ASAYİŞ - 13 Mayıs 2026 Çarşamba 20:55

Tutuklu sanık Köseoğlu: "Bir takım usulsüzlere şahit oldum etkin pişmanlık kapsamında verdiğim ifadeleri kabul ediyorum"

A
A
A
Tutuklu sanık Köseoğlu: "Bir takım usulsüzlere şahit oldum etkin pişmanlık kapsamında verdiğim ifadeleri kabul ediyorum"

‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında savunma yapan Kültür A.Ş. hak ediş şefi Gökhan Köseoğlu, "10 yıl Kültür A.Ş.’de çalıştım. Hak ediş için ziyaretler yaptım. Bir takım usulsüzlere şahit oldum. 2021 yılında Kültür A.Ş.’ye gelen mülkiye şeflerine yardımcı oldum. Soruşturma sürecinde de şahit olduğum usulsüzlükleri paylaştım. Etkin pişmanlık kapsamında verdiğim ifadeleri kabul ediyorum. Olayların sanığı değil tanığı konumundayım. Bir baskı altında etkin pişmanlık ifadesi vermedim" dedi.


‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 37. oturumu, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi.


Duruşmada söz isteyen Ekrem İmamoğlu, "Sabah başka bir duruşmada olduğum için burada olamadım. Engin Ulusoy var, Daire Başkanı. Engin Bey 40 yıla yakın emniyet müdürlüğü yapmış, bizde de daire başkanlığı yapmış. Bu beyefendi artık sürünerek de olsa buraya gelemiyor. Yani bu şekilde bir sağlık durumu var. İkinci husus yan salonda bir ‘casusluk’ davası yürütülüyor. En az buradaki iddianame kadar absürt ve alçakça hazırlanmış bir iddianameyle karşı karşıyayız" dedi.


Ekrem İmamoğlu konuşmaya devam ettiği sırada mahkeme başkanı "Talebinizi alalım" dedi. İmamoğlu devamında, "Ne kadar boş bir iddianameyi yargıladığınızı size huzurunuzda iletmek için söylüyorum bunu. Biz de sizden talepte bulunduk. Kızıyorsanız susayım sayın başkan" dedi.


Mahkeme başkanı ise, "Sanıklar adına talepte bulunmanıza gerek yok" şeklinde yanıt verdi. Ekrem İmamoğlu ardından, "Talepte bulunurum sayın başkan. Ben 143 eylemden sorumluyum. Talepte bulunurum. Burada sağlık sorununu size iletecek kendisi olmadığına göre onun adına ben ileteceğim" dedi. Mahkeme başkanı ise, "Cezaeviyle de görüştük. Bilgimiz var" dedi.


Ardından Kültür A.Ş. hak ediş şefi Gökhan Köseoğlu’nun savunmasına geçildi. Köseoğlu hakkında iddianamede yapılan değerlendirmede örgüt yöneticisi Murat Ongun’a bağlı olarak hareket ettiği, Kültür A.Ş. firmasında reklam şefi olarak da görev yaptığı, usulsüz düzenlenen ihalelerde imzasının bulunduğu belirtilmişti.



"Murat Ongun’a bağlı hareket ettiğim söyleniyor ama kendisi ile hiçbir bağlantım yoktur"


Köseoğlu, "Ne benim ne ailemin sebepsiz zenginleşmesi yok. İddianamede yer alan örgüt şemasındaki kişilerin çoğunu tanımıyorum. İddianamede örgüt yöneticisi Murat Ongun’a bağlı hareket ettiğim söyleniyor ama kendisi ile hiçbir bağlantım yoktur. Telefonla bile görüşmüşlüğüm yoktur. İddia edilen örgüt şemasındaki kişilerin çoğunu tanımayan bir kişinin örgüt üyesi olup olmadığını takdirinize bırakıyorum. Ben sadece hak ediş şefiyim. Kültür A.Ş.’de ihale kazanan firmalar belli olduktan ve sözleşme imzaladıktan sonra iş ve işlemlerin resmi hak ediş dokümanlarını hazırlayan bir birimiz. Bu süreçte bile hiçbir imzam yoktur. Hak ediş işlemlerine ilişkin hiçbir usulsüzlük tespit edilememiştir" dedi.



