TEKNOLOJİ - 11 Mart 2026 Çarşamba 15:47

Yapay zekada küresel yarış: Çin hızla yaklaşıyor

A
A
A
Yapay zekada küresel yarış: Çin hızla yaklaşıyor

Amazon’un Türk yöneticisi Dr. Ruhi Sarıkaya, Yıldız Teknik Üniveristesi’nde verdiği konferansta yapay zekanın geleceğine ilişkin açıklamalar yaptı. Çin’in bu alanda hızla ilerlediğini belirten Sarıkaya ABD’nin çip ambargosuna rağmen 10 yıl sonra dengelerin değişebileceğini vurguladı.


Amazon Alexa Yapay Zeka Başkan Yardımcısı Dr. Ruhi Sarıkaya, yapay zekada küresel rekabetin hızla derinleştiğini söyledi. Sarıkaya, ABD’nin çip ambargosu uyguladığı Çin’in yapay zekada çok hızlı ilerlediğini belirterek, "10 sene içinde ABD’yi yakalayacak çipler inşa edebilirler" dedi.


YTÜ Davutpaşa Kampüsü Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen "Yapay Zekada Yeni Dönüşüm" başlıklı konferansı öğrencilerin ve akademisyenlerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Dr. Ruhi Sarıkaya’nın yapay zekanın geleceği, küresel teknoloji rekabeti ve girişimcilik ekosistemine dair değerlendirmeleri ilgi gördü. YTÜ Rektörü Prof. Dr. Eyüp Debik’in de katıldığı programda Sarıkaya, öğrencilerin sorularını da cevapladı.



"AI ABD için varoluşsal bir mesele"


Alexa’da 700 kişilik yapay zeka ekibine liderlik yapan Dr. Ruhi Sarıkaya, yapay zekanın artık yalnızca bir teknoloji alanı değil, ülkeler arasında stratejik rekabetin merkezinde yer alan bir güç olduğunu söyledi. ABD’nin yapay zekayı "varoluşsal bir mesele" olarak gördüğünü belirten Sarıkaya, hükümetin bu alanda hızlı ilerlemeyi destekleyen bir yaklaşım benimsediğini ifade etti.



"Yapay Zeka kimin elindeyse dünyayı o yönetecek"


Sarıkaya, şöyle konuştu:


"Amerika’nın yaklaşımı, ‘mümkün olduğunca engelleri kaldırın ve olabildiğince hızlı ilerleyin.’ Çünkü yapay zekayı kim kazanırsa dünyayı o yönlendirecek düşüncesi var. Avrupa ise uzun süre bunun tam tersini yaptı. Hatta bu durumu anlatan bir ifade var: ‘Amerika yenilik üretir, Avrupa düzenleme yapar.’ Avrupa teknoloji henüz filizlenmeden düzenlemelere odaklandı. Bunun sonucu olarak Avrupa’da çok güçlü üniversiteler ve çok yetenekli insanlar olmasına rağmen, birçok girişimci şirketlerini Amerika’da kurmayı tercih etti. Çünkü yoğun düzenlemeler start-up’ların enerjisinin büyük bölümünü mevzuata uyum sağlamaya harcamasına yol açabiliyor."



"Çin 10 sene içinde kendi çipini inşa edebilir"


Çin’in de yapay zeka alanında hızla yükseldiğini vurgulayan Sarıkaya, akademik çalışmaların önemli bir bölümünün Çin’den geldiğini ifade ederek, "Çin’in geliştirdiği modeller, Amerika’nın yaklaşık 9 ay gerisinde. Çin bu alanda çok güçlü bir şekilde ilerliyor. Ancak Çin’in karşılaştığı en büyük darboğaz ileri çip teknolojisi. Nvidia’nın en yeni çiplerini kullanamıyorlar ve daha eski versiyonlarıyla çalışıyorlar. Huawei kendi çiplerini geliştirmeye çalışıyor ama çip teknolojisi derin mühendislik bilgisi gerektiren ve yıllar içinde oluşan bir birikim. Bu nedenle kısa vadede Nvidia seviyesine ulaşmaları zor görünüyor. Fakat 10 sene içinde bir önceki versiyonunu yakalayarak çipler inşa edebilirler" diye konuştu.



Geleceğin sorusu: ABD’ye mi Çin’e mi bağımlısın


Bugün ileri seviyedeki bir yapay zeka modelini eğitmenin maliyetinin 1 milyar doların üzerine çıktığını söyleyen Sarıkaya, "Türkiye gibi ülkelerde ise yapay zeka farkındalığı yeni yeni oluşuyor. Bu nedenle gelecekte şu soru önemli olacak: Kullandığımız yapay zekâ sistemleri ne kadar Amerika ve Çin’e bağımlı" diye konuştu.


