KÜLTÜR SANAT - 08 Ocak 2025 Çarşamba 09:47

Taksim’de Osman Hamdi Bey’in ünlü tablosu ‘Kaplumbağa Terbiyecisi’nin iki versiyonu sergileniyor

A
A
A

Osman Hamdi Bey’in ünlü tablosu ‘Kaplumbağa Terbiyecisi’nin 1906 ve 1907 olmak üzere iki versiyonu komşu oldu. 1906 versiyonu Pera Müzesi’nde sergilenirken, 1907 versiyonu ise Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nde ziyaretçilere sunuluyor. Sırt sırta olan binalarda sevenlerini ağırlayan tablolara yoğun ilgi gösteriliyor.

Taksim’de bulunan Pera Müzesi’nde Osman Hamdi Bey’in ünlü tablosu ‘Kaplumbağa Terbiyecisi’nin 1906 versiyonu sergilenirken, 1907 versiyonu ise Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nde ziyaretçilere sunuluyor. Osman Hamdi Bey’in aynı konuda birbirine yakın iki versiyon çalıştığı ve Kaplumbağa Terbiyecisi olarak tanınan, sanatçınınsa ‘Kaplumbağalı Adam’ olarak adlandırdığı 1907 tarihli eserde, bir önceki yıl yapılmış olan diğer tablodaki 5 kaplumbağadan farklı olarak 6 kaplumbağa yer alıyor. Bir diğer farklılık ise 1907 versiyonunda Çelebi Sultan Mehmed’in yaptırdığı Bursa Yeşil Camii’nin bir odası olduğu anlaşılan mekandaki sivri kemerli alınlığa benzeyen çinilerde “Kalplerin şifası, sevgiliyle (Hz. Muhammed) kavuşmaktır” anlamındaki “Şifa’al-kulüb lika’al Mahbub” hattı görülürken, hemen yanındaki diğer tabloda ise “Muhammed” yazılı levha asılı bulunuyor. Niş içinde duran beyaz üzerine yeşil akıtmalı Çanakkale testi yine 1907 yeni versiyonunda görülüyor. Osman Hamdi Bey’in alışılmış yaklaşımıyla kendisini model olarak kullandığı, bol kırmızı giysisi kemerle toplanmış, tülbentle sarılmış külahlı, sırtında vurmalı bir çalgı olan nakkare asılı derviş figürü, bir diğer müzik aleti olan neyi kavrayan elini arkasında tutarak yerde yeşilliklerle beslenen kaplumbağalara hafifçe eğilimi sergileniyor. Küçük farklılıklar bulunan iki tabloya da sevenleri yoğun ilgi gösteriyor.

Taksim’de Osman Hamdi Bey’in ünlü tablosu ‘Kaplumbağa Terbiyecisi’nin iki versiyonu sergileniyor

“Osman Hamdi Bey’in 1906 yılında yaptığı eser”

Pera Müzesi oryantalist resim koleksiyonu küratörü Barış Kıbrıs, “Pera Müzesi’nin 2. katında Sevgi ve Erdoğan Gönül Galerisi’nde Osman Hamdi Bey sergisindeyiz. Kaplumbağa Terbiyesi resminin önünde bulunuyoruz. Osman Hamdi Bey’in 1906 yılında yaptığı ve Fransa’da gerçekleşen salon sergisine gönderdiği bir eser. Bu eserin eksizlerini yaptığını biliyoruz. Bazı fotoğraflar da falan görünüyor. Bu figürü farklı kompozisyonlarda denemiş. Daha sonra sergiye göndermek için büyük boyutlu bir kompozisyona dönüştürmüş. 1 yıl sonra daha küçük boyutlu bir versiyonunu daha yapmış. Çok ufak tefek farklılıklar var. Bu resmin ismi neredeyse yapıldığı tarihten itibaren ‘Kaplumbağa Terbiyecisi’ olmuştur. Halbuki sergide Fransızca ‘Kaplumbağalı Adam’ olarak yer alıyor. İngilizcesinde de sadece ‘Kaplumbağalar’ olarak biliniyor. Figürün durduğu mekan Bursa Yeşil Camii’nin bir üst katında bulunan odasıdır. Bir derviş figürü görüyoruz. Hangi tarikata da mensup olduğu belli değil. Bu konulara çok aşina olmayan bir izleyici kitlesi düşünülerek yapılmıştır. Osman Hamdi Bey’in pek çok resminde olduğu gibi. Kaplumbağaları besleyen bir derviş görüyoruz. İki tane çalgı var. Biri sırtında asılı duran nakkare dediğimiz vurmalı çalgıdır. Ellerinde bir de ney tutuyor. Kaplumbağalar yerdeki yeşillikleri yiyorlar. Bu resmin fikri nereden gelmiş olabilir diye bir görüş var. 37 yıl öncesinde Bağdat’tayken babasına yazdığı bir mektup var. Babasına diyor ki; ‘yolladığın dergiyi aldım’. Bu Fransızca bir dergi ve içinde bir makalede Koreli kaplumbağa terbiyecilerinden bahsediliyor. Bunun bir gravürü de var. Gravürde adam küçük bir davul çalıyor. Kaplumbağalar birbirlerinin üzerine oradan da bir masaya tırmanıyorlar. Bu bir fikir vermiş olabilir mi? Fakat burada öyle bir aktivite görmüyoruz. Kaplumbağalar yerdeki yeşillikleri yemekle meşguller” dedi.

