SAĞLIK - 30 Temmuz 2025 Çarşamba 10:17

Türkiye’de doğuşta beklenen yaşam süresi 78,1 yıl oldu

A
A
A
Türkiye’de doğuşta beklenen yaşam süresi 78,1 yıl oldu

Doğuşta beklenen yaşam süresi Türkiye’de 2021-2023 döneminde 77,3 yıl iken 2022-2024 döneminde 78,1 yıl oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2022-2024 dönemi Hayat Tabloları verilerini paylaştı. Buna göre, yeni doğmuş bir bireyin mevcut ölümlülük risklerine maruz kalması durumunda yaşaması beklenen ortalama yıl sayısı olarak tanımlanan "doğuşta beklenen yaşam süresi" Türkiye’de 2021-2023 döneminde 77,3 yıl iken 2022-2024 döneminde 78,1 yıl oldu.

Kadınların erkeklerden 5,2 yıl daha uzun yaşadığı görüldü

Türkiye’de 2021-2023 döneminde erkeklerde 74,7 yıl olan doğuşta beklenen yaşam süresi, 2022-2024 döneminde 75,5 yıl, kadınlarda ise 80 yıl iken 80,7 yıl oldu. Genel olarak kadınlar erkeklerden daha uzun süre yaşamakta olup erkekler ve kadınlar arasındaki doğuşta beklenen yaşam süresi farkı 5,2 yıldır.

Beklenen yaşam süresi 15 yaşındaki kişiler için 64,3 yıl oldu

Çalışma çağının başlangıcı olan 15 yaşındaki kişilerin ortalama kalan yaşam süresi 64,3 yıl oldu. Erkekler için bu süre 61,7 yıl iken kadınlarda 66,9 yıl oldu.

Beklenen yaşam süresi 30 yaşındaki kişiler için 49,9 yıl oldu

Türkiye’de, 30 yaşında olan bir kişinin kalan yaşam süresi ortalama 49,9 yıl oldu. Erkekler için bu süre 47,5 yıl iken kadınlarda 52,3 yıl oldu. Bu yaş için kadın ve erkek arasındaki beklenen yaşam süresi farkı 4,8 yıldır.

Beklenen yaşam süresi 50 yaşındaki kişiler için 30,9 yıl oldu

Türkiye genelinde, 50 yaşında olan bir kişinin kalan yaşam süresi ortalama 30,9 yıl oldu. Erkekler için bu süre 28,6 yıl iken kadınlarda 33,1 yıl oldu.

Kadınlarda 65 yaşta beklenen yaşam süresinin erkeklerden 3,3 yıl daha fazla olduğu görüldü

Türkiye’de 2022-2024 dönemi hayat tabloları sonuçlarına göre, 65 yaşında olan bir kişinin kalan yaşam süresi ortalama 18 yıl olarak hesaplandı. Erkekler için bu süre 16,3 yıl iken kadınlarda 19,6 yıl oldu. Diğer bir ifade ile 65 yaşındaki kadınların erkeklerden ortalama 3,3 yıl daha uzun yaşaması beklenmektedir.

Eğitim düzeyi yükseldikçe beklenen yaşam süresinin uzadığı görüldü

Türkiye’de eğitim düzeyine göre beklenen yaşam süresi incelendiğinde; eğitim düzeyi yükseldikçe beklenen yaşam süresinin de uzadığı görüldü. Her yaştaki beklenen yaşam süresi, düşük eğitime sahip kişiler arasında daha az olurken, artan eğitim düzeyi ile birlikte beklenen yaşam süresinin de arttığı görüldü.

Cinsiyet ayrımında, eğitim düzeyine göre beklenen yaşam süresine bakıldığında, hem erkek hem de kadınlarda eğitim düzeyi yükseldikçe beklenen yaşam süresinin de arttığı tespit edildi. Yaşı 30 olan erkekler ve kadınlar için ortaöğretim altı eğitim seviyesi ile yükseköğretim eğitim seviyelerinde beklenen yaşam süresi farkının 5 yıl civarında olduğu görüldü.

