TEKNOLOJİ - 31 Ekim 2023 Salı 09:52

Türk bilim insanı gençlere ilham olacak

A
A
A
Türk bilim insanı gençlere ilham olacak

İlaç geliştirme ve biyofizik alanlarında yapmış olduğu çalışmalarıyla tanınan Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Serdar Durdağı Amerikan Biyofizik Derneği’nin 2024-2026 dönem Türkiye Elçisi oldu.


Biyofizik alanındaki bilgilerin geliştirilmesi ve yayılmasına öncülük etmek için 1958 yılında kurulan Amerikan Biyofizik Derneği’nin, Ambassador Programı’na bu yıl Türkiye’den elçi olarak BAU Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Serdar Durdağı seçildi. Biyofizik alanını tanıtmak ve çalışmaları teşvik etmek, bu alanda kariyer yapmak isteyenlere verdikleri eğitimle tüm dünyadaki biyofizik ağını büyütmeyi hedefleyen derneğin, Amerika dışında çok az sayıda ülkede temsilcisi bulunuyor. Üç yıl boyunca görevini sürdürecek olan Prof. Dr. Serdar Durdağı, “Biyofizik elçisi olarak görevim bu alana ilgisi olan gençlerin motivasyonunu artırıp, iyi bir bilim insanı olmaları için teşvik etmek. En büyük hedefim gençlerin özellikle bu alanlara kanalize olması ve bu alanlarda yeni çalışmalar üretmeyi başarmasıdır” dedi.



Biyofizik’i gençlere tanıtacak”


Prof. Dr. Serdar Durdağı, biyofizik alanını uluslararası düzeyde geliştirmeyi ve tanıtmayı hedefleyen Ambassador Programı’na Türkiye elçisi olarak seçilmekten memnun olduğunu belirterek şunları söyledi: "Amerikan Biyofizik Derneği hem Amerika’da hem de yurtdışından 7500’den fazla üyesi bulunan çok saygın bir kuruluştur. Her yıl bu dernek tarafından yapılan yıllık bilimsel toplantılara dünyanın tüm bölgelerinden biyofizik alanında çalışma yapan bilim insanları katılarak çalışmalarını sunar. Ben, 2010 yılında bu derneğe üye oldum. Dernek özellikle son birkaç yılda Ambassador Programı ile Amerika dışındaki ülkelerden temsilciler seçmeye başladı. ’Biyofizik Elçisi’ adı verilen bu bilim insanları üç yıl süreyle biyofizik alanını tanıtmak, özellikle lise ve üniversite düzeyindeki öğrencilerle etkinlikler düzenlemek, biyofizik alanında tematik toplantılar ve sunumlar yapmakla görevli. Ayrıca Biyofizik haftasında bu alandaki çalışmaları öne çıkarmak ve biyofizikle ilgili bilgilerin medyada yer almasını sağlamak da görevlerinin arasında yer alıyor. Her dönem Amerika dışında seçilen birkaç ülkeden bilim insanına Biyofizik Elçisi unvanı veriliyor. 2024-2026 döneminde Türkiye de bu ülkeler arasında yer aldı."



“Moleküler düzeydeki hesapsal çalışmalar oldukça önemli”


Derneğin elçi seçim sürecinde araştırmalar, yayınlar, üç yıl boyunca gerçekleştirmeyi planladığınız projeler ve çalışma faaliyetleri gibi zorlu kriterler bulunduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Durdağı, “Ben de biyofizik alanında çalışmalar yürütüyorum. Özellikle yapay zekâ tabanlı ve bilgisayar destekli moleküler simülasyonlar ile farklı hastalıklara karşı tedavi seçeneklerini ortaya çıkarmayı ve moleküler simülasyonlar ile farklı genel ve nadir hastalıkların atom düzeyinde moleküler mekanizmalarını aydınlatmayı hedefliyorum. Biyofizik çalışmalarında moleküler düzeydeki hesapsal çalışmalar oldukça önemlidir. Örneğin vücuda alınan ilaçların yapmış olduğu etkileşimlerin moleküler düzeyde incelenmesi gibi konuları artık yapay zeka destekli yöntemlerle çok daha etkin bir şekilde inceleyebiliyoruz. Kariyerini yaşam bilimleri üzerine özellikle fizik ve biyoloji üzerine kurmayı düşünen ve bu alanda çalışma yapmak isteyen öğrencilere de ilham olmaya çalışacağız” dedi.



