ASAYİŞ - 26 Şubat 2026 Perşembe 11:08

Yabancı uyruklulura usulsüz yollarla vatandaşlık kazandıran suç örgütü hakkında iddianame hazırlandı

A
A
A
Yabancı uyruklulura usulsüz yollarla vatandaşlık kazandıran suç örgütü hakkında iddianame hazırlandı

Esenyurt’taki bir sitedeki daireleri yabancı uyruklulara ederinden fazla satarak, yatırım yapma yoluyla Türk Vatandaşlığı kazandırılması ve vergi kaçırılması olayına ilişkin iddianame düzenlendi. İddianame kapsamında, şahısların kişilerden, Türk Vatandaşlığı gayrimenkul yatırım ücreti olarak 400 bin dolar aldığı belirtildi. 105 şüpheli hakkında dava açılırken, örgüt lideri olduğu iddia edilen sanık Medet Anli hakkında 4 suçtan 22 yıl 4 aydan, 88 yıl 9 aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi. İddianame, Büyükçekmece Asliye Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi. Usulsüz satışların ülkeye zararının 144 milyon 300 bin dolar olduğu belirtildi.


Esenyurt’ta bulunan bir isimli sitedeki daireleri, yabancı uyruklu şahıslara ederinden fazla satarak, yatırım yapma yoluyla Türk Vatandaşlığı kazandırılması ve vergi kaçırılması olayına ilişkin Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma tamamlandı. Hazırlanan bin 12 sayfalık iddianamede, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ‘suçtan zarar gören’, 105 şahıs ‘sanık’ sıfatıyla yer aldı. İddianamede, Medet Anli isimli sanığın kendine ait yerleri vekilleri aracılığı veya bizzat kendi sattığı, örgüt lideri olduğu ve eylemlerin tümünden fail olarak sorumlu olduğu yer aldı. İddianamede, Nazmi Ergün ve Şiyar Anli’nin örgüt yöneticisi olduğu, Anli’nin gayrimenkul satış işlemi yaptığı, ‘göçmen kaçakçılığı, resmi belgede sahtecilik’ ve ‘nitelikli dolandırıcılık’ suçlarına iştirak iradesiyle işlediği aktarıldı.



Şahısların polis tedbirlerden kaçmak için faaliyetlerini bir süre durdurduğu belirtildi


Örgüt faaliyetlerine ilişkin bilgilere de yer verilen iddianamede, Medet Anli liderliğindeki suç örgütünün ana faaliyetlerinin kendi üzerlerinde bulunan taşınmazların satışından sağladıkları, bu taşınmazları değerleme firmaları üzerinden değerini olduğundan yüksek gösterip muvazaalı satış yoluyla yabancı uyruklu şahıslara devretmiş göründükleri ve bu şekilde yabancı uyruklu şahısların Türk vatandaşlığı kazanmalarını sağladıkları aktarıldı. İddianamede, para transferleri, tapu uygunluk belgeleri, arka planda vatandaşlığa yönelik senetli ödeme planlarının devam edişi bakımından süreklilik kazanan eylemlere dair elverişli araçları uhdelerinde tutarak amaç suçların işlenmesini kolaylaştırdıkları anlatıldı. Örgütün 2019 ile 2023 yılları arasında 453 eyleminin var olduğunun vurgulandığı iddianamede, şahısların örgüt devamlılığını sürdürmek ve polis tedbirlerden kaçmak için daha önce Muammer Ceylan liderliğindeki suç örgütüne yapılan operasyon sonrası faaliyetlerini durdurduğu belirtildi.



