POLİTİKA - 16 Nisan 2026 Perşembe 14:35

TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Sivillerin yaşam hakkı üzerinde asla siyasal pazarlıklar yapılamaz"

A
A
A
TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Sivillerin yaşam hakkı üzerinde asla siyasal pazarlıklar yapılamaz"

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, "Mazlumların hayatı pahasına sürdürülen suskunluk, asla ve asla tarafsızlık olarak kabul edilemez. Açıkça ifade etmek isterim ki sivillerin yaşam hakkı üzerinde asla siyasal pazarlıklar yapılamaz" dedi.


Parlamentolar Arası Birlik’in, "Gelecek Nesiller İçin Umudu Yeşertmek, Barışı Sağlamak ve Adaleti Temin Etmek" temalı 152’nci Genel Kurulu, TBMM Başkanı Kurtulmuş’un başkanlığında müzakerelerine başladı.


İstanbul’da gerçekleştirilen Genel Kurul’un açılışını yapan PAB Başkanı Tulia Ackson, "Genel Kurul Başkanı" olarak seçilen Kurtulmuş’u kürsüye davet etti.


TBMM Başkanı Kurtulmuş, Genel Kurul’un açılışında yaptığı konuşmada, parlamentolar arasındaki temasların İstanbul’da derinleşmesinin insanlığın ortak vicdanına hitap eden bir anlam taşıdığını belirtti.


Genel Kurul Başkanlığını üstlenmekten memnuniyet ve gurur duyduğunu söyleyen Kurtulmuş, "Tarafıma tevdi edilen sorumluluğu, Parlamentolar Arası Birlik teamüllerine bağlı kalarak, adaleti esas alan bir yaklaşımla ve herkesin söz hakkını görünür kılabilecek bir tarafsızlık ilkesiyle sürdüreceğimi ifade etmek istiyorum. Amacım, müzakerelerin düzen içinde ilerlemesini sağlamak, söz alan her temsilcinin iradesine saygı göstermek ve ortak karar üretme kapasitesini güçlendiren çalışma zemini genişletmektir" diye konuştu.


Meclis kürsülerinin, insanlığın müşterek birikimini akıl süzgecinden geçiren meşru zeminler olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, alınacak kararların ve gerçekleştirilecek çalışmaların halklar ve insanlık için hayırlı olması diledi.


TBMM Başkanı Kurtulmuş, konuşmasının bu bölümünde de PAB 152. Genel Kurulu’nu resmen açtığını belirtti.



"Karşımızdaki tablo, sadece teknik eksikliklerden kaynaklanan aksaklıklarla izah edilebilecek bir durum değil"


Genel müzakere başlığı olan "gelecek nesiller için umudu yeşertmek, barışı sağlamak ve adaleti temin etmek" ifadesinin içinde bulunulan dönemin derin ihtiyaçlarını karşılayan kapsayıcı bir hedef olarak herkesin önünde durduğunu belirten Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:


"İnsanlık büyütülen, genişletilen çatışmaların, ağırlaşan eşitsizliklerin, yerinden edilmelerin, açlık dalgalarının ve güven aşınmalarının içe geçtiği fevkalade zor, fevkalade önemli ve çetin bir dönemden geçmektedir. Çok taraflı ve kutuplu siyasal mimari uzun yıllar boyunca uluslararası dengenin ana unsurlarından birisi olmuştu. Son yıllarda yaşanan gelişmeler kurumların irade üretme kapasitesini, kuralların tatbik edilebilme kabiliyetini ve kavramların ahlaki ağırlığını adeta ortadan kaldırmaktadır. Karşımızdaki tablo, sadece teknik bazı eksikliklerden ve aksaklıklardan kaynaklanan ya da sadece eksiklik ve aksaklıklarla izah edilebilecek bir durum değildir. Daha derin, daha kapsamlı ve daha evrensel bir sorunla karşı karşıyayız.


