POLİTİKA - 23 Kasım 2025 Pazar 11:43

AK Partili Saygılı, İZBAN tartışması üzerinden CHP’li Güç’e yüklendi

A
A
A
AK Partili Saygılı, İZBAN tartışması üzerinden CHP’li Güç’e yüklendi

AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, İZBAN’ın mali durumu ve işletmesine dair eleştiriler yönelten CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç’e yönelik sert bir açıklama yaparak, Güç’ün veri manipülasyonu yaptığını ve sosyal devlet anlayışını idrak edemediğini öne sürdü. Saygılı, açıklamasında toplu taşımanın ticari bir işletme değil, sosyal devletin bir gereği olduğunu vurgulayarak, "İZBAN ticarethane değil, sosyal devletin gereğidir! Dünyanın hangi gelişmiş ülkesinde toplu taşıma bakkal defteri hesabı ile yönetiliyor? Bu sistemler, yalnızca bilet geliriyle ayakta duran ticari yapılar değildir. Sübvanse edilmesi bir tercih değil, zorunluluktur. Sizin bu mantığınızla ESHOT’u nereye koyacağız? Her yıl milyarlarca lira zarar ediyor ama biz hiçbir zaman bunu siyasete malzeme yapmadık. İzmirli daha uygun ulaşım kullansın diye tüm ESHOT bütçelerine oy birliğiyle destek verdik" dedi.


AK Parti İl Başkanı Bilal Saygılı, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kendi bünyesindeki ESHOT’u örnek göstererek, her yıl milyarlarca lira zarar eden ESHOT bütçelerine siyaset yapmadan destek verdiklerini belirtti. CHP İl Başkanı Çağatay Güç’ün İZBAN üzerinden yaptığı açıklamalara yanıt veren Saygılı, "Sayın Çağatay Güç, dersinize hiç çalışmamışsınız! Görünen o ki; önünüze konulan verilerin manipülatif bir algı operasyonundan ibaret olduğunu ayırt edemeyecek kadar tecrübe edinemeden İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden siyasete giriş yaptınız! İZBAN ticarethane değil, sosyal devletin gereğidir! Dünyanın hangi gelişmiş ülkesinde toplu taşıma bakkal defteri hesabı ile yönetiliyor? Bu sistemler, yalnızca bilet geliriyle ayakta duran ticari yapılar değildir. Sosyal devlet anlayışının bir gereği olarak sübvanse edilmesi bir tercih değil, zorunluluktur. Halka ucuz ulaşım sunmanın bedeli budur. Büyüksehir de çalışmanıza rağmen, bunu idrak edememenize hangi kefeye koysak bilemedik. Sizin bu mantığınızla ESHOT’u nereye koyacağız? Her yıl milyarlarca lira zarar ediyor ama biz hiçbir zaman bunu siyasete malzeme yapmadık. İzmirli daha uygun ulaşım kullansın diye tüm ESHOT bütçelerine oy birliğiyle destek verdik. Büyükşehir bütçesinden milyarlarca TL’lik aktarımı da yine biz onayladık. O yüzden size tavsiyemiz: Önce dersinize çalışın, sonra çıkıp konuşun" açıklamasında bulundu



"Dün sahiplendiğiniz projeye bugün ’yönetemiyorum, istemiyorum’ demek, sizin zihniyetinizin acziyetinin itirafıdır"


İZBAN projesinin geçmişte İzBB tarafından sahiplenilmesine rağmen, bugün eleştirilmesini acziyet olarak değerlendiren Saygılı, "Hafızamızı tazeleyelim; "bu projenin fikir babası da, uygulayıcısı da, anası da babası da İzBB’dir" diye caka satan sizin Belediye Başkanınız değil miydi, ne oldu? Dün sahiplendiğiniz projeye bugün "yönetemiyorum, istemiyorum" demek, sizin zihniyetinizin acziyetinin itirafıdır! İzmir halkına kazandırılan, Türkiye’de eşi benzeri olmayan bu proje, devletin desteğiyle ayakta durmaktadır. Hazine ve Maliye Bakanlığı, hat kirası ve enerji zamlarını enflasyonun altında tutmuş; kiraya yüzde 24 artış yaparken enerji birim fiyatına dokunmamıştır. Siz ise kalkmış, sadece bilet geliriyle maliyet kıyaslayıp İzmirliyi kandırmaya çalışıyorsunuz" dedi.