91 ayrı işlemde toplam 486 milyon 930 bin 946 lira para trafiği


Örgütün yapısına ilişkin Mali Suçlar Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından hazırlanan raporda iddianamede yer aldı. Raporda, sanıkların banka dekontu elde etmek için soruşturmaya konu Hayatpark Gayrimenkul Anonim Şirket hesabına Türk Vatandaşlığı kazanımına uygun olduğunu gösteren gayrimenkul satışı için şirkete ait paraların çek-yatır veya yatır-çek yöntemiyle banka dekontu elde etmek için yaptığı bilgisi yer aldı. İddianamede, EYTAŞ Kuyumculuk ve Kıymetli Madenler Anonim Şirketi ve Altıner Kıymetli Madenler San. ve Tic. Ltd Şirketinin suçtan elde ettiği mal varlığı değerlerinin birleştirildiği ‘örgüt kasası’ olduğu vurgulandı. MASAK kayıtlarında, Erdem Bektaş’ın sahibi olduğu şirket marifetiyle örgüt elebaşı sanık Medet Anli ve şirketlerine ait hesaplarla para trafiği içerisinde olduğu aktarıldı. İddianamede, 91 ayrı işlemde toplam 486 milyon 930 bin 946 lira para trafiği olduğu anlatıldı. Usulsüz satışların ülkeye zararının 144 milyon 300 bin dolar olduğu belirtildi.


Sanık Medet Anli ile yoğun para trafiğinde olduğu tespit edilen Ercan Kodaz’a ilişkin ise iddianamede, sahibi olduğu şirket marifetiyle Medet Anli ve şirketlerine ait hesaplarla yoğun para trafiği içerisinde olduğu, kayıtlarda 46 ayrı işlemde toplamda 253 milyon 222 bin 565 lira para transferinin tespit edildiği vurgulandı. Şahısların yapılan işlem açıklamalarında ‘elden teslim aldığım altın bedeli ve hurda altın’ ve benzeri şeklindeki ibarelerin gerçeği yansıtmasının mümkün olmadığı, ‘altın alıcısı’ konumunda bulunan sanık Medet Anli’nin faaliyet alanıyla ve yatırım yapmak gibi gerekçelerle bu durumun açıklanamayacak durumda olduğu anlatıldı. Hurda altın, elden altın alışverişlerinin gerçek alışverişi yansıtmayacak kadar büyük hacimde olduğu da iddianamede belirtildi. Örgütü, suçtan elde ettiği mal varlığı değerinin sistemde dolaşıma sokularak izinin kaybettirilmesi ve fiziken saklanmasının kolaylaştırılması ya da fiziken hiç alınmayan altın değerlerinin hayali olarak sisteme sokulması faaliyeti kapsamında gerçekleştiği belirtildi.



Gayrimenkul yatırım ücreti için 400 bin dolar talebi


İddianamede, sanıkların muvazaalı satış gerçekleştirerek Türkiye’ye döviz girişi sağlamadan Türk vatandaşlığı verdikleri yönteme "Babatak" ismini verdiği anlatıldı. Sanıklar bu yöntemle, gayrimenkul alımında hayali para trafiği göstererek satış işlemi yapıldığı, Türk Vatandaşlığı tescili için gerekli süre beklendikten sonra, zaten muvazaalı satılmış olan gayrimenkulü ilk sahibine veya örgüte yakın kişilere iade etmek üzere taahhüt senetleri düzenlendiği, bu taahhüt senetleri marifetiyle kağıt üzerinde satılmış gibi gösterilen gayrimenkullerin gelecekte iadesinin garanti altına alındığı aktarıldı. Türk vatandaşlığı kazanım şartlarına ilişkin bilgiler iddianamede yer aldı. Türk Vatandaşlığı gayrimenkul yatırım ücretinin 13 Haziran 2022 tarihine kadar 250 bin dolar olduğu, bu tarihten sonra ise bu ücretin 400 bin dolara çıkarıldığı ifade edildi.



