SAĞLIK - 21 Kasım 2023 Salı 09:36

“Sert ve yanlış fırçalama, diş eti rahatsızlığı sebebi”

A
A
A
“Sert ve yanlış fırçalama, diş eti rahatsızlığı sebebi”

Dişleri fırçalarken uygun bir teknik kullanılmazsa dişlerin zarar görebileceğini belirten Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kadriye Merve Altıkat, “Sert ve yanlış fırçalama tekniği; diş eti çekilmesi, diş yüzeyinde madde kayıpları ve hassasiyet oluşumuna neden olmaktadır” dedi.

İstinye Üniversitesi Ağız ve Diş Sağlığı Uygulama Merkezi İSÜ Dent’ten, Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kadriye Merve Altıkat, Toplum Ağız ve Diş Sağlığı Haftası nedeniyle doğru ağız hijyeninin nasıl sağlanması gerektiği konusunda açıklamalarda bulundu. Doğru diş fırçalamanın önemine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Altıkat, “Dişlerin, dış ve çiğneme yüzeylerinden bakteri plağını ve yiyecek artıklarını uzaklaştırmanın en etkili yolu dişlerin doğru fırçalanmasıdır. Çürük ve diş eti hastalığı oluşumunun engellenmesi, sürekli ve iyi bir ağız bakımı ile mümkündür" diye konuştu.

“Yumuşak diş fırçası tercih edilmeli”

Doğru diş fırçalamanın nasıl olması gerektiğinden bahseden Dr. Öğr. Üyesi Altıkat, “Öncelikle yumuşak bir diş fırçası tercih etmelisiniz. Alt ve üst çene dişlerimizi ayrı ayrı fırçalamanız gerekmektedir. Ağzınızı açtıktan sonra diş fırçanızı 45 derecelik bir açıyla diş, dişeti birleşimine yerleştirin. Dişlerin dudak- yanak, dil ve damağa bakan yüzeylerini diş etinden dişe doğru süpürme hareketi yaparak temizlemeniz gerekmektedir. Aynı hareketi her diş için 5’er tekrarlayın. Alt ve üst azı dişlerinizin çiğneme yüzeylerini fırçanızı ileri geri hareket ettirerek temizleyin. Ön dişlerinizin dil ve damağa bakan yüzeylerini temizlemek için fırçanızı dik pozisyonda tutabilirsiniz. İdeal fırçalama süresi 2 dakikadır” dedi.

Dilin de fırçalanmasının unutulmaması gerektiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Altıkat, “Dil, ağız kokusuna neden olan bakterilerin en çok bulunduğu yerdir. Dil fırçalama işlemi için diş fırçaları kullanılabileceği gibi ‘dil fırçaları’ veya ‘dil kazıyıcıları’ da tercih edilebilir” şeklinde konuştu.

“Doğru teknik kullanılmalı”

Uygun bir teknik kullanılmazsa dişlerin zarar görebileceğine değinen Dr. Öğr. Üyesi Altıkat, “Sert ve yanlış fırçalama tekniği; diş eti çekilmesi, diş yüzeyinde madde kayıpları ve hassasiyet oluşumuna neden olmaktadır. Ayrıca tam temizlik etkisi sağlanamadığında çürük ve diş eti hastalıklarını önlemek zorlaşmaktadır. Diş fırçası satın alma kararı da önemlidir. Piyasada çok çeşitli ve cazip gözüken pek çok ürün olması seçim yapmanızı zorlaştırabilir. Bu nedenle seçim yaparken onaylanmış ve diş hekiminizin tavsiye ettiği ürünleri satın almaya dikkat etmelisiniz” dedi.

“Diş fırçası seçimi nasıl olmalı?”