"İhale süreçlerinde bizzat yer almadım"


Köseoğlu savunmasının devamında, "İddianame beni yapılan ihaleler ile ilgili görevli şahıs olarak tespit etmiştir. İhale süreçlerinde bizzat yer almadım, ihale biriminde görevli değilim, satın alma biriminde görevli değilim. Bunların hiçbirinden olmadığımdan dolayı bana ait olmayan görev tanımlamaları gerçeği yansıtmamaktadır. Ben sadece hak ediş şefiyim. Bu ihaleler, hak ediş şefinin görev, yetki sorumluluk alanında olan durumlar değildir. Bu hatalı görev tanımlamaları maddi hatalar zincirini oluşturmaktadır" ifadelerini kullandı.



"Bir takım usulsüzlere şahit oldum etkin pişmanlık kapsamında verdiğim ifadeleri kabul ediyorum"


Etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadesi hakkında konuşan Köseoğlu, "10 yıl Kültür A.Ş.’de çalıştım. Hak ediş için ziyaretler yaptım. Bir takım usulsüzlere şahit oldum. 2021 yılında Kültür A.Ş.’ye gelen mülkiye şeflerine yardımcı oldum. Soruşturma sürecinde de şahit olduğum usulsüzlükleri paylaştım. Etkin pişmanlık kapsamında verdiğim ifadeleri kabul ediyorum. Olayların sanığı değil tanığı konumundayım. Beraat edeceğime inancım tamdır. Bir baskı altında etkin pişmanlık ifadesi vermedim" dedi.


Ardından mahkeme başkanı tarafından sanığa, "Reklam İstanbul isimli firmayla ilgili birtakım anlatımların olmuş. Serdal Taşkın’ın (eski Kültür A.Ş. Genel Müdürü) sana birtakım söylemleri olduğundan bahsetmişsin. O hususları anlat bize, nasıl gerçekleşti?" dedi.


Köseoğlu, "2019’un sonlarıydı. Serdal Bey’in odasına girip çıktığım için o dönem içerisinde Reklam İstanbul firmasından bahsetti. 2019 yılı içerisinde sanırım kurulmuş bir firma. 2019’un sonunda Reklam İstanbul diye bir firmanın olduğunu ve herhangi bir iş deneyimi ve yeterliliğinin olmadığını yani herhangi bir ihale veya satın alma sürecinde bulunamayacağını, o yüzden ufak ufak işler verilerek şirketin yapmış olduğu iş deneyimlerinin artırılarak büyük ihalelere katılmasını söylemişti. Reklam İstanbul’a ufak ufak işler verilerek daha sonrasındaki büyük hacimli işler verilmeye başlandı ve o arada da tabii ki iş deneyim belgesi oluştu. 3G kapsamında yapılmış olan ihalelerin belli bir limit üstünde iş deneyim belgesi aranma şartı var Kültür A.Ş.’nin yönetmeliği gereği. O yüzden ufak ufak işler verilmesi gerekiyor ki hacim artmalı ve daha sonrasında daha büyük ihalelere katılabilmesi için bir iş deneyim belgesi oluşma süreci olması gerekiyor. Bununla ilgili bana söylemi, anlatımları oldu" dedi.


Hakim ardından, "Bu firmaya neden önem verdiğini ne olarak sana açıkladı? Böyle bir şey var mı?" sorusunu yöneltti. Sanık Gökhan Köseoğlu "Açıkçası çok fazla bir detay belirtmedi bana. Sadece önemli olduğunu söyledi. Bu şirketin aslında Nihat Sütlaç’ın olmadığını, Murat Ongun’a ait olduğunu, hatta kendisinin de öyle hani sembolik nitelikte bir ortaklığının olduğundan bahsetmişti Bir buçuk yıl içerisinde Reklam İstanbul’un Kültür A.Ş.’den almış olduğu yüklüce ihaleler oldu" yanıtını verdi.