Yapay zekanın performansı birçok alanda insanı geçti


Konuşmasında yapay zeka sistemlerinin bilişsel görevlerdeki performansına da değinen Sarıkaya, araştırmacıların insan zihninin yaptığı görevleri ölçmek için kullanılan benchmark veri setleri üzerinden karşılaştırmalar yaptığını belirtti. Sarıkaya, özellikle 2016 sonrası dönemde yapay zekanın bu testlerde insan seviyesini hızla aştığını söyledi: "Konuşma tanıma, dil anlama, kodlama, matematik ve soru yanıtlama gibi birçok alanda yapay zeka sistemlerinin performansı insan seviyesini geçti. Yeni bir benchmark tanımlandığında, yapay zeka çok kısa sürede bu seviyeyi aşabiliyor. Bu yüzden sürekli yeni testler geliştirmek gerekiyor."



"Yapay zekanın insan zekasını geçtiği yeri göremiyoruz"


Yapay zeka ile insan zekası arasındaki ilişkiyi değerlendiren Sarıkaya, yaygın ancak eksik bir yaklaşımın yapay zekayı insan zekasının içinde daha küçük bir alan olarak konumlandırdığını söyledi. Sarıkaya, daha doğru modelin iki zekanın kesişen ancak aynı zamanda birbirinden bağımsız alanlara sahip olduğunu belirterek şunları söyledi:


"Yapay zekayı insan zekasının içinde küçük bir elips gibi düşünmek yaygın ama doğru bir model değil. Daha doğru model, insan zekasıyla yapay zekanın bazı alanlarda kesiştiğini ancak yapay zekanın insanın kavrayamadığı alanlara da sahip olduğunu gösteriyor. Biz bu alanı gözlemleyemiyor olabiliriz ama bu onun var olmadığı anlamına gelmez."


Genel Yapay Zeka tahminleri hızla öne çekildi


Konuşmasında Genel Yapay Zeka (Artificial General Intelligence - AGI) kavramına da değinen Sarıkaya, AGI’nin tüm bilişsel görevleri insan seviyesinde gerçekleştirebilen sistemler anlamına geldiğini söyledi. Geçmişte bu hedefe ulaşmanın onlarca yıl uzakta görüldüğünü hatırlatan Sarıkaya, son gelişmelerin tahminleri dramatik biçimde değiştirdiğini belirterek, "Deep learning gelişmeden önce yapılan tahminlerde genel yapay zekaya ulaşmak için ortalama 80 yıl gibi süreler konuşuluyordu. GPT-3 ve benzeri büyük modellerin ortaya çıkmasıyla bu tahminler hızla aşağı indi. Bugün bazı analizler AGI’ye 2-5 yıl içinde ulaşılabileceğini söylüyor. Benim kişisel tahminim ise 2030 civarı" ifadelerini kullandı.


Sarıkaya’ya göre artık tartışma "genel yapay zekaya ulaşılıp ulaşılamayacağı" değil, "ne zaman ulaşılacağı" üzerine yoğunlaşıyor.