Küresel sistem, sorunları çözme iddiasını korurken maalesef norm uygulama cesaretini ortaya koyamamaktadır. İlkeler ilkesel olarak metinler ortada durmakta, yürürlükte olmakla birlikte milyonlarca ve insanın maruz kaldığı yıkım karşısında bahsedilen ilkelerin koruyucu hiçbir etkisi kalmamıştır. Hukuk, güç sahiplerine gelince esneyen, zayıfların karşısında ise katılaşan bir baskı aracına dönüştürülmüştür."


Uluslararası sistemin açık bir çöküşe geçtiğini vurgulayan Kurtulmuş, Gazze’de yaşanan vahim tablonun bu çöküşün en açık ifadelerinden sadece birisi olduğunun altını çizdi.



Kurtulmuş, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:


"Sivillerin korunamadığı, yaşam haklarının güvence altına alınamadığı, sağlık altyapısının çökertildiği, insani yardım geçişlerinin engellendiği, temel yaşam imkanlarının ortadan kaldırıldığı bir durum karşısında etkili ve bağlayıcı bir iradenin ortaya konulamaması uluslararası sistem bakımından hepimiz açısından ciddi bir sorumluluk, ciddi bir sınamadır. Burada sözü dolandırmaya gerek yoktur. İnsanlığa yönelen sistematik saldırılar karşısında suskun kalan uluslararası yapı aslında kendi kurucu iddialarını kaybetmektedir. Vicdanı temsil ettiğini söyleyen merkezler acıyı seyretmekle yetinmektedir. Filistin meselesi belirli bir bölgenin trajedisi olmanın çok ötesine geçmiş ve insanlığın ortak bir sınanma alanı haline gelmiştir.


Gazze, insani hukukun seçici biçimde uygulanmasının ne derece yıkıcı sonuçlar ortaya koyduğunun açık bir laboratuvarı gibidir. Gazze, günümüzde kurumların neden kurulduğunu, kuralların kimleri korumak için var olduğunu ve insanlık ailesinin ortak değerler karşısında ne ölçüde tutarlı davranabildiğini sorgulatan ağır bir imtihandır ve bu imtihanla hepimiz karşı karşıyayız. Mazlumların hayatı pahasına sürdürülen suskunluk, asla ve asla tarafsızlık olarak kabul edilemez. Açıkça ifade etmek isterim ki sivillerin yaşam hakkı üzerinde asla siyasal pazarlıklar yapılamaz. Yardım konvoylarının geçişi, diplomatik takvime bağlı olarak bir lütuf olarak da kabul edilemez ve uygulanamaz. İnsanların hayatları arasında derece farklılıkları ortaya konulamaz ve insan hayatı için hiyerarşik bir yapılanma asla uygulanamaz. Küresel vicdanın en temel işlevinin kimden geldiğine bakılmaksızın ihlale, ihlal diyebilmek ve ihlali yapanı suçlu olarak insanlık ailesinin önüne çıkarabilmektir."



"Nezaket, zulmü görünmez kılan bir örtüye asla dönüştürülmemeli"


İçinde bulunulan dönemde asıl ihtiyaç duyulan hususun daha çok söz üretmekten ziyade söylenen söz ve konulan kurallara uygun davranabilmek olduğunu ifade eden Kurtulmuş, uluslararası toplumun; kınama ile yetinen, erteleme ile oyalanan ve ağır krizleri prosedürel tartışmalar içine hapseden bir alışkanlığı terk etmek mecburiyetinde olduğunu vurguladı.


Diplomasinin, soğukkanlılık istediğini, nezaketin de uluslararası sistemin ve uluslararası temasın vazgeçilmez unsuru olduğunu hatırlatan Kurtulmuş, "Nezaket, zulmü görünmez kılan bir örtüye asla dönüştürülmemeli, nezaket perdesi altında zalime zalim diyebilme kudretini kaybetmemeliyiz. Ölçülü konuşmak ile etkisiz konuşmak arasında da bir mesafe vardır. Sükunet ile suskunluk arasında da bir farklılık olduğu gibi. Bu nedenle parlamentolara bu dönemde büyük bir görev düştüğünün altını çizmek isterim. Sözü hem en açık bir şekilde söyleyecek hem de sözlerimizde asla ve asla nezaket adı altında hakikati gizleyecek bir davranış içerisinde olmayacağız" ifadesini kullandı.