“Anti-kanser moleküllerin keşif çalışmaları sürüyor”


Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ve Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı’nın (TÜSEB) özellikle sağlık ve yaşam bilimleri alanlarındaki yenilikçi birçok projeyi desteklediğini belirten Prof. Durdağı gelecekte yapacağı projelerle ilgili şunları söyledi: “İki kurum da yeni sanal molekül tarama yöntemlerinin geliştirilmesine yönelik yapmış olduğumuz proje başvurularımızı kabul etti. Makine öğrenmesi temelli yaklaşımlar kullanarak yeni aktif anti kanser moleküllerin geliştirmesine yönelik projeler gerçekleştiriyoruz. Bu projelerle milyonlarca molekülden oluşan geniş molekül kütüphanelerini çok kısa sürede doğruluk oranı çok yüksek olarak tarayabiliyoruz ve taramalar sonucunda da belirlediğimiz moleküllerin biyolojik aktivite testlerini Bahçeşehir Üniversitesinde kurulan Hesaplamalı İlaç Tasarım Merkezi (HİTMER) de bulunan laboratuvarlarımızda çalışma fırsatımız olacak. Kanser günümüzde çok büyük bir sağlık problemi. Bu nedenle bu projelerin desteklenmesi çok önemli. Bu yapılan temel bilim çalışmaları özellikle klinik denemelere geçecek yeni aday moleküllerin belirlenmesinde son derece önemli sonuçların değerlendirilmesini sağlıyor. Bu ve benzeri projelerde özellikle bu konularda yüksek motivasyonu olan genç Türk bilim insanlarının yer almasını çok arzu ediyorum ve bu yönde de özellikle gençlerimizi motive etmeye çalışıyorum. Ambassador Programı vesilesiyle buna katkı sağlayacağım için mutluluk duyuyorum” dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Geylan: "Okul polisi uygulaması istisnasız her eğitim kurumunda hayata geçirilmeli" Türkiye Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri Kolu Kamu Çalışanları Sendikası (Türk Eğitim-Sen) Genel Başkanı Talip Geylan, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okullarda gerçekleşen silahlı saldırılar hakkında, "Okul polisi uygulaması, istisnasız her eğitim kurumunda hayata geçirilmeli. Hastanelerimizde olduğu gibi acil kod uygulamasının okullarımız için de hayata geçirilmesini ısrarla talip ediyoruz" dedi. Türk Eğitim-Sen, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta meydana gelen okul saldırılarında hayatını kaybeden öğrenciler için Ankara’da anma programı düzenledi. Ulus Atatürk Heykeli önünde gerçekleştirilen programda, Atatürk Anıtı’na karanfil bırakıldı. Burada açıklamalarda bulunan Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, saldırılarda hayatını kaybeden öğrenciler ve Ayla öğretmenin acısını ömür boyu yaşayacaklarını belirtti. Geylan, eğitimde şiddet konusu hakkında acil güvenlik zirvesinin toplanmasını, bunun yanı sıra her okula ’okul polisi’ uygulamasının getirilmesi gerektiğini dile getirdi. Bunun yanı sıra Geylan, hastanelerde var olan acil kod uygulamasının eğitim kurumlarına da getirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi. "Türk Eğitim-Sen olarak yıllardır okullarımızdaki şiddetin bir güvenlik meselesi olduğunu bağırıyoruz" Şanlıurfa’daki ve Kahramanmaraş’taki okul saldırıları hakkında açıklamalarda bulunan Geylan, ileri tedbirlerin ivedilikle alınması gerektiğini belirterek, "Çok üzüntülüyüz, acılıyız. Büyük bir tehlikeyle karşı karşıya kaldık. Dün Kahramanmaraş’taydık. Cenazelerimizi dualarla, tekbirlerle uğurladık. Rabbim hepsini rahmetiyle kuşatsın. O yavrularımız, evlatlarımız cennette yerini buldu. Rabbim ailelerine sabır versin. Evlat acısını Allah başa vermesin. Büyük acı. Bir öğretmenimiz şehit oldu. Ayla öğretmenimiz, sınıfta öğrencilerin üzerine kapandı hayatını kaybetti. Biz inanıyoruz ki o şehittir, mekanı cennettir. Ruhu şad olsun. Ayla öğretmenimizin şehit statüsünde kabul edilmesi noktasında bir karar alınmasını özellikle istihdam ediyorum. Biz Türk Eğitim-Sen olarak yıllardır okullarımızdaki şiddetin, öğretmenlerimize, eğitim