Örgüt liderine 88 yıla kadar hapis cezası talebi


Hazırlanan iddianamede, örgüt lideri olduğu iddia edilen sanık Medet Anli hakkında ‘bir yabancıyı ülkeye sokan veya ülkede kalmasına imkan sağlama’ başta olmak üzere toplam 4 suçtan toplam 22 yıl 4 aydan, 88 yıl 9 aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi. İddianamede yer alan diğer sanıklar için ise birçok suçtan değişen oranlarda hapis cezası istendi. Hazırlanan iddianame, Büyükçekmece Asliye Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi. Sanıkların yargılanmasına önümüzdeki günlerde başlanacak.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adıyaman Kahta Belediyesi’nden Ramazan Çarşısı etkinliği Adıyaman’ın Kahta ilçe Belediyesi tarafından Ramazan ayının manevi atmosferini hep birlikte yaşamak amacıyla düzenlenen Ramazan Çarşısı etkinliklerinde çocuklar doyasıya eğlendi. Ramazan ayı dolayısıyla organize edilen etkinliklerde çuval yarışı, yumurta yarışı, sandalye kapmaca ve halat çekme gibi birbirinden keyifli oyunlar gerçekleştirildi. Renkli görüntülere sahne olan programda çocuklar hem eğlendi hem de kıyasıya yarıştı. Düzenlenen yarışmalarda dereceye giren çocuklara çeşitli ödüller takdim edildi. Her akşam saat 20.30’da başlayan Ramazan Çarşısı etkinliklerine vatandaşlar yoğun ilgi gösterirken, aileler de çocuklarının mutluluğuna ortak oldu. Etkinliklerin Ramazan ayı boyunca devam edeceği bildirildi. Yapılan etkinliklerle ilgili açıklamalarda bulunan Mehmet Can Hallaç, "Ramazan ayının birlik, beraberlik ve kardeşlik ruhunu hemşehrilerimizle birlikte yaşamanın mutluluğunu yaşıyoruz. Özellikle çocuklarımız için düzenlediğimiz etkinliklerle onların yüzünde bir tebessüm oluşturmak bizler için çok kıymetli. Ramazan Çarşımıza katılım sağlayan tüm hemşehrilerimize teşekkür ediyor, her akşam düzenleyeceğimiz programlara tüm vatandaşlarımızı davet ediyoruz" ifadelerine yer verildi. Kahta Belediyesi tarafından düzenlenen Ramazan Çarşısı etkinliklerinin, Ramazan ayı boyunca çeşitli programlarla devam edeceği öğrenildi.
Ankara Bakan Gürlek: "İnfaz düzenlemesi yapmamız lazım, cezaları artıracağız" Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Suç örgütleri çocukları kullanıyor. Çocuk cezanın tamamını yatacak. Çocukları kullanan örgüt üyelerinin cezalarını artırdık. İnfaz düzenlemesi yapmamız lazım, cezaları artıracağız" dedi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, katıldığı bir televizyon programında yargı reformundan sosyal medya düzenlemelerine, terörle mücadeleden yasa dışı bahse kadar gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Yargının sorunları hakkında bilgi sahibi olduğunu ifade eden Bakan Gürlek, "Bir an önce artık alıştırma aşamasından icraat aşamasına geçmek istiyorum. Yargıdaki en temel eleştiri yargılamalar uzuyor. Vatandaş artık icraat istiyor. Geciken davalardan mağdur vatandaşlarımızın sorunlarının hemen devreye girmesini istiyorum. Vatandaşlarımızın sorunları bizim sorunlarımız. Özellikle yargıdaki en temel eleştiri davalar sürekli uzuyor. Bir boşanma davası 8 yıl sürüyor. Bir nafaka davası 4 yıl sürüyor. Alacak davası, yargının sorunlarını