EKONOMİ - 14 Nisan 2026 Salı 10:30

Şubat ayında tavuk eti üretimi 227 bin 793 ton oldu

A
A
A
Şubat ayında tavuk eti üretimi 227 bin 793 ton oldu

Bir önceki ay 238 bin 794 ton olan tavuk eti üretimi Şubat ayında yüzde 4,6 oranında azalarak 227 bin 793 ton oldu.



Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Şubat ayı Kümes Hayvancılığı Üretimi verilerini açıkladı. Buna göre, tavuk eti üretimi 227 bin 793 ton, tavuk yumurtası üretimi 1,82 milyar adet olarak gerçekleşti. Şubat ayında bir önceki yılın aynı ayına göre, tavuk yumurtası üretimi yüzde 17,6 arttı, kesilen tavuk sayısı yüzde 5,9 arttı, tavuk eti üretimi yüzde 4,4 arttı. Ocak-Şubat döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre, tavuk yumurtası üretimi yüzde 16,3 arttı, kesilen tavuk sayısı yüzde 4,4 arttı, tavuk eti üretimi yüzde 3,3 arttı.



Bir önceki ay 238 bin 794 ton olan tavuk eti üretimi Şubat ayında yüzde 4,6 oranında azalarak 227 bin 793 ton oldu. Bir önceki ay 1 milyar 902 milyon 299 bin adet olan tavuk yumurtası üretimi Şubat ayında yüzde 4,3 oranında azalarak 1 milyar 820 milyon 97 bin adet oldu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Başkan Seçer: "Mersin’i daha üst noktalara taşımak istiyoruz" Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Mersin’in marka kent olma yolunda ilerlediğini vurgulayarak, "Mersin’i daha üst noktalara taşımak istiyoruz" dedi. Seçer, bir sivil toplum örgütünce düzenlenen programda, ’sanayide dönüşüm ve verimlilik ödülü’ne layık görülen Gökmen Akyürek’e ödülünü takdim etti. Programda konuşan Seçer, genç bir kent olarak tanımladığı Mersin’in ticaret ile geliştiğini vurguladı. Her coğrafyanın kendi içinde hikayeleri olduğuna değinen Seçer, "Ticareti, iş insanını ve üretimi Mersin’den ayrı görmek mümkün değil. Marka şehir olmak öyle birkaç yüzyılla olmuyor. Binlerce yıla ihtiyacınız var. Marka şehir olabilmeniz için elbette ticaretiniz, sanayiniz, turizminiz, tarım sektörünüz ya da lojistiğiniz olabilir. Mersin gibi çok sektörlü bir kent de olabilirsiniz. Ama marka kent olmanız için uzun yıllar emek etmeniz gerekiyor. İşte biz o emek içerisindeyiz. Ayağa kalktık ve yavaş yavaş yürüyoruz" diye konuştu. Marka kent olma yolunda maddi imkanların dışında kültürel değerlere de sahip olunması gerektiğini vurgulayan Seçer, "Bir kentin marka kent olması için maddi gücünün yanı sıra, tarih, kültür ve sanat da çok önemli faktörlerdir. Dünyanın tanıdığı yazarları, şairleri, bilim insanlarını yetiştireceksiniz. İyilikleriyle, ülkesine yararlarıyla anılan siyasetçileriniz olacak. Bilhassa değerleriniz olacak. Mersin süratle marka kent olmaya doğru ilerliyor. Burada elbette merkezi yönetimin yatırımlarının katkısı var" ifadelerini kullandı. Ana muhalefet partisine mensup bir belediye başkanı olarak kente dair her konuda gerçekçi davranarak eleştiri ve övgülerde