Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, "Özgür bir Filistin Devleti’nin kurulması için verilen bu mücadele mutlaka başarıya ulaşacaktır. Adalet gecikse de soykırım ve zulüm düzeni asla uzun sürmeyecektir. Bugünler Netanyahu ve çetesi için iyi günlerdir; onları bekleyen daha nice hesap verecekleri günlerin yakın zamanda gerçekleşeceğine yürekten inanıyorum" dedi.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, İstanbul’da gerçekleştirilen Parlamentolar Arası Birlik (PAB) 152. Genel Kurulu çerçevesinde Filistin’i Destekleyen Parlamentolar Grubu İkinci Toplantısı’na katıldı.
"Filistin’in geleceğinin ne olacağına Filistinlilerden başka hiçbir kimse karar vermeyecek, veremeyecektir"
Burada konuşan Kurtulmuş, Filistin’in geleceğinin ne olacağına Filistinlilerden başka hiçbir kimse karar vermeyecek, veremeyecek olduğunu söyleyerek, "Geçtiğimiz yıl yapmış olduğumuz bu toplantıdan bu yana gerçekten Filistin meselesiyle ilgili çok önemli gelişmeleri hep beraber yaşadık. Bunlardan birisi; soykırımcı Netanyahu ve hükümetinin saldırganlıklarına dur durak demeden devam etmesi, her ne kadar bir anlaşma yapılmış görünse de bu anlaşmaya bağlı kalmayarak yine anlaşmanın imzalandığı tarihten, yani Mısır’da yapılan anlaşmadan sonra da çok sayıda Filistinli masum kadın ve çocuğu öldürmeye devam etmiş olmasıdır.
Bu anlamda geçtiğimiz yıl bu inisiyatife ev sahipliği yapan parlamentoların yanında, bu sene de farklı parlamentoların bu toplantıyı teşrif etmeleri bizim için ümit vericidir. Neredeyse bir asırdır işgal, katliam ve türlü engellemelere rağmen haysiyetinden ve mücadelesinden taviz vermeden varlık mücadelesini sürdüren Filistin halkıyla dayanışmamızın müşterek ve kalıcı bir zemine oturtulması; haklı mücadelelerinin parlamentolar eliyle de uluslararası alanda daha güçlü bir şekilde duyurulması amacıyla geçtiğimiz yıl 14 parlamentonun katılımıyla gerçekleştirdiğimiz Filistin’i Destekleyen Parlamentolar Grubu’nun, planlandığı gibi genişleyerek yoluna devam ettiğini görmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bildiğiniz gibi ilk toplantımızda üç tane temel kural belirlemiştik. Bunlardan birisi başkenti Doğu Kudüs olan, 4 Haziran 1967 sınırları dahilinde, tam manasıyla egemen ve toprak bütünlüğü sağlanmış olan Filistin Devleti’nin kurulması, burada bir araya gelen parlamentoların ve halkların ortak temennisi ve ortak hedefidir. Bu hedefi benimseyen her parlamentoya, her ülkeye Filistin’i Destekleyen Parlamentolar zemini açıktır. Müştereken kabul ettiğimiz ikinci temel esas ise Filistin halkının kaderinin kendi hür iradesiyle tespit edilmesi, tayin edilmesidir. Yani Filistin’in geleceğinin ne olacağına Filistinlilerden başka hiçbir kimse karar vermeyecek, veremeyecektir. Üçüncü esas ise parlamentolar arasında etkili, şeffaf, sonuç üreten istişare ve dayanışma zeminini korumak ve genişletmektir. Gönüllülük temelinde ilerleyen grubumuzun gittikçe daha geniş bir temsile ulaşması ise memnuniyet vericidir" dedi.
