KÜLTÜR SANAT - 15 Mayıs 2025 Perşembe 12:51

Üç günlük sanat maratonu: SATMER Festivali kapılarını açtı

A
A
A

İstanbul Gelişim Üniversitesi’nin düzenlediği SATMER Kültür ve Sanat Festivali’nin açılışı yapıldı. Osmanlı’dan günümüze 15 farklı sanat dalını teknolojiyle buluşturarak sanatseverleri bir araya getiren festivalin geleneksel hale getirilmesi ve uluslararası düzeye taşınması hedefleniyor.

İstanbul Gelişim Üniversitesi, Sanat Tasarım Uygulama ve Araştırma Merkezi (SATMER) öncülüğünde Kültür ve Sanat Festivali düzenlendi. 14 Mayıs’ta başlayan ve üç gün sürecek olan festival; hat, tezhip ve minyatür gibi geleneksel sanatları, atık metal heykeller ve dijital portreler gibi modern uygulamalarla birleştirdi. Ünlü sanatçıların söyleşileri ve konserleriyle zenginleşen etkinlik, sanatseverlere farklı bir deneyim sunuyor. Ayrıca festival kapsamında tanıtılan İGÜ Sanat Tasarım Uygulama Araştırma Merkezi’nin (SATMER), Türkiye’deki üniversiteler arasında bir ilk olduğu da belirtildi.

Üç günlük sanat maratonu: SATMER Festivali kapılarını açtı

"İlk sekiz yüz, hatta ilk beş yüz arasında yer almayı hedefliyoruz"

Festivalin açılışında konuşan İstanbul Gelişim Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Abdülkadir Gayretli, "Bu festival; öğrenciler, akademisyenler ve ülkenin geleceği için büyük önem taşıyor. İstanbul Gelişim Üniversitesi, adından da anlaşılacağı gibi sürekli gelişiyor. Times Higher Education (THE) Dünya sıralamalarında bin bir ile bin iki yüz bandına yerleştik. Sizlerin katkılarıyla önümüzdeki yıllarda ilk sekiz yüz, hatta ilk beş yüz arasında yer almayı hedefliyoruz" dedi.

Üç günlük sanat maratonu: SATMER Festivali kapılarını açtı

"Yarışı sürdürerek başarıdan başarıya koşacağız"

Gayretli, üniversitenin uluslararası bir vizyonla yüz yıllık bir kurum olma yolunda ilerlediğini belirterek şunları söyledi:

"Bu bir bayrak yarışıdır. Bizler, öğrencilerimiz ve gelecek nesillerle bu yarışı sürdürerek başarıdan başarıya koşacağız. İnsan, kendisini nerede görmek isterse orada değer bulur. Öğrencilerimizin birlik ve beraberlik içinde değer oluşturması bizim için çok kıymetli."

Üç günlük sanat maratonu: SATMER Festivali kapılarını açtı

"Ülkemizin ve dünyanın önde gelen sanatçıları, öğrencilerimizle bir araya geldi"

İstanbul Gelişim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bahri Şahin, "SATMER’İ yeni kurduk. Sanat, sosyal bilimler ve teknoloji, medeniyetin üç sacayağıdır. SATMER ile sanatsal, sosyal ve teknik inovasyonu birleştiren bir ekosistem oluşturduk. Üniversite olarak sanata pozitif ayrımcılık yaparak yıllarca ihmal edilmiş bu alanı güçlendiriyoruz" dedi.

"SATMER bünyesinde düzenlenen etkinlikler, sanatı öğrenciler ve sektör profesyonelleriyle buluşturdu" diyen Prof. Dr. Şahin, "Her iki haftada bir sergiler ve buluşmalar organize ettik. Geçen hafta, öğretim üyemiz İsmet Çavuşoğlu’nun sergisini açtık. Ülkemizin ve dünyanın önde gelen sanatçıları, öğrencilerimizle bir araya geldi. Üniversite, öğrenci-sektör buluşmalarını sanatçılar, akademisyenler, sanayiciler ve sosyal bilimcilerle gerçekleştirerek yenilikçi bir model sundu" diye konuştu.