Yapay zekada küresel yarış: Çin hızla yaklaşıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Karaman Uzmanından cilt kanseri ve güneşten korunma uyarısı Karaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Aslıhan Gülel, cildimizin en değerli giysimiz olduğunu belirterek, "Dışarıda uzun süre kalınacaksa güneş koruyucunun iki-üç saatte bir yenilenmesi gerekir. Ne kadar güneş koruyucu kullansak da güneşten fiziksel olarak korunmak esastır. Uzun kollu, açık renkli kıyafetler tercih etmeliyiz" dedi. Dermatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Aslıhan Gülel, 1-31 Mayıs Cilt Kanseri Farkındalık ayı kapsamında cilt kanserleri ve güneşten korunma yöntemlerine dair uyarılarda bulundu. Cildin dış etmenlere karşı vücudu koruyan en önemli bariyerlerden biri olduğunu belirten Gülel, özellikle mayıs ayından itibaren güneş ışınlarının ve ultraviyole (UV) radyasyonun etkisini artırdığına dikkat çekti. Deri kanserlerinin sık görülen bir tür olduğunu ve melanom ile melanom dışı olarak iki başlıkta ele alındığını aktaran Gülel, "Benlerimiz, yeni oluşan renkli lekeler ve ciltte meydana gelen değişiklikler mutlaka takip edilmelidir. Benlerimizi zaman zaman kontrol etmeli, yılda en az bir kez de cilt doktorumuza başvurmalıyız. Özellikle tarım işçileri ve güneş altında uzun süre çalışan kişilerde deri kanserleri daha sık görülebilmektedir. Bu nedenle bu kişilerin de düzenli takip yaptırması önemlidir" dedi. "Dışarıda uzun süre kalınacaksa güneş koruyucunun iki-üç saatte bir yenilenmesi gerekir" Güneşten korunma noktasında doğru bilinen yanlışlara değinen ve basit ama etkili önlemlerin alınması gerektiğini vurgulayan Gülel, şunları kaydetti: "Özellikle saat 10.00 ile 16.00 arasında güneş altında uzun süre kalmamalıyız. Eğer güneş altında kalmamız gerekiyorsa mutlaka güneş koruyucu kullanmalıyız. Güneş koruyucular fiziksel ve kimyasal olarak ikiye ayrılır. Fiziksel koruyucular dışarı çıkmadan hemen önce kullanılabilirken, kimyasal koruyucular güneşe çıkmadan yaklaşık yarım saat önce sürülmelidir. Dışarıda uzun süre kalınacaksa güneş koruyucunun iki-üç saatte bir yenilenmesi gerekir. Genellikle yapılan yanlışlardan biri, güneş koruyucunun bir kez sürülmesinin yeterli olduğunu düşünmektir. Oysa koruyucunun düzenli aralıklarla tazelenmesi gerekir. Yaşımıza ve cilt yapımıza uygun güneş koruyucu seçmeliyiz. Az miktarda kullanıldığında yeterli koruma sağlamaz. Genellikle yüz bölgesi için beş parmak ucu kadar güneş koruyucu kullanılması önerilmektedir." "Cildimiz, en değerli giysimizdir" Fiziksel korunmanın ve rutin kontrollerin önemine de değinen Dermatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Gülel, "Ne kadar güneş koruyucu kullansak da güneşten fiziksel olarak korunmak esastır. Uzun kollu, açık renkli kıyafetler tercih etmeliyiz. Özellikle yaz döneminde birkaç haftada bir bütün cildimizi kontrol etmeliyiz. Yeni oluşan benler, lekeler, kanamalı ya da iyileşmeyen lezyonlar görüldüğünde mutlaka doktora başvurulmalıdır. Açık tenli, çillenmeye yatkın cilt yapısına sahip kişilerin daha dikkatli olması gerekir. Cilt kanserlerinde güneş en önemli etkenlerden biridir. Cildimiz çok önemlidir. En değerli organımız, en değerli giysimizdir. Aslında ona yatırım yaparsak kendimize de yatırım yapmış oluruz" diye konuştu.
Van Van’ın simgesi inci kefali sahildeki heykeliyle ilgi odağı oldu Van Gölü sahiline yerleştirilen devasa inci kefali heykeli, yerel halk ile turistlerin ilgi odağı oldu. Van’ın eşsiz doğal güzellikleri ve endemik türleri arasında ilk sıralarda yer alan, dünyada sadece Van Gölü havzasında yaşayan inci kefali (Chalcalburnus tarichi), bu kez bir sanat eseriyle kentin siluetindeki yerini aldı. Van Gölü sahiline yerleştirilen devasa inci kefali heykeli, hem yerel halk hem de kenti ziyaret eden turistler tarafından büyük bir beğeniyle karşılandı. Van kültürünün ve doğal yaşamının sembollerinden biri haline gelen inci kefalini temsil eden heykel, sahil bandına farklı bir görsellik kattı. Vatandaşlar heykelin hem şehrin tanıtımına katkı sunduğunu hem de inci kefalinin önemine dikkat çektiğini belirtti. Özellikle sahilde yürüyüş yapan vatandaşlar ve fotoğraf çekmek isteyen ziyaretçiler heykelin önünde yoğunluk oluştururken, sosyal medyada da heykelle ilgili çok sayıda paylaşım yapıldı. Vatandaşlar, Van’ın doğal ve kültürel değerlerini yansıtan bu tür çalışmaların artırılması gerektiğini ifade ederek emeği geçenlere teşekkür etti. İnci kefali heykelinin, yaz