Doğuşta sağlıklı yaşam süresi 57,6 yıl oldu

Belirli bir yaştaki kişinin günlük hayattaki faaliyetlerini sınırlandıracak bir sağlık sorunu olmadan yaşaması beklenen yıl sayısı olarak tanımlanan "sağlıklı yaşam süresi", sıfır yaşında bulunan bir kişi için Türkiye’de toplamda 57,6 yıl, erkeklerde 58,9 yıl ve kadınlarda 56,3 yıl olarak hesaplandı. Buna göre, erkeklerin sağlıklı yaşam süresinin kadınlardan 2,6 yıl daha uzun olduğu görüldü.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Emniyet Müdürü Aktaş’tan personele telsizli veda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Mersin İl Emniyet Müdürlüğü görevine atanan Manisa İl Emniyet Müdürü Fahri Aktaş, kentten ayrıldı. 3 yıldır birlikte görev yaptığı personeline son kez telsizden seslenen Aktaş, duygu dolu anlar yaşadı. Resmi Gazete’de yayımlanan atama kararıyla Türkiye genelinde 7 ilin emniyet müdürü değişirken, yaklaşık 3 yıldır Manisa’da görev yapan ve halkla kurduğu yakın diyalogla tanınan İl Emniyet Müdürü Fahri Aktaş, Mersin İl Emniyet Müdürlüğü’ne görevlendirildi. Atama kararının ardından kentteki sivil toplum kuruluşları, yerel yöneticiler ve meslektaşlarıyla bir araya gelerek helallik alan Aktaş için bugün uğurlama töreni düzenlendi. Manisa’dan ayrılmak üzere aracına binen İl Emniyet Müdürü Fahri Aktaş, kentten ayrılmadan önce telsiz başına geçerek il genelinde görev yapan personeline son kez seslendi. Görev süresi boyunca Manisa’nın huzur ve güvenliği için gece gündüz demeden özveriyle çalışan meslektaşlarına teşekkür eden Aktaş’ın veda konuşması sırasında duygulandığı görüldü. Aktaş, telsiz konuşmasına şu ifadelere yer verdi: "Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi gereği Mersin iline atanmam münasebetiyle, bu saat itibarıyla Manisa ilinden ayrılıyorum. Merkez ve 17 ilçe teşkilatımız ve 3 bin 700’e yaklaşan personelimizle beraber yaklaşık 3 yıl boyunca ’Vatandaşın huzuru, polisin gururudur’ şiarıyla görev ifa ettik. Bu görev esnasında ortaya konulan emek, çaba ve gayretlerinden ötürü tüm kahraman arkadaşlarımı, mesai arkadaşlarımı, silah arkadaşlarımı tebrik ediyorum, teşekkür ediyorum. Şehzadeler şehri Manisa’da kendilerine hayırlı, kazasız, belasız görevler diliyorum. Akdeniz’e, Mersin’e yolu, gönlü düşen olursa ağırlamaktan onur duyarım; bir ağabeyleri, meslek büyükleri, müdürleri olarak. Hepiniz Allah’a emanet olun, Allah korusun arkadaşlar." Öte yandan, yayımlanan atama kararlarına göre, Manisa’ya atanan Elazığ İl Emniyet Müdürü Adnan Karayel’in birkaç gün içerisinde kente gelerek görevine başlayacağı öğrenildi.
Çankırı Uzmanından tuzla ilgili önemli uyarı: Her tuz tüketilmemeli Türkiye’nin önemli tuz üretim merkezlerinden olan Çankırı’da uzun yıllar tuzculuk yapan İlyas Ak, tüketicilerin tuz alırken ağır metal barındırmayan tuzları tercih etmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’nin en önemli tuz üretim merkezlerinden olan Çankırı’da binlerce yıl önce oluşan madenlerden çıkartılan tuzlar, saflığıyla Türkiye’deki en kaliteli tuzları arasında gösteriliyor. Farklı şehirlerde Çankırı tuzu altında ucuz fiyata satılan tuzlarla ilgili uzmanları vatandaşları uyarıyor. Çankırı’da uzun yıllardır tuzculuk yapan ve tuz üzerine araştırmalar yapan İlyas Ak, ağır metal içeren ya da İran’dan gelen tuzların sahtecilik yapılarak güvenilir olmayan satıcılar tarafından Çankırı tuzu olarak satılabildiğini söyledi. Saf tuzun renginin beyaz renkte