Taksim’de Osman Hamdi Bey’in ünlü tablosu ‘Kaplumbağa Terbiyecisi’nin iki versiyonu sergileniyor

“Kompozisyon olarak aynı olan bir resim daha var”

Tabloda düşünceli ifadeyle kaplumbağaları izleyen bir derviş figürünün bulunduğunu söyleyen Kıbrıs, “Derviş figürünü biraz açmak lazım. Osman Hamdi Bey çoğu zaman resimlerinde erkek figürü model olarak kendisini kullanmıştır. Arkadaşı Pascal Sebah’ın çektiği fotoğraflardan yararlanmıştır. Farklı giysiler içindeki fotoğraflar bunlar. Osman Hamdi Bey’in sanat yaşamında iki kaynağın yani Osmanlı mimarisi ve Osmanlı giysilerinin özellikle oryantalist resimlerinde kullanıldığını biliyoruz. Burada da derleme bir derviş giysisi söz konusu” ifadelerini kullandı.

“Sırt sırta sergileniyorlar”

Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi Müdürü Canan Atlığ, “Müzemizdeki Osman Hamdi Bey’e ait Kaplumbağa Terbiyecisi, namı diğer Kaplumbağalı Adam, 1907 yılında yapılmış olan ikinci versiyondur. Birinci versiyonu 1906 yılında yapılmış ve şimdi Pera Müzesi’nde; yani sırt sırta sergileniyorlar. Burada bulunan 1907 yapımlı Kaplumbağa Terbiyecisi’ndeki farklılıkların biri, kaplumbağa sayısı. Pera Müzesi’ndeki resimde 5 kaplumbağa bulunurken, bu eserde 6 tane kaplumbağa var. Aynı zamanda bir tane Çanakkale su testisi eklenmiştir. Pencerenin üstünde yer alan çini kaplama Pera Müzesi’ndekinde daha açıkken, bizimkinde daha kapalı bir şekilde görünüyor. Oradan giren ışığın da bir farklılığı var. Boyut olarak bizim eserimiz çok daha küçük. Bu da aslında oryantalist sanatçıların çalıştıkları ikinci versiyonlarda çok olağan bir durum. Bazen daha büyütür, bazen de daha küçültür. Aynı zamanda sağ üst köşede Münir Paşa’ya bir ithaf var. Osman Hamdi Bey’in imzasının yanında bulunuyor. Türkçe çeviri olarak ‘Münir Paşa’ya muhabbetle yadigar’ yazıyor. İlaveten, bu eserde Hz. Muhammed levhası eklenmiş. Çünkü üstte bulunan çinide ‘Kalplerin şifası, sevgiliyle (Hz. Muhammed) kavuşmaktır’ yazıyor” şeklinde konuştu.

Taksim’de Osman Hamdi Bey’in ünlü tablosu ‘Kaplumbağa Terbiyecisi’nin iki versiyonu sergileniyor

 

"Doğu ve Batı’yı birleştiren bir Osmanlı aydını"

Osman Hamdi Bey’in tarihte önemli bir yere sahip olduğunu ifade eden Atlığ, “Hem ressam hem de bir Osmanlı aydını olarak. Oryantalist ressamlar düşünüldüğünde Batı ve Doğu’nun etkileşimi pek çok evrensel imgelemde görülüyor. Osman Hamdi Bey’in hem Fransa’da görmüş olduğu eğitim, oradaki oryantalizm ve üsluplar, aynı zamanda Doğu’daki Japon karikatürlerinde de görülen kaplumbağa terbiyecisi imgelemi burada görülüyor. Doğu ve Batı’yı birleştiren ve Doğu’nun içinden çıkmış biricik bir oryantalist diyebiliriz” diye konuştu.