bildiğim için bunların artık bir an önce ete kemiğe bürünmesini istiyorum" dedi. Bakanlık bünyesindeki kadro değişikliklerine ilişkin soru üzerine Gürlek, "Görev verdiğimiz ve Cumhurbaşkanımızın tensipleriyle göreve atanan bakan yardımcısı arkadaşlarımızın hepsi alanlarında uzman. İdari yargıda bir görevli mahkeme başkanımız var. Aynı şekilde terör ve örgüt suçlarında görevli bir arkadaşımız var, bakan yardımcısı olarak atandı. Daha önce Adalet Bakanlığı’nda tecrübesi olan bir arkadaşımız atandı. Bu konuda arkadaşlarımızın hepsi alanlarına hakim, sahaya hakim arkadaşlar. Değişiklikler elbette olabilir ama tabii önemli olan uyumlu bir çalışma arkadaşı ekibi kurmak" ifadelerini kullandı. Hakimler ve Savcılar Kurulu’nda (HSK) ise yeni bir değişiklik planlanmadığını kaydeden Gürlek, "Üyeler belirlendi, tekrar bir değişiklik olmaz" diye konuştu. "Terörsüz Türkiye" süreci Meclis’te kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun hazırladığı 60 sayfalık "Terörsüz Türkiye" raporunun 47 oyla kabul edildiğini hatırlatan Bakan Gürlek, "Bakın kamuoyunda şu an anketler yüzde 95, yüzde 97’ye varan oranda insanlar artık terör sorunundan kurtulmak istiyor. Bu bizim ülkemizin sorunu. İnşallah bu sorunu aşacağız. Gerçekten çok önemli bir aşamaya gelindi. Sayın Cumhurbaşkanımızın riyasetinde MHP Genel Başkanı Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin de sürece katkılarıyla birlikte çok önemli adımlar atıldı. İnşallah bu süreçten sonra da artık bunun meyvelerini toplayacağız. Biz bu süreci çok önemsiyoruz" dedi. Bakan Gürlek, yasa dışı bahis ve sanal kumarla mücadeleye ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Bu alanın toplum açısından ciddi bir sorun oluşturduğunu ifade eden Gürlek, "Maalesef herkes bunu oynuyor. Yurt dışında bahis siteleri var. İlk başta öğrenci hesaplarını kullandılar, kiraladılar. Yasa dışı bahiste panel yönetimi var, mutlaka paranın sisteme girebileceği bir yöntem olması gerekiyor. Bu para Türkiye’ye geldiği zaman kara para olarak geliyor. Bu para vergiye tabii değil. 81 il başsavcımıza genelge gönderdim, yasa dışı bahis, sanal kumar konusunda mücadelemiz devam edecek. Bataklığı kurutmamız lazım" diye konuştu. "Futbolun temiz olması lazım" Futbolda yürütülen soruşturmalara değinen Gürlek, "Futbolun temiz olması lazım. Bütün futbol maçları inceleniyor. Mahkemeler iddianameleri kabul etti, yargılama başlıyor. Yargının görevi suçla mücadele etmek. Burada suç varsa mücadele edilecek. Bu konuda da tüm Türkiye’de yasa dışı bahis, şike ve aynı şekilde teşvikle ilgili de tüm başsavcılıklarda özel bir birim kurmayı düşünüyorum. Bu konuda zaten İstanbul örnek oldu. Sonuna kadar mücadele edeceğiz" dedi. "Cezaları artıracağız" "Suça sürüklenen çocuk" kavramının yeniden ele alınması gerektiğini vurgulayan Gürlek, "Bir çocuk neden suça bulaşır, neden şiddete meyleder? Arkadaşlarımıza dünyadaki örnekleriyle ilgili talimat verdim. Çocukların suça bulaşmadan bunların önlenmesi lazım. Suç örgütleri çocukları kullanıyor. Çocuk cezanın tamamını yatacak. Çocukları kullanan örgüt üyelerinin cezalarını artırdık. İnfaz düzenlemesi yapmamız lazım, cezaları artıracağız" dedi. "Alo Adalet" hattı Yargıda "Alo Adalet" hattının uygulamaya konulacağını ifade eden Gürlek, "Vatandaş adli anlamda kendisine bir muhatap bulacak, davası neden uzamış bir geri dönüş alacak. Kısa sürede hayata geçireceğiz" açıklamasında bulundu.