Dr. Öğr. Üyesi Altıkat, ‘en iyi diş macunu hangisidir’ ve ‘en iyi fırça hangisidir’ sorularının cevabının kişinin ağız durumuna göre değişebileceğini vurguladı. Diş fırçalarının boyut, şekil ve fırça kıllarının dizilişi, sertliği ve uzunluğuna göre farklılıklar gösterebileceğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Altıkat, şu bilgileri paylaştı:

“Fırça seçimi, kullanıcının yaşına ve becerisine (sağ el-sol el kullanımı) göre gövdesi olmalıdır. Böylece fırça etkili ve kolay bir şekilde kullanılabilecektir. Fırçanın başı (fırça kıllarının bulunduğu bölge) her hastanın gereksinimine uygun ebatta olmalıdır. Kabul edilebilir uluslararası endüstri standartlarının (ISO) açıkladığına dayanarak yumuşak fırça kılları kullanılmalıdır. Fırça kılı yapısı birbirine yakın olmalı ve diş eti kenarınca plak temizliğini artıracak yapıda olmalıdır. Kolay temizlenebilir olması ve nemden etkilenmemesi gibi özellikler de yukarıdaki maddelere eklenebilir.”

“Dişler arası bölge temizliği”

Dişler arası bölgenin temizliğini anlatan Dr. Öğr. Üyesi Altıkat, “Sadece diş fırçalama, diş yüzeylerinin ancak beşte üçünü temizler. Bu yüzden temizlenmeyen diş aralarında oluşacak bakteri plağını temizlemek özel bir bakım gerektirir. Diş çürükleri ve diş eti hastalıkları özellikle bu bölgelerde başladığı için her gün düzenli olarak diş ipi ve ara yüz fırçası kullanılmalıdır” dedi.

“Diş ipi kullanımı fırçalama sonrası yapılmalı”

Diş ipini nasıl kullanabileceğimizden de bahseden Dr. Öğr. Üyesi Altıkat, “Diş ipi kullanımı fırçalamadan sonra yapılmalıdır. Öncelikle 35-40 cm diş ipi kopartılır ve orta parmaklara dolandırılır. İşaret ve başparmaklar arasında gerginleştirilir. Diş ipi dişlerin arasından yavaş hareketlerle ve kontrollü olarak geçirilir. Diş ipi her dişin çevresinde C harfi çizecek şekilde ileri-geri -yukarı-aşağı hareket ettirilerek dişlerin ara yüzü temizlenir. Kullanım sırasında diş etini yaralayacak sert ve ani hareketlerden kaçınmaya özen göstermek gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

“Arayüz fırçası nasıl kullanılmalı?”

Arayüz fırçaları hakkında bilgi veren Dr. Öğr. Üyesi Altıkat, dikkat edilmesi gereken durumları şöyle sıraladı:

“Dişler arasında diş ipi ile temizlemenin yeterli olmadığı ve diş eti çekilmesine bağlı arayüzlerde yemek artığı biriminin sık olduğu boşluklarda,

İmplantların özellikle boyun bölgeleri ve arayüzlerinin temizliğinde,

Kuron ve köprü gibi sabit protezlerin arayüz ve boyun bölgelerinin temizliğinde,

Ortodonti tedavisi gören hastaların braketlerinin yan yüzlerinde, telin arkasında kalan, diş fırçası ile temizlenemeyen bölümlerinde kullanılması önerilir.

Dişe uygun boyuttaki arayüz fırçası diş arasına yerleştirilir, hafif baskı ile ileri- geri hareketler yapılarak kullanılır.”

 