Temsil görevini üstlenenlerin kendi toplumunun menfaatini korurken insanlık ailesinin ortak haysiyetini de gözetmek mecburiyetinde olduğunu söyleyen Kurtulmuş, aksi halde ulusal çıkar kavramının evrensel ölçüleri dışlayan dar bir siyasal kalıba dönüşebileceği uyarısında bulundu.


Kurtulmuş, adaletsizliğin yaygınlaştığı ve silahlanma yarışına girilen bir dünyanın, hiçbir ülkeye kalıcı emniyet sunamayacağını da belirtti.


TBMM Başkanı Kurtulmuş, "Güvenlik başka halkların güvensizliği üzerine bina edildiğinde sürdürülebilir bir sistem olmaktan çıkar. Ekonomik dengesizlikler de barış gündeminden ayrı olarak ele alınamaz. Dünyanın birçok bölgesinde gelir uçurumları derinleştikçe ve genç kuşakların gelecek tahayyülleri zayıfladıkça dünya barışından da uzaklaştığımız aşikar bir gerçektir" dedi.


Kalkınma meselesinin, salt büyüme verileriyle tarif edilemeyeceğine dikkati çeken Kurtulmuş, "Asıl mesele refahın hakkaniyetli paylaşımıdır. Asıl mesele emeğin korunmasıdır. Asıl mesele eğitim, sağlık ve fırsatlara erişimde toplumların geniş kesimleri açısından güvence altına alınmasıdır" diye konuştu.


Ayrışmaları derinleştiren dilden yana olmayacaklarını ve hakkaniyeti esas alan, müzakereyi öne çıkaran, insan onurunu koruyan, temsil krizlerini azaltan ve çok taraflı yapıları daha itibarlı hale getiren bir çizgiyi savunmaya devam edeceklerini vurgulayan Kurtulmuş, şunları kaydetti:


"Aynı yaklaşım, parlamentolar arası temas bakımından da hiç şüphesiz geçerlidir. Farklı görüşlerin meşru zeminde konuşulabildiği, sert fikir ayrılıklarının medeni usuller içinde ele alınabildiği ve ortak yarar etrafında yeni imkanların çoğaltıldığı bir anlayışı geliştirmek durumundayız. Kuşkusuz böyle davranırsak umudun yeşermesi mümkün olacaktır. Kuşkusuz bu şekilde davrandığımızda siyasal kararlılık içerisinde ilkeli duruşumuzu devam ettireceğiz. Böyle davrandığımızda bedel ödemeyi göze alan ahlaki bir davranışla davrandığımızda yeryüzünde adaletin genişlemesi için de büyük katkı sağlayacağız."


Barışın da benzer şekilde somut bir temenni olarak ele alınamayacağını dile getiren Kurtulmuş, kalıcı huzurun, adaletin tahkim edildiği, hukukun seçici uygulanmadığı, temsil kurallarının kanallarının açık tutulduğu ve insan onurunun korunabildiği bir yapıyla ancak korunabileceğinin altını çizdi.


TBMM Başkanı Kurtulmuş, değerlendirmesinde ayrıca şunları kaydetti:


"Güçlü olanın hukuk ürettiği hatta hukuk dayattığı bir denklem insanlık vicdanını tatmin edemez. Güç ile hak arasındaki makas açıldıkça uluslararası sistemin güvenilirliği ve uluslararası sistemin taşıdığı yük de artmaya başlar. İnsanlık ailesi, tarih boyunca büyük krizlerin ardından hiç şüphesiz büyük muhasebeler de yapmıştır. İçinden geçtiğimiz safha da benzer şekilde çok derin, çok büyük krizleri yaşadığımız bir dönemdir. Bu çerçevede uluslararası sistem ve uluslararası sistemin bütün kurumları derin bir yüzleşmeyle başa kalmak mecburiyetindedir. Önümüzdeki duran esas soru kurumlar, kurallar ve kavramların yeniden itibar kazanıp kazanmayacağıdır. Aksi takdirde küresel vicdan ile siyasal mekanizmalar arasındaki mesafe ayrılacak ve maalesef küresel siyasal sistem küresel vicdanın sesi olmayı başaramayacaktır. Umudun, barışın ve adaletin irade gösterildiği ölçüde anlam kazandığını hatırlatmak isterim."