Taksim’de Osman Hamdi Bey’in ünlü tablosu ‘Kaplumbağa Terbiyecisi’nin iki versiyonu sergileniyor

Semanur Kaygısız - Furkan Serttaş

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Çeşme’de, duygu dolu Çanakkale anması 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 111. yıl dönümü dolayısıyla Çeşme’de anlamlı bir anma programı düzenlendi. 18 Mart’ta okulların ara tatilde olması nedeniyle bugün gerçekleştirilen törende duygu dolu anlar yaşandı. Çakabey Kültür Merkezi’nde düzenlenen programa ilçe protokolü, daire amirleri, siyasi parti temsilcileri, öğretmenler, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Program, Sıdıka Kelami Ertan Ortaokulu tarafından hazırlanırken, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Günün anlam ve önemine ilişkin konuşmayı okul müdürü Hikmet Aykut yaptı. Aykut, konuşmasında Çanakkale Zaferi’nin yalnızca bir askeri başarı olmadığını, aynı zamanda bir milletin kaderini değiştiren tarihi bir dönüm noktası olduğunu vurguladı. Çanakkale’de verilen mücadelenin fedakârlık, inanç ve kararlılığın en büyük örneklerinden biri olduğunu ifade eden Aykut, Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğine dikkat çekerek, "Onun askeri dehası ve sarsılmaz iradesi olmasaydı bugün bu topraklarda özgürce yaşamak mümkün olmayacaktı" dedi. Konuşmasında gençlere de seslenen Aykut, Çanakkale ruhunun yalnızca geçmişte kalmaması gerektiğini belirterek, bu ruhun bilim, sanat ve üretimle geleceğe taşınmasının önemine değindi. Şehitlerin emaneti olan vatanın korunmasının en büyük sorumluluk olduğunu ifade etti. Öğrencilere ödülleri verildi Program kapsamında İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen şiir ve resim yarışmalarında dereceye giren öğrencilere ödülleri takdim edildi. Öğrencilerin Çanakkale ruhunu yansıtan eserleri, katılımcılar tarafından ilgiyle karşılandı. Tören, öğrenciler tarafından sahnelenen "Geçilmez Çanakkale" adlı gösteri ile devam etti. Duygusal anların yaşandığı gösteri, izleyicilerden büyük alkış aldı. Anma programı, toplu hatıra fotoğrafı çekiminin ardından sona erdi.
Kocaeli Patrondan nezarethanede para teklifi iddiası: "Başını kaldır bana bak, sigortalı söyle" Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 7 işçinin hayatını kaybettiği parfüm fabrikası yangınına ilişkin davanın duruşmasında, olaydan yaralı kurtulan personel Gülhan Bendi yaşananları anlattı. Olaydan önce elektrik sorunları yaşandığını ve yangın merdiveninin maliyet gerekçesiyle yapılmadığını söyleyen Bendi, ayrıca fabrikada Defacto ve LC Waikiki gibi ünlü markalara parfüm dolumu yaptıklarını belirterek, üretimin iddiaların aksine aktif şekilde sürdüğünü söyledi. Bendi, "Kurtuluş Oransal bana nezarethanede ’Gülhan başını kaldır bana bak. İşçilerin SGK’lı olduğu söyle’ diyerek para teklif etti" dedi. Olay, 8 Kasım 2025 tarihinde Dilovası Mimar Sinan Mahallesi Mimar Sinan Caddesi’ndeki Ravive Kozmetik isimli parfüm dolum tesisinde meydana geldi. Tesiste çıkan yangında Hanım Gülek (65), Esma Dikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ile Cansu Esatoğlu (16) hayatını kaybetmişti. Sanık savunmaları tamamlandı Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’nde görülen davanın duruşmasında, aralarında şirket yetkililerinin de bulunduğu 8’i tutuklu, 2’si firari 16 sanığın savunmaları tamamlandı. Sanık savunmaları tamamlanmasının ardından müşteki