POLİTİKA - 18 Nisan 2026 Cumartesi 17:13

Başkan Tugay: "Bu şehrin başını öne eğdirmeyeceğiz"

A
A
A
Başkan Tugay: "Bu şehrin başını öne eğdirmeyeceğiz"

İzmir Büyükşehir Belediyesi ve ESHOT Genel Müdürlüğü’nün 2025 yılı faaliyet raporları, nisan ayı olağan meclis toplantısında oy çokluğu ile kabul edildi. Tartışmaların yaşandığı meclis oturumunda konuşan Başkan Tugay, İzmir’in merkezi bütçeden aldığı payın düşük olduğunu savundu, TOKİ’nin Karşıyaka’daki satışına tepki gösterdi. Tugay, "Biz bu şehrin başını öne eğdirmeyeceğiz" dedi.


İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin nisan ayı olağan meclis toplantısının üçüncü birleşimi İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay yönetiminde gerçekleştirildi. Meclis oturumunda İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ve ESHOT Genel Müdürlüğü’nün faaliyet raporları görüşüldü. Yaklaşık 6 saat süren meclis oturumunun ardından iki faaliyet raporu da oy çokluğu ile kabul edildi. Meclis oturumunda, siyasi partilerin meclis üyeleri İzmir Büyükşehir Belediyesi ve ESHOT’un 2025 yılı faaliyet raporu hakkında konuşma yaptı. Meclis oturumunda konuşmalar sırasında protestolar yaşandı. AK Partili meclis üyelerinin Başkan Tugay’a yönelik açıklamalarının ardından meclis oturumunda kısa süreli arbede yaşandı. Eleştirilere yanıt vermek üzere Başkan Tugay’ın kürsüye gelmesinin ardından AK Parti grubu meclis oturumunu terk etti.



"Bizim muhatabımız İzmir halkıdır"


Başkan Cemil Tugay, "Biz bu tabloya daha önceki görüşmelerden alışığız. Maalesef bazı AK Partili meclis üyeleri insanların kabul edemeyeceği kötü sözler ederek, insanların adeta onuruyla oynayacak ifadeler kullanarak, işi tahammül edilemeyecek noktaya getiriyorlar. Bunu bilinçli yapan birkaç kişi var. Ancak bizim muhatabımız İzmir halkıdır" dedi.



"Yalan söylemekten utanmayan insanlar var"


Çiğli Atıksu Artıma Tesisi’nde yaşamını yitiren personel üzerinden söylenen ifadelere ilişkin konuşan Başkan Tugay, "Alalen yalan söylemekten utanmayan insanlar var. Aile hassas durumda, onları üzmememiz lazım. Konu hem adli hem de idari soruşturma altında. Bir yalan söyleniyor dedim. Vinci aile çağırdı, o vincin parasını İZSU ödemedi deniyor dedim. Bunları söyledikten sonra İzmir’in milletvekili olan ama maalesef çok kötü huyları olan kişi, yanına kameraları alarak bu insanların evine gidiyor. Ondan sonra benim buradaki konuşmamdan bir cümleyi insanlara dinletiyor. Vincin parasını aile ödemedi cümlesini dinletiyorlar. Aile de hayır biz ödedik diyor. Sonra bir fatura çıkıyor ortaya. Bu parayı MHP ilçe başkan yardımcısı ödemiş. Arkasından sizin milletvekiliniz bizi suçladığında biz neden o faturayı o ilçe başkan yardımcısının ödediğini anlıyoruz. Milletvekiliniz o insanların duygularını istismar ediyor. Biz o insanların üzüntüsünü ilk andan beri paylaşıyoruz. Sanki ben aileyi parayı ödememekle suçluyormuşum gibi yansıtıyorlar. Bize bu iftiraları atarken onurumuz inciniyor. Bunlar nasıl insanlar, nasıl vicdansızlık... Buna tepki göstereceğiz, çünkü insanız. İftira atacaksınız, saygısızlık yapacaksınız, ondan sonra tepki göstermeyin diyeceksiniz. Bu memleketi mahvettiniz" şeklinde konuştu.



