GÜNDEM - 16 Mart 2026 Pazartesi 13:19

Tuna Ortaylı’dan babası İlber Ortaylı’ya hüzün dolu veda

A
A
A

İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden usta tarihçi İlber Ortaylı için Galatasaray Üniversitesi’nde bir tören düzenlendi. Konuşması sırasında gözyaşları tutamayan İlber Ortaylı’nın kızı Tuna Ortaylı, "Dün odasına girdiğimde masanın üzerinde kalan yarım tashihi görmek içimi acıttı. Düşününce hayatını dolu dolu yaşamış ama hala yaşamaya doyamamış bu adamla baba olarak daha gezilecek çok yer, torunlarıyla geçireceği çok vakit gülenecek çok anlar vardı" dedi.

İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden usta tarihçi İlber Ortaylı bugün son yolculuğuna uğurlanacak. Fatih Camii’nde son yolculuğuna uğurlanacak İlber Ortaylı için ilk tören yıllarca çalıştığı Galatarasay Üniversitesi’nde yapıldı. Tören öncesi bölgede güvenlik önlemi alınırken, uzun kuyruklar oluşturan vatandaşlar üniversiteye alınırken kimlik kontrolünden geçirildi. Törende siyaset, sanat ve spor camiasından çok sayıda isim bulundu. Törene AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, Eski KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Galatasaray Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdurrahman Muhammed Uludağ, İlber Ortaylı’nın kızı Tuna Ortaylı, Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, Ortaylı’nın yakınları, akademisyenler, öğrencileri katıldı. Tören İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.

Tören esnasında İlber Ortaylı’nın avukat arkadaşı Tayfun Akca Topuz fenalaştı. Topuz’a tören alanında bulunan sağlık ekipleri müdahale etti. Topuz, tedbir amaçlı hastaneye kaldırıldı.

Tuna Ortaylı’dan babasına hüzün dolu veda

İlber Ortaylı’nın kızı Tuna Ortaylı, "Bugün burada babam İlber Ortaylı’nın yaptığı bütün işler arasında en kıymet verdiği akademisyenlik mesleği için bir şeyler söylemek istiyorum. Akademik kariyeri boyunca yurt içi ve yurt dışında bir çok yerde hocalık yaptı. Konferans ve sempozyumlarda konuşmaları oldu. Sadece ülke için ulusalararası akademik camiada da çok sevilen ve sayılan bir meslektaşınız oldu. Öğrencilerinden büyük sevgi ve saygıyla söz ederdi. Çalışmaya başladığı ilk yıldan itibaren burada tanıdığı farklı kuşaklardan meslektaşlarıyla yaptığı derin entelektüel konuşmalardan çok besleniyordu. Kendinden genç meslektaşları için övgülerde buluyordu. Onlarla akran gibi kahkahalarla gülerdi. Hastane sürecinde etrafı kitapları, sözlükleri ve gazetelerle çevriliyken bir yandan da çıkacak kitabının tasvirini yapıyordu. Dün Kronik Kitap’taki odasına girdiğimde masanın üzerinde kalan yarım tashihi görmek içimi acıttı. Düşününce hayatını dolu dolu yaşamış ama hala yaşamaya doyamamış bu adamla baba olarak daha gezilecek çok yer, torunlarıyla geçireceği çok vakit gülünecek çok anlar vardı. Ben kendisiyle ilgili olarak bir tek bunlara hayıflanıyorum. Umarım sizler de İlber Hocayı düşününce kendisiyle yapılmamış şeylerin burukluğunu hissediyorsunuzdur" diye konuştu.

"Her lisanla verdiği güçlü mesajlarla Türk’lüğe, Türkiye’ye bütün ulusuna, milletine büyük hizmetler vermiştir"