Duruşma çapraz sorgunun ardından yarına ertelendi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Bakan Ersoy: "İstanbul tarih boyunca yalnızca bir şehir değil, tasarımın, mimarinin ve zanaatın merkezi olmuştur" İstanbul’da Global Design Forum’un açılış programında konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "İstanbul tarih boyunca yalnızca bir şehir değil, tasarımın, mimarinin ve zanaatın merkezi olmuştur. 7 tepeli bu güzel şehir aynı zamanda fikirlerin, kültürlerin, sanatın ve üretimin buluştuğu eşsiz bir medeniyetin de merkezi olmuştur" dedi. Londra Tasarım Festivali kapsamında 15 yılı aşkın süredir Victoria & Albert Müzesi’nde düzenlenen Global Design Forum’un açılışı İstanbul’da gerçekleştirildi. İstanbul Arkeoloji Müzesi bahçesindeki formun artistik direktörlüğünü sanatçı ve tasarımcı Melek Zeynep Bulut’un üstlendi. Açılış programına Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un yanı sıra London Design Festival direktörü Ben Evans, tasarımcı Melek Zeynep Bulut, tasarımcılar, akademisyenler, sanatçılar ve kültür-sanat dünyasından davetliler katıldı. 4 gün sürecek forum kapsamında dünyanın farklı ülkelerinden tasarımcılar, mimarlar, uluslararası ve yerel tasarımcıları İstanbul’da buluşturarak şehirde tasarım kültürünü kutlamayı ve tartışmayı hedefliyor. Açılış programında konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Bugün kültürün, tasarımın, mimarlık ve kreatif endüstriler dünyasının çok kıymetli bir buluşmasına ev sahipliği yapan Global Design Forum’un bu özel buluşmasında sizlerle birlikte olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Kökeni dünyanın en saygın tasarım etkinliklerinden biri olan Londra Design Festival’e dayanan forum, 15 yılı aşkın süredir Victoria & Albert Müzesi bünyesinde düzenlenen düşünce liderliği platformunun uzantısı olarak İstanbul edisyonunu hayata geçirmektedir. Global Desing Forum’un İstanbul edisyonunun hayata geçirilmesi yalnızca bir etkinlik değil aynı zamanda Türkiye’nin kültürel vizyonunu, kreatif endüstrilerdeki iddiasını ve şehirlerimizin taşıdığı medeniyet birikimini dünya ile paylaşan güçlü bir adımdır. Bu önemli platformun İstanbul’a taşınması, şehrimizin küresel tasarım ve kültür haritasındaki yerini daha da güçlendirmektedir. İstanbul tarih boyunca yalnızca bir şehir değil, tasarımın, mimarinin ve zanaatın merkezi olmuştur. 7 tepeli bu güzel şehir aynı zamanda fikirlerin, kültürlerin, sanatın ve üretimin buluştuğu eşsiz bir medeniyetin de merkezi olmuştur. Bugün de aynı ruhla geçmişin hafızasını geleceğin üretici diliyle buluşturan bir ilham kaynağıdır" ifadelerini kullandı. Forum ile ilgili konuşan Bakan Ersoy, "İstanbul bugün bu forumla dünyanın dört bir yanından gelen tasarımcıları, sanatçıları, bu eşsiz mirasın içinde bir araya getirmektedir. Şehir geneline yayılacak kolektif yerleştirmeler, görsel ve işitsel anlatılar, İstanbul’un sesini uluslararası bir sese dönüştürecek. Bu yılki program mekan üretimi, anlatıcılık, tartışma ve yeniden düşünme olmak üzere dört başlık altında gerçekleştirilecek. ’İstanbullar’ platformu, İstanbul’un en güçlü fikirlerini, üreticilerini ve mekanlarını bir araya getirerek şehrin üretken enerjisini sergilemiş olacak. Bugün özgün ekonomiler, dünya genelinde yalnızca estetik bir üretim alanı değil, aynı zamanda ekonomik büyümenin, şehir markalaşmasının ve toplumsal dönüşümün temel dinamiklerinden biri haline gelmiştir. Türkiye’de sahip olduğu genç nüfus, kültürel çeşitlilik ve üretken potansiyel ile bu dönüşümün en önemli aktörlerinden biridir. Çünkü kültürel kalkınma ancak yerel potansiyelin uluslararası etkileşimle buluşmasıyla mümkündür. Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak bizler, kültürel mirasın korunmasında olduğu kadar çağdaş üretimin desteklenmesinin de stratejik bir öncelik olarak görüyoruz. Tasarım, mimarlık creatif endüstriler ve kültürel girişimcilik alanlarında ortaya çıkan her yeni fikir, Türkiye’nin kültürel diplomasisini ve marka değerine katkı sağlamaktadır. Bu forumun yapıldığı mekan da çok özel, Ecdat yadigarı Topkapı Sarayı yerleşkesinin o ilham verici atmosferinde geçmişin ihtişamı ile geleceğin vizyonu aynı çatı altında buluşmaktadır" dedi.
Antalya Mermer yüklü tırla kafa kafaya çarpışan otomobildeki çift hayatını kaybetti Antalya-Isparta yolunda direksiyon hakimiyetini kaybederek karşı yönden gelen mermer blokların yüklü olduğu tır ile çarpışan otomobilde bulunan karı-koca hayatını kaybetti, tır sürücüsü ise yaralandı Kaza, saat 13.30 sıralarında Aksu ilçesi Kayadibi Mahallesi Antalya-Isparta yolu üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Antalya’da Isparta yönüne seyir halindeki Ali Çapraz’ın kullandığı 53 AHL 239 plakalı otomobil henüz belirlenemeyen bir nedenle sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu, önce karşı yönden gelen tırın dorsesine çarptı. Çarpmanın etkisiyle kontrolden çıkan otomobil savrularak yine karşı yönden gelen Bekir Ş.’nin kullandığı 07 CHK 136 plakalı mermer blokların yüklü bulunduğu tır ile kafa kafaya çarpıştı. Kazayı görenlerin ihbarı ile olay yerine polis, Jandarma, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi. Karı-koca hayatını kaybetti Daha öncede onlarca kazanın yaşandığı bölgeye gelen sağlık ekipleri yaptıkları kontrollerde otomobil sürücüsü Ali Çapraz (63) ve yolcu olarak bulunan eşi Sevda Çapraz’ın (57) hayatını kaybettiğini belirledi. Kazayı yaralı olarak atlatan tır sürücüsü Bekir Ş. ise sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından ambulansla hastaneye kaldırıldı. Kaza nedeniyle trafik jandarma ve polis ekipleri tarafından uzun süre tek şeritten kontrollü olarak sağlanırken, araçların çekici yardımıyla kaldırılmasının ardından yol yeniden trafiğe açıldı
Mersin Mersin’de bir işçinin hayatını kaybettiği patlama anı kamerada Mersin’de bir işçinin hayatını kaybettiği yağ üretim ve enerji depolama tesisindeki yangın kontrol altına alındı. İşçinin yukarda olduğu sırada meydana gelen patlama anı güvenlik kamerasına yansıdı. Olay, merkez Akdeniz ilçesi Kazanlı Mahallesi’nde bulunan Aves Enerji Dolum Tesislerinde meydana geldi. Alınan bilgiye göre, yakıt tankında henüz belirlenemeyen bir nedenle patlama yaşandı. Patlama sırasında tank üzerinde bulunan Süleyman Güner (47), yaklaşık 20 metre yükseklikten beton zemine düştü. Güner, ağır yaralı olarak kaldırıldığı Toros Devlet Hastanesi’nde yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Patlamanın ardından fabrikada çıkan yangına ilk olarak tesisin kendi ekipleri müdahale etti. Alevlerin kısa sürede büyümesi üzerine bölgeye