TEKNOLOJİ - 02 Nisan 2025 Çarşamba 15:59

Türk girişimcilerin geliştirdiği yapay zekâ destekli akıllı defter, sosyal medyada viral oldu

A
A
A
Türk girişimcilerin geliştirdiği yapay zekâ destekli akıllı defter, sosyal medyada viral oldu

El yazısını dijitale çeviren akıllı defter XNote, sosyal medyada milyonlarca kez izlenerek viral oldu. Akıllı defter, yapay zekâ ile notları dijitalleştirip, arama, özet çıkarma ve görev oluşturma gibi özellikler sunuyor.

Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada paylaşılan, ilk bakışta sıradan görünen bir defter videosu 72 saat içinde tam 15 milyon izlenmeye ulaştı. El yazısını dijitale çeviren XNote, TikTok ve Instagram’da milyonlara ulaştı. Arkasında Türk girişimcilerin bulunduğu yapay zekâ destekli XNote, el yazısını anında dijitale çevirip notları akıllıca organize ediyor.

Viral video altına kullanıcılar tarafından dikkat çeken yorumlar da yapıldı. "Bu nasıl gerçek olabilir?", "Kesin montajdır!", "Bunu hemen almalıyım!" gibi ifadelerle kullanıcılar tarafından sosyal medyada paylaşıldı.

XNote nedir?

XNote, klasik defterlerin sağladığı analog deneyimi koruyarak, yapay zekâ ile notları dijitalleştirip, arama, özet çıkarma ve görev oluşturma gibi özellikler sunuyor. Yapılan açıklamaya göre, özellikle öğrenciler, yoğun profesyoneller ve üretici alanlarda çalışanlar için büyük bir avantaj sağlıyor. Akıllı defter yazdıklarınız üzerinden otomatik özetler çıkarıyor, görevleri tanımlayıp hatırlatıyor, hatta içeriklerinizi konularına göre etiketleyerek organize ediyor.

"Geleneksel not tutmanın keyfini yapay zekanın pratikliğiyle buluşturduk"

XNote’un CEO’su Ömer Çelik, konuya ilişkin olarak şunları söyledi: "İnsanlar hâlâ elle yazmayı seviyor fakat klasik defterlerde sayfaların kaybolması ya da notların aranamaz olması gibi sorunlar var. XNote, geleneksel not tutmanın rahatlığını yapay zekânın gücüyle birleştirdi."

Türk girişimcilerin geliştirdiği yapay zekâ destekli akıllı defter, sosyal medyada viral oldu

Ömer Çelik, bu ürünün büyük bir dönüşümün ilk adımı olabileceğini söyleyerek, "Bu, teknolojiyle fiziksel deneyimin buluştuğu noktada insanların gerçek ihtiyacını karşılayan yeni nesil bir yaklaşımın başlangıcı. Şu anda dünya genelinde 60’tan fazla ülkede satılan bu ürün, kısa sürede büyük bir başarı yakaladı ve büyümeye devam ediyor" dedi.

Türk girişimcilerin geliştirdiği yapay zekâ destekli akıllı defter, sosyal medyada viral oldu

XNote’un CTO’su Furkan Ergün, ürünün kullanıcıların günlük hayatını kolaylaştırdığını belirtti. Markanın COO’su Emre Kaan Özkan ise cihazın analog ile dijital dünyayı kusursuz biçimde bir araya getiren benzersiz bir teknolojiye sahip olduğunu söyledi.

Türk girişimcilerin geliştirdiği yapay zekâ destekli akıllı defter, sosyal medyada viral oldu