Eski KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, "İlber hocayı budan 35 yıl önce tanıdım. Bana hep Tarar kardeşim diyordu. Kendisi bir Kırım Tatarı ben de öyle. Ortak bir özelliğimiz vardı. Yıllar sonra Cumhurbaşkanı olduktan sonra kendisini sık sık arayıp Kıbrıs’a davet ettim. Her davete geldi. Üniversitelerde konuşmalar yaptı. En son 12 Haziran günü yeni Cumhurbaşkanı yerleşkesinde o büyük 500 kişilik salon tıka basa doldurduk. Kendine has uslubuyla çok güzel konuşmalar yaptı, tavsiyelerde bulundu. Bazıları farklı anladı ama o kalbinden konuştu. O gerçek bir Türk milliyetçisiydi. Sadece Türkiye’de yaşayan vatandaşlar için değil Balkanlar’da diğer ülkelerde Türk devletlerinde ve de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki kardeşlerin davasına inanmış ve engin bilgisiyle Kıbrıs Türkü’nün verdiği mücadelenin ne kadar asil bir mücadele olduğunu, egemenlik temelinde kendi devletiyle bu yolu yürümesi gerektiğini orada ifade etmiş. Bunlar hep kayıtlara geçmiş. Her lisanla verdiği güçlü mesajlarla Türk’lüğe, Türkiye’ye bütün ulusuna, milletine büyük hizmetler vermiştir. Mekanı cennet olsun nur içinde yatsın" dedi.

Tiyatro sanatçısı Prof. Zeliha Berksoy, "İlber benim 19 yaşımdan beri arkadaşımdı. 60 yıllık bir dostluktu. Çok kıymetli ve alışılmışın dışında bir tarihçiydi. Tarihi yer ve yurdunda, 5 kıtada takip ederdi. Üniversitedeki tüm kitaplara hakim, insan ilişkilerine inmiş ve dünyayı gezmiş bir bilim adamıydı. Müthiş bir bilgi birikimi vardı. Akıl almaz bir hafızaya sahipti. Tüm bilim insanlarıyla da yakın dostluğu vardı. Öğrencileri, gençleri çok sevdi, onları yetiştirmek için memleketinden asla ayrılmadı. Canı istese dünyanın en iyi üniversitelerinde yer alırdı ama o memleketinde ömrünü geçiren, milletine bağlı yüce ruhlu bir insandı. Allah rahmet eylesin" dedi.

Tayfun Topuz Akca, "İlber Ortaylı ile en son 15 gün önce telefonda görüştüm. İyi olduğunu söyledi. Dilekleri, duyguları, temmennilerini aktardı. Eşim de onun gibi profesördü. Onları arka arkaya kaybettim. İlber’in hiçbir arzusu yoktu. Hepimizin arzumuz da onun varlığını sürdürmesiydi. Onunla dolu dizgin vakit geçirebilmeyi anımsamayı istemiştik. İlkokul çocukları bile onun düşüncelerinden neler öğrettiler. Zekası çocuklara sirayet etmişti. Dostluğumuz 30 yıla dayanıyordu. Hepimizin başı sağ olsun" diye konuştu.

"Herkes ortak bir hüzünde birleşti"

Mete Şafak, "Tarihe ilgiydim. Onun kitaplarını okuyarak büyüdüm. Tarihe çok katkısı olan biriydi. Akademideki bilgiyi halka anlattı. Yeri uzun süre doldurulamaz. Herkes ortak bir hüzünde birleşti. Ben de onu anmak için buraya geldim" diye konuştu.

İlber Ortaylı’nın 60 yıllık arkadaşı olduğunu söyleyen Füsun Özbilgen, "Üniversite yıllarından arkadaşımdı. Bambaşka, kendine özel, zeki, müthiş hafızası olan, esprili olan hayatı keyifle yaşayan bir insandı. Çok büyük bir değerdi. Kaybından çok büyük acı duyuyorum. Bu okulun bahçesinde güzel anılarımız var. Ama buraya kadarmış. Derin bir acı duyuyorum. Herkesle dost herkesle müthiş iletişim kuran biriydi. Benim tanıdığım İlber çok özel bir insandı" dedi.

Salih Güngör Musaoğlu, "İlber Hocanın vefatı beni çok fazlasıyla üzdü. Ve çok değerli bir bilim adamıydı. Çok üzüntülüyüm. Mekanı cennet olsun. Ülkemin başı sağolsun" diye konuştu.

