SAĞLIK - 30 Nisan 2025 Çarşamba 09:47

Türkiye sağlıkta sınırları aşıyor

A
A
A
Türkiye sağlıkta sınırları aşıyor

Sağlık turizmi son yıllarda büyük bir ivme kazanırken, Türkiye uluslararası arenada adından söz ettiren ülkelerden biri haline geldi. Bu büyümeyi ve sektörün potansiyelini değerlendirmek amacıyla Türkiye’de İş Dünyası dergisi, Liv Hospital ev sahipliğinde özel bir buluşma düzenledi. "Sağlıkta Dünyaya Merhem Oluyoruz" başlığıyla düzenlenen etkinlikte, sağlık sektörünün öncü isimleri bir araya gelerek Türkiye’nin sağlık turizmindeki yol haritasını değerlendirdi.



Son zamanlarda iş dünyasının ilgiyle takip ettiği sağlık turizmi konusunu, Türkiye’de İş Dünyası dergisi Nisan sayısında da kapak konusu olarak işledi. Dergi, Nisan sayısının lansmanını Liv Hospital’da gerçekleştirdi. Etkinliğin açılış konuşmalarını Türkiye’de İş Dünyası Genel Yayın Yönetmeni Celal Toprak ve Liv Hospital Grup Koordinatörü Meri İstiroti üstlendi. Derginin sağlık turizmi konusuna dikkatle eğildiğini anlatan Celal Toprak, Sağlık Bakanlığı tarafından sağlık turizmine ilişkin yeni yürürlüğe giren yönetmeliği hatırlattı. Sağlık turizmi konusunda markalaşmanın önemine vurgu yapan Toprak, "Özellikle kalp cerrahisi, estetik operasyonlar ve diş tedavileri gibi alanlarda uluslararası alanda deneyim kazanmış sağlık profesyonelleri sayesinde Türkiye, hem Avrupa’dan hem de Ortadoğu’dan yoğun ilgi görüyor" dedi.


"Türkiye gücünün farkına vardı"


Hastane olarak bugüne kadar fark oluşturan işler yapmaya odaklandıklarını ifade eden Liv Hospital Grup Koordinatörü Meri İstiroti, "Son günlerde sağlık turizmi büyük bir ivme kazandı ve Türkiye bu anlamda en güçlü ülkelerden biri haline geldi. Türkiye’de İş Dünyası dergisinin bu konuya el atması, ekonomisine ve geleceğine odaklanması bizim için çok büyük bir fırsat. Hastanemizde sizleri ağırlamak bizim için çok değerli. Biliyoruz ki aranızda bu konuya çok emek veren ve kendi kurumları adına Türkiye’yi temsil eden yönetici arkadaşlarımız ve hekimlerimiz var. Bu fırsatı verdiğiniz için çok teşekkür ediyoruz. Sağlık turizmi Türkiye’de 2005 yılları gibi şekillenmeye başladı. Türkiye’de yavaş yavaş gücünün farkına vardı. Geçtiğimiz yıllar içerisinde tıp turizminde olağanüstü bir noktaya ulaştık. Dünyada Amerika’dan sonra en çok hasta kabul eden tıp turizminde önde gelen ülkeler var: Tayland, Hindistan, Meksika, Malezya. Ülkemiz ise bu anlamda beşinci sıraya yükseldi. 2024’te 14 milyon insan sınır ötesi hareket etmiş sağlık turizmi amacıyla. Görüyoruz ki yaklaşık Türkiye’ye 2 milyona yakın kişi sağlık turisti olarak geldi" diyerek ülkemizin sağlık turizmindeki başarısını rakamlarla dile getirdi.


