SPOR - 04 Mayıs 2025 Pazar 15:02

60. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nu Hollandalı Wout Poels kazandı

A
A
A
60. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nu Hollandalı Wout Poels kazandı

60. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nda 8. ve son etap olan Çeşme-İzmir etabını XDS Astana takımından Matteo Malucelli kazandı. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu şampiyonu ise Astana ekibinden Wout Poels oldu.


60. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu, Çeşme - İzmir etabıyla tamamlandı. Yarışın startını, Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Hamza Yerlikaya, Çeşme Kaymakamı Mehmet Maraşlı, Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli, Cumhurbaşkanlığı Destek Hizmetleri Genel Müdürü Mehmet Tuncer ve Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu verdi.



Şampiyon Wout Poels oldu


Akdeniz’den, Ege’ye 8 gün süren Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nda şampiyon Astana takımından Hollandalı sporcu Wout Poels oldu. Poels, toplamda 23 saat 44 dakika 52 saniyeyle genel klasman birincisi oldu. Hollandalı bisikletçi, TUR 2025’in şampiyonu olarak turkuaz mayonun da sahibi oldu. Astana takımından Ekvadorlu Harold Martin Lopez ikinci, Picnic PostNL ekibinden Kolombiyalı Guillermo Juan da Martinez üçüncü oldu.



Son etabı Matteo Malucelli kazandı


Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nun son gün olan 108.7 kilometrelik Çeşme - İzmir etabını ise Astana takımından Matteo Malucelli 2 saat 23 dakika 26 saniyeyle kazandı. Finiş yine toplu halde gerçekleşirken, bariyer dibinden atak yapan Malucelli tekerlek farkıyla kazandı.



Üç mayonun sahibi belli oldu


En iyi tırmanışçıya verilen kırmızı mayoyu, Wout Poels aldı. 37 yaşındaki tecrübeli bisikletçi, hem turkuaz hem de kırmızı mayoyu alarak TUR 2025’i önemli başarılarla tamamladı.


Türkiye Güzellikleri Primleri kategorisinde verilen beyaz mayoyu China Glory ekibinden Güney Afrikalı sporcu Willem Jakobus Smit, en iyi sprinter olarak ise Polti Visitmalta ekibinden İtalyan sporcu Giovanni Lonardi yeşil mayoyu kazandı.


Öte yandan Türk sporculardan genel klasmanda en iyi dereceyi Konya Büyükşehir Belediyespor’dan Burak Abay 64. sırada yer alarak elde etti.



60. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nu Hollandalı Wout Poels kazandı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sarıyer’de denizde can pazarı: Suya düşen kadın boğulmaktan son anda kurtarıldı İstanbul Sarıyer’de bilinmeyen bir nedenle denize düşen ve bir süre yüzdükten sonra fenalaşan kadın, Sahil Güvenlik ekipleri ve vatandaşların yardımıyla kurtarıldı. Sahilde yüzen vatandaşlar alanda merdiven olmayışına isyan ederek yetkililere seslendi. Olay, sabah saatlerinde Emirgan sahilinde meydana geldi. İddialara göre, sahilde oturan bir kadın, henüz bilinmeyen bir nedenle denize düştü. Denizde bir süre yüzen kadın, iskeleye yaklaştığı sırada aniden panikleyerek fenalaştı. Kadının su üzerinde baygınlık geçirdiğini gören vatandaşlar hemen kadının yardıma koştu. Baygın kadını denizden çıkarmak için seferber olan vatandaşlar, sahil hattı boyunca denizden karaya çıkışı sağlayacak bir merdiven bulunmaması nedeniyle çaresiz kaldı. Kadını yukarı çekmekte zorlanan vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine kısa sürede Sahil Güvenlik ve sağlık ekipleri sevk edildi. Olay yerine hızla ulaşan Sahil Güvenlik ekipleri, denizde yaşam mücadelesi veren kadını bota alarak karaya çıkardı. Sağlık ekiplerine teslim edilen kadına ilk müdahale olay yerindeki ambulansta yapıldı. Kadın, hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. Bölgede sık sık denize giren vatandaşlar, sahil şeridinde acil durum merdivenlerinin olmamasına tepki gösterdi. "Merdiven olmasını istiyoruz" Denizde bulunan kadını kurtarmaya çalışan Seyit Sarıkaya, sahil şeridine merdiven istediklerini ifade ederek, "Her hafta buraya geliyoruz, burada yüzüyoruz. Burada yüzerken balıkçı ağabeyler birinin denize düştüğünü söyledi. Koştuk. Oraya vardığımızda kadın bayılmıştı. Sahil güvenlik gelene kadar tuttuk. Nefes aldırmaya çalıştık. Bir iki kendine gelsin diye hafif hafif yanaklarına dokundurduk. İstifrağ etti, sonra ambulans geldi. Sahil güvenlik ekibine verdik. Bazı vatandaşlar yüzdüğünü kıyıya yanaşamayınca korktuğunu söyledi. Korkunca panik yaptı, panik yapınca da dengesini kaybetti. Oraya vardığımızda da bayılmıştı zaten. Ambulans geldi götürdü, geldiğinde bilinci yerinde değildi ama şimdi ne durumda bilemiyoruz. Düşme vakalarında merdiven çok önemli. Merdiven aslında önceden vardı yani her 100 metrede bir merdiven vardı, söktüler. Bu yalıda yaşayanlar rahatsız oluyormuş. Merdiven olmasını istiyoruz. Merdiven çok çok istiyoruz. Daha önce biz dilekçe de verdik ama şey kabul görmedi. Kendi merdivenimizle getiriyoruz. Burada arkadaşlar serinlesin, girsin istiyoruz. Bu Boğaz’ın güzelliğinden faydalanmak istiyoruz. Çok eğlenceli, çok güzel. Böyle gördüğünüz gibi merdivenimizi kendimiz getiriyoruz. Motorla getiriyorum ben bu merdiveni. Zorlanıyoruz da. Yetkililerden bir an önce merdiven istiyoruz. Çok mutlu oluruz" dedi. "Kadın kenarda otururken bir anda denize atladı" Sahilde balık tutan Ali Efe Koçhan, kadının oturduğu sırada denize atladığını ileri sürerek, "Bizim akli dengesinin yerinde olmadığını düşündüğümüz bir kadın kenarda otururken bir anda denize atladı. Normal yüzerken iskele kenarına geldiğinde bir anda bağırmaya başladı ’yardım edin yardım edin’ diye. Suda bir panik atak geçirdi galiba. İnsanlar yanına atladığında bayılmaya başladı. Sahil güvenlik geldi. Sahil güvenlik kadını çıkarırken bayağı zorlandılar çünkü kadın aslında çıkmak istemiyor gibi bir şeydi. Ondan sonra polis gelince çıkmak zorunda kaldı. Ambulansa geçtiler, durumunun iyi olduğunu söylediler. Burada benim bildiğim denize girilmiyor