POLİTİKA - 15 Nisan 2026 Çarşamba 13:47

TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Bugünler Netanyahu ve çetesi için iyi günlerdir"

A
A
A
TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Bugünler Netanyahu ve çetesi için iyi günlerdir"

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, "Özgür bir Filistin Devleti’nin kurulması için verilen bu mücadele mutlaka başarıya ulaşacaktır. Adalet gecikse de soykırım ve zulüm düzeni asla uzun sürmeyecektir. Bugünler Netanyahu ve çetesi için iyi günlerdir; onları bekleyen daha nice hesap verecekleri günlerin yakın zamanda gerçekleşeceğine yürekten inanıyorum" dedi.


TBMM Başkanı Kurtulmuş, İstanbul’da gerçekleştirilen Parlamentolar Arası Birlik (PAB) 152. Genel Kurulu çerçevesinde Filistin’i Destekleyen Parlamentolar Grubu İkinci Toplantısı’na katıldı.



"Filistin’in geleceğinin ne olacağına Filistinlilerden başka hiçbir kimse karar vermeyecek, veremeyecektir"


Burada konuşan Kurtulmuş, Filistin’in geleceğinin ne olacağına Filistinlilerden başka hiçbir kimse karar vermeyecek, veremeyecek olduğunu söyleyerek, "Geçtiğimiz yıl yapmış olduğumuz bu toplantıdan bu yana gerçekten Filistin meselesiyle ilgili çok önemli gelişmeleri hep beraber yaşadık. Bunlardan birisi; soykırımcı Netanyahu ve hükümetinin saldırganlıklarına dur durak demeden devam etmesi, her ne kadar bir anlaşma yapılmış görünse de bu anlaşmaya bağlı kalmayarak yine anlaşmanın imzalandığı tarihten, yani Mısır’da yapılan anlaşmadan sonra da çok sayıda Filistinli masum kadın ve çocuğu öldürmeye devam etmiş olmasıdır.


Bu anlamda geçtiğimiz yıl bu inisiyatife ev sahipliği yapan parlamentoların yanında, bu sene de farklı parlamentoların bu toplantıyı teşrif etmeleri bizim için ümit vericidir. Neredeyse bir asırdır işgal, katliam ve türlü engellemelere rağmen haysiyetinden ve mücadelesinden taviz vermeden varlık mücadelesini sürdüren Filistin halkıyla dayanışmamızın müşterek ve kalıcı bir zemine oturtulması; haklı mücadelelerinin parlamentolar eliyle de uluslararası alanda daha güçlü bir şekilde duyurulması amacıyla geçtiğimiz yıl 14 parlamentonun katılımıyla gerçekleştirdiğimiz Filistin’i Destekleyen Parlamentolar Grubu’nun, planlandığı gibi genişleyerek yoluna devam ettiğini görmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bildiğiniz gibi ilk toplantımızda üç tane temel kural belirlemiştik. Bunlardan birisi başkenti Doğu Kudüs olan, 4 Haziran 1967 sınırları dahilinde, tam manasıyla egemen ve toprak bütünlüğü sağlanmış olan Filistin Devleti’nin kurulması, burada bir araya gelen parlamentoların ve halkların ortak temennisi ve ortak hedefidir. Bu hedefi benimseyen her parlamentoya, her ülkeye Filistin’i Destekleyen Parlamentolar zemini açıktır. Müştereken kabul ettiğimiz ikinci temel esas ise Filistin halkının kaderinin kendi hür iradesiyle tespit edilmesi, tayin edilmesidir. Yani Filistin’in geleceğinin ne olacağına Filistinlilerden başka hiçbir kimse karar vermeyecek, veremeyecektir. Üçüncü esas ise parlamentolar arasında etkili, şeffaf, sonuç üreten istişare ve dayanışma zeminini korumak ve genişletmektir. Gönüllülük temelinde ilerleyen grubumuzun gittikçe daha geniş bir temsile ulaşması ise memnuniyet vericidir" dedi.



"Filistin meselesi bir coğrafi mesele hiç değildir"


Filistin meselesinin bir coğrafi mesele olmadığını söyleyen Kurtulmuş, "Filistin meselesi hepimizin kabul ettiği gibi sadece iki devlet arasında sınır ihtilafı değildir. Filistin meselesi bir coğrafi mesele hiç değildir. Filistin meselesi bunun da çok ötesinde; bugün artık insanlık, siyasal meşruiyet ve uluslararası hukuk sisteminin en temel meselesi haline gelmiştir. Ortadoğu’da kalıcı huzurun ve istikrarın yolu, iki devletli siyasi ufkun temenni metinlerinden çıkıp artık hayata geçirilmesini gerektirmektedir. İlan edilen ateşkese rağmen Gazze’de insani yardım akışı ağır kısıtlamalara maruz kalmaya devam ediyor. 11 Ekim 2025 tarihinden bu yana 757 Filistinli Gazze’de şehit edilmiştir; 2090 kişi de yaralanmış, gazi olmuştur. Tüm insani yardım kuruluşları zor şartlar altında bırakılmıştır. İsrail hükümeti ve parlamentosu kaynaklı düzenlemeler sebebiyle Gazze Şeridi ciddi bir operasyonel kuşatma altındadır. Yardımların geçişi, sağlık hizmetlerinin sürekliliği ve sivil hayatın korunması ağır darbe almıştır. Tüm bağımsız kaynaklar insani geçiş hareketlerinin reddedildiğini ve sahadaki krizin daha da derinleştiğini teyit etmektedir" diye konuştu.