"İzmir öyle ayaklar altına alınıp paspas edilecek bir şehir değil"


İzmir’in "ayaklar altına alınıp paspas edilecek bir şehir olmadığını" ifade eden Tugay, "İzmir halkının iradesine kimse bu kadar saygısızlık yapamaz. 12 bin kilometrekareden fazla bir alanda, 30 ilçede, 1296 mahallede binlerce kilometrelik yolu olan bir şehirden bahsediyoruz. Bu şehir bu sene aşırı yağışlarla kaç tane afete maruz kaldı? Şehrimizin altyapı sorunları tabii ki var. Türkiye’de hangi şehrin altyapı sorunu yok? AK Partili şehirleri su basmadı mı? Tabii ki sorun var. Bunun için gece gündüz bütün mahallelerde çalışmıyor muyuz? Bu şehrin her köşesine gittik. Biz bu ülkenin bir parçasıyız" ifadelerini kullandı.



"Kur farkından oluşan yük 7 milyar 800 milyon lira"


İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan kesintilere ve artan yüküne rağmen hiçbir kredisinin onaylanmamasına tepki gösteren Başkan Tugay, "Biz bu dönem yurt dışından hiçbir kredi alamadık. En az iki yıldır bekleyen krediler var. Geçmişte krediler alınmıştı, bugün ödemesini yapıyoruz. Geçmiş dönemde alınan kredilerden dolayı geçen yılda oluşan kur farkı 7 milyar 800 milyon lira. Bu kur farkına bu ülkeyi yönetenler sebep olmadı mı? Belediyeler halka hizmet eden kurumlar, destek olun diyoruz. Elimizdeki kaynakları kes, kredileri onaylama, yapman gereken işleri yapma, sorumlulukları reddet, bizi burada sorunlar içinde boğ, biz cansiperhane hizmet edelim. Ondan sonra diyin ki belediyeler çalışmıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarihinde en çok borç ödemiş belediyedir" ifadelerini kullandı.



"İzmir 77’inci sırada"


İzmir’de merkezi hükümet tarafından yapılması beklenen ve seçim döneminde AK Parti tarafından İzmirlilere vaat eden çevreyolu gibi yatırımları hatırlatan Başkan Tugay, "İzmir’den toplanan vergilerin sadece yüzde 3,45’i İzmir’e yatırım olarak dönmüş. Türkiye’de toplanan vergiyle yatırım oranı açısından İzmir 77’nci sırada. Bu İzmir’e düşmanlık değil de nedir? Belediyeyi suçlamaktan başka işleri yok" diye konuştu.



"Bu devlet kurumları ne zaman sorumluluk alacak"


Kamuoyunda yapılan eleştirilere rağmen İzmir halkının sahada İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı çalışmaların farkında olduğunu ifade eden Başkan Tugay, "Halk bunların farkında, bizi sahada görüyor. Yangın oluyor oradayız, sel oluyor oradayız. DSİ Kınık’ta sorumluluğunda olan ve çöken köprüyü yapmıyor, ben arkadaşlarımıza yapın dedim. Biz ne zaman işin sorumluluğunu üstümüzden attık? Körfez’i temizleme sorumluluğu bizde değil ama biz temizliyoruz. Biz bu devletin her kurumuna yardımcı olmak için her yere koşturuyoruz. Bana bir tane devlet kurumu göstersinler. Biz ne zaman zorluk çıkardık, hangi devlet kurumunun işine engel olduk? Yapmadık, yapmayız. Çünkü biz bu memleketin evladıyız" diye konuştu.



"Nerede iyilik, nerede vicdan, hani hizmet"


Başkan Tugay, "Ben Allah’ın kuluyum. Ben Allah’tan korkuyorum ve yalan söyleyemiyorum. Devletin bütün imkanları elinizde, ne yapıyorsunuz? Bir telefonla istediğinizi yaptırıyorsunuz, ama o telefonla aynı şekilde yapılan işe de engel oluyorsunuz. Olmayacaksınız. Buna hakkınız yok. Bizler sizin koyun sürüleriniz değiliz. Bu insanlar bu ülkenin vatandaşı. İzmir’e verdiğiniz her kuruş, bu şehrin halkının ödediği vergilerdir" ifadelerini kullandı.