Prof. Dr. Şahin, festivali gezdiğini ve farklı sanat dallarının bir araya geldiği bu organizasyondan etkilendiğini belirterek "Öğrencilerimiz, ünlü sanatçılarla buluşarak sanat hakkında ilk elden bilgi aldı. Bu birleşimden büyük mutluluk duyduk. Üniversitemiz; 38 bin öğrencisi ve 7 bin uluslararası öğrencisiyle sanat, sosyal bilimler ve teknoloji alanlarında büyümeye devam ediyor. Dünya sıralamalarında önemli bir yer edindik. En fazla uluslararası akreditasyona sahip üniversiteyiz. Yükseköğretim Kalite Kurulu (YÖKAK) tarafından verilen kurumsal akreditasyonu da aldık. Bu bizim için çok önemli. İstanbul Gelişim Üniversitesi uluslararası bir üniversite" şeklinde konuştu.

"Amacımız, her kesime hitap eden bir festival konsepti oluşturmaktı"

SATMER Müdürü ve Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Günay, "Festival; hat, tezhip, minyatür gibi geleneksel sanatlarla, atık metal dönüşüm heykelleri ve bilgisayar programlarıyla oluşturulan dijital portreler gibi yenilikçi uygulamaları kapsadı. Bu çeşitlilik, Türkiye’de bir ilk oldu" dedi.

Günay, "Amacımız, her kesime hitap eden bir festival konsepti oluşturmaktı. Gençlerin teknolojiye olan ilgisini dikkate alarak geleneksel ve modern sanat dallarını birleştirdik. Böylece hem gençler hem de tüm sanatseverler için çekici bir etkinlik sunduk. Festivalde, atık metallerden yapılan heykeller gibi çevre dostu eserler de büyük ilgi gördü. Bu festivali daha büyük platformlarda, daha geniş kitlelere ulaştırarak sanatın birleştirici gücünü göstermeye devam edeceğiz" diyerek sözlerini tamamladı.

