SAĞLIK - 16 Temmuz 2025 Çarşamba 13:16

Uzmanlardan ’gıda zehirlenmesi’ uyarısı: "Ölümcül seyredebiliyor"

A
A
A

İstanbul’da iddiaya göre evde pişirdikleri tavuğu yiyen 4 kişi zehirlenme şüphesiyle hastaneye kaldırıldı. Uzmanlar, "Genelde tavuk bir numarada. En korktuğumuz besinler özellikle tavuk, et, balık gibi ürünlerin çiğ tüketilmesi veya uygunsuz koşullarda saklanması, açık süt ve süt ürünlerinin fazla tüketilmesi. Soğuk zincire uymak çok önemli. Zincirin bozulduğu özellikle tavuksal gıdaları tükettiğiniz zaman acil servislere bulantı, kusma şikayetleriyle çok fazla başvurular alıyoruz. Çok dikkatli olmak gerekiyor, ölümcül seyredebiliyor" diyerek uyardı.

İstanbul’un Küçükçekmece ilçesinde iddiaya göre aynı aileden 4 kişi, akşam yemeği için pişirilen tavuğun tüketilmesi sonrası mide bulantısı ve baş dönmesi hissederek zehirlenme şikayetiyle 112 Acil Çağrı Merkezi’ni aradı. Aile tedavi altına alınırken, uzmanlar sıcaklarda gıda zehirlenmelerine karşı uyarılarını yineledi. Satış noktaları ya da çeşitli alanlarda sıcakta veya uygunsuz şekillerde bekletilen, pişirilen gıdaların zehirlenmelere yol açabildiğini söyleyen uzmanlar, besinlerin saklama ve tüketim şeklinin büyük önem taşıdığını vurguladı. Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Tıp Bölümü’nden Uzm. Dr. Nazmiye Özcan ve Bağcılar Eğitim Araştırma Hastanesi Acil Tıp Uzm. Dr. Mehmet Oktay Alkan ile Dahiliye Bölümü’nden Uzm. Dr. Sümeyye Karabul, zehirlenmelere ilişkin bilgiler verdi.

Uzmanlardan ’gıda zehirlenmesi’ uyarısı:

"Alımdan sonra 72 saate kadar uzayabilen bir süreç"

Uzm. Dr. Mehmet Oktay Alkan, "Gıda zehirlenmesi, bakteriler, parazitler, virüsler ve toksinlerle kontamine olmuş yiyecekler ve içeceklerin oral yolla alımı sonrası kişide başlayan gastroinstestinal bir hastalık. Alımdan sonra 30’uncu dakika ile 72 saate kadar uzayabilen bir süreçte semptomlar başlayabiliyor. Semptomlar çoğu vakada bulantı, kusma, karın ağrısı, ishal ve bazı vakalarda ateş ile gelebiliyor. Tedavi hastaya göre değişiyor. Çünkü bazı risk grubunda olan hastalar var. Bunlar; gebeler, ileri yaş hastalar, 2 yaş altındaki pediatrik vakalar, onkolojik hastalığı olan hastalarımız. Genel durumu iyi hastalarda hastalık çoğunlukla 48 saat içinde kendisini sınırlıyor. Bu gruptaki hastalara genellikle sıvı tüketimini artırması, istirahat etmesi ve bağırsaklarını rahatlatıcı besinlerle beslenmesi, patates püresi, muz olabilir öneriyoruz. Sıvı tüketimini artırarak genellikle bu vakalarda iyileşmeyi gözlüyoruz. Hastanemiz acil servisine başvuru sıklığı da artıyor. Hastanın ek hastalıkları nedeniyle de çoklu organ yetmezliği, hastaneye yatışları, yoğun bakım yatışları, hatta ölüme kadar ilerleyebilen vakalar mevcut. Yaz aylarında zaten bu tarz besin zehirlenmelerinin artmasının sebebi sıcaklıklar. Sıcakla besinlerin üzerinde bulunan bakteriler, virüsler belli bir sürede kalınca tabii ki toksinlerini artırıyor, hastaları daha çok enfekte edebiliyor. En sık korktuğumuz besinler ise özellikle tavuk, et, balık gibi ürünlerin çiğ tüketilmesi veya uygunsuz koşullarda saklanması, açık süt ve süt ürünlerinin fazla tüketilmesi" diye konuştu.