sezonunda Van Gölü sahiline gelen yerli ve yabancı turistlerin de ilgi noktalarından biri olması bekleniyor. "20 santim boyundaki bir balık üremek için kendi boyunun 10-15 katı yüksekliğindeki kayaları zıplayarak aşıyor" Van Gölü sahiline yerleştirilen inci kefalinin heykeli ile ilgili değerlendirme yapan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Mustafa Akkuş, "İnci kefali Van Gölü’nün tuzlu ve sodalı sularına adapte olmuş endemik bir balık türü. Dünyada sadece burada var ve burada yaşıyor. Normalde Van Gölü’nün tuzlu ve sodalı sularında yaşamak çok zor bir hadise ama inci kefali bunu başarıyor. İnci kefali her ne kadar yaşamını Van Gölü’nün tuzlu ve sodalı sularında sürdürse de üreme dönemi olan nisan ve temmuz ayları geldiği zaman üremek için göle dökülen akarsulara üreme göçü gerçekleştiriyor. İnci kefali akarsulara girdiği zaman kendi boyunun 10-15 katı yüksekliğindeki kayaları zıplayaraktan akarsuların 15-20 kilometre yukarısına çıkıyor. Kayaları geçerken belki de yüzlerce kez zıplıyor ve asla vazgeçmiyor. Akıntıyla mücadele ediyor, soğukla, dalgalarla, martılarla ve kendi boyunun 10-15 katı yüksekliğindeki kayalarla mücadele edip başarıyor. Bunu yapan sadece 20 santim boyundaki bir balık. İşte bu yönüyle inci kefali asla vazgeçmemenin dünyadaki en güzel simgelerinden birisi. Bugüne kadar Van Gölü kenarında arkamdaki gibi bir inci kefali maketi heykeli görmeniz mümkün değildi. Fakat Van İl Kültür Turizm Müdürlüğü ile Van Valiliği tarafından yapılan bu güzel eserle beraber adeta bir ruh, bir anlam kazanmış oldu. Buradan başta Van Valiliği olmak üzere Van İl Kültür Turizm Müdürlüğü’ne ve emeği geçenlere sonsuz teşekkür ediyoruz. Arkamdaki bu eserin gölün dört bir yanında çok daha fazla yere konulması gerekiyor. Çünkü artık inci kefali bölgemizin bir markası ve Van dediğimiz zaman aklımıza en önce gelen canlılardan birini oluşturuyor" dedi.
Ankara Palandöken: "7 bin 200 prim günü esnafın en büyük beklentisi" Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, TBMM’de görüşülen Torba Kanun kapsamına alınarak esnafın prim gün sayısının 7 bin 200 düşürülmesi gerektiğini vurguladı. Bağ-Kur’lu esnafın prim gün sayısının 7 bin 200’e düşürülmesine yönelik beklentinin artık karşılanması gerektiğini söyleyen TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Sosyal Güvenlik Kurumu kurulalı hayli zaman geçti. Buradaki norm birliğinin sağlanmasıyla ilgili emekli sandığı, SSK ve Bağ-Kurluların müşterek aynı çatının altında, aynı standarda dahil hizmet almaları aynı kalitede hizmet alırken de sosyal devletin içeriklerine uygun emeklilik aylıkları. Bu emeklilik aylığının yanı sıra prim gün sayısı bunların hepsini üst üste koyduğunuz zaman önemli. Bağ-Kurluların hakikaten beklentisi bir türlü yerine getirilemedi. Ülkemiz önemli bir ekonomik sıkıntıyla karşı karşıya kaldı. Yüksek enflasyon seyretmesi bunları belki de 7 bin 200 güne norm birliğiyle düşürülmesi mümkün olacaktı. Ancak olmadı. Hala Sosyal Güvenlik Kurumu’nda 9 bin gün Bağ-Kurlular, 7 bin 200 gün SSK’lılar biliyorsunuz devlet memurunda yaş haddiyle. Şimdi hem ödedikleri prim yüksek. Hem aynı şekilde yine devlet memurlarınınki devletimiz karşılıyor. SSK’da çalıştıkları iş yerlerinin sahipleri tarafından karşılıyor. Bağ-Kurlular dükkandaki satmış oldukları emtialardan kazanacak ki götürüp yatırsın. Birçoğu da borçlu" dedi. "Esnafın yıllardır beklediği düzenleme artık hayata geçmeli" TBMM’de görüşülen Torba Kanun kapsamına alınarak esnafın prim gün sayısının 7 bin 200 düşürülmesi gerektiğini ifade eden Palandöken, "Cumhurbaşkanımız bu yılın sonuna kadar bunların sağlık hizmetlerinden mahrum bırakmamasıyla ilgili talimatıyla doktora gidebiliyoruz. Hastaneye gidebiliyoruz. Ancak ilaç alamıyoruz. Niye SSK’ya yani sisteme borcumuz görünüyor. Yatıramadığımız primler görünüyor. Tabii ki yatırmak istiyoruz. Sağlığımızın düzelmesi için de tedavi olmak için de ilacın lazım olduğunu biliyoruz. Onun için bir kolaylık yapılıp 7 bin 200 gün meselesi hakikaten sadece esnaf açısından değil yaklaşık neredeyse nüfusumuzun üçte birinin bu hizmet aldığı alanda bu konuda destek bekliyor. Bir makul süreye yayılıp hem borçların ödenmesiyle ilgili aynı şekilde bu norm birliğinin sağlandığı düzenlemedeki işlerin birlikte yapılmasının gerekliliğini anlıyoruz. Bu inşallah ki bu yasama döneminde kanunlaşır. Vatandaşlarımız da bu haksızlıktan kurtulur diye düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.