"Filistin meselesi bir coğrafi mesele hiç değildir"
Filistin meselesinin bir coğrafi mesele olmadığını söyleyen Kurtulmuş, "Filistin meselesi hepimizin kabul ettiği gibi sadece iki devlet arasında sınır ihtilafı değildir. Filistin meselesi bir coğrafi mesele hiç değildir. Filistin meselesi bunun da çok ötesinde; bugün artık insanlık, siyasal meşruiyet ve uluslararası hukuk sisteminin en temel meselesi haline gelmiştir. Ortadoğu’da kalıcı huzurun ve istikrarın yolu, iki devletli siyasi ufkun temenni metinlerinden çıkıp artık hayata geçirilmesini gerektirmektedir. İlan edilen ateşkese rağmen Gazze’de insani yardım akışı ağır kısıtlamalara maruz kalmaya devam ediyor. 11 Ekim 2025 tarihinden bu yana 757 Filistinli Gazze’de şehit edilmiştir; 2090 kişi de yaralanmış, gazi olmuştur. Tüm insani yardım kuruluşları zor şartlar altında bırakılmıştır. İsrail hükümeti ve parlamentosu kaynaklı düzenlemeler sebebiyle Gazze Şeridi ciddi bir operasyonel kuşatma altındadır. Yardımların geçişi, sağlık hizmetlerinin sürekliliği ve sivil hayatın korunması ağır darbe almıştır. Tüm bağımsız kaynaklar insani geçiş hareketlerinin reddedildiğini ve sahadaki krizin daha da derinleştiğini teyit etmektedir" diye konuştu.
"Kudüs’te hem Müslümanların hem de Hristiyanların kutsal mekanlarına yönelik saldırılar ve oldu bittiler sistematik bir şekilde devam etmektedir"
Kudüs’te hem Müslümanların hem de Hristiyanların kutsal mekanlarına yönelik saldırıların ve oldubittilerin sistematik bir şekilde devam ettiğine değinen Kurtulmuş, "Öte yandan, Gazze’deki bu insanlık dramının yanında Batı Şeria’da da Filistinlilere uygulanan şiddet giderek artmakta, giderek daha yüksek seviyelere ulaşmaktadır. Kudüs’te, Doğu Kudüs’te süren oldubittiler ve Mescid-i Aksa başta olmak üzere kutsal mekanlarının haysiyetini zedeleyen müdahaleler; işgal siyasetinin hukuksuz, pervasız pratiklerini tüm dünyaya göstermektedir. Bildiğiniz gibi on yıllar boyu ilk sefer Mescid-i Aksa bu Ramazan ayında ibadete kapatılmış ve Müslümanlar Ramazan ayında Bayram namazları dahil namazlarını Mescid-i Aksa’da eda edememişlerdir. Kudüs’te hem Müslümanların hem de Hristiyanların kutsal mekanlarına yönelik saldırılar ve oldubittiler sistematik bir şekilde devam etmektedir. Mesele artık sadece bir toprak gaspıyla sınırlı ihtilaf olmanın çok ötesindedir. Karşımıza bir halkı var olmaktan çıkarmaya yönelen sistematik bir tasfiye ve soykırım zihniyeti ve politikası uygulanmaktadır" şeklinde konuştu.
"Dünyanın hiçbir yerinde böylesine ikili bir hukuk sistemine müsaade edilemez, müsamaha edilemez"
Dünyanın hiçbir yerinde böylesine ikili bir hukuk sistemine müsaade edilemez, müsamaha edilemez diyen Kurtulmuş, "Baskıyı alışkanlık haline getiren Siyonist İsrail yönetiminin, yakın dönemde Filistinlilere yönelik idam cezası düzenlemesini parlamentolarında yasalaştırması ise, hukuk kisvesi altında ayrımcı bir şiddet düzenini kurma arayışından başka hiçbir şey değildir. Dünyanın hiçbir yerinde böylesine ikili bir hukuk sistemine müsaade edilemez, müsamaha edilemez. Aynı suçu işleyen Filistinliye idam cezası, aynı suçu işleyen İsrail vatandaşına ise başka bir ceza verilmesi, insanlık tarihinde görünmemiş bir çifte standart, bir büyük garabettir. İnsan hakları uzmanları, söz konusu tasarının yaşam hakkını ihlal ettiği, adil yargılanma güvencelerini zayıflattığı ve Filistinliler aleyhine ayrımcı sonuçlar doğurduğu uyarısında bulunmaktadır. Hiçbir meclis çoğunluğu, buranın altını çiziyorum, hiçbir meclis çoğunluğu, insan onurunu hedef alan bu tür tasarruflara asla ve asla meşruiyet kazandıramaz. Onun için hangi çoğunlukla karar alırlarsa alsınlar, bu karar gayrimeşrudur, gayriinsanidir ve uygulanamayacak olan bir karardır" dedi.