Liv Hospital’ın da içlerinde olduğu bazı sağlık kuruluşlarının artık yerinde sağlık hizmeti üretimiyle ilgili gerçekleştirdiği çalışmalar olduğunu belirten İstiroti, "Yaklaşık 7-8 yıldır Türkiye’nin birkaç markası çeşitli ülkelerde sağlık işletmeciliği yapıyor. Biz de bunlardan biriyiz. Bu işletmecilik bize multikültürel hizmet verme bilinci ile başka sorumluluklar da yükledi. Burada oturttuğumuz süreçleri ve tıp hizmeti sunma anlayışını farklı ülkelerde de yapmaya gayret ederken gördük ki kazın ayağı aynı değil. İki yönlü hizmet vermeye çalışırken oralardaki insan yapısı, tıbbi hizmete yaklaşım, hizmet anlayışı öyle olmadığında siz markanızın değerlerinin aynısını o ülkeye kolay kolay taşıyamıyorsunuz. Sadece yatırım yapmak, sadece protokollerin oraya gitmesi çok kolay olmuyor. Biz şu an Azerbaycan, Dubai, Macaristan, Kosova ve İngiltere’de hizmetlerimize devam ediyoruz. Her ülke ayrı bir hikâye" diyerek iki yönlü hizmet verme konusunda yaşanabilecek durumları anlattı.


"2025’ten beklentimiz büyük"


Gelişen teknolojinin her sektörü olduğu gibi sağlık alanını da dönüştürdüğüne vurgu yapan Biruni Üniversitesi Hastanesi Genel Müdürü Serap Kilerci Ulusal, yapay zekânın sağlık turizmine etkilerini şu sözlerle anlattı: "Yapay zekanın hayatımızda yer aldığı diğer alanlarda olduğu gibi sağlıkta da çok fazla yeri var. Biz teşhis ve tedavilerde yapay zekayı kullanmayı başladık. Hem daha fazla hızlı ve hata payını neredeyse sıfıra indiren bir süreç yaşıyoruz. Bizim elimizi kolaylaştırıyor."


Türkiye’nin sağlık turizminde hangi noktada olduğunu anlatan Kilerci, "Türkiye çok stratejik bir konumda. Ülkemiz gerek ülkelere olan yakınlığı gerekse bilim ve teknolojideki son yıllarda kat ettiği yollar ve fiyat avantajı ile ön plana çıkıyor. Türkiye’ye gelen kişiler aynı zamanda kültür turizmi de yapmış oluyor. Bu anlamda sağlık turizmde 2025’te çok daha büyük beklentimiz var. Çünkü sadece turistin sağladığı sağlık turizmi değil aynı zamanda eğitim kısmına da yön verdik. Öte yandan Hindistan bizim için zorlayıcı bir Pazar. Çünkü çok daha fazla fiyat avantajıyla karşımıza çıkan destinasyonlardan biri. Ama Türkiye’deki kaliteli hizmet anlayışını yakalayabileceğini düşünmüyorum. Bu bağlamda bizi biraz rakamsal zorlayacaktır" dedi.


Biruni Üniversitesi Hastanesi’nin uluslararası arenada da kendine bir yer edinme hedefi olduğunun altını çizen Kilerci, "Teknoloji ve bilimi kullanarak günün son eğitim trendleriyle, son teknolojik gelişmelerle birlikte hastalarımıza sağlık hizmeti sunmak için ciddi bir çabamız var. 2025’teki hedefimiz sağlık turizminde sadece sağlık arayışı ile Türkiye’ye gelen kişilerin değil, ülkelerinde de sağlıklarını daha iyi şartlarda korumak isteyen insanlara hizmet götürmek. Sosyal sorumluluk projelerimizle ihtiyaç sahibi hastaların tedavilerine yardımcı oluyoruz. Özellikle onkolojik hastalarımıza ciddi katkılarımız oluyor. Bunun yanı sıra kronik hastaların takibinde de farklı projelerimiz var" diye konuştu.


"Ülkemizi marka haline getirmeliyiz"


Etkinliğin tıp dünyasını, akademiyi, iş insanlarını ve sivil toplum kuruluşlarını bir araya getirmesi sebebiyle önemli olduğunu dile getirerek sözlerine başlayan Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Server Sezgin Uludağ, "Gelişmekte olan bir ülkeyiz. Bu tip açılımlara ulaşmak istiyoruz. Çünkü ciddi bir pay var küresel arenada. Türkiye’nin sağlık turizmindeki potansiyelini düşündüğümüzde bu alanda kendimizi daha fazla geliştirmeliyiz. Devlet ve özel sektör iş birliği bu noktada önemli Ülkemizi sağlık turizmi konusunda marka değeri haline getirmemiz gerekiyor. Çünkü ülkemiz sağlık turizminde lider ülke olabilir" diyerek Türkiye’nin sağlık turizmi alanındaki potansiyeline değindi.


Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. İsmet Akkaya, işin hizmet tarafında olduklarını altını çizerek, ülkemizdeki sağlık çalışmalarının çok üst düzeyde olduğunu belirtti. Biruni Üniversitesi Hastanesi Genel Müdürü Serap Kilerci Ulusal ise, Biruni Üniversitesi ve Hastanesi olarak sağlığa hem eğitim hem de hastalık tarafından hizmet verdiklerini ifade etti ve organizasyonun önemine dikkat çekti.


Dermatoloji Uzmanı Dr. Ahmet Günay, hizmet tarafında aktif olarak rol aldıklarını aktararak, "Sağlık turizmcileri ve hastanelerimiz bize hastaları sunuyorlar biz de onları en iyi şekilde tedavi etmeye çalışıyoruz ve tekrar ülkemizi seçmeleri için mutlu ediyoruz" dedi.


İstanbul Aile Hekimleri Derneği Başkan Yardımcısı Mustafa Emre Ulu, birinci basamak sağlık hizmetleri verdiklerine dikkat çekerek, "Öncelikli olarak kanser taramaları yapmaya çalışıyoruz. Ancak bu hastalıkları kamuda genel cerrahiye yönlendirirken çok zorlanıyoruz" diyerek bu kapsamda kamu-özel iş birliğinin olmasının çok önemli olduğuna dikkat çekti.



