EKONOMİ - 21 Ocak 2025 Salı 10:06

Tarım-GFE yıllık yüzde 32,92 arttı

A
A
A
Tarım-GFE yıllık yüzde 32,92 arttı

Tarımsal girdi fiyat endeksi (Tarım-GFE) yıllık yüzde 32,92 arttı, aylık yüzde 1,41 arttı.


Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Kasım ayı Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi verilerini paylaştı. Buna göre, Tarım-GFE’de, 2024 yılı Kasım ayında bir önceki aya göre yüzde 1,41 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 29,72 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 32,92 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 41,64 artış gerçekleşti.


Ana gruplarda bir önceki aya göre, tarımda kullanılan mal ve hizmetler endeksinde yüzde 1,43 artış, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetler endeksinde yüzde 1,25 artış gerçekleşti. Bir önceki yılın aynı ayına göre tarımda kullanılan mal ve hizmetler endeksinde yüzde 31,52 artış, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetler endeksinde yüzde 41,65 artış gerçekleşti.


Yıllık değişimin en yüksek olduğu alt grup yüzde 61,87 artış ile diğer mal ve hizmetler, aylık değişimin en yüksek olduğu alt grup yüzde 2,36 artış ile hayvan yemi oldu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Bütçe Mart ayında 229,9 milyar TL açık verdi Mart ayında merkezi yönetim bütçe giderleri 1 trilyon 460,4 milyar TL, bütçe gelirleri 1 trilyon 230,5 milyar TL ve bütçe açığı 229,9 milyar TL olarak gerçekleşti. Ocak-Mart döneminde merkezi yönetim bütçe giderleri 4 trilyon 425,4 milyar TL, bütçe gelirleri 4 trilyon 5,4 milyar TL ve bütçe açığı 420 milyar TL olarak gerçekleşti. Hazine ve Maliye Bakanlığı, 2026 yılı Mart ayı Merkezi Yönetim Bütçe Gelişmeleri’ni açıkladı. Buna göre, merkezi yönetim bütçe giderleri 1 trilyon 460,4 milyar TL, bütçe gelirleri 1 trilyon 230,5 milyar TL ve bütçe açığı 229,9 milyar TL olarak gerçekleşti. Ayrıca, faiz dışı bütçe giderleri 1 trilyon 224,5 milyar TL ve faiz dışı fazla ise 6,1 milyar TL olarak gerçekleşti. Bütçe dengesi Merkezi yönetim bütçesi 2025 yılı Mart ayında 261 milyar 466 milyon TL açık vermiş iken 2026 yılı Mart ayında 229 milyar 872 milyon TL açık verdi. 2025 yılı Mart ayında 100 milyar 223 milyon TL faiz dışı açık verilmiş iken 2026 yılı Mart ayında 6 milyar 87 milyon TL faiz dışı fazla verildi. Bütçe giderleri Merkezi yönetim bütçe giderleri Mart ayı itibarıyla 1 trilyon 460 milyar 416 milyon TL olarak gerçekleşti. Faiz harcamaları 235 milyar 959 milyon TL, faiz hariç harcamalar ise 1 trilyon 224 milyar 457 milyon TL olarak gerçekleşti. 2026 yılında merkezi yönetim bütçe giderleri için öngörülen 18 trilyon 978 milyar 815 milyon TL ödenekten Mart ayında 1 trilyon 460 milyar 416 milyon TL gider gerçekleştirildi. Geçen yılın aynı ayında ise 1 trilyon 27 milyar 727 milyon TL harcama yapıldı. Mart ayı bütçe giderleri geçen yılın aynı ayına göre yüzde 42,1 oranında arttı. Giderlerin bütçe ödeneklerine göre gerçekleşme oranı ise 2025 yılında yüzde 7 iken 2026 yılında yüzde 7,7 oldu. Faiz hariç bütçe giderleri geçen yılın aynı ayına göre yüzde 41,3 oranında artarak 1 trilyon 224 milyar 457 milyon TL olarak gerçekleşti. Faiz hariç giderlerin bütçe ödeneklerine göre gerçekleşme oranı ise 2025 yılında yüzde 6,8 iken 2026 yılında yüzde 7,5 oldu. Bütçe gelirleri Merkezi yönetim bütçe gelirleri Mart ayı itibarıyla 1 trilyon 230 milyar 545 milyon TL olarak gerçekleşti. Vergi gelirleri 1 trilyon 57 milyar 171 milyon TL, genel bütçe vergi dışı gelirleri ise 139 milyar 221 milyon TL oldu. 2025 yılı Mart ayında bütçe gelirleri 766 milyar 261 milyon TL iken 2026 yılının aynı ayında yüzde 60,6 oranında artarak 1 trilyon 230 milyar 545 milyon TL olarak gerçekleşti. Bütçe tahminine göre bütçe gelirlerinin Mart ayı gerçekleşme oranı 2025 yılında yüzde 6 iken 2026 yılında yüzde 7,6 oldu. 2026 yılı Mart ayı vergi gelirleri tahsilatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 