"Kudüs’te hem Müslümanların hem de Hristiyanların kutsal mekanlarına yönelik saldırılar ve oldu bittiler sistematik bir şekilde devam etmektedir"


Kudüs’te hem Müslümanların hem de Hristiyanların kutsal mekanlarına yönelik saldırıların ve oldubittilerin sistematik bir şekilde devam ettiğine değinen Kurtulmuş, "Öte yandan, Gazze’deki bu insanlık dramının yanında Batı Şeria’da da Filistinlilere uygulanan şiddet giderek artmakta, giderek daha yüksek seviyelere ulaşmaktadır. Kudüs’te, Doğu Kudüs’te süren oldubittiler ve Mescid-i Aksa başta olmak üzere kutsal mekanlarının haysiyetini zedeleyen müdahaleler; işgal siyasetinin hukuksuz, pervasız pratiklerini tüm dünyaya göstermektedir. Bildiğiniz gibi on yıllar boyu ilk sefer Mescid-i Aksa bu Ramazan ayında ibadete kapatılmış ve Müslümanlar Ramazan ayında Bayram namazları dahil namazlarını Mescid-i Aksa’da eda edememişlerdir. Kudüs’te hem Müslümanların hem de Hristiyanların kutsal mekanlarına yönelik saldırılar ve oldubittiler sistematik bir şekilde devam etmektedir. Mesele artık sadece bir toprak gaspıyla sınırlı ihtilaf olmanın çok ötesindedir. Karşımıza bir halkı var olmaktan çıkarmaya yönelen sistematik bir tasfiye ve soykırım zihniyeti ve politikası uygulanmaktadır" şeklinde konuştu.



"Dünyanın hiçbir yerinde böylesine ikili bir hukuk sistemine müsaade edilemez, müsamaha edilemez"


Dünyanın hiçbir yerinde böylesine ikili bir hukuk sistemine müsaade edilemez, müsamaha edilemez diyen Kurtulmuş, "Baskıyı alışkanlık haline getiren Siyonist İsrail yönetiminin, yakın dönemde Filistinlilere yönelik idam cezası düzenlemesini parlamentolarında yasalaştırması ise, hukuk kisvesi altında ayrımcı bir şiddet düzenini kurma arayışından başka hiçbir şey değildir. Dünyanın hiçbir yerinde böylesine ikili bir hukuk sistemine müsaade edilemez, müsamaha edilemez. Aynı suçu işleyen Filistinliye idam cezası, aynı suçu işleyen İsrail vatandaşına ise başka bir ceza verilmesi, insanlık tarihinde görünmemiş bir çifte standart, bir büyük garabettir. İnsan hakları uzmanları, söz konusu tasarının yaşam hakkını ihlal ettiği, adil yargılanma güvencelerini zayıflattığı ve Filistinliler aleyhine ayrımcı sonuçlar doğurduğu uyarısında bulunmaktadır. Hiçbir meclis çoğunluğu, buranın altını çiziyorum, hiçbir meclis çoğunluğu, insan onurunu hedef alan bu tür tasarruflara asla ve asla meşruiyet kazandıramaz. Onun için hangi çoğunlukla karar alırlarsa alsınlar, bu karar gayrimeşrudur, gayriinsanidir ve uygulanamayacak olan bir karardır" dedi.



"Sözcükler ve terminoloji bozulunca hukuk irtifa kaybediyor"


Kurtulmuş, sözcükler ve terminoloji bozulunca hukukun irtifa kaybettiğini söyleyerek, "Uzun süredir insanlık adına büyük bir mahcubiyet ve hatta öfkeyle şahitlik ettiğimiz manzara; uluslararası kurumlar ve kuralların, şimdi de onun ardından kavramlarının içinin boşaltıldığı bir çürüme haline şahit olmaktadır. Orantılılık dendiğinde toplu cezalandırmalar, meşru müdafaa dendiğinde kalıcı işgaller kastediliyor. Sınır güvenliği dendiğinde ise çocukların hayatı ve ailelerin hayatı göz ardı ediliyor. Esasında sözcükler ve terminoloji bozulunca hukuk irtifa kaybediyor. Hukuksuzlukların hüküm sürdüğü uluslararası sistemde siyaset ise daha çok kuvvetin gölgesinde esir alınıyor. Her şeye rağmen yürekten inanıyorum ki, tablo ne kadar olumsuz olursa olsun, Netanyahu ve Siyonist şebeke, uluslararası mahkemelerde gerekli karşılığı bulacak ve inşallah insanlığın vicdanında yargılandığı gibi uluslararası mahkemelerde yargılanarak hesap vereceklerdir" şeklinde konuştu.



"Filistin halkının iradesini güçlendiren her adım dış baskıları boşa çıkaran stratejik bir değere sahip olacaktır"


Kurtulmuş, "Dünya ölçeğinde yükselen vicdani itirazın ve insanlık cephesinin küçümsenemeyecek bir ağırlığı ortaya çıkmaktadır. Üniversitelerde, şehir meydanlarında, sivil alanlarda, inanç topluluklarında, ulusal parlamentolarda yükselen her itiraz, insanlık cephesini güçlendirmekte; Filistin meselesini küresel adaletin ana başlığı ve insanlık için bir turnusol kağıdı haline getirmektedir. Geçen yıl Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda 11 yeni ülkenin Filistin’i tanıma kararlılığının gündeme gelmesi, diplomatik alanda da adaletin tümüyle susmadığının açık bir göstergesidir. Hiç şüphe yok ki diplomatik tanımalar tek başına kafi sayılmaz ama bu önemli ve tarihi bir adımın başlangıcıdır. Asıl ihtiyacımız olan ise biriken siyasi iradeyi bağlayıcı girişimlere dönüştürebilme kararlılığı ve cesaretini ortaya koymaktır. İki devletli çözümün ilerletilmesi için Filistin Devleti’nin daha fazla ülke tarafından tanınması ve Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nda tam üye olarak Filistin’in yer alması ertelenemez bir zorunluluktur. Öte yandan ateşkesin gerçek hüviyetine kavuşturularak korunması, insani yardım hatlarının açılması, yeniden imar sürecinin emniyet altına alınması çözümün desteklenmesi konusunda daha cesur parlamenter bir eş güdüme ihtiyaç olduğu açıktır. Filistin’de gerçekleştirilecek anayasal yenilenme, temel yasaların güncellenmesi, ulusal birliğin sağlanması ve kurumsal kapasitenin tahkimi de en önemli meselelerimizden birisidir. Filistin halkının iradesini güçlendiren her adım dış baskıları boşa çıkaran stratejik bir değere sahip olacaktır. Yasama kurumları olarak bizler, her alanda Filistin’e teknik destek vermeye, deneyim paylaşmaya, seçim mevzuatı ve idari kapasite gibi başlıklarda katkı sunmaya hazırız" ifadelerini kullandı.