Murat Horoz - Kerem Akca - Onur Erden - Berk Soydan- Ahmet Faruk Sarıkoç

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Antalya Büyükşehir Belediyesi soruşturmasında sanıkların yargılanmasına devam ediliyor Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik yürütülen rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında aralarında görevinden uzaklaştırılan Başkan Muhittin Böcek’in oğlu Gökhan Böcek ve 2 tutuklu sanığın daha savunmaları alındı. Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik yürütülen rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında aralarında görevinden uzaklaştırılan Başkan Muhittin Böcek’in de bulunduğu 5’i tutuklu toplam 41 sanık hakim karşısına çıktı. Muhittin Böcek’in ardından oğlu Gökhan Böcek ile iş insanı Fazlı Ateş ve Antalya Emniyet Müdürlüğü görevinden uzaklaştırılan İlker Arslan ilk duruşmada savunmasını verdi. Gökhan Böcek, kendisi hakkında yöneltilen eylemlere cevap verdi. Kendisine yöneltilen suçlamaların babasının bilgisi dahilinde olmadığını ifade eden Gökhan Böcek, yerel seçim propaganda çalışmaları kapsamında bir reklam firmasından yapmış olduğu işlere yönelik ödemeler için fatura ödeme talebinde bulunması eylemine yönelik, "Y. Y. ile yerel seçim propagandası kapsamında yardım etmek istediğini söyledi, maddi tutar söylemedim, reklam konusunda anlaştık. A. bey de destek olmak istediğini söyledi, kabul ettim" dedi. Eski eşine boşanma konusu karşılığında lüks dubleks villa alımı eylemine yönelik savunma yapan Gökhan Böcek, "Y. abiden borç istedim, Konyaaltı’nda villa projemiz vardı, oradaki daire karşılığında borç istemiştim, İstanbul dosyasında tutuklandıktan sonra bu ifadeyi verdiğini düşünüyorum" şeklinde konuştu. Oğlu M. A. B. üzerine dubleks villa alınması eyleminde B. Ç.’nin 26 12 Aralık 2024 tarihinde iki farklı işlemde bir döviz işletmesine belirtilen tutarı gönderdiği, karşılığında herhangi bir döviz alımı yapmadığı suçlamasına yönelik savunma yapan Böcek, "Eşimin yurt dışında yaşayan ablası Türkiye ye gelmişti, buraya kesin dönüş yapmak istiyordu, altın bozdurulup ev alınmak istiyordu. Benim çocuğum yok, yeğenlerime ev almak istiyorum dedi. Altınları bozdurup ev aldık, B. Ç.’nin suçlamasını kabul etmiyorum" dedi. Zuhal B’nin 4 ayrı lüks araç devir ve satışları eylemine ilişkin açıklama yapan Böcek, "Kara para gibi bir durum söz konusu olsa gerçek firmadan almazdık" derken iş insanı E. H.’den nakdi olarak alınan paralara ilişkin ise, "E. H. benim sürekli görüştüğüm biriydi, sanki ona dayatma yapmışım gibi ifadeleri var. Bu doğru değil, oradan bir araç alınma durumu var. Elden nakit verdiğimiz halde hakkımızda icra işlemi başlattı" savunmasını yaptı. Bir kuyumcunun Muhittin Böcek’in hesabına para göndermesine ilişkin de savunma yapan Gökhan Böcek, "Babam bana altın vermişti, ben gidip hesabına yatırdım. Bizim milletin parasına ihtiyacımız yoktur, varlıklı bir aileyiz" dedi. Son olarak arkadaşı F. S. isimli şahsın şüpheli olduğu değerlendirilen finansal irtibatları hakkında konuşan Böcek, "F. çocukluk arkadaşımdır, yatırım yapmak istedi, B. beyle tanıştırdım. Bu yatırım sadece Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin vermiş olduğu bir karar değildir, Antalya Valiliği ve Tarım ve Orman Müdürlüğü’nü de kapsamaktadır. Burada nüfuz ticareti yapmam söz konusu değildir" dedi. Tutuklu diğer sanık Fazlı Ateş de, iş çözme vaadiyle iş adamlarından para alması eylemine yönelik savunma yaptı. Ateş, "B. Ç.’yi uzun süredir tanırım, zaman zaman para alışverişim olmuştur. Maddi sıkıntım vardı, 4 buçuk milyon kendisinden para aldım. Ufuk sitesinde oturduğum evi onun yeğenine devrettim. Evin bedeli 15 