GÜNDEM - 08 Şubat 2026 Pazar 12:40

Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi’nin 103’üncü yıl dönümü, Büyükçekmece’de etkinliklerle anıldı

A
A
A
Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi’nin 103’üncü yıl dönümü, Büyükçekmece’de etkinliklerle anıldı

Lozan’da 30 Ocak 1923’te imzalanan Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi’nin 103’üncü yıl dönümü, Büyükçekmece’de düzenlenen anlamlı etkinlerle anıldı. Etkinlik, 103 yıl önce, Yunanistan’dan gönderilen mübadillerin karaya ilk ayak bastıkları yer olan Mimar Sinan İskelesi’nde gerçekleşti


30 Ocak 1923’te Lozan’da imzalanan Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi’nin 103’üncü yıl dönümü, Büyükçekmece’de düzenlenen anlamlı etkinlerle anıldı. Yunanistan’dan gelen mübadillerin karaya ilk ayak bastıkları yerlerden biri olan Mimar Sinan İskelesi’nde gerçekleşen temsili karaya çıkış töreninde duygu yüklü anlar yaşanırken, göç yollarında hayatını kaybedenler için denize karanfil bırakıldı. Türk Yunan Nüfus Mübadelesi’nin 103’üncü yıl dönümü anma etkinlikleri her yıl olduğu gibi bu yıl da, 103 yıl önce Yunanistan’dan gönderilen mübadillerin karaya ilk ayak bastıkları yer olan Mimar Sinan İskelesi’nde gerçekleşti. Anma etkinliklerine, Büyükçekmece Kaymakamı Ali İkram Tuna, Büyükçekmece Belediye Başkanvekili Hakan Çebi, Çatalca Belediye Başkanı Erhan Güzel, Silivri Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu, CHP Büyükçekmece İlçe Başkanı Halis Çiçekçi, Rum Patrikhanesi Silivri Metropoliti Maksimos Vgenopoulos, Büyük Mübadele Derneği Başkanı Sabit Semiz, Tepecik Trakya Rumeli Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Olcay Özcan, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin yanı sıra, çok sayıda davetli katıldı.



Mübadele kuruluşlarının ortak bildirisi okundu


Büyükçekmece Belediyesi, Büyük Mübadele Derneği, Tepecik Trakya Rumeli Kültür ve Dayanışma Derneği, Trakya ve Balkanlar Dayanışma ve Kültür Derneği iş birliğinde gerçekleşen törende; Atatürk Anıtı’na çelenk takdimi, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Mübadele kuruluşlarının ortak bildirisi okundu. Ortak bildiride, "Bundan tam 103 yıl önce, 30 Ocak 1923 tarihinde imzalanan Türk-Yunan Nüfus Mübadelesine İlişkin Sözleşme ve Protokol ile milyonlarca insan, asırlardır ’memleketim’ dediği topraklardan koparıldı. Bugün bizler, mübadil kuruluşları olarak; bu büyük ve zorunlu ayrılığın mirasçıları sıfatıyla bir aradayız. Savaşın karanlığında, göç yollarında ve Ege’nin soğuk sularında yitirdiğimiz atalarımızı saygıyla, rahmetle ve hiç eksilmeyen bir hüzünle anıyoruz. Atalarımızın doğduğu topraklara, tüten bacalarına, bıraktıkları ibadethanelere ve mezarlara yaptığımız her ziyaret; vicdanımıza, hafızamıza ve özlemlerimize yapılan kutsal bir yolculuktur. Gittiğimiz yüzlerce yerleşim yerinde inşa ettiğimiz dostluk ve barış köprüleri, iki halkın kalıcı huzurunun teminatıdır. Mübadelenin 103. yılında, denizlere bıraktığımız karanfiller sadece yitirdiğimiz canlar için değil, aynı zamanda sınırların insanları ayırmadığı, emperyalist planların can almadığı bir dünya özlemi içindir. Atalarımızın hüzünlü hikayesinden aldığımız dersle bir kez daha haykırıyoruz" ifadeleri kullanıldı.