"Filistin davası duygusal yakınlık kadar kurumsal ciddiyeti de gerektirmektedir"


Filistin davasının duygusal yakınlık kadar kurumsal ciddiyeti de gerektirdiğini değinen Kurtulmuş, "Grubumuz Asya’dan Latin Amerika’ya, Afrika’dan Avrupa’ya kadar farklı coğrafyalara genişlemeli, hak ve adaletten yana olan tüm parlamentolar bu çatı altına davet edilmelidir. Filistin davası duygusal yakınlık kadar kurumsal ciddiyeti de gerektirmektedir. İnanıyorum ki nehirden denize kadar özgür bir Filistin Devleti’nin kurulması için verilen bu mücadele mutlaka başarıya ulaşacaktır. Adalet gecikse de soykırım ve zulüm düzeni asla uzun sürmeyecektir. Bugünler Netanyahu ve çetesi için iyi günlerdir; onları bekleyen daha nice hesap verecekleri günlerin yakın zamanda gerçekleşeceğine yürekten inanıyorum" dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Sessiz Tarzanlar Avrupa sahnesine hazır Manisa, Avrupa İşitme Engelliler Şampiyonlar Ligi’ne ev sahipliği yapmaya hazırlanırken, Manisa İşitme Engelliler Spor Kulübü Başkanı Bilal Cansu, "Kupayı Manisa’da kaldıracağız" dedi. Manisa, engelli sporları adına tarihi günler yaşamaya hazırlanıyor. 1978 yılından bu yana büyük fedakarlıklarla varlığını sürdüren Manisa İşitme Engelliler Spor Kulübü, bu yıl Avrupa’nın en prestijli organizasyonlarından biri olan Avrupa İşitme Engelliler Şampiyonlar Ligi’ne (DCL) ev sahipliği yapacak olmanın gururunu yaşıyor. Manisa’da 27 Nisan - 2 Mayıs 2026 tarihleri arasında düzenlenecek dev organizasyonda Manisa temsilcisi, ilk kez ev sahibi olarak sahaya çıkacak. "Sessiz Tarzanlar" olarak anılan takım, güçlü kadrosu ve yüksek motivasyonuyla şampiyonluğun en büyük adayları arasında gösteriliyor. Kulüp Başkanı Bilal Cansu, takımın yıllardır büyük emeklerle bugünlere geldiğini belirterek, "Bizler duymayan ama yüreğiyle hisseden bir aileyiz. 1978’den bu yana kendi imkanlarımızla ayakta kalmayı başardık. Bu yıl ise emeğimizin karşılığını Avrupa sahnesinde almak istiyoruz. Kupayı Manisa’da kaldıracağımıza inanıyoruz" dedi. Kadrosunda Japonya’da dünya şampiyonu olmuş 6 A Milli oyuncu, 4 U21 Milli sporcu ve A Milli takım tecrübesine sahip 4 önemli ismi barındıran Manisa ekibi, turnuvaya damga vurmaya hazırlanıyor. Sezonun devam ediyor olması sayesinde takımın fiziksel formu ve saha içi uyumu da dikkat çeken avantajlar arasında yer alıyor. Son yıllarda şampiyonluklarıyla öne çıkan Yunan temsilcisi P.O.K Athens ise turnuvanın en güçlü rakiplerinden biri olarak gösteriliyor. Manisa halkına da çağrıda bulunan Başkan Cansu, "Bu takım yalnızca sahada değil, tribünde de desteğe ihtiyaç duyuyor. Tüm Manisalıları yanımızda görmek istiyoruz. İşaret diliyle verilecek en küçük destek bile oyuncularımız için büyük bir moral kaynağı olacaktır" ifadelerini kullandı. Açılış karşılaşması 27 Nisan Pazartesi günü saat 10.00’da Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu tarafından başlatılacak. Organizasyon sürecinde destek verenlere de teşekkür eden Cansu, "Başta Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Besim Dutlulu ve Manisa Milletvekilimiz Sayın Mücahit Arınç olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz" dedi.
Ankara Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye Cumhuriyeti Devleti sıradan bir devlet değildir. Hiçbir güç Türkiye ve Türkiye Cumhurbaşkanı’na parmak sallayamaz" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti sıradan bir devlet değildir. Hiçbir güç Türkiye ve Türkiye Cumhurbaşkanı’na parmak sallayamaz. Yumuşak başlı olmamızı, sağduyulu olmamızı ‘uysal koyun’ olduğumuz şeklinde kimse yorumlamasın, kimse böyle bir vehme kapılmasın" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM’de düzenlenen AK Parti Grup Toplantısı’nda konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun kendisine yönelik ithamlarına ve tehditlerine de cevap vererek, kimsenin Türkiye Cumhurbaşkanı’nı tehdit edemeyeceğini söyledi. ABD ve İran arasındaki barış görüşmelerine dair de konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerilimin düşürülmesi, ateşkesin uzatılması, görüşmelerin sürdürülmesi noktasında gerekli telkin ve girişimlerde bulunduklarını söyledi. "Milletimizin huzuru ve devletimizin güvenliği için şehadete yürüyen tüm kahramanları rahmetle yad ediyorum" 14-20 Nisan Şehitler Haftası olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Terörle mücadele eden, sınır ötesi operasyonlara kadar farklı cephelerde vatanımızın bekası, milletimizin huzuru ve devletimizin güvenliği için şehadete yürüyen tüm kahramanları rahmetle yad ediyorum. Rabbim