bulunacağını söyleyen Seçer, birleştirici bir yönetim anlayışında olduğunu belirtti. Kentte farklı kültürlerin bir arada olduğuna dikkat çeken Seçer, "Mersin, yaşam biçimiyle, siyasi görüşüyle, sosyokültürel ve sosyoekonomik yapısıyla rengarenk bir kent. Bu renklerden sentez oluşturabildiğiniz zaman marka kent olma yolunda da çok önemli bir adım atmış oluyorsunuz. Bir belediye başkanının görevi şehri bütünleştirmek ve kentte yaşayanların kente aidiyet duygusunu sağlamaktır" sözlerini kaydetti. "Artık hepimiz Mersinliyiz demeliyiz" Seçer, Mersin’in göçlerle büyüyen ve zenginleşen bir şehir olduğunu belirterek, bir belediye başkanının vatandaşlarına, ‘Ben Mersinliyim!’ dedirtebilmesinin önemli bir başarı olduğunu söyledi. Seçer, Mersin’in farklı kültürlerden gelen insanların bir arada yaşadığı özel bir kent olduğuna dikkat çekerek, "Kökünüz ve etnik yapınız onurunuzdur ama artık hepimiz Mersinliyiz demeliyiz" dedi. "Mersin’i daha üst noktalara taşımak istiyoruz" Mersin’de önemli yatırımlar yapıldığına dikkat çeken Seçer, yerel yönetimler olarak kendi bütçe ve imkanları ile görev, yetki ve sorumluluk alanlarında gereken çalışmaları yapma gayreti içerisinde olduklarından söz etti. Amaçlarının kenti daha üst noktalara taşımak olduğunu kaydeden Seçer, bu noktada merkezi yönetimin de desteğinin son derece önemli olduğuna dikkat çekerek, "Yerel yönetimlerin yaptığı projelerde daha efektif olması ve süratle hayata geçirilmesi, merkezi yönetimin sağladığı imkanlardan yararlanabilmesi adına son derece önemlidir" şeklinde konuştu. Seçer, parlamentoda 2 dönem görev yaptığını ifade ederek, bir şehrin menfaatleri söz konusu olduğunda parti farkı gözetmeksizin bir araya gelinmesi gerektiğini kaydederek, "Siyaset gerginleşebilir, genel başkanlar ya da parti sözcüleri birbirlerine çok yüksek perdeden eleştiriler yapabilir ama mesele o milletvekillerinin şehri ve menfaati olduğu zaman siyaseti bir kenara bırakıp, bir araya gelmesi lazım. Bizim Mersin’e daha iyi hizmet edebilmemiz için bürokraside devam eden süreçlerin bir an önce sonuçlanabilmesi için sayın milletvekillerimizin desteğine ihtiyacımız var" ifadelerine yer verdi. Seçer’den milletvekillerine iş birliği çağrısı Belediye hizmetlerinde hiçbir ayrım gözetmediklerinin altını çizen Seçer, tüm vatandaşlara eşit hizmet götürdüklerini belirterek, "Her şeyi şeffaf ve açık yapıyoruz. Kendimize, ‘Her şeyin en mükemmelini yapıyoruz’ da demiyoruz. Mutlaka hatalarımız, eksiklerimiz vardır ama şurada hakkımızı vermenizi istiyoruz, biz hizmetlerimizi yaparken hiçbir milletvekilimin partisinin seçmenine ayrım yapmadan bu hizmetleri götürüyoruz. O nedenle yapılan hizmetlerin, bütün partilerin seçmenlerine yapılan hizmetler gerçeğinden yola çıkarak, sizleri Mersin’e merkezi yönetimden sağlanacak imkanlarda el ve iş birliğine davet ediyorum" dedi.