"Ulaşımda en ucuz şehir"


ESHOT’un faaliyet raporu hakkında konuşan Başkan Tugay, "ESHOT için bizim aylık sübvansiyonumuz 1 milyar lira. 90 dakika uygulamasıyla 2 milyar lira insanların cebinde kaldı. İzmir, ulaşımda en ucuz hizmeti veren şehirdir. Zam yapmış halimizle en düşük bilet fiyatına sahibiz. İnsafı olan bu otobüslerin yakıtından ÖTV almayalım der" dedi.



"TOKİ belediye hizmet alanını kime niye sattı"


Kamuoyuna soru soran Başkan Tugay, "Dün Karşıyaka’da TOKİ belediye hizmet alanı sattı. Belediye hizmet alanını kim niye alsın? TOKİ tarihinde ilk defa alımda öncelik verdiği bir şartnameyle çıktı ihaleye. Dedi ki burada hissesi olana alımda öncelik veriyoruz dedi. Arkadaşlarıma belediye hizmet alanı olduğu için ihaleye girmelerini söyledim. Gittiler, hissemiz olmadığı için ihaleye giremediler. Başka kimse de giremedi. Orayı satışa çıktığı fiyattan, metrekaresi 45 bin liradan sadece bir kişi alabildi. TOKİ öyle bir ihale yaptı ki başka kimse alamaz o binayı. Yapılan şeytanlığa nutkum tutuldu. Meğerse bir buçuk ay önce 94 metrekarelik hazine hissesini birilerine satmışlar, ondan sonra satışı sadece onun alacağı şekilde planlamışlar. Biz buna dava açacağız. Biz bu halkın bir parçasıyız. Buraya çalışmak için geldik. Bu halkın hakkını aramak için geldik. Onun için bize hakaret edilmesini içerliyoruz. Biz bu şehrin başını öne eğdirmeyeceğiz" şeklinde konuştu.



Büyükşehir bütçesi 77, 8 milyar lira


İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 2025 yılı çalışma döneminde toplam bütçe, 77,8 milyar TL olarak gerçekleştirildi. Bu bütçenin 16, 2 milyar lirası yatırımlara ayrıldı. 5 stratejik alanda 161 faaliyet ve 245 performans hedefi yürütüldü. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarından alınan yüksek notlar, İzmir’in finansal piyasalardaki gücünü ve bütçe esnekliğini bir kez daha kanıtladı. Yüksek enflasyona rağmen sergilenen dirençli duruş, belediyenin şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleriyle birleşerek verimli projelerin önünü açtı. En son 2016 yılında Moodys’ten alınan AAA derecelendirme notu yeniden kazanıldı.


Bütçenin yüzde 36’sına tekabül eden 17,2 milyar liralık pay Buca Metrosu, Buca Onat Tüneli, yol yapım ve asfalt çalışmalarına ayrıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin hizmet kalitesini artıran çok sayıda yapı kente kazandırıldı. Sosyal belediyecilik vizyonu doğrultusunda ihtiyaç sahiplerine yönelik 291 milyon 131 bin TL sosyal yardım yapıldı. Emeklilere, öğrencilere ve çocuklara binlerce kalem destekler ulaştırıldı. Dirençli kent ve yeşil İzmir hedefi doğrultusunda Karşıyaka’da 22 bin 767 yapıyı kapsayan yapı envanteri çalışması sürdürüldü; kentsel dönüşüm projeleri büyük hız kazandı. Çevreci yatırımlar kapsamında ise 781 bin metrekareden fazla yeşil alan kente kazandırıldı. "Tek Sağlık" politikasıyla 15 binden fazla sokak hayvanı kısırlaştırıldı ve 97 bin sahipsiz hayvan tedavi edildi.