olduğunu belirten Ak, tuz alırken rengine dikkat edilmesi gerektiğini ve güvenli satıcıların tercih edilmesi gerektiğini dile getirdi. "Tuzun doğal rengi beyazdır" Türkiye’de satılan tuzların özellikleriyle ilgili bilgiler veren Ak, "Günümüzde ‘Çankırı tuzu’ adı altında İran tuzunun satıldığına rastlanabiliyor. Bu tuzun içerisinde kükürt bulunur ve kolay şekil aldığı için üzerine resim ya da yazı baskıları yapılarak satışa sunulur. Ancak sağlık açısından uygun değildir. Kırşehir tuzu ise kısmen faydalı olmakla birlikte kireç oranı biraz yüksektir. Himalaya tuzu pembe renktedir. Tuzun doğal rengi beyazdır, içerisine karışan yabancı maddeler renk değişimine neden olur. Nevşehir tuzunda da yabancı madde oranı yüksektir. Bu nedenle en kullanışlı ve en sağlıklı tuzu Çankırı tuzu olduğu ifade edilmektedir. Çankırı tuzunun içeriğinde sadece doğal kil bulunur, ağır metal içermez. Sağlık açısından güvenle kullanılabilir" dedi. "Çankırı tuzu diye farklı tuz alımlarına dikkat edilmesi gerekir" Vatandaşların Çankırı tuzunu bilimsel olarak kanıtlanan faydalarından dolayı tercih ettiğini belirten Ak, "Çankırı tuzu diye farklı tuz alımlarına dikkat edilmesi gerekir. Özellikle Çankırı tuzu astım, nefes darlığı ve KOAH gibi rahatsızlıkları olan kişiler tarafından tercih edilebilir. Yemeklik tuzlarımız ise tansiyon hastaları, ödem sorunu yaşayanlar ve vücut dengesi hassas olan bireyler için destekleyici olabilir. İçeriğinde bulunan zengin mineral yapısı vücudun dengesini korumaya yardımcı olur ve hücre yenilenmesini destekler. Her tuzun kullanım amacı farklıdır, en sağlıklısı Çankırı tuzudur" diye konuştu.
Antalya Başkan Erdem’den ikamet açıklaması "Umutluyuz" Alanya Ticaret ve Sanayi Odası (ALTSO) Başkanı Eray Erdem, uzun süredir gündemde olan ikamet sorununa ilişkin uzun yıllardan bu yana yürüttükleri girişimlerde önemli bir aşamaya geldiklerini belirterek, taleplerinin karşılık bulacağı konusunda umutlu olduklarını ve sorunun artık çözüm aşamasında olduğunu ifade etti. Sorunun çözümü için uzun zamandır yoğun temaslarda bulunan ve bu konudaki çalışmalarıyla sık sık gündeme gelen Başkan Erdem, son günlerde konuyu bir kez daha Ankara gündemine taşıdıklarını açıkladı. Çeşitli görüşmeler gerçekleştirdiklerini belirten Erdem, kısa süre içerisinde ikametin önündeki engellerin kaldırılmasını beklediklerini söyledi. Önceki Dönem Dışişleri Bakanı ve Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu’nun da süreçte tam desteğini aldığını söyleyen Erdem, emeklerinin karşılığını alacaklarına inandığını dile getirdi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yabancı sermayeyi ülkemize çekmeye yönelik çağrılarının da bu sayede Alanya ölçeğinde karşılık bulacağına değinen Erdem, "Bakanımızın yabancı sermaye konusundaki açıklamalarına da Alanya olarak destek verme imkanı bulacağız. Her ne kadar süreçte sektör yıpranmış olsa da elimizde halen ciddi bir potansiyel olduğunu düşünüyorum" dedi. Tüm sektörleri etkiledi İkamet sorununun yalnızca inşaat ve emlak sektörüyle sınırlı olmadığının altını çizen Erdem, "Alanya ekonomisinin tamamını etkileyen geniş kapsamlı bir sorunla karşı karşıya kalmıştık. Sektör de bu süreçte kendisine düşen dersleri aldı. Umarım gelecek hem Alanya’mız hem de ülkemiz açısından olumlu biçimde tamamlanacaktır. Ülke ekonomisine daha güçlü katkılar sağlanabilmesi için bu sorunun bir an önce gündemden çıkarılması gerekiyor" diye konuştu.