GÜNDEM - 04 Mayıs 2026 Pazartesi 10:02

Uzmanlardan çocuklarda şiddet eğilimine karşı önemli uyarı: "Sanal ortam suçun merkezi haline geldi"

A
A
A

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta iki okulda gerçekleşen silahlı saldırı tüm Türkiye’nin gündemine otururken uzmanlar, çocuklarda şiddet eğilimine karşı önemli uyarılarda bulundu. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Aysu Özge Yönetci Pekuz, çocuğun büyüdüğü ortamdan etkilendiğini belirtirken online dünyanın gerçeklik algısı üzerindeki etkisine dikkat çekti. Sanal dünyadaki şiddet içerikli oyunların çocukların dünyasında büyük etkiler oluşturduğunu belirten Pekuz, çocukların online ya da çeşitli toplu alanlarda şiddet içerikli oyun gibi unsurlardan uzak tutulması gerektiğini belirtti. Adli Bilişim Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık ise, "Sanal ortam bildiğiniz üzere suçun merkezi haline geldi. Bu da ciddi bir tehdit" dedi.

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta iki okulda gerçekleşen silahlı saldırı Türkiye’de büyük yankı uyandırırken, sanal dünyada veya toplu alanlardaki şiddet içerikli oyunların çocukları etkilediği ifade edildi. Çocukların mümkün olduğu kadar şiddetten, şiddet oyuncaklarından uzak yetiştirilmesi gerektiğini belirten uzmanlar, ailelere çok önemli görev düştüğünü; çocuğu mutlaka kontrollü bir şekilde cihazlara maruz bırakılması gerektiğinin altını çizdi.

"Çocuklarımızı mümkün olduğu kadar şiddetten uzak yetiştirmemiz gerekiyor"

‘Ülkemizde son zamanlarda kötü olaylar yaşadık öncelikle herkese baş sağlığı diliyorum’ diyerek sözlerine başlayan Medical Park Bahçelievler Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzman Dr. Aysu Özge Yönetci Pekuz, "Çocuklarda gelişimsel olarak dürtü kontrolü frontal korteksin olgunlaşmasıyla başlar. Küçük çocuklarda çarpma, vurma gibi hareketler normaldir ama bunlar çevreye, kendine zarar vermeye başladığı zaman patolojiktir. Bunun genetik sebepleri olması yanında biyopsikososyal sebepleri de vardır. Eğer aile içinde şiddet eğilimi varsa, sesler yükseliyorsa çocuk çok küçük yaştan itibaren şiddet unsuru olabilecek şeyleri görüyorsa bu çocuğun gelişimini etkiler. Sosyal medya, televizyon, bilgisayar, diziler, filmlerde çok fazla şiddet unsurunun olması çocukları oldukça tetikleyen bir durum. Çocuklarımızı mümkün olduğu kadar şiddetten, şiddet oyuncakları da dahil olmak üzere uzak yetiştirmemiz gerekiyor. Oyunların çok vurdulu, kırdılı olması ve çocuk gördüğünü taklit eder, bunun eğiliminde olması biraz şiddet olaylarını artırıyor. Eğitim ilk önce ailede başlıyor sonra okulda devam ediyor" dedi.

"Vurdulu, kırdılı oyunlar çok tetikleyen hareketler"

Şiddet eğilimli oyunların çocuklara etkisi üzerine konuşan Uzm. Dr. Yönetci Pekuz, "Dünya genelinde de ülkemizde de çok etkiliyor. Bir dönem internet kafeler vardı, şiddet eğilimi olan vurdulu, kırdılı oyunlar oynanırdı. Onlar da çok tetikleyen hareketler. Yaş sınırlamalarının getirilmesi, erişimin bir şekilde engellenmesi bence şiddeti engellemekte en önemli aşamalardan biri. Sosyal medya erişim engeliyle ilgili yasa çalışmaları da bununla alakalı aslında çok doğru ve yerinde bir karar. Dijital çağda yaşadığımız için hayatımızdan tableti, televizyonu, bilgisayarı çıkaramayız, burada önemli olan geçirilen süre kadar o sürede ne yapıldığı. Ailelere burada çok önemli bir görev düşüyor, çocuğunuzu mutlaka kontrollü bir şekilde cihazlara maruz bırakmalıyız. Kontrol mekanizmasını aktif tutmak gerekiyor" diye konuştu.