Mersin Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı, AFAD ve emniyete bağlı TOMA araçları sevk edildi. Yangının kontrol altına alınabilmesi için Adana ve Niğde’den de takviye itfaiye ekipleri gönderildi. Ayrıca Mersin’in çeşitli ilçelerinden destek ekipleri bölgeye yönlendirildi. Tanktaki benzin nedeniyle ekiplerin söndürme çalışmaları güçlükle yürütüldü. Akşam saatlerinde yangına köpükle müdahale edilerek boğma yöntemiyle kontrol altına alındı. Ara ara soğutma çalışmalarının sürdüğü bölgede ekiplerin bir kısmı ayrılırken, bir kısmı ise tedbir amaçlı beklemeye geçti. Öte yandan patlama anına ait güvenlik kamerası görüntüleri de ortaya çıktı. Görüntülerde, işçinin tank üzerindeyken meydana gelen patlamayla savrulması ve alevler yer aldı. Olayla ilgili incelemenin sürdüğü bildirildi.
Muğla Global Sumud filosu Marmaris’ten Gazze’ye doğru yola çıkıyor Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla İspanya’nın Barselona kentinden 15 Nisan’da yola çıkan ancak Akdeniz’de İsrail’in müdahalesine maruz kalan "Global Sumud Filosu"nun 54 teknesiyle, yarın Marmaris’ten yola çıkacakları duyuruldu. 10 Mayıs’ta Muğla’nın Marmaris ilçesine ulaşan toplam 38 tekneden oluşan filo, Marmaris Limanı’nda gerçekleştirilen teknik kontrollerin ardından Marmaris açıklarına demirledi. Girit üzerinden gelen aktivistlerin Türkiye’ye giriş ve çıkış işlemleri ise güvenlik birimlerinin koordinasyonunda, gümrüklü limanda kurulan karakol ve sağlık birimi aracılığıyla kontrollü şekilde gerçekleştirildi. 4 gündür Marmaris’te bulunan aktivistlerin, İsrail ve Yunan askerleri tarafından maruz kaldıklarını belirttikleri müdahalelerle ilgili Marmaris Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayette bulunmalarının ardından resen soruşturma başlatıldı. "Yarın yola çıkacaklar" Global Sumud Filosu üyeleri bugün Marmaris’in Adaköy Mahallesi’nde düzenledikleri basın toplantısıyla Gazze’ye yönelik dayanışma mesajı verdi. Global Sumud Filosu Yönetim Kurulu Üyesi Sümeyra Akdeniz Ordu, GSF Tıbbi Filosu temsilcisi Dr. Imane El Makhloufi, kısa süre önce İsrail’de gözaltına alınıp serbest bırakılan GSF Yürütme Kurulu Üyesi Saif Abukeshek, Rohingya toplumu temsilcisi Ko Tinmaung, İnsan Hakları Avukatı Nathalia Accioly’nin açıklamalarda bulunduğu toplantıda çok sayıda uluslararası gazeteci, aktivist ve destekçi katıldı. Daha önce İsrail askerleri tarafından alıkonulan ve sonrasında serbest bırakılan GSF Yürütme Kurulu Üyesi Thiago vila ise toplantıya çevrim içi bağlandı. "Hiçbir şey yapmamanın riski daha büyük" Toplantıda Türkçe konuşan ve İngilizce yapılan açıklamaları da Türkçe’ye çevrilmesine yardımcı olan Global Sumud Filosu Yönetim Kurulu Üyesi Sümeyra Akdeniz Ordu, Filistin’e yönelik uluslararası dayanışmanın her geçen gün büyüdüğünü belirterek özellikle Latin Amerika ülkeleri ve Brezilya’dan gelen desteğin arttığını söyledi. İsrail’in müdahalelerinin giderek daha sert hale geldiğini ifade eden Ordu, "İsrail’in şiddeti her seferinde bir seviye daha artıyor. Yaralanan, kötü muameleye uğrayan arkadaşlarımız oldu. Ancak tüm riskleri göze alarak yolumuza devam ediyoruz. Çünkü hiçbir şey yapmamanın riski çok daha büyük" dedi. Gazze’de yaşananların yalnızca bölgesel bir mesele olmadığını vurgulayan Ordu, dünyanın birçok ülkesinden insanların aynı amaç etrafında