63,9 oranında artarak 1 trilyon 57 milyar 171 milyon TL oldu. Vergi gelirlerinin bütçe tahminine göre gerçekleşme oranı ise 2025 yılında yüzde 5,8 iken 2026 yılında yüzde 7,6 oldu. 2026 Yılı Ocak-Mart Dönemi Merkezi Yönetim Bütçe Gerçekleşmeleri 2026 yılı Ocak-Mart döneminde merkezi yönetim bütçe giderleri 4 trilyon 425,4 milyar TL, bütçe gelirleri 4 trilyon 5,4 milyar TL ve bütçe açığı 420 milyar TL olarak gerçekleşti. Ayrıca, faiz dışı bütçe giderleri 3 trilyon 549,4 milyar TL ve faiz dışı fazla ise 456 milyar TL olarak gerçekleşti. Bütçe dengesi Merkezi yönetim bütçesi 2025 yılı Ocak-Mart döneminde 710 milyar 817 milyon TL açık vermiş iken 2026 yılı Ocak-Mart döneminde 420 milyar 49 milyon TL açık verdi. 2025 yılı Ocak-Mart döneminde 246 milyar 867 milyon TL faiz dışı açık verilmiş iken 2026 yılı Ocak-Mart döneminde 456 milyar 22 milyon TL faiz dışı fazla verildi. Bütçe giderleri Merkezi yönetim bütçe giderleri Ocak-Mart dönemi itibarıyla 4 trilyon 425 milyar 431 milyon TL olarak gerçekleşti. Faiz harcamaları 876 milyar 71 milyon TL, faiz hariç harcamalar ise 3 trilyon 549 milyar 360 milyon TL olarak gerçekleşti. 2026 yılı Ocak-Mart döneminde merkezi yönetim bütçe giderleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 42 oranında artarak 4 trilyon 425 milyar 431 milyon TL olarak gerçekleşti. Faiz hariç bütçe giderleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 33,8 oranında artarak 3 trilyon 549 milyar 360 milyon TL olarak gerçekleşti. Bütçe gelirleri Merkezi yönetim bütçe gelirleri Ocak-Mart dönemi itibarıyla 4 trilyon 5 milyar 382 milyon TL olarak gerçekleşti. Vergi gelirleri 3 trilyon 360 milyar 367 milyon TL, genel bütçe vergi dışı gelirleri ise 530 milyar 951 milyon TL oldu. 2025 yılı Ocak-Mart döneminde bütçe gelirleri 2 trilyon 406 milyar 769 milyon TL iken 2026 yılının aynı döneminde yüzde 66,4 oranında artarak 4 trilyon 5 milyar 382 milyon TL olarak gerçekleşti. 2026 yılı Ocak-Mart dönemi vergi gelirleri tahsilatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 66,1 oranında artarak 3 trilyon 360 milyar 367 milyon TL oldu.
Ankara Uzmanından uyarı: Risk faktörleri genç yaşlara indi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Emre Durakoğlugil, kalp ve damar hastalıklarında erken tanı ve düzenli kontrolün hayati önem taşıdığını belirterek, "Hareketsiz yaşam, sağlıksız beslenme alışkanlıkları, sigara kullanımı ve yoğun stres, kalp hastalıklarının daha erken yaşlarda görülmesine neden oluyor" dedi. Kalp Haftası, her yıl 13-19 Nisan tarihleri arasında toplumda kalp ve damar hastalıklarına karşı farkındalık oluşturmak amacıyla çeşitli etkinliklerle anılıyor. Dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de ölümlerin başlıca nedenleri arasında yer alan kalp hastalıkları çoğu zaman sessiz ilerliyor. Güven Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Emre Durakoğlugil, kalp hastalıklarının toplumda sanılandan çok daha yaygın olduğunu belirterek, "Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre kalp ve damar hastalıkları tüm ölümlerin yaklaşık üçte birinden sorumlu. Sağlık Bakanlığı verileri de Türkiye’de benzer bir tabloyu ortaya koyuyor" dedi. "Sessiz ilerliyor, ilk belirti kalp krizi olabiliyor" Kalp hastalıklarının en tehlikeli yönünün belirti vermeden ilerlemesi olduğunu vurgulayan Durakoğlugil, "Birçok hasta uzun süre herhangi bir şikâyet yaşamadan hastalığı taşıyabilir. Bu nedenle bazı kişilerde ilk bulgu doğrudan kalp krizi olarak karşımıza çıkabiliyor" diye konuştu. "Risk faktörleri artık genç yaşlara indi" Son yıllarda kalp hastalıklarının yalnızca ileri yaş grubunun sorunu olmaktan çıktığını belirten Durakoğlugil, "Hareketsiz yaşam, sağlıksız beslenme alışkanlıkları, sigara kullanımı ve yoğun stres, kalp hastalıklarının daha erken yaşlarda görülmesine neden oluyor" ifadelerini kullandı. "Her kalp hastası aynı belirtiyi