milyon TL, borcumu ödediğimde evimi geri alırım demiştim. B. Ç.’nin bana hala borcu bulunmaktadır. Bana verdiği 6 milyon TL’dir. Benim dolandırıcı olduğunu ifade etmiş, sürekli görüşüyorduk, 10 milyonluk senetim var hala kendisinde. E. T. bana geldi, "Hak edişlerim imzalanmıyor, Muhittin başkanla diyaloğunuz var" dedi. Muhittin başkanın müsait olduğu dönemde kendisine sordum, bu firmanın usulsüz iş yaptığından dolayı imzalamadıklarını dile getirdi. Sonra onlara bunu iletince bizim işimiz sağlam dediler, o zaman Ticaret Mahkemesi’ne başvurun dedim. Ben kendilerinden 2 milyon borç almıştım, daha sonra ibanlarına atarak ödedim. Bu borç nedeniyle şikayetçi olduklarını düşünüyorum" dedi. Antalya Emniyet Müdürlüğü görevinden uzaklaştırılan İlker Arslan ise kendisine yöneltilen suçlamalara şu şekilde cevap verdi: "31 yıllık meslek hayatımda hakkımda akçe konularına ilişkin en ufak bir ithamda bulunulmamıştır, devletimin kaynaklarına hiçbir zaman yan gözle bakmadığım için Allah’ıma şükrediyorum. 3 kez FETÖ kumpasının mağduru oldum. Bu kadar hizmet etmeme rağmen bir evim bile yok, Ankara’daki evim kirada. Tutuklanmama neden olan 2 ifade, operasyon yapılmadan 2 gün önce alınmış, daha önceki ifadelerinde ismim dahi geçmiyor. Kararname hazırlıkları yapıldığında ismim ortaya çıkmış, ben tutuklandıktan 3 gün sonra kararname hazırlanmıştır. İfade verenlerden biri benimle hiç görüşmediğini söylüyor. Bu kişilerle para trafiğim yok, benim adım kullanılarak para isteniyorsa ve haberdar değilsem o zaman benim bu davanın şüphelisi değil, mağduru olmam gerekir. Günümüzde nüfuz ticareti o kadar yaygın ki; görevdeyken 3 kez başsavcının adını kullanarak nüfuz ticareti yapan kişi bulunmuştur. Antalya’ya atanmamdan sonra sivilden tek tanıdığım Fazlı Ateş’e Ankara’dan aldığım araziyi satmaya karar vermiştim. Sözlü olarak anlatmıştım, sonra yazıya döktüm. Polis olan birisi suç olan transferi banka yoluyla yapar mı, bu transferler de banka yoluyla yapıldı, gizli değildir. Antalya’da 1 yıllık görev sürem boyunca bütçemde artma değil, tam tersine azalma meydana gelmiştir. Bunlar mal bildirme formunda görünmektedir. " "Üzerime atılı suçları işlemedim" Büyükşehir Belediyesi ile resmi iş ilişkisi olan iş adamlarından suça konu maddi menfaatlerin şahsına aktarılmasına yönelik eyleme ilişkin savunma yapan tutuklu sanık Mehmet Okan Kaya, "Akarlar adlı firmadan zorla para alındığı ve benim de buna yardım ettiğim söyleniyor, bu suçlamayı tamamen reddediyorum. Belediyede görüşmem vardı, firmayı tanımam. S. T. ile karşılaştık, odasına gittim, baba oğul firması odadalardı. Samimim bir ortam vardı, yerel seçimde sponsor olmak istiyorlarmış, daha sonra firmadan arıyorum, şu kadar faturayı keser misin dediler, kestim. Çalıştığım 30 yıl da ses ışık sahne hizmetleri verdim. Hiçbir belediye başkanı kendisi ödeme yapmamıştır, sponsorları ödeme yapmıştır. Bu sadece Antalya’ya mahsus değildir. Ben ödemelerimi fatura karşılığında aldım. Sponsorlarından ödeme aldım. Sponsor konusu çok yaygın olduğu için herhangi bir konudan şüphelenmedim" dedi. "Bu suçlamalara konu paralar, yüksek sezonda 1 günlük cirom bile değildir" Hakkında bir şirketten usulüne uygun olmayan para aldığına yönelik iddiaya ilişkin de açıklamada bulunan Kaya, "Hakkımda başka bir iddia bir şirketten ödeme aldığımla ilgili, ben kendilerinden para almadım. Bu üstüme atılmış iftiradır, para almış olsam bir delili olurdu. Ekrem isimli adı geçen şahsı şirket sahibi olarak tanımıştım, esas sahibi Cengiz adlı bir isimmiş. Bahsi geçen parayı ben almadım, emniyette ifade verirken öğrendim, şok oldum. Kimseden para almadım, alsam faturasını keserdim, yaklaşık 7 aylık