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Hürmüz krizi yerli kaynakların önemini yeniden hatırlattı İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasıyla küresel enerji piyasalarında sert dalgalanma yaşanırken, petrol fiyatları hızla yükseldi. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği bu kritik hattaki kesinti, enerji arz güvenliğinin önemini yeniden ortaya koydu. YEKÜD Başkanı Fatma Elif Yağlı, "Yaşanan olağandışı gelişmeler, yerli kömür kullanımının teşvikiyle üretimde süreklilik sağlamanın ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gösterdi" dedi. Orta Doğu’da artan jeopolitik gerilim sonrası İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması, küresel enerji piyasalarında arz şoku oluşturdu. Dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği kritik geçiş hattında yaşanan aksama, petrol fiyatlarının kısa sürede sert şekilde yükselmesine neden oldu. Uzmanlara göre, tanker trafiğinin durmasıyla birlikte günlük milyonlarca varillik petrol akışı kesintiye uğrarken, piyasalarda belirsizlik ve fiyat baskısı hızla arttı. Yaşanan gelişmeler, enerji arz güvenliğinin sağlanabilmesi için yerli kaynakların maksimum kapasitede kullanılabilmesinin; yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik ve jeopolitik bir mesele olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Küresel enerji sistemi alarm veriyor Yerli Kömür Kaynaklı Elektrik Üreticileri Derneği (YEKÜD) Başkanı Fatma Elif Yağlı, yaşanan gelişmelerin enerji politikalarına dair önemli bir gerçekliği net şekilde ortaya koyduğunu belirtti. Yağlı, sözlerine şöyle devam etti: "Hürmüz Boğazı’nda yaşananlar, enerji arz güvenliğinin teorik bir kavram olmadığını; küresel ölçekte anlık krizlerle doğrudan sınanan bir gerçeklik olduğunu bir kez daha gösterdi. Dünya petrol ticaretinin önemli bir kısmının geçtiği bir hattın devre dışı kalması, tüm ülkeler için ciddi bir kırılganlık oluşturuyor." "Yerli enerji kaynaklarına dayalı üretim bir tercih değil, zorunluluk" Özellikle enerji tarafında iş birliği yaptığımız ülkelerin savaşta olduğu dikkate alındığında, ülkemiz açısından en kritik başlığın yerli ve sürekli üretim kapasitesinin güçlendirilmesi olduğunu vurgulayan Yağlı, "Bugün geldiğimiz noktada, yerli enerji kaynaklarına dayalı üretim bir tercih değil, açık bir zorunluluk. Dışa bağımlı enerji yapısı, ne kadar süreceği belli olmayan bu tür krizlerde maliyet artışı ve arz riski olarak doğrudan karşımıza çıkıyor. Yerli kömürden elektrik üretimi, bu anlamda Türkiye’nin enerji sisteminde yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir güvence işlevi görüyor. Son 6 ay içerisinde Enerji Bakanlığı tarafından bu alana verilen teşviklerin katkısı stratejik bir hamle oldu" diye konuştu. Baz yük olmadan sistem ayakta kalamaz Enerji sistemlerinin sürekliliği açısından baz yük kapasitesinin kritik rolüne dikkat çeken Yağlı, "Enerji sistemleri yalnızca üretim kapasitesiyle değil, süreklilik ve denge ile ayakta kalır. Baz yük santralleri; yani kesintisiz ve öngörülebilir üretim olmadan, sistemin sağlıklı işlemesi mümkün değildir. Sadece yenilenebilir kaynaklara dayalı bir yapı, mevcut teknolojik koşullarda arz güvenliğini tek başına sağlayamaz. Bu nedenle baz yük kapasitesinin korunması, enerji politikalarının temel unsurlarından biri olmalıdır. Son dönemde, yerli kömür santrallerinin tuttuğu kapasite karşılığında ödenen bedelin kaldırılmasına ilişkin getirilen yeni düzenlemenin gözden geçirilmesinde fayda görüyoruz" açıklamasında bulundu. "Enerji dönüşümü dengeli ve gerçekçi olmalı" Yağlı, enerji dönüşümünün ancak dengeli bir modelle ilerleyebileceğini vurguladı: "Enerji dönüşümünü bir ‘ya hep ya hiç’ yaklaşımıyla değil, dengeli ve gerçekçi bir geçiş süreci olarak ele almak gerekiyor. Bu süreçte baz yük tesislerimizi korurken; yenilenebilir enerji yatırımlarını da kararlılıkla artırmak zorundayız. Rüzgâr ve güneş enerjisi başta olmak üzere tüm alternatif kaynaklar, sistemin tamamlayıcı unsurları olarak büyümeye devam etmeli." "Krizler, doğru politikaların testidir" Türkiye’nin enerji geleceğinin, yerli kaynaklar ile yenilenebilir yatırımların birlikte ve dengeli şekilde ilerlediği bir model üzerine kurulması gerektiğini hatırlatan Yağlı, "Hürmüz Boğazı’nda yaşanan kriz, aslında tüm ülkeler için bir stres testi niteliğinde. Böyle dönemlerde ayakta kalan sistemler, yerli kaynaklarını etkin kullanan, dengeli üretim yapısına sahip ve arz güvenliğini önceliklendiren sistemlerdir" ifadelerini kullandı.
Erzurum Kızılay’dan üniversite öğrencilerine "Anne Eli" iftar sofrası Erzurum’da Kızılay Kadın Kolları tarafından üniversite öğrencilerine yönelik anlamlı bir iftar programı düzenlendi. "Anne Eli İftar Programı" kapsamında Erzurum’da öğrenim gören üniversite öğrencileri, Kızılay ailesinin sıcaklığıyla bir araya geldi. Türk Kızılay Erzurum Kadın Kolları Başkanı Esra Kaplan, yönetim kurulu üyeleri ve gönüllülerle birlikte hazırlanan iftar programında, öğrencilere adeta anne eli değmiş lezzetler sunuldu. Öğrenciler için hazırlanan iftar menüsü, yalnızca bir yemek buluşması değil; sevginin, şefkatin ve dayanışmanın paylaşıldığı anlamlı bir sofraya dönüştü. Anne eli değmiş bir iftar sofrası Programla ilgili açıklama yapan Türk Kızılay Erzurum Kadın Kolları Başkanı Esra Kaplan, Erzurum’da eğitim gören gençlerin kendilerini yalnız hissetmemeleri için böyle bir program düzenlediklerini belirterek şu ifadeleri kullandı: "Üniversite öğrencilerimiz ailelerinden uzakta eğitim hayatlarını sürdürüyor. Biz de Kızılay ailesi olarak onlara anne eli değmiş bir iftar sofrası hazırlamak istedik. Amacımız sadece soframızı değil, sevgimizi ve şefkatimizi de paylaşmak; onların burada yalnız olmadıklarını hissettirmek." "Ramazan paylaşmak demektir" Türk Kızılay Erzurum İl Başkanı Hüseyin Bekmez ise yaptığı açıklamada Ramazan ayının dayanışma ve paylaşma ruhuna dikkat çekerek şunları söyledi: "Ramazan ayı; birlik, beraberlik ve paylaşma ayıdır. Erzurum Kızılay ailesi olarak öğrencilerimizin yanında olmaya devam ediyoruz. Bu tür etkinliklerle gençlerimizle gönül bağımızı güçlendirmeyi ve Ramazan’ın bereketini birlikte yaşamayı amaçlıyoruz." Samimi bir atmosferde gerçekleşen iftar programında öğrenciler, kendileri için hazırlanan sofrada hem iftarlarını açtı hem de Kızılay gönüllüleriyle sohbet ederek sıcak bir aile ortamı yaşadı.