"Bekletilmiş yiyecekler tekrar tekrar sunulmamalı"

Uzmanlardan ’gıda zehirlenmesi’ uyarısı:

"Yaz aylarında insanlar daha fazla dışarı çıktığı için açıktaki besinleri daha fazla tüketiyor" diyen Uzm. Dr. Alkan, "Bunlarda da konteminasyon riski yüksek olduğu için vaka sayılarının arttığını yaz aylarında gözlüyoruz. Son dönemde tavuk tüketiminin toplumda arttığını, ona bağlı olarak toksik ishallerin daha sık acil servislere başvurduğunu gözlemlemekteyiz. Açık süt ve süt ürünlerini tüketen gruplarda da bu tarz toksik ishallerin ve zehirlenmelerin acil servis başvurusunu artırdığını gözlemlemekteyiz. Çoğunlukla sıcak çarpmasıyla, güneşlenme sonrası yanıklarla gelen hasta grupları var. Terlemeye bağlı özellikle ileri yaş vakalarda dehidratasyon (vücudun aldığından daha fazla su kaybetmesi durumu) ile gelen, baş dönmesi, halsizlik, tansiyon düşüklüğüyle gelen hasta grupları mevcut. Birçoğunun sıvı tedavisiyle toparladığını görüyoruz ama tabii ki bazı hasta gruplarında bunlar yeterli olmuyor. Soğuk zincire uymak çok önemli. Ne olursa olsun açık alanda satılan yiyecekleri çoğunlukla tüketmemeye dikkat etmemiz gerekiyor. Meyve ve sebze gibi ürünleri çok yıkamamız gerekiyor. Bunların üzerinde yaz aylarında sıcakla birlikte konteminasyon artıyor. Bu da hastanın enfeksiyon riskini artıran bir bulgu. Öğlen sıcaklarında çok fazla sıcakta durulmaması gerekiyor. Yiyeceklerin sadece yiyeceğimiz kadarını pişirmemiz önemli. Fazla yemek yaptığımız zaman bunları ısıtıp tekrar soğutuyoruz. Sıcak dönemlerde tekrardan ısıtma ve soğutma işlemleri bu tarz enfeksiyonları artırıyor. Kişisel hijyenimizi artırmamız çok önemli. Çünkü el yıkamayı, sıvı tüketimini artırmak, evde zehirlenen bir hasta varsa ortak kullanım alanlarını sıklıkla sterilize etmek, diğer aile bireyine bulaşı engelliyor. Yurtlardan gelenler, taziye evlerinde et ve balık, tavuk ürünlerini tüketip zehirlenen vakaların sıklıkla olma sebebi birazcık da bu. Bekletilmiş yiyeceklerin tekrar tekrar sunulması" ifadelerini kullandı.

"Acil servislere bulantı, kusma şikayetleriyle çok fazla başvurular alıyoruz"

Uzmanlardan ’gıda zehirlenmesi’ uyarısı:

Gıdada saklanma koşullarının çok önemli olduğuna vurgu yapan Uzm. Dr. Nazmiye Özcan ise, "Soğuk zinciri bozulmuş özellikle tavuksal gıdaları tükettiğiniz zamanlarda acil servislere bulantı, kusma şikayetleriyle çok fazla başvurular alıyoruz. Bu konuda çok dikkatli olmak, bilmediğimiz yerlerden ürünleri yemememiz, saklama koşullarına da çok dikkat etmemiz gerekiyor. Her yaz dönemi karşılaştığımız gibi bu yaz döneminde de bulantı, kusma ve ishal ile ilgili çokça başvuru almaktayız. Kronik hastalığı olanlar; diyabeti, hipertansiyonu ya da kronik kalp yetmezliği olan hastalarda beslenmeye çok daha dikkat etmek gerekiyor çünkü vücudun mekanizması bunu artık tolere edemediği zamanlarda çok daha yatış gerektiren ya da elektrolit dengesizliklerine yol açan durumlar oluşabilmekte. Soğuk zinciri bozulan her şeyden zehirlenme yaşayabiliriz. Özellikle toplu yemek yenilen yerlerde ya da dışarıdan tüketilen ürünlerde bu konudaki zincir bozulduysa zehirlenmeler, kusma ve ishaller gözlenebilir. Öncelikle bu sıcaklarda en önemlisi sıvı alımını artırmak. Eğer ki idrar renginiz koyulaşmaya başladıysa o gün siz çok fazla terlemeyle sıvı kaybı yaşadıysanız idrar renginiz koyulaşacaktır. Buradan da sıvı kaybınızın olduğunu, daha fazla sıvı tüketmeniz gerektiğini anlayabilirsiniz. Dışarıda kaldınız, güneşe ve sıcağa maruziyetiniz oldu, ulaşmak istediğiniz yere ulaştığınızda mutlaka sıvı alımınızı artırmanız gerekecektir. Taze sebze meyve tüketimi yapabilirsiniz beslenmeye dikkat ederken çok fazla yağlı ve ağır gıdalar tüketmemek çok önemli" şeklinde konuştu.