Türkiye sağlıkta sınırları aşıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Yayla sezonu öncesi ata tohumu fidelerine yoğun talep Adana’nın Kozan ilçesinde yayla sezonunun yaklaşmasıyla birlikte vatandaşların sebze ve meyve fidesi hazırlıkları başladı. İlçede, ata tohumlarından üretilen ve tanesi 10 ile 30 TL arasında satılan domates, biber, patlıcan ve salatalık fideleri yoğun ilgi görüyor. Türkiye’nin en sıcak illerinden Adana’da havaların ısınmasıyla birlikte yaylaya çıkacak vatandaşların yaz boyunca kendi bahçelerinde tüketmek üzere ekecekleri sebzeler için hazırlanan fideler, Kozan ilçe merkezindeki cadde ve sokaklarda satışa sunuldu. Özellikle kadınların kış aylarında ata tohumlarını toprakla buluşturarak yetiştirdiği fideler, doğal ve yerli ürün tüketmek isteyen vatandaşlardan talep görüyor. İlçenin farklı noktalarında satışa çıkarılan fideler 10 ile 30 TL arasında alıcı buluyor. "Yaylada bahçede kendimiz ekip topluyoruz" Fide almaya gelen vatandaşlardan Emin Özübek, bu yıl yağışlar nedeniyle yayla sezonunun geç başladığını belirterek, "Biber, patlıcan ve domates fidelerini evimizin önündeki araziye ekmek için aldık. İlaçsız olduğu için daha lezzetli oluyor. Yaylada bahçede kendimiz ekip topluyoruz" dedi. Fide üreticisi Aynur Ayaz ise ocak ayında seralarda ata tohumlarını toprakla buluşturduklarını ifade ederek, "Genellikle ata tohumu fidelerimiz var. Vatandaşlar yaylaya götürüp ekiyor. İnsanlar kendi ürettiklerini tüketmeyi seviyor. Bu yıl yağışlardan dolayı sezon geç başladı. Sağlıklı ve organik ürün istiyorlar. En çok domates, biber ve patlıcan fidelerinde ata tohumu tercih ediliyor. Salatalıkta ise verimli olduğu için hibrit fideler isteniyor. Talep yoğun" diye konuştu.
İstanbul İstihdam endeksi yıllık yüzde 1,2 arttı Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında istihdam endeksi, 2026 yılı birinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 1,2 arttı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2026 yılı birinci çeyrek İşgücü Girdi Endeksleri verilerini paylaştı. Buna göre sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında istihdam endeksi, 2026 yılı I. çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 1,2 arttı. Alt sektörler incelendiğinde, endeks; sanayi sektöründe yüzde 3,2 azaldı, inşaat sektöründe yüzde 3,8 ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 3,1 arttı. Çalışılan saat endeksi yıllık yüzde 1,7 azaldı Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında çalışılan saat endeksi, 2026 yılı I. çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 1,7 azaldı. Alt sektörler incelendiğinde, endeks; sanayi sektöründe yüzde 5,1, inşaat sektöründe yüzde 4,8 azaldı ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 0,8 arttı. Brüt ücret-maaş endeksi yıllık yüzde 37,0 arttı Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında brüt ücret-maaş endeksi, 2026 yılı I. çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 37,0 arttı. Alt sektörler incelendiğinde, endeks; sanayi sektöründe yüzde 34,7, inşaat sektöründe yüzde 33,5 ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 39,0 arttı. İstihdam endeksi çeyreklik yüzde 0,2 arttı Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında istihdam endeksi, 2026 yılı I. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,2 arttı. Alt sektörler incelendiğinde, endeks; sanayi sektöründe yüzde 0,6, inşaat sektöründe yüzde 0,3 azaldı ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 0,8 arttı. Çalışılan saat endeksi çeyreklik yüzde 0,7 azaldı Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında çalışılan saat endeksi, 2026 yılı I. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,7 azaldı. Alt sektörler incelendiğinde, endeks; sanayi sektöründe yüzde 2,0, inşaat sektöründe yüzde 4,8 azaldı ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 0,8 arttı. Brüt ücret-maaş endeksi çeyreklik yüzde 10,3 arttı Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında brüt ücret-maaş endeksi, 2026 yılı I. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 10,3 arttı. Alt sektörler incelendiğinde, endeks; sanayi sektöründe yüzde 11,1, inşaat sektöründe yüzde 6,8 ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 10,4 arttı. Saatlik işgücü maliyeti endeksi yıllık yüzde 41,4 arttı Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında saatlik işgücü maliyeti endeksi, 2026 yılı I. çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 41,4 arttı. Alt sektörler incelendiğinde, endeks; sanayi sektöründe yüzde 43,0, inşaat sektöründe yüzde 42,3 ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 40,3 arttı. Saatlik kazanç endeksi yıllık yüzde 39,4 arttı Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında saatlik kazanç endeksi, 2026 yılı I. çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 39,4 arttı. Alt sektörler incelendiğinde, endeks; sanayi sektöründe yüzde 42,0, inşaat sektöründe yüzde 40,3 ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 37,8 arttı. Saatlik kazanç dışı işgücü maliyeti endeksi yıllık yüzde 51,4 arttı Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında saatlik kazanç dışı işgücü maliyeti endeksi, 2026 yılı I. çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 51,4 arttı. Alt sektörler incelendiğinde, endeks; sanayi sektöründe yüzde 48,2, inşaat sektöründe yüzde 51,4 ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 53,6 arttı. Saatlik işgücü maliyeti endeksi çeyreklik yüzde 12,5 arttı Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında saatlik işgücü maliyeti endeksi, 2026 yılı I. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 12,5 arttı. Alt sektörler incelendiğinde, endeks; sanayi sektöründe yüzde 13,9, inşaat sektöründe yüzde 13,7 ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 11,3 arttı. Saatlik kazanç endeksi çeyreklik yüzde 11,1 arttı Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında saatlik kazanç endeksi, 2026 yılı I. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 11,1 arttı. Alt sektörler incelendiğinde, endeks; sanayi sektöründe yüzde 13,3, inşaat sektöründe yüzde 12,2 ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 9,5 arttı. Saatlik kazanç dışı işgücü maliyeti endeksi çeyreklik yüzde 19,5 arttı Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında saatlik kazanç dışı işgücü maliyeti endeksi, 2026 yılı I. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 19,5 arttı. Alt sektörler incelendiğinde, endeks; sanayi sektöründe yüzde 16,8, inşaat sektöründe yüzde 20,5 ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 20,9 arttı.
Samsun Uzmanı uyardı: Güneş kremi tek başına yeterli olmayabiliyor SAMSUN (İHA) – Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Harika Dikdur, bazı yaz günlerinde güneş kreminin tek başına tam koruma sağlayamadığını, bunun için çocuklara UV korumalı kıyafetlerin giydirilmesi gerektiğini söyledi. Kavurucu sıcak günler yaklaşırken Medicana International Samsun Hastanesi doktorlarından Uzm. Dr. Harika Dikdur, zararlı güneş ışınlarından korunmak için yapılması gerekenleri aktardı. Bebeklerde cilt bariyerinin 6 aylıktan sonra geliştiğini ve bu süreçten sonra krem kullanılabileceğini ifade eden Dikdur, "Bebeklerde 6 aya kadar cilt bariyeri gelişmediği için güneş kremi kullanımını önermiyoruz. 6 aydan sonrası içinse mümkünse 50 koruma faktörlü, mineral filtreli güneş kremlerini öneriyoruz. Her 2 saatte bir güneş kremini sürmemiz gerekiyor. Özellikle havuza, denize girdikten sonra 2 saat geçmese bile tekrardan güneş kreminin yenilenmesi gerekir. Buradaki en önemli ayrıntı; günlük hayatta da parka, bahçeye, sokağa çıkarken çocuklarımızda güneş kremini kullanmamız gerektiğidir. Cildi güneşin zararlı ışınlarından korumak için güneş kremi önemlidir" dedi. Bazı yaz günlerinde sadece güneş kremlerinin de yeterli olmayacağına dikkat çeken Dikdur, "Bazı yaz günlerinde güneş kreminin bile yeterli olmadığı günler olabiliyor. Özellikle deniz kıyısında UV koruma faktörlü deniz kıyafetlerinin giyilmesini öneriyoruz. Bunlarda yeni doğandan itibaren birçok seçenek mevcut. Bu önlemlerin yanı sıra UV korumalı şapka kullanımı da oldukça fazla önem arz ediyor" diye konuştu.