"Sözcükler ve terminoloji bozulunca hukuk irtifa kaybediyor"
Kurtulmuş, sözcükler ve terminoloji bozulunca hukukun irtifa kaybettiğini söyleyerek, "Uzun süredir insanlık adına büyük bir mahcubiyet ve hatta öfkeyle şahitlik ettiğimiz manzara; uluslararası kurumlar ve kuralların, şimdi de onun ardından kavramlarının içinin boşaltıldığı bir çürüme haline şahit olmaktadır. Orantılılık dendiğinde toplu cezalandırmalar, meşru müdafaa dendiğinde kalıcı işgaller kastediliyor. Sınır güvenliği dendiğinde ise çocukların hayatı ve ailelerin hayatı göz ardı ediliyor. Esasında sözcükler ve terminoloji bozulunca hukuk irtifa kaybediyor. Hukuksuzlukların hüküm sürdüğü uluslararası sistemde siyaset ise daha çok kuvvetin gölgesinde esir alınıyor. Her şeye rağmen yürekten inanıyorum ki, tablo ne kadar olumsuz olursa olsun, Netanyahu ve Siyonist şebeke, uluslararası mahkemelerde gerekli karşılığı bulacak ve inşallah insanlığın vicdanında yargılandığı gibi uluslararası mahkemelerde yargılanarak hesap vereceklerdir" şeklinde konuştu.
"Filistin halkının iradesini güçlendiren her adım dış baskıları boşa çıkaran stratejik bir değere sahip olacaktır"
Kurtulmuş, "Dünya ölçeğinde yükselen vicdani itirazın ve insanlık cephesinin küçümsenemeyecek bir ağırlığı ortaya çıkmaktadır. Üniversitelerde, şehir meydanlarında, sivil alanlarda, inanç topluluklarında, ulusal parlamentolarda yükselen her itiraz, insanlık cephesini güçlendirmekte; Filistin meselesini küresel adaletin ana başlığı ve insanlık için bir turnusol kağıdı haline getirmektedir. Geçen yıl Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda 11 yeni ülkenin Filistin’i tanıma kararlılığının gündeme gelmesi, diplomatik alanda da adaletin tümüyle susmadığının açık bir göstergesidir. Hiç şüphe yok ki diplomatik tanımalar tek başına kafi sayılmaz ama bu önemli ve tarihi bir adımın başlangıcıdır. Asıl ihtiyacımız olan ise biriken siyasi iradeyi bağlayıcı girişimlere dönüştürebilme kararlılığı ve cesaretini ortaya koymaktır. İki devletli çözümün ilerletilmesi için Filistin Devleti’nin daha fazla ülke tarafından tanınması ve Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nda tam üye olarak Filistin’in yer alması ertelenemez bir zorunluluktur. Öte yandan ateşkesin gerçek hüviyetine kavuşturularak korunması, insani yardım hatlarının açılması, yeniden imar sürecinin emniyet altına alınması çözümün desteklenmesi konusunda daha cesur parlamenter bir eş güdüme ihtiyaç olduğu açıktır. Filistin’de gerçekleştirilecek anayasal yenilenme, temel yasaların güncellenmesi, ulusal birliğin sağlanması ve kurumsal kapasitenin tahkimi de en önemli meselelerimizden birisidir. Filistin halkının iradesini güçlendiren her adım dış baskıları boşa çıkaran stratejik bir değere sahip olacaktır. Yasama kurumları olarak bizler, her alanda Filistin’e teknik destek vermeye, deneyim paylaşmaya, seçim mevzuatı ve idari kapasite gibi başlıklarda katkı sunmaya hazırız" ifadelerini kullandı.
"Filistin davası duygusal yakınlık kadar kurumsal ciddiyeti de gerektirmektedir"
Filistin davasının duygusal yakınlık kadar kurumsal ciddiyeti de gerektirdiğini değinen Kurtulmuş, "Grubumuz Asya’dan Latin Amerika’ya, Afrika’dan Avrupa’ya kadar farklı coğrafyalara genişlemeli, hak ve adaletten yana olan tüm parlamentolar bu çatı altına davet edilmelidir. Filistin davası duygusal yakınlık kadar kurumsal ciddiyeti de gerektirmektedir. İnanıyorum ki nehirden denize kadar özgür bir Filistin Devleti’nin kurulması için verilen bu mücadele mutlaka başarıya ulaşacaktır. Adalet gecikse de soykırım ve zulüm düzeni asla uzun sürmeyecektir. Bugünler Netanyahu ve çetesi için iyi günlerdir; onları bekleyen daha nice hesap verecekleri günlerin yakın zamanda gerçekleşeceğine yürekten inanıyorum" dedi.