Van Van Gölü’nde inci kefali için av yasağı: Kaçak avlanmanın cezası 16 bin TL Van Gölü Havzası’nın en önemli değerlerinden biri olan inci kefalinin (Van balığı) üreme yolculuğu öncesinde beklenen av yasağı bu gece yarısı itibarıyla başlıyor. Van Gölü’nün tuzlu ve sodalı suyunda yaşayan ancak üremek için tatlı sulara göç eden inci kefalini korumak amacıyla her yıl uygulanan 15 Nisan-15 Temmuz av yasağı dönemi başlıyor. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların neslini sürdürebilmesi için bu yıl güvenlik önlemleri en üst seviyeye çıkarıldı. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, denetimlerin Sahil Güvenlik, Jandarma, Emniyet ve yerel yönetimlerle koordineli bir şekilde yürütüleceğini belirtti. Kaçak avcılığa karşı denetimlerin 7 gün 24 saat esasına göre gerçekleştirileceğini ifade eden Şişman, "Balıkların yumurtlamaya çıktığı bu dönemde maalesef korunaksız oluyorlar ve doğal olarak avcıların hedefi haline geliyorlar. Sığ sularda yakalamak çok kolaylaşıyor. Bizler ne yapıyoruz? Öncelikle komisyonlarımızı toplayarak bir değerlendirme yapıyoruz. Sahil Güvenlik Komutanlığımız, İl Jandarma Komutanlığımız, İl Emniyet Müdürlüğümüz, İl Tarım ve Orman Müdürlüğümüzün yanı sıra göl kenarında bulunan muhtarlıklarımız ve bölgedeki okullarla farkındalık çalışmaları, koordinasyon toplantıları ve değerlendirmeler gerçekleştiriyoruz. Sahada 7/24 esasına göre denetimlerimize yarından itibaren başlıyoruz. Peki, bu denetimleri ne için yapıyoruz? İnci kefali balığımızın üreme mevsimini rahat bir şekilde tamamlaması, göldeki popülasyonun ve varlığının sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi için elimizden gelen her türlü çalışmayı göstermeye devam edeceğiz" dedi. "Geçen sezon 2 milyon 700 bin TL idari para cezası uygulandı" Bu yıl yağış rejiminin olumlu seyretmesiyle bereketli bir sezon beklediklerini dile getiren Şişman, "Geçen yılı değerlendirdiğimizde, maalesef kurak bir yıldı ve üreme ile ilgili rapor edilmiş bir verim düşüklüğü yaşandı. Yıllık avlanma miktarını normalde 8-10 bin ton olarak öngörüyoruz ancak geçen sene bu miktar 7 bin ton civarında gerçekleşti. Fakat bu sene durum farklı. Hem düzenli bir yağış rejimimiz var hem de tatlı sularda yaptığımız incelemelerde, akarsularımızın göle kavuştuğu yerlerdeki debi miktarlarının gayet verimli ve mevsim itibarıyla iyi bir noktada olduğunu görüyoruz. Bu durum, üreme mevsiminin Van balığımız açısından sağlıklı geçeceğinin bir göstergesidir. Geçen yılın verilerine baktığımızda; kaçak avcılık yapan, kaçak satış yapan veya taşınmaması gereken balığı taşımaya çalışan yaklaşık 270 kişiye, 1380 sayılı Kanun kapsamında toplam 2 milyon 700 bin TL idari para cezası uygulandı. Bu yıl için vatandaşlarımızı uyaralım; kaçak avlanmanın cezası 16 bin TL’dir. Buradan tüm vatandaşlarımıza çağrıda bulunuyoruz. Av yasağı döneminde, inci kefalini özellikle sığ sularda veya gölde avlamaya devam edenlerin ihbar edilmesi konusunda tüm vatandaşlarımızın bize yardımcı olmalarını bekliyoruz" diye konuştu. "Yasaklarla Van balığının boyu büyüdü" Yaklaşık 30 yıldır Van Gölü’nde balıkçılıkla geçimini sağlayan Necmettin Akdeniz ise "Dün akşam attığımız ağlarımızı bu sabah çektik. Bu 3 aylık yasak sezonunda ağlarımızı teknelerimizden alacağız. Bu ağların bakım ve tamiratlarını yapacağız. Sıcak yaz günlerinde ise teknelerimizin bakımını yapacağız. Nasip olursa 15 Temmuz’da yeniden avlanmaya başlayacağız. Daha önce yaklaşık 20 adet balık bir kilo gelirken, av yasaklarıyla birlikte boyu büyüyen balığın şimdi 8-9 adedi bir kilogram oluyor" şeklinde konuştu.
