukuki işlemleri yapıyoruz. Herkesin içi rahat olsun. Artık Beşiktaş camiasını kimse bu yolla manipüle edemeyecek" şeklinde konuştu.

"TFF, iki takımlı bir rekabete çanak tutamaz"

Her iyi gidişatta birileri tarafından aşağı çekilmek istendiklerini vurgulayan Serdal Adalı, "Türkiye Kupası’ndan şanssız bir şekilde elenmiş olmamız bizleri fazlasıyla üzmüştür. Önce ligde iyi bir gidişat yakalamışken Gaziantep maçında olanlar, ardından derbi galibiyetimiz sonrası Göztepe maçında yapılanlar bize verilmeye çalışılan birer mesaj niteliğindedir. ’Susun yoksa daha büyüğü geliyor’ denilmek istenmektedir. Bu ülkede hiçbir kurum, hele de Türkiye Futbol Federasyonu iki takımlı bir rekabete çanak tutamaz. Kimse iki büyüklü bir yarış oluşturup, Beşiktaş’ı bunun dışında tutamaz. Beşiktaş’ın bu sezon şampiyonluk yarışının gerisinde kalmış olması kimseye bu fırsatı vermez. Biz hiçbir zaman kendimize imtiyaz isteyen bir camia olmadık. Adaletin ve hakkaniyetin sağlandığını görmek de en doğal hakkımız. Beşiktaş, gücünü taraftarından, camiasından alır. Beşiktaş’ı karşısına alanlar en ufak bir sakınca görmediyse, biz de onların karşınızda durmaktan en ufak bir tereddüt duymayız" ifadelerini kullandı.

"Futbol federasyonu adaleti sağlayamayacağını belli etti"

TFF ve MHK hakkında da açıklamalarda bulunan Adalı, "Federasyon ve tüm kurullarının bir kez daha gereğini yapmasını talep ediyoruz. Futbol federasyonu adaleti sağlayamayacağını belli etti. Duyuyorum ki federasyonun başındaki kişi, sağda solda mayısta ’Ben mi giderim yoksa Adalı mı gider belli olmaz’ diyormuş. Benim görevime devam edip etmeyeceğime üyesi olmaktan onur duyduğum Büyük Beşiktaş camiası karar verecektir. Ama kendisi de bilsin ki, onun da mayıs sonrası kalıp, kalmayacağına karar verecek olan yine büyük Beşiktaş camiasıdır. Bizim yabancı hakem talebimiz, sizlere ’Beşiktaş Türk hakemlerine güvenmiyor’ gibi çarpık bir algıyla yansıtıldı. Belli oluyor ki, size söylenenler yüzünden kararlarınızı Beşiktaş’a karşı bir hırs ve intikam duygusuyla vermeye başladınız. Bu tavrınız sadece Beşiktaş’a değil, sizlere ve futbol ortamına da zarar veriyor. Ben bu ülkenin dürüst, vicdanlı ve karakterli hakemlerine sesleniyorum. Size inanmayan biz değil, bir derbi maçını yabancı hakeme yönettirenlerdir. Yaşananları lütfen doğru tahlil edin. Üzerinize oynanan bu oyunlara gelmeyin. Beşiktaş’a karşı koşullanmayı bırakın. Adalet için, hakkaniyet için, mesleki onurunuz için artık olması gerektiği gibi maç yönetin. Başkalarının söylediğini değil, kendi inandığınız doğruyu uygulayın. Sizlerden tek isteğimiz sadece adalettir" açıklamalarında bulundu.