ESHOT’un hat sayısı 448’e, hizmet alanı bin 311 kilometrekareye ulaştı


ESHOT Genel Müdürlüğü 2025 yılında ekonomik dalgalanmalara rağmen hizmet ağını genişletmeyi sürdürdü. 2025 yılı boyunca 28 yeni hat açıldı, 179 hattın güzergâhı güncellendi, 581 yeni durak hizmete alındı. Toplam hat sayısı 448’e, hizmet alanı bin 311 kilometrekareye ulaştı. 1731 otobüs ve 12 bini aşkın durak ile ESHOT, yüzde 45 biniş payıyla liderliğini korurken, İZTAŞIT dahil edildiğinde bu oran yüzde 51’e yükseldi.


Başkan Tugay’ın göreve geldiği günden bugüne 125 yeni otobüs hizmete alındı; 95 otobüs tamamen yenilenerek tekrar kullanıma kazandırıldı. Veri temelli bakım ve kontrol süreçleri sayesinde arıza oranı yüzde 15,95’ten yüzde 10,29’a gerileyerek önemli bir başarı elde edildi. Toplu ulaşımda sosyal destek politikaları 2025 yılında da sürdürüldü. Bir binişin maliyeti 61,73 liraya yükselirken, yolcudan elde edilen ortalama gelir 11,27 lirada kaldı. Aradaki farkın büyük bölümü belediye tarafından sübvanse edildi ESHOT’a sağlanan toplam destek 12,7 milyar liraya ulaştı.


90 dakika Ücretsiz Aktarma Sistemi ile 87 milyon aktarma gerçekleştirildi; yaklaşık 2 milyar lira İzmirlinin cebinde kaldı Genç İzmirim Kart başta olmak üzere sosyal tarifelerle her 10 binişin yaklaşık 6’sı ücretsiz ya da indirimli olarak yapıldı.


ESHOT’un atölye üretimi ve geri kazanım çalışmaları sayesinde, 132 milyon TL tasarruf sağlandı. Telemetri sistemiyle 192 bin litre yakıt tasarrufu elde edildi. Bu tasarruf, yaklaşık 11 otobüs maliyetine denk bir katkı oluşturdu. "Eşitliğe Sür" projesi kapsamında, kadın şoför sayısı 290’a ulaştı. Kadın sürücü oranı yüzde 11’e çıkarak dünya ortalamasının iki katına yükseldi. 80 milyon Euro finansman desteği öngörülen ve 400 otobüsü kapsayan Dinamik Şarjlı Elektrikli Otobüs Projesi için Hazine ve Maliye Bakanlığı onayı bekleniyor.