cezaevi sürecimde üzerime atılan suçları gördüm, neden atıldığını anlayamadım. Ben tutuklandığımdan beri aynı ifadeyi veriyorum, bakıyorum adı geçenler serbestken ben tutukluyum. Bir diğer suçlamada malvarlığını aklamak, kesinlikle kabul etmiyorum, hesap hareketlerimde görülen işlemler, gerçek işlerdir. Kesilen her faturanın resmi görseli videosu vardır, konser organizasyonlarında sanatçılar para almadan sahneye çıkmazlar, iş öncesinde bu sebeple bu şirketlere ödeme yaparım. İş bitiminde bu firmalar bana fatura düzenlerler. Bu suçlamalara konu paralar, yüksek sezonda 1 günlük cirom bile değildir" ifadelerini kullandı. Son olarak tahliyesini isteyen Kaya, mağdur olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti: "Ben suç işlemedim, 7 aydır cezaevindeyim, oturup kalkmakta zorlanıyorum, sağ ayağımda kısalma meydana geldi, yataktan bile zor kalkıyorum. Daha fazla mağdur olmak istemiyorum, önümüz bayram, iki tane çocuğum var. Uzun zamandır çocuklarımı görmedim, tahliyemi ve beraatimi istiyorum."
İstanbul Atlas Çağlayan’ın ailesini tehdit eden 1’i çocuk 9 şüpheli hakkında iddianame hazırlandı İstanbul’un Güngören ilçesinde bıçaklanarak öldürülen Atlas Çağlayan’ın ailesine tehdit mesajları gönderen 1’i çocuk 9 şüpheli hakkında iddianame düzenlendi. İddianamede, 18 yaşından küçük şüpheli hakkında 8 yıla kadar, diğer şüpheliler için de değişen oranlarda hapis cezası talep edildi. Güngören’de çıkan kavgada bıçaklanarak hayatını kaybeden 17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın ailesine tehdit mesajları gönderen, maktul adına sosyal medya hesabı açarak olaya ilişkin paylaşım yapan 1’i suça sürüklenen çocuk olmak üzere 9 şüpheli hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma tamamlandı. Hazırlanan iddianamede, Atlas Çağlayan ‘maktul’, anne Gülhan Ünlü, baba Cüneyt Çağlayan ‘müşteki’ 1’i 18 yaşından küçük 9 şahıs ‘şüpheli’ sıfatıyla yer aldı. Atlas’ın ailesine gönderilen tehdit mesajları iddianamede yer aldı Hazırlanan iddianamede, Atlas Çağlayan’ın ailesine 14 Ocak 2026 tarihinde olay sonrası tehdit içerikli mesajlar gönderildiği, maktul Çağlayan adına sosyal medya hesabı açıldığı, buradan paylaşımlar yapıldığı, bunun üzerine müştekileri Cüneyt Çağlayan ve Gülhan Ünlü’nün şikayetçi olması üzerine başsavcılıkça soruşturma başlatıldığı aktarıldı. İddianamede, bir hat üzerinden müştekilere, "konuyu uzatmaya devam etme 2’nci oldu, 3 olmasın kafanı keseriz. Diğer oğluna da aynısını yaparız, size mezarınızda bile rahat vermeyiz, akıllı ol bu mesajları kimseye atma. Biz Hakan Çakır denilen şahısın olayında da vardık, bizim icraatlarımız tehditle değil, uyarı verdik size akıllı olun bu mesajlardan kimseye bahsetme, telegrama gel oğlunun ölüm videosu var izle" şeklinde mesajlar gönderildiği belirtildi. Aileye gönderilen diğer mesajlarda, dosyada yer alırken, X isimli sosyal medya platformundan paylaşım yapan 3 şüpheli şahsın tespit edildiği vurgulandı. "Fotoğrafları kendim yaptım ancak Barış paylaştı" İddianamede, şüpheli Ömer Can Özdoğan’ın savcılık ifadesi de yer aldı. şüpheli, "atlas.caglayann isimli instagram hesabını discord uygulamasından tanıdığım Barış isimli şahıs ile birlikte açtık. Hesapta paylaşılan fotoğraf ve videoları yapay zeka üzerinden yaparak gönderdim ve şahıs da bu hesaptan o içerikleri paylaştı. Fotoğrafları kendim yaptım ancak Barış paylaştı" ifadelerini kullandı. Şüpheliler arasında yer alan Ömer Can Özdoğan’ın paylaşım içeriğinin ‘kişinin hatırasına hakaret’ suçu kapsamında kaldığı vurgulandı. Öte yandan, şüpheliler, Zeynel Özdoğan, Ömer Can Özdoğan hakkında, ‘sesli yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaret’, ‘kişisel