aslında ama işte girenler olduğu için buraya merdiven de koymaları gerekiyor" diye konuştu. İbrahim Akçay ise, kadının kurtarıldığını söyleyerek, "Ben geldiğimde burada yüzen arkadaşlar vardı. Tam kıyıda üç kişi tutmuşlardı. Polis geçiyordu buradan, yanaştılar, ıslık çaldılar, seslendiler, geldi. Sonra kadını tekneye aldılar. Ambulans geldi, polisler geldi, götürdüler. Ama kendisi atladığını söylediler. Ben geldiğimde suyun içinde kurtarmaya çalışıyorlardı. Üç kişi kurtardılar, aldılar ama durumunun ne olduğunu bilmiyorum" şeklinde konuştu.
Düzce Kurban ibadetinde "22 derece" detayı eziyeti ortadan kaldırıyor Kültür ve Turizm Bakanlığı Sanatçısı ve UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı Servet Altınışık, kurban kesiminde muhtemel iş kazalarının önüne geçmek ve hayvanın acı çekmesini engellemek için kullanılacak bıçağın orta toklukta olması ve "22 derece ve üzerinde" açıyla profesyonellerce bilenmesi gerektiğini belirtti. Düzce’de yaşayan bıçak sanatçısı Servet Altınışık, kurban kesiminde hayati önem taşıyan bıçak seçimi ve bileme tekniklerine ilişkin uyarılarda bulundu. Mesleğinde 17 yılı geride bırakan usta Altınışık, kurban kesiminin son derece ciddi bir iş olduğuna dikkati çekerek, iyi bir bıçağın sadece keskinliğiyle değil, ergonomisi ve çelik yapısıyla da kasabın en büyük yardımcısı olduğunu vurguladı. Altınışık, hayvanın acı çektirilmeden bir veya iki hamlede kesilebilmesi için bıçağın yüksek performansa sahip olması gerektiğinin altını çizerek, "Kurban bıçağı dediğimiz zaman belli bir esneklik kabiliyetine sahip ve iyi bir ustanın elinden çıkmış olması gerekiyor. Birkaç yüz kiloluk hayvanlar kesiliyor. Bıçağa uygun bir çelik seçilmiş olması ve hissiyatının yüksek olması şart" dedi. "Orta toklukta bir sertliğe sahip olması gerekiyor" Bıçak seçiminde ergonomi ve çelik sertliği dengesine dikkati çeken Altınışık, şu tavsiyelerde bulundu: "Hissiyatının yüksek ve bıçak kabzasının kasabın eline uygun olması gerekiyor. Kurban kesecek birisi bıçağı eline almalı ve kabza eline oturuyor mu, rahatsız eden noktası var mı bakmalı çünkü o bıçakla uzun süre çalışılacak. Burada ergonomi çok önemli. Çelik kısmına gelirsek; masat ve eğe ile bilenip tekrar çalışılabilmesi için orta toklukta bir sertliğe sahip olması gerekiyor. Ayrıca esneyebilmesi gerekiyor ki kırılganlık oluşmasın, kurban kesimi yarıda kalmasın." İş güvenliği için "22 derece ve üzeri" kuralı İş kazalarına mahal verilmemesi için bıçağın bileme açısının büyük önem taşıdığını vurgulayan Altınışık, vatandaşların bileme işlemlerini mutlaka profesyonellere bırakması gerektiğini belirtti. Arife günü dolayısıyla atölyesinde yoğun bir mesai harcayan Altınışık, bileme sürecinin inceliklerini şöyle anlattı: "Bileme açısının 22 derece ve üstünde olması gerekiyor ki, iş güvenliği açısından kazaya mahal verilmesin. Biz bıçak ustaları atölye ortamında bıçaklarımızın ağız kısmında 22 derece ve üzerinde bir biley hattı oluşturuyoruz. Sonrasında keçe kısmı var. Orada bıçağın ağzındaki çapakları temizliyoruz. Sonrasında da ’yağ taşı’ dediğimiz işlemle jilet keskinliğine ulaşırız. Bu şartlar atölye şartlarıdır. Vatandaşlar evlerinde bu teknik şartlara ulaşamayacağı için işi riske atmayıp mutlaka bir bileyiciden yardım almalıdır."