çalışanlarına yönelik şiddetin bir güvenlik meselesi olduğunu, hatta bir beka meselesi olduğunu bağırıyoruz. Kahramanmaraş’ta yaşanan olay, sanırım bunu herkesin gözüne soktu diye düşünüyorum. Artık ileri tedbirlerin hayata geçirilmesi lazım. Burada herkese görev düşüyor. Öğretmene şiddet ve eğitim çalışanına şiddet meselesi sadece bizim meselemiz değil. Aslında toplumun meselesi. Çünkü okullarımız, eğitim yuvalarımız bu ülkenin geleceğini inşa edecek nesillerimizi, çocuklarımızı, öğrencilerimizi yetiştiriyor. Herkes sahip çıkmalı" diye konuştu. "Okul polisi uygulaması istisnasız her eğitim kurumunda hayata geçirilmeli" Her okula bir güvenlik görevlisi ve polis tahsis edilmesi gerektiğini savunan Geylan, "Herkesin yapması gerekenler var. En başta kamu yönetiminin yapması gerekenler var. Birincisi acilen güvenlik zirvesi toplanmalı. Okullarımızdaki şiddet hadiselerini, bir güvenlik meselesi olarak görmeliyiz. Her okulumuza mutlaka güvenlik görevlileri tahsis edilmeli. Okul polisi uygulaması, istisnasız her eğitim kurumunda hayata geçirilmeli. Hastanelerimizde olduğu gibi acil kod uygulamasının okullarımız için de hayata geçirilmesini ısrarla talip ediyoruz. Bir diğer önemli husus ise okullarımızdaki rehberlik hizmetlerinin daha da etkinleştirilmesi. Türk Eğitim-Sen yıllardır söylüyor. Her 100 öğrenci başına 1 rehber öğretmen normu verilmeli. Şu an maalesef 400 öğrenciye 1 norm veriliyor. Bu yetersiz" ifadelerini kullandı. Program kapsamında daha sonra Hacı Bayram Veli Camii’ne geçen Türk Eğitim-Sen üyeleri, okul saldırılarında hayatını kaybedenler için gıyabi cenaze namazı kıldı.
Mersin Mezitli’de Taş Mektep Kent Müzesi açılışa hazırlanıyor Mersin Mezitli Belediyesinin kentin tarihi mirasını yaşatmak amacıyla hayata geçirdiği Taş Mektep Kent Müzesi Projesinde sona yaklaşılırken, yapı kısa süre içinde ziyaretçilere açılmaya hazırlanıyor. Mezitli Belediyesinin kentin tarihine ve kültürel mirasına değer katacak önemli projelerinden biri olan Taş Mektep Kent Müzesi Projesinde sona yaklaşılıyor. Tarihi Kentler Birliği tarafından düzenlenen proje yarışmasında, 109 belediyenin 129 projeyle yer aldığı süreçte Mezitli Belediyesinin ‘Mezitli Taş Mektep Kent Müzesi Oluyor’ projesi finansal destek almaya hak kazanarak önemli bir başarı elde etti. Proje kapsamında gerçekleştirilen çevrim içi toplantıda, Tarihi Kentler Birliği Genel Sekreteri Oktay Özel ve proje mimarlarının katılımıyla tüm detaylar kapsamlı şekilde ele alındı. Yapılan değerlendirmelerin ardından proje tam anlamıyla şekillendi. Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer, Taş Mektep Projesinin kentin kimliği açısından büyük önem taşıdığını belirterek, "Taş Mektep, yalnızca bir yapı değil, Mezitli’nin geçmişini, kültürünü ve ortak hafızasını yansıtan çok kıymetli bir mirastır. Bu projeyle birlikte tarihimize sahip çıkarken, aynı zamanda kentimizin kültürel zenginliğini gelecek nesillere aktaracak kalıcı bir eser kazandırıyoruz. Tüm süreçleri titizlikle yürütüyor, en ince ayrıntısına kadar değerlendiriyoruz. Çok kısa süre içerisinde ’Taş Mektep’i vatandaşlarımızın ziyaretine açacak olmanın heyecanını yaşıyoruz" dedi.
Eskişehir Çobanları hamama götürüp oyaladılar, 36 büyükbaş hayvanı çaldılar Eskişehir’in Sivrihisar ilçesinde, hamama götürdükleri çobanları oyalayıp yaklaşık 5 milyon TL değerindeki 36 büyükbaş hayvanı çalan zanlılar yakalandı. Afyonkarahisar’ın Bolvadin ilçesinde sattıkları hayvanlar bulunup sahibine teslim edilirken, yakalanan 8 zanlıdan 4’ü tutuklandı. 