verileri, hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak’ suçlarından kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verildiği iddianamede yer aldı. Eylemin suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanmak suretiyle işlendiği aktarıldı Öte yandan suça sürüklenen çocuk Y.T., hakkında ise hazırlanan iddianamede, şahsın işlediği suçun ‘tehdit’ kapsamında kaldığı, şahsın bu suçu zincirleme şekilde gerçekleştirdiği, Y.T.’nin paylaşımları ablası ve kuzeni ile beraber fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek gerçekleştirdiği vurgulandı. Hazırlanan iddianamede, suça sürüklenen çocuk Y.T.’nin terör örgütü PKK adının yer aldığı ‘pkkv404’ isimli Telegram kanalı aracılığıyla tehdit eylemini gerçekleştirdiği, şüphelinin eyleminin suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanmak suretiyle tehdit suçu kapsamında da kaldığı aktarıldı. 8 yıl 2 aya kadar hapis talebi Y.T. hakkında hazırlanan iddianamede, ’suç örgütlerinin isimlerini kullanarak tehditte bulunmak, kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle birden fazla kişi ile tehdit’ suçundan 1 yıl 8 aydan 8 yıl 2 aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi. İddianame, değerlendirilmek üzere Çocuk Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi. 1 şüpheli hakkında 12 yıla kadar hapis talebi Şüpheliler Ömer Faruk Ay, Sevgi Timur, Abdülsamet Erdoğan ve Ferhat Karadağ hakkında ’nitelikli tehdit’ suçundan 2 yıl 6 aydan 12 yıl 3 aya kadar hapis cezasıysla cezalandırılmaları talep edildi. Şüpheli Ömer Can Derin için ise, ’basın ve yayın yoluyla halk arasında korku ve panik oluşturmak amacıyla tehdit’ suçundan 3 yıldan 6 yıla kadar, şüpheli Burak Türk hakkında ’basın ve yayın yoluyla suç işlemeye tahrik’ suçundan 9 aydan 7 yıl 6 aya, şüpheli Alaa Faısal için, 2 suçtan toplam 4 yıl 6 aydan 10 yıl 6 aya kadar, şüpheli Ömer Can Özdoğan hakkında ise ’verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme’ ve ’kişinin hatırasına alenen hakaret’ suçlarında 2 yıl 3 ay 15 günden 6 yıl 4 aya kadar hapis cezası istendi. İddianame, değerlendirilmek üzere Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Şüpheliler, önümüzdeki günlerde hakim karşısına çıkacak.
İstanbul Yatırımcılar dikkat: Altındaki düşüş büyük yükselişin habercisi olabilir Orta Doğu’da artan jeopolitik gerilimler ve enerji piyasalarındaki riskler küresel finans piyasalarında dikkat çekici hareketlere yol açıyor. Petrol fiyatları hızla yükselirken, altın ve gümüşte kısa vadeli geri çekilme yaşanması yatırımcıların odağını değerli metallere çevirdi. Orta Doğu’da giderek genişleyen İsrail-ABD-İran gerilimi küresel piyasalarda belirsizliği artırırken, enerji arzına yönelik riskler de büyüyor. Petrol fiyatlarının hızla yükselmesine rağmen altın ve gümüşte kısa vadeli geri çekilme yaşanması piyasalarda dikkat çekici bir tablo oluşturdu. Savaşın ilk günlerinde ons altın yaklaşık 5 bin 200 dolar seviyelerinde işlem görürken, son günlerde 5 bin doların altına geriledi. Gümüş fiyatı ise savaşın başındaki yükselişin ardından geri çekilerek 26,79 dolar seviyelerine kadar indi. Petrol fiyatlarının hızla yükselmesine ve enerji arzı risklerinin artmasına rağmen değerli metallerde görülen bu kısa vadeli geri çekilme yatırımcılar açısından dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendiriliyor. "Kısa süreli çekilmeler, yeniden fiyatlanma süreci olarak değerlendirilir" Uzmanlara göre değerli metallerde görülen bu hareketler kısa vadeli dalgalanma niteliği taşıyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan DEMAŞ A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cumhur Kitiş, jeopolitik