"Zararın sebebi TCDD değil, personel giderleri ve yönetim"


Çağatay Güç’ün maliyet kıyaslamalarını İzmirliyi kandırmaya çalışmak olarak nitelendiren Saygılı, sözlerini şu ifadelerle sonlandırdı" 2025 verileri ortada: İşletme giderlerinin sadece yüzde 20’si hat kirasıdır. Yüzde 60 ise personel giderleridir! Daha iyi anlamanız için söyleyelim, İZBAN gelirinin yüzde 113’ü personele gidiyor. Yani kazanılan her 100 TL, maaşları bile ödemeye yetmiyor, üzerine borçlanılıyor. Batışın sebebi TCDD değil, sizin yönetilemeyen sermaye artışlarına katılmamanız, tren kredi borçlarını ödememenizdir. "Devlet neden kira alıyor?" diye sormak, devlet yönetiminden bihaber olmaktır. Açın 6461 sayılı kanunu okuyun! Her tren geçişi rayı aşındırır, bakım maliyeti doğurur. Tıpkı otoyol ücreti gibi, bakım parasını ödemek zorundasınız. Devletin kendi şirketi TCDD taşımacılık da aynı parayı ödüyor. İZBAN koridorundaki hatların yüzde 70’ini İZBAN, yüzde 30’nu yük ana hat ve bölgesel trenler kullanmakta. 2011’de hat ve enerji giderinin payı yüzde 71 iken, bugün (2024-2025) bu oran yüzde 38-41 bandına gerilemiştir. Devlet payını düşürmüş, siz ise hala algı peşindesiniz. Bir de çıkmış ’halk taşıt sübvansiyonunu bakanlık ödesin’ diyorsunuz. ’Halk taşıt’ uygulamasını 2019’da başlatan sizin belediyeniz değil mi? Kendi siyasi şovunuz için başlattığınız uygulama yüzünden bugüne kadar İZBAN’ın kasasına tek bir kuruşun girmediğini en iyi sizin bilmeniz lazım. Kendi vaadinizin faturasını devlete kesmeye çalışmak kurnazlıktır."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzincan Erzincan’da kene sezonu açıldı Havaların ısınmasıyla birlikte kenelerde çıkmaya başladı. Kene ısırması sonucu meydana gelebilecek Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığının insan sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiğini belirtilerek vatandaşlar uyarıldı. Erzincan’da kene ısırması sonucu 1 kişi hastanede tedavi altına alındı. Erzincan’da her yıl Toplum Sağlığı Merkezi personelleri tarafından, köylerde yaşayan vatandaşlara Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı hakkında eğitim verilerek, bilgilendirmeler yapılıyor. Sağlık ekipleri "Keneyi hafife almayın tedbiri elden bırakmayın" sloganıyla uyarılarda bulunarak şu bilgilere yer verdi: "Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi, keneler tarafından taşınan Bunyaviridae ailesine bağlı Nairovirüs grubuna ait bir virüsle oluşan ateş, halsizlik, iştahsızlık, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma, ishal ve ağır vakalarda kanama gibi bulgular ile seyrederek ölümlere neden olabilen zoonotik (hayvanlardan insanlara bulaşan) karakterli bir enfeksiyon hastalığıdır. KKKA ilk olarak 12. yüzyılda Tacikistan’da tanımlanmıştır. Hastalık, keneler tarafından insanlara tutunmasını takiben idrarda, tükürükte, rektumda ve abdominal kavitede kan görülmesi ve vücutta yaygın kanamalarla tarif edilmiştir. 1944-45 yıllarında Rusya’nın Kırım bölgesindeki Batı Kırım steplerinde çoğunlukla ürün toplamaya yardım eden Sovyet askerleri arasında görülmüştür. Hastalığa Kırım Hemorajik Ateşi adı verilmiştir. 1956 yılında Zaire’de de ateşli bir hastadan Kongo virüsü tespit edilmiştir. 1969 ise Kongo virüs ve Kırım hemorajik ateşi virüslerinin aynı virüs olduğu belirlenmiş ve Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi olarak hastalık yeniden adlandırılmıştır. Hastalık ülkemizde ilk olarak 2002 yılında dikkatleri çekmiş ve 2003 yılında kesin tanısı konmuştur. KKKA vakaları, hastalığın başlıca bulaştırıcısı olan kenelerin aktifleştiği dönemden başlayarak ülkemizde bahar ve yaz aylarında görülmektedir. Hastalık ülkemizde bulaştırıcısı kene türünün yaşam alanlarıyla uyumlu bir şekilde görülmektedir. İlk kez Tokat ili ve civarında dikkatleri çeken Kırım Kongo Kanamalı Ateşi vakaları çoğunlukla İç Anadolu’nun kuzeyi, Orta Karadeniz ve Doğu Anadolu’nun kuzeyinde yoğunlaşmaktadır. Etken Bunyaviridae