15 Nisan 2026 tarihinde meydana gelen büyükbaş hayvan hırsızlığı olayı ile ilgili Eskişehir İl Jandarma Komutanlığı JASAT Dedektif Timleri ve Sivrihisar İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından araştırma başlatıldı. Ekipler, şüphelilerin, çalınan hayvanların çobanlarını oyalamak maksadıyla Ankara’da bir hamama götürdükleri ve ağılda kimsenin kalmadığı esnada diğer 3 şüphelinin kamyon ile ağıla gelip hayvanları çalarak Afyonkarahisar’ın Bolvadin ilçesinde sattıkları tespit etti. Eskişehir ve Afyonkarahisar’da düzenlenen eş zamanlı operasyonda olaya karışan 8 şüpheli yakalandı ve yapılan aramada piyasa değeri yaklaşık 5 milyon TL olan 36 büyükbaş hayvan ele geçirildi. Adli makamlara sevk edilen şüphelilerden 4’ü tutuklandı. Konuyla ilgili açıklamada, "Eskişehir İl Jandarma Komutanlığı halkımızın huzur ve güven içerisinde hayatlarına devam etmeleri amacıyla hırsızlık olaylarının kısa sürede aydınlatılması, faillerinin yakalanması ve çalınan malzemelerin ele geçirilmesi için her türlü tedbiri almaya kararlılıkla devam edecektir" denildi.
Rize Türkiye’de engelli yakınlarını ilgilendiren emsal karar Rize’de kendisine ait engelli aracını taahhüt verdiği oğlunun oğlu kullanınca kendisine vergi borcu çıkan vatandaş açtığı davayı kazandı. Engelli yakınlarını ilgilendiren emsal kararda mahkeme engelli aracını 2. ve 3. derece akrabaların da kullanabileceğine hükmetti. Rize’de engelli bir vatandaş kendisine ait aracını taahhüt verdiği oğlunun oğlu, yani torunu kullandığı sırada polis tarafından işlem başlatıldı. Tutulan tutanak doğrultusunda engelli vatandaştan aracı alınırken, muaf tutulduğu ÖTV ve KDV ödemeleri istendi. Bunun üzerine yargıya başvuran vatandaş Trabzon Vergi Mahkemesi’nde açılan dava sonucunda vergi dairesinin aracı en fazla 2 kişinin kullanabileceğine dair aldığı taahhütnamenin hükümsüz olduğuna karar verdi. Gerekçe olarak ise aracın engellinin istifadesine sunulmak şartıyla 3. dereceye kadar akrabalarının kullanabileceği gerekçesiyle, vergi dairesinin aksi görüşle yapmış olduğu cezalı tarhiyatları kaldırdı. Müvekkilinin açtığı dava sonucunda haklı bulunduğunu bu nedenle cezanın kaldırıldığını ifade eden Avukat Remzi Kutanoğlu "Rize’de bir müvekkilimiz, engelli, kendine tahsis edilmiş bir aracı vardı. Bunu taahhütname ile iki kişi kullanabilirdi ve birinci derece akrabalarıydı bu. Burada sadece ailede birinci derece akrabası olan bir oğlu vardı, o kullanabiliyordu. Hayatın içerisinde aynı zamanda bazen hem hastanın hastalık işleri dışında kendisinin de özel işleri olduğundan, hastanın kullanımına özgülenmiş bu aracı, hastaya hizmet etmek amacıyla bazen kendi kullanamıyordu. Yani dolayısıyla bir başkasının ona hizmet etmek amacıyla, onun hastalık işlerinde özgülenmesi amacıyla kullanması gerekiyordu. Engelli kişinin torunu, yani yasal kullanacak kişinin oğlu ehliyeti vardı. Hastanın yani dedesinin aracını ona hastalığına refakaten hastaneden alıp evine bırakma noktasında bir sürüş yaparken polisler durduruyor. Orada tutanak tutuyorlar. Bakıyorlar ki vermiş oldukları taahhütnamede o babasının adı yazıyor, kendi adı yazmıyor. Dolayısıyla buna bir tutanak düzenliyor. Biliyorsunuz engelli araçları ÖTV ve KDV indirimiyle alınıyor. Vergi Dairesi bu tutanağa göre ÖTV indiriminin geri alınması ve KDV ile ilgili bir tarhiyat düzenliyor. Tabii bu karar, bu tarhiyat bize gelince inceledik bunun hukuksuz olduğunu düşünerek Trabzon Vergi Mahkemesi’ne bir dava açtık. Açtığımız davayı haklı buldular ve bu karar aslında bir emsal oldu. Türkiye’de de bu konuda birçok insanı ilgilendirecek bir karar oldu" dedi. "Deyim yerindeyse bir anahtar olduk" Türkiye’de engellileri ve yakınlarını doğrudan ilgilendiren bu kararın emsal dikkat çeken Kutanoğlu "Bu davaların çoğalması, bu emsallerin artmasıyla Türkiye’de aynı zamanda hastanın 1. derece yakınları dışında 3. derece yakınlarının da araçlarını o hastanın işleriyle ilgili kullanabileceğine bir emsal olmuş oldu. Yani bu konuda müvekkilimizin sorununu çözmede bir deyim yerindeyse bir anahtar olduk. Türkiye’de de bu konunun emsal olacağını düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.