Başkan Tugay: "Bu şehrin başını öne eğdirmeyeceğiz"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Trendyol Süper Lig: Gençlerbirliği: 1 - Galatasaray: 2 (Maç sonucu) Trendyol Süper Lig’in 30. haftasında Galatasaray deplasmanda karşılaştığı Gençlerbirliği’ni 2-1 mağlup oldu. Maçtan dakikalar (İkinci yarı) 59. dakikada Sara’nın kullandığı köşe vuruşunda ceza sahası içinde Abdülkerim’in kafa vuruşunda meşin yuvarlak kalenin üzerinden dışarıya gitti. 61. dakikada Sallai’nin ceza sahası içi sağ tarafından ortasında kale önünde bulunan Sane’nin vuruşuna meşin yuvarlak üst direğe çarpıp ağlara gitti. VAR’ın uyarısıyla pozisyonu izleyen hakem Batuhan Kolak, ofsayt gerekçesiyle golü iptal etti. 66. dakikada Metehan’ın sol kanattan ortasında Koita topu takip etti ve pasını Traore’ye aktardı. Traore’nin pasında penaltı noktasında buluşan Niang, düzgün vuruşla meşin yuvarlağı ağlara gönderdi. 1-2 80. dakikada Lang’ın sol kanattan ortasında arka tarafta kaleci Velho topu tokatladı. Ceza sahasında yaşanan karambolde Torreira’nın sol çaprazdan vole vuruşunda meşin yuvarlak az farkla dışarı çıktı. 85. dakikada Lang’ın sol kanattan pasında ceza sahası içi sağ tarafında topla buluşan Yunus’un vuruşunda meşin yuvarlak kalenin üzerinden dışarıya gitti. Stat: Eryaman Hakemler: Batuhan Kolak, Furkan Ürün, Osman Gökhan Bilir Gençlerbirliği: Ricardo Velho, Thalisson Kelven, Dimitrios Goutas, Zan Zuzek, Matej Hanousek, Dele Bashiru, Oğulcan Ülgün (Metehan Mimaroğlu dk. 46), Göktan Gürpüz (Adama Traore dk. 46), Franco Tongya (Samed Onur dk. 87), Sekou Koita (Cihan Çanak dk. 82), Mbaya Niang Yedekler: Erhan Erentürk, Arda Çağan Çelik, Dal Varesanovic, Ensar Kemaloğlu, Abdurrahim Dursun, Fıratcan Üzüm Teknik Direktör: Volkan Demirel Galatasaray: Uğurcan Çakır, Roland Sallai (Sacha Boey dk. 65), Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Ismail Jakobs, Lucas Torreira (Kaan Ayhan dk. 87), Gabriel Sara (Mario Lemina dk. 77), Leroy Sane, Yunus Akgün (Eren Elmalı dk. 87), Barış Alper Yılmaz, Mauro Icardi (Noa Lang dk. 78) Yedekler: Batuhan Şen, İlkay Gündoğan, Ahmed Kutucu, Renato Nhaga, Noa Lang, Wilfried Singo Teknik Direktör: Okan Buruk Goller: Mauro Icardi (dk. 2), Yunus Akgün (dk. 35) (Galatasaray), Mbaye Niang (dk. 66) (Gençlerbirliği) Sarı kartlar: Roland Sallai, Uğurcan Çakır (Galatasaray), Franco Tongya, Zan Zuzek (Gençlerbirliği)
Ankara Gülistan Doku dosyasında firari şüphelinin ağabeyi Silar Altaş’ın ifadesi ortaya çıktı Gülistan Doku dosyasında firari şüpheli Umut Altaş’ın ağabeyi Silar Altaş’ın ifadesi ortaya çıktı. Gülistan Doku dosyasında firari şüpheli Umut Altaş’ın ağabeyi Silar Altaş’ın savcıya verdiği ifade ortaya çıktı. Altaş ifadesinde, "Umut Tunceli’deyse, bu olay büyük ihtimalle onun 18 yaşına girdiği zamanlara denk geliyor. Şu an 24 yaşında, yani yaklaşık 5-6 yıl öncesinden bahsediyoruz. İlkay, ‘Ben bir kızla birlikte oldum, hamile kaldı’ demiş. Ben de Umut’un çok üstüne gittim, sürekli sorguladım. En sonunda ‘Umut, nedir bu mevzu?’ diye sordum. Bana sadece evet-hayır şeklinde cevaplar verdi. ‘Kız hamile mi kalmış?’ dedim, ‘Evet’ dedi. ‘Aldırmak istememiş mi?’ dedim, ‘Evet’ dedi. Hep kaçamak cevaplar veriyordu. Anlattığına göre Türkay, ‘Kız hamile kaldı, ben de kafasına sıktım’ demiş. Bu ‘kafasına sıktım’ ifadesini birkaç kez tekrar etti. Büyük ihtimalle tek bir mermi sıkmış. Türkay, olayı kısaca şöyle anlatıyormuş: ‘Birinin kafasına sıktım.’ Hatta silahı önceden başkalarına da gösterdiği söyleniyor. Türkay’ın silahı tabancaydı. Ben de o silahı gördüm sanırım. Onu bana arabada göstermişti. Arabası BMW 420’ydi, koyu mavi-siyah arası bir renkti. Silahı torpidoya koyuyordu. Arabayı Umut’a da veriyordu. Sürekli araçlarla geziyorlardı. Hatta çoğu zaman arabaları çalıp getiriyorlardı; yaptıkları şey genelde buydu. En ufak bir yalanım varsa Allah belamı versin" dedi. Mustafa Türkay Sonel’in "Birinin kafasına sıktım" dediği kişinin yüzde yüz Gülistan Doku olduğuna emin olduğunu ifade eden Altaş, "Bu kızın Gülistan olma ihtimali nedir diye sorarsanız, bence yüzde yüz. Ben de istiyorum ki, eğer kardeşimin bu işte en ufak bir dahli varsa, o da ortaya çıksın. Ona çok kızdım. ‘Sen ne yaptın Umut, öldürdün mü?’ dedim. O da bana şöyle dedi: ‘Abi, bana bunu anlattı. Ben korktum. Birini öldürmüş bir adamdan korktum. O yüzden sesimi çıkaramadım.’ Valinin kötü biri olduğunu düşündüğü için de korkmuş olabilir" diye konuştu. Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel ile kardeşi Umut Altaş arasında geçen konuşmalardan bahseden Silar Altaş, şunları kaydetti: "Umut’a dedim ki: ‘Bak, bu kadar şey olmuş, ortada bu kadar ciddi iddia var. Bu adam bu işin içindedir.’ Çünkü bazı şeylerin silindiğini, ortadan kaldırıldığını söylüyordu. Bir keresinde bana şunu anlattı: ‘İstanbul’daki evine gittim’ dedi. ‘Bir gün babası durduk yere geldi, beni alnımdan öptü. Halbuki normalde yüzüme bile bakmayan bir insan, gelip böyle davranınca dikkatimi çekti’ dedi. Babası vali. Umut’un, Türkay’ın İstanbul’daki evine gittiği bir zamanda bu olayın yaşandığını söyledi. Ya İstanbul’da ya da Tunceli’de karşılaşmışlar. Ben de Umut’un üzerine gittim. ‘Ne olduysa açık açık anlat. Babasıyla ilgili farklı bir durum var mı? Onun bir şeylerden haberi var mı?’ diye sürekli sordum. Aslında olayın Zeynal’ın üzerine kalacağı konuşuluyordu. Ama Zeynal geri dönünce, sanki yön başka birine çevrildi. Bize göre bunu yapabilecek, bu kadar şeyi saklayabilecek kişi belliydi." Altaş, "Umut’un bana anlattığına göre; Türkay, kız hamile kaldığı için kürtaj yaptırmak istemiş. Kız kabul etmeyince aralarında sorun çıkmış. Türkay da, bağlantılarından dolayı korktuğu için kızı vurmuş olabilir. Babasının vali olması da bu korkuyu artırmış olabilir. Çünkü Umut’un anlattığına göre Türkay her şeyden çekinen biriydi. Umut’a, ‘Bunu hiç sorgulamadın mı? Bu işin aslı nedir diye hiç üzerine gitmedin mi?’ diye sordum. ‘Abi, o sırada çok korktum’ dedi. Umut’un anlattığına göre Türkay, ‘Ben bir kızı vurdum. Hamile kaldı, aldırmak istemedi. Tartıştık’ demiş. Özellikle ‘kafasına sıktım’ ifadesini kullanmış. Umut da buna tepki göstermiş, aralarında kısa bir tartışma yaşanmış ama sonra konuyu kapatmışlar. Çünkü ‘Birini öldüren biri bana da zarar verebilir’ diye korkmuş. Umut’un konuşması gerektiğinin farkındayım. Daha sonra dayım geldi. ‘Savcılık