İstanbul Türkan Şoray, Türk edebiyatının usta ismi Yaşar Kemal anma haftasında sevenleriyle buluştu Maltepe Belediyesi, Türk edebiyatının usta isimlerinden Yaşar Kemal’i, Maltepe’de adının verildiği kültür merkezinde düzenlenen etkinliklerle anıyor. Yaşar Kemal Anma Haftası, "Yılanı Öldürseler" filminin gösterimi ve söyleşiyle başladı. Filmin yönetmeni ve başrol oyuncusu Türk Sineması’nın usta ismi Türkan Şoray’ın onur konuğu olarak katıldığı etkinlikte, çekim sürecinde yaşadığı hatıraları ve filmle ilgili bilinmeyenleri seyircilerle paylaştı. Maltepe Belediyesi, usta yazar Yaşar Kemal’in Türk edebiyatına ve insanlığa bıraktığı mirası birlikte yaşatmak amacıyla, adının verildiği Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde anma haftası düzenledi. Film gösteriminden sergi ve söyleşilere kadar bir dizi etkinliğin düzenlendiği anma haftasına, ev sahibi Maltepe Belediye Başkanı Esin Köymen’in yanı sıra, onur konuğu olarak Türk Sineması’nın Sultanı Türkan Şoray ve gazeteci ve sinema yazarı Burçak Evren, Yaşar Kemal’in eşi Ayşe Semiha Baban ve Kemal adına açılan sergiyi düzenleyen Flora Araştırmaları Derneği Genel Sekreteri Burçin Çıngay ile ressamlar katıldı. "Yaşar Kemal’i anlamak Anadolu’yu anlamaktır" Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Maltepe Belediye Başkanı Esin Köymen, Yaşar Kemal’i anlamanın sadece romanlarını hatırlamak olmadığını belirterek, şu ifadelere yer verdi: "Bugün burada, adını gururla yaşattığımız bu merkezde yalnızca büyük bir yazarı değil, bu toprakların vicdanını, büyük usta Yaşar Kemal’i anıyoruz. Onu anlamak; Anadolu’nun rüzgârını, Çukurova’nın sıcağını, Toroslar’ın direncini, yoksulun onurunu ve insanın bitmeyen adalet arayışını anlamaktır. O, edebiyatı bir estetik alan olarak değil, bir hakikat alanı olarak gördü. Yazmak onun için yalnızca anlatmak değil; tanıklık etmekti, bir belleği geleceğe taşımaktı. Bugün doğayı koruma mücadelesi veriyorsak, onun satırlarında çok önceden yazılmış bir uyarıyı yeniden hatırlıyoruz. Ve Binbir Çiçekli Bahçe; o bahçede tek renk yoktur, tek ses yoktur, tek kimlik yoktur. Çoğulluk zenginliktir. Yaşar Kemal’in büyüklüğü yalnızca yazdıklarında değil, tarafında gizlidir. O, her zaman insan onurunun tarafında oldu. Güçten değil haktan yana durdu. Sessizlikten değil sözden yana oldu. Umutsuzluk dayatıldığında, umudu yazdı. Bizler bugün onun adını taşıyan bu kültür merkezinde buluşurken, kültürü bir ayrıcalık değil kamusal bir hak olarak gördüğümüzü bir kez daha ifade ediyoruz. Maltepe’de çocukların kitaplarla büyüdüğü, gençlerin özgürce düşünebildiği, kadınların eşit ve güvenli bir yaşam sürdüğü bir kent inşa etme çabamız, Yaşar Kemal’in hayal ettiği dünyaya duyduğumuz inancın; o binbir çiçekli bahçe hayalimizin bir yansımasıdır. Bir kez daha bu duygularla Yaşar Kemal’i saygı ve özlemle anıyorum." Açılış