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul 17 yaşındaki Doruk’un Harvard yolculuğu Nakkaştepe’den başladı Bahçeşehir Koleji Nakkaştepe 50. Yıl Kampüsü öğrencisi 17 yaşındaki Doruk Çağlı, Harvard Üniversitesi’nden kabul aldı. Dünyada ilk sıralarda yer alan üniversitelerden kabul alan okul arkadaşlarıyla başarılarını törenle kutlayan Doruk, merak duygusunu "Hezarfen" olma ruhuyla bir araya getirdiğini belirterek "Harvard’da yapay zeka ve etik değerleri birleştirerek, teknolojiyi insanlık yararına dönüştürecek projeler üretmek istiyorum" dedi. Bahçeşehir Koleji Nakkaştepe 50. Yıl Kampüsü’nde eğitim gören 22 öğrenci, Harvard, Imperial College London, Stanford gibi dünya sıralamasında ilk sıralarda yer alan üniversitelerinin kapısını araladı. Bilimden sanata, ekonomiden teknolojiye Türkiye’nin geleceğini inşa edecek gençlerin başarısını görkemli bir törenle kutlandı. Bahçeşehir Koleji Genel Müdürü Dr. Özlem Koç, Genel Müdür Yardımcısı Dr. Özge Aslan ve öğrencilerin katıldığı törende, başarıyı kutlamak için pasta kesildi. Nakkaştepe 50.Yıl Kampüsü Okul Müdürü Berrak Çebi bu başarının tesadüf olmadığını vurguladı. Çebi, "Öğrencilerimizin Harvard, Imperial College London ve University College London gibi kurumlardan kabul alması, onları sadece sınav odaklı değil, sorgulayan dünya vatandaşları olarak yetiştiren vizyonumuzun bir yansımasıdır. Global Education Center birimimiz çatısı altında sunduğumuz mentorluk desteğiyle, her öğrencimizin kendi potansiyelini keşfetmesini sağlıyoruz. Bu gurur tablosu, azimle çalışan öğrencilerimizin ve onlara rehberlik eden öğretmenlerimizin ortak zaferidir" dedi. "Hazerfen ruhuyla Harvard’a" Dünyanın en iyi üniversiteleri arasında ilk sıralarda yer alan Harvard Üniversitesi’nden kabul alan Bahçeşehir Koleji Nakkaştepe 50. Yıl Kampüsü öğrencisi 17 yaşındaki Doruk Çağlı, çocukluğundan beri taşıdığı merak duygusunu "Hezarfen" olma idealiyle birleştirerek Harvad’a çok boyutlu bir akademik yolculuğa çıkmak istediğini belirtti. Doruk Çağlı, Harvard’daki asıl hedefini ve disiplinler arası çalışma tutkusunu şu sözlerle anlattı: "Ailem bana kariyer, kazanç gibi konuları düşünmeden önce her türlü yeni bilgiye nasıl yaklaşmam gerektiğini öğretti. Hezarfen olmak diyorlar bu duruma. "Bin bilen olmak." Ben de yaşantım boyunca buna inandım. Her şeyi inceledim, her şeye doğru soruları sormaya çalıştım. Bu değer Doruk’u şu andaki Doruk yapan en önemli faktörlerden biri oldu. Robotik seçimimdeki en önemli nokta da ne kadar fazla disiplinle bir arada çalışabildiği oldu. Merak etmek, gözlem yapmak benim için bu kadar önemli iken sadece bir konu üzerine yoğunlaşıp kendimi kalan hepsinden soyutlamak istemiyordum. Fakat robotik farklıydı. Herkesle her şeyle bağlayabiliyordum. Bir algoritma mı oluşturacağım? bilgisayar bilimi ve matematik Robotun tasarımı: malzeme bilimi ve mekanik. Doğadan mı esinleniyorum, biyoloji. Bu çalışmanın toplumlar tarafından nasıl algılanacağını mı öğrenmek istiyorum, sosyoloji. İnsan hakları ve yapay zekâ üzerine mi konuşacağız, o zaman hukuk ve felsefe. Robotik benim tam istediğim şey olmayı başarmıştı. Dünyanın hızla ikinci bir Rönesans’a doğru gittiğine inanıyorum ve bu nedenle disiplinler arası sınırların kalktığı bir eğitim modelini hedefliyorum. Harvard’da yapay zekâ ve etik değerleri birleştirerek, teknolojiyi insanlık yararına dönüştürecek projeler üretmek en büyük amacım." "Daha iyi bir dünya için vicdanımızın sesini dinlemeliyiz" Akademik hedeflerinin yanı sıra toplumsal sorumluluk bilinciyle de öne çıkan Çağlı, üniversite