ifadelerinin dinlenmesine geçildi. Müştekilerden, patlamadan yaralı kurtulan çalışan Gülhan Bendi (40), fabrikanın çalışma düzeni, üretim süreci ve yangın öncesine ilişkin beyanlarda bulundu. "Yandım ama sesleri duyuyordum" Olaydan yaklaşık bir hafta önce elektrik tesisatında sıkıntıların başladığını ve şalterlerin sürekli attığını belirten Bendi, "Ravive Kozmetik’te yaklaşık 4,5-5 yıldır çalışıyordum. Olaydan 1 hafta önce elektrikte sıkıntı vardı. Tuncay Yıldız fişi taktıktan sonra patlama oldu. Ben çıktım ama diğerleri çıkamadı. Yandım ama sesleri duyuyordum, çıktığımda ben de yanıyordum. Saniyeler içinde fabrika tutuştu, herkes çığlık çığlıyaydı. Kurtuluş Bey de yoldan geri dönmüş" dedi. "Hafta sonu çalışmamız istendi" Fabrikadaki üretim süreci ve eksiklikler hakkında bilgi veren Bendi, "Kurtuluş Bey bize özellikle ’hafta sonu gelin, yetişmesi gereken ürünler var’ dedi. Defacto, LC Waikiki, Sheliq, Kiva, Shauran ürünleri o gün yapılacaktı. Önce hastaneye, sonrasında karakola gittik. Shauran üretimini de yapıyorduk, yapılmıyordu söylemleri yalandır. Biz Sheliq paketlemesine gidiyorduk, hatta Ataşehir’deki ofiste bizi görmedikleri, tanımadıkları iddiası yalandır. Olay günü Tuncay Yıldız Defacto’nun karışımını yaptı, biz de dolumunu yapacaktık. Tuncay alana getirdi ürünü. Aynı zamanda krem yapıyordu. Yaklaşık bir hafta boyunca şalter atıyordu ama bir problem olmuyordu, aynı zamanda elektrik faturası da geliyordu" diye konuştu. Tutuklu sanıklardan fabrika sahibinin gelini Aleyna Oransal’ın "iş yerine hiç gitmediği" yönündeki savunmasını yalanlayan Bendi, "Eski fabrikada bir makine vardı, ikinci fabrikaya geçince 2 makine alındı. Aleyna Oransal fabrikaya gelmediğini söylüyor ancak geldi, hatta işimiz yoğun olduğu zaman yardımcı da oldu. Çağatay ve Gökberk Güngör de ofise geliyordu" ifadelerini kullandı. "SGK yalanı için para teklif etti" Çalışanların sigortasız çalıştırıldığına ilişkin de konuşan Bendi, gözaltı sürecinde kendisine para teklif edildiğini ileri sürerek, "Kurtuluş Oransal bana nezarethanede ’Gülhan başını kaldır bana bak. İşçilerin SGK’lı olduğu söyle’ diyerek bana para teklif etti. Ben de 3 gün nezarethanede kaldım. Çok merak ediyorum, babaları yaşasaydı suçu yine babalarının üzerine atabilecekler miydi" diye konuştu. "Kurtuluş Oransal çok para dedi" Gülhan Bendi, sözlerine şöyle devam etti: "Tekirdağ’dan ürünler geliyordu, burada dolum yapıyorduk. Kiva, Defacto, LC Waikiki dolumlarını yapıyorduk. Hem kendi fabrikalarına hem de başka fabrikalara üretim ve dolum yapıyorduk. Altay Ali Oransal ve İsmail Oransal (tutuklu fabrika yetkilileri) yeni yere geliyordu. Bazen çalışıyor, müşteri de getiriyorlardı. Daha çok Altay müşterilerle görüşüyordu. Yangın merdiveni için 300 bin TL istediler, Kurtuluş Oransal ’Çok para’ dedi. İkinci kez gelenler 500 bin istedi, yaptırmadı." "Kurtuluş Oransal Kartepe’ye taşınmak istemişti, o da farkındaydı tehlikenin" Gülhan Bendi ayrıca, fabrikaya hiçbir resmi kurumun denetime gelmediğini söyleyerek, "Bize iş güvenliği eğitimi verilmedi. Hiçbir resmi kurum denetime gelmedi. Sadece zabıta geliyordu, çaylarını içip gidiyorlardı. Çevreden şikayet geliyordu, koku ve çöplerle ilgili. Kurtuluş Oransal Kartepe’ye taşınmak istemişti, o da farkındaydı tehlikenin. Zabıtalar parfüm alıp gidiyordu" cümlelerine yer verdi. Bendi’nin ifadesinin ardından duruşmaya ara verildi.