"Futbol takımı için çalışmalarımızı sürdürüyoruz"

Son 4 sezondur şampiyonluğa çok erken havlu attıklarını hatırlatan Serda Adalı, "Bu camia ve bu taraftar, 4 sezondur içinde bulunduğu bu amaçsızlığı, hedefsizliği, başarısızlığı hak etmiyor. Biz, yeniden yapılanan Beşiktaş için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bütün arzumuz ve gayemiz Beşiktaş’ımızı layık olduğu günlere, başarılara, şampiyonluklara taşımaktır. Biz her şeyden önce kurmakta olduğumuz yeni futbol organizasyonuna çok güveniyoruz. İnanın ki, şu anda Avrupa’nın en önemli kulüplerinde görev yapacak düzeyde isimleri bir araya getirmiş ve çok önemli bir futbol organizasyonu oluşturmuş durumdayız. Yaptığımız bu çalışmalar gelecekte şampiyonluklara ambargo koyacak olan Beşiktaş’ın temeli olarak anılacaktır. Unutmayalım ki bir futbol organizasyonunu sıfırdan kurmak, aynı zamanda sabır isteyen bir olay. Özellikle de çok uzun süredir transfer dönemlerini maalesef olumsuz geçiren bir takım için bu daha da zor. Kaldı ki biz şu anda içinde bulunduğumuz durumdansa sıfırdan başlayabilmeyi tercih ederdik. Çok eksilerden başlamanın zorluklarını yaşıyoruz. Mesela takımın bu sezon Avrupa kupasında başarılı olamaması bile bizim devre arasındaki transfer operasyonumuzu önemli şekilde etkiledi. Devre arası aldığımız 2 oyuncuyu aslında yaz transfer döneminde takıma katma niyetimiz vardı. Ama hem Avrupa’dan çok ciddi taliplerinin olması hem de Twente yenilgisi sonrası anlaştığımız diğer oyuncuların Avrupa kupalarında devam eden takımlarda oynamak istemeleri bu süreci öne çekti. Şimdi de ’Adalı devre arasında neden yeni bir santrfor daha almadı?’ diyorlar. Maliyet konusunu bir kenara bıraksak bile devre arasında gelip takıma direkt katkı sağlayacak bir santrfor bulmanın ne kadar zor olduğunu söylemeye gerek bile yok. Ayrıca biz bu maaş yükünden kurtulmadan kadromuzu nasıl yenileyeceğiz? Mesela Immobile’nin sadece yıllık net garanti maaşı 6 Milyon Euro, üzerine bir de 2 milyon Euro bonservis vermişler. Bu da yetmezmiş gibi Aboubakar’ı Hatay’a gönderirken onun 4.6 milyon Euroluk maaş maliyetini de üstlenmişler. Yani tek bir santrfor pozisyonu için bir sezonda vergilerini de hesaba katarsak yaklaşık 17 milyon Euro’luk bir yük binmiş bütçemize. Hadi bütçe dengesini önemsemediniz diyelim, UEFA kriterlerini de mi hiç umursamadınız? Üzülerek söylüyorum ki daha geçtiğimiz günlerde UEFA’nın finansal kontrol biriminden bize gelen bir yazı oldu. ’Hiç mi hesap yapmadınız ya da hiç mi umursamadınız’ diye sorarlar adama" değerlendirmesinde bulundu.

"Takıma gerekli takviyeler yapılacak"

Kadronun gelir gider dengesi hakkında da konuşan Başkan Serdal Adalı, şunları kaydetti:

"Beşiktaşlılar özellikle gündeme getirilen Arroyo’daki maliyete de hiç ama hiç takılmasınlar. Bu çocuk daha ülkesinden buraya doğru uçaktayken bazı Avrupa takımları beni aradı. Biz eğer istersek sezon sonu bu oyuncumuzu 0 lira zararla rahat rahat geri göndeririz. Ama emin olunuz, birkaç yıl sonra da onu izlerken pişmanlıktan dizlerimizi döveriz. Unutulmamalı ki gençleştirme politikası zaman ve sabır isteyen bir süreçtir. Bunu yaparken hemen al gel ve bütün sorumluluğu omuzlarına yükle olmaz. En önemlisi de içinde bulunduğumuz böyle kaotik bir sezonda, yerli ve yabancı tüm genç oyuncularımıza karşı sabırlı davranmalıyız. Bu arada biz hocamızın futbolcularımızla ilgili görüşlerine büyük saygı duyuyor ve kendisine asla baskı yapmıyoruz. Önümüzdeki sezon herkes ne demek istediğimizi gözleriyle görecektir. Ayrıca Amir konusunda da söylemek istediğim birkaç sözüm var. Musrati’yi 6 ay için 1 milyon Euro’ya Monaco’ya kiraladıktan sonra, hocamız Amir’i izledi ve geri dönmesini çok istedi. Faydalı olacağını söyledi. Zaten oyuncunun Rizespor’daki ücretinin önemli bir kısmını da biz veriyorduk. Teknik ve bütçesel nedenleri bir araya getirdiğimizde bizim için en doğru alternatifti. Bu transfer anlayışımız önümüzdeki dönemde de devam edecek. Tabi ki takımımıza gerekli tüm takviyeler yapılacak. Sadece 18 yaşındaki futbolculardan kurulu bir takım yapılmayacağını gayet iyi biliyoruz. Direkt katkı sağlayacak, Beşiktaş’ın ruhuna uygun oyuncular takımımıza katılacak. Prensiplerimiz doğrultusunda taraftarlarımızı heyecanlandıracak isimleri transfer edeceğiz."

"Tüm planlamalarımızı 3.5 sene için yaptık"

Görev süreleri boyunca iyi niyetli bir şekilde çalıştıklarını söyleyen Adalı, "Tüzüğümüz gereği mayıs ayında olağan kongremizi düzenlememiz gerekiyor. Bu doğrultuda yeni sezon öncesinde vakit kaybetmemek adına kongremizi 4-11 veya 11-18 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirmeyi düşünüyoruz. Sizlere 29 Aralık’taki seçimde de ifade ettiğim üzere, tüm planlamalarımızı 3.5 sene için yaptık. Sizler de takdir ettiniz ve bunun ilk 5 ayı için tercihlerinizi bizden yana kullandınız. Biz de bu süreyi çok ve hızlı çalışarak geçirdik. Sanki 5 aydan sonra bir seçim yokmuş gibi de planlı, ayakları yere sağlam basan ve gösterişten uzak bir yönetim anlayışı sergiledik. Bugün de sizlere kısmet olursa nasıl devam edeceğimizi açık ve net bir şekilde aktarıyorum. Buradan camiamla da paylaşıyorum ki, ’Herhangi bir şekilde daha iyisini yaparım’ diyen varsa buyursun gelsin. ’Benim başka bir yolum var, daha kısa zamanda bu sorunları çözerim’ diyen varsa çıksın anlatsın. Ben sadece Beşiktaş sevdalısı bir arkadaşınızım. Her şeyimle Beşiktaş’a hizmet etmeye çalışan, faydalı olmaya çalışan bir kardeşinizim. Başkaları gibi ’Hodri meydan’ diyerek yakışıksız bir üslup takınacak halim de yok. Gerçekten daha kısa sürede daha iyisini yapacağına bizi inandıran kişiler olursa, onların da yanındayım" ifadelerini kullandı.