TBMM Başkanı Kurtulmuş, sözlerini bitirirken kendisine tevdi edilen "Genel Kurul Başkanlığı" görevini bu bilinçle ve yüksek sorumluluk duygusuyla yerine getireceğini söyledi.


Her heyetin katkısını kıymetli gördüğünü ve her görüşün dikkatle dinlenmesi gerektiğini ifade eden Kurtulmuş, görüşlerin medeni usuller içinde ele alınmasını temel ilke olarak kabul ettiğini belirtti.


Kurtulmuş, yapılacak tartışmaların insanlığın parlak ve aydınlık geleceğine katkılar sunmasını dileğinde bulundu.


Kurtulmuş, konuşmasının ardından Divandaki yerini alarak müzakereleri başlattı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Film gibi kovalamacadan kaçak göçmenler çıktı Samsun’da narkotik ekiplerinin takibinden kaçan şüpheliler, vatandaşların da yardımıyla yaşanan kovalamaca sonucu bir kişi bodrumda saklanırken yakalanırken, kaçanları kaçak göçmen oldukları ortaya çıktı ve yakalandılar. Olay, İlkadım ilçesi Derecik Mahallesi Ankara yolu üzerinde Pazartesi günü meydana geldi. Narkotik ekiplerinin takibinde olan bir araç, polisin "dur" ihtarına uymayarak kaçmaya başladı. Kaçış anında çevrede bulunan vatandaşlar, şüphelilerin gittiği istikameti polise bildirerek ekiplere yardımcı oldu. Yaşanan kovalamaca sırasında yakalanacağını anlayan araçtaki 3 kişi, aracı terk ederek yaya olarak kaçtı. Şüphelilerden biri bir evin bahçesine girerek bodrum katına saklandı. Çevreyi kısa sürede ablukaya alan resmi ve sivil polis ekipleri, saklandığı bodrumda şahsı kıskıvrak yakalayarak gözaltına aldı. Olay yerine çok sayıda ekip sevk edilirken, kaçan diğer 2 şüphelinin yakalanması için çalışma başlatıldı. Bodrumda yakalanan şahsın Afganistan uyruklu Sahep G.A (26) olduğu ve diğer kaçan 2 Afgan uyruklu şahıs ile birlikte Rize’ye çay toplama içinde çalışmak üzere gittikleri ortaya çıktı. Samsun Emniyet Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele Sınır Kapıları Şube Müdürlüğü ekipleri Afganları taşıyan araç sürücüsü İbrahim H.yı (56) gözaltına alarak, hakkında göçmen kaçakçılığı suçundan soruşturma başlatıldı. Göçmen polisi yaptığı takip ve çalışma sonucu olay yerinden kaçan Afgan uyruklu kaçak göçmenler Şherrayha A.(30) ve Muhammed E.A.’yı (26) Ordu Emniyet Müdürlüğü ekipleri ile koordineli çalışma sonucu Ordu’dan Rize’ye giderlerken yolcu otobüsünde yakalattı. Yakalanan 3 Afgan uyruklu göçmenler sınır dışı edilmek üzere Göç İdaresi Müdürlüğü ekiplerine teslim edildiler.
Nevşehir Kapadokya’da turistler halı dokuyup çanak yaptı Nevşehir’de Turizm Haftası etkinlikleri kapsamında Kapadokya’nın önemli turizm destinasyonları arasında yer alan Paşabağları Ören Yeri’nde kurulan stantta turistler geleneksel el sanatlarını deneyimledi. Her yıl yaklaşık 5 milyon yerli ve yabancı turisti ağırlayan Kapadokya’da Nevşehir Müze Müdürlüğü tarafından açılan stantta turistler, halı dokuma ve çanak-çömlek yapımı hakkında önce bilgi aldı. Daha sonra usta eğitmenler eşliğinde tezgâh başına geçen ziyaretçiler, ilmek atarak halı dokumanın inceliklerini öğrenirken, çamura