risklerin arttığı dönemlerde benzer fiyat hareketlerinin görülebileceğine dikkat çekti. Kitiş, "Jeopolitik risklerin yükseldiği dönemlerde değerli metallerde görülen kısa süreli geri çekilmeler çoğu zaman daha büyük bir yükselişin öncesindeki yeniden fiyatlama süreci olarak değerlendirilir" dedi. Enerji piyasalarında risk büyüyor Enerji piyasalarında ise daha ciddi bir risk tablosunun oluştuğuna dikkat çekiliyor. Özellikle Hürmüz Boğazı’nın kapanma ihtimali ve Körfez bölgesindeki güvenlik risklerinin artması, enerji arzını tehdit eden gelişmeler arasında gösteriliyor. Uluslararası ekonomi çevrelerinde yapılan değerlendirmelerde, muhtemel bir enerji krizinin küresel ekonomiyi yeni bir resesyon riskine sürükleyebileceği ifade ediliyor. Kitiş, enerji fiyatlarındaki artışın küresel ekonomi üzerindeki etkilerine ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Enerji fiyatlarının hızla yükseldiği bir dönemde dünya ekonomisi kırılgan bir zeminde ilerliyor. Enerji krizi yalnızca fiyat artışı anlamına gelmez; aynı zamanda küresel büyümenin yavaşlaması ve yeni bir ekonomik daralma riskini de beraberinde getirir" diye konuştu. Petrodolar sistemi yeniden tartışılıyor 1970’li yıllarda altın standardından petrodolar sistemine geçilmesiyle küresel finans sisteminin temelinin atıldığını hatırlatan uzmanlar, son dönemde enerji ticaretinde alternatif ödeme yöntemlerinin gündeme gelmesinin yeni kırılmaların habercisi olabileceğini değerlendiriyor. İran’ın enerji taşımacılığında yuan ile ödeme yapan gemilere geçiş kolaylığı sağlaması, enerji ticaretinde dolar dışındaki alternatiflerin güçlenebileceğine işaret ediyor. Uluslararası siyasette yaşanan gelişmeler de küresel finans sistemini etkileyen önemli faktörler arasında yer alıyor. ABD’de siyasi dengelerin değişmesi ve uluslararası kurumların etkisinin zayıflaması, mevcut ekonomik düzenin sorgulanmasına yol açıyor. Kitiş, bu sürece ilişkin değerlendirmesinde, "Uluslararası kurumların etkisinin zayıfladığı bir dönemde ekonomik sistemler de belirsizlikle karşı karşıya kalıyor. Kurallara dayalı düzenin aşınması, yatırımcıların güvenli liman arayışını hızlandırıyor ve bu noktada altın yeniden sistemin merkezine yaklaşıyor" şeklinde konuştu. Altın için 10 bin dolar senaryosu Küresel borçluluk seviyelerinin artması, merkez bankalarının para politikaları ve jeopolitik riskler altının uluslararası finans sistemindeki rolünü yeniden güçlendiriyor. Birçok ülkenin rezervlerinde altının payını artırması da bu eğilimi destekleyen gelişmeler arasında gösteriliyor. Altın fiyatlarına ilişkin değerlendirmede bulunan Kitiş, yıl sonuna yönelik dikkat çeken bir öngörüde bulunarak, "Küresel para sisteminde yaşanan dönüşüm ve jeopolitik risklerin artması dikkate alındığında altının ons fiyatında çok daha yüksek seviyelerin konuşulması sürpriz olmayacaktır. Piyasalarda yıl sonuna doğru 10 bin dolar seviyesinin konuşulması artık uç bir senaryo olarak görülmemeli" dedi. Uzmanlar, enerji krizi, jeopolitik rekabet ve küresel para sistemindeki dönüşümün bir araya gelmesiyle altının yalnızca bir yatırım aracı değil, aynı zamanda uluslararası finans sisteminde güvenli bir referans varlık olarak yeniden öne çıkabileceğini belirtiyor.