hepsinin ruhlarını şad, mekanlarını cennet eylesin. Kahraman gazilerimize de fedakarlıklarından ötürü şükranlarımı sunuyor. Mevla’dan kendilerine hayırlı, sağlıklı, bereketli ömürler niyaz ediyorum. Şehitlerimizin muhterem ailelerine de en derin hürmetlerimi takdim ediyor, devletimizin her zaman yanlarında olacağını bir kez daha ifade ediyorum" diye konuştu. "İlgili soruşturmalar başlatılmış, 1 kişi gözaltına alınmış, 4 yönetici görevden uzaklaştırılmıştır" Şanlıurfa’da bir liseye gerçekleştirilen silahlı saldırı hakkında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dün Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir lisede meydana gelen ve milletçe hepimizi yaralayan olaydan duyduğum üzüntüyü paylaşmak istiyorum. Müessif ve menfur hadiseyle ilgili soruşturmalar başlatılmış, 1 kişi gözaltına alınmış, 4 yönetici görevden uzaklaştırılmıştır. Saldırı tüm yönleriyle araştırılmaktadır. Olayda ihmali ve kusuru olanlardan mutlaka hesap sorulacaktır. Saldırıda yaralanan 16 kişiden 7’si taburcu edilmiş, 9 yaralımızın tedavisi ise halen devam etmektedir. Yaralılarımıza Cenab-ı Allah’tan acil şifalar temenni ediyor, ailelerimize, eğitim camiamıza ve Siverekli kardeşlerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum" açıklamasında bulundu. "Enerjide tam bağımsız Türkiye hedefimize kararlı bir şekilde sabırla, azimle, kararlılıkla ilerliyoruz" Aldıkları her nefesi Türkiye’ye hizmet için kullanmanın derdinde olduklarını söyleyen Erdoğan, "Enerjiden savunma sanayiine, ulaştırmadan aileye, eğitimden sağlığa her alanda ülkemizin ufkunu aydınlatacak vizyon projelerini hayata geçiriyoruz. Enerjide tam bağımsız Türkiye hedefimize kararlı bir şekilde sabırla, azimle, kararlılıkla ilerliyoruz. Şunu bugün büyük bir gururla ifade etmek durumundayım; bölgemizdeki savaşlara rağmen enerjiye erişimde eğer bugün sanayicimiz, üreticimiz, çiftçimiz, turizmcimiz, nakliyecimiz hiçbir endişe taşımıyorsa bunun gerisinde 23 yıllık bir çaba, mücadele ve emek vardır. Enerji sepetimizi zenginleştirmek ve tedarikçi ülkelerin sayısını artırmak ilk günden beri önceliğimiz oldu. Ayrıca hidroelektrik, rüzgar, jeotermal, güneş, nükleer gibi başlıklarda yaptığımız yeni yatırımlarla Türkiye’yi enerjide bir üst lige çıkardık" dedi. "2028’de 16-17 milyon hanenin doğalgazını kendi kaynaklarımızdan karşılar hale geleceğiz" Enerjide en büyük devrimi arama ve sondaj çalışmalarında gerçekleştirdiklerine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Daha evvel yıllarca kiralama yöntemiyle yapılan petrol ve doğal gaz arama faaliyetlerini kendi imkanlarımızla icra etmeye karar verdik. Ardından dünyanın en büyük dördüncü derin deniz filosunu kurduk. Karadeniz’deki keşfimizde adeta şeytanın bacağını kırmış olduk. Şu an 4 milyon hanenin ihtiyacını Karadeniz gazından karşılıyoruz. 2026 yılında bu rakamı 8 milyon haneye çıkartacağız. 2028’de 16-17 milyon hanenin doğalgazını kendi kaynaklarımızdan karşılar hale geleceğiz. Kendi gemilerimizle sondaj çalışmalarımıza Karadeniz’de devam ediyoruz. Sadece kendi denizlerimizde arama yapmıyoruz. Aynı zamanda bu imkanları dost ve kardeş ülkelerin istifadesine de sunuyoruz. Cuma günü Somali’de hepimizin göğsünü kabartan bir tören gerçekleşti. Derin deniz sondaj gemimiz Çağrı Bey, Somali açıklarındaki Curad-1 kuyusunda hidrokarbon aramalarına başlamak üzere bu ülkeye ulaştı. Oruç Reis gemimizle 7 ay boyunca yaklaşık 4 bin 500 kilometre karelik alanda sismik araştırmalar yürütmüş umut verici bulgulara ulaşmıştık. Şimdi Çağrı Bey’le ya nasip diyor inşallah ilk sondajımızı başlatıyoruz. Şurası da bir başka övünç kaynağımızdır; Curad 1 7 bin 500 metrelik derinliğiyle dünyanın en derin ikinci deniz sondajı olacak. Çağrı Bey’e bu kritik görevinde donanmamıza ait Altan, Korkut ve Sancar isimli gemilerimiz refakat edecek. Yani daha önce birilerine minnet ettiğimiz işleri artık kendi gemilerimizle, kendi mühendislerimizle kendi insan gücümüzle gerçekleştiriyoruz" ifadelerini kullandı. "Türkiye kısa sürede tarih yazan, destan yazan, vatandaşlarıyla birlikte tüm mazlumların iftihar vesilesi olan bir seviyeye ulaştı" Türkiye’nin AK Parti’nin iktidarı döneminde çok fazla mesafe aldığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye kısa sürede tarih yazan, destan yazan, vatandaşlarıyla birlikte tüm mazlumların iftihar vesilesi olan bir seviyeye ulaştı. Ülkemizde bazıları Türkiye’nin başarılarına gözlerini kapattıkları için bunu göremeseler de inanın dostlarımız ve kardeşlerimiz çok net görüyor. Aynı şekilde aziz milletimiz o engin ferasetiyle her şeyin bilincindedir. Bakınız burada Çağrı Bey’i yakından gören Somalili genç bir kardeşimizin hissiyatını sizlerle paylaşmak istiyorum. Kendisi aynen şu ifadeleri kullanıyor; ‘Çağrı Bey gemisinin etkilerini üstümden hala atamadım. Onu yakından görmek benim için nefes kesici bir tecrübeydi. Çünkü Çağrı Bey yürüyen devasa bir şehir gibiydi. Kocaman, yepyeni, çok güzel inşa edilmiş. Maşallah adeta bir sanat eseri.’ Somalili bir gencin kalbinden kalemine dökülen bu samimi ifadeleri hem güçlü Türkiye’nin hem Türkiye-Somali kardeşliğinin en güzel nişanesi olarak görüyoruz. Söylediğim gibi biz sömürmeye değil, beraberce kazanmaya talibiz. Çağrı Bey’in Somalili kardeşlerimize müjdeli haberler vereceğine yürekten inanıyoruz. Çağrı Bey sondaj gemimize yolun açık, sondajın bereketli olsun diyoruz. Gemi personelimize Cenab-ı Allah’tan başarılar diliyoruz. 2011 yılında kimse yokken nasıl Somali’nin imdadına koştuysak, nasıl o günden bu yana Somalili kardeşlerimizi hiç yalnız bırakmadıysak, inşallah bundan sonra da Somali halkının kalkınma mücadelesine omuz vermeye, destek olmaya devam edeceğiz" dedi. "Savaşın ilk gününde siyonist lobinin rolüne dair yaptığımız tespitin haklılığı zamanla anlaşılmıştır" İç ve dış gelişmeler bağlamında oldukça yoğun günlerden geçildiğinin altını çizen Erdoğan, "İkinci Cihan Harbi’nin galipleri tarafından belirlenen kurallar ve kurumlar üzerine bina edilen küresel sistem ekonomik, siyasi ve güvenlik boyutuyla çatırdarken yerine neyin konulacağı, neyin geleceği belirsizliğini koruyor. İnsanlık kendine bir çıkış ve kurtuluş yolu arıyor. Ancak bu yolun ufukta belirdiğini henüz söyleyemiyoruz. İnsanlığın barış, istikrar, güvenlik ve bir parça huzur özlemi kandan ve kaostan beslenen çevreler tarafından maalesef dinamitleniyor. Bunun en son örneği 28 Şubat’ta başlayan ve bölgemizi uçurumun eşiğine getiren hukuksuz savaştır. Savaşı kimin istediği, kimin tahrik ettiği, kimlerin bundan rant ve menfaat devşirdiği aradan geçen süre zarfında ortaya çıkmıştır. Bizim savaşın ilk gününde siyonist lobinin rolüne dair yaptığımız tespitin haklılığı zamanla anlaşılmıştır" dedi. "Söz yerine tekrar silahların konuşmasına müsaade edilmemelidir" ABD ve İran arasındaki ateşkes ve iki ülke temsilcilerinin Pakistan’daki görüşmelerine dair konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biliyorsunuz çatışmaların 40’ncı gününde Pakistanlı kardeşlerimizin takdire şayan gayretleriyle 15 günlük bir ateşkes ilan edildi. Böylece haftalardır yüreği ağzında yaşayan bölge halklarıyla birlikte tüm insanlık 40 gün sonra ilk kez rahat bir nefes aldı. Biz de geçici ateşkesten memnuniyetimizi dile getirdik. Fakat İsrail hükümetinin Lübnan’a yönelik saldırılarını devam ettirmesi, barış umutlarına ilk darbeyi vurmuştu. Hafta sonu Pakistan’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen görüşmelerden de ne yazık ki beklenen haberler gelmedi. Tarafların açıklamaları masa devrilmese bile müzakere sürecinde özellikle nükleer meselede bir tümseğe gelindiğine işaret ediyor. Hürmüz Boğazında tansiyonun tekrar yükseldiğini görüyoruz. Gerilimin düşürülmesi, ateşkesin uzatılması, görüşmelerin sürdürülmesi noktasında gerekli telkin ve girişimlerde bulunuyoruz. Daha önce söylediğim gibi sıkılı yumruklarla müzakere olmaz. Söz yerine tekrar silahların konuşmasına müsaade edilmemelidir. Ateşkesle aralanan fırsat penceresi sonuna kadar değerlendirilmelidir. Bilhassa ateşkesten hiç hoşluğun olmadığı bilinen İsrail hükümetinin süreci kundaklamasına izin verilmemelidir" diye konuştu. "İsrail en küçük bir barış umudu belirdiğinde daha önce defalarca yaptığı gibi bunu sabote etmek için her yolu deneyecek" İsrail’in bölgede barış istemediğini ve kanla beslendiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kardeşlerim bir defa şunu artık herkes anlamak zorundadır. Şayet bölgemizde barış olacaksa bu Siyonist rejime rağmen olacak. Bölgemizde istikrar sağlanacaksa yine bu vaat edilmiş topraklar hezeyanı ile hareket eden İsrail hükümetine rağmen sağlanacak. Kana bulanan coğrafyamıza huzur gelecekse bu aynı şekilde güvenliğini başkalarının güvensizlik içinde olmasına bağlayan İsrail’e rağmen olacak. Çünkü İsrail en küçük bir barış umudu belirdiğinde daha önce defalarca yaptığı gibi bunu sabote etmek için her yolu deneyecek. İnsanlık cephesi bölgemizdeki yangını söndürmek için uğraştıkça, katliam şebekesi ateşe daha fazla odun taşıyacak. Elbette bunu yaparken Türkiye ve İspanya başta olmak üzere barışın sesini yükselten ülkeleri küstahça