Gülcemal Mübadele Kültür Evi açıldı


Anma programında, mübadele döneminde atalarının giydiği geleneksel kıyafetleri giyen genç mübadiller, izleyicilere göçü denizden teknelerle gelerek canlandırdı. Törenin sonunda mübadele döneminde zorunlu göçe tabi tutulan mübadilleri Yunanistan’dan İstanbul ve İzmir’e taşıyan "Gülcemal" adlı geminin ismini taşıyan Gülcemal Mübadele Kültür Evi’nin açılışı gerçekleştirildi. Kültür evi, mübadillerin yaşam öykülerinin ve kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılmasını amaçlayan bir merkez olarak faaliyet gösterecek.



"Mübadelenin öğrettiği değerleri, gelecek kuşaklara aktarmalıyız"


Büyükçekmece Belediye Başkanvekili Hakan Çebi, mübadelenin öğrettiği dayanışma, hoşgörü ve birlikte yaşama kültürünü gelecek kuşaklara aktarmanın önemli olduğunu belirterek, "Bugün burada tarihin en hüzünlü ve en büyük zorunlu yolculuklarından biri olan Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi’nin geride bıraktığı acıları ve hatıraları saygıyla anmak için bir araya geldik. 30 Ocak 1923’te Lozan’da imzalanan "Türk ve Rum Nüfusun Mübadelesine İlişkin Sözleşme ve Protokol" ile yüz binlerce insan, doğup büyüdükleri topraklardan koparılarak bilinmeze doğru yola çıkmak zorunda bırakıldı. Bu yalnızca bir yer değiştirme değil, geçmişi geride bırakıp, derin acılar ve büyük belirsizlikler içinde yeni bir hayat kurma mücadelesiydi. Mübadil büyüklerimiz, geldikleri bu topraklarda tüm yokluklara ve zorluklara rağmen çalışkanlıkları, sabırları ve dayanışmalarıyla hayata tutunmuş; kısa sürede bu ülkenin toplumsal ve kültürel dokusunun ayrılmaz bir parçası haline gelmişlerdir. Bugün sahip olduğumuz kültürel zenginlik ve birlikte yaşama kültürü, onların emeğinin ve direncinin en somut mirasıdır. Bizlere düşen görev; bu acı dolu tarihsel süreci unutmamak, mübadelenin öğrettiği dayanışma, hoşgörü ve birlikte yaşama kültürünü gelecek kuşaklara doğru ve eksiksiz biçimde aktarmaktır. Bu vesileyle; göç yollarının çetin koşullarında yaşamını yitiren tüm mübadil büyüklerimizi rahmet ve saygıyla anıyor, hatıralarını yaşatan hayattaki çınarlarımıza sağlıklı ve huzurlu bir ömür diliyorum" şeklinde konuştu.



"İki Memleketli Şarkılar" konseri duygulandırdı


Anma etkinliklerine Atatürk Kültür Merkezi’ndeki programla devam edildi. Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi’nin tarihsel süreci ve göç yollarında yaşanan zorluklarının anlatıldığı belgeselin ardından günün anlam ve önemine ilişkin konuşmalar yapıldı. Yapılan konuşmaların ardından Yunanistan Volos Müzik Okulu Korosu sahne aldı. 60 kişiden oluşan Koronun "İki Memleketli Şarkılar" isimli konseri salonu dolduran yüzlerce mübadil torununa duygu dolu anlar yaşattı. Gecenin ilerleyen saatlerine kadar süren anma etkinliklerine bu yıl da ilgi çok yoğun oldu.



Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi’nin 103’üncü yıl dönümü, Büyükçekmece’de etkinliklerle anıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Osmaniye Yazın serinlik, kışın kar: Zorkun Yaylası dört mevsim ilgi görüyor Osmaniye’de yaz aylarında sıcaktan kaçanların, kış aylarında ise kar görmek isteyenlerin uğrak noktası olan Zorkun Yaylası, dört mevsim turizme katkı sağlamayı hedefliyor. Yaylaya gelen vatandaşlara hizmet veren esnaf, Zorkun’un 12 ay boyunca turizm potansiyelinin değerlendirilmesini istediklerini dile getirdi. Türkiye’nin en büyük yaylalarından biri olan Zorkun Yaylası, başta Osmaniye olmak üzere çevre illerden gelen ziyaretçileri ağırlıyor. Yaz aylarında serin havasıyla sıcaktan bunalan vatandaşlara nefes aldıran yayla, kış aylarında ise kar manzarasıyla doğaseverlerin ilgisini çekiyor. Yaylada faaliyet gösteren esnaf, artan ziyaretçi sayısının bölge ekonomisine önemli katkı sağladığını belirterek, yapılacak tanıtım ve yatırımlarla Zorkun Yaylası’nın yılın her döneminde cazibe merkezi haline gelebileceğini ifade etti. Esnaf, dört mevsim turizmin gelişmesiyle birlikte hem istihdamın artacağını hem de bölgenin ekonomik ve sosyal açıdan daha da canlanacağını vurguladı. Zorkun Yaylası’nın, yaz aylarında serin havası, kış aylarında ise kar manzarasıyla hem yaz hem de kış turizmi potansiyeli olduğu, söyleyen esnaf Reşit Durgar, "Yaz aylarında burası oldukça yoğun olduğu için kalabalık oluyor. Buna istinaden biz kışın da burada kalıyoruz. Yaylaya gelen vatandaşlarımızın mağdur olmaması için yılın her döneminde hizmet vermeye devam ediyoruz. Burada çok güzel doğal güzellikler var. Ben yılın 12 ayı burada kaldığım için, daha önce yaşadığım bazı rahatsızlıklarım şu an yok. Daha rahat nefes alabiliyorum. Önceden nefes almakta zorlanıyordum ancak şu anda burada çok rahatım. Yaklaşık 12 ay buradayım vatandaşlar bizi arayarak mahallelerinde elektrik olup olmadığını soruyor ya da yoğun kar yağışı sonrası evlerinin durumunu kontrol etmemizi istiyor. Biz de bu konularda yardımcı oluyoruz. Mahsur kalan vatandaşlarımıza destek oluyoruz. Burada adeta Kızılay ya da AFAD gibi bir görev üstleniyoruz. Burayı canlı tutmaya çalışıyoruz. 12 ay boyunca buradayız. Bu vesileyle yaylanın tanıtımına katkı sunduğu için Belediye Başkanımız İbrahim Çenet’e teşekkür ediyorum. Gerçekten şu an yoğun bir talep var. Burada olduğumuz için geleni gideni birebir görüyoruz. Gelen olsun ya da olmasın, biz burada talebi karşılamaya devam ediyoruz" diye konuştu. Yaylanın yaz aylarında çok yoğun olduğunu kış aylarında da oraya gelen vatandaşlara hizmet verdiklerini söyleyen esnaf Murat Altun, "Yaz aylarında oldukça serin olan Zorkun Yaylası’nın nüfusu, bu dönemde Osmaniye merkez nüfusunu geçmektedir. Hal böyle olunca ciddi bir yoğunluk yaşanıyor. Biz de bu nedenle 12 ay boyunca açığız. Amacımız, vatandaşlarımızın yaylamıza gelip kömbemizden, ekmeğimizden ve Zorkun tavamızdan tatmalarıdır. Bizim yaptığımız tamamen bir hizmettir ve bu hizmeti sunmanın gururunu yaşıyoruz. Zorkun Yaylası’nın rakımı yaklaşık bin 650 metredir. Yaz-kış kömbe üretimi yapıyoruz. Buranın berrak suyu ve temiz havası, kömbemize ayrı bir lezzet katıyor. Yaz aylarında siparişlere yetişmekte zorlanıyoruz, kış aylarında da gelen müşterilerimizi eli boş göndermemeye özen gösteriyoruz" dedi.