ailesinden Nairovirus grubundan tek sarmallı RNA virüsü olan Crimean-Congo haemorrhagic fever virüsüdür. Hastalık ülkemizde başlıca hastalık etkenini taşıyan kenenin tutunması veya bununla temas sonucunda bulaşmaktadır. Ülkemizde hastalığın bulaştırıcısı asıl kene türü Hyalomma marginatum’dur. Bunun yanı sıra hastalık viremik dönemdeki hayvanların veya hasta kişilerin kan, doku, vücut çıkartılarına korunmasız temas sonucunda da bulaşabilmektedir. İnkübasyon süresi kene tutunmasından sonra genellikle 1-3 gün, en fazla 9 gün olabilmektedir. Enfekte kan, vücut sıvısı ve diğer dokularla temas sonrasında 5-6 gün; en fazla ise 13 gün olabilmektedir. Hastalığın tedavisinin esasını destek tedavisi seçenekleri oluşturmaktadır. Bu gün için hastalıktan korunmaya yönelik etkinliği kanıtlanmış bir aşı veya etkene spesifik bir ilaç bulunmamaktadır. Ülkemizde hastalığa karşı aşı geliştirme çalışmaları devam etmektedir. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığının kontrolüne yönelik çalışmalar Bakanlığımız tarafından bir program dâhilinde yürütülmektedir. Kişisel korunma önlemlerinin alınması hastalığın kontrolü için ön planda olduğundan Bakanlığımızca vatandaşlarımızın hastalık ve korunma önlemleri konusunda bilgilendirilmesi ve toplumda farkındalık oluşturulması çalışmaları yoğun bir şekilde yürütülmektedir. Ülkemizde KKKA bahar aylarında görülmeye başlamakta olup yaklaşık %4-5 fatalite hızıyla seyretmektedir. Yıllar itibariyle vaka görülme durumlarına bakıldığında artış ve azalış eğilimlerinden bahsedilebilmekte olup en yüksek vaka 2009 yılında 1318 vaka olarak gerçekleşmiştir. Her ne kadar 2017 yılında 343 KKKA vakası tespit edilmiş olsa da ülkemizde hala önemini korumaktadır. Kırım Kongo Kanamalı Ateşinden korunmak için; Tarla, bağ, bahçe, orman ve piknik alanları gibi kene yönünden riskli alanlara gidilirken, kenelerin vücuda girmesini engellemek maksadıyla mümkün olduğu kadar vücudu örten giysiler giyilmeli, pantolon paçaları çorapların içerisine sokulmalı ve ayrıca kenelerin elbise üzerinde rahat görülebilmesi için açık renkli kıyafetler tercih edilmelidir. Kene yönünden riskli alanlardan dönüldüğünde kişi kendisinin ve çocuklarının vücudunda (kulak arkası, koltuk altları, kasıklar ve diz arkası dâhil) kene olup olmadığını kontrol etmeli, kene tutunmuş ise hiç vakit kaybetmeden çıplak el ile dokunmamak şartıyla vücuda tutunduğu en yakın yerden tutarak uygun bir malzeme ile (bez, naylon poşet, eldiven gibi) çıkarmalıdır. Kişi keneyi kendisi çıkaramadığı durumlarda en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Kene ne kadar erken çıkarılırsa hastalığın bulaşma riskinin de o kadar azalacağı unutulmamalıdır. Hastalık hayvanlarda belirti göstermeden seyrettiğinden hastalığın sık olarak görüldüğü bölgelerde bulunan hayvanlar sağlıklı görünse bile hastalığı bulaştırabilirler. Bu sebeple hayvanların kanlarına, vücut sıvılarına veya dokularına çıplak el ile temas edilmemelidir. Hastalığa yakalanan kişilerin kan, vücut sıvıları ve çıkartıları ile hastalık bulaşabildiğinden, hasta ile temas eden kişiler gerekli korunma önlemlerini (eldiven, önlük, maske v.b.) almalıdır. Kene tutunan kişiler, kendilerini 10 gün süreyle halsizlik, iştahsızlık, ateş, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma veya ishal gibi belirtiler yönünden izlemeli ve bu belirtilerden bir veya bir kaçının ortaya çıkması halinde derhal en yakın sağlık kuruluşuna müracaat etmelidirler. Hastalığa sebep olan mikrobun taşıyıcısı, saklayıcısı ve bulaştırıcısı olan keneler uçmayan, zıplamayan, yerden yürüyerek vücuda tırmanan eklem bacaklı hayvanlardır. Vücuda tutunan veya hayvanların üzerinde bulunan keneler kesinlikle çıplak el ile öldürülmemeli ve patlatılmamalıdır. Keneler üzerine sigara basmak, kolonya, gaz yağı gibi maddeler dökmek kenenin kasılmasına sebep olarak vücut içeriğini kan emdiği kişiye aktarmasına sebep olacağı için yapılmamalıdır."