ve Adalet Bakanlığı devrede, artık kimse bir şeyden korkmasın, ne biliyorsanız anlatın’ dedi. O noktadan sonra biz aile olarak korkmayı bıraktık" şeklinde konuştu. Vali Sonel’in korumaları hakkında bildiklerini aktaran Altaş, "Bu olaya birçok kişi dahil edilmiş. Olay büyük; öyle kolayca üstü örtülecek bir şey değil. Bunun farkındayız. Artık gerçekten korkmuyoruz, korku aşamasını geçtik. Çünkü mesele bizi de aşmış durumda. Bundan sonra bize ne olacaksa olsun. Sonuçta kızın ailesi aylardır, yıllardır büyük acı çekiyor. Olay artık sadece onların değil, çok daha büyük bir hale geldi. Benim şu an aklıma gelen tek isim ‘Sütlü Bey’. Onu da sadece vali koruması olduğu için biliyorum. Umut’la konuştuğumda ona şunu sordum: ‘Bu işe kimler karışmış olabilir, nasıl olmuş olabilir?’ Koruması var mı? Vardır, olabilir. Ama kimdir, nedir, bilmiyoruz. ‘Bu kızı kim götürdü, kim gömdü, kim sakladı? Nasıl oldu da bu kız aylardır kayıp?’ diye sordum. Umut da ‘Bilmiyorum abi’ dedi. ‘Koruma olabilir mi?’ dedim, ‘Olabilir’ dedi. Koruma olarak Şükrü ismini duydum. Erdoğan ismini de duydum. Bu kişiler; Umut, Türkay ve koruma, sürekli birlikte takılıyorlarmış. Hatta bir evleri olduğunu da duydum ama nerede olduğunu bilmiyorum. Sadece bir ev olduğundan bahsedildi" sözlerini söyledi. Umut’un telefonu ile görüşen kişinin Türkay Sonel olduğunu anlatan Altaş, "Ev kimin adına diye sorulduğunda; İlker, Uğurcan ve Ercan Ç. isimlerini duydum. Bunlar aynı arkadaş grubundaydı, birlikte vakit geçiriyorlardı. Daha sonra bir süre sonra yolları ayrılmış. Umut 19 yaşına geldiğinde, yani olaydan yaklaşık 1-2 yıl sonra araları açılmış. Mektup meselesini de şöyle anlattı: Mektubu Türkay götürüp bırakmış. Vali’nin oğlu olan Türkay’ın bunu yaptığı söyleniyor. Nereye bıraktığını tam bilmiyorum. Anladığım kadarıyla kızın ablasına bırakıldığı söyleniyor, en azından haberlerde bu şekilde geçiyor. Bu konuyu duyduğumda Umut’a çok sert tepki gösterdim. ‘Nasıl olur da telefonunu verirsin?’ dedim. O da ‘Ben değilim’ dedi. ‘Türkay konuşmuştur’ diye cevap verdi. ‘Neden telefonunu veriyorsun, ne konuşuldu bilmiyor musun?’ diye sordum. Zaten ne konuşulduğunu bilse ve anlatsa doğrudan hapse girecek bir durum olduğunu düşünüyorum" diye konuştu. Aile olarak Umut’a bu olayları sorduklarını vurgulayan Altaş, "Umut, olayın detaylarını tam bilmediğini söylüyor. Sadece Türkay’ın arabada kendisine ‘Birini vurdum’ dediğini aktarıyor. ‘Bir kız hamile kaldı, aldırmak istemedi, ben de vurdum’ şeklinde konuştuğunu söylüyor. Silahı getirip getirmediğini ya da gösterip göstermediğini ise net bilmiyor. Biz aile olarak Umut’u sorguladık. ‘Bu adamın kimlerle takıldığını bilmiyor musun? Bu kız ne zamandır kayıp, bunları hiç mi düşünmedin? Telefonunu vermişsin, bir yere gitmişsin, bırakmışsın’ diye üzerine gittik. Mektup konusunda da şunu anlattı: Türkay, Umut’u bir yere bırakmış ve ‘Git, bunu bırak’ demiş. Umut mektubu bırakıp geri dönmüş. Daha sonra Türkay gelip onu tekrar almış. Bu durumun Umut’un üzerine suç atmak için mi yapıldığı, yoksa neden böyle bir yol izlendiği net değil. Umut da aynı şeyi söyledi; mektupta da benzer şekilde yazdığını ifade etti" dedi.