hedef almaya da devam edecekler. Tetikçi kalemleriyle medyalarıyla aparat olarak kullandıkları maşalarıyla vicdan sahiplerini susturmaya çalışacaklar" ifadelerini kullandı. "Gazze kasabı Netenyahu’nun tehditleri karşısında dik bir duruş sergileyen İspanya Başbakanı değerli dostum Sanchez’i canı gönülden tebrik ediyorum" Türkiye gibi İspanya’nın da İsrail karşısında dik duruş sergilediğini ifade eden Erdoğan, "Ne yaparlarsa yapsınlar, cesur yürekleri susturamayacak, hakkı ve hakikati savunan kalplere zincir vuramayacaklar. Buradan, gazi Meclisimizin çatısı altından Gazze kasabı Netenyahu’nun tehditleri karşısında dik bir duruş sergileyen İspanya Başbakanı değerli dostum Sanchez’i can gönülden tebrik ediyorum. Dost İspanya halkını aynı şekilde ülkem ve milliyetim adına kutluyorum. Şunu herkes bilsin ki biz soykırım şebekesinin köpürttüğü nefret diline, husumet diline, gerilim ve kavga diline teslim olmayacağız. Vakarla, onurla, tarihimizden tevarüs ettiğimiz asalet ve cesaretle en zor zamanlarda doğruları konuşmaya devam edeceğiz. Zalime zalim, hayduda haydut, katile katil demeye devam edeceğiz. Gazzeli masum yavruların haykıran sesi olmaya devam edeceğiz. Evlat acısıyla ciğeri yanan Filistinli annelerin feryadına kulak vermeye devam edeceğiz. Batı Şeria’da toprakları işgal edilen kardeşlerimizin hakkını savunmaya devam edeceğiz. Lübnan’da yataklarında uyurken katledilen yavruların davasının takipçisi olmaya devam edeceğiz. Gizlenmek istenen, tehdit ve zorbalıkla üstü örtülmek istenen hakikatleri birilerinin yüzlerine çarpmaya devam edeceğiz. Coğrafyamızdaki mevcudiyetlerini birilerinin yüz sene önce yaptığı ihsana borçlu olanların aksine biz bu topraklardaki bin yıllık tecrübemizin ışığında sorumluluk duygusuyla hareket etmeye devam edeceğiz" diye konuştu. "Hiçbir güç Türkiye ve Türkiye Cumhurbaşkanı’na parmak sallayamaz" İsrail Başbakanı Netanyahu’nun kendisine yönelik ithamlarına cevap veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Şahsıma ve ülkemize sosyal medya üzerinden dil uzatan bebek katillerine bazı gerçekleri tekrar hatırlatıyorum. Türkiye Cumhuriyeti Devleti sıradan bir devlet değildir. Hiçbir güç Türkiye ve Türkiye Cumhurbaşkanı’na parmak sallayamaz. Yumuşak başlı olmamızı, sağduyulu olmamızı ‘uysal koyun’ olduğumuz şeklinde kimse yorumlamasın, kimse böyle bir vehme kapılmasın. Biz toprağın üstünde haysiyetsizce yaşamaktansa gerektiğinde toprağın altında şereflice yatmayı onurların en büyüğü olarak görürüz. Tayyip Erdoğan olarak şahsım ve tüm dava arkadaşlarım hepimiz İstiklal Marşı ‘Korkma’ nidasıyla başlayan kahraman bir milletin evlatlarıyız. Biz 11,5 milyon üyesiyle şu muhteşem mısraları kalplerine nakşetmiş bir siyasi hareketin mensuplarıyız; ‘Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım. Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım. Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım. Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar. Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var. Ulusun, korkma, nasıl böyle bir imanı boğar? Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar.’ İmkansızlıklar içinde bile kükremiş sel misali bentleri çiğneyip aşan bu millete zincir vuracağını zanneden gafiller, gerektiğinde dağları yırtacak kudret, kuvvet ve kararlılığa sahip olduğumuzu hiçbir zaman unutmasınlar. Bu vesileyle Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’yle birlikte ülkemize ve şahsımıza yönelik hadsizlikler karşısında tepki gösteren tüm siyasetçilere teşekkür ediyorum. Farklı kulvarlarda millete hizmet mücadelesi veren siyasi partilerin söz konusu Türkiye ve Türkiye’nin milli gururu olunca ortaya koydukları bu müşterek tavrı çok kıymetli bulduğumuzu memnuniyetle ifade ediyorum." "Yurtta barış, bölgede barış, dünyada barış ilkesiyle barışın sesi olmaya, barış çabalarına öncülük etmeye her zaman hazırız" İran ile ABD arasındaki müzakere sürecinde yaşanan tüm sıkıntılara rağmen umutlarını kesmediklerini söyleyen Erdoğan, "Şurası bir gerçek ki anlamsız savaşın kaybedeni, adil barışın ise kazananı çoktur. Herkesten sürece böyle bakmalarını istiyoruz. Zorluklar olabilir, çözülmesi zaman alacak çetrefil meseleler olabilir. Ama barışın nimetlerine odaklanıldığında, uzun vadeli bir perspektifle hareket edildiğinde bunların önemli bir kısmı hal yoluna konulacaktır. Aklıselimin, sağduyunun, sorunları diyalog, diplomasi yoluyla çözme iradesinin eninde sonunda galip geleceğine inanıyoruz. Daha doğrusu bunu tüm kalbimizde arzu ve temenni ediyoruz. Türkiye olarak