yıllarında gönüllülük çalışmalarına ara vermeyeceğini vurguladı. YGA (Young Guru Academy) bünyesinde Urfa’dan Muş’a kadar pek çok şehirde sahalarda yer alan Çağlı, "Harvard’da eğitim alırken de en büyük fırsatları en dezavantajlı bölgelere ulaştırmak için çalışmaya devam edeceğim. Eğer dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek istiyorsak, vicdanımızın sesini dinlemeliyiz" diyerek eğitimdeki asıl amacının toplumsal fayda olduğunu ifade etti. "Akademik olarak kendimi sınamayı tercih ettim" Imperial College London’dan kabul alan Bahçeşehir Koleji Nakkaştepe 50. Yıl Kampüsü öğrencisi Alp Konuralp da finansal piyasalardaki karmaşık yapıları matematiksel modellerle çözme tutkusuyla fark oluşturdu. 7 farklı Advanced Placement (AP) dersinin tamamından en yüksek puanı alarak akademik başarısıyla dikkatleri üzerine çeken Konuralp, süreci şu sözlerle anlattı: "Ekonomiye olan ilgim, piyasadaki dalgalanmaların arkasındaki yapıyı anlama merakıyla başladı. Zamanla bu ilgiyi daha ileri taşıyarak stokastik volatilite üzerine kendi araştırmamı yürüttüm. Amacım, piyasalardaki belirsizliği sadece gözlemlemek değil, matematiksel olarak anlamlandırmaktı. Bu süreçte zorlandığım çok an oldu. Özellikle modellerin beklediğim gibi çalışmadığı, sonuçların tutarsız göründüğü dönemler, pes etmeyi düşündürdü. Ama tam da bu noktalar, en çok öğrendiğim anlar oldu. Akademik olarak da kendimi sınamayı tercih ettim. Bu sonuç, sadece yoğun çalışmanın değil, konuları ezberlemek yerine gerçekten anlamaya odaklanmanın bir yansımasıydı." UCLA ve King’s College London gibi saygın üniversitelerden de ekonomi alanında kabul almayı başaran Alp Konuralp, "Imperial College London’da ekonomi, finans ve veri bilimi alanında kendimi geliştirmeyi ve bu alanlarda derinleşmeyi hedefliyorum. Uzun vadede ise finansal sistemleri daha iyi anlayan ve bu sistemlere katkı sağlayan çalışmalar üretmek istiyorum. Benim gibi bu yolda ilerlemek isteyenler için en önemli önerim şu olur: Gerçekten merak ettiğiniz soruyu bulun. Çünkü sizi ileri götürecek olan şey, dış motivasyon değil, o soruya duyduğunuz takıntıdır" diye konuştu. "Sanatı besleyen şey yalnızca ilham değil, araştırmadır" Bahçeşehir Koleji Nakkaştepe 50. Yıl Kampüsü’nün öğrencisi Naz Doğa Gegeoğlu ise sanatsal başarısıyla illüstrasyon ve görsel sanatlar alanında Amerika, Kanada ve İtalya’nın en iyi sanat okullarından (Parsons, Pratt, SVA) burslu kabuller alarak başarıya imza attı. Sanatını kültürel kökleriyle harmanlayan ve Türk mitolojisinden esinlenerek hazırladığı portfolyosuyla dünya devlerinin dikkatini çeken Gegeoğlu, çocukluktan başlayan resim yapmaya ilgisinin daha sonra grafik, tasarım ve hikaye anlatmaya dönüşmesiyle devam eden yolculuğunu şu sözlerle anlattı: "İnternette birçok illüstratörün analiz videolarını izledim ve kendi eskiz defterlerimi oluşturdum. Zaman geçtikçe sanatımın yanı sıra başka branşlara yöneldim. Dadaist sanatçılar üzerine okuyor, farklı dönemlerin ifade biçimlerini analiz ediyorum. Ayrıca Türk mitolojisi kitaplarından ilham alarak hikâyelerime kültürel motifler ve karakterler katıyorum. Kendi kültüründen beslenmeyi bir "yeniden anlatma yolu" olarak gören Naz Doğa Gegeoğlu, küresel sanat dünyasındaki hedefini ise şunları söyledi: "Kültürümden beslenmek benim için sadece geçmişi hatırlamak değil, onu yeniden anlatmanın bir yolu. İleride illüstrasyon aracılığıyla bu hikâyelere ses vermek, çocuk kitapları ve oyun tasarımlarında yer alarak yeni kuşakların hem geçmişiyle bağ kurmasını hem de dünyayı daha bilinçli algılamasını sağlamak istiyorum."