İstanbul Yeniköy Kemerköy Enerji Türkiye’nin en büyük beş elektrik üreticisinden biri oldu Yeniköy Kemerköy Enerji, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) mayıs ayında yayımladığı "Elektrik Piyasası Sektör Raporu Mart 2026" verilerine göre, Türkiye’de lisanslı elektrik üretiminde en yüksek paya sahip şirketler arasında ilk beş içinde yer aldı. Turizmin can damarı Güney Ege’nin elektrik ihtiyacının yüzde 65’ini karşılayan şirket, yüzde 2,54’lük yüksek üretim payıyla Türkiye’nin yüzde 100 yerli kaynaktan enerji üreten şirketlerden biri oldu. EPDK’nın "Elektrik Piyasası Sektör Raporu Mart 2026" verilerine göre Türkiye’de lisanslı elektrik üretiminde en yüksek paya sahip şirketler sıralamasında kamu şirketi EÜAŞ ilk sırada yer alırken, Yeniköy Kemerköy Enerji ilk 5 şirket arasına girdi. Üretimini Milas’ta bulunan yerli linyit kaynaklarından sağlayan şirket, yüzde 100 yerli kaynaktan üretim yapan en büyük özel şirketlerden biri oldu. Aydın, Muğla ve Denizli’yi kapsayan Güney Ege Bölgesi’nin enerji ihtiyacının yüzde 65’ini sağlayan Yeniköy Kemerköy Enerji mart ayında Türkiye’nin genelinde tüketilen elektriğin yüzde 2,54’lük kısmını sağladı. Şirket, yerli kaynaklardan gerçekleştirdiği üretimle yıllık 1,4 milyar metreküp doğal gaz ithalatının önüne geçerek yaklaşık 600 milyon dolarlık kaynağın yurt içinde kalmasına katkı sunuyor. Aynı zamanda 2,7 milyon hanenin aylık elektrik ihtiyacını yerli kaynaklarla karşılanmasını sağlıyor. Bu katkı, enerji ithalatının azaltılması ve cari açığın düşürülmesi açısından önem taşıyor. "Yerli kömür olmazsa santraller de olmaz" Yerli kaynakların enerji arz güvenliği ve bölgesel kalkınma açısından kritik rol üstlendiğini ifade eden Yeniköy Kemerköy Enerji Genel Müdür Yardımcısı Burak Işık, "Yerli kaynaklarımız, enerji sistemindeki arz sürekliliğinin ve üretim dengesinin korunmasında kritik rol üstleniyor. Hepimizin bildiği üzere elektrik üretimi bir kamu hizmetidir. İlaveten yerli kaynaklardan elektrik üretimi ülkemizin enerji arz güvenliği açısından ticari hesapların üstünde bir konudur. Yeniköy ve Kemerköy santrallerimizin faaliyetleri bölgedeki yerli linyit rezervleri üzerine kurulu. Yani santrallerimizde elektrik üretiminin devamlılığı, madenlerden elde edilen yerli kömür kaynağıyla doğrudan bağlantılıdır. Eğer kömür çıkarılmazsa santral çalışmaz, istihdam sağlanamaz ve ne yazık ki elektrik üretimi yapılamaz" dedi. "Yerli kaynaklar hem enerji arz güvenliğini hem bölgesel kalkınmayı destekliyor" Yerli kaynaklardan elektrik üretiminin enerji arz güvenliği kadar, yerel ekonomiler ve kalkınma için de önemli bir konu olduğunu belirten Işık, "Artan enerji talebi, içinde bulunduğumuz jeopolitik riskler ve ithalata bağımlılık, baz yük santrallerinin elektrik sistemi içerisindeki önemini artırıyor. Son yıllarda Avrupa’da yaşanan enerji arz sıkıntıları da elektrik sistemlerinde yeterli ve dengeli üretim kapasitesinin ne kadar hayati olduğunu açık biçimde ortaya koyuyor" diye konuştu. Termik santrallerin etkisinin yalnızca enerji üretimiyle sınırlı kalmadığını ifade eden Işık, "İstihdamdan yerel ekonomiye, sosyal yapıdan bölgesel kalkınmaya kadar geniş bir etki alanı söz konusu. Bugün Muğla’nın en büyük 3. sanayi şirketi olarak, yüzde 80’i bölge halkından yaklaşık 3 bin kişiye doğrudan istihdam sağlıyor, bölgemizde yıllık 5 milyar TL’lik ticaret hacmi oluşturuyoruz. Milas’ın ve Muğla genelinin kalkınması için kritik bir önem taşıyoruz" dedi.