şekil vererek çanak yapımını da deneyimledi. Etkinlikte ilk ilmeği ise Nevşehir Müze Müdürü Gökhan Maskar attı. Özellikle yabancı turistlerin yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte renkli görüntüler oluştu. Kapadokya’yı ziyaret eden turistler, etkinlikten duydukları memnuniyeti dile getirerek, bölgenin sadece doğal güzellikleriyle değil kültürel zenginlikleriyle de ön plana çıktığını ifade ettiler. ABD’li turist Frank Furstenberg, "Hayatım boyunca birçok gezide bulundum. Buraları daha önce hiç görmemiştim. Çok büyüleyici. Özellikle kilim dokuması ve çanak yapımını da ilk defa bu kadar yakından gördüm" dedi. Kayseri Yeşilhisar’dan gelen Alaattin Eren Aplak da, Kapadokya gezisi sırasında etkinliğe katıldığını belirterek, "Kapadokya bölgesini gezerken burada halı dokuma işini gördük. Hemen deneyimlemek istedim. Özellikle kültürümüzü yansıtan bir gelenek. Her ne kadar yapmak istesem de çok başarılı olduğum söylenemez" diye konuştu. Turizm Haftası boyunca Kapadokya’nın farklı noktalarında kültürel etkinliklerin devam edeceği bildirildi.
Samsun Film gibi kovalamacadan kaçak göçmenler çıktı Samsun’da narkotik ekiplerinin takibinden kaçan şüpheliler, vatandaşların da yardımıyla yaşanan kovalamaca sonucu bir kişi bodrumda saklanırken yakalanırken, kaçanları kaçak göçmen oldukları ortaya çıktı ve yakalandılar. Olay, İlkadım ilçesi Derecik Mahallesi Ankara yolu üzerinde Pazartesi günü meydana geldi. Narkotik ekiplerinin takibinde olan bir araç, polisin "dur" ihtarına uymayarak kaçmaya başladı. Kaçış anında çevrede bulunan vatandaşlar, şüphelilerin gittiği istikameti polise bildirerek ekiplere yardımcı oldu. Yaşanan kovalamaca sırasında yakalanacağını anlayan araçtaki 3 kişi, aracı terk ederek yaya olarak kaçtı. Şüphelilerden biri bir evin bahçesine girerek bodrum katına saklandı. Çevreyi kısa sürede ablukaya alan resmi ve sivil polis ekipleri, saklandığı bodrumda şahsı kıskıvrak yakalayarak gözaltına aldı. Olay yerine çok sayıda ekip sevk edilirken, kaçan diğer 2 şüphelinin yakalanması için çalışma başlatıldı. Bodrumda yakalanan şahsın Afganistan uyruklu Sahep G.A(26) olduğu ve diğer kaçan 2 Afgan uyruklu şahıs ile birlikte Rize’ye çay toplama içinde çalışmak üzere gittikleri ortaya çıktı. Samsun Emniyet Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele Sınır Kapıları Şube Müdürlüğü ekipleri Afganları taşıyan araç sürücüsü İbrahim H.yı (56) gözaltına alarak, hakkında göçmen kaçakçılığı suçundan soruşturma başlatıldı. Göçmen polisi yaptığı takip ve çalışma sonucu olay yerinden kaçan Afgan uyruklu kaçak göçmenler Şherrayha A.(30) ve Muhammed E.A.’yı (26) Ordu Emniyet Müdürlüğü ekipleri ile koordineli çalışma sonucu Ordu’dan Rize’ye giderlerken yolcu otobüsünde yakalattı. Yakalanan 3 Afgan uyruklu göçmenler sınır dışı edilmek üzere Göç İdaresi Müdürlüğü ekiplerine teslim edildiler.