bölgemizin her karışında sulh-ü sükunun egemen olması için bütün imkanlarımızla çalışacağımızın bilinmesini istiyorum. Yurtta barış, bölgede barış, dünyada barış ilkesiyle barışın sesi olmaya, barış çabalarına öncülük etmeye her zaman hazırız" açıklamasında bulundu. "Türkiye’nin maalesef bu vizyonla uyumlu bir ana muhalefet partisi bulunmuyor" Konuşmasında muhalefete de eleştirilerde bulunan Erdoğan, "Yurt dışında büyük bir atılım içinde olan Türkiye’nin maalesef bu vizyonla uyumlu bir ana muhalefet partisi bulunmuyor. Batı karşısında kompleksli muhalefet, uluslararası toplantılarda ülkemizi mahcup ederken, iç politikada ise milletimizi beceriksizliğe mahkum ediyor. Küresel siyasette adeta bir şahlanış döneminde olan Türkiye, ne yazık ki içeride ana muhalefetin yönettiği belediyelerde kelimenin tam anlamıyla bir Fetret Devri yaşıyor" dedi. Türksoy Daimi Konseyi’nin oy birliğiyle aldığı karar neticesinde 2026 yılının Ziya Gökalp’i anma yılı ilan edildiğini açıklayan Erdoğan, Ziya Gökalp’in Türkler ve Kürtler arasındaki kardeşlik bağına dikkat çektiği satırlara yer vererek, şöyle devam etti: "Bu topraklarda 1000 yıldır olduğu gibi bugün de Türkler ve Kürtlerin hasımları ortaktır. Karşılaştıkları tehdit ve tehlikeler müşterektir. Bölgemizde oynanan oyunlara, kurulan tuzaklara baktığımızda bunu çok net görebiliyoruz. Türk’ün de, Kürt’ün de, Arap’ın da düşmanlarının aynı olduğunu, meselenin etnik kökenlerimizden ziyade inancımız, imanımız, 1000 yıllık kardeşliğimiz olduğunu her yeni gelişmeyle yeniden müşahede ediyoruz. Değerli kardeşlerim kirli niyetlerin tek tek deşifre olduğu bu dönemde milletçe en sağlam direniş hattımız, 18’inci ayına giren terörsüz Türkiye sürecimiz olmuştur. Sürecin ülkemiz için stratejik değeri bugünlerde daha net anlaşılmaktadır. Öyle ki Türkiye’nin 40 yıllık terör musibetinden kurtulmasını istemeyen odaklar, artık süreçten rahatsızlıklarını gizleme gereği dahi duymuyorlar. Ellerine ve yüzlerine yapışmış 73 bin Gazzeli’nin kanına bakmadan çıkıp bir de utanmadan Kürt kardeşlerimiz üzerinden ülkemize iftira atıyorlar. Değerli kardeşlerim, biz bu tuzağa düşmeyeceğiz. Cumhur İttifakı olarak ülkemizin ve bölgemizin aydınlık yarınlarını karartmayacağız. Ve şunu bir defa herkes bilmeli; Allah’ın izniyle bizler kararlı bir şekilde geleceğe yürüyeceğiz. Bundan kimsenin endişesi olmasın. Hiç kimse tereddüt etmesin. 1000 yıllık kardeşliğimizin rehberliğinde makul ve meşru zeminde hareket edildiği müddetçe çözümsüz hiçbir meselemizin olmadığı kanaatindeyiz. Bununla birlikte hiçbirimiz hem kendi enerjimizi hem de milletimizin vaktini faydasız gündemlerle heba etme lüksüne de sahip değiliz."
Aydın EGEKAF’26 Aydın’da törenle kapılarını açtı Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) ev sahipliğinde düzenlenen Ege Kariyer Fuarı 2026 (EGEKAF’26) düzenlenen törenle açıldı. Aydın Büyükşehir Belediyesi Tekstil Park Fuar Alanı’nda 15-16 Nisan Çarşamba ve Perşembe günleri gerçekleştirilecek olan fuar, Aydın tarihinde şimdiye kadar düzenlenen en büyük kariyer etkinliği olma özelliğini taşıyor. Geniş katılımla düzenlenen açılış programında saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından müzik programı ve halk oyunları gösterileri sunuldu. "Gençlerimizin kariyer yolculuğuna yön veriyor" Fuarın açılış konuşmasını yapan ADÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Kent, EGEKAF’26’nın yalnızca bir fuar olmadığını vurgulayarak, "Bugün burada düzenlenen EGEKAF’26 yalnızca bir fuar değil, gençlerimizin hayallerini, hedeflerini ve kariyer yolculuklarını şekillendiren çok önemli buluşma platformudur. Üniversiteleri, kamu kurumlarını, özel sektörü ve sivil toplum kuruluşlarını aynı çatı altında buluşturan bu organizasyon gençlerimize yeni ufuklar açmakta, onlara ilham vermekte ve kariyer yolculuklarında önemli fırsatlar sunmaktadır. Türkiye yüzyılının asıl sahibi ve ikinci gücü siz gençlersiniz. İki gün sürecek bu etkinlikte sizler için çok kıymetli bir ortam bulunuyor. Farklı sektörlerden gelen kurum ve kuruluşlarla bire bir temas kurabileceğiniz, meslekler hakkında doğrudan bilgi alabileceğiniz, staj ve iş imkanlarını keşfedebileceğiniz çok önemli bir fırsatın içerisindesiniz. Bu fırsatı en iyi şekilde değerlendireceğinize yürekten inanıyoruz" dedi. "Kariyer fuarları İş Kurumu koordinasyonunda sürüyor" Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Lutfihak Alpkan ise kariyer fuarlarının bu yıl itibarıyla İş Kurumu koordinasyonunda yürütüldüğünü belirterek, "Bu sene itibari ile kariyer fuarlarının tamamı