birleştiğini belirterek mücadeleyi sürdürmek zorunda olduklarını söyledi. Toplantıda Myanmar’dan katılan temsilci de söz alarak, Filistin’de yaşanan insan hakları ihlalleri ile kendi ülkelerinde yaşanan olaylar arasında benzerlik bulunduğunu ifade etti. Filistin meselesinin artık yalnızca Ortadoğu’nun değil, tüm dünyanın insan hakları sorunu olduğu vurgulandı. "Hukuki süreç başlatıldı" GSF hukuk ekibi üyesi İnsan Hakları Avukatı Nathalia Accioly tarafından yapılan açıklamada ise İsrail müdahalesi sırasında yaralanan aktivistlerin ifadelerinin alındığı, adli tıp başvurularının yapıldığı ve elde edilen tüm belgelerin İsrail’e karşı yürütülecek hukuki süreçlerde kullanılacağı belirtildi. Aktivistler ayrıca, 38 tekneden oluşan filoya 16 teknenin daha katıldığını açıkladı. Yarın itibarıyla 54 tekne olarak yeniden yola çıkacaklarını belirten filo üyeleri, yolculuk sırasında 6 teknenin daha kendilerine katılmasının beklendiğini ifade etti. "Gazze ablukası hala devam ediyor" İsrail tarafından gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılan GSF Yürütme Kurulu Üyesi Saif Abukeshek ise Gazze’ye yönelik ablukanın hala sürdüğünü ve uluslararası dayanışmanın devam etmesi gerektiğini söyledi. Abukeshek, "Organizatörlerden biriyim, aynı zamanda yürütme komitesi üyesiyim. Gazze’ye yönelik ablukayı kırmak için diğer hareketler ve kuruluşlarla birlikte çalışmalarımızı sürdürmek amacıyla geçen yıldan bu yana seferber olmuş durumdayız. Bu, filonun son ayağı. Yarın buradan Gazze’ye doğru yola çıkıyoruz. İsrail, Filistin halkına yönelik ihlallerini sürdürdü. Filistin halkına karşı işlediği suçları sürdürdü. Soykırım durmadı, abluka sona ermedi. Çocuklar, kadınlar ve erkeklerden oluşan 9 binden fazla Filistinli mahkuma yönelik suçlar devam ediyor. Bu insanlar cezaevlerinde işkence görüyor, aç bırakılıyor ve insanlık dışı muameleye maruz kalıyor. Bu yüzden seferber olmaya devam etmek zorundayız ve tüm bu çalışmaları desteklemeliyiz. Burada bulunma nedenimiz bu" ifadelerini kullandı. Kendisinin yaşadığı gözaltı sürecine ilişkin de konuşan Abukeshek, yaşadıklarının Filistinli tutukluların yaşadıklarıyla kıyaslanamayacağını belirterek, "Benim yaşadıklarım, Filistinli mahkumların yaşadıklarıyla kıyaslandığında önemsiz kalır. Cezaevlerinde 9 binden fazla tutuklu var ve her gün işkence görüyorlar. Onların tanıklıklarını dinledik. Birçoğunun sivri cisimlerle tecavüze uğradığını duyduk. Bazılarının köpeklerle saldırıya uğradığını duyduk. Kadınların toplu şekilde cinsel saldırıya maruz bırakıldığı anlatılıyor. İşte konuşmamız gereken hikayeler bunlar. Anlatmamız gereken hikayeler bunlar" ifadelerini kullandı. Toplantının sonunda ise halen İsrail hapishanelerinde bulunan aktivistlerin serbest bırakılması çağrısı yapıldı. "Mektup yarışmasında seçilen mektuplar cam şişelerle Gazzeye uğurlanacak" Global Sumud Filosu aktivistlerinin yaptığı toplantıya İstanbul ve Samsun’dan gelen PTT Derneği üyeleri geçtiğimiz ay düzenlenen Gazze’ye mektup yarışmasından 10 mektubu Türkçe’den Arapça’ya çevirerek cam şişelere koyup, Gazze’ye ulaştırılmak üzere Filoya teslim edeceklerini onların da orada bu mektupları ileteceklerini belirttiler. İçlerinde dualar ve insani dileklerin yazılı olduğu belirtilen mektuplar da yarın filo ile birlikte Gazze’ye yola çıkacak.