Serdal Adalı: Yunus Kılıç - Enes Gümüş - Samet Yalçın

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Bakırcılar Çarşısı’nda zamana direnen son ustalar Adana’nın Kozan ilçesinde bir zamanlar onlarca ustanın çekiç sesleriyle yankılanan Bakırcılar ve Kalaycılar Çarşısı’nda bugün sadece bir bakır ustası ile iki kalaycı, mesleklerini sürdürerek geleneksel el sanatlarını yaşatmaya çalışıyor. Kozan ilçesinde geçmişte 15’e bakırcı ve 20’nin üzerinde kalaycının bulunduğu Bakırcılar ve Kalaycılar Çarşısı’nda, şimdi tek bakır ustası ile iki kalay ustası kaldı. 1986 yılından bu yana mesleğini sürdüren bakır ustası Remzi Karaoğlan, yıllar içinde hem ustaların hem de çarşıdaki hareketliliğin büyük ölçüde azaldığını söyledi. "Şimdi tek bakırcı kaldım" Mesleğini ailesinden devraldığını belirten bakır ustası Remzi Karaoğlan, "Önceden 15’e yakın bakırcı, 20’nin üzerinde kalaycı vardı. Şimdi tek bakırcı kaldım, iki kalaycı var. Eskiden burada insanlar birbirinden geçemezdi, çarşı çok yoğundu ama şimdi o günlerden eser yok" dedi. Bakıra talep azaldı Bakır ürünlere olan ilginin her geçen gün azaldığını ifade eden Karaoğlan, "Bakırın fiyatının yükselmesi ve yeni ürünlerin çıkması talebi düşürdü. Eskiden her evde bakır vardı, şimdi daha çok köylerde kullanılıyor. Yoğurt, pekmez gibi ürünler bakır kaplarda yapılırdı. Bakır sağlık demektir, eskiden insanlar bu yüzden daha sağlıklıydı" diye konuştu. Kalaycılık zahmetli, usta yetişmiyor Kalaycılık mesleğinin de yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirten ustalar, işin zorluğu ve ilgi azlığı nedeniyle yeni neslin bu mesleğe yönelmediğini dile getirdi. Kalaycılığın zahmetli bir iş olduğunu vurgulayan Karaoğlan, "Kalaylama ve doğrultma işlemleri büyük emek istiyor. Evlerde artık bir ya da iki bakır kap ya var ya yok" ifadelerini kullandı. "Sanatın devam etmesi lazım" Mesleğin geleceği için çırak yetişmediğini belirten Karaoğlan, "En büyük sıkıntımız eleman yetişmemesi. Bu işe devletin ve halk eğitimin destek vermesi gerekiyor. Bu sanatın devam etmesi lazım" dedi. "Kozan’da sadece iki kalaycı kaldı" 1986 yılından bu yana kalaycılık yaptığını belirten Muhammed Çöndü ise mesleğin yok olma noktasına geldiğini ifade ederek, "Eskiden her dükkanda 3-4 usta olurdu, şimdi Kozan’da sadece iki kalaycı kaldık. Bu meslek alın teri gerektiriyor ama ilgi yok. Çalışacak kimse bulamıyoruz, yetişecek çırak yok" şeklinde konuştu. Bakırın sağlık açısından önemli olduğuna dikkat çeken Çöndü, "Bakır sağlıktır, vücuttaki bazı zararlı etkileri azaltır. Eskiden insanlar bakır kaplarda beslenirdi ve daha sağlıklıydı" diyerek geleneksel kullanımın önemine vurgu yaptı.
Antalya Yanan evden 4 yaşındaki yeğenini çıkarmak isterken yaralandı Antalya’nın Serik ilçesinde 2 katlı evin zemin katında çıkan yangın itfaiye ekiplerinin müdahalesi ile kısa sürede söndürülürken, olay anında içeride bulunan 4 yaşındaki yeğenini dışarı çıkarmak isteyen bir kişi hafif yaralandı. Yangın, saat 08.30 sıralarında Serik İlçesi Merkez mahallesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 2 katlı bir ikametin zemin katında yangın çıktı. Daireden çıkan dumanları gören vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine itfaiye ve polis ekipleri sevk edildi. Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı’na bağlı ekiplerin kısa sürede müdahale ettiği yangın 1 saatlik çalışma sonucu söndürüldü. Yangında evin bir odası tamamen yanarak kullanılamaz hale geldi. Yangın sırasında dairede bulunan Nigar Bostan, 4 yaşındaki yeğenini kurtarmaya çalışırken ellerinden hafif yaralandı. Yeğenini kurtarmak isterken elleri yandı Yaralı Bostan olay yerine gelen sağlık ekiplerince ayakta tedavi edildi. Yangın anında apartmanın üst katta balkonda ikamet eden Atalay Sargın, "Balkonda oturuyordum. Dumanların çıktığını görüp aşağı indim. Kapıyı açtım çocukları dışarıya zor çıkardım. İçeriye tekrar giremedim. İtfaiyeyi aradım, sonra damat geldi. İtfaiye ekipleri geldi müdahale etti. Bir yaralı var buna da şükür" dedi. Yangının 4 yaşındaki çocuğun kibritle oynadığı sırada yattığı yorganın tutuşması sonucu çıktığı iddia edildi.
Kahramanmaraş Hamileyim diye geldi, tümör teşhisi konuldu Kahramanmaraş’ta hastaneye gebelik şüphesiyle başvuran kadın hastanın yapılan tetkiklerinde hamile olmadığı, şikayetlerinin beyinde yer alan iyi huylu bir tümörden kaynaklandığı ortaya çıktı. Kahramanmaraş Özel Sular Akademi Hastanesi’nde görev yapan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Tuğba Çiftçoğlu, mide bulantısı, adet gecikmesi ve baş ağrısı şikayetleriyle başvuran bir hastanın gebelik muayenesi talebiyle geldiğini belirtti. Yapılan ilk değerlendirmelerde gebelik tespit edilmediğini ifade eden Çiftçoğlu, "Hastanın şikayetlerinin gebelikle benzerlik göstermesi üzerine farklı ihtimalleri değerlendirdik. Bu çerçevede yapılan hormon testlerinde prolaktin seviyesinin yüksek olduğunu belirledik" dedi. Yapılan ileri tetkiklerde hastaya hipofiz MR çekildiğini aktaran Çiftçoğlu, "MR sonucunda beynin hipofiz bölgesinde ‘prolaktinoma’ olarak adlandırılan bir tümör tespit ettik. Bu tümör, prolaktin hormonunun aşırı salgılanmasına neden oluyor. Genellikle iyi huylu olup ilaç tedavisiyle kontrol altına alınabiliyor" diye konuştu. Gebelik belirtilerine benzer şikayetlerin farklı hastalıkların habercisi olabileceğine dikkat çeken Çiftçoğlu, "Prolaktin hormonu aslında beyinde hipofiz bezinden salgılanan ve süt salınımını sağlayan hormondur. Bunun yüksek olduğunu tespit ettikten sonra hastada hipofiz MR çektirdik. Çektiğimiz beyin MR’ında hastanın hipofiz dediğimiz bölgede kitleyi tümörü tespit ettik. Prolaktinoma dediğimiz bir tümör. Prolaktinoma tümörü beyinde hipofiz bölgesinde bulunmakta olup prolaktin hormonunun aşırı miktarda salgılanmasını sağlayan bir tümördür. Bu durumda iyi huyludur, kanserleşme olmasını çok yoktur. Dolayısıyla ilaçla tedavisi mümkündür ama gebelik şikayetlerini de andırdığı için mutlaka ayırıcı tanıda akılda tutulması gereken bir durumdur. Hasta da bizle öğrendi ’hamileyim’ diye geldi hasta, gebelik muayenesi olma talebiyle geldi ancak biz tümörü tespit ettik. Önce gebe olmadığını tespit ettik ve sonra ’Bu şikayetlere sebep olabilecek ne var?’ diye araştırdığımızda bu durum ortaya çıktı. Yani tümörü de aynı gün içerisinde değil birkaç gün sonra ileri tetkik sayesinde öğrenmiş oldu" dedi.