Samsun Başkan Doğan: "Hafriyatta yeşil dönüşümü sürdürüyoruz" Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, hafriyat alanlarında incelemelerde bulunarak atıl durumdaki eski maden ocaklarının rehabilitasyonu, yeni depolama sahaları ve çevre düzenlemeleriyle kentte yeşil dönüşüm çalışmalarının kararlılıkla sürdüğünü açıkladı. Samsun Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde yürütülen Hafriyat Yönetimi Projesi kapsamında kazı alanlarının daha etkin denetimi ile kaçak dökümlerle mücadele başarıyla sürdürülüyor. Çevreyi koruyan ve atıl alanları yeniden doğaya kazandıran projelerle ilgili çalışmalar hızla devam ederken Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan hafriyat alanlarında inceleme yaptı. Eski maden ocağı doğaya kazandırılıyor Atakum ilçesi Alanlı Mahallesi’nde atıl durumda bulunan eski bir maden ocağının hafriyat toprağı ile doldurularak yeniden doğaya kazandırılması projesi kapsamında Orman Genel Müdürlüğü nezdinde yürütülen "Rehabilitasyona Hazırlık Maksatlı Toprak Dolgu İzni" süreci tamamlandı. Bu çalışma ile bölgede ilk kez orman niteliği taşıyan eski bir maden ocağı rehabilite edilerek doğaya kazandırılmış olacak. Proje ile hem çevresel iyileştirme sağlanacak hem de atıl durumda bulunan alan kontrollü şekilde değerlendirilecek. Alanlı Hafriyat Depolama Sahası, çevre sorununa çözüm olacak Atakum ilçesi Alanlı Mahallesi’nde hizmet verecek Alanlı Hafriyat Depolama Sahası inşaat faaliyetlerinin ve hafriyat üretiminin yoğun olduğu bölgede yaşanan kaçak ve izinsiz dökümler sonucu oluşan çevre kirliliğinin önüne geçilmesine önemli katkı sağlayacak. Aynı zamanda bölgede uzun süredir hissedilen hafriyat depolama sahası ihtiyacına da büyük ölçüde çözüm üretecek. Projenin tamamlanmasının ardından gerçekleştirilecek ağaçlandırma ve rehabilitasyon çalışmaları ile de ilgili alan, şehre nefes aldıracak yeni bir yeşil alana dönüşecek. Batı Park’ta çevresel sorunlar çözülecek, yeni yeşil alanlar artacak Batı Park bölgesinde yaşanan çevresel sorunların giderilmesi ve alanın yeniden düzenlenmesi amacıyla hazırlanan Batı Park İkinci Kısım Rekreasyon Projesi kapsamında ise Kürtün Irmağı’nın denizle birleştiği noktada biriken sedimentler temizlenecek ve suyun sağlıklı akışını sağlamak amacıyla kanal ağzı yeniden düzenlenecek. Kenan Şara Köprülü Kavşağı bölgesinde yeşil alan miktarını artırmaya yönelik dolgu ve peyzaj düzenlemeleri gerçekleştirilecek. "Çalışmalarımız sürüyor" "Sürdürülebilir çevre politikalarımız doğrultusunda çalışmalarımıza devam ediyoruz" diyen Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, "Biz Samsun’da yalnızca bugünü değil, yarını da planlayarak çalışıyoruz. Şehrimizin doğal kaynaklarını koruyan, çevreye duyarlı ve sürdürülebilir bir şehir yönetimi anlayışıyla hareket ediyoruz. Hafriyat Yönetimi Projesi de bu vizyonun önemli bir parçası. Samsun’da yeşil dönüşümü adım adım gerçekleştiriyoruz. Dijital dönüşüm hamlesi ile hem kazı alanlarını daha etkin denetlenebiliyor hem kaçak dökümlerle mücadelemizi daha etkin ve kapsamlı sürdürebiliyoruz. Bu dönüşümle yine sektörün ihtiyaçlarını karşılayacak yeni hafriyat sahalarının planlamasını da daha profesyonel ve çevreci bir yaklaşımla ele alabiliyoruz. Çalışma kapsamında; madencilik faaliyetleri sonucu doğal yapısı bozulmuş orman alanları, tahrip edilmiş mera ve tarım arazilerinin hafriyat toprağı değerlendirilerek o alanlar doğal yapısına uygun şekilde yeniden rehabilite edilecek. İnceleme yaptığımız Atakum ilçesi Alanlı Mahallesi’ndeki atıl durumda bulunan eski bir maden ocağı da bu örneklerden biri. Bölgede ilk kez orman niteliği taşıyan eski bir maden ocağı rehabilite edilerek doğaya kazandırılmış olacak. Yine uygulama kapsamında ele alacağımız bölgelerden biri de Batı Park. Batı Park’ta çevresel sorunlar çözülecek, yeşil alan oranı artacak. Yani biz sürdürülebilir çevre politikalarımız doğrultusunda çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bu kapsamda çevreyi koruyarak, atıl alanları yeniden doğaya kazandıracak olan Hafriyat Yönetimi projesinin kararlılıkla yürütüyoruz" ifadelerini kullandı.