SAĞLIK - 02 Mayıs 2025 Cuma 11:02

Uzmanlardan ‘alerji’ uyarısı: "Son dönemdeki artışı çok ciddi hissediyoruz"

A
A
A
Uzmanlardan ‘alerji’ uyarısı: "Son dönemdeki artışı çok ciddi hissediyoruz"

Son zamanlarda alerji vakalarında yükseklik olduğunu söyleyen uzmanlar uyarılarda bulundu. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Alerji ve İmmünoloji Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Ayşe Süleyman, "Gerçekten son dönemdeki artışı kendi pratiğimizde çok ciddi şekilde hissediyoruz. Bütün alerjik hastalıklarda besin alerjisi de atopik dermatit de alerjik rinit, astım, ilaç alerjisi hatta ve hatta anafilaksileri bile artmış olarak biz de birebir görüyoruz. Doğumların sezaryen olması önemli bir risk, antibiyotiklerin fazla kullanılması, hava kirliliğinin artması, şehir hayatının olması gibi kolaylaştırıcı faktörleri biliyoruz, işlenmiş gıda tüketilmesi de önemli bir risk" dedi.


Toplumda kırsaldan kente yönelen yaşam tarzı, sanayileşme ve artan hava kirliliğiyle birlikte işlenmiş gıdaların sıklıkla tüketimi, yoğun ilaç kullanımı gibi durumların bağışıklık sistemini etkilediğine dikkat çeken uzmanlar, son yıllarda görülen alerji vakalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Çocuk İmmünolojisi ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Himmet Haluk Akar ve İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Alerji ve İmmünoloji Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Ayşe Süleyman kaşıntı, kızarıklık, döküntü gibi durumlarda bir uzmana başvurulması gerektiğini ifade ederken yaşam ve beslenme şartlarının sürece etkisini ifade etti.



"Son dönemdeki artışı pratiğimizde çok ciddi şekilde hissediyoruz"


Son zamanlardaki alerji vakalarına ilişkin konuşan Çocuk Alerji ve İmmünolojisi Uzmanı Doç. Dr. Ayşe Süleyman, "Gerçekten son dönemdeki artışı biz de kendi pratiğimizde çok ciddi şekilde hissediyoruz. Bütün alerjik hastalıklarda; besin alerjisi de atopik dermatit de alerjik rinit, astım, ilaç alerjisi hatta ve hatta anafilaksi (ölüme yol açabilen tehlikeli bir sistemik alerjik reaksiyon) leri bile artmış olarak biz de klinik pratiğimizde birebir görüyoruz. Esas alerjinin artmasının sebebi; yaşam tarzımızdaki ana değişiklikler. Süt, yumurta, buğday, ağaç yemişleri, kabuklu yemişler bunları daha çok görüyoruz. İlaç alerjileri özellikle anafilaksilerin, alerjik rinitin artmasının sebebi bizim o alerjenlere maruz kalmamız. İlaç alerjisi artıyorsa çok ilaç kullanıyoruz o yüzden gelişiyor, alerjik rinit artıyorsa polen döneminin uzaması, hava kirliliğinin artması gibi sebeplerden ötürü artıyor. Astım atakları artıyorsa yine aynı şekilde araya giren enfeksiyonların artması gibi risk faktörleri var. Doğumların sezaryen olması önemli bir risk, antibiyotiklerin fazla kullanılması, hava kirliliğinin artması, şehir hayatının olması gibi kolaylaştırıcı faktörleri biliyoruz ama daha yeni veriler bize gösteriyor ki işlenmiş gıda tüketilmesi de önemli bir risk" ifadelerini kullandı.



"Anafilaksi hayatı tehdit edici bir şey"


Sarı serum talepleri ve yaşanabilecek alerjik durumlara ilişkin konuşan Doç. Dr. Süleyman, "Gereksiz yere gereksiz endikasyonla yapılan her şeyin bir komplikasyonu görülür, burada da bunu görüyoruz. Endikasyonu olmadan bir sürü sıvıyı karıştırarak vermek maalesef bunlar birbiriyle geçimsiz olabiliyor, anafilaksi sonuçta hayatı tehdit edici bir şey, ciddi sistemik bir reaksiyon ve ölüm riski yapacak bir şey. Doktorlarının uygun gördüğü şekilde tedaviyi almaları ve bunun için de hastalarımızın ısrarcı olmaması gerekiyor. Alerji düşündürecek şikayetleri varsa öksürüğü, nefes darlığı, hırıltısı varsa, koşup oynamakla kolay yoruluyorsa çocuk astım olabilir, burunda kaşıntı, tıkanma, hapşırıklar, uyku bozukluğu varsa alerjik rinit olabilir, döküntüleri varsa bir egzema olabilir. Bu bulguları varsa bir alerji immünoloji uzmanına başvursunlar ve uzmanın direktifleri doğrultusunda hareket etsinler. Onun dışında çocuklarını sağlıklı beslesinler, spor yapmaya özen göstersinler, erken saatlerde yatırıp erken kalksın hastalarımız" diye konuştu.