Muğla Prostat büyümesine rezum yöntemi Prostat büyümesi tedavisinde kullanılan Rezum (su buharı tedavisi) yöntemi Acıbadem Bodrum Hastanesi’nde ilk kez uygulanmaya başlandı. İyi huylu prostat büyümesi nedeniyle ortaya çıkan idrar yapma ile ilişkili sorunlarda kullanılan Rezum adlı yöntemi uygulayan Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Serdar Yalçın, "Rezum yöntemi, prostat dokusuna kontrollü su buharı enerjisi verilmesi prensibine dayanıyor. İşlem sırasında verilen su buharı prostat dokusu içerisinde yayılıyor ve hücresel düzeyde etki oluşturarak büyümüş dokunun zamanla küçülmesini sağlıyor" dedi. Prostat büyümesi yaşam kalitesini etkiliyor Prostat büyümesinin özellikle 50 yaş üzerindeki erkeklerde sık görülen bir sağlık sorunu olduğunu belirten Yalçın, "Prostat büyümesi; idrar yapma güçlüğü, sık idrara çıkma ve gece idrara kalkma gibi şikayetlere neden olarak hastaların yaşam kalitesini düşürebiliyor. Gelişen teknoloji sayesinde artık daha konforlu ve modern tedavi seçenekleri uygulanabiliyor" diye konuştu. "Rezum sırasında kullanılan enerji aslında su buharının taşıdığı doğal termal enerjidir" Rezum yönteminin prostat dokusuna kontrollü su buharı enerjisi verilmesi prensibine dayandığını belirten Yalçın, şunları ekledi: "İşlem sırasında verilen su buharı prostat dokusu içerisinde yayılıyor ve hücresel düzeyde etki oluşturarak büyümüş dokunun zamanla küçülmesini sağlıyor. Rezum sırasında kullanılan enerji aslında su buharının taşıdığı doğal termal enerjidir. Prostat dokusuna verilen bu kontrollü enerji, büyümüş dokunun küçülmesini sağlar. İşlem sonrasında vücudun kendi iyileşme mekanizması devreye girer ve prostat dokusu zaman içinde küçülerek idrar akımı rahatlar" "İşlem 10-15 dakika sürüyor" Rezum yönteminin en önemli avantajının kısa sürmesi olduğunu ifade eden Yalçın, "İşlem genellikle 10-15 dakika içinde tamamlanır. Çoğu hasta kısa sürede günlük yaşamına dönebilir. Rezum yöntemi; özellikle sık idrara çıkan, gece sık sık idrara kalkan, idrar akımı zayıf olan ve idrarın tam boşaltılmasında sorun yaşayan kişiler için uygun bir seçenek olur" ifadelerini kullandı. "Klasik prostat ameliyatlarına kıyasla minimal invaziv bir yöntem" Rezum yönteminin klasik prostat ameliyatlarına kıyasla minimal invaziv bir yöntem olduğunu belirten Yalçın, "İşlem sırasında kesi yapılmaz. Doğal idrar kanalından girilerek prostat dokusuna müdahale edilir. Bu sayede cerrahi operasyon gerektirmeden prostat dokusunun küçülmesi hedefleniyor" dedi. "50 yaş üzerindeki erkekler düzenli kontrol yaptırmalı" Prostat büyümesine bağlı şikâyetlerin erken dönemde değerlendirilmesinin tedavi seçeneklerini artırdığını vurgulayan Yalçın, "Özellikle 50 yaş üzerindeki erkekler düzenli ürolojik kontrol yaptırmalı" uyarısında bulundu.