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Yozgat Binlerce yıllık Roma Hamamı, ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor Yozgat’ın Sarıkaya ilçesinde bulunan ve halk arasında ‘Kral Kızı Hamamı’ olarak da bilinen 2 bin yıllık Roma Hamamı yerli ve yabancı turistleri ağırlıyor. Roma İmparatorluğu döneminde, yaklaşık 2 bin yıl önce inşa edildiği değerlendirilen hamam, Anadolu’da antik çağlardan günümüze kadar işlevini koruyarak ulaşan nadir yapılar arasında yer alıyor. Termal su kaynağı üzerine kurulan yapı, hem mimarisi hem de sürekli akan sıcak suyuyla dikkat çekiyor. Sarıkaya Belediyesi’nde Roma Hamamı’nın Sorumlu Şefi olarak görev yapan Rasim Şahin günlük ortalama 50 ile 200 arası ziyaretçi geldiğini belirtti. Şahin, okul gezisi için öğrencileri sıklıkla ağırlayan Roma Hamamı’na en son gelen ziyaretçilerin Fransız turistler olduğunu söyledi. Şahin, "Bisiklet ile dünya turuna çıkan iki tane Fransız arkadaş geldi. Burayla alakalı fikirlerini beyan ettiler. Buraya gelen ziyaretçilerin yorumları güzel. Karşılama, ağırlama, çay kahve ikramımız, fotoğraf çekimi olsun gerekli ilgi alakayı gösteriyoruz. Roma Hamamı’nı ziyarete gelen vatandaşlarımız için ören yerini ziyaretleri bittikten sonra rahatça oturup kahve içebilecekleri bir alanı bize sunan Sarıkaya Belediye Başkanı Osman Gözan’ın katkılarıyla tahsis edilmiştir. Ayrıca hediyelik eşya bölümümüz de mevcut" dedi. Yıl boyunca yerli turistlerin yanı sıra yurt dışından da gelen ziyaretçileri ağırlayan Sarıkaya Roma Hamamı, Yozgat’ın kültürel mirasının en önemli simgelerinden biri olarak öne çıkıyor.
İstanbul Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: "Türkiye olarak daima Filistinlilerin yanında olmaya, insan haklarını savunmaya, adaleti savunmaya devam edeceğiz" Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Son iki yıldan bu yanda da soykırım suçu işleyen bir örgüt var karşımızda. Maalesef barış anlaşmasının da gerekleri yerine getirilmedi. Biz Türkiye olarak daima Filistinlilerin yanında olmaya, insan haklarını savunmaya, adaleti savunmaya devam edeceğiz" dedi. İstanbul’da "Sinmiyoruz, susmuyoruz Filistin’i unutmuyoruz" sloganıyla yeni yılın ilk sabahında Galata Köprüsü’nde düzenlenen mitinge binlerce vatandaş akın etti. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’da mitinge katılanlar arasında yerini aldı. Miting alanında konuşan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Bugün İstanbul’dan tarihi bir çağrı yapıyoruz. Yılın ilk gününde Filistin’de, Gazze’de zulmün sona ermesi adına çok önemli bir buluşmayı İstanbullular gerçekleştiriyor. Galata Köprüsü’nün üstünde muhteşem bir kalabalık var. İnsan hakları çağrısı yapıyorlar adalet çağrısı yapıyorlar. Maalesef 7 Ekim 2023’den bu yana 70 bini aşkın Filistin’li şehit edildi. Bunun yüzde 50’den fazlası kadın ve çocuklardan oluşuyor. Dünyanın gözü önünde soykırım suçu işlendi. Soykırım suçunu işleyenlerle ilgili olarak uluslararası hukuk maalesef işletilemedi. Uluslararası adalet divanın aldığı tedbir kararları icra edilemedi. Uluslararası ceza mahkemesinde açılan soruşturma ilerletilemedi. Batılı ülkeler İsrail’e destek çıktılar. İnsan haklarının ve adaletin savunucusu olmadılar. Türkiye olarak Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hep Filistin davasını savunduk. Bu son iki yılın problemi değil bu bir asrı aşan bir sorun. Dünyanın kanayan yarası. uluslararası hukukun, Birleşmiş Milletlerin bütün kararları bugüne kadar hep yok saydı. Uluslararası hukuka, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin kararlarına uymayan onları takmayan bir devlet var. Son iki yıldan bu yanda da soykırım suçu işleyen bir örgüt var karşımızda. Maalesef barış anlaşmasının da gerekleri yerine getirilmedi. Hala orada çocuk ve kadın katliamı devam ediyor. Biz Türkiye olarak daima Filistinlilerin yanında olmaya, insan haklarını savunmaya, adaleti savunmaya devam edeceğiz. Buz gibi bir hava var ama İstanbullular akın akın Galata’ya geldiler. Burada bir millet ittifakının olduğunu hep beraber görüyoruz. Milletimiz duyarlılığını gösterdi. Milli İrade platformu da öncelik etti. Herkes burada top yekun Filistin’le ilgili olarak insanlığın vicdanının sesi oldu" dedi.
Yozgat Saraykent Yılan Boynu Tepesi, keşfedilmeyi bekliyor Yozgat’ın Saraykent ilçesinde yer alan ve Tunç Çağı’ndan Roma dönemine kadar pek çok medeniyete ev sahipliği yapan Yılan Boynu Tepesi, hem arkeolojik zenginliği hem de doğal manzarasıyla dikkat çekiyor. Yozgat’ın doğusunda yer alan ve tarihi ipek yolu güzergahındaki stratejik konumuyla bilinen Saraykent ilçesi, önemli bir kültür mirasını taşıyor. İlçenin Mareşal Fevzi Çakmak Mahallesi sınırları içerisinde bulunan Yılan Boynu Tepesi, bölgenin binlerce yıllık tarihini yüzeyindeki kalıntılarla gösteriyor. İlçe merkezinin yaklaşık 50 metre kuzeyinde, doğal kayalık bir alan üzerinde yükselen Yılan Boynu Tepesi, yaklaşık 250 metre çapındaki yerleşim alanıyla ilgi çekiyor. Yüzey araştırmalarında elde edilen seramik buluntular; tepenin Erken ve Orta Tunç Çağı, Demir Çağı ve Roma dönemlerinde aktif bir yerleşim yeri olarak kullanıldığına işaret ediyor. Dik yamaçları ve stratejik konumuyla antik çağlarda bir savunma veya gözetleme noktası olarak kullanıldığı tahmin edilen bölge, doğa yürüyüşü ve kültür turizmi meraklıları için ideal bir durak noktası oluşturuyor. İlçe sakinlerinden Tahsin Doğan ilk yerleşim alanının Yılan Boynu Tepesi eteklerinin olduğunu söyledi. Doğan, "Eskiler tepe başlarında yaşıyordu, biliyorsunuz. Orada bir uygarlık yaşamış. Sonraki kuşaklar tepenin eteklerine geçmiş. İlk önce bizim ailelerimiz ve ağaların aileleri yerleşmiş. Mezarlardan, arazi tutmalardan belli. Kitap yazmıştım, orada bahsettim. O tepede Göcenler isimli bir aile kalmış. 1530’lu yıllarda Yılanlı Hüyük diye geçiyor. Osmanlı’da Kanuni dönemi sonrası ekinlik arazilere yerleşmişler" diyerek tarihi sürece değindi.