vermez" Hastalığın kişiden kişiye farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini ifade eden Durakoğlugil, "Bazı hastalar göğüste baskı hissi tarif ederken, bazıları yalnızca nefes darlığı ya da çabuk yorulma ile başvurabilir. Özellikle diyabet hastalarında belirtiler daha silik seyredebilir" dedi. Belirtilerin çoğu zaman göz ardı edildiğini vurgulayan Durakoğlugil, şöyle devam etti: "Eforla ortaya çıkan göğüs ağrısı, nefes darlığı ya da çarpıntı gibi şikâyetler basit görülmemeli ve mutlaka değerlendirilmelidir. Kalp sağlığının korunmasında en önemli adım düzenli takip. Aile öyküsü olanlar, hipertansiyon, diyabet veya kolesterol yüksekliği bulunanlar düzenli olarak kardiyolojik değerlendirmeden geçmelidir." Sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kalp sağlığında belirleyici rol oynadığını kaydeden Durakoğlugil, dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite, sigaradan uzak durma ve stresin kontrol altına alınmasının önemine dikkat çekti. Erken tanı ve doğru tedavi ile hem yaşam süresinin hem de yaşam kalitesinin artırılabileceğini belirten Durakoğlugil, belirtiler ortaya çıkmadan önce önlem alınması gerektiğini sözlerine ekledi.
Düzce "Kanser hastasının tedavide en çok ihtiyaç duyduğu şefkat" DÜZCE(İHA) – Düzce Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nden emekli olan Öğretim Elemanı Dr. Dilek Demirezen, bir kanser hastasının tedavi sürecinde en çok ihtiyaç duyduğu şeyin şefkat olduğunu söyledi. Düzce Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi ile Kariyer Geliştirme ve Mezun İzleme Uygulama Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen "Kanser Ve" başlıklı konferans Tıp Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Konferansa Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muhammet Ali Kayıkçı, Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Atiye Erbaş, Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Bekir Tunca, akademisyenler ve öğrenciler katılım sağladı. Konferansta Düzce Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nden emekli olan Öğretim Elemanı Dr. Dilek Demirezen bilgi ve deneyimlerini paylaştı. İnsanın hayat yolculuğunu bir araçla seyahat eden şoför olarak betimleyen Dr. Dilek Demirezen, aracı kullanan şoförün nasıl araç içerisindeki arıza uyarı ışıklarını her zaman kontrol ederek yol gidiyorsa; tıpkı insanlarında duygu durumunu gösteren uyarı ışıkları olduğunu ve bu uyarı ışıklarının farkında olarak yaşamını sürdürmesi gerektiğini vurguladı. İnsanın duygu göstergesinde; öfke, üzüntü, kaygı, tiksinti ve neşe olduğunu paylaşan Demirezen, hayat yolculuğunda bir sorunla karşılaşıldığında bu duyguların zihni ele geçirmesine izin verilmemesi gerektiğini söyledi. "Hangi duygu durumunun içerisinde olduğunu anlarsan, o duygunun seni yönetmesini engellersin. Öfkenin farkında olursan öfkeyle hareket etmezsin" şeklinde konuşan Dilek Demirezen, hayat yolculuğunda kişiye eşlik eden çocukluk dönemi (iç çocuk), ergenlik dönemi, deneyimleri ve "Elalem ne der?" düşüncesi karşılaşılan sorunları, hastalıkları yönetmede etkili olduğunu katılımcılarla paylaştı. Bir kanser hastasının tedavi sürecinde en çok ihtiyaç duyduğu şeyin şefkat olduğunu vurgulayan Demirezen, "Kanser tedavisi gören bir kişiye; güçlü olmalısın, savaşmalısın, sen bunu yenersin gibi cümleler kurmanıza gerek yok. Onun yanında olmanız, ihtiyaçlarına yardımcı olmanız her şeyden daha etkili oluyor. En büyük moral da hastanın kendisi istemeden onun sorunlarını çözmek oluyor" dedi. Kanser hastasının tedavi sürecinde onkologların bu ekibin lideri olduğunu hatırlatan Demirezen, uzman olmayan kişilerin sözlerine dikkat edilmemesi gerektiğinin altını çizdi. Hastalık sürecinde yaşadıklarını "Ölemedim" adlı kitabında anlatan emekli Dilek Demirezen, etkinlik sonunda okurları için imza töreni de düzenledi. Konferans, plaket ve belge takdiminin ardından sona erdi.