Erzurum Bakan Tekin’den Özgür Özel’e: "3-5 tane partiliyi, yol arkadaşını ikna edemeyen bir genel başkan, bütün bu süreçten Cumhurbaşkanımızı sorumlu tutmaya çalışıyor" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Erzurum’da yaptığı açıklamada, "3-5 tane partiliyi, dava arkadaşını, yol arkadaşını ikna edemeyen bir genel başkan, bugün çıkmış bütün bu süreçten Cumhurbaşkanımızı sorumlu tutmaya çalışıyor. Bunun akılla, mantıkla izah edilebilir hiçbir tarafı yok" dedi. Kurban Bayramı tatilini geçirmek üzere memleketi Erzurum’a gelen Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, bayramlaşma programı öncesi AK Parti Erzurum İl Başkanlığını ziyaret etti. Parti il binasında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bakan Tekin, "Bugün 26 Mayıs. Türkiye’de demokratik siyaset üzerinde askeri darbelerin ilk örneği olan 27 Mayıs’ın yıl dönümü. Bu vesileyle Türkiye’de demokratik siyasetin güçlenmesine, hukuk devletinin, demokrasinin, insan haklarının güçlenmesine katkı veren herkese teşekkür ediyor, darbe sonrası demokrasi şehidi olarak verdiğimiz Menderes, Zorlu ve Polatkan’ı bir kez daha hayırla yad ediyorum. Mekanları cennet olsun. İnşallah ülkemizde demokrasinin üzerinde vesayet uygulayan yapılar ilanihaye sessiz kalırlar. Bir daha seslerini çıkaramazlar diyelim. Bu da bir tevafuk oldu bugün" dedi. "Bir elin parmakları kadar partiliyi yönetemeyenler" Bugüne kadar kendilerine karşı da darbeler yapıldığını ifade eden Bakan Tekin, "Bugüne kadar mensubu bulunduğumuz siyasi partiler kapatıldı. Bunların hepsini hukuk devleti sınırları içerisinde saygıyla karşıladık. Ama bugün içinde bulunduğumuz süreçte maalesef Cumhuriyet Halk Partisi’ni yönettiğini iddia eden ekipler kendi içlerindeki tartışmalı ortamı farklı şekilde lanse eden bir tavır içerisine girmiş durumdalar. Bununla alakalı çok detaylı bir analiz yapacak değilim. Erzurum’da birçok defa bu salonda; Cumhuriyet Halk Partisi’nin iyi yönetilmediğini, Cumhuriyet Halk Partisi’nin içerisinde yaşanan olayları Türk demokrasisi açısından, Türkiye’de hukuk devleti açısından gerçekten kötü kokular geldiğini sürekli söyledim. Hatta benzetmeler yaptım. Cumhuriyet Halk Partililerin içinde bulunduğu durumu analiz ederken, Tanju Okan’ın şarkısıyla ’Her şey bir rüya olsa, unutarak uyansam’ diye düşündüklerini söylemiştim. Bugün de geldiğimiz noktada kurultay sürecinden rahatsız olan bir elin parmakları kadar partiliyi yönetemeyen, onları ikna edemeyen onlar üzerinde saygınlık tesis edemeyen bir eski genel başkan olan biteni kendisi dışında aktörlere bağlayarak Başkanımıza dil uzatmaya kalkışıyor" diye konuştu. "Üç beş tane partiliyi, dava arkadaşını ikna edemedi" Daha önce de söz konusu durumu değerlendirirken, "Eğer bu durumdan şikayetçiyseniz durum çok net" ifadesini kullandığını söyleyen Bakan Tekin, "Şikayetçi olan yani kurultay esnasında delegelerin oyları üzerinde manipülasyon yapılan yapıldığı iddia edilen, ‘Benim oyuma benim siyasi tercihlerime müdahalede bulunuldu’ diyen Cumhuriyet Halk Partisi delegelerini çağırıp onları ikna etseydi, Özgür Özel onları ikna etmeyi becerebilseydi, yani bir elin parmakları kadar insan yönetebilseydi bugün konuştuğumuz şeylerin hiçbirisini konuşmuyor olacaktık. Üç beş tane partiliyi, dava arkadaşını, yol arkadaşını ikna edemeyen bir genel başkan, bugün çıkmış bütün bu süreçten Cumhurbaşkanımızı sorumlu tutmaya çalışıyor. Bunun akılla, mantıkla izah edilebilir hiçbir tarafı yok. Bu olayın hiçbir yerinde AK Partili ya da Cumhur İttifakı’na mensup siyasi aktörler yok. Biz de sadece şurasındayız. Türkiye’de demokrasinin bu türden oyların, delege oylarının parayla satın alındığı bir süreçle anılmasından bir ana muhalefet partisinin bu pozisyona düşmesinden demokrasi anlatan, insan hakları, siyaset bilimi çalışan bir akademisyen olarak rahatsızım, üzgünüm. Keşke bunlar yaşanmasaydı diye düşünüyorum" şeklinde konuştu.