İstanbul Petrol Ofisi Grubu, karting şampiyonu Dynamic Racing Team’in ana sponsoru oldu Motor sporlarında genç yetenekleri desteklemeye devam eden Petrol Ofisi Grubu, Türkiye Karting Şampiyonası’nın güçlü ekibi Dynamic Racing Team’in ana sponsoru oldu. Karting yarışlarının köklü takımı, 2026 sezonunun ilk yarışında; Mini, Micro, Junior ve Senior kategorilerinde elde ettiği podyum başarıları ve birinciliklerle sezona güçlü bir giriş yaptı. Petrol Ofisi Grubu, Türkiye Karting Şampiyonası’nda üst üste 5 yıl boyunca Takımlar Şampiyonu olma başarısını gösteren Dynamic Racing Team’in ana sponsorluğunu üstlendi. Verilen bilgiye göre, 2006 yılından bu yana karting yarışlarında mücadele eden Dynamic Racing Team hem Türkiye hem de uluslararası arenada elde ettiği başarılarla Türkiye’nin en köklü yarış takımlarından biri olarak biliniyor. Kurulduğu günden bu yana birçok kategoride şampiyonluk elde eden takım, Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu (TOSFED) tarafından düzenlenen Takımlar Şampiyonası’nı da aralıksız kazanan tek ekip olma unvanını da taşıyor. "Genç sporcuları desteklemek vizyonumuzun temel taşlarından biri" Petrol Ofisi Grubu CMO’su Murat Zengin, iş birliğine ilişkin yaptığı açıklamada, "Genç sporcuların yetişmesi ve Türk motor sporlarının gelişimini desteklemek her zaman vizyonumuzun temel taşlarından biri oldu. Bir dönem hafızalara kazınan ve bugün pistlerde izlediğimiz pek çok başarılı ismin yetişmesine de vesile olduğuna inandığımız ‘25 Küçük Adam’ projesiyle 2016 yılında Türkiye’de karting sporunun geleceğine yatırım yapmıştık. Bugün ise Dynamic Racing Team iş birliğiyle bu spora verdiğimiz desteği yeni bir seviyeye taşıyoruz. Bu köklü ekibin 20 aktif sporcusuyla birlikte Türk sporunun geleceğine yatırımımızı daha da güçlendiriyoruz. Daha sezonun ilk yarışında pilotlarımızın tüm kategorilerde elde ettiği başarılar ne kadar doğru bir yolda olduğumuzu gösteriyor. Genç sporcularımızın bu tutkusuna ve azmine ortak olmaktan mutluluk duyuyoruz" dedi. Sezonun ilk yarışında gövde gösterisi yaptı 2026 Karting Şampiyonası’nın Körfez Yarış Pisti’nde gerçekleştirilen açılış ayağında, toplam 59 aracın yer aldığı gridde 20 pilotuyla mücadele eden takım, elde ettiği derecelerle bu hafta öne çıktı Takım, özellikle Mini kategoride podyumun tamamını kapatarak önemli başarı elde etti. Bu kategoride Bulut Tırınk birincilik, Can Aras Akgün ikincilik ve Asil Özbahadır üçüncülük kürsüsüne çıktı. Micro kategoride Ali Ersin Yücesan birincilikle zirveye yerleşirken, Kerem Çelikyay üçüncülükle podyumu tamamlayan bir diğer isim oldu. Junior kategoride de Tuğra Fatinoğlu elde ettiği üçüncülükle takım hanesine önemli puanlar yazdırırken, Senior kategoride yarışan Uraz Fatinoğlu sergilediği güçlü performansla yarışı ikinci sırada tamamlayarak takımın iddiasını güçlendirdi. 2026 yarış takviminde heyecan sürüyor 2026 sezonu yarışları, mayıs ayında Kocaeli’deki TOSFED Körfez Yarış Pisti’nde devam edecek. Ardından haziran ayında Tuzla, temmuz ayında Kapadokya ve eylül ayında Uşak pistlerinde yapılacak yarışlarla şampiyonluk mücadelesi sürecek. Sezonun son yarışı ise ekim ayı sonunda yapılacak.