İstanbul İstanbul’dan her yıl 1 milyon leylek geçiyor Leylek Dede olarak bilinen 81 yaşındaki araştırmacı Fikret Can, İstanbul’un leylek göçündeki kritik rolüne dikkat çekti. Yaklaşık 20 yıldır leylekler üzerine gözlem ve araştırmalar yaptığını belirten Can, özellikle Avrupa’daki leyleklerin yüzde 90’ının göç sırasında İstanbul Boğazı’nı tercih ettiğini söyledi. Arnavutköy’de çayırlık ve sulak alanlarda görüntülenen leylek sürüleri ise ilkbahar göçünün yoğunluğunu gözler önüne serdi. İstanbul, ilkbahar göçüyle birlikte leyleklerin en yoğun geçiş noktalarından biri haline geldi. Arnavutköy’de çayırlık ve sulak alanlarda görüntülenen leylek sürüleri, binlerce kilometrelik yolculuğun İstanbul ayağını gözler önüne sererken, kentin göç rotasındaki stratejik önemi bir kez daha ortaya çıktı. Osmanlı Cihan Devleti zamanında ise Gurabahane-i Laklakan adıyla bilinen leylek hastanesi kurulmuş. Burada yaralı leylekler tedavi edilmesi geçmişten gelen leylek sevgisinin en somut örneklerinden birisi olarak biliniyor. "İstanbul Boğazı göçün kalbi" İlkbahar göçünün tam ortasında olunduğunu ifade eden Leylek Dede olarak bilinmen Fikret Can, leyleklerin Güney Afrika’dan yola çıkarak binlerce kilometrelik zorlu bir yolculuk yapıyorlar. Afrika’yı boydan boya geçen leyleklerin Mısır, Orta Doğu ve Hatay üzerinden Türkiye’ye giriş yapıyorlar. Anadolu’yu takip ederek İstanbul’a ulaşıyorlar. Buradan da Trakya ve Avrupa’daki yuvalarına gidiyorlar. Toplamda 10-15 bin kilometre yol kat ediyorlar İstanbul’un leylekler için hayati bir geçiş noktası. Leylekler deniz üzerinden uçamıyor, havanın kaldırma gücünü kullanıyorlar. Bu yüzden karaları takip etmek zorundalar. Avrupa ile Afrika arasında iki ana geçiş noktası var; biri Cebelitarık, diğeri İstanbul Boğazı. İlginç olan ise Avrupa’daki leyleklerin yaklaşık yüzde 90’ı daha uzun olmasına rağmen İstanbul rotasını tercih ediyor" diye konuştu. "Atalarımız leylekler için hastaneler kurmuş" Her yıl özellikle sonbahar göçünde İstanbul semalarında yaklaşık 1 milyon leyleğin görüldüğünü ifade eden Can, bu durumun kentin göç yollarındaki eşsiz konumunu ortaya koyduğunu belirtti. Osmanlı döneminde leyleklere verilen değerin önemini vurgulayan Can, "Gurabahane-i Laklakan adıyla bilinen leylek hastaneleri kurulmuş. Yaralı ve bakıma muhtaç leylekler için özel yerler yapılmış. Bu da bizim millet olarak doğaya ve hayvanlara bakışımızı gösteriyor. Avrupa’da ise geçmişte leyleklerin avlıyorlardı. Bugün birçok ülkenin büyük bütçeler ayırarak leylek popülasyonunu yeniden artırmaya çalışıyor" dedi. "Dinlenirken rahatsız etmeyin" Göç sırasında leyleklerin özellikle sulak ve çayırlık alanlarda konakladığını belirten Can, vatandaşlara önemli bir uyarıda bulundu. "Akşamları dinlenmek için yere iniyorlar. Bu süreçte yaklaşılmaması gerekiyor. Beslemek için bile olsa rahatsız edilmemeli. Çünkü kanatlarını dinlendirmeleri hayati önem taşıyor. İstanbul’da Sazlıbosna başta olmak üzere Arnavutköy, Hacımaşlı ve Çatalca çevresinin önemli yaşam alanları arasında yer aldığını belirten Can, bu bölgelerdeki yuva sayısını takip ettiklerini ifade etti.