"Toplu ortamlarda şiddet içeren unsurların yer almaması gerekiyor"

‘Özellikle 0-2 yaşta hiçbir şekilde televizyon, tablet, ekran kullanımı olmasını önermiyoruz’ diyen Uzm. Dr. Yönetci Pekuz, "Tüm çocukların olabileceği bir ortamda gelişimsel açıdan çocukların bunu bir oyun olarak algılamaması gerekiyor esas söylemek istediğim ana fikir o. Çocuklarda gerçeklik algısı çok geç oluşur. Toplu alanlarda, alışveriş merkezi, lunapark gibi eğlence merkezlerine şiddet eğilimi olan oyuncakların bence hiç yer almaması gerekiyor. Oyunların da aynı şekilde yer almaması gerekiyor çünkü bir şekilde çocuklar gördüğünü taklit eder. Gerçek ve oyun kavramını ayırt etmek oldukça zor bir ayrım. Mümkün olduğu kadar toplu ortamlarda şiddet içeren unsurların yer almaması gerekiyor. 2 yaşından sonra da aileler böyle yerlere giderken araştırma yaparsa hem çocuklarını riske atmamış olurlar hem de çocuk bunu yanlış örnek olarak almaz. Önce aile içi şiddeti engellemek lazım, çocuk bizim aynamızdır" ifadelerini kullandı.

"Küresel ölçekteki platformlardaki şiddet içerikli diziler, çocukların yanlış yönlendirilmesine neden olmaktadır"

Son dönemde dijital platformlarda yayınlanan şiddet içerikli yapımlar, özellikle çocuk ve gençlerin ruh sağlığı ile toplumsal güvenliği tehdit eden ciddi bir risk unsuru oluşturduğunu ve sanal ortamın artık suçun merkezi haline geldiğini kaydeden Adli Bilişim Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık, son dönemlerde çocuklar ve gençler için dizilerin ciddi bir riski de beraberinde getirmeye başladığını belirtti. Kırık, "Küresel ölçekteki platformlardaki şiddet içerikli diziler, çocukların yanlış yönlendirilmesine ve olumsuz etkilenmesine neden olmaktadır. Dijital platformlar özellikle geleneksel yayın kuruluşları gibi denetlenemiyor. Bu durum ister istemez çocukların, gençlerin ve hatta yetişkinlerin çeşitli problemlerle karşı karşıya kalmasına sebep olmaktadır. Aslında geleneksel hepimizin çocukken oynadığı oyunların reel hayata taşınmış şekli diyebiliriz. Bu dizilere yönelik bazı ülkelerde 16 yaş, bazı ülkelerde de 18 yaş sınırı söz konusu. Fakat bu dizi aynı zamanda çok fazla çocuklar tarafından da izlendiği için okullarda da bu oyunları kendi hayatlarına çekmeye çalışan çocuklar mevcut" dedi.

"Sanal ortam bildiğiniz üzere suçun merkezi haline geldi"

Sanal ortamın suçun merkezi haline geldiğini belirten Kırık, "Oyun olduğu için nasıl olsa aileler de şunu diyor. ’Ya işte izlesin, oyun içerikli herhalde bir dizi’ diyor. Aslına bakarsanız içerik çok daha ciddi sorun ve problemleri beraberinde getiriyor. Çünkü burada şiddet ve gerçek oyunların bu noktada suça özendirmesi söz konusu oluyor. Biliyorsunuz son dönemlerde yaşanan olayları, okul saldırılarını gördüğünüzde ya da akran zorbalıklarını gördüğünüzde artık şiddetin ilkokul, ortaokullara kadar düştüğünü görüyoruz. Medyada, özellikle de bu tarz dijital platformlardaki kontrol edilmeyen diziler, üzülerek söylemek gerekirse buna sebebiyet veriyor. Bir alışveriş merkezinde bu dizinin karakterlerinin yer aldığı bir sistem, stant oluşturulmuş ve burada dediğim gibi buraya giriyorlar. Genelde de çocukların buraya yoğun ilgi gösterdiğini görüyorum. Dolayısıyla hani aileler belki onları eğlendirmek için bu sistemin içerisinde dahil ediyorlar ama daha sonra çocuk merak duyguları içerisinde "Ya bu dizi nasıl bir dizi acaba? Nereden ulaşabilirim, nereden izleyebilirim?" diyor ve dolayısıyla bu diziyi izlemeye başlıyor. 11-12 yaşındaki bir çocuk bu diziyi izlediğinde ister istemez yavaş yavaş çocuk o şiddetle tanışmış oluyor ve etrafına, çevresine akran zorbalığı gerçekleştirmiş oluyor. Bundan sonraki süreçte de eğer aile denetimi söz konusu değilse, çocuk bu noktada yavaş yavaş suç merkezine kaymaya başlıyor. Sanal ortam bildiğiniz üzere suçun merkezi haline geldi. Bu da ciddi bir tehdit" diye konuştu.

"Denetlenmeyen şiddet içerikli diziler maalesef çocukların ruh hallerini olumsuz bir şekilde etkiliyor"

Kırık, denetlenmeyen şiddet içerikli dizilerin çocukların ruh hallerini olumsuz bir şekilde etkilediğini söyleyerek, "Bu denetlenmeyen şiddet içerikli diziler maalesef çocukların ruh hallerini olumsuz bir şekilde etkiliyor, okul başarılarını düşürüyor, moral motivasyonlarını düşürmüş oluyor ve tabiri caizse asi bir gençlik yetişmesine sebebiyet veriyor. Maalesef dijital platformlarda denetim olmadığından dolayı çocuk gayet, çok rahat bir şekilde bu platformu açıp bu dizileri izleyebiliyor, oradaki sahnelere maruz kalabiliyor ve gerçekle sanal da iç içe geçtiğinden dolayı en sonunda o oyunları okullarda da oynamaya başlıyor. Ama o oyunlar ölümcül oyunlar. Özellikle aileler, çocukların oynadığı oyunları, izlediği dizileri, filmleri mutlak surette takip etmelidir. Ebeveyn denetimi son derece önemlidir. Bildiğiniz üzere ilk eğitim ailede başlar. Bir de şunu söylememiz lazım; dijital platformlar maalesef günümüzde bu tarz içerikleri çok fazla yaygınlaştırıyor. Niye? Şiddet daha fazla izleniyor, şiddet daha fazla reyting alıyor, şiddet daha fazla abone oluşturuyor kaygısıyla bu tarz dizilerin yaygınlaştığını görüyoruz. Ve yaş doğrulama kriterlerinin de platformlarda istenen düzeyde olmadığını görüyoruz. Başta Squid Game olmak üzere, şiddet içerikli dizilerin kontrolü, içeriklerin analiz edilmesi ve yaş gruplarına uygun bir şekilde bunların izletilmesi son derece önemli. Ailelerin bu noktada izlediği içeriklere dikkat etmesi son derece önemlidir. RTÜK’ün akıllı işaretlerinin çok daha dikkatli bir şekilde incelenmesi, irdelenmesi gereklidir ve dijital platformlar mutlak surette denetim ve kontrol altına alınmalıdır. Geleneksel yayın kuruluşları için denetim neyse dijital platformlarda da o olmalı" şeklinde konuştu.

"Diziler gibi çevrim içi oyunlarda da suça meyleden hareketlerin var olduğunu görüyoruz"

Diziler gibi çevrim içi oyunların da suça meyleden hareketlerin olduğuna değinen Kırık, "Diziler gibi çevrim içi oyunlarda da suça meyleden hareketlerin var olduğunu görüyoruz. Oyun içi denetimlerin istenen düzeyde olmaması ve oyunlar içerisinde grup, topluluk, klanlar oluşturulması, anonim bir şekilde kullanıcıların yer alması karşı tarafın yaş aralığını bile bilmememize sebebiyet veriyor. Dolayısıyla kötü niyetli kişiler, masum görünen oyunların içerisine sızarak çocukları, gençleri yanlış yönlendirebiliyorlar, onları suça sevk edebiliyorlar. Orada tanışıyorlar, etkiliyorlar. Biliyorsunuz önce ikna süreci devreye girmiş oluyor. Neden? Online oyunlarda nasıl olsa karşınızdaki kişi belli değil. Belki bir pedofili, belki bir istismarcı, belki bir terörist. Bunu bilmeden çocuklar gayet masumane bir şekilde oyun oynuyor. Fakat olay daha sonra meydana geliyor. Yavaş yavaş artık taraflar birbirini tanımaya başladıktan ve güven duymaya başladıktan sonra yavaş yavaş sanal platformlara, sosyal medya mecralarına ve tabii ki nerelere kayıyor; Telegram gibi Discord gibi platformlara kayıyor" ifadelerini kullandı.

Onur Erden - Hasibe Karadağ - Emre Aslanergün - Kerem Akca

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Trabzon’da ölüm getiren yamaç için bilimsel müdahale Trabzon’un Ortahisar ilçesindeki Kaymaklı Mahallesi’nde uzun yıllardır devam eden kaya düşmesi riski için yürütülen bilimsel çalışmalar tamamlanma aşamasına geldi. Daha önce can kayıplarına neden olan bölgede, kalıcı çözüm hedefiyle hazırlanan proje kısa süre içinde hayata geçirilecek. Kaymaklı mahallesinde 2009 yılında meydana gelen ve Turan Kurt ile eşi Ayşe Kurt’un hayatını kaybettiği kaya düşmesi olayı, bölgedeki tehlikeyi gözler önüne sermişti. Sonraki yıllarda da benzer olayların yaşandığı mahalle, 2013 yılında "afet bölgesi" ilan edilirken, çok sayıda yapı tahliye edilmişti. 2016’da yaşanan bir başka olayda ise 1 kişi yaralanmış, 2 ev hasar görmüştü. Aradan geçen yıllara rağmen riskin sürdüğü mahallede, kalıcı çözüm için Karadeniz Teknik Üniversitesi Heyelan Uygulama ve Araştırma Merkezi ile Trabzon Büyükşehir Belediyesi ortak çalışma yürüttü. Arazi incelemeleri, teknik analizler ve mühendislik değerlendirmeleriyle kapsamlı bir proje hazırlandı, süreçte son aşamaya gelindi. Çalışmalar kapsamında yüksek teknolojili yöntemlerle veri toplandı, üç boyutlu modellemeler oluşturuldu. Yamaçlardaki riskli alanlar detaylı biçimde analiz edildi, kaya düşmesini önlemeye yönelik en uygun ıslah yöntemi belirlendi. Projede, daha önce kaya riski nedeniyle boşaltılan yapıların kontrollü şekilde kaldırılması da yer alırken, bu yapıların tamamı afet riski nedeniyle kullanılmayan binalardan oluştu. Afet sınırı dışında kalan yapılara müdahale edilmeden, çevreye zarar vermeyecek bir uygulama planlandı. Ersoy: "Projede son aşamaya geldik" Kaymaklı mahallesinde yapılacak çalışmalarla ilgili bilgiler veren Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Heyelan Uygulama Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hakan Ersoy, projede son aşamaya gelindiğini belirterek, "Kaymaklı Mahallesi, Trabzon’un neredeyse 15-20 yıldır kanayan yarası. Bizde bu anlamda Karadeniz Teknik Üniversitesi Heyelan Uygulama Araştırma Merkezi ile Büyükşehir Belediyesi ortak bir çalışma yaparak Kaymaklı Mahallesi’nde günümüze kadar olan kaya düşme ile ilgili risklerin minimize edecek bir proje hazırlıklarına başladık. Hatta son aşamaya da geldik. Büyükşehir Belediyesi’ndeki ekiplerle birlikte arazi çalışmaları ve bunun sonucunda projeler hazırlandı. Şu anda son aşamaya geldik. Önümüzdeki birkaç hafta içinde de projesini belediyeye teslim etmiş olacağız" dedi. "Yıkılacak evlerin tamamı zaten kaya düşmesi vesilesiyle boşaltılmış evler" Projenin uygulanacağı bölgede yıkılacak binalarında olduğunu kaydeden Ersoy, "Orada yaşanan ölümlü olaydan sonra böyle bir karar verildi ve oradaki bir çok evde boşaltılmak durumunda kaldı. Bölgede bundan sonra meydana gelebilecek kütle hareketlerinde insanımızı etkilemeyecek seviyede projelendirmek amacıyla çalışıyoruz. Trabzon Büyükşehir Belediyesi ile bizim özellikle Trabzon’daki kaya düşme vakalarının ıslahına yönelik bir protokol hazırlıkları içindeyiz. Protokol hazırlandı görüşüldü şuanda imza aşamasında. Bundan sonra Büyükşehir Belediyemiz ve Heyelan Uygulama Merkezi Trabzon’daki tüm kaya düşme vakalarında riskli olan yerleri belirleme ve ıslah projelerini hazırlayacak. Projeyi uygulayacağımız bölgede yıkılacak binalar var. Zaten onlar boşaltılan binalardı. Yıkılacak evlerin tamamı zaten kaya düşmesi vesilesiyle boşaltılmış evler. Afete maruz bölge dışında kalan yapılara dokunmadan önceden karar alınan binaları yerinde kaldıracağız ve diğer binalara zarar gelmeyecek bir proje olacak" ifadelerini kullandı.