Kocaeli Başiskele’de gün evlerinin sayısı artacak Başiskele Belediye Başkanı Yasin Özlü, daha önce Körfez Mahallesi Mahmut Çavuş Caddesi’nde açılan ve kadınlar tarafından büyük ilgi gören gün evinin kent genelinde yaygınlaşacağını duyurdu. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Meslek ve Sanat Eğitimi Kursları’nın (KO-MEK) geleneksel yıl sonu ilçe sergileri, Başiskele ile devam etti. "Biz Birlikte Türkiye’yiz" temasıyla gerçekleştirilen serginin açılışına, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın ve Başiskele Belediye Başkanı Yasin Özlü de katıldı. Kursiyerlerin dikişten nakışa, el sanatlarından geleneksel işleme alanlarına kadar uzun uğraşlar sonucu ürettiği eserleri, sergiyi gezenlerin beğenisini topladı. Kadınların sosyal hayatta, üretimde ve eğitimde çok daha güçlü şekilde yer alması için çalıştıklarını vurgulayan Başiskele Belediye Başkanı Yasin Özlü, "Kadınlarımızın bir araya gelerek sosyalleştiği, eğitim aldığı ve birlikte paylaştığı gün evlerimizi ilçemizin farklı noktalarında yaygınlaştırmak adına çok önemli adımlar atıyoruz. Buradan tüm hanım kardeşlerimize müjdemizi vermek isterim; ilk etapta 4 mahallemizde daha yeni gün evi projelerimizi hayata geçireceğiz. Çalışmalarımızı sadece bununla da sınırlı tutmayacak, ilerleyen süreçte diğer tüm mahallelerimizde de gün evlerini yaygınlaştıracağız. Üreten, paylaşan ve Başiskele’mize değer katan kadınlarımızla birlikte kentimizi çok daha güçlü yarınlara taşıyacağız" ifadesini kullandı. Tören, sergi alanının gezilmesi ve hatıra fotoğraflarının ardından son buldu.
Adana Uzmanından ’Genetik Check-Up’ uyarısı ADANA (İHA) – Acıbadem Adana Hastanesi Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Soner Solmaz, kanser, diyabet ve kalp hastalıkları gibi birçok ciddi hastalığın genetik yatkınlıkla ilişkili olduğunu belirtti. Son yıllarda sağlık alanında sıkça konuşulan "Genetik Check-Up" uygulamaları, klasik check-up’tan farklı olarak kişinin DNA yapısını analiz ederek gelecekte oluşabilecek hastalık risklerini değerlendirebiliyor. Konuyla ilgili Acıbadem Adana Hastanesi Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Soner Solmaz, açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Solmaz, "Standart check-up’ta kan tahlilleri, görüntüleme yöntemleri ve fizik muayene ile kişinin o anki sağlık durumu analiz edilir. Genetik Check-Up ise kişinin DNA yapısını inceleyerek ileride karşılaşabileceği hastalık risklerini değerlendirmeyi amaçlar" dedi. "DNA analiziyle genetik yatkınlık araştırılıyor" Genetik Check-Up uygulamalarında kişinin genetik haritasının analiz edildiğini belirten Solmaz, "Bu testlerde özellikle kanser yatkınlığı, kalp-damar hastalıkları, diyabet riski ve bazı kalıtsal hastalıklarla ilişkili gen varyasyonları inceleniyor. Çünkü bazı genetik değişiklikler hastalık riskini artırabiliyor. Örneğin meme ve yumurtalık kanseriyle ilişkili BRCA1 ve BRCA2 genleri ya da kolon kanseriyle ilişkili bazı genetik mutasyonlar bu analizlerle değerlendirilebiliyor" diye konuştu. "Sadece kanser değil, ilaç yanıtları da değerlendiriliyor" Genetik analizlerin yalnızca hastalık riskleriyle sınırlı olmadığını söyleyen Prof. Dr. Soner Solmaz, "Bazı kişiler aynı ilaçlara farklı yanıt verebilir. Genetik analizlerle ilaç metabolizması ve ilaç duyarlılıkları hakkında da bilgi edinilebiliyor. Bunun yanı sıra metabolizma yapısı, spor performansı, vitamin-mineral ihtiyaçları ve bazı beslenme eğilimleriyle ilgili veriler de elde edilebiliyor. Bu analizler kişiye özel sağlık planlaması açısından önemli bilgiler sunabiliyor" ifadelerini kullandı. "Genetik risk hastalık anlamına gelmiyor" Genetik yatkınlığın kesin hastalık anlamına gelmediğini vurgulayan Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Solmaz, "Bir kişide genetik risk bulunması o hastalığın mutlaka gelişeceği anlamına gelmez. Ancak riskin bilinmesi, erken takip ve koruyucu önlemler açısından önemli avantaj sağlar. Özellikle ailesinde kanser, erken yaşta kalp hastalığı veya kalıtsal hastalık öyküsü bulunan kişilerde genetik değerlendirmeler oldukça önem taşır. Riskli bireylerde erken tarama programları ve yaşam tarzı değişiklikleriyle birçok hastalığın önüne geçmek mümkün olabiliyor" dedi. "Genetik veriler uzman değerlendirmesiyle anlam kazanıyor" Genetik test sonuçlarının mutlaka uzman hekimler tarafından değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Solmaz, "Genetik veriler tek başına yorumlandığında yanıltıcı olabilir. Bu nedenle sonuçların kişinin aile öyküsü, yaşam tarzı ve klinik bulgularıyla birlikte değerlendirilmesi gerekir" şeklinde konuştu.