konuşmalarının ardından anma haftası Yaşar Kemal’in eserlerinden oluşan kitap kapakları ve film afişleri sergisiyle başladı. Program, Kemal’in satırlarında hayat bulan bitkiler, bitki ressamlarının dokunuşlarıyla hazırladığı "Binbir Çiçekli Bahçe" sergisiyle devam etti. "’Esme’yi o kadar sevdim ki ’Bu rolü oynamak istiyorum’ dedim" Türk sinemasının usta ismi Türkan Şoray, Yaşar Kemal’in ölümsüz eseri Yılanı Öldürseler’in film olma hikayesi ve yönetmenlik süreçlerinden bahsederek, şunları anlattı: "Yaşar Kemal dünya çapında, dünyanın tanıdığı ve ülkemizin gururu bir yazar. O zaten her zaman anılmalı, anılmaya değer ve unutulması mümkün değil. Belleğimizde, bilinçaltımızda sürekli yaşıyor, yaşayacak da. Bu kadar önemli bir ismin yazdığı bir romanın yönetmeni olma şansına sahip olmak benim için ne kadar gurur verici size anlatamam. Düşünüyorum da şimdi; ne kadar onurlu bir şey nasip olmuş bana. Ama o nasıl oldu, bir daha öyle bir şey olsa cesaret edebilir miyim hiç bilmiyorum. Yılanı Öldürseler’i okuduğumda oradaki Esme rolünü çok sevdim. Yani o kadar sevdim ki, ’Bu rolü oynamak istiyorum’ dedim. Yapımcı da ’Tamam’ dedi. Ali Özgentürk çekecekti, fakat sonra ne olduysa çekemedi. Filmin görüntü yönetmeni İsveç’ten gelecek, her şey hazır. Yalnız senaryo meselesi var. Yapımcı ’Siz çekin’ dedi. Hemen hiç düşünmeden ’Evet’ dedim; fakat elde senaryo yok. Daha önce Ali Özgentürk’ün çekeceği senaryo için yazılmış olan vardı, Yaşar Kemal dedi ki ’Ben de yazacağım.’ İki tane senaryo var elimde, e bir de roman var; ben de romana çok aşığım. Ben de bir senaryo yazdım, oldu üç senaryo. Aslında o kadar büyük çılgınlık ki benim yaptığım, şimdi yapamam. Çünkü hem kameranın önüne hem de kamera arkasına geçiyorsunuz. Komut veriyorsunuz ’şöyle şöyle olacak’ diye, sonra kendiniz öne geçip tekrar oyun oynuyorsunuz, bu çok zor bir şey." "Filmi çekerken köyü yaktık, köylüler bizi davul zurnayla uğurladı" Film çekimi sırasında başından geçen enteresan olayları da seyircilerle paylaşan Şoray; senaryodaki bir sahnenin kitapta yer alan halini aratmaması için çekim yaptıkları köyü adeta yaktıklarını anlatarak, şunlardan bahsetti "Romanda köy yanıyor ve insanlar koşuşuyor çocuklar ağlaşıyor, sizi öyle bir havaya sokuyor ki köy gerçekten yandı mı yanmadı mı, çocuğun hayali mi tam çözemiyorsunuz. ’Ben bunu yapacağım’ dedim. Lastikleri yerleştirdik bütün köy sokaklarına; hepsini birden yakınca müthiş bir duman oldu. Biz de uzaktan kamerayla çekiyoruz, köy gerçekten yanıyor gibi oldu. Köylüler de ’Köy yanıyor!’ diye itfaiyeye haber verdiler, insanlar birbirine girdi. Ondan sonra zaten film bitti toparlandık dönüyoruz, bir baktım davul zurna geldi ve o kadar bozuldum ki, davul zurnayla ’Oh be gidiyorlar’ falan dediler diye." Film gösterimi öncesinde Türkan Şoray ve Burçak Evren’in katıldığı bir söyleşi düzenlendi. Filmin yönetmen ve başrol oyuncusu Türkan Şoray, filmin çekimi esnasında yaşadıkları deneyimleri ve Yaşar Kemal’in eserlerini filme aktarırken duyduğu heyecan ve zorlukları sanatseverlerle paylaştı. Söyleşinin ardından Başkan Köymen tarafından Şoray ve Evren’e çiçek takdimi yapıldı.