İş kurumunun koordinasyonuna tevdi edilmiştir. Bu yıl 7 bölgede 12 farklı ilde 115 üniversitemizin katılımıyla bölgesel kariyer fuarları düzenleniyor. Bugüne kadar Gaziantep, Adana, Samsun ve Antalya’da düzenlendi. Bugün de Aydın’da tamamlıyoruz. Aydın’daki katılım 20-30 bin civarında. Toplamda da Aydın dışındaki önceki fuarlarda katılım 60 bin civarında. Şu anda 80-90 bin bandında bir katılımcı ile kariyer fuarlarımız yoğun ilgi ile devam ediyor. Kurban Bayramı’na kadar da dönem bitmeden kariyer fuarlarımız devam edecek" diye konuştu. "Stratejik iş birliğinin somut örneği" Aydın Valisi Yakup Canbolat da fuarın önemine dikkat çekerek, "Bu fuar yalnızca bir organizasyon değil, üniversite, sanayi ve kamu sektörü arasında kurduğumuz stratejik iş birliği köprüsünün en somut tezahürüdür. Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi’nin ‘Yetenek Her Yerde’ mottosu ile başlattığı bu vizyoner yolculuk bugün burada Ege Bölgesi’ndeki 14 paydaş üniversitenin katılımıyla bölgesel bir güce dönüşmüş bir durumdadır. İlk kez 2019 yılında 9 Eylül Üniversitesi ile başlayan bu kıymetli süreç Ege, Pamukkale ve Manisa Celal Bayar üniversitelerimizin ardından bugün Aydın Adnan Menderes Üniversitemizin ev sahipliğinde ilimize taşınmıştır. Efeler diyarı Aydınımızın bereketli topraklarında yeşeren bu akademik birikimi sanayimizin dinamizmi ile harmanlamaktan gurur duyuyoruz. 15-16 Nisan tarihleri boyunca sürecek olan bu organizasyon, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Türkiye İş Kurumu Müdürlüğü koordinasyonunda ‘Gençliğin Üretim Çağı (GÜÇ)’ teması ile gençlerimizin üretim süreçlerine aktif katılımlarını teşvik etmeyi ve ülkemizin kalkınma hedeflerine katkı sağlayacak nitelikli insan kaynağının yetişmesine destek olmayı amaçlamaktadır. Hedefimiz 50 binin üzerinde öğrenci ve mezun ile 300’e yakın kamu kurumu ve özel sektör temsilcisini aynı paydada, aynı mekanda buluşturmaktır" ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından fuara sponsor olan kuruluş ve firmalara plaketleri takdim edildi. Açılış kurdelesinin kesilmesiyle birlikte fuar resmen başlarken fuara özel hazırlanan 5 tonluk Aydın yöresel tarhana çorbasının kapağı dualarla açıldı. Programın sonunda protokol üyeleri stantları ziyaret ederek üniversiteler, kamu kurumları, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının çalışmaları hakkında bilgi aldı. Fuarın açılışına; Aydın Valisi Yakup Canbolat, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Lutfihak Alpkan, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bülent Kent başta olmak üzere çok sayıda protokol üyesi, akademisyen, kamu kurum ve kuruluş temsilcileri ile öğrenciler katıldı.
Kayseri Kayseri’de hedef pastırmayı Avrupa’ya taşımak Kayseri Ticaret Borsası (KTB) Başkanı Recep Bağlamış, Avrupa Birliği (AB) Coğrafi İşaret Belgesi alan alan pastırmanın endüstriyel ürünlerin ihracata açılmasıyla Avrupa ülkelerinde tercih edilen bir ürün olacağına inandığını kaydetti. Orta Asya’dan batıya göç eden Türk akıncılarıyla Anadolu’ya gelen ve Kayseri’yi kendine mesken tutan pastırmanın AB Coğrafi İşaret Belgesi alması kentte sevinçle karşılandı. KTB Başkanı Recep Bağlamış, Evliya Çelebi’nin 17. yüzyılda kaleme aldığı Seyahatnamesinde bahsettiği pastırmanın belgeyi almasıyla beraber Avrupa’da da tercih edileceğini kaydetti. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın endüstriyel ürünleri ihracata açmasını beklediklerini dile getiren Bağlamış, "Pastırmamız AB’den coğrafi işaret belgesini aldı. Kayseri olarak Türkiye genelinde pastırmanın yüzde 65 üretimini yapıyoruz. Biz bu ürünlerimizin ihracata açılma imkanı olduğunu düşünüyoruz. Coğrafi işaret belgesi özellikle Avrupa ülkelerinde Kayseri pastırmamızın tercih edilmesinin en önemli kriteriydi. Bu aşamayı geçtik. Tarım bakanlığımız özellikle endüstriyel ürünlerimizi ihracata açarsa Kayseri pastırmasının da Avrupa ülkelerinde tercih edilen bir ürün olacağına inanıyorum. Çünkü lezzetine her zaman güveniyoruz" ifadelerini kullandı. Bağlamış, "1650’lili yıllardan beri Kayseri pastırmasının Türkiye genelinde ve gurbetçilerde rağbet gördüğünü biliyoruz. Avrupa ülkelerinde de ürünümüzün tercih edilebilmesini, satılabilmesini ve şehrimizin de orada duyurulmasının önemli olduğunu ifade etmek istiyorum. Kayseri pastırmasının artık hem üretim kat sayısının artacağını düşünüyorum. Özellikle Avrupa ülkelerine de ihracat açıldığında o ülkelerde de artık stantlar kurularak Kayseri pastırması satışa sunulacak diye beklentilerimiz var" şeklinde konuştu. (AG-