"Dilimlenmiş karpuz ne zaman kesildi, nasıl saklanıyor?"

Hasta başvurularına ilişkin Dahiliye Uzmanı Dr. Sümeyye Karabul, "Genellikle hastalarımız hem güneş çarpması, sıcaklığın etkisiyle karın ağrısı, bulantı, kusma ve bazen ishal şikayetleriyle geliyor. Bu şikayetlerin de özellikle sıcakta dışarıda beklemiş yiyeceklerden ya da farklı mekanlarda yedikleri yiyeceklerden sonra olduğunu dile getiriyorlar. Kramp şeklinde, geçmeyen bir bulantı, kusma çok olmasa da bulantı ve ishal polikliniklere sık başvuru nedeni oluyor. Genelde tavuk bir numarada. Özellikle nasıl piştiğini, hijyen koşullarını bilmeden pişirilen tavuklarda bu ortaya çıkıyor. Bir hasta tavuk yediğini söylemişti, ‘Mangal için buz küplerine koyduk’ dedi ama dışarıda çözünmüş. Ne kadar çözündüğünden çok emin değiller sonra bulantı, kusma, 38’i bulan ateş şikayetleri olmuş. Özellikle pikniğe giderken dondurulmuş yiyeceklerin nerede beklediği, dondurucu dolaplara dikkat etmek gerekiyor. Güvenilen yerlerden balık alınmasını tavsiye ederim" dedi.

"Ölümcül seyredebiliyor"

Uzmanlardan ’gıda zehirlenmesi’ uyarısı:

Yaz aylarında karpuz tüketimine yönelik de açıklamalarda bulunan Uzman Dr. Karabul, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Dış temizliğine dikkat edilmemiş ya da kesiminin nasıl yapıldığı bilinmeyen meyvelerden sonra şikayetlerle polikliniklerimize hastalar gelebiliyor. Karpuz zehirli bir meyve değil, hep tükettiğimiz bir meyve. Özellikle yeni popülasyonda dilimlenmiş karpuz şeklinde satın alma konusu; bu karpuzlar ne zaman kesildi, kaç saat oda havasında kaldı? Karpuzun taze tüketilmesi, buzdolabında saklanması ve en geç 2 gün içinde tüketilmesi gerekiyor. Karpuz toprakta yetişen bir meyve, doğal olarak gübreler, zirai ilaçlarla çok temas halinde oluyor. Dışının iyi yıkanmadığı, temizlenmediği bir karpuzda bıçakla keserken karpuzun içerisine aslında o dışarıdaki maddeleri enjekte etmiş oluyoruz. Hijyen ortamını görmeden kesilen karpuzlar tabii ki bir gıda zehirlenmesine neden olabiliyor. Bazı yerlerde şarküteri bölümleri de var, manav, hepsi yan yana. Çiğ balık ya da tavuk kesiyor, o bıçakla karpuz kesiliyorsa salmonella, shigella gibi bakterilerin bu sefer karpuza kontemine olması ve ishal dediğimiz tabloya yol açmasına neden oluyor. Zehirlenmeler özellikle çocuklar, yaşlı bireyler ve kanser hastaları gibi hastalar ishal ve sıvı bozukluğuyla karşımıza geliyor ve ölümcül seyredebiliyor."