"Astım ve diğer alerjik hastalıkların belirgin olarak arttığını görüyoruz"


Yaşanılan şartlar, tüketilen ürünlerin alerjik süreçlere etki ettiğini ifade eden Çocuk İmmünolojisi ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Himmet Haluk Akar, "Artık köylerde yaşamıyoruz, kentlere doğru göçler başladı, daha fazla stres altındayız ve yediğimiz, içtiğimiz şeylerin de doğallıktan uzaklaştığını görüyoruz. Bunlar da tabi vücudumuzda birçok şeyi değiştiriyor. Astım ve diğer alerjik hastalıkların da belirgin olarak arttığını görüyoruz. 90’lı yıllardan itibaren de besin alerjilerinin pikini yaşıyoruz. Fiziksel aktiviteyi bıraktık, böyle olunca besin alerjilerinin hakikaten arttığını görüyoruz. Alerjiye sebep olan bir sürü besinimiz var, 8 tanesi bizim açımızdan önemli. Besin alerjilerinde süt ve yumurta her zaman 1 numara, onun dışında fındık, fıstık, soya, kabuklu deniz ürünleri, balık ve buna benzer 8-9 ürün, tüm alerjilerin yüzde 90-95’ini oluşturuyor. İnsanlar diyetimize sahip çıksınlar, Akdeniz diyeti bu anlamda son derece koruyucu. Hareketli olmak, spor yapmak her zaman alerjiden olduğu gibi diğer bulaşıcı olmayan hastalıklardan da koruyor" dedi.



Uzmanlardan ‘alerji’ uyarısı: "Son dönemdeki artışı çok ciddi hissediyoruz"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Kayserispor, FIFA ve UEFA’ya gidecek Trendyol Süper Lig’den bir alt lige düşen Kayserispor Kulübü; Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) ligleri tescil etmesinin ardından FIFA ve UEFA’ya başvuruda bulunacağını açıkladı. Kulüpten yapılan açıklamada; TFF’nin tüm teamülleri hiçe sayarak ligleri acele şekilde tescil ettiğini ve yaşanan gelişmeleri UEFA ve FIFA’ya bilgilendirme yapacaklarını açıkladı. Kulüp tarafından yapılan açıklamada; "Kulübümüz için adalet ve eşitlik, rekabet kavramını ayakta tutan iki temel sütundur. Bu iki unsurdan birinin dahi eksikliği futbolun özünü ve sportif rekabetin meşruiyetini ortadan kaldırmaktadır. Kulübümüz; adil ve eşit rekabet anlayışının tesis edilmediği bir ortamda sahada oynanan oyunun sportif gerçeklik taşımadığının altını bir kez daha çizmektedir. Kamuoyunun da yakından takip ettiği süreçte üzülerek ifade etmek isteriz ki; kulübümüzün dile getirdiği ve ülkemizin dört bir yanından destek gören ’adil ve eşit rekabet ortamının sağlanması’ yönündeki çağrılar Türkiye Futbol Federasyonu tarafından dikkate alınmamış, aksine tüm teamülleri hiçe sayan bir yaklaşımla ligler acele şekilde tescil edilmiştir. Oysa futbolun düzenleyici ve denetleyici kurumu olan Türkiye Futbol Federasyonu’nun, adil ve eşit rekabet talebine vereceği karşılık bu olmamalıdır. Bu nedenle kulübümüz, ülkemizde yaşanan gelişmeler hakkında FIFA ve UEFA nezdinde bilgilendirme yapmayı zorunlu görmüştür. Adil ve eşit rekabet ortamı futbolun vazgeçilmez bir unsurudur. Futbolu milyonlar için anlamlı ve değerli kılan yegane unsur, her takımın kazanma ihtimalini yalnızca sahada ortaya konan mücadeleye dayanmasıdır. Bu ilkenin ortadan kalktığı yerde futbolun ruhundan ve gerçek bir sportif rekabetten söz etmek mümkün değildir" ifadelerine yer verildi.
Hatay HATSU,Dörtyol’u asbestli borulardan kurtarıyor Hatay Büyükşehir Belediyesi HATSU Genel Müdürlüğü, Dörtyol ilçesinde yürüttüğü altyapı çalışmaları kapsamında 250 kilometrelik içme suyu hattının 177 kilometresini tamamladı. Hatay Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki HATSU, "Güçlü Altyapı, Güçlü Hatay" anlayışıyla il genelindeki altyapı yatırımlarını sürdürüyor. Dörtyol ilçesinde içme suyu altyapısını modernize etmek amacıyla yürütülen proje kapsamında Numuneevler, Kışlalar, Yeşil, Sanayi, Ocaklı ve Çaylı mahallelerinde çalışmalar devam ediyor. HATSU yetkilileri, toplam 250 kilometrelik içme suyu altyapı hattının 177 kilometresinin tamamlandığını, projede yaklaşık yüzde 70 fiziki gerçekleşme sağlandığını bildirdi. Proje kapsamında ilçede toplam 10 bin 500 abone bağlantısının yapılmasının hedeflendiği belirtilirken, bugüne kadar 6 bin 100 abone bağlantısının tamamlandığı ifade edildi. Çalışmaların özellikle Yeşil, Ocaklı ve Çaylı mahallelerinde yoğun şekilde sürdüğü kaydedildi. HATSU yetkilileri, ilçedeki mevcut altyapının yaklaşık 40-50 yıllık asbest borulardan oluştuğunu ve bu nedenle ciddi su kayıp-kaçaklarının yaşandığını belirtti. Yetkililer, eskiyen hatlar nedeniyle su kayıp-kaçak oranının yüzde 70’lere ulaştığını, yenileme çalışmalarıyla birlikte bu kayıpların önüne geçilmesinin amaçlandığını aktardı. Çalışmalar kapsamında isale hattına 700 milimetre çapında ve yaklaşık 150 yıl kullanım ömrüne sahip düktil borular döşendiği, şebeke hatlarında ise modern polietilen boruların kullanıldığı bildirildi. Yetkililer, modern altyapı yatırımları sayesinde su kayıplarının azalacağını, içme suyu iletim kapasitesinin güçleneceğini ve vatandaşlara daha kaliteli hizmet sunulacağını ifade etti.