Hasibe Karadağ - Emre Baba

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Treva ile havalimanı deneyiminde yeni dönem: Tek platform, sınırsız yolculuk Seyahat deneyimini uçtan uca yeniden kurgulamayı hedefleyen dijital platform Treva, havalimanı öncesinden başlayarak yolculuğun tüm aşamalarını tek bir yapıda bir araya getiriyor. Treva; yalnızca hizmetlere erişim sağlayan bir uygulama olmanın ötesinde, seyahat deneyimini uçtan uca orkestra eden yeni nesil bir yapı olarak konumlanıyor. Lounge erişimi, hızlı geçiş, restoranlar, duty-free alışveriş, özel transfer, araç kiralama ve otopark gibi hizmetlerin yanı sıra; uçuş bilgileri, terminal navigasyonu, Wi-Fi erişimi ve yolculuk boyunca ihtiyaç duyulan bilgilere tek noktadan erişim sağlanıyor. Yolcular, havalimanına gelmeden önce alışveriş ve siparişlerini tamamlayabilirken; havalimanında bekleme sürelerini daha verimli kullanarak daha akıcı ve konforlu bir deneyim yaşayabiliyor. Farklı pazarlarda ölçeklenen yapı İlk etapta İzmir Adnan Menderes, Milas-Bodrum ve Ankara Esenboğa havalimanlarında hayata geçen Treva’nın, kısa sürede Almatı ve Tiflis’i de kapsayacak şekilde genişlemesi planlanıyor. Platform ayrıca global ölçekte 300’den fazla havalimanında lounge erişimi ve 160 ülkede araç kiralama hizmetlerine erişim imkânı sunuyor. Yapay zeka destekli kişiselleştirme Treva’nın vizyonuna ilişkin değerlendirmede bulunan TAV İşletme Hizmetleri Pazarlama ve Dijital Çözümler İcra Kurulu Üyesi Aylin Alpay şunları söyledi: "Bugün havalimanları fiziksel olarak son derece gelişmiş yapılar. Ancak yolcunun dijital deneyimi hâlâ parçalı ilerliyor. Treva’yı bu parçalı yapıyı ortadan kaldırmak için değil, tüm deneyimi yeniden tasarlamak için geliştirdik. Treva, sadece bir marketplace değil; havalimanı deneyimini uçtan uca yöneten, yolcunun ihtiyacını doğru anda karşılayan ve tüm yolculuğu tek bir akış haline getiren bir platform. Bu anlamda Treva uygulamamızı, havalimanı deneyimi için geliştirilen ilk gerçek ‘super app’lerden biri olarak görüyoruz. Önümüzdeki dönemde farklı sektörlerle iş birlikleri kurarak Treva’yı seyahatin ötesine taşıyan, yaşam tarzına entegre bir platform haline getirmeyi hedefliyoruz." Treva, havalimanı ekosistemindeki hizmet sağlayıcıları tek bir noktada buluştururken; farklı sektörlerle kurulacak iş birlikleriyle deneyimi daha da zenginleştirmeyi hedefliyor. Mobilite, perakende, finansal hizmetler ve dijital servislerle sağlanacak entegrasyonlar sayesinde platform, yolculuğu yalnızca bir ulaşım deneyimi olmaktan çıkararak bütünsel bir deneyime dönüştürmeyi amaçlıyor. Treva’ya iOS ve Android uygulamaları ile trevaworld.com üzerinden kolayca erişilebiliyor.
Antalya Kepez’e Köy Enstitüleri Kültür Evi geliyor Kepez Belediyesi ile Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği (YKKED) Antalya Şubesi arasında, ‘Köy Enstitüleri Kültür Evi’ protokolü imzalandı. Türkiye’nin eğitim tarihine önemli katkılar sunan Köy Enstitüleri’nin izleri Kepez’de yeniden canlanıyor. 1940 yılında kurularak kısa sürede üretim odaklı eğitim modeliyle örnek bir sistem haline gelen Köy Enstitüleri, 1954 yılında kapatıldı. Etkisi yıllar boyunca süren bu özgün eğitim modeli, aradan geçen 86 yıla rağmen Kepez Belediyesi tarafından yeniden gündeme taşındı. Cumhuriyet’in en büyük kazanımlarından biri olan Köy Enstitüleri’nin mirası, ‘Köy Enstitüleri Kültür Evi’ ile Kepez’de yaşayacak. Bu kapsamda; Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz ile Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği (YKKED) Antalya Şube Başkanı Muzaffer Koçak arasında, ‘Köy Enstitüleri Kültür Evi’ protokolü imzalandı. Kültür Evi, mülkiyeti Kepez Belediyesi’ne ait olan Gülveren Mahallesi’ndeki 3760 sokağın güneyinde bulunan park alanına inşa edilecek. Proje tamamlandığında, kamu hizmetlerinde kullanılmak üzere Kepez Belediyesi’ne devredilecek. Kültür Evi’nde, eğitimden kültüre, sosyal sorumluluk projelerinden üniversite öğrencilerine yönelik programlara kadar birçok faaliyet yürütülecek. "Köy enstitüleri çok kıymetli" Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, protokolün ardından yaptığı açıklamada; köy enstitülerinin önemine vurgu yaptı. Kocagöz, "Biz, insanımız, gençlerimiz ve ülkemizin geleceği için Köy Enstitüleri’nin çok değerli olduğuna inanıyoruz. Bu inançla yola çıkarak, Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneğimize her türlü desteği sağlamayı bir görev değil, bir sorumluluk olarak görüyoruz. Umarım ki burası hem insanımız hem de ülkemizin geleceği için çok faydalı çalışmaların gerçekleşeceği bir yer olur. Kendilerine yürekten teşekkür ediyorum. Her zaman birlikte çalışmaya devam edeceğiz. Kepez’imize ve Antalya’mıza hayırlı olsun" dedi. YKKED Antalya Şube Başkanı Muzaffer Koçak, köy enstitülerinin toplumsal ve kültürel yaşamda derin izler bıraktığını belirterek, Kepez Belediyesi işbirliğiyle hayata geçirilecek ‘Köy Enstitüleri Kültür Evi’nin bu mirası yaşatacak önemli bir yer olacağını söyledi.
İstanbul Güngören’de bıçaklı saldırıda hayatını kaybeden Atlas Çağlayan’ın ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı İstanbul’un Güngören ilçesinde bıçaklanarak öldürülen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca çocuk şüpheli E.Ç. hakkında ’çocuğa karşı kasten öldürme’, ’zincirleme şekilde silahla tehdit’ ve ’6136 sayılı ateşli silahlar ve bıçaklar ile diğer aletler kanununa muhalefet’ suçlarından iddianame düzenlendi. İddianame Bakırköy Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Güngören’de çıkan kavgada bıçaklanarak hayatını kaybeden 17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından konuya ilişkin yapılan yazılı açıklamada, suça sürüklenen çocuk E.Ç.’nin, maktul Atlas Çağlayan’ı kesici-delici alet kullanmak suretiyle göğüs bölgesinden yaraladığı, Adli Tıp Kurumu’nun otopsi raporuna göre Çağlayan’ın ölümünün bu eyleme bağlı, kot kesisi ve iç organ yaralanması sonucu gelişen iç kanama nedeniyle meydana geldiği aktarıldı. 15 yaşındaki çocuk şüphelinin işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmiş olduğu belirtildi. Yapılan yazılı açıklamada, Adli Tıp Kurumu (ATK) raporuna ilişkin de hususlar yer aldı. ATK raporuna göre, 15 yaşındaki şüpheli E.Ç.’nin işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmiş olduğu belirtildi. Öte yandan şüpheli E.Ç.’nin olay sırasında kullandığı bıçağın, ’6136 sayılı ateşli silahlar ve bıçaklar ile diğer aletler kanunu’ kapsamında kaldığı da yazılı açıklamada vurgulandı. İddianame çocuk ağır ceza mahkemesine gönderildi Olay anına ilişkin güvenlik kamerası görüntülerinin de dosyaya eklendiği belirtildi. Açıklamada Şüpheli E.Ç.’nin olay sırasında Atlas Çağlayan’ın yanında bulunan diğer çocuklar D.Ç., Y.O.O., R.O. ve T.U.A. isimli çocuklara da bıçak doğrultmak suretiyle silahla tehditte bulunduğu belirtildi. Başsavcılık, şüpheli E.Ç. hakkında ’çocuğa karşı kasten öldürme’, ’6136 sayılı ateşli silahlar ve bıçaklar ile diğer aletler kanununa muhalefet’ ile ’zincirleme şekilde silahla tehdit’ suçlarından iddianame düzenlenerek, Bakırköy Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kamu davası açıldığını aktardı. Çocuk şüphelinin yargılanmasına ilerleyen günlerde başlanacak.
Bursa Edebiyatın kalbi Osmangazi’de atıyor Osmangazi Belediyesi’nin kültür ve eğitim çalışmaları kapsamında düzenlediği ‘Edebiyat ve Hayat Buluşmaları’, edebiyat tutkunlarını yeniden bir araya getirdi. Programın son etkinliğinde, Martin Puchner’in ‘Kelimelerle Dünya Tarihi’ adlı eseri üzerine okuma ve söyleşi gerçekleştirildi. Şadırvanlı Han Eğitim Akademisi’nde gerçekleştirilen programda Doç. Dr. M. Emin İlhan, konuşmacı olarak katıldı. Okuma etkinliğinde ele alınan Martin Puchner’in ‘Kelimelerle Dünya Tarihi’ kitabı, kitapseverleri etkileyici bir yolculuğa çıkarttı. Yaklaşık 4 bin yıllık bir zaman dilimini kapsayan eser, yazının ve edebiyatın dünya üzerindeki etkisini gözler önüne sererken, metinlerin imparatorlukları nasıl kurup yıktığını, dinleri ve felsefi akımları nasıl şekillendirdiğini de okuyuculara aktardı. Etkinlik, katılımcılara edebiyatın tarihi gücünü keşfetme fırsatı sundu. "Bu buluşmalar son derece faydalı geçiyor" Martin Puncner ‘Kelimelerle Dünya Tarihi’ kitabını işlediklerini ifade eden Bursa Uludağ Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretim Üyesi Doç. Dr. M. Emin İlhan, "Yazar, kitabında hikayenin hem sosyal hem de siyasal yaşamımız üzerindeki etkisini ve tarihi süreçleri nasıl dönüştürdüğünü çarpıcı örneklerle ortaya koyuyor. Bu yönüyle eser, şimdiye kadar pek ele alınmamış özgün bir yaklaşım sunuyor. Oldukça keyifli bir okuma deneyimi sunan kitapta, ay keşfinden Uzak Doğu metinlerinin inşa sürecine kadar uzanan geniş bir içerikle karşılaşıyoruz. Okuyucu açısından son derece akıcı ve anlaşılır bir dile sahip olan eser, her bir konuyu kendi içinde ele alarak ilgili kültürün atmosferini doğrudan yansıtmayı başarıyor. Bu yönüyle kurduğu bağlantılar oldukça güçlü ve etkileyici. Daha önce benzerine pek rastlanmayan bu çalışma, özgünlüğünü açıkça ortaya koyuyor. Osmangazi Belediyesi’nin düzenlediği ‘Edebiyat ve Hayat Buluşmaları’ kapsamında belirlenen kitapları okuyarak metinler üzerine kapsamlı tartışmalar gerçekleştiriyoruz. Bu buluşmalar son derece faydalı, öğretici ve bilgi dolu geçiyor" şeklinde konuştu.
Erzincan Erzincan bölgenin fidan ihtiyacını karşılıyor Erzincan Bahçe Kültürleri Enstitüsü’nde toprakla buluşturulan fidanlar bölgenin ihtiyacını karşılıyor. Enstitüsü Müdürlüğünce bölge ekolojisine uygun olarak yetiştirilen meyve fidanları talebe göre üreticilerle buluşturuluyor. Bölgenin fidan ihtiyacını karşılayan enstitüde yıllık 30 bin ila 45 bin arasında fidan üretimi gerçekleştiriliyor. Üretilen fidanlar Bahçe Kültürleri Enstitüsü’nün sorumluluk alanlarındaki illere gönderiliyor. Erzincan Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü Müdürü Samet Karataş, enstitüde ciddi bir meyve ve meyve fidanı üretimi olduğunu kaydederek, "Meyvelerin fidanlarını ürettiğimiz yerlerde çöğür anaçların dikimi yapılıyor. Bu çöğür anaçların da birçoğunu biz kendimiz üretiyoruz elma, kayısı gibi. Yıllık yaklaşık 30 bin ila 45 bin arasında fidan üretimi kapasitemiz var. Sorumluluk alanlarımızdaki illerin ve çiftçilerin talebine göre üretimimizi gerçekleştirip üreticilerimizle fidanlarımızı buluşturuyoruz" şeklinde konuştu. Bahçe Kültürleri Enstitüsü’nün üretim anlamında geniş bir çalışma alanı olduğunu aktaran Enstitüsü Müdürü Karataş, meyve fidanlarının yanı sıra enstitüde araştırma bahçeleri olduğunu belirtti. Karataş, "Burada yine bizim araştırma bahçelerimiz var. Başta bahçe sistemleri, meyvecilik, bağcılık, biyoçeşitlilik ve genetik kaynaklar, süs bitkileri